Benim Çocukluğum 2

Benim Çocukluğum 2
O günlerden Ömerle pek görüşmez olmuştuk ve Ahmetle eskisi gibi daha sık görüşüyorduk.. O dönemler herkesin oynadığı atari oyunları oynuyorduk.. Benim atarim vardı ama Ahmetin yoktu.. Oynayacağımız zaman ya bizde oynardık ya da atariyi söküp onlara gidip oynardık.. Ahmet atari oynarken kendisini o kadar kaptırırdı ki sorduğum birşeyi bile 3-5 dk sonra yanıtlardı.. Birgün atariyi alıp onlarda oynayacaktık.. Girdiğimizde Ahmetin annesi Fatma Teyze televizyonun karşısındaki kanepeye uzanmış yatıyordu ve televizyon açıktı.. Ben de bu durum karşısında çok çekinmiştim.. Ahmet annen uyuyormuş istersen daha sonra oynayalım demiştim ama ahmet kısmen annesinin altında kalan kumandayı hiç çekinmeden aldı.. Ben tekrar uyardım Ahmeti, bak annen uyuyor uyanmasın diye.. O da yaa boşver uyanmıyo ki zaten ilaç kullanıyo ya o ilaçlardan dolayı bazen istesem de uyandıramıyorum dedi ve gerçekten de o gün biz atari oynarken hiç uyanmadı.. Ben birkaç kez su içmeye ya da lavaboya kalkıyordum dönerken hep annesini görüyordum.. Daha önce de bahsetmiştim annesinden iri yarı çok diri ve alımlı bir kadındı.. Kanepeye sırtüstü uzanmış eteğinin bir kısmı dizlerinin üzerine kadar açılmış.. Kocaman göğüsleri tavana bakar vaziyette ve başı bize dönük bir şekilde uyuyordu.. Hatta Ahmetin yanına geçmeden önce içeride biraz oyalanarak onu iyice incelemiştim.. Ahmet oyuna dalmış ruhu bile duymuyordu.. Annesinin yattığı kanepenin hemen yanındaki pencere açıktı ve o anda aklıma geldi.. Pencereden dışarı bakacaktım.. Ahmet bu pencereden ilerdeki park görünüyordu değil mi ? Diye sordum (göründüğünü bildiğim halde) ve 1 dakikaya yakın Ahmetle annesinin arasında Ahmetin cevap vermesini bekledim.. Sonra oyunu bi ara durdurdu ve efendim dedi (oyuna kendini ne kadar kaptırdığını buradan anlayın artık..) Sorumu tekrarladım Ahmet pencereden ilerdeki park görünüyor muydu ? Diye tekrar sordum.. O da evet görünüyo bak istersen dedi bi an o da yanıma geldi ve dışarı baktık kısa bi süre.. Sonra Ahmet ben oyuna devam edicem sen istersen bak dedi.. Ben de annen uyanmaz değil mi ? Onu rahatsız etmeyeyim dedim.. O da sen rahat ol o akşama ancak uyanır bu saatlerde hep uyur dedi ve sözde ıspatlamak için annesinin yanaklarına pat pat vurdu ama şakasına vurur gibi öyle tokat filan atmadı yani.. ve annesi sadece başını hafifçe çevirdi gözlerini bile açmadı.. Ahmet atarinin başına geçip oyununa devam etti ben de bir süre camdan dışarı baktım.. Ahmet in oyuna daldığından emin olduğum anda hafif dönüp annesine baktım hala uyuyordu.. ve çok yakınındaydım aklıma bir delilik geldi acaba Fatma teyzenin göğüsleri nasıldır diye düşündüm ve dokunmak istedim ol elim pencerede sağ elim Fatma Teyzeye doğru duruyordu.. Önce sağ elimle başına hafifçe dokundum.. Gözüm de bi yandan sürekli Ahmetteydi ne olursa olsun yakalanma riskini göze almak istemiyordum.. Olabildiğince tedbirli bir şekilde sağ elimle önce başına dokundum hiç hareket yoktu ardından elimi göğsüne götürdüm dokunup hemen geri çektim.. Cesaretimi toplayıp tekrar tekrar dokundum ama gözüm hala Ahmetteydi.. Ben artık avucuma alabildiğim kadar göğüslerini kavrıyordum.. O kadar güzeldiki göğüsleri saatlerce okşayabilirdim.. Biraz daha dokunduktan sonra yakalanmamak için istemeye istemeye yanından uzaklaşıp Ahmetin yanına gittim.. O gün öylece geçti.. İlerleyen günlerde benzer olaylar tekrar yaşandı.. Bir seferinde yakası biraz açık birşey giyinmişti fatma teyze ve elimi yakasından içeri sokup göğüs ucuna kadar okşayabilmiştim ve gerçekten de ruhu bile duymuyordu.. Yaptığımın yanlış olduğunu bildiğim halde zevk çok çok daha ağır basıyordu.. Öyle ki artık mastürbasyon yaparken onu düşünmeye başlamıştım.. Birgün Ahmeti çağırmak için evlerine gittiğimde annesinin Ahmete bağırdığını duyuyordum.. Saçma sapan bağırıp duruyordu.. Ben de biraz bekleyip kapılarını çaldım annesi açtı.. Beni de çok severdi aaa oğlum hoşgeldin Ahmetimi çağıracaktın dedi ben de sağol Fatma teyze evet Ahmet evdeyse biraz dolaşalım diyecektim dedim.. O da tabii ki oğlum dolaşın tabii dedi o sırada Ahmette yanımıza geldi.. Bak sende keşke arkadaşın gibi olsan ne kadar laf anlamaz bir çocuksun filan diyerek Ahmete kızmaya devam ediyordu.. Herneyse Ahmette ayakkabılarını giyip kapıyı sertçe çarptı ve dışarı çıktık Ahmet bi süre konuşmadı.. Ben de konuşmadım.. Aşırı sessiz sakin bi çocuk olduğu için onun anlatmasını bekledim.. ve beklediğim gibi oldu.. Ahmet söze başladı.. Senin ailendekiler kavga ediyor mu diye sordu.. Ben de çok nadiren tartışırlar ama öyle kavga modunda değil gibisinden birşeyler söyledim.. O da bizimkiler kavga ediyolar bazen dedi.. Ne zaman kavga ettiler diye sordum.. O da dün gece kavga ediyolardı dedi.. Ben de düşündüm ve baban şehirdışındaydı kim kiminle kavga ediyor ki diye sordum.. O anda Ahmet beni şok edecek bir cevap verdi..
Annemle abim.. Dün gece bir ara uyandım annemlerin odasından sesler geliyodu annem bağırmaya çalışıyodu ben de kapıya yaklaşıp dinledim.. Abim sessiz ol diyodu annemde bağırmaya çalışıyodu dedi.. Ben merakla birşey gördün mü peki dedim ? O da yok kapıyı açacaktım ama kapıyı kilitlemişler ben de dışardan seslendim abi kavga etmeyin nolur diye sonra bi süre odadan hiç ses gelmedi ben de açın kapıyı nolur yapmayın kavga etmeyin diyordum sonra abim kapıyı açtı.. Ne geziyosun lan bu saatte git uyu dedi.. Annemi görücem dedim abim de iyi orada yatıyo git gör göreceksen dedi.. Annem üstüne yorganı çekmiş arkasını dönmüş yatıyordu.. Anne iyi misin dedim.. İyiyim oğlum dedi.. Abim seni dövüyor muydu diye sordum.. Ne dövecek oğlum biraz tartıştık.. Onun yaşı senden çok büyük onun da sorunları var biraz tartıştık.. Bunlar normal anneciğim sakın abinle böyle kavga ettiğimizi kimseye söyleme tamam mı dedi..Defalarca sakın kimseye söyleme diye beni uyardı.. Şimdi de abim sabah evden erken çıkmış annemde abin senin yüzünden erkenden evden çıkıp gitti.. Sen bizim kavgamıza ne karışıyosun diye kızıyordu dedi..
Tam o esnada Fatma teyze Ahmete kızarken ben gitmiştim evlerine.. Olanları birleştirebilmiştim ama inanamamıştım.. O anda Ahmetin saflığına da inanamadım.. Ahmetin anlattığından benim anladığıma göre dün gece abisi annesini bir güzel sikmişti.. Ahmete yakalandıkları için ikisi de sinirlenmişti.. Ahmet bunları anlatırken neredeyse boşalacaktım ilk kez böyle birşey duyuyordum algılamakta güçlük çekmeme rağmen sikim o kadar sertleşmişti ki anlatamam.. Ben durumu çaktırmadan Ahmeti sakinleştirmeye çalıştım sürekli ağlıyordu bunları anlatırken.. Durumu anlayamayacak kadar saf bir çocuk işte siz düşünün gerisini.. Olayın gerçek yüzünü anlatsam belki bir facia bile çıkabilirdi.. Ne yapmam gerektiğini de bilemiyordum.. Teselli etmek için ne zaman canın sıkılırsa gel bana anlat ben seni dinlerim dedim.. O da teşekkür edip sarıldı bir süre daha ağladı.. Sonra o gün biraz dolaştık ve binaya gireceğimiz zaman Fatma teyzeyle karşılaştık.. Oğlum akşam oldu nerdesin lan sen diye kızmaya başladı.. Tam elini kaldırıp Ahmete vuracakken araya girdim Fatma teyze bi saniye ama Ahmet çok üzgündü çok ağlıyordu onu teselli edene kadar da yanından ayrılmadım nolur vurmayın dedim.. Ben öyle deyince birden boynuma sarıldı beni yanağımdan öptü.. Bak işte arkadaşın gibi olsana bi de kendine bak ne laftan anlar ne sözden.. Ne düşündüğünü bile anlatamıyosun ne biçim çocuksun sen gibilerinden biraz daha kızmıştı.. Bu olayları çok daha sonraları tam anlamıyla algılayabilmiştim.. Kadının annelik içgüdüleriyle kadınlık içgüdülerinin birbirine girdiği bir durum işte..
Aradan birkaç gün geçmişti ki haftasonu öğlene doğru Ahmet bize geldi.. Bizde de annemin misafirleri vardı ve salonda oyun oynayamıycaktık.. Durumu Ahmet anlayınca atariyi alabilirsen bize gidip oynayalım dedi.. Tamam ama annen yok mu dedim.. O da evde ama seni çok seviyo o yüzden birşey demez zaten senden başka bütün arkadaşlarımın eve girmesi yasak bir tek sana izin veriyo dedi.. ki haklı daha önce de anlatmıştım mahalledeki çocuklar pek tekin tipler değildi..
Atariyi toplayıp Ahmetlere gittik.. Ahmet anahtarıyla kapıyı açtı tam salona geçecektik ki annesi uzanmış kanepede yatıyordu başını bir bezle sarmış baş ağrısını dindirmeye çalışıyordu..Beni görünce hoşgeldin oğlum buyur geç içeri dedi bende selam verip yanına doğru geçtim başım çok ağrıyo kusura bakmayın zaten ilaçlarımı aldım az sonra ben uyurum geçip içeri yatarım sizde rahat rahat oynarsınız dedi.. Ben de geçmiş olsun Fatma teyze dedim.. Tam atariyi kurduk oynamaya başlıycaz Fatma teyze Ahmet gel bakalım annecim biraz başımı ov çok ağrıyor dedi.. Ahmet biraz mırın kırın yaptı o bir an önce oyununa başladı Fatma teyze de bana bakıp gel oğlum sen ovuver şuraları Ahmete laf anlatamıyorum filan dedi.. Ben de hemen yanına gittim tabii Fatma teyze dedim ama tam olarak ne yapmam gerektiğini anlayamamıştım ki kendisi başına bağladığı bezi çıkarıp kendi elleriyle gösterdi bak oğlum şuraları şöyle ellerinle bir güzel ovuver dedi.. Ne yapmam gerektiğini anlamıştım.. Yanına yaklaştım o kanepede oturduğu için ve iri olduğu için pozisyonumu bi türlü ayarlayamıyordum en sonunda kendisi kalkıp sırtını kanepeye dayayarak oturdu ve ben de başını ovmaya başladım.. Hahh oralar oğlum çok ağrıyor biraz daha ileri biraz daha geri derken güzel bir masaj yapmış oldum başına bu sırada gözüm bir yandan da Ahmetteydi ama o bir kez bile dönüp bize bakmamıştı.. Aklı fikri tamamen oyundaydı.. Fatma teyze yerinden kalkıp beni yanağımdan öptü ve başımı okşadı sağol oğlum çok iyi geldi ellerine sağlık dedi.. Ben de ne demek Fatma teyze ne zaman istersen masaj yaparım dedim o da oğlum bu pek masaj değildi başımın ağrısı için azcık başımı ovdun keşke masaj da yapsan dedi.. iyi ki de aradaki farkı ortaya çıkarmıştı.. Hemen yapayım Fatma teyze dedim.. Yok oğlum bugün yordum seni ama başka zaman hep isterim haberin olsun bunun birşey yapacağı yok hayırsız diyerek Ahmeti gösterdi.. Ben de o an başını ovarken cinsel birşey hissedememiş olsam da tenine daha yakın olabilme ihtimali bile beni heyecanlandırıyordu hele oğluyla iş başında gözümün önüne getirdiğimde çok feci bir haz alıyordum.. Herneyse ben son kez üsteledim.. Birazdan uyuyacağım oğlum demesine rağmen belki birazcık dokunabilirim diye son kez O zaman uyuyana kadar biraz masaj yapayım Fatma Teyze uyuduğun zaman bırakırım dedim .. Peki o zaman gel bakalım dedi tekrar esk**en oturduğu gibi kanepenin önüne sırtını dayayarak yere oturdu ben de oturduğum yerden omzunu boynunu filan yavaş yavaş ovmaya başladım.. Boynuna dokundukça irkilir gibi oluyordu ve hoşuna gittiği belliydi ve benim cinsel birşey düşünmeyeceğimi farzederek hazzını rahat rahat yaşıyordu.. Oğlum ben içeri gidip yatayım artık ama masajı da bırakamıyorum ellerin çok iyi geldi dedi.. O an hadi o zaman içeri geçelim demeyi çok istemiş olmama rağmen tabii ki öyle birşey söyleyemedim… Bunun aksine onun öyle birşey söylemesini umdum sadece.. Neticede ikisinin arasında bir durum gerçekleşti.. Hadi o zaman şu kanepeyi açalım iki dakika da burada ovuver.. Uyuduğum zaman da uyandırın geçip içeride uyuyayım sizi rahatsız etmeyeyim dedi.. Ben de ne rahatsızlığı Fatma teyze dedim ve tekrar masaja başladım.. omzunda ve sırtında bol bol masaj yaparak uyumasını bekledim arada bir hıııh gibi sesler çıkarıyordu.. Masaj yaparken kızacağını ya da istemeyeceğini düşündüğüm için bacaklarına filan hiç dokunmamıştım.. Kanepeyi ortalamış yatıyordu ben de zaman zaman sağına zaman zaman soluna geçerek sırt kısmına masaj yapıyordum o arada gözleri kısıldı kısıldı ve tamamen kapandı.. O şekilde biraz daha zaman geçirdim omzunda sırtında belinde dokunmadığım yer kalmadı.. Tenine dokunamıyordum ama üzerinde bir bluz altında uzun etek ve içinde çamaşırları vardı çamaşırların izi oldukça belirgin bir şekilde görülüyordu.. Bu sırada uyuduğundan emin olmak için omuz hizasında tuttuğu ellerinden birini biraz kaldırıp bıraktım.. Çoktan uyumuş ve tepkisizdi.. Başı Ahmete dönük uyumuştu.. Ben Fatma Teyzeyi ve Ahmeti tekrar tekrar kontrol ettikten sonra Fatma teyzeye biraz daha yaklaştım.. Eteği dizlerinin hizasında süt gibi bembeyaz ve dolgun bacakları karşımdaydı.. Önce belli belirsi dokundum sonra okşamaya başladım bacaklarını.. Eteğini kaldırmadan yukarı doğru yavaş yavaş çıkmaya başladım dokunduğum heryeri kavrıyordum.. Baldırını basenlerini okşayarak yukarı çıkıyordum kalçasına dokunmama çok az kalmıştı ve hayatımda o ana kadar hiç o kadar heyecanlanmamıştım.. Ellerim titriyordu ve birden sağ elimle hafifçe dokundum.. Uyanmayacağından emin olsam da temkinli olmak istiyordum.. Sonra iki elimle kalçasını okşamaya başladım ama gözüm sürekli bi Fatma teyzede bir de arkası bana dönük atari oynayan Ahmetteydi.. Bu durum beni daha da heyecanlandırıyordu.. O arada kalçalarını sıkarak okşamaya devam ediyordum.. Birden eteğinin ne kadar da geniş olduğunu farkettim çok ince bir kumaşı vardı ve çok genişti.. Ayaklarına doğru çekilerek eteğini kaldırıp baktım o an çıldıracak gibiydim.. Siyah bir iç çamaşırı giymişti ve kalçası o kadar büyük o kadar diri ve o kadar yuvarlaktı ki o kadar büyük olup o kadar şekilli olan bi kalça daha görmedim sanırım.. Bir an önce rahatlamak istiyordum.. Benimde altımda oldukça ince ve bol bir şort vardı tam yazlık şort işte.. O şekilde usulca üzerine doğru uzandım aradaki giysilere rağmen körpe erkekliğimle bütün hatlarını hissediyordum ve kalçasının tam arasına sikimi denk getirerek bir süre sürtündüm, yüzüstü yattığı için göğüsleri yanlardan taşmıştı ve onları okşayarak sürtünmeye devam ettim o kadar iri bir kadının üzerinde küçücük kalmıştım ve o şekilde sürtünerek boşaldım hayatımda hiç almadığım kadar büyük bir zevk almıştım.. Sonra toparlanıp Ahmetin yanına döndüm ki yanına geçtiğimi bile farketmedi..
Yaptığıma hala inanamıyordum.. Ahmet gözümüzün önünde oyununu oynarken ben annesinin neredeyse heryerini hemen arkasındaki kanepede okşamıştım ve sikimi kalçalarına denk getirerek bastıra bastıra boşalmıştım ve Ahmetin ruhu bile duymamıştı..
Artık hep onu gözümün önüne getiriyordum onu düşünerek mastürbasyon yapıyordum ve onu sikebilmeyi hayal ediyordum..
İlerleyen günlerde benzer olaylar ve çok daha fazlası da yaşandı.. Bir sonraki hikayemi bekleyin..

Kayınvalidemi Sarhoş Ettim

Kayınvalidemi Sarhoş Ettim
Kayınvalidemle alakalı çok şey anlatabilirim size. Şehvetle bağlıyım ona, taktım galiba kafayı.. Yok mu acaba benim gibi birisi daha? Tek ben mi varım bu memlekette?

Biraz anlatayım, belki benim gibi birileri çıkar.. Anlatmak istememin sebebi kimsenin paylaşmıyor olması veya benim gibi düşünenlerin az olması sanırım. Defalarca aradım internette, sadece klasik şöyle domalttım, böyle siktim fantezileri dışında düşüncelerini anlatan kimse yok.

Yabancı siteleri de aradım. Yabancılarda farklı biraz daha; onlar paylaşıyorlar, taktik veriyorlar, düşünceleri değerlendiriyorlar, en azından birbirlerine yardımcı oluyorlar.. Bizde ise sözde siken sikene ama fanteziden öte anlatan yok..

Öncelikle 6 yıllık evli, görece yakışıklı, göbekli ama atletik yapılı, üniversite mezunu, eşini çok seven, kendi işinin sahibi biriyim.. Eşimi kırmamaya çalışır, düzenimizi kızımıza göre ayarlar ve mutlu mesut yaşar gideriz.. Kaynana olayına gelirsek, çıkarken başladı her şey.. İlkellerin haram çiftleşme korkusu gibi sakınmaya başladı kayınvalidem kendini.. Yakında oturduğumuz için karşılaşıyorduk ve karşılaşmaktan rahatsız oluyor gibiydi..

Nişanlandık ve yakından görme fırsatını ilk o zamanlar yakaladım.. 45 yaşlarında, küçük göğüslü, ince belli, büyük ve dolgun kalçalıydı. Selamlaşır ve öpüşürken elimi beline atıyor, hissetmeye çabalıyordum, çok diriydi.. Yüzüne baktığında alımlı değildi ama duruşu çok farklıydı.. İşvesi cilvesi insanı kendinden geçiriyordu.. Örnek vereyim hemen.. Mutfak tezgahına hatlarını belli eden elbisesiyle dayanıyor, topuklarını çok az kaldırarak belini biraz öne itiyordu; böyle duruş olur mu? Tabak alırken, çay koyarken insanı çıldırtıyordu.. Bakışları ile beni eritiyordu, oğlu gibi yaklaşıyor ama farklı bir durum olduğunu bana hissettiriyordu.. Elbise giyiyor, bol bol frikik veriyor ama frikiklerini de devamlı örtmeye çabalıyordu.. Hatta bir keresinde kayınpederim uyardı ve sanırım sonrasında elbise giymesini yasakladı.. Görmedim çünkü kayınpederim varken giydiğini.. Çok geçmeden seks tanrıçası gibi gelmeye başladı tabii.. Bakışlarından anlam çıkarmaya çalışıyor, nişanlımla beraberken onu düşlüyordum.. Acaba olsa nasıl olurdu?

Eşini seven insan üzmek istemez, bu aldatma için de geçerlidir.. Aldatırsın ama erkeklerin mizacının farklı olduğunu eşine anlatamayacağını bilirsin.. Bu yüzden bu tarz bir işin bitiminde için cız eder. Bu yüzden macerasız, tehlikesiz, vurup geçebileceğin kişi ararsın.. Fuckbuddy gibisi yoktur dersin, hep dertsiz sikişeyim istersin.. Hijyen önemlidir, hadi bir turda anal yapalım demezsin, gerekli ekipman yanında bulunsun istersin.. Ya da ben böyleyim.. İhtiyatlıyım.. İhtiyatım evliliğimi korumak istememdendir. Evliliğin bozulmasını öncelikle istemeyenler yakınlarındır.. Bu yüzden kayınvalidemle gizli bir ilişkim olabilme ihtimali bile beni çıldırtmaya başlamıştı. Evliliğimizin zarar görmesini isteyecek belki de son kişiydi. Beklentisi belli, senin sınırların zaten onun sınırlarıydı.. Çok cazip gelmişti..
Çok çalkantılı bir evlilik başlangıcımız oldu, şehir değiştirdik, herkesten ayrı kaldık.. Kayınvalidemi unuttum bir süreliğine, İstanbul’da çalıştım. Eşim hamile kalınca, 3. Yılımızda tekrar döndük memlekete.. Sadece bir farkla, ilçe yerine il merkezine taşındık.. Bir çocuğumuz oldu, normalden daha fazla ilgi isteyen bir bebek.. Herkes yardıma geldi, tabii kaynanamda.. Hislerimi depreştirdi, geçen iki buçuk yıl biraz daha onu yaşlandırmış ama ayrı bir hava katmıştı. Zaman daralıyordu ya da bana öyle geldi.. Hani insan birden yaşlanıverir, kendini salar.. O yaşları yakınlaşmıştı, fırsat kollamalıydım..

Kucaktan bebek alırken, kucağa bebek verirken olabildiğince temas etmeye, tepkisini ölçmeye çalışıyordum.. Sınırlarımı belirliyor, ertesi gün genişletmeye çabalıyordum.. Bebek onun kucağında iken arkadan yaklaşıyor, dayıyor tepkisini ölçüyordum.. Sakınıyor, kaçıyordu.. Kızım büyüdü, kaynanamla paylaşımlarımız arttı ama çok aşama kaydedemedim.. Bu arada arzu ve fantezilerim değişiyordu.. Bir alevleniyor, bir sönüyordu.. Ta ki 2015 sonları gelene kadar böyle devam etti..

2015 yılında belirli kararlar aldık, 2. Çocuğa niyetlenmiştik ve ona göre hazırlık yapmak istiyorduk.. Ev işlerine yardımcı bakıcı tutalım fikrini ben ortaya attım.. Zengin değildik ama durumumuz kötü de sayılmaz.. Eşim, öncelikle annesinin yardım etmesinden yana olduğunu belirtti.. Karşı çıktım ama aklımda çok deli düşünceler vardı.. Yatılı kalmasına karşı çıktım makul sebeplerle ama konuşarak ikna olmuş gibi yaptım.. Düşünmesi bile sikimi dimdik yapıyordu..

Ek bir bilgi vereyim; eşim çok yapıcı ve hoşgörülüdür, bu yüzden konu seks olunca sınırlarımı günbe gün geliştirmem zor olmadı.. Beraber kadınlara bakarız, değerlendiririz, yorum yaparız ve en önemlisi her şeyi konuşuruz.. Her kızdığımda rutin küfürüm, ikimiz beraber ve yalnızken annesine ettiğim küfürler olmuştur ama büyük tepkiler vermemiştir. Bu da beni epey cesaretlendirdi.. Evimiz merkezi sistem ve çok sıcaktı.. Kış ayının başlarında kaynanam bize gelmeye ve ardı ardına 2-3 gün kalıp sonra evine gidip gelmeye başlamıştı..

72 kilo iken 16,5 cm’yi geçen ve 90 kilo geldiğim için 1-1,5 cm’si kaybolmuş olan orta kalınlıkta bir sikim var.. Performansım, düzenli alkol aldığım halde mükemmeldir, vakit ve ortam olsun 4-5 posta günlük yaparım.. Erken boşalmasız, rutin ilişkilerim böyledir.. Süreler çok uzun olmaz, anal dışında her tür ilişkiyi sıklıkla yaşarım.. Anal ilişkiyi sevmediğimden değil, evliler bilir, eşin dışında biriyle beraberken prezervatif yırtılması bile evlilikte problem olabilecek sonuçlar doğurur.. 5 bira içeyim, evirir çevirir sikerim işin hikayesidir.. Eşine devamlı hastalık bulaştıran biri hep kontrol altında tutulmaya çalışılır.. Rahat olmayı sevdiğimden garanticiyimdir. Kaynanam geldiği için fırsat ayağıma kadar gelmişti. Akşamları bira içiyor, kaynanama laf atıp takılıyordum.. İster istemez bir iki hafta içinde samimiyetimiz arttı..

Evde giydiğim penye pijama ve tişörtten ibaretti, bazen iç çamaşırı giymezdim.. Eşim buna alışıktı ama kaynanamın önünde giymeme müsaade etmesi beni şaşırttı.. O senin orana burana mı bakacak, nasıl rahat ediyorsan öyle takıl demişti.. Yarrağımı kaldırıyor, geçiyordum karşısına.. Kızımla oynuyor ama gram bakış atmıyordu.. Kesintisiz ona bakış attığım için bakmıyor olabilir diye düşünüp telefonla bir taktik geliştirdim.. Telefonu kurcalıyormuş gibi kamerayı açıyor, sikimin dışarıdan belli olması için oldukça geriliyordum.. Eşim gelince toparlanıyor, mutfağa gittiğinde aynı pozisyona geçiyordum.. Delirmek üzereydim.. 10 dk kadar bakmadı, sonra bir an kafasını kaldırdı, baktı ve sikim dikkatini çekti.. Hemen kafasını önüne eğdi.. Tekrar bakması için dua edecektim nerdeyse.. 1 dk içinde tekrar baktı ve arada bir kaçamak bakışlar atmaya başladı.. Aklına girmiştim, acaba sorusunu sormuştu, çıldırıyordum..

Yatma vakti geldiğinde kızım annesiyle yatmak için çok ısrar etti, kaynanama kızımın odası kalmıştı.. Ben salonda yatacaktım. Kızımın odasından tuvalete geçiş benim görebileceğim şekilde mümkündü.. Neredeyse sabaha kadar içtim ve iki kez tuvalete kalktı.. Ev kıyafeti dışında yattığı kıyafetler değişikti, tüm hatlarını gösteren bir pijama ve sütyensiz giydiği bir tişörtle yatıyordu.. Tüm hatlarını en ince detayına kadar anlık da olsa inceliyordum. İçine giydiği iç çamaşırı biraz büyük ve özensizdi, buradan seks hayatının çok aktif olmadığı sonucuna vardım, göğüsleri biraz sarkmıştı ama diğer tüm yerleri diriydi. Fiziksel teması sıklaştırmıştım, sıkı olduğunu biliyordum.. O gece anladım ki bana bakışı değişmişti, bu fırsatı kaçırmamalıydım.. Bilirsiniz bu işler kıvılcımıyla olur, araya zaman girerse toplumsal baskı ve statü müsaade etmez.. Vereceği olsa bile aynı ortama girmekten kaçınır, yanında sarhoş olmaz, fırsat vermez.. Bunu bildiğim için acele etmeye karar verdim ama nasıl yapacaktım?

Ertesi gün öğleden sonra programımı boşalttım, evdekileri aldım ve güzel bir yemeğe gittik.. Kır bahçesi gibi bir yere.. Gezdik, dolaştık, eğlendik ve eve döndük.. Bu arada kaynanamdan “akşam ben de içeceğim” sözünü zorla da olsa aldım.. Bir ay sonunda ilk kez kabul etti.. Akşam oldu, başladık içmeye..Kızım rahat bırakmadı oyun oynayalım diye ama yine de muhabbet güzel oldu.. Eşim erken yatmak istedi ve kızımı da erken yatırdık.. Kaynanamın gözlerindeki alkol rahatlığını iyiden görmeye başlamıştım, daha başka bakıyordu.. Eşim, ben yatmadan yatağa gitmeye çok zor ikna oldu, eşref saatimin geldiğinde içmeyi bırakmadığımı biliyordu.. Çok uğraştı ama sonunda yatma planını ve yatakları hazırlayarak yatak odasına gitti, ben salonda yatacaktım..

“Bir bira daha iç” dedim, içmek istemedi ama ısrarlarıma dayanacak boyutu geçmişti aldığı alkol.. “Ben alayım” dedi, tekli koltuktan kalktı.. Televizyonu kurcalama bahanesiyle tekli koltuğa yarım oturdum hemen, amacım 3’lü kanepeye beraberce geçip yanına oturabilmekti.. Kızları, kadınları tekli koltuğa oturtunca boyun eğmiyorlar, güvenleri fazla oluyor.. En fazla trip yatağa kıçını koyuncaya kadar değil mi?

Televizyonu ayarladım ve hemen yanına geçtim, aramızda 50-60 cm boşluk bıraktım.. Arayı uzak tutmamın sebebi ürkütmek istemememdi. Gecenin başından beri öğretmiştim, girişi onun yapması çok iyi oldu:

Kaynana: ” Nazdırovya”
Ben: “Nazdırovya sevgili kayınvalideciğim.. İçince güzelleştin.. Gerçi hep güzeldin, benimki de laf..”
K: “Yaşlandık oğlum artık biz, güzellik mi kaldı”
B: “Sana bakarak kızını aldım, yaşlılığında böyle olursa can kurban”
K: “Kızım çok güzeldir zaten”
B: “Aşk olsun kızın güzel de, ben çirkin miyim?”
K: “Yok oğlum sen de çok yakışıklısın, ne güzel buldunuz birbirinizi..”

Konuşma akıp giderken fırsatı bulmuştum, sen nasıl buldun kayınpederimi kısmından giriş yaptım.. Kayınpederim zamanında çok içer, eziyet edermiş kaynanama.. Fırsatı kaçırmadım, deştikçe deştim.. Hüzünlendi, anlattı, zor zamanlardan bahsetti.. Bir birayı içene kadar aradaki boşluğu 20 cm’ye kadar indirmiştim.. Ağlamaya başladığında dizlerimiz birbirine değiyordu, ateş gibiydi..

Bağdaş kurar gibi bacaklarımı açtım ve sarıldım.. En başında kendi halindeydi, karşılık vermedi.. Bir insana sarılınca kendini salar ya, saldıkça daha sıkı sardım onu.. Hafiften karşılık vermek için vücudunu bana doğru çevirince bir hamlede baldırımın üstüne doğru çektim ve bacağıma oturttum.. Sikim kazık gibi onun penye kıyafetini zorluyordu, arada kıyafet falan dinlemeyecek delecekti.. Gözünü silerek ”Ben bira alayım bir tane daha” dedi ama kalkmasına izin vermedim.. Kulağına “benimkinden içersin” dedim ve kulağının alt kısmından boynunu öptüm..

Garip durumdaydık, birden irkildi.. Nasıl bu hale düştüğümüzü anlamamışa benzeyen bir ifade takındı ama ok yaydan çıkmıştı.. Boynundan öpmeye başladım, bacaklarını açıp kucağıma tam olarak oturması için zorluyordum bir yandan da.. Direniyordu ama alkolün etkisiyle çok da etkili değildi.. Dudaklarımızın birleşmesi ile kucağıma oturması aynı anda olmuştu.. Öpüşmeyi bilmiyordu ama isterikti.. Gözlerini kapatmış, kendini bana teslim etmiş gibiydi.. Elimi arkaya doğru attım, kalçaları mükemmeldi.. Hayallerimin sınırındaydım, dokunabildiğim noktaya kadar uzanmaya çalışıyordum.. Kasıklarını kasıklarıma bastırdığı için ön kısma ulaşma şansım yoktu.. İlk önce arka deliğine ulaştım, sadece delik etrafı kıllıydı ama çok değildi.. İnlemeye başladı kulağıma, dışarıdan duyulması imkansız gibiydi.. Kendisi kasıldıkça deliği de hafifçe kasılıyor, işaret parmağım orada olduğu için ben de hissediyordum. Parmağımı yarım santim kadar içeriye sokuyordum ama beni dışarı itiyordu kasılarak.. Daha önce anal ilişki yaşamamıştı anlaşılan.. Zaten önceliğim de değildi.. Çok ıslanmıştı kasıkları.. Benimki de farklı değildi, patlayacak gibiydim.. Kucağımdan yana doğru itmemle sikimi dışarı çıkarmam bir oldu.. Ağzına almakta tereddüt etti, acemice tuttu önce.. Kendimi biraz geriye atarak başını sikime doğru bastırdım, yarısını aldı ağzına.. Ama eli, dili ve ağzı koordineli değildi.. Bir an duraksadım ama dayanacak gücüm kalmamıştı, içimden gelen tüm birikmişleri ağzına boşalttım.. Yutmaktan başka çaresi yoktu, hepsini yuttu..

Nefes nefeseydik, çok erken boşalmıştım ama daha başlangıçtı.. Ayağa kalktı, ayrılmasın diye elinden tuttum, konuşmuyor, işaretleşiyorduk.. Bir dakika işareti yaptı, elini bıraktım.. Çantasının yanına gitti ve bir tane prezervatif çıkardı.. Soluk alışverişim düzelmemişti, altımı çıkardım.. O da çıkardı, aslında deli gibi sevişesimiz vardı ama tehlike altında gibiydik.. Ürkek bir şekilde yanıma geldi, gelen sesleri dinler gibi yaptı.. Ben de o zaman hatırladım biraz ötemizde karımın uyuduğunu.. Heyecanı bile çok farklıydı, daha önce böyle bir duygu tatmamıştım..

Üstünü de çıkar dedim fısıldayarak.. Kafa salladı, çıkarmak istemedi.. Islak mendille sikimi silmeye başladı ve güzelce temizledi. Garip bir şekilde beni ve sikimi inceliyordu, prezervatifi özenle taktı.. Kalçalarının görüntüsü muhteşemdi.. Islak mendil alırken, etrafında dönerken, prezervatifi takarken çok zarif geldi gözüme. Vücudunun her santimetrekaresini özenle inceledim, çok seksi gelmişti.. Yaşlandıkça da güzelleşiyor insanlar, kendine has oluyor.. Aynen kaynanam da öyleydi.. Evlendikten sonra onu bu şekilde kocasından başkasını görmediğine emindim, ben bile evleneli 6 yıl, nişanlanalı 7 yıl olmuştu.. 50’li yaşlarının başında bir kadının tecrübeli olmasını beklersiniz ama değildi.. Sadece kocasıyla alıştığı şekilde yapmaya alışmış gibiydi..

Prezervatifi taktıktan sonra hemen üzerine oturmak istedi, izin vermedim.. İzin vermememe şaşırdı, sanki hep aynı şekilde yapıyormuş farklı şekilde yapılmaması gerekiyormuş gibi.. Kanepeye yatırdım kaynanamı, üzerindeki tişörtü boynunun altına kadar sıyırdım.. Göğüsleri güzel değildi ama vücuduna uyumu tamdı.. Küçük ve hafif sarkmış.. Onlara dokundum, uçlarını öptüm ve hafifçe ısırdım; çıldıracak gibi oldu.. Biraz emdim ve burnumu nerdeyse değdirerek aşağılara inmeye başladım.. Niyetim oral yapmak değildi, tepkisini ölçmek ve kayınpederimle neler yapıp yapmadığını tahmin edebilmekti.. Ben gezindikçe inlemelerinin tonu ve sıklığı değişiyor, bağıramadıkça saçlarımı tutmaya çalışıyordu.. Sikim eski haline geri dönmüştü, yavaşça amına doğru yaklaştırdım.. Islaktı, zor olmadı; yavaşça içeri girdim.. Her zaman ki gibi sıcacıktı, bir kişiyle bütünleştiğini hissettiğin an.. Çıldırdı, yılan gibi kıvrılıyor, kulağımı ısırır gibi yapıyor, inlemelerin şiddetini arttırıyordu.. Umursamaz olmuştu ama ben endişelenmiştim.. Ağzını kapatarak kökledim; gidip geliyordum; gözlerinin içine bakıyordum, o da bana teslimiyetle bakıyordu.. O an bu girişin son olmadığını anladım.. Derdi, tasası olmayacak ikinci karımı bulmuştum.. Dizlerini karnına doğru çektirdim ve yüklenmeye devam ettim, dayanamıyordu.. İnlemeleri artınca ağzını kapatıyordum.. Düzensiz aralıklarla pozisyon değiştiriyordum, keraneye gitmiş 18 yaşında çocuk gibi ne yapacağımı bilemiyordum. İlk defa am görmüş gibi sabırsızdım, eviriyor, çeviriyor; zevkin doruklarına çıkıyorduk.. Arkasını çevirdim, yan çevirdim, terden sırılsıklam olana kadar sikiştik.. Boşalma gibi bir niyeti yoktu, “üste gelmek ister misin dedim?”.. Boşalıp boşalmadığını sordum kısık sesle, sikişmek bu kadar değil mi dercesine baktı bana.. Belki de hazine bulmuştum, daha önce boşalmamış olan bir kadın.. Eğer öyleyse bana tapar, kulum olur diye düşündüm bir an için..

Üste gelmesini söyledim, kökledi ve bastırmaya başladı.. Öne doğru yüklenince kendi noktasını bulduğunu yüzünden anladım.. 30 sn geçmeden titremeye, kasılmaya başlamıştı.. Üstündeki ter nokta nokta olmuştu, görebiliyordum.. Ellerim kocaman kalçalarını yoğuruyor, üstüme abandığı için ağzımla da memelerini emiyordum.. Kasılmalar ve inlemelerden anlamıştım boşaldığını, dönüp bana baktığında da ilk kez olduğunu anladım yüz ifadesinden.. Artık benim dediklerimden çıkmazdı..

Ben de farklı durumda değildim, o üstümde duruyor ben gidip geliyordum.. İkinci boşalmam süre olarak normaline dönmüştü.. Tüm vücudunu kavrayarak ve titreyerek ben de boşaldım.. Artık çok farklı ve gizli bir maceraya başlayacağımı tahmin ediyordum..
İki kişi arasında bile konuşulmayan, sadece yapılan ve ölene kadar bizimle olacak olan bir sırrın parçasıydık.. Giyindik ve bira içmek isteyip istemediğini sordum.. “Ben alayım” dedi ve mutfağa geçti, o sırada eşimin “siz daha yatmadınız mı” diye kaynanama seslendiğini duydum.. Bir dakika ile kurtulmuştuk.. Bundan sonra fırsatlarımızın bu kadar çok olacağını tahmin bile edemezdim..

Size elimden geldiğince hepsini olduğu gibi anlatmaya çabalayacağım, benim gibi olan düşünen varsa yorumlarını bekliyorum.. İlgilenen kadınlara da gizlilik içinde hayır demem, mesaj ve yorumlarınızı bekliyorum..

Ali ve Orospuları-1

Ali ve Orospuları-1
Bölüm-1
Akşam kızım Emine eve geldi. Yanağıma bir öpücük kondurdu. 1.70 boyumla 100 kilo evli bir bayanım.
-Anne günün nasıl geçti
-Nasıl geçsin kızım bütün gün evde temizlik yaptım, sen neler yaptın.
-İyidir anne bütün gün okuldaydım. Biliyor musun kız anne karşı daireye yeni komşu taşındı.
-Biliyorum kızım ev sahibi söylemişti. Otuzlu yaşlarda bekar bir gence vermiş.
Kızım odasına gitti. Ben yemek yapmaya devam ediyordum. Kocam daha gelmesine vardı. Bugün toplantısı vardı. Dolmalar birazdan hazır olur. Masayı da hazırladıktan sonra kızıma seslendim. Geldi birlikte yemek yedik. Tüm yemekte yüzü gülüyordu.
-Hayırdır nedir seni böyle mutlu eden
-Anne sana bir şey söyleyeceğim ama kızmak yok
-Söyle ben ne zaman sana kızdım.
-Anne bir erkek arkadaşım var.
-Kim?
-Tanımazsın anne ama tanıştıracağım seni
-Kız daha 18 yaşındasın dikkat et
Biraz daha sohbetten sonra odasına geri dönmüştü.

Bölüm 2
3 gün sonra öğlen alışverişten dönüyordum. Üstümde Yeni komşumla kapıda karşılaştık. Kapıdaydı anahtarlarını arıyordu. Beni gördüğünde bana bakıp gülümsedi
-Merhaba ben Ali yeni komşunuz
-Merhabalar Ben Azra, problem var galiba
-Evet kapıda kaldım çilingir çağırdım onu bekliyorum
-Gel bizde bekle
Gülümseyerek teşekkür etti ve içeri girdi. Bugün kısa bir etek tercih etmiştim. Farkında bile değildim giydiğim kısa etek davetkar gibiydi. İçeri girdikten sonra çay koydum. Birlikte birer çay içtikten sonra, çilingir geldiğini söyledi ve çıkmak için izin istedi. Yanımda oturduğu sürece bacaklarımı süzdü. Bu benim hoşuma gitse de bunu belli etmedim.

Bölüm 3
Aradan bir hafta geçmişti Ali ile kapıda selamlaşıp ayak üstü sohbetler ediyorduk daha da kaynaşmıştık. Bir akşam kocam Uğurla otururken, benden bir kahve yapmamı istedi. Kahvesini yapıp yanına oturdum.
-Canım bir şey sormak istiyorum sana
-Buyur karıcığım
-Şu bizim yeni komşu, çocuk bekar. Yarın yemeğe çağır da ev yemeği yesin biraz çocuk yazıktır.
-Tamam benim düşünceli karıcığım
Tam o sırada kızım Emine gözleri dolu şekilde eve girdi. Direk odasına gitti. Peşinden gittim ben gidene kadar kapı kilitliydi.
-Kızım açsana kapıyı
-Anne lütfen rahat bırak beni
-Aç konuşalım
Kapıyı açtı içeri girdim ağlıyordu.
-Ne oldu?
Sessizliğini koruyordu. Aklıma yeni sevgilisi geldi
-Ayrıldın mı kız yoksa
-Onun gibi bir şey anne lütfen beni yalnız bırak
-Tamam yarın Ali’yi davet ediyoruz bilgin olsun birlikte akşam yemeği yiyeceğiz.
Kızımın korku ve şaşkın bakışları ilgimi çekse de bir şey demeden odadan çıktım.

Bölüm 4

Ali akşam bize geldi güzel ev yemekleri hazırlamıştım oturduk. Sohbet ediyor gülüyorduk, kızım zoraki oradaydı sanki bu benim ilgimi çekmişti ama ortamı bozmamak için bir şey demedim. Mutfağa gidip tatlı koymak istedim. Ben kalkarken Ali de tuvalete gitmek için izin istedi. Ben mutfaktayken arkadan geldi tuvalete gitmemişti.
-Azra
-Efendim Ali
-Sana göstermek istediğim fotoğraflar var
-Göster bakalım
Elini cebine attı telefonunu açtı ve bana gösterdi küçük dilimi yutacak gibi oldum bunlar benim çıplak fotoğraflarım. Ama nasıl olur evime nasıl girmiş olabilir.
-Bu fotoğrafları bana biri yolladı. Şimdi istediklerimi yaparsan bu fotoğraflar bende güvende olur. Ha yapmam dersen bu fotoğrafları internete koyacağım.
-Polise gideceğim bu fotoğrafları nasıl ele geçirdiğini söyleyeceksin…
Sözümü kesti.
-Bak polise gidersen bu fotoğrafların kimin gönderdiğini öğrenirsin ama mahalleye rezil olursun ve daha da fazlası ile karşılaşırsın tercih senin dedi.
-Ne istiyorsun?
Pantolonun zibini açtı ve penisini çıkardı. Omuzlarımdan aşağı ittirdi ve istemsizce istediğini yapıyordum. Penisini ağzıma almam için kafamı 2 eliyle tuttu ve kendine çekti. Artık ok yaydan çıkmıştı. Pekte şikayet eder gibi değildim biraz da ben izin vermiştim. Ağzıma aldım bir an önce onu boşaltmaya çalışıyordum. Kocam içerde ben burada komşumun penisini emiyordum. Kocam bir penisi vardı ona bakmamı istedi. Baktığımda fotoğraf çekmeye başladı. Kendimden geçmeye başlamış gibiydim. Hiçbir şey yapamıyordum. Biraz sonra ağzıma boşaldı. Tam tükürmek için tuvalete gidiyordum ki yut hepsini dedi. Mecburen istediğini yaptım.
-Pazartesi evden herkes gidince bana gel gecelik giy.
Sadece kafamı salladım.

Bölüm 5

Pazartesi sabahı herkesi uğurladıktan sonra bir kahve yaptım kendime oturup düşünmeye başladım. O anda nasıl kabul ettim bunu, korkmuştum içeri girip kocama gösterse ne yapacağımı kestiremedim ama bende onu istedim, sadece bakışları hoşuma gitmişti. Duş aldım. Geceliğimi giyip evden çıktım ve Ali’nin kapısını çaldım. Kapıyı açtı ve içeri girdim.
-Hoş geldin orospu, günaydın
-Günaydın
-Hadi vakit kaybetmeyelim diz çök
İstediğini yaptım diz çöktüm ve penisini emmeye başladım. Yavaş yavaş arada öpücükler kondurarak diğer elim ile taşaklarıyla oynuyordum.
-Ellerini arkaya al
Dediğini yaptım ellerimi arkaya aldım. İki eliyle kafamı tuttu ve ağzıma pompalamaya başladı. Boğazıma kadar sokup çıkarıyordu. O kadar hızlı ve derine gidiyordu ki kusacak gibi oldum. Bir an durdu ve bütün spermlerini boğazımdan mideme yolladı. Ben diz çökmüş şekilde nefes alırken, Ali arkasını döndü ve yürümeye başladı “odaya gel” diye emretti.
Ayağa kalktım, odasına girdiğimde yatakta uzanıyordu. “Hadi kaldır orospu yarağımı” dedi. Yatağa çıktım ve penisini ağzıma aldım. Biraz uğraştan sonra tekrar dikildi. Beni uzanmamı sağladı bacaklarımı açtı ve yavaş yavaş içime girmeye başladı. Hepsi girdikten sonra tekrar hepsini yavaş yavaş çıkardı. Yüzüme baktı gülümseyerek bir anda hepsini soktu çığlık attım o kocam canavar bir anda içime girince zevk ve acıyı aynı anda tattım. Hızlıca pompalamaya başladı. Durmak bilmiyordu. Göğüslerimi bir yandan sıkıyor bir yandan da içimde sert git gel yapıyordu. Pozisyonu değiştirdi. Beni köpek pozisyonuna getirdi saçlarımdan çekerek arkamdan amıma giriyordu. Bu şekilde beni sikerken içime boşalmıştı ben kaçkere orgazm olduğumu hatırlamıyorum bile. Yatağa uzandık.
-Orospu bugün seni fazla zorlamak istemedim
-Daha ne yapacaktın ki bitirdin beni
-Daha dur yeni başladık. Yarın 12 de geleceksin bana üstünde yine gecelik olacak.
Kalktım geceliğimi giydim. Çıkmaya hazırlanırken arkamdan seslendi. “Götünü iyice temizle yarın” dedi. İçimden o canavarı götüme sokmayı düşünmüyor ya dedim. “Tamam” dedim ve çıktım.

Annemle Seks Hikayemiz 6 ( Uzun Konulu Hikaye )

Annemle Seks Hikayemiz 6 ( Uzun Konulu Hikaye )

Artık annemle sadece oynaşmak hayalim yerini dolu dolu seksle geçen günlere bırakmıştı. Annem bir yönden de çok iyi bir öğrenciydi aslında. Yıllardır alta yatıp babamın gel gitleri ile 5 dakika süren seks günleri saatleri buluyordu artık, zevk aldıkça da annem benim yeni fikirlerime hayır demiyordu. Öyle ki bir gün yemekten sonra o mutfakta uğraşırken babam duş alacağını söyleyip banyoya girer girmez yanına gelip arkasından dayadım hemen, “oğlum olmaz şimdi baban aniden çıkıverir” “o zaman çok azdım anne ağzına alda şunu bir indiriver” diyerek kalçalarını da kuvvetlice sıktım. Annem önündeki önlüğüne elini kurulayıp önüme diz çöktü hemen öyle bir iştahla yalıyordu ki “Harikasın orospu seninle yatan erkek gam yemez bu dünyada” dedim. Annem önce sikimin başında diliyle daireler çizerek hafif hafif sikimi ağzına almaya başladı. Sonra sikimi ağzına sığdırmaya çalışırken de öyle güzel vakumluyordu ki anlatamam. Ona porno izlettire izlettire pozisyon zenginliğini ve ufkunu da açmıştım anlaşılan. En sonunda geliyorum diyerek başörtüsünden sıkıca tutarak sikime bastırdım annemin başını. Hayır falan demedi, sikim ritimli ritimli atarak döllerini boşaltırken annem de hepsini afiyetle içti, en sonunda da sikimi emerek güzelce temizleyip külotuma yerleştirerek “hımmmm işte bu güzeldi” dedi.

Annem git gide tam bir orospu oluyordu. Esk**en giymem dediği külotlu çoraplar artık ayağından çıkmaz olmuştu. Değişik değişik desenlerde bir sürü külotlu çorabı vardı artık annemin. Başörtüleri falan artık daha bir canlı renklerde ve çoğu da güzel bir makyaj yaptığında iç gıdıklayıcı görünümde oluyordu. Esk**en ben böyle giyinmesini isterken şimdi her zaman böyle buram buram seks kokan bir tipte giyinmesini bazen kıskanmıyor da değilim.

Hafta sonu gelip çattığında annem Pazar alışverişinde kendisine yardım etmemi istedi. Bir nevi hamallık yapacaktım işte. Yan apartmanda oturan komşumuz Necla ablayla birlikte düştük Pazar yoluna. Onlar mahalleyi çekiştire çekiştire yürüyedursunlar ben arkalarında bir sigara yakıp ikisinin de kocaman götünü izliyordum. Necla abla da az fırıldak değildir aslında bir keresinde annemler diğer komşularla konuşurken duymuştum oğlu bu kaltağı üniversiteden arkadaşıyla yakalamıştı. Zaten 45-50 yaşına gelmiş bir kadın gibi de giyinmezdi dışarıya çıkarken. Altındaki eteği mutlaka hemen diz altı olur, üzerine mutlaka gömlek giyer ve üst düğmelerini açık bırakarak mahalleye bak benim sütyenimde ne güzelmiş gibisinden göstermeye çalışırdı. Kocası razı olsa o başına öylesine bağladığı başörtüsünü de anında atardı eminim. Neyse onlar mahalleyi çekiştire çekiştire yürürken birkaç gencin yanımızdan geçerken onlara attığı bakış beni biraz sinirlendirmiş ve annemi kıskandığımı hissetmiştim. Kim siktiği kadını sahiplenmek istemez ki. İşte bende de o duygu oluşmuştu sanırım. Pazar yerine geldiğimizde pazarın kalabalık sıkışık hali beni sinir ediyordu. Elimde Pazar arabasıyla bir o yana bir bu yana geze geze alışveriş yapmak kadar sinir bozucu bir şey olamaz herhalde. Portakal tezgahına yaklaştığımızda annemle Necla abla eğilip portakal seçerken adamın birisi tam neclanın arkasına geçip portakal elliyor gibi yaparak ona dayamaya başlamıştı. İşin ilginç tarafı Necla abla şöyle bir geriye döner gibi yapıp adama bakarak hafifçe gülümsemişti. Adam da cesareti buldu ya dayama işinin içine birde ellemeyi eklemiş hani utanmasa Necla orospusunun beline sarılıp oracıkta becermeye başlayacaktı. O sıra hem adamın neclaya yaptıklarını izlerken değişik fikirlere de kapılmıştım. Acaba annem de birileri dayandığında ellediğinde böyle tepki veriyormuydu, canı yarak istiyormuydu falan gibisinden düşüncelerle öylece bakıyordum adamın Necla orospusunun götünü kerkmesine. Annemle Necla abla işini portakal tezgahında bitirdiklerinde Neclanın keyfi yerindeydi sanırım. Öyle ki adamın önünden ayrılırken adamın sikine doğru elini atıp hafifçe dokunmasını kimse gördü mü diye etrafına bakarken benimle göz göze gelmiş ve benim imalı kafa sallamamdan herşeyi gördüğümü de anlamıştır sanırım. Utancından kafasını öne eğmek zorunda kalmıştı. Annemler pazarda gezerken yeşillik baktıkları bir tezgahta bir gençte hafifçe annemi ellemiş annemin irkilmesinden ellendiğini anladığını farketmiştim. Ama bir şey olmamış gibi tezgahtaki kadınla konuşurken sol kalçasını oğlan bir güzel yoğurmuştu. Annem pazarlığı bitirince de mecbur bırakmak zorunda kalmıştı. İstanbul gibi bir yerde tacize uğramamak zaten imkansız da, ama Pazar yerindeki kadınların bir kısmı da sanırım taciz edilmekten hoşlanıyorlar, buna annem de dahil. En sonunda Pazar işleri bitince eve dönüş yoluna koyulduk. Eve geldiğimizde bizim Pazar arabasını aldım eve çıkarttım. Annem “Oğlum Necla ablanın arabasını da çıkartıver evlerine yoruldu kadıncağız” dedi Necla yok mok dese de en sonunda iş bana kaldı. Pazarlıklarını dairelerinin önüne kadar getirdiğimde Necla abla bana şöyle bir bakıp “Teşekkür ederim gel istersem içerde bir soluklan” dedi, bahane uydurarak usulünce teşekkür edip ayrılırken elimden aniden tutup “Kaçıp duruyorsun da bir gün çok canın çekerse beni bul” deyip birde göz kırparak kapısını kapattı. Hakikatten tam bir kaltaktı kadın. Kendini siktirecek yer arıyordu. Kadının bu hali aklımı anneme takmama sebep oldu. Annem de son günlerde yarak meraklısı olmuştu. Acaba canı başka yaraklar da çekiyormuydu. Düşüne düşüne eve geldim tekrar. Eve girdiğimde annem mutfakta aldıklarımızı yerleştiriyordu. İçerileri kolaçan ettiğimde tabi ki babam yine evde yoktu. Hemen mutfağa gidip elimi aynı pazardaki çocuk gibi annemin kalçasına atıp yoğurmaya başladım. annem “dur oğlum işim var baksana” dedi “pazardaki çocuğa da deseydin ya böyle” dedim. Elindeki işi bırakıp “ayyy sen onu gördün de beni mi kıskandın yoksa” “kıskandım tabi, senin gibi karı kıskanılmaz mı amına kodumun orospusu. Ama sen ellettirirken hiç ses çıkarmadın çocuğa ne o hoşuna mı gitti” “bak sen oğluma kıskanıp ta dellenir olmuş. Oğlum ne diyeyim Pazar yerinde milletin içinde. Söylesen yaygara çıkıyor elaleme rezil olduğunla kalıyorsun. Hem fena mı genç adam azcık hevesini alsın” diyerek hınzırca güldü. “alsın alsın ama kalkıpta am göt de verme amına koyayım” dedim. Annem bana doğru bakıp gülümsedi “kıskanç erkeğim benim” diyerek buzdolabına birşeyler yerleştirdi. İşini bitirince annemi olduğu gibi mutfak tezgahına kapaklayıp arkasına geçerek eteğini yukarı kaldırdım. Elimle külotlu çorabını amının denk geldiği yerden rastgele yırttım ve sikimi anında amına gömdüm. Kocaman kalçalarından böyle sikmek zor oluyordu ama bir şekilde amının yerini buldu sikim. “dur oğlum yapma bak baban geliverir aniden dur oğlum” derken “amına koyduğumun karısı nasıl ha o gençte seni böyle domaltıp sikse iyi olur mu” diyordum. Annem anlamıştı çocuğun kendisini ellemesine içerlediğimi “aman oğlum ellese ne olacak, kavun ellendikçe çürüyomu, işte onun ellediği am göt yine senin önünde yine senin önünde” dedi. “elbette benim olacak amına koduğumun karısı, orospu gidip bir de herkese siktirseydin” “hah bir bu eksikti. Aklına taktıklarına bak. Oğlum saçma sapan düşünme böyle” “neden düşünmeyeyim elleyene ses etmeyen sikene de yok demez” diyerek yüklenmelerimi arttırdım. Öyle seri şekilde sikiyordum ki aklım zaten başımda değil sayılırdı annemin amına sikimi gömdükçe de akıl felan kalmadı bende. En sonunda kasıla kasıla amına boşaldım. Geri çekildiğimde amından bacaklarına doğru yavaş yavaş döllerim akıyordu. Hiç bir şey demeden çıktım gittim mutfaktan. Önceki sikişlerimiz olsa annemi zaten yarı yolda bırakmaz mutlaka orgazma ulaştırırdım ama kızgın bir halde mi desem kıskançlık kriziyle mi desem sikince aklıma bile gelmedi onu boşaltmak.

Salonda ben öylece otururken annem çıkıp geldi. “lan şerefsiz çok mu kıskandın beni” “evet” “e hadi gittim birisi beni sikti ne olacak bilebilecekmisin benim sikiştiğimi” “bilirim” “nah bilirsin. Bak baban çok biliyor demi, sabah akşam senin yarağını yiyorum lan ben. Baban sayısını mı tutuyo sanıyorsun. Şunu iyi belle, kadın yeter ki kafaya koysun erkek bir bok anlamaz” annem böyle konuşunda şaşırıp kalmıştım. Mutaassıp olan kadın ne hale gelmişti. Resmen artık ben yoldan çıkarsam beni tutamazsın demek istiyordu. “aman be, amına koyayım ne halt yersen ye. Git önüne gelene siktir kendini” dedim bir hışımla “öyle mi peki bakalım oğlum bunu sen istedin” dedi ve sustu. Gözüm dönmüştü hışımla anneme doğru hamle yapıp boğazına sarıldım. “bana bak orospu seni öldürürüm tamam mı, bir adın çıksın seni vallahi de billahi de öldürürüm” dedim. Annem baka kaldı elimi boğazından çektiğimde. O gece saatlerce konuşmadık. Akşam yemeğinde zaten babam 4-12 çalıştığından yoktu. Yemeğimi yiyip odama geçtim ve öylece düşünmeye başladım. kendi kendime “az yüz bulsa mahalleye siktirecek kendini” diye düşünüyordum. Az sonra hafifçe kapım açıldı ve annem geldi. Yatakta yanı başıma oturdu. Üzerinde hala Pazar yerinde giydiği elbiseleri vardı, tek fark altındaki külotlu çorabı çıkarmıştı. İkimizde konuşmuyorduk. Elini çenemden tutup yüzümü kendine çevirdi “oğlum sen istemedikten sonra kimse ilişemez bana” dedi. “tamam boşver kapatalım bu konuyu” dedim bende olayı savuşturmak için “hayır hayır, senin bu konularda ne kadar kıskanç olduğunun farkına vardım oğlum, şunu iyi bil bende kadınım ve çevremdeki diğer kadınlar gibi benimde bazen canım değişik şeyler istedi. Ama bu zamana kadar asla öyle bir şey yapmadım. Şimdi yapmak istermiyim aslında bilmiyorum içimde bir duygu zincirlerini kırdın nasılsa hayatını yaşa derken diğer bir duygu da saçmalama sana yakışmaz böyle şeyler demiyor değil. Ama sen varken benim başka bir sikiciye ihtiyacım yok emin ol” dedi annem, aslında kadın haklıydı bir yönden de, bu zamana kadar bir örtü altında seks hayatını yaşamış yeni yeni seksin ne olduğunu öğreniyordu. Tabi öğrendikçe de gözü başka yerlere kayıyordu. Hem neden olmasındı ki. Neden başka bir erkekle yatmasın. Ben gözüme kestirdiğim karıyı sikmek isterken annem neden gözüne kestirdiği bir erkekle sikişmesin. “bak anne, seninde hayatında yeni yeni değişiklikler oluyor. Elbette içinde bu değişimlerle kabaran duyguların vardır. Seni üzdüysem, kırdıysam affet beni. Ama ben seni çok seviyorum ve onun kıskançlıkları bunlar. Ama bir yönden de düşününce senin başka birisi ile yatmak gibi düşüncen olursa sadece kiminle yattığını bilmek istiyorum o kadar” “ciddimisin” “evet gayet ciddiyim. Birisi ile yatmak istediğinde yattığın kişinin kim olduğunu bilmek istiyorum” annem sustu. Bu susmak onun aslında canının başka yaraklar çektiğinin belirtisiydi. Hem bana neydi ki, madem canı başka yaraklar çekiyor gönlünce yesin. “oğlum madem ciddisin bu konuda eğer ki öyle bir halt yiyecek olursam senin de bundan haberin olacak” “tamam anne o zaman olay kapanmıştır benim açımdan” dedim. Bir süre sustuk annem beni az kenara itip yanıma uzandı. Bana doğru döndüğünde dudaklarımız birleşmişti bile. Deli gibi öpüşürken koyu mavi renkli beyaz puantiyeli başörtüsünü yavaşça çıkarmaya başladım. annem elini pantolonuma atmış kemerimi çözüp pantolonumu aşağıya sıyırarak sikimi sıvazlamaya başlamıştı. Ellerim annemin bluzunun altına gitti, bluzunu hafif hareketlerle öpüşme ritmimizi bozmadan üzerinden çıkardım. Daha sonra elimi sırtına atıp sütyenini çıkararak kocaman memelerine yol verdim. Bir yandan öpüşürken bir yandan da elimin birisi ile onları yoğuruyordum. Arasıra annemin dudaklarını bırakıp başparmağım kadar olan meme uçlarını emip ısırıyordum. En son üzerimdeki kazağı çıkartarak pantolonumdan da kolayca kurtuldum. Annenim eteğini de bir çırpıda alarak bacak arasındaki yerime geçtim. Dudaklarına yumuldum tekrar. Annemi öperken annenim karın yağları ve kocaman göğüsleri bir tepeyi andırıyordu gözümün önünde. Karın yağları annemi sanki karnından iki sıra dağa bölmüş bir halde iki kıvrım şeklindeydi. Memeleri ise nerden baksan karnına kadar gelirdi azıcık uzatsan. Bacaklarını iyice ayırıp amına sikimi birkaç defa sürttüm ve “hazırmısın orospum” dedim.” Hazırım hadi sik orospunu” dedi annem ve sikimi içine itekledim ve belinden aldığım kuvvetle gelip gitmeye başladım. “ohhh be ne güzel amın var senin anne” “hımmm çok mu seviyorsun annenin amını” “evet çok” “sik o zaman anneni hadi. Becer bu orospuyu” “ohhhh sikmezmiyim hiç senin gibi ateşli karı sikilmez mi” “ayhh evet sik o zaman anneni, hadi sertçe sik, doyur yarağa” “ohhhh annem senin gibi ateşli orospu bulunmaz inan” “işte altında yatıyor o orospu hadi sik” “ohhh annem benim” “oğlum dölleyicim benim. Hadi sik sula döllerinle annenin amını ohhhhh” ateşli bir sohbet ve azgın bir halde annemle sikişmeye devam ediyorduk. Bir süre sonra annem kendisini kasarak çığlıklarla boşalmaya başladı. Onun pembeleşmiş yüzüne bir süre baktım o rahatlayınca ben yine ritimli şekilde amına döşemeye devam ettim. “ohhhh annem benim orospum, kaltağım” “ıhmmmm sik kaltağını, doyur yarağa” “doyururum ama sen artık bir yarakla yetinmezsin kahpe” “yetinirim senin yarağın yeter bana ımhhh” “yetmez seni mahalle sikse yetmez” “ımhhhh yetmez lan tüm mahalle üstümden geçsin benim” “ohhh kaltak seni, yarak meraklısı kaltak” “evet yarak meraklısıyım ben, herkesin önüne bakar oldum bu aralar, sen yarak meraklısı yaptın beni. Hadi sik ananı eller sikmeden” “ohhh sikerim bol bol sikerim. Bakalım başkaları böyle sikebilir mi seni” “yedikçe öğrenirim bende” “ulan kaltak kırk yıl düşünsem senin böyle azgın bir şey olacağın aklıma gelmezdi” “ımhhhh kim yaptı ha kim yaptı. Sen sikince böyle oldum ben. Amım her an yarak istiyor” “bende her istediğine sikiyorum kaltak. Ama sen kendin istiyorsun git siktir bakalım lan birisine. Bakalım nasıl öğren amına koyduğumun orospusu” “siktireceğim amımı götümü siktireceğim ilk gözüme kestirdiğime zaten” “ohhh siktir ama beni de haberdar et” “ımhhh ımhhh ederrrriiimmmmmmm” diyerek annem yine boşaldı. Konuşmalarımız annemi fena halde azdırmış olacak ki ikinci orgazmı da hemen yakaladı. Ben iyice yüklenerek “amına koyduğumun karısı şuna bak ben kendini siktir deyince yine sular seller gibi boşaldın” dedim ve “işte bende geliyorum amına koyduğumun kaltağı aaaahhhhhhhh” diyerek içine attırmaya başladım. annem “ohhhh işte bu oğlumun tohumları içime akıyo sıcak sıcak, hepsini doldur, attır içime tohumlarını” diye inleyerek sırtımı okşuyordu. Sikiş bittiğinde üzerine yıkılıp kalmıştım. Az dinlenip saate baktığımda saat 23 olmuştu. Babamın mesaisi bir saat sonra bitecekti yarım saate de servisle gelişi desen bir buçuk saat vardı. Bir postada annemi götünden siktim o gece. Ama annemin seks sırasında bile başka bir erkek muhabbetinin açılması azgınlığının artmasına yetiyordu.

Onu paylaşmak istemiyordum ama birkaç defaya mahsus birileri ile de sikişmesine ses çıkartmayacaktım. Nasılsa o elimin altındaydı ve bol bol sikiyordum.Ve sonunda annemin başka birisi ile sikişme fikrine kayıtsız kalmadım ve onu kendi istediğim birisi ile sikiştirdim. Onu da sizlerle son hikayemde paylaşacağım.
Anne seks hikaye – porno hikaye – seks hikaye – sikis hikayeleri mobil hikaye – anne porn hikaye – ensest seks hikayeleri

ALDATMA

ALDATMA
Aşağıdaki hikaye alıntıdır.

İşyerinden bir eğitim semineri için üç kişi İstanbul’a gideceğimiz bildirildi. Çarşamba akşamı hareket edecek, dört günlük eğitimden sonra pazar gecesi tekrar dönecektik.

Akşam durumu eşime bildirdiğimde sertçe “gidemezsin” dedi. Aslında ben de gitmek istemiyordum. Buna rağmen kocamın bu erkek egemen tavrına sinirlendim ve tartışmaya başladık. Bunun bir iş gezisi yanı sıra eğitim olduğunu ve kariyerim için mecbur olduğumu belirterek kesinlikle gideceğimi söyledim. Sonraki iki gün boyunca düşman gibiydik. Çarşamba akşamı eve gelip hızla hazırlandım.

Tam çıkmak üzereyken eşim eve geldi. Soğukça selamlayıp:

“Yorgunum, seni götüremem. Taksiyle gidersin. İnince beni aramayı unutma, hayırlı yolculuklar…” dedi.

“Teşekkür ederim. Otelin numarasını oraya yazdım. Kafamı dinleyeceğim hazır sen yanımda değilken.. Çok merak edersen ararsın.” diye sertçe cevapladım ve öpüşmeden ayrıldık.

Bu arada 32 yaşında, her yerde erkeklerin ilgisini çekmeyi başaran bir fiziğe sahip, hafif balıketi bir kadınım. Bir yerde kocamın bu kıskançlık gösterisine hak vermiyor değildim. Yine de ona bu hareketinin hesabını sorma duygusu ağır basıyordu. Uçaktan indiğimizde görevli personelce karşılanıp otele bırakıldık.

Otel güzel ve merkezi bir yerdeydi. Diğer arkadaşlar erkek olduğu için onlar aynı odayı aldılar ve bana ayrı bir oda tahsis edildi. Ertesi gün yoğun bir programdan sonra otelimize döndük. Iş arkadaşlarım dolaşmaya çıkacaklardı. Ben otelde kalacağımı söyleyince ayrıldılar. Akşam yemekten odama çıkınca resepsiyon eşimin aradığını bildirdi.

“Hayırdır, cebimi aramadın?”

“Sen de inince dün beni aramadın.

”Eğleniyor musun bari?”

”Hala orda mıyız? Buraya iş için geldim ve şu anda da dinlenmek için odamdayım. Yoğun olduğumu bildiğin halde bana destek olacağına, moral vereceğine, evde olduğu gibi burada da beni daha çok yoruyorsun. Böyle tavır yapacaksan ben dönene kadar arama beni… Ikimiz de sakinleşiriz bu arada”

“Ben arkadaşlarla yemeğe gidiyorum. Evde uğraşamayacağım. Akşamları dışarıda olacağım ben de sen dönene dek, bir daha rahatsız da etmem. İyi eğlenceler…” dedi ve cevap vermemi bile beklemeden kapattı.

Bu kıskançlık damarı o kadar kızdırmıştı ki beni… Kendisi seyahatteyken benim tutumumla eşiminki tamamen zıttı. Sakinleşmek için duşa girdim. Kesmeyince giyinip lobiye indim. Otel bile boğucu gelmeye başlamıştı. Çıkıp yürürken yakınlarda hoş bir bar gördüm. Biraz kalabalıktı ama barda manzaralı bir köşe bulup tabureye yerleştim.
Yalnız başıma hiç böyle yerlere gelmediğim için ya dışarıya, ya da önüme bakıyordum. Barmenden bir votka-portakal istedim. Soğukluğu ve sertliği hoşuma gitmişti. Hiç adetim olmadığı halde ikincisini söyledim. O sırada birinin beni izlediğini hissedip döndüm. Dört beş tabure ilerideki adam benim ona baktığımı fark edince çekinerek hemen gözlerini kaçırdı. Ben içkimle oynarken o çaktırmadan beni izliyordu.
Ben de o fark etmeden barın ardındaki aynadan onu incelemeye başladım. Hoş, 30-35 yaşlarında temiz yüzlü yakışıklı denmese de çekici bir adamdı. Hafif toplu bir yüzü gömleğinin altından anlaşıldığı kadarıyla atletik değilse de formda bir vücudu vardı. Bulunduğum yerden kalçalarını göremiyordum.
Birden bu yabancıyı alıcı gözle süzdüğümü fark edip hem utandım hem şaşırdım. O sırada buna kocamın yaptıklarının sebep olduğunu düşündüm ve her yerimi bir öfke sardı tekrar…
Madem o kadar güvenmiyordu bana görürdü gününü. Kocamı hiç aldatmamıştım ve aldatmayacaktım ama bir yabancıyla flörtleşmenin bana iyi geleceğini düşündüm. Ayrıca kocam bilmese de bu onun için iyi bir intikam olacaktı.
Kesin kararımı vermiştim. Sıra bu yabancıyla tanışmaya gelmişti. Muhtemelen nezaketinden kaynaklanan çekingenlikle ilk hareket ondan gelmeyecekti. İçkimi bitirip çantamı aldım ve kalktım. Sanırım gittiğimi düşündüğü için yüzünden hafif bir sıkıntı ifadesi geçer gibi oldu. Bu hoşuma gitmişti benimle ilgileniyordu demek. Lavaboya doğru giderken kalçalarımı hafif hafif kırıtarak yürüdüm.
Boy aynasında şöyle bir kendimi süzdüğümde aceleyle hafif dağınık topladığım topuzumdan alnıma ve enseme dökülen dalgalı kestane saçlarım, beyaz plili gömleğim, saçıma uyan kahve tonlardaki eteğim ve yüksek topuklu ayakkabılarımla orta yaşlı evli bir kadından çok işten sonra eğlenmeye çıkmış özgür bir kadın havası taşıdığıma kanaat getirdim.
Tekrar bara döndüğümde eski yerim dolmuştu. Yabancının yanı ise hala boştu. Arkası dönük olduğu için geldiğimi fark etmemişti. Ve laf aramızda az önce göremediğim kalçaları da gergin, kaslı haliyle dikkatimi çekti nedense, çok iyi duruyordu. Tabureye uzanarak:

“Affedersiniz, burası müsaitse oturmamın sakıncası var mı?” dedim. Şaşkınlıkla döndü ve beni görünce:

“Elbette buyurun” diyerek yine şaşkın bir tavırla yerinde kıpırdandı ve tabureyi benim için düzeltti. Sesi de kendisi gibi hoştu. Oturup gülümsedim.

O da karşılık verip bardağını izlemeye başladı. Özellikle barmenin duyamayacağı ve göremeyeceği bir anda içki istemek için seslendim. İkinci kez seslendiğimde

“Ben yardımcı olayım sakıncası yoksa…” dedi ve barmene seslendi. Ne içeceğimi sorarak benim için votka-portakal istedi. İçkim geldiğinde

“Sert içki seviyorsunuz sanırım” dedi ve sustu. Yine bardağına bakıyordu.

“Normalde pek bara gelmem ve bu tür içkiler içmem. İş için İstanbul’dayım. Biraz sıkılınca otelden çıktım ve işte!” dedim. “Az önce lavabodayken yerime başkası geçmiş ben de güven verici ve dürüst duruşunuzdan etkilenerek sizi rahatsız ettim kusura bakmayın. İnsan tanımadığı bir şehirde hele yalnız bir kadınsa ister istemez ürkek oluyor.”

“Teşekkür ederim. İltifat addediyorum bu sözlerinizi ve siz güvenle otelinize ulaşana kadar kavalyeniz olmama izin verirseniz sevinirim. Adım Barış leydim…” dedi gülümseyerek centilmence bir reverans yaptı eli ve başı ile… Bir kahkaha atıp:

“Ah yanılmamışım gerçek bir şövalyesiniz siz! Adım Buse…” dedim.

Uzattığım elimi nezaketle öptü. Espri ve neşe dolu bir sohbete daldık. Bu arada ben üçüncü votkamı içiyordum ve çakırkeyif olmuştum. Konuşurken birbirimizin gözlerine bakıyor, güldüğümde farkında olmadan dizlerine vuruyor veya kolundan tutarak dengemi koruyordum. Üst üste attığım bacağımı sallarken sürekli Barış’ın ayağına çarptığımı fark ettim ve diğer bacaklarımız birbirine bitişik duruyordu.
Bakışlarım pantolonunun önüne kaydığında içim yanmaya başladı. Barış baktığımı fark etmemişti, kızardığımı görünce:

“İyi misin?”

“Evet” gülümsedim “Alkolden ve gülmekten sıcak bastı galiba. Sanırım şuradaki masaya geçsek iyi olacak…”

Birlikte ayağa kalktık. Ben gömleğimi ve eteğimi düzeltirken arzulu bir şekilde beni izlediğini fark edebiliyordum. Birkaç adım sonra hafif hafif başım dönünce teklifsizce koluna girdim. Hem şaşırmış hem mutlu olmuştu. Biraz sonra slow müzikler başlamıştı ve pistte çiftler geziniyordu. Barış içkisini yudumlayıp

“Dans sever misin?” diye sordu. Biraz kendime gelmiştim.

“En azından bunu size borçluyum sevgili koruyucum…” diyerek gülümsedim.

Elimden tutup beni kaldırdı ve mesafeli bir şekilde dansa başladık. Eşimle dans etmeyeli çok olmuştu ve özlediğimi fark ettim bu duyguyu… Bunları düşünürken yaklaşıp başımı Barış’ın göğsüne koymuştum. O da bir elini belime diğerini omzuma alıp samimi bir şekilde sarmıştı beni…
Kabaran erkekliğini hissedince şu anda eşimle dans etmediğimi hatırladım aniden. Ama içim ısınmaya başlamıştı. Çok güzel vakit geçiriyordum uzun süredir. Hem flört etmeye karar vermemiş miydim bu gece?
Kendi kendime gülümseyip biraz daha sokuldum Barış’a. Vücudunun ve parfümünün kokusu erkeksi ve tahrik edici geliyordu. Saçlarıma dokunup çok güzel olduğunu fısıldadı. Kollarımı boynuna dolayıp gözlerine bakarak teşekkür ettim. Bakışları tutkuluydu, erkekliği kendini hissettiriyordu ve içimde bir ılıklık, yanma başlamıştı.

“Oturalım mı artık?” dediğimde biraz isteksizce ayrılıp masamıza döndük. Barış ın içkisi biterken biraz daha sohbet ettik ama ikimizin de birbirimizi istediği ve açık etmediği esprili bir düelloydu bu kez sohbetimiz… Biraz sonra kalkıp çıktık.

“Arabam şurada, bırakayım mı seni?”

“Sevinirim aslında, yoruldum” dedim ve sokakta yürümeye başladık.

Topuğum kaldırıma takılınca koluna tutundum ve Barış da elimi yakaladı. Dengemi bulunca bu şekilde yürümeye devam ettik. Güvenli, huzurlu ve arzulu hissediyordum onunla kendimi…
Aracın kapısını açtı bana. Otururken sağlam bir frikik vermiştim. öbür kapıya geçerken pantolonunun zorlandığı açıkça belliydi. Hoşuma gitmişti eşimden başkasının beni böyle arzuluyor olması… Otele doğru giderken onu izliyordum. Biraz utandığı belliydi. Neden baktığımı sordu:

“Özür dilerim rahatsız olman için değil. O kadar iyi davrandın ve güzel bir gece yaşattın ki bana o yüzden…” Otele yaklaşınca

“Biraz geride duralım. Arkadaşlarıma laf anlatmakla uğraşamam bu saatte…” diyerek gülümsedim. Durunca vitesteki elinin üzerine elimi koydum ve “Her şey için teşekkür ederim” diye fısıldayarak gülümsedim.

O bana, ben ona eğildiğimiz o sihirli anda, nasıl olduğunu anlayamadan dudaklarımız birbirine değiverdi. Sanki ikimizi birbirimize çeken şiddetli bir akım vardı aramızda… O kadar sıcak ve tatlı bir öpüşü vardı ki alt dudağımı hafifçe emerken dili ıslak ve sıcak, yanarak ağzımın içine kayıyordu.
Dillerimiz dolaşarak, tutkulu ve uzun bir öpüşmenin içinde bulduk kendimizi… Güçlü eli ensemi kavramış saçlarımı okşayarak kendisine bastırıyordu beni… Nefes nefese ayrıldık ve biran konuşamadan arzuyla birbirimize baktık. Kontrolü almıştı:

“Geceyi uzatıp bir kadeh daha içelim mi bir yerde?”

“Sakin bir yer olsun bu kez…”

“Sakin bir yer derken? Ne dersin, benim evimde devam edelim mi?” Sadece gülümsedim ve evine gittik.

İkinci katta küçük bir yerdi ama ikimiz de bununla ilgilenmiyorduk o anda ve neredeyse koşarca çıktık merdivenleri… Kapı kapanır kapanmaz dudaklarımız tekrar buluştu. İlk anın hoyrat hızı düşünce usulca duvara yapıştırdı beni… Nefesi yüzümü, dudakları dudaklarımı yakarken erkekliği kasıklarımı zorluyor, elleri kalçalarımda geziniyordu. Eteğim yukarı sıyrılırken bacağımı kaldırıp bacaklarına sararak kendime bastırdım ben de erkeğimi…
Eteğimin üzerinden okşayan eli tenime dokununca ikimiz de artan heyecanla titredik. Diğer eliyle eteğimi yukarı doğru topladı ve parmakları arkamdan külotumun altına kayıverdi. Amıma dokunmasıyla bir hoşnutluk mırıltısı döküldü ağzımdan… Bunu duyunca beni hafifçe ezerek arkama giden kolunu daha da uzattı ve parmak ucu içime girdi. Önümü ağır ağır kabaran sikine sürtüyordum ben de… Kollarımla sıkıca sarılmış, sırtından güçlü omuzlarına tutunuyordum.
Dudaklarımız ayrıldı ve çok güzel koktuğumu söyleyerek boynuma gömdü yüzünü… İçimdeki elini çekti ve diliyle boynumdan göğüslerime inerken gömleğimi açmaya başladı. Tüm düğmelerim çözülünce sütyenimi uzanıp açtı ve serbest kalan göğüslerime baktı bir an… İstekle uçlarını ağzına alıp emmeye başladığında parmakları da tekrar bacağımın arasındaki yerini almıştı.
Külotumun ayaklarıma nasıl indiğini anlamamıştım bile o anda… Biraz daha aşağı kayarak ıslak dilini benim zevkten sulanan amıma sokuvermesiyle duvara yapışıp tir tir titremeye başladım. Ayakta duramadığımı görünce bir an için yaptığı işe ara verdi ve ben çökercesine koridora oturuverdim.
Oracıkta başını, araladığı bacaklarımın arasına sokup amımı tekrar yalamaya başladı. Bir eli kalçamda, diğeri göğüslerimde, dili ve sıcak nefesi amımda deli ediyordu beni ve inleyerek boşaldım. Bütün gerginliğim yorgunluğum uçmuştu. Her dokunuşunda sarsılıyordum hala:

“Dur!” diye yalvarırcasına seslendim. Minnetle bakıyordum… “Uçurdun beni… Nefesimi kestin. Ağzım dilim kurudu. Bir bardak su alabilir miyim?”

Hınzırca gülümseyerek bir dil darbesiyle beni tekrar sarsıp mutfak olduğunu sandığım yere gitti. Hala zevkle titriyordum.
Güçlükle ayağa kalkıp bacaklarıma dolaşan kilodu elime aldım ve hala çıkaramadığım ayakkabılarımı attım bir kenara. Duvara yaslanmış elimde kilodum, perişan halim hoşuna gitmiş olmalı ki, elinde suyla gülümseyerek beni süzüyordu. Suyumu içerken kilodumu alıp kokladı ve beni kucaklayıp
“Biraz dinlen istersen” diyerek yürüdü. Boşta sallanan elim yürürken dimdik sikine çarpıyordu. Koridorun sonundaki odada tek kişilik bir yatak vardı. Beni oraya uzatıp yanıma oturdu. Biraz toparlanmıştım.

“Bana ne yaptın seni şeytan?” diyerek onu kendime çektim.

Artık daha sakin öpüşüyorduk. Ayağa kalktım ve eğilip gömleğini çözmeye başladım. Bana hayran hayran bakarken sallanan göğüslerim burnuna değiyordu adeta. Dağılan topuzumun tokasını çekince saçlarım yüzünü okşayarak döküldü. Derin bir nefesle içine çekti kokuyu. Açılan gömleğin omuz kısmının altından ellerimi sokup okşayarak kurtardım erkeğimi… Sıcakta başka bir şey yoktu üzerinde.
Ben de gömleğimi çıkarıp kucağına oturdum ve ellerimiz vücutlarımızda gezerken boynunu göğsünü omuzlarını öperek hafif dil darbeleri attım. Bacaklarımı okşarken ellerini tutup sırtüstü ittim onu yatağa. Kemerini açarken şehvetten gözleri büyüdü adeta. Pantolon ve boxerdan kurtulan o koca aleti görünce gözlerin büyüme sırası bana geçmişti.

“Ohhh böyle güzelini görmemiştim!” sözleri dökülünce ağzımdan gururla oynattı sikini Barış. Bakışlarımı o koca aletten ayırmadan son giysilerden de kurtardım onu.

Yastığı duvara dayayıp hafifçe doğrulup yaslandı. Ben eteğimi açıp ayaklarıma düşürürken beni izleyerek bacaklarını aralamış bekliyordu. çıldırtma sırası bendeydi. Ağır ağır yaklaştım yatağa. Tam dimdik duran sikine doğru eğildim. Aralık ağzımdan ılık nefesimle ona yaklaşıp uzaklaşıyor, saçlarım erkeğimin aletine, bacaklarına, kasıklarına süründükçe sabırsızlaşıyordu.

“Hadiiii…” diye yalvarırcasına inledi.

Ağzımı açıp onu alır gibi eğildim ama dokunmadan tekrar çıkardım. Barış hem heyecanlanmış hem sabırsızlanmıştı. Uzaklaşıp ayak ucundan emekleyerek bacaklarının arasından yatağa girdim.
Güzel bir yemeğe nereden başlayacağını bilemez bir ifadeyle bu aleti izliyordum. Sonunda dilimin ucuyla taşaklarının kalçalarına doğru bitim noktasına dokundum. Yay gibi gerildi ve inledi. Siki haşmetle sallanıyordu gözlerimin önünde.
Güç artık açıkça bendeydi. Bir yumurtalığını dudaklarımla yakalayıp emerek ağzıma aldım. Islak dokunuşum erkeğimi çıldırtmıştı. Dilim ve dudaklarımla taşaklarını öpüyor yalıyor hafif hafif ısırıyordum. Hiç beklemediği bir anda yarağını bir hamlede ağzıma alıp emmemle derin bir “ohhh…” çekti. Beklediği buydu.
Onu ağzımdan çıkarıp gülümsedim. Taşaklarından kavrayıp elimle okşarken Barış’ın yarağını dudaklarımla kavrıyor her santimini dilimle ıslatıyordum. Yanaklarım bacaklarına sürtünüyor zevk titremelerini hissediyordum.
Tekrar doğrulup ucuna dilimle küçük dokunuşlar atmaya başladım. Gözlerinin içine bakarak yarağını ağır ağır ağzımın içinde yok ettikçe adeta eriyor yutkunarak beni izliyordu. Onu alabildiğimce ağzıma alıp tekrar çıkarmaya başladım. Bir yandan emerken bir yandan ağzımdaki kısmında dilimle geziniyordum. Sanki iyice büyümüştü ağzımda gidip gelirken.
Hırıldayarak saçlarıma yapıştı ve gerildi. Boşalacaktı. Nasıl boşaldığını bilmediğim için hemen elimle kavrayıp 31 çektirmeye başladım, dilimin ucuyla da sikiyle başının birleştiği yeri gıdıklıyordum.
Akşamdan ve belki de günlerden beri beklediği için öyle şiddetli patladı ki yağmur gibi saçıma doluştu sperm damlaları. Ikinci patlamadan önce tekrar ağzıma aldım bu muhteşem aleti. Oluk oluk boşalıyordu ben emdikçe boğuk sesler çıkararak. Koyu kıvamlı ve mayhoş tatlıydı. Kocamınkinden sonra değişik ve çekici gelmişti.
O şiddetli boşalmaya rağmen dimdikti. Tükürüğüm ve spermlerle pırıl pırıl yanan bu aleti yalayarak ağır ağır temizledim. Daha yeni yumuşamaya başlamıştı. Yanına uzandım. Minnetle bana bakıyordu.

“Tutamadım…” dedi zevkin izlerini tasiyan gülümsemesinden bile belli olan pişmanlıkla.

“İyi bile dayandın. çok güçlüsün ve tabi o kocaman güzel sikin de öyle. ” gülümseyerek öptüm.

Sanırım ağzıma dolan spermlerin tadını almıştı ama iğrenmedi. Hafif küçülmüş yarağını kavrayıp sıvazlayarak cilveli bir şekilde dudak büktüm:

“Aaa… Ne oldu? Bu kadarı yetti mi? Beni sikmeden mi uyuyacaksın?” dememle hem Barış hem de siki hareketlendi.

Göğüslerimle oynarken aleti de bacaklarıma dokunduğu yerleri alev gibi yakıyordu. Dudakları önüne gelen her yeri öpüyor tadıyordu usulca. Ben de ona doğru yan döndüm ve yakalayıp sikiyle oynamaya başladım.
Elimin altında kazık gibi oluşunu hissediyordum. Artık bu kazık beni becermeye hazırdı. Biraz sonra üstteki bacağımı erkeğimin üzerinden aşırıp amıma sikinin başını dayayıp bıraktım. Bir hamlede içimi doldurdu.
Hafif acıyla korkunç bir zevk sardı her yanımı. Alışık olmadığım bu kalın ve uzun yarak içimde hareket ettikçe dalga dalga bir ateş yayılıyordu vücuduma. Barış beni hafifçe iterek üstüme çıktı. Bacaklarımı kendime doğru çekip daha derine girmesine yardımcı oluyordum.
Benim iniltilerim arttıkça daha sert ve daha derine pompalıyordu. Kasıklarımız ter ve am suyumdan sırılsıklam olmuş birbirine çarptıkça alkış tutuyordu tempomuza… Barış üzerime kapanıp beni ezercesine ve daha hızlı sikmeye başladı. Çığlıklarımı tutamaz olmuştum ve kalçalarına yapışıp bacaklarımla birlikte sımsıkı içime bastırarak boşalmaya başladığım anda spermleri alev gibi dövmeye başladı içimi… Aynı anda ve aynı şiddette zevk alarak boşalıyorduk.

“Çıkma içimden…” diye fısıldadım mutlulukla… İçimde küçülüşünü hissederken kendimi güçlü hissediyordum erkeğimin altında. O koca yarağı dize getirmiştim çünkü. O şekilde uyuyup kaldık.

Sabah 6. 00 da uyandığımda sarmaş dolaştık hala. Ben kıpırdanınca Barış da uyandı ve dudaklarımı öperek

“Günaydın aşkım…” diye fısıldadı.

“Günaydın” diyerek gülümsedim. Kalkıp mutfaktan bir su içip lavaboyu buldum. Aceleyle temizlendim. Kapıda belirdi:

“Duş yapmayacak mısın?”

“Hayır. Otel uzak mı buraya?”

“Sabah trafiğinde 15 dakika falan… Neden?”

“Kimse fark etmeden gidip hazırlanmalıyım. Arkadaşlarım geceyi dışarıda geçirdiğimi fark ederse mahvolurum. özellikle kocamın kulağına giderse!”

“Affedersin evli olduğunu bilmiyordum. Çoğu kadın gibi rahat olmak için takıyorsun o yüzüğü sanmıştım. Çok şanslı bir kocan var…” diye mırıldandı üzüntüyle. Gülümseyerek:

“Çok zevk aldım ve senin bir suçun yok. Çok şanslı bir karın olacak!” diyerek yanağına bir öpücük kondurdum. Otele geldiğimizde biraz geride park etti ve kartını uzattı bana. Gayriihtiyari kartı alınca ümitle baktı:

“Görüşür müyüz?”

“Ben evli bir kadınım…” diyerek yanağını okşadım ve hızla otele yürüdüm.

Saat dokuza kadar uyuyup hızlı bir duşla tazelenerek kahvaltıya indim. Onda alacaklardı bizi. Akşam tekrar saat altı gibi oteldeydik. Yemeği erken yiyerek odama döndüm ve tekrar uykuya daldım. Gece onbir sularında dinlenmiş olarak kendime geldim. Bütün düzenim alt üst olmuştu ve uyuyamayacağımı biliyordum.

Giyinip lobiye indiğimde kimse yoktu. Dışarı çıkınca aynı barda buldum kendimi ama Barış yoktu bu gece. Yaşadığım o muhteşem dakikaları hatırlayınca yine azmıştım. Kocamla monotonlaşan seks hayatımızın üzerine ilaç gibi gelmişti bu kaçamak…

Bir kez aldatınca aynı adamla bunu tekrar etmenin suç olmadığını telkin ettim kendime ve kulübeden dün geceki muhteşem erkeğimin karttaki cep numarasını aradım.

Sıkıntılı bir sesle açtı. Sesimi alınca canlandı. Heyecanı telefondan hissediliyordu:

“Arayacağını hiç sanmıyordum!”

“Artık yalnız yatamayacak kadar uzun süre evli kaldığımı unutmuşum. İstanbul’daki kocam neler yapıyor merak ettim. Belki beni yine kucaklamak istersin diye düşünmüştüm. ”

Yoruma yer bırakmayan açık bir davetti bu. Biraz sonra barın önüne gelmişti. Onu görünce çıkıp hemen arabaya bindim. Çocuklar gibi gülüşerek aşk yuvamıza gittik.
Yol sanki hiç bitmiyordu. Bu kez gezmeden gelen bir çift gibi sakince girmiştik. Barış yine beni duvara sıkıştırıp öpmek üzereyken elimle göğsünü iterek durdurdum:

“Bu ne acele? Bana bir şey ikram etmeyecek misin?”

“Rakı ve bira var sadece…”

“Peki, bira içebilirim. ”

Barış mutfağa seyirtince eve şöyle bir göz gezdirdim. Hemen sol tarafta salon vardı. Oturacak hiçbir şey olmamasına rağmen yerler halı ve örtülerle kapatılmış parke zemindi. Pencereden harika boğaz ve köprü görünüyordu.
Ben manzaraya dalmışken arkamdan sarılarak bardağımı uzattı. Bir yudum alıp kendimi ona doğru yaslayarak:

“Hımmm… Biran ve manzaran harikaymış. Ama bu hissettiğim sertlik ne böyle?” diyerek kıkırdadım. Dudaklarını enseme gömerek:

“Seni sadece ben özlemedim!”

“Yaaa… Öyleyse arkama batan sertliğini daha fazla sıkıntıda bırakmayalım o zaman. ”

Bardağımı bırakıp Barış’a döndüm ve dudaklarımız buluştuğunda pantolonunun üzerinden sikini avuçlayarak oynamaya başladım. Kollarıyla beni sardı ve öpüşürken kemersiz pantolonunu açtım.
Kenarlarından tutup aşağı çekerken kendim de yavaş yavaş çömeldim. İşte o muhteşem siki ile göz gözeydim yine. Dudaklarımı aralar aralamaz alışmış bir şekilde kalçalarını hafifçe bana iterek ağzıma giriverdi.
Pantolona hapsolmaktan yarağın üstüne sinen hoş kokusu beni mest etmişti. Ağzımdaki aletle çıkardığım hoşnutluk mırıltısını duyunca elleriyle başımı tutup ağzımda yavaş yavaş gidip gelmeye başladı.
O sikini çekerken emiyor, ağzımın derinliklerine iterken dilimi altına yapıştırıp üzerinde kaydırıyordum. Biraz sonra inlemeye başladı ve hareketleri düzenli ritmini kaybediyordu. Ağzımdaki muhteşem aletle ona bakarak gülümsemeye çalıştım ve taşaklarını okşamaya başladım. İniltileri homurdanmaya dönüştü ve bacakları titriyordu. Öyle bir boşaldı ki ağzımda tutamadım onu. Dudaklarımın arasından kayıp çıktı.
Hemen yakalayıp otuzbir çektirmeye başladım. İnleyerek hala geliyordu. Yüzüme çarpan sıcak spermleri üzerime akıyor, dilimle başına küçük dokunuşlar kondurup onu daha da delirtiyordum.
Boşalması bitince onu ağzıma alıp üzerindekileri emerken elime bulaşan spermlerini de ağzımdaki siki çıkarmadan dilimin ucuyla yalayıp yuttum. Hala ağzımda titriyordu zevkle. Onu rahat bırakıp diz çöktüğüm yerden masum masum gözlerine bakınca:

“Harikaydın aşkım teşekkür ederim ama elbiseni mahvettim” dedi.

Gerçekten de elbisemin ön tarafında sperm lekeleri vardı. Gülümseyerek arkamı döndüm ve:

“Fermuarımı açıp çıkarmama yardım edersen hemen yıkarız ve kuruyana kadar benimle ilgilenmek zorunda kalırsın. Çıplakken rahat duramam ben…” dedim.

Saçlarımı tutup enseme topladım fermuarımı açarken dudaklarını enseme gömüp koklarken ıslak diliyle yakıyordu tenimi. Kendimi tutup ayaklarıma düşen elbisemi aldım ve:

“I-ıh yaramaz! Önce temizlik…” diyerek banyoya yürüdüm.

Elbisemi su ve sabunla çitileyip duruladım. Asacak yer bakarken Barış kapıdan beni izlemeyi bırakıp elimden aldı ve nereden bulduğunu anlamadığım askıya takarak kapıya asıverdi.

“Seni izlemek bile delirtiyor beni… şimdi sıra sende!” fısıldayarak yaklaşıp önüme diz çöktü ve ben cevap bile veremeden külodumu eli ile kenara çekip dilini amıma yapıştırdı.

Öyle güzel ve usul usul yalayarak ara sıra dilinin ucunu içime doğru itiyordu ki beni yine duvara dayanmak zorunda bırakmıştı. Halimi görünce dudaklarını amımdan ayırıp külodumu bacaklarımı okşayıp yalayarak çıkardı.
Ben bacaklarımı aralayınca kalçalarımı avuçlayıp diliyle beni becermeye başladı. Bacaklarım titrerken bu zevk hiç bitmesin diye saçlarından kavramış yüzünü sıkıca amıma bastırıyordum. Dilim damağım kurumuştu. İniltiler arasında beni boşaltmıştı ağzıyla.
Duşakabine sarsılarak yürüdüm ve yüzüme su çarpıp ağzımı çalkalayarak bir nebze toplanmaya çalışırken sertliğini bacaklarımın arasında hissettim.
Elleri sırtımı okşayarak memelerimi bulduğunda başıma geleceği anlayıp biraz daha eğildim ve musluğa sıkıca tutundum. O kadar ıslanmıştım ki bir hamlede sonuna kadar içime girmişti. Zevk çığlığımı duyunca sanki delip çıkmak ister gibi iyice bastırdı yarağını içime. Kalçalarımı oynatarak:

“Bu nasıl yarak böyle? İçimde hiç boşluk bırakmadı… Hadi tutma onu, domalta domalta sik beni…” diyerek heyecanlandırdım onu.

Elleriyle kalçalarımı kavrayıp içimde gidip gelmeye başladı o koca yarak. Her kökleyişinde taşakları akan sularımla ıslanan kasıklarıma çarparak şakırtılar çıkarıyordu. Çıkan seslerle ikimiz de coşmuştuk ve daha hızlı sikiliyordum. İçimde hareket ettikçe zevkten ölecek gibi oluyordum.
Ellerimle fayanslardan destek alıp belimi çukurlaştırarak iyice domaldım ve daha derinlerde hissetmeye başladım bu muhteşem aleti.

Barış iyice hızlanmıştı:

“İçime boşal, korunuyorum. İçimde hissetmek istiyorum seni…”

Zevk iniltileri arasında kesik kesik sözlerimi duyan erkeğim daha sert darbelerle gidip gelmeye başladı. İyice abanıp inleyerek boşaldığında içime vuran spermler sanki serinletmişti beni ve gıdıklanarak bir ateş yükselmeye başladı kasıklarımdan mideme ve göğsüme doğru. Amımda kasılarak titreyen yarağın ve içimi dolduran spermlerin etkisiyle küçük çığlıklarla göğsüme sıkışan zevk dalga dalga vücuduma yayılıp uçurdu beni.
Neden sonra kendime gelebildim. Nefes nefeseydim ve Barış içimde küçülürken sırtıma öpücükler kondurarak göğüslerimi nazikçe okşuyordu. Zevkten sarhoş olmuştum. Bu şekilde becerilip doyurulmayalı yıllar olmuştu sanki. Duşa uzanıp açtım ve duvara yaslandım. Birbirimizi okşayarak yıkadık ve yatağa zor gittim. Erkeğime sarılır sarılmaz uyumuşum.
Gözümü açtığımda saat yediyi geçmişti fakat kendimi doyurulmuş, dinlenmiş ve zinde hissediyordum. Hızla fırlayıp çamaşırlarımı buldum, kuruyan elbisemi geçirdim, elimle kırışıkları düzeltip saçımı topladım.

“Hemen beni bırakabilir misin? Kimse fark etmeden otelde olmalıyım. Saat 10’da çıkacağız yine…”

Oyuncağı alınan çocuklar gibi baktı bana ve hazırlanıp otele bıraktı. Neyse ki bizimkiler daha ortalıkta yoktu. Akşam seminer dağılırken hepimize sertifikalarını dağıtıp pazar günü çalışma olmayacağını, fakat isteyenler için bir deniz gezisi yapılacağını açıkladılar. İş arkadaşlarım akşam Taksim’e inip sabah ta bu tura katılmayı kararlaştırdılar.
Bense lise arkadaşım bir bayanla buluşup pazar günü otelde dinleneceğimi, gece geç geleceğim için mümkünse sabah rahatsız etmemelerini söyledim. Otele döner dönmez hemen yıkanıp hazırlandım. üstüme ketenli kumaştan içini belli etmeyen tek parça elbisemi geçirip, büyük el çantama da yedek çamaşır ve giysi atarak lobiye indim.
Bir kulübeden Barış ı arayıp beni akşam 21. 00’de her zamanki yerimizden alarak yemeğe götürmek isteyip istemediğini sorduğumda tepkisinden bir an telefondan çıkıp beni öpeceğini sandım. Gururumu okşuyordu böyle arzulanmak.
Buluşup hoş bir restorana gittik. Baş başa romantik bir yemek ve şarap eşliğinde flörtleştik. Tekrar aşk yuvamıza yola çıkmıştık. Yol boyunca ben pantolonun üzerinden onun sikini okşarken o da fırsat buldukça bacaklarımı okşuyordu. Eve girince hemen salona geçtim.

“Yatağı buraya getirmeye ne dersin?” dediğimde ikiletmedi bile. üzerine temiz çarşaf serip yastıklarla duvara dayanabileceğimiz bir yer divanı yaptı. Mutfağa gidip şampanya ve elinde güllerle dönünce şaşırmıştım. Ben arayınca hemen gelip bunları hazırlamış ve bana sürpriz yapmıştı.

“Gel buraya seni şirin sevgili…” diyerek elimi uzattım. Elindekileri yanıma bırakıp oturduğum yere doğru eğildi ve dudaklarımız birleşince uzun uzun öpüştük.

“Seninle dudaklarımı ıslatmak daha zevkli ama şampanyayı ısıtmayalım istersen…” diye gülümsedi. Hafif sallayıp mantarı patlatınca dayanamadım:

”Yarın akşama kadar ben de seni defalarca patlatacağım…” dedim dudağımı ısırıp cilvelenerek… Şok olmuştu bunu duyunca.

“Bakma öyle bu gece, sabah ve öğle buradayım…” deyip elini okşayarak çekip aldım kadehimi. Hemen toplandı ağzında koca bir gülümseme kadehlerimizi tokuşturduk.

İçkilerimizi yudumlayarak uzun uzun öpüşüyor birbirimizi okşuyorduk. Barış ikinci kadehleri doldurup yerine yerleşince ben de pantolonuna uzanıp önünü açtım. Kalçalarını hafifçe kaldırınca pantolonu ile birlikte çamaşırını da çekip alıverdim. O muhteşem alet dimdik salınıverdi yine önümde. Bir öpücük kondurup

”Kadehim sen olacaksın” dedim.

Bacaklarının arasında emekleme pozisyonunda eğilip dilimi sikinin taşakları ile birleştiği noktaya dayayarak bardağımdan birkaç damlayı sikinin başına döktüm. Akan damlaları Barış’ın sikinin üzerinde dilimi dans ettirerek topluyordum. Aşağı kaçanları da taşaklarında yakalayıp emerek ziyan etmiyordum. Zevkle beni izleyerek homurdanıyordu erkeğim.
Kadehim boşalınca ona arkamı dönüp aynı pozisyonda şişeye doğru eğildim. Kalçalarıma kadar açılan eteğime uzanıp dokunmak istediğinde altımda hiçbir şey olmadığını görünce:

“Bütün gece elbisenin altında çıplak mıydın sen?” diye sordu.

”Evet…” diye fısıldadım. Bunu duyunca daha da azmıştı. Dizlerinin üzerinde bana yaklaşmaya çalışırken

“Bu kadar bekledin daha da bekleyebilirsin. ” diyerek durdurdum.

Kadehimi uzatıp sikini kavradım ve kadehin içine daldırdım. Çıkarıp şampanyayla ıslanan sikini ağzıma alarak tatmaya başladım. Bunu birkaç kez tekrarlayınca kadehimi dikip bitirerek yine arkamı döndüm domalarak eteğimi belime topladım ve:

“Hadi sok o muhteşem yarağı ve uçur beni dün geceki gibi…“ diye fısıldadım şuh bir sesle başımı ona doğru çevirip gözlerine bakarak… Alev gibi yana gözlerle arkama yaklaştı.

Başını amıma dayayıp yavaş yavaş sürtmeye başladı. Sularım artıp dışına akmaya başlamıştı bu hareketle. Yavaşça itip başını içeri soktu. Ben gerisini beklerken yavaşça çekip çıkardı yine. Ben kendimi ona vermeye çalıştıkça sakin bir şekilde sadece başını sokup çıkarıyordu. Sonunda:

“Nolur doldur içimi, hepsini hissetmek istiyorum, delirttin beni…” yalvarmaya başlamıştım.

“Beni ne kadar istiyorsun?” Anlamıştım egosunun okşanmasını istiyordu. Ne de olsa yarın akşamdan sonra yasak meyve olacaktım onun için.

“Anlatamam! Ne kadarı yok… Hepsini istiyorum. O koca yarağını içimde hissetmek, kendimi sabaha kadar sana vermek istiyorum. ”

“Sadece sabaha kadar mı?”

“Hayır. Senin istediğin kadar! Kimse senin gibi sikip doyuramıyor beni, kimse senin kadar derine sokamıyor, kimse senin gibi sımsıkı dolduramıyor içimi, noluur sok artık hepsini…Spermlerinle yıkayıp doyur beni…”

“Nasıl sikeyim seni ha? Seni azgın…” Söyleyememişti ama fantezisi vardı sanırım ve tamamladım:

“Evet azgın orospunum senin… Kadının… Nasıl istersen öyle sik! Nasıl becereceğini nasıl doyuracağını biliyorsun sen benim gibi bir orospuyu…”

Gerçekten içimdeki boşluğu doldurmam gerekiyordu ve yalvarmalarımda baştaki fantezi gerçeğe dönüşüyordu. Bir orospu gibi çılgınca düzülmek istiyordum.

Beklemediğim bir anda dibine kadar giriverdi o koca yarak. Nefesim kesilmişti, içim yırtılarak açılmıştı sanki. İçimde gidip gelirken, parmağıyla da amımın çevresinde geziniyor, beni zevkle inletiyordu. Islanan parmağını götüme sokmasıyla kendime geldim:

“Hayır beni istediğin gibi sik, ne istersen söyle ama götümden sikme nolur, parmakla, ama sakın sikme alamam onu arkamdan…”

“O zaman ağzına al onu!” içimden çıkıp ayağa kalktı. Hemen oturup emmeye başladım. Dediklerini ikiletmiyordum.

“Ağzını sikiyorum, kalçaların gibi kullan onu… Taşaklarımı avuçla… Eveeettt… Kendini parmakla şimdi…”

İkimiz de bu yeni durumdan çok zevk alıyorduk. Tekrar domalmamı istedi ve beni bir süre bu şekilde becererek sırtüstü uzandı. Elbisemi çıkarıp üstüne oturmamı istedi. Elimle onu içime yerleştirip iyice kalınlaşan yarağın üzerinde hoplamaya başladım. Göğüslerimi avuçlamıştı. Tam finale yaklaşıyordum ki:

“Patlamak üzereyim… Hepsini yalayıp yutmanı istiyorum…” diye inledi.

Üzerinden kalkıp ağzıma aldığım anda haykırarak boşaldı. Ağzım dolmuştu. çıkarıp 31 çektirmeye başladım. Bir elimle de kendimi okşuyordum. Yüzüme ve memelerime fışkırıyordu ve arada ağzıma alıp emerek temizliyordum başını. 2-3 atımdan sonra sakinleşmişti biraz.

“Ben de gelmek üzereyim, doyurmayacak mısın kadınını?” dememle beni sırtüstü yatırıp öyle bir girdi ki içime delip sırtımdan çıkaracak sandım.

Tüm hızıyla sikmeye başladı. Dudaklarını göğsüme gömüp hafif hafif dişlemeye başlayınca ben de titreme ve iniltilerle geldim. İkimiz de bitmiştik. Yan yana uzanıp kısa bir uykuya daldık.

Zevk ürpertileri içinde uyandım.

Barış uyanmış, arkamda sarılı vaziyette olduğundan beni rahatsız etmemek için hiç kıpırdamamıştı. Fakat kalçalarımın arasında hareketlenen sikini amıma sürterken başı ıslaklığımla içine kaçınca işine devam etmişti. Resmen uykumda sikiyordu beni ve zevk içinde yüzdürerek uyandırıyordu.

“Sen ne azgın şeysin?” diye hoşnutlukla mırıldanınca uyandığımı anlayarak daha da bir yerleşti içime.

Ensemi öpüp emerken göğüslerimi okşayarak mıncıklıyordu. Ve usulca tatlı bir tempoda gidip geliyordu. Vücudum sürekli sevişmenin ritmine alışmış gibi hemen doruğa yükselmeye başlamıştı. Hiç değişmeyen bu tatlı temponun ve yeni pozisyonun etkisi ile çok geçmeden şiddetli olmayan ama uzun ve insanın içini hazla titreten bir orgazm yaşadım.

Barış hala devam ediyordu. İçimden çıkarıp duvara doğru dayanmasını söyledim. İşte yine erkeğimin bacaklarının arasına uzanmış yeniden kadın olmanın ayrıcalığını unutulmaz şekilde bana yaşatan bu muhteşem sikle göz gözeydim.
Onu tutup tembel tembel yalamaya başladım boşalmanın rehaveti ile… Biraz kendime gelince doğrulup hepsini ağzıma aldım ve yukarıdan aşağı doğru ağzımın içindeyken gidip gelmeye başladım. Barış eliyle saçlarımı yukarı toplamış bu muhteşem manzarayı izliyordu. Arada alabildiğim kadar ağzıma alıp duruyor uzun uzun emiyor sonra tekrar başımla gidip geliyordum.
Dişlerimle gövdesini hafifçe ısırıp dilimle başının çevresinde daireler çizmeye başladım. Taşaklarını okşayarak yarağını yine ağzıma sığdırabildiğim kadar alıp emerken o gelmeye başladı. Bu kez daha sakin boşalıyordu o da. Spermler geldikçe ağzımdaki yarağı çıkarmadan emiyor ve her şeyi yalayıp yutuyordum.
Ağzımın içinde küçülürken başımı kaldırdığımda baygın baygın beni izleyen erkeğim hiç boşalmamışcasına tertemiz görünen sikini görünce şaşkınlıkla:

“Sen muhteşemsin!. ” Gülümseyerek cevapladım

“Böyle güçlü bir erkeğe ve böyle güçlü bir erkekliğe haksızlık olurdu başka türlüsü, değil mi?” ve uzanıp öptüm.

Elleri yine kalçalarıma uzanmış ve sevişmeye başlamıştık. Ama bu üç günlük yorucu maratondan ikimizin de bir sefer daha yapmak için zamana ihtiyacımız olduğu belliydi. Bir şeyler hazırlamak için mutfağa gittik. Tepsimizle gelip yine salona kurulduk. Televizyonu gösterip:

“Hiç porno filmin var mı? Bir erkekle birlikte hiç izlemedim. Kocam hoşlanmıyor böyle şeylerden…” Garip bulmasına rağmen teklifimi birkaç cd getirdi ve sordu:

“Nasıl bir şey istersin?”

“Seni azdıran bir şey olsun yeter!”

“Sen varsın ya!” dedi gülerek ve bir cd yerleştirdi. Zengin görünümlü bir kadın mutfakta bir şeyler hazırlarken telefonla konuşuyor bir yandan bahçedeki havuz görevlisini izliyordu. Biz de bu arada yan yana uzanmış birbirimizin elinden hazırladıklarımızı yiyorduk.

Kadın bahçeye çıkıp adamı çağırıyor birkaç basit bahane üzerine niyeti anlayınca kadınla sevişmeye başlıyorlardı. O sırada gelen bahçıvan da olayı görünce üçlü grup yapıyorlardı. Bunu görünce tahrik olmuştum ve

“İki kişi tarafından sikilmek müthiş olmalı…” dedim. Gülümseyerek

”Sana bunu yaşatabilirim” dedi. Şaşkın baktığımı görünce içeriden kendisininki boyutlarında fakat daha uzun bir salatalık ile geldi.

“Asla olmaz… İçeride kırılabilir tehlikeli bir şey bu!” dedim. Bunun üzerine salatalığa prezervatif geçirip:

“Kırılsa bile bununla kolayca tek parça olarak çıkarırız” dedi.

O sırada kadını masaya yatırmışlar birisi bacaklarının arasında kadının içinde gidip gelirken diğeri koca sikini uzatmış oral seks yaptırıyordu. Tepsiyi kenara çeken Barış elindeki salatalığı önüme sürtmeye başladı. Filmin etkisiyle hemen havaya girdim. Bacaklarımı daha da aralayıp vücudumu daha da aşağı kaydırdım.

Göğüslerimi emerken elindeki ve parmaklarıyla devam ediyordu aşağıdaki işine… Biraz sonra bacağını üzerimden aşırıp sikini ağzıma verdi ve kendisi de beni yalamaya başladı. 69 olmuştuk. Amımı yalarken elindeki ile daireler çizerek ufak ufak içime girip çıkıyordu. Ben de sikini yalayıp emmeye çalışıyordum.
Biraz sonra boynum zorlanmaya başlayınca uzanmasını istedim. Yine 69 pozisyonu almıştık ama ben üstte dört ayak duruyor altımdaki yarağı dilediğim gibi yalayıp emebiliyor, erkeğimin kasıklarını taşaklarını ellerimle, bacaklarını dökülen saçlarımla okşuyordum.
O da amımı iştahla yalıyordu ve yeni oyuncağımızla adeta masaj yapıyordu. İyice ıslandığımı görünce elindekini içime itmeye başladı. Ohh… Harikaydı… Sanki içimde ikinci bir erkek vardı ve bir diğeri de ağzımdaydı. Amımdaki derinliklerime girdikçe ben de ağzımdaki siki hırsla emiyor, içimdekinin ritmiyle birlikte ben de ağzımdakine başımla git gel yapıyordum.
Gözümü de pornodaki görüntülere dikmiştim. Hemen hemen aynı pozisyondaydık tek fark oradaki kadın iki erkek tarafından beceriliyordu, benim erkeğimse tek başına iki erkekmiş gibi beni sikiyordu. Diğer elinin parmağını suyumla ıslatarak onu da götüme sokmuştu.
Bütün deliklerimi doldurmuş sıkı bir tempo yakalamıştık. Aldığım zevk izlediğim görüntülerle katlanıyor, bizimle çıkardıklarımızla birlikte televizyondan gelen sesler birleşince kendimi muhteşem bir grup seks partisindeymiş gibi hissediyordum.
Aşağıda içimdeki salatalık ve götümdeki parmak ritmik bir hızla gidip geliyor, ben de ağzımdaki muhteşem erkeğimin muhteşem sikine bu ritme uygun bir sakso çekiyordum.
En sonunda dayanamayıp ağzımdaki yarağın baskısıyla garip sesler çıkararak boşalmaya başladım. Çıldırmış gibiydim. Orgazmıma rağmen içimi delmeye devam eden suni sikin etkisiyle elimle kavradığım yarağı tükürüğümle düzenli olarak ıslatarak çılgın gibi 31 çektirmeye başladım.
Kokusu, çıkan sesler beni iyice hoyratlaştırmıştı ama bu erkeğimin hoşuna gitmişti sanırım. Avucumla başını sıvazlarken elimden ve altımdan kurtuldu ve bu işe kendisi devam ederek üzerime boşalmaya başladı.
Patlamaları bitince sikini ağzıma sokuyor, dilimin teması ile titreyerek çıkıyor, biraz sakinleşince yine ağzıma sokuyordu. İkimiz de ter içindeydik ve her yer seks kokuyordu. Erkeğime sarılarak uzun uzun öptüm ve:

“İki kişi bile olsa beni böyle doyuramazdı, çok teşekkür ederim aşkım…” diye fısıldayarak tekrar öptüm. Ben duşa gidip döndüğümde uyuduğunu gördüm. Ben de yanına uzanıp uykuya daldım.

Sabahın ışıkları ile uyandığımda Barış hala uyuyordu. Bacaklarının arasında pörsümüş duran sikinin beni günlerdir zevkten uçuran şeyle ilgisi yoktu. Duş almadığı için yaklaştığımda kasıklarına sinen benim ve spermlerinin kokusu burnuma doldu.
Uzanıp dokunduğumda kadifemsi hissi duydum. Hiç anlayamamıştım zaten bu küçücük şeyin nasıl canavarlaşıp bir kadını nasıl cennete taşıdığını. Küçücük başını öptüm ve ağzıma aldım. Bırakınca pıt diye düşüp yana devrildi. Komik duruyordu.
Dilimle taşaklarından yalayarak sürüyüp o küçücük şeyi dilimin üstüne aldım. Dudaklarımı kapatıp ağzıma hapsettiğimde büyümeye başlamıştı yine küçük şeytan. Tekrar bıraktım. Pıt pıt nabız gibi atarak kalınlaşıyor, uzuyor ve dikleşiyordu. Hafif dil darbeleri, öpücükler ve okşamalarla yine kocaman, lezzetli ve doyurucu görünümünü bulmuştu. Barış uyanmış beni izliyordu.

“Günaydın… Kahvaltı yapıyordum” dedim cilvelenerek.

“Günaydın. ben de yapayım o zaman…” dedi.

Beni sırtüstü yatırarak amıma gömdü başını. Sularım gelip, inlemelerim artınca tüm bedenimi öperek, diliyle dokunarak kasıklarımdan karnıma, göğüslerime, boynuma doğru geldi.
Gözlerimin içine bakarken başını amımda hissettim. Sanki birbirlerini tanır gibi kendiliklerinden kavuştular. Ağır ağır içime süzülüşünü daha iyi hissetmek için gözlerimi kapamıştım. Zevkle aralanan dudaklarımın arasına ıslak dili süzülüverdi yarağıyla amımın dibini bulduğu anda.
Ağır bir tempoyla üzerimde gidip geliyor, ellerimi sıkıca tutmuş gözlerimin içine bakıyordu. Yorgunluktan kalçalarımı kaldıramıyor sadece küçük daireler çiziyordum.
Uzun bir süre böyle devam ettik. Bir an durdu, yorulduğunu düşünüp vajina kaslarımı sıkıp bırakarak ikimizin de aldığı hazzı devam ettirmeye başladım. Tekrar kıpırdanmaya başlayınca bacaklarımı biraz daha kendime çektim.
Daha rahat ve derine girip çıkıyordu artık. Bacaklarımı sırtında birleştirip hareket ettirerek okşuyordum erkeğimi. Üzerime kapanıp göğüsleriyle göğüslerimi eziyor, uzanan elleri ile kalçalarımı avuçlayıp bırakıyordu. Ben de onu kalçalarından kavradım. Birbirimize dolaşmış bütünleşmiştik adeta.
O kendini çekerken ben kendimi veriyor, ben çekilirken o içimi dolduruyordu. İniltilerimiz artıp benimkiler küçük çığlıklara dönüşürken biraz daha tempomuzu arttırdık. İçimdeki yarak daha da büyümüş sığmakta zorlanıyordu. Kalçamı avuçlayan parmaklardan biri> götüme kayıp okşarken bir zevk çığlığıyla boşalmaya başladım.
Orgazmın etkisi hafiflerken erkeğim üzerime doğru abanarak iyice ezdi beni ve patlayan spermleri vajinamın duvarlarına vurmaya başlayınca yeniden şiddetlenerek doruğa ulaştı yaşadığım orgazm. Sakinleşip kenetlenen vücutlarımız ayrılarak yan yana uzandık. İkimizin yaşadığı zevk ve mutluluk bakışlarımızdan fışkırıyordu.
Duş yapmak için kalkınca terlerimiz, benim sularım ve erkeğimin spermleri ile yatağımızın girdiği hal neden parmağımızı bile oynatamayacak kadar bitkin ama bir o kadar gevşemiş ve zevk sarhoşu hissettiğimizi açıkça anlatıyordu.
Birlikte dokunma ve öpücüklerle duş alıp mutfağa gittik. Kurt gibi aç hissediyorduk. Yıllarca evli kalmış bir çift gibi neşeli bir kahvaltı hazırlayıp karnımızı doyurduk. Televizyonun karşısında uyumuşuz. Uyandığımda kendimi harika, zinde ve yeni doğmuş gibi hissediyordum.
Son ve bir o kadar da uzun bir sevişmeden sonra ayrılmam gerekiyordu. Artık birbirimizin vücutlarını zevk noktalarını, tercihlerini ezberlediğimiz için mükemmel bir seks olmuştu. Barış beni her pozisyonda sikmiş, iki kez doruğa ulaştırmıştı.
Ve ben de bu uzun maratonla iyice güçlenen muhteşem yarağı ancak oral seksle dizginleyebilmiştim. Dudaklarımın ve dilimin tüm marifetiyle erkeğimi uçurmuş, gelen sıvıların bir damlasını bile ziyan etmeden siki sakinleşip inene kadar elimden ve ağzımdan düşürmemiştim. Sessizce duş alıp hazırlandık ve otelime geldik.
Yine biraz geride durduk otelden. Son bir öpücükle vedalaştığımızda buruk bakışlarına canlı ve neşeli karşılık vererek:

“Numaran bende… Kim bilir belki bir gün bir iş gezim daha olur. Bu arada ilerideki kız arkadaşın ve karın çoook şanslı birisi! Her şey için teşekkür ederim. ”

Bir küçük buse daha verip konuşmasını beklemeden uzaklaştım otelime doğru. Uçakta arkadaşlarım takıldı:

“Bütün gün uyumuşsun hala uyuyorsun. ”

“Bıraksalar üç gün daha uyurum” diye cevapladım.

İçimden de gülüyordum. Bu kocamdan planladığım intikam değildi ama yaşadığım en muhteşem zevk maratonuydu.

Şeyma borcunu hep öder 3

Şeyma borcunu hep öder 3

İki gün boyunca koşturdum. Elimdeki eski enişte parası ile önce Muzaffer’in borcunu sonra kredi kartlarını kapadım. Niye döndün diyen anneme yabancıların çocuklarına özel ders verdim elime geçen parayı harcamayayım diye geldim, yalanını attım. Annem elime bak bir de bu geldi diye bir kağıt tutuşturdu. İki sene önce aldığımız ve benim kefil olduğum işyeri kredisinden iki taksit kalmış ve ödememiş hayvan kocam. Bankaya koşturdum, bu hafta öderseniz bin lira faiz indirimi ile yedi bine kapatırız dediler. Maaşa kadar cebimde beş yüz lira kaldı. çaresiz yine eniştenin kapısını çalacağım. Bu kadar koşturma arasında geceleri erkenden sızdım ama her sabah rüyamda İngiliz’in kalın siki ile beni zevkten zevke uçurduğu anları yaşayarak uyandım. Islanmış donumu değiştirmeden oturamadım kahvaltıya. Onun yarısı kadar güzel sikemeyen kocam için binlerce lira borç ödüyordum, güldüm kendi kendime

Ablam haftasonu beraber döneriz, ben daha yıllık izin alamadım deyince benim de işime geldi. Haftasonunu onunla geçirir sonra iki hafta kafa dinlerim. On dakika sonra eski eniştem aradı.

– Nereye kayboldun ya birdenbire? Geliyormuşsunuz ablanla. İngilizler seni sormuş bizim müdüre.

Haklı defalarca aradılar açmadım.

– İşlerimi hallettim. Bir de açma şu konuyu ik**e bir. Bir hataydı oldu işte.

– Tamam tamam gel konuşuruz. Döndüler zaten İzmirdeler. Müdür bir şey bilmiyor ama bana anlattılar memnuniyetlerini. Pis bir kahkaha daha.

– Enişte kapatsan konuyu, sağol verdiklerin ile acilleri kapadım ama yedi bin daha lazım

– Kızım bende de yok o kadar. İmar affı işlerine binlerce lira rüşvet dağıttım. Otelinde yarısı boş. Hem eskisini ödemeden nereye yeni borç, bir anda yine enişte mi olduk.

Küstah herif, tamam diyerek kapadım teli. Parasızlıktan ağlayan adam yüzbinler kazanan otel işletmecisi bir herif. Tek ihtimal Muzaffer şerefsizi kalmıştı. Eski eniştem tekrar aradı yarım saate.

– Bana güzel bir pozunu göndersene, şöyle mini etekli veya bikinili filan.

– Ne saçmalıyon sen yine nereden çıktı bu?

– Hadi uzatma, gönder. Bikinili bir poza beşyüz lira borcunu silerim.

– Bak sinirlerim bozuk çıldırtma beni

– Çabuk bir saate gönder bir tane, son teklifim bin lira. Meraklı değilim senin resimlerine. Paraya ihtiyacın yok mu yorulmadan bin lira işte, uzatma uzatma.

Ne yapıyor bu küstah herif yine. Bin lira da güzel para. Ablam gece yola çıkalım sabah denize gireriz diye odama dalınca bilet saatinde anlaştık. Ablamın arada cebime sıkıştırdığı ufak tefek paraların hesabını hiç bilmiyorum zaten. Yine iki yüz bırakmış masa üstüne bilet al diye. Üstü yüz lira bana kalacak. Babamın yönlendirmesi ile kırk yaşlarında bir herifin fotosunu gösterdi telefondan, yaz bitsin tanışsın diyor demesi iyice tepemi attırdı.

Bir resme bin lira, niye istedi ki iğrenç herif. En azından enişteye olan borcum iner biraz. Muzafferden isteyeceğim yediyi nasıl öderim belli değil. Asıl sorun nasıl alırım? Bir yandan da Ayşen ile uğraşıyordum aklı hala otel müdüründe, yazıp duruyor telefondan, dediğine göre sabaha kadar bir dakika durmamışlar. Büyük bu diye bağırmasını duyduğumu söyleyemedim. Dayanamayıp o söyledi, internetteki zenciler gibiydi deyip gülücükler göndermiş.

Banyoya girdim. Tüm mayolarım Kuşadasında. Eski bir mayomu buldum bir resim çekip attım. Kısa sürede cevap yazdı. “ Ne bu böyle, yok mu bir bikinin filan, saçlarını da aç” “ Ne için bunlar istemiyorum” “ Denize girerken poz verip para kazandığını düşün, hemen silecem sonra” Dolabı karıştırdım. Beş altı sene önce genç bir kız ve üç kilo zayıfken aldığım bir bikini var. Zar zor içine girdim. Sadece göğüs uçlarımı anca kapatan altı belime zor oturan bir bikini. Üzerime uyarken bile babam kızınca giyememiştim. Cebi dolap üzerine koyup bir iki poz çektim. “Ha şöyle, bir iki tane daha gönder boydan olsun, altını bir iki santim daha indir ama” Dediğini yaptım. “ Niye istedin?” Okudu ama soruma cevap yazmadı sinir herif. “ İngiliz haklı imiş sağlammış göğüsler, ucuza gitmişsin, sildim bin liranı” Sonuna da gülücükler koydu öküz. Demek ki ayrıntılı meze olmuşum hayvanlara, verdikleri paraya kadar anlatmışlar.

Giyindim Muzaffer Bey demeye dilim varmayan şerefsize gitmek için. Arayınca gel gel şenlensin dükkanımız, güzel biri gelmiyor her zaman senin gibi bayağı bayağı iltifatlar döktü. Bu lafların üzerine resimleri silerken bir tanesini bırakmaya karar verdim. Bakalım yine para edecek mi resimlerim. Muzaffer şerefsizi yine aynı sevimsizliği ve gül yağı kokusu ile karşıladı beni. Övgüler yağdıran, vücudumu süzerken gülen suratı para isteyince düştü. Kocam ile ayrılmak için dava açtığımı, yabancılara ders vererek on günde kazandığımı kendisine ödediğimi, banka borcunu kapatırsam kendisine bir ayda ödeyeceğimi anlattım.

– Telefonda söyledikleriniz de üzdü beni dedim. Ben öyle kadınlardan mıyım? Tatil yerinde o kadar çalıştım ki bilemezsiniz. Siz de eşiniz ile gelsenize çok güzel yerler.

– Bizim hanım yapamaz öyle yerlerde, bizden geçti dedi.

– Gençsiniz kapı gibisiniz maşallah daha söylemeyin böyle şeyler dedim. Yüzüne bir gülümseme geldi salağın. Daha da yayıldı koltuğuna.

– Öyleyimdir valla düşmedik daha elden ayaktan. Böbürlendi iyice öküz.

– Çok güzel eniştemin oteli. Bakın bir sürü resmi var seversiniz. Yer ayırtırım size de. Tatilde çektiğim ilk manzara fotosunu koydum önüne. Sağa doğru ilerleyin bir sürü resmi var otelin, plajın.

İlgiliymiş gibi resimlere bakarken bugün banka kapanmadan alabilir miyim lafını sıkıştırdım araya. Bakalım hesapta para var mı derken arada bıraktığım sadece göğüs uçlarım ve kadınlığımın hemen üstünü kapatan bikinili resme gelmiş olacak ki ilerlemesini durdurdu. Maşallah sözü çıktı ağzından. Efendim dedim.

– Araya özel bir resim de karışmış Şeymacım dedi

Panik yapar gibi aldım elinden telefonu. Binbir özür, çok utandım yalanı, sildim zannediyordum, asla böyle denize gitmem kızlar ile hamam için gibi laflar. Acele ile ben gideyim çok utandım diye ayaklandım.

– Her geldiğinde uğra bak ne güzel sohbet ettik. Hatta bir dahakine yemek saati gel dedi. İçeri seslendi, Şeyma hanıma bir borcumuz vardı. Kasadan ödeyin dedi. Beni büyük bir dertten kurtardınız nasıl teşekkür etsem ki diye, hayatımda ilk defa babam yaşamdaki bu adama kısa bir sarılma ile veda ettim. Göbeğini aşıp dar penyemden taşan göğüslerimi gövdesine bastırmama yetmişti bu kısa süre.

Kapıda yine araya laf soktu.

– Senin gibi güzel bir kadının her ihtiyacını karşılayacak bir erkek lazım sana. Sadece para değil her türlü sıkıntında ben burdayım gel. Gözleri yine çok olmayan dekoltemde gezindi. Her türlü sıkıntı ha, şerefsiz it.

Başımı ağrıtacak tüm resmi borçlarımdan kurtulmuş olarak Kuşadasındaydım sabah. Yeğenler ve ablam ile kahvaltı, bütün gün deniz. Akşam yemeğinde ben de ablam ile iki kadeh şarap içince şaştı ablam alkol almama. Eniştem geldi, bana dönüp bizim oteldeki çocuklar seni özlemiş bu gece Kuşadasına inelim diyorlar, üstünü değiştir istersen dedi. Ablam da iyi olur kafan dağılır diye atladı beraber eve gittik. Tek parça bir elbise, hafif bir makyaj ve topuklu ayakkabılar ile döndüm. Eniştem masada hala. Garson birer kadeh daha getirdi.

– Neydi bu fotoğraf saçmalığı dedim.

– Uzatma lafı. Yirmi dakika sonra 208 e gideceksin. İmar işini imzalayacak adam odada.

– Ne diyorsun satıyor musun beni, hayvan

– Fotonu çok beğendi. Bu işi hallet bin liranı daha silerim.

– Olmaz nasıl bu kadar iğrençleşiyorsun?

– Ulan niye istedim fotoları 31 mi çekecektim. Herif buralı başka karılar ile görülmek istemiyor ev kadını bulurum deyince kabul etti.

– Orospu değilim ben bi hataydı oldu.

– Ne uzattın amına koyduğum ya. Konuyu kağıyorum işte unutacağım herşeyi. Daha ne istiyorsun lan, istersen milletin odasına girerken ki kayıtları ahlak masasına göndereyim. Polis alsın bu gece. Ablanın da hayatını mahfetme. Hadi elli yaşında bir herif uzamaz fazla hallet işini, evli olduğunu, zorda olduğunu, ilk olduğunu filan söyledim, belki para da verir. Hadi yürü kalk ben ablanı oyalarım.

Her zaman hazır cevap olan ben konuşamadım. Boğazıma bir yumru oturdu ağlayamadım bile. Önüme bir kadeh daha şarap itekledi, içerken küfürler ettim enişteme tepki vermedi. Kalkarken yine oda numarasını hatırlattı. Herif resim üzerinden pazarlamıştı beni ve rezil etmek ile tehdit ediyordu. Önüme iteklediği kendi bardağındaki içk**en de yudumladım, çok sert bir içki boğazım iyice yandı. Ayağa kalkınca başım döndü. Masaya tutundum. Odaya giden koridordaki aynada bu sefer güzel görünüyordum. Gece çıkacaksınız yalanı ile herif beni süsletmişti. Üstüne üstlük denize geliyorum diye dün yola çıkmadan ağdacıya gitmiştim. Ucuza gitmişsin demişti ama şimdi bin liraya satıyordu beni. Geri aradım orospu çocuğunu, 1.500 dedim. Kes lan resim gönderdiğinde de bin silmiştim zaten deyip kapadı telefonu. Buradan geri dönsem ve eniştem her şeyi açıklasa babam da annem de eve sokmazdı beni. Telefon çaldı, beni bekle diyen eniştem. Bir dakikaya yanımdaydı.

– Yapamayacağım dedim. Kolumdan tuttu.

– Bak iki dakikalık bir şey, hallet, yarın sabah hem aileni üzmemiş hem de dertlerini çözmüş kalkacan. Sana söz her şeyi unutacam. Benim ile oda kapısına kadar geldi. Kapıyı çalıp döndü gitti.

Kapıyı hayatta göreceğim en çirkin adamlardan biri açtı. Badem bıyıklı, sivri burunlu, zayıf yarı kel kısa sayılabilecek bir adam. Gülümseyince sarı dişleri görüldü. Kirli beyaz sakalları ve koca göbeği ile Muzaffer tipsizi manken gibi kalır bunun yanında.

Kapıda kalakaldım. Elini uzatıp tokalaşınca içeri geçip oturdum. Elindeki ince belli bardakta çay içen lavuk kumaş pantolon ve kısa kollu gömlekleydi. Yarım saat tüm hayat hikayemi anlattırdı, kendisinden, aslen nereli olduğundan filan bahsederken kendim kalkıp dolaptaki ufak şaraplardan birini daha açtım. Sakinlemiştim ama hala sarhoştum. Gömleğini kemerini çıkardı bana baktı. Sessizlik olunca kalkıp banyoya geçtim. Yine soyunup bornoza sarılıp döndüm odaya. Resmen tecrübe kazanmıştım. Yatağa sırtımı dayayarak oturdum. Ne garip bir duruma alışıyorum, alkolün de yardımı ile. Pantolonunu çıkardı, gömleği ile birlikte askıya taktı. Üzerindeki beyaz atlet ve beyaz slip çirkin don ile daha sıska gözüktü. Atleti de çıkartıp yatağa tırmandı.

– Prezervatif takayım mı dedi. Ben korunmuyorum ilk defa çıkıyorum biliyorsun deyince kalkıp pantolon cebinden prezervatif getirdi. Bornozumun önünü açınca çok güzel karısın benim ki sıska dedi. Yanağımı dudağımı öptü. Sigara ve çay kokusu geldi açmadım dudaklarımı küçük dudak öpücükleri ile karşılık verdim. Off karı dediğin böyle olmalı diyerek göğüslerimi sıktı. Hiçbir şey hissetmeden üzerimde debelenmesini seyrediyordum. Hiç sevişiyor gibi üzerimdeki bir erkekmiş gibi birşeyler geçmiyordu aklımdan. Orada değildim sanki. Son içtiğim sert içki neyse uyuşmuştum resmen. Oysa nasıl hassastır göğüslerim. Bacaklarımı araladı elinin içi ile amımı okşadı, işte bu biraz canlandırdı zaten her dokunuşta ıslanmaya hazır amımı. Devam et işte orada bızırım, biraz okşa. Durdu salak.

– Kaymak gibiymiş amın. Dizlerinin üstünde bacakaramda durdu. Dur kalk ile sevişiyorduk. Donunu indirince sikine baktım. Kocam ve iki İngilizden sonra gördüğüm en sıradan sike prezervatifi geçirdi. Bu gece kocan benim diyerek sikini eli ile amıma hizaladı. Ne acelesi var bunun da.

Bacaklarımı kırıp misyonerde bekledim. O kadar da ıslanmamış kadınlığıma küçük siki hızla yerleşti. Kuruluktan canım yanınca bir ah sesi çıktı ağzımdan. Biraz sevişmeye bilseydin bari abazan. Canın mı yandı diye gururla sordu. Evet dedim alışırım şimdi. Orospu cevapları da vermeye başladım ya. Acele ile karışık bir tempoda gidip gelmeye başladı. Islandıkça az bir zevk eşliğinde altında tepkisiz yattığımı fark ettim. İçime gir çıklarında hafif bir okşanma tadı hissiyordu kadınlığım hepsi bu. Üzerime abanmış kolları ile yandan güç alarak klasik pozisyonda tatsız tutsuz bir sevişme. Vücudunun sürtünmesi bile göğüs uçlarımı kabartıyor oysa. Apışarası üçgenime değdikçe zevklenmeye başladım azar azar.

– İliğimi kurutursun karı, ne sıcak amın, sen de hoşlandın mı deyince, hı hı durma devam et lütfen diye yalancı bir tepki verdim. Biraz zevk alma ümidiyle kalçalarımı oynattım, herifin tek düze sikişinden ümit yoktu. Keşke kıvırmasaydım kalçaları, iki kalça kıvırmam ile üzerime kendini bıraktı. Bir iki kere daha kalçasını bastırdı. Küçük ince sik içimde titredi. Boşalmıştı fare suratlı.

– Bitirdin beni karı ne sıcaksın böyle, kocasızlık fena değil mi?

Ha fena amına koduğum mu demeliyim sıska herife. Küçük siki içimden kaydı. Bir sigara yaktı, bir tane de bana verdi. Ben gusüle girecem dedi. Bir peçete ile prezervatifi çıkardı. Sönmüş siki iyice küçük gözüktü bir anda. Ben evimde yıkanırım diye kalktım ondan önce banyodan elbiselerimi alıp giydim. Elimi sıkıp yanak yanağa öpüştük, bahşiş verir gibi elime bir kağıt sıkıştırdı. Dışarda baktım yüz lira. Beş dakikalık kötü bir sevişme ve resim çekimi 2100 lira kazandırmış oldu.

Eve girene kadar ağladım. Odamda cam önündeki kanepede bir sigara içtim. Ağlamam sürerek giydiğim şık kıyafetleri odaya fırlattım. banyoya girme kararı ile soyunurken yan odadan bir erkek sesi geldi. Eniştem, ablamın odasında. Aynı balkona açılan camlarımız açık. Çocuklar alttaki odada.

– Hadi Şeyma gelmeden bir kere daha sikeyim seni. Şüphelerimde haklıymışım bu garip ilişkileri sürüyor.

– Çok acıdı kıçım oradan olmaz bu sefer. Ablama bak sen gelir gelmez arkadan vermiş.

– Siktirmemişsin daralmış alışırsın yazın. Bir şaplak sesi gülüşmeler. Nasıl bir ilişki bu ablamın başka ilişkileri mi var? Eve çok sarhoş geldiği bir gece arkadan sokmaya çalışmış, kavga gürültü yarısına kadar sokup sızmıştı öküz kocam. Sonrasında bir daha istememiş ama kucağında zıplatırken tükürüklediği bir parmağı hep bir iki santim içimde olmuştu. İki deliğin aynı anda ezilmesi hoşuma gitmiş ama bunu hiç söylememiştim. Şimdi kanepe üstünde çıplak oturuyorum ve kadınlığımda çirkin bir herifin küçük sikinden kalan ıslaklık var hala. Elimi biraz değince nemi yayıldı çevresine. Elli yaşında olmasına rağmen iki dakika dayanamamıştı üzerimde badem bıyıklı. İngiliz kalın siki ile nasıl germişti oysa içimi, dakikalarca. Her santimini seve seve almıştım içime. Dokunduğu her yer orgazmıma bir çığlık daha eklemişti. Yan odadan sevişen iki insanın alıştığım sesleri artarak gelmekte. Ablam sessizce inlerken, eniştemin sesi daha baskın bir ohlama. Yanıyor amcığın nasıl böyle çabuk ıslandın yine. Ablam da benim gibi demek ki. Hızlandılar. Nefes sesleri birbirine karıştı. Daha sert sok daha sert diyen ablama, karşılık geldi bile. Yatağın gıcırdısı ve ohlar aynı anda yükseldi. İki etin çarpma sesleri arttı, iyi mi böyle orospu, siktirdin mi kimseye kendini ha siktirdin mi? Senin gibisi yok, sikicim benim ooo. Demek başkası da denenmiş. Sağ elimin orta parmağı içimde git gelde, sol elimle arka deliğime baskı yapıyorum. Bacaklarımı iyice açtım kanepenin üstünde. Aylardır ihmal edilen bızırımı ezdim. Isır evet ısır ahhh diye bağırıyor artık ablam. İnlemeleri uzuyor git gide. Ufak ufak dokunuşlar bile yeter bızırımdaki elektriğin karnıma saplanmasına, ben de öyle yaptım zaten.

Aylardır seni bekliyor amım diye zorla konuştu ablam. Ah çok sert ahhh. Bacaklarımı kasarak ikinci parmağımı da hapsettim içimde. Avuç içim girişimi bızırımı eziyordu. Diğer elim ile de göğsümü ezmekteydim. Hadi gizli orospu hadi bırak kendiniiii. Gizli orospu nasıl laf? Ooooo Uuuuu gibi bir uluma ile ablam boşalmaya başladı galiba. Hiç bir karı senin gibi değil, sadece seni sikmeye doyamıyorum diyen eniştem de geleyim mi küçük amcığına, ha orospum geleyim mi diye hırlamaya başladı. Hızlı hızlı kalça çarpma sesleri odada yankılanıyordu. Çık artık diyen ablamın sesi bir iki dakika sonra geldi. Anca kendine gelmişti herhalde. Ses çıkarmamak için ısırdığım dudaklarım ağrımaya başladı. Bacaklarım iki yana düştü. O güzel karanlık. Gözlerim kapalı içimi ezen parmaklarımın arasından sularım akarken, kocamın göğüslerime boşalma anları geldi gözümün önüne. Sıcak döller akardı üzerime. İyice ovaladım bızırımı, her dokunmam gerdi karın kaslarımı. Ağzına al diyen enişteme cevap olarak boşalırken haber ver dedi ablam. Benim orgazm sonrası titremelerim sona ererken yan taraftaki oral seksin bittiğini, eniştemin inlemesinden ablamın saçıma gelmedi değil mi sorusundan anladım. Bu halde koridordaki banyoya çıkamam, geceliğimi giyip nefes nefese sızdım yatağımda.

Ertesi gün ablamla ve çocuklar ile geçti. Ablamın niye durgunsun laflarına cevap vermedim o da boşanma süreci diye üstelemedi. En dip ve en üst duyguları bir gece içinde yaşamıştım. Eski kocasının bir gece önce beni sattığını ağlayarak gelen benim onları dinleyerek kendimi tatmin ettiğimi nasıl söyleyim ki. Enişten ile konuşayım sana destek olsun teklifine hayır dedim ama biliyorum ki konuşacak. Uyku ve şarap ile geçti bir gün daha.

Ablamın gideceği akşam mesaj geldi eski eniştemden. Tam bir sürpriz. “ Özür dilerim, senden bunu istememem lazımdı, seni zorladım bir de, affet” cevap yazmadım sildim hemen mesajını. İki dakika sonra yenisi geldi “ Hiç istemeyerek de olsa gönderdiğin resimleri de sildim” Bu sefer “ sağol iyi geceler “ diye döndüm. Tekrar cevap yazdı “ Resimleri zoomlayınca anladım ki kocan salak bakalım bu gece nasıl çıkacak aklımdan o pozlar ergen olsam tam 31’lik” Orospu çocuğu diyerek evden çıkmadım gece.

Öz Teyzemle Gerçek (3)

Öz Teyzemle Gerçek (3)
Merhaba arkadaslasr tekrrardan ben okan size teyzemle kalan hıkayemın devamını atıyorum 🙂 istek cok yoğundu 🙂 .. Eğer gerçek ensest arkadslar varsa bana mesaj atsın..

Uyandığımda evde kimse yoktu elimi yüzümü yıkadım kendime geldiğimde yaptıklarımı düşündüm teyzemin vermiş olduğu tepkiler beni biraz korkutmaya baslamıstı sonucta aileme yaptıklarımı anlatmıs olsa ne dıyebılırdım ne yapabılırdım kimse yüzüme bakmaz bana güvenmezdi bu korku ile hareket edemezdım paniktim biraz dışarı cıktım aksama kadar arkadaslarla dolastım gezdim sonra eve gittim babamda işten yenı gelmıstı biraz oturduk yemek muhabet derken annem eve geldi eniştemin işinin erken bittiğini eve geldğini söyledi buna acıkcası üzülmüştüm biraz. Ama aralarında ne sevgi var olduğunu düsünüyorum nede sex az cok anlayabılıyordum fakat teyzem azgın bi karekter değildir bunu ilerideki hikayelerımde anlayacaksınız …Günler okul ev derken geççip gidiyordu arada bi teyzemlere uğrayıp sohbet edıyordum durumu kontrol edıyordum herşey yolundaydı teyzem salakları oynamaya devam edıyordu buda benım işime gelıyordu, aralarında eşiyle tartısmalr durmuyor devam edıyordu 10-12 gün sonra enıste gene tartısma sonucu kavga edıp kapıyı carpıp gıtmıstı. o günün aksamı annemde teyzemlere gitmiş ben eve geldiğimde babamdan haberi almıstım biraz durup dur bende teyzemlere gidip bakayım ne yapıyorlar diyerek evden cıkmıstım tabi ben o 10 – 12 içinde her 31 cekısımde teyzemı düsünüyordum artık onu sikmeden baskasını düsünme olasılığım yoktu 🙂 Teyzemlere geldiğimde teyzemın canı biraz sıkkın annemle sohbet edıyordu bana karnın acsa yemek katayım dedı bende yerım dedim oturdum yemeği yedim salona gecıp televızyonun karsısına uzandım biraz ağırlık cöktü derken saat gece 12 gibi oldu annem de bugun kalalım bare yarın gideriz saat geç oldu dedi..

Annem -Benim çok uykum var sabah erken kalktım

Ben – Benim hiç yok televizyon izlicem

Annem – Isıktan uyuyamıyorm izleme hiçç

Teyzem – Okan Sen gel benım orda yat izlersın orda ben uyurm bişey olmaz

Teyzem noktayı koymustu belki annem rahat uyusun dıye belkıde acaba bugun nereye kadar ilerlicek bu sapık dıye merak edıyordu 🙂 Ben gectım teyzemın yatağa teyzemle sohbet edıyorduk haberlerde bi kadının rahimini almıslar diye haber gördük dedım bu nasıl oluyor

Teyzem – Zevk duyuları yok oluyor

Ben – Eee Arkadanmı yapcak o zaman

Teyzem – Öndende yapar ama zevk alıyor gibi numara yapar ancak

(Bu arada ekranda kadını gösteriyordu zayıf cılız bişeydi )

Ben- Teyze bu arkadanda yapamaz ki baksana göt denen bişey yok

Teyzem- Götünün büyüklüğü önemli değil önemli olan deliği

Sonra ben uyuyorum diyerek konusmayı sonlandırdı bu arada arkadaslar bu konularda hıc cekınmezdık konusmakta bu babamlada olabılırdı yanı bazen annemlede tabi seviyeyi aşmadan 🙂

Teyzem direk götünü dönerek uyumaya basladı aradan bi 20 dakıka geçççti zaten sikim kalkmıstı bide 2 haftadır onun azgınlığı vardı ve teyzemın daha önce yaptıklarıma ses cıkartmaması dahada güzeldi. Hemen teyzeme doğru dönerek elımı belıne sarılma pozısyonunaa getırdım ve sikimi hafif hafif dayamaya basladım eskısı gibi heycan yoktu artık bunlar atlatılmıs sevıyelerdı 🙂 Bi elimlede teyzemin götünü sanki artık karımmış karsımda yatan gibi ellıyor oksuyordum teyzem hıc tepkı vermıyordu zaten götünü ellediğimde hiç tepkı vermezdı ama bazen elımı memesıne atınca biraz irkilir sağa sola dönme pozısyonlarınla sıyrılmaya calısırdı 🙂 Neyse götünü oksamaya basladım sikim eskısı gibi hemen bosalmıyordu artık cünkü bu seviyeleri atlatmıstı 🙂 teyzemın götünü elledıkten oksadıktan sonra elimi sarılır pozısyonda göbeğine doğruu attım ve aşağa doğru pııjamasına ındırmeye basladım fakat teyzemın bacakları üst üste olduğu için amına gitmem zordu bıraz zorlayınca teyzem ani hareketle sıt üstü pozısyonuna gectı ben 10 dakıka öylece kaldım daha sonra elımı pijamasının üstünden amına doğru getirdim yavas yavas oksamaya baslasdım sankı pijama üstünden mastırbasyon yapar gibiydi teyzem bu sefer hiç tepkı vermıyordu 15 dakıka boyunca yavas yavas teyzeme pijama üstünden mastırbason yapıyordum yüzüne baktığımda gözlerinin bebeklerı oynuyor ağznı arada bi acıp kapatıyor nefes alıs verıs seslerı yükselıyordu elimi pijamasının içine sokup amına deyerek mastırbasyon yapmak ıstedım yavas yavas pijamasına gırdım külodunun ıcınden amına ulastım amının kılları uzundu belli teyzemın amıyla oynuyordum 5 -6 dakıka boyunca oynadım sonra bi parmağını amına sokmaya calıstıgım esnada teyzem bana götünü döndü birden yatıs pozısyonunu değiştirdi elimi cıkartmak zorunda kaldım.. elime baktığımda yapış yapıştı ve elimi yıkamaya kalktım ve banyoda sikime dokunur dokanmaz bosalmıstım.biraz oyalandıktan sonra tekrar yatağa gittim bugün tek postada bırakmazdım bunu 🙂 gittiğimde teyzem götü dönük sekılde uyuyordu bana karsı girdim yatağa 5-10 dakıka durdum öylece sonra elimle yavaş yavaş götnü baldırlarını oksamaya basladım bu sefer daha bi yavaş hareket edıyor teyzemın götünün heryerini kefsedıyordum bi süre oksadıktan sonra sikimi sortumun içinden cıkartarak teyzemın götüne pijamasının üstünden dayıyor ve sürtüyordum okadar azmıstım ki sürtmeyi biraz bıraktım bi elimi teyzemın götüne sokmaya calısıyordum ama okadar zordu ki elımı hafiften pijamasının içine soktum küloduna gelene kadar yatağn ıcınde kasıldım resmen.. Küloduna denk geldım ve içine sokarak teyzemın götüne getirdim o uzun süredir dayadğım götün deliğine kadar getırdım ve orta parmağımın çeyrek kısmını teyzemın götüne soktum teyzem o sırada cok cok kısık sesle ıhhh ahhh diye sesler cıkartıyordu ama götü cok cok dardı yanı ona sikimi soksam teyzem resmen ağlardı belliydi hiç götten sikilmemıstı 🙂 neyse ben 7-8 ufak ufak parmagımı teyzemın götünün deliğine git gel yapmaya basladım teyzemın nefesı alısı artık kulağımın dıbındeydı sankı zorlanıyordu nefes alırken elımı bıraz asagısına doğru amına getirdim yanaklarınla oynarken sikim kendı kendıne direk gibi oldu sonra o heycanla sikim kendı kendıne hayatımın en güzel bosalmasını yasamıstı gercekten.. bi kısmı yatağa ufak bi kısmı teyzemın pıjamasına sıcramıstı elımle sağa sola temızlemeye calısaarak yatağın diğer ucuna döndüm ve 10 dakıka bekleyp tuvalete gittim üstüme baktım elımı yıkadım üstümü temızledım .. biraz su içip yatağa geçtim gözlerım kapalı düsünürken 10 15 dakıka sonra teyzem kalktı tuvalete gitti bende o sıra uyuyor numarası yapmaya basladım birazda korkmustum.. geldı ve yatağa girip bana biraz ileri git dedi bende uyukulu sekılde hıı mıı dıyerek gittim 20 dakıka uyuyamadım sonra tuvalete kalktım kırlı sepetınne baktım teyzemın evıne her girdiğimde bakardım geldıgımdede bakmıstım bişey yoktu fakat teyzem 20 dakıka önce girdiğimde külodunu cıkartmıstı elıme aldım külodu am kısmı yapış yapıştı resmen orgazm olmustu.. Daha sonra odaya tekrar gıttım teyzemın götü halen bana dönüktü 15 20 dakıka bekledım gene bıraz oksayıp azıp ileri gitmek ıstedm ama gözlerım kapanmıstı yorgunluktan uyuya kalmısım.. sabah kalktığımda teyzem yenı kalkmıstı kahvaltı hazırlıyordu gene eskısı gibi bişey olmamıs tarzında davranıslar sergiliyordu bu hosuma gıdıyordu korkmaya gerek olmadığının işaretiydi fakat altındakı pijamayı cıkartmamıs pijamasının arkasındakı ufakta olsa benım döl izlerimdi 🙂 Neyse kahvaltıyı yaptık ettık bız annemle eve gıdececktık tam o sırada enıstım geldı üstünü falan değiştirmek için gelmıs bızde o sıra cıktık eve gıttık tabı ben yolda olanları düsünürken sikim tekrar tekrar kalkıyordu eve geldım babam işe gitmiş annemde ben banyo yapayım dedı bende gectım bilgisayara takılıyordum sikimde kalkmıstı baya anneme ilgim yoktur zaten herzaman yanında olsam bile cekınmez benden kendısı 1.70 boylarında yapılı uzun saclı bi kadındır, bende bi banyoya işemeye gideyımde annemı gene süzeyim malzeme olsun dedım kendı kendıme 🙂 banyoya gıttım cısım geldı dıyıp ısemeye koyuldum annemde baktım götü dönük sabunlanma bezıyle sırtını sabunlamaya calısıyor ne yapıyon yardım edıyımı dedım bu arada ilk defa sabunlamıcaktm annemı daha öncede olmustu ama o anlık dusunursem sikim kalkar bosalınca tekrar annemı dusunup 31 cekmezdım ilgim yoktu ama malzeme yapardım 🙂 iyi olur gel yap dedı bu arada kesınlıke içinde kötü bi düsünce yoktur annemın buna emınım.. annemı basladım sabunlamaya birazda süzüyordum götünün yanaklarına kadar sabunladım ama belliydi annemde hiç götten yememıstı derken biraz oyalaıyordum o an azmıstım ve sadece kendıme malzeme cıkarıyorudm anneme karsı asla ileri gidemezdım ama malzeme cıkartmamdan bi zarar gelmezdi sabunlama işini bitirdim annem memelerını bana döneerek elıme su tuttu yıkadı saol dedi bende cıktım bilgisayarın basına gectım bi posta attım sonra kendı kendıme ben nasıl biriyim ya diye düsünmeye basladım 🙂 hikayemi burada sonlandırıyorum size teyzemden gene bi resım bırakıyorum yorumlarınızı mesajlarınızı beklıyorm devamında cok güzel şeyler oldu arkadaslar.. 🙂 hoscakalın

45 Yaşındaki Fizik Hocam

45 Yaşındaki Fizik Hocam
Liseden mezun olalı 1 yıl olmuştu. Yaz sıcağından bunaldım. Saat 18:30 sularındaydı. Hava almak için dışarı çıkmıştım. Bir kafeye girip oturdum. Çay söyledim. Gelmesini beklerken dışarıyı seyrediyordum. Masama biri oturdu. Kim olduğuna bakmak için döndüm. Lisedeki fizik hocam olduğunu gördüm. (Ne olur ne olmaz isim vermeyeceğim) Kendisini kısaca anlatayım. Yeşil gözlü, kumral saçlı 1,70 civarı boya sahip baya sexy bi kadın. Göğüsleri portakal kadar felan işte. (Manava döndü bura amk) Götü büyük değil ama spor yaptığı belli oluyor baya dolgun sıkı bir götü var. Merhabalaştık. Bir çay daha söyledim. Çaylarımızı içerken baya bir muhabbet ettik. Hava kararmaya yüz tutmuştu. Hocam müsade ederseniz ben kalkayım dedim. Hesabı istedim. Hesabı ödememe izin vermedi. Parayı verip garsonu gönderdi. Ne güzel muhabbet ediyorduk işte. İstersen gel benim evde devam edelim dedi. Benim için uygun ama aileme haber vermem lazım dedim. Masadan kalkıp az uzaklaştım. Kalbim küt küt atıyordu. Babamı aradım. Bu akşam arkadaşta kalacağım. Ailesi memlekete gitmiş yalnız kalmak istemiyor felan diye 10 dakika dil döktükten sonra izin koparabildim. Tamam. Gidebiliriz dedim. Masadan kalkıp toparlandı. O önde ben arkada arabaya doğru yürümeye başladık. Altında deri pantolon ütünde ise dar beyaz bir bluz vardı. Yaşına göre gayet güzel bir vücudu olduğunu söylemeliyim. Arabaya gidene kadar deri pantolonun içindeki götüne baktım. Ön kapıyı açtı. Hadi bin dedi. Bindik. Arabayı çalıştırdı ve gitmeye başladık. Kıyafetlerimi beğendin mi? diye sordu. Afalladım. Arabaya gelene kadar gözünü ayırmadın dedi ve gülümsedi. Utançtan kıpkırmızı olmuştum amk. Hiçbir şey söyleyemedim. Utandığımı farketmiş olacak ki Utanmana gerek yok hoşuma gitti dedi. Ben yine sustum kaldım. Kısa süre içinde eve ulaşmıştık. Bir apartmandaki en üstteki dairede yaşıyordu. Asansöre binip eve çıktık. Ayakkabılarımızı çıkarıp içeri girdik. Ben bir hava alayım dedim. Balkona çıktım. Kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum. Ben sakinleşsem ufaklık sakin durmuyor amk. 5 dakika dışarıyı seyrettikten sonra içeri girdim. Aç mısın? diye sordu. Üstünde hala aynı kıyafetler vardı. Ama artık bluzunda meme uçları belli oluyordu. Aç değilim dedim. İyi. İki bira alıp geliyorum. Soğuk soğuk içeriz dedi. Mutfağa gidip elinde biralarla geldi. Birini bana uzattı ve karşıma oturdu. İçmeye başladık. İçerken çaktırmadan vücudunu süzüyordum. Eee hala cevap vermedin. Kıyafetlerimi beğendin mi? dedi. İçimden Tamamdır aga bu kadının niyet belli. dedim. Kendime güvenimi tazeledim. Çok beğendim hocam dedim. Yanıma geldi. Bacak bacak üstüne attı. Hocamı da bırak artık. Okulda mıyız tatlım dedi. Ne dememi istersin? dedim. Elini saçlarıma atıp okşamaya başladı. Aşkım diyebilirsin mesela dedi ve gülümsedi. Tabi cool takılıyorum ama heyecandan sikim düşecek amına koyim. Ben de elimi bacağına koydum. Yavaşça yakınlaşmaya başladık. Sıcak nefesini hissediyordum. Dudaklarından öptüm. Nasıl istersen aşkım dedim ve öpüşmeye başladık. Dillerimizi birbirine doluyoruz. Dudaklarımızı ayırmadan kucağıma oturdu. Öpüşürken bir elimle götünü okşayıp mıncıklarken diğer elimi bluzundan içeri sokup sırtında gezdiriyordum. Öpüşmeyi bıraktık. Yatak odama gidelim mi? dedi. Olur dedim. Kucağımdan inmesine izin vermeden ayağa kalktım. Bacaklarını belime doladı. Yatak odasına götürüp yatağa oturttum. İlk önce kendi tişörtümü ve pantolonumu sonra onun bluzunu yavaşça çıkardım. Gördüklerim karşısında tek kelime edemedim amk. Muhteşem memeleri vardı. Koyu renkli meme uçları çok hoş gözüküyordu. Sırt üstü yatması için omuzlarından ittirdim. Dudaklarından birkaç kez öptükten sonra boynunu yalamaya başladım. Yavaş yavaş memelerine indim. Memelerini avuçlayıp meme uçlarını emiyordum. Hafif hafif inliyordu. Baya bir süre memelerini yaladım. Tekrar aşağıya doğru inmeye başladım. Deri pantolonunun düğmesini ve fermuarını açtım. Bir çırpıda pantolonunu çıkardım. Pantolonu gibi siyah transparan iç çamaşırı giymişti. O halde ona bakmam bile benim ufaklığı tungsten kadar sertleştirdi. İç çamaşırını da çıkarıp attım. Amı da meme uçları gibi koyu renkliydi. Bacaklarını öpüp yalayarak amına geldim. Amı baya ıslanmıştı. Garip ama hoş bir kokusu vardı. Hayatımda ilk kez de olsa kesinlikle bu amı yalayacaktım. Çok geçmeden yalamaya başladım. Dilimi sokabildiğim kadar içine sokuyor, amının dudaklarını dudaklarımın arasına alıp emiyordum. İnlemeleri artmıştı. Klitorisini yalamaya ve emmeye başlayınca inlemeler yerini zevk çığlıklarına bıraktı. O çığlık attıkça ben daha fazla gaza geliyordum. Amımı yala erkeğim diye sayıklarken boşaldı. Kendine gelmesi için yanına yatıp birkaç dakika bekledim. Kendine gelir gelmez Sıra bende aşkım dedi. Boxerımı çıkardı. Sikimi eline aldı. Taşaklarımı yalarken 31 çekiyordu. Bu zevk hemen bitmesin diye sınırlarımı zorluyordum amk. Sikim resmen zonkluyordu amk. Sonunda ağzına aldı. Ağzına sokup çıkarırken dilini çevresinde gezdirdiğini hissediyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Geliyor dedim. 19 yıllık ömrümdeki en büyük boşalmamı gerçekleştirdim. Ben boşalırken o hala sakso çekiyordu. Balon gibi söndü amk. Ağzındaki döllerimi eline tükürdü. Banyoda elini yıkayıp geldi. Sikimi kaldırmak için tekrar saksoya başladı. Zaten hemen şahlandı benimki ehehe. Sırt üstü yattı. Birkaç kez amını parmakladım. Sikimi amına yasladım. Fırın gibi yanıyordu amk karısı. Bu benim ilk seferim dedim. Hadi bekletme beni daha fazla Yavaş yavaş içine girdim. Yok böyle bir zevk. Ben hızlanmaya başladıkça bunun çığlıkları da artmaya başladı. Hadi. Hızlı. Sik beni. Senin orospunum ben minvalinde bir şeyler söyleyip duruyordu. O sırada meşgul olduğum için tam hatırlamıyorum ehehehe. 5 dakika felan geçti. Artık boşalmama ramak kalmış. Bacaklarını belime dolayıp beni kendine bastırıyordu. Sarıldık birbirimize. Bir yandan sikiyor diğer yandan dudaklarını boynunu felan yalıyordum. Boşalacağım dedim. Sesi titrek bir şekilde Sakın durma içime boşal aşkım diye çığlık attı. Birden bacakları titremeye, amı kasılmaya başladı. Amı sikimi resmen içime çekiyordu. Çok geçmeden ikimizde boşaldık. İnlemelerimiz homurtularımız birbirine karışmış vaziyette. Kendimi zar zor yanına attım. Teşekkür ederim aşkım dedim. Asıl ben teşekkür ederim dedi. Birbirimize sarılıp doya doya öpüştük. Öylece uyuya kalmışız sanırım. Uyandığımda sabah olmuştu. Üzerime bir boxer giydim. Banyoda elimi yüzümü yıkayıp mutfağa geçtim. Onu mor bir gecelik giymiş halde kahvaltı hazırlarken buldum. Uyandın mı kocacım dedi. (Kocacım ne amk) Arkasına geçip beline sarıldım. Götüne yaslayıp boynuna öpücükler kondurdum. Günaydın erkeğim dedi. Günaydın aşkım dedim. Bende birkaç şeye yardım ettim. Sofrayı hazırlayıp kahvaltımızı yaptık. Sofrayı sonra toparlarım dedi. Elinden tuttum. Yatak odasına gidelim de kaldığımız yerden devam edelim dedim. Çekiştire çekiştire götürdüm. Belinden tutup duvara yasladım. Dudaklardan falan öpmeye başladım. Boynunu yalayıp emerken elini boxerımın içine soktu. Önümde diz çöküp soydu beni. Zaten şahlanmış ufaklığı ağzına aldı. Olgun kadınları övüp dururlardı ama anlamazdım. O an anladım amk. Bir sakso çekmesi var kelebek görse ömrü uzar lan. Çıkarttım ağzından. Ayağa kaldırıp geceliği çıkarttım. Yatağa domalttım. Diz çöküp amını yalamaya başladım. Kadın inledikçe benim yalayasım geliyor amk çok hoş birşey. İyice ıslanıp zevkten kudurana kadar yaladım. Sonra arkasına geçip sikimi sürtmeye başladım. Hadi sok aşkım diye inledi. Sikimi yavaşça içine soktum. İki elimel kalçasından kavradım. Şap şup sikmeye başladım. Deli gibi sikişiyorduk. Ben amına soktukça o inliyordu. Gittikçe hızlanmaya başladım. Boşalmamak için arada kısa süreliğine çıkartıp tekrar sokuyordum. Tabi ben de playboy değilim amk yoruldum. Saçlarından kavradım. Sert bir şekilde sikmeye başladım. Sik amımı. Doyur beni kocacığım. Aşkım falan diye beni gaza getiriyordu. Tabi o öyle dedikçe egom tatmin oluyor daha çok zevk alıyorum. Artık paydos vakti geldiğini hissettim. Saçlarını bırakıp öne eğildim. Memelerini okşayıp mıncıklarken omzunu öpmeye başladım. Birkaç saniye sonra etna yanardağı misali içine boşaldım. Bacaklarımda güç kalmadı. Usulca içinden çıkıp yatağa sırt üstü uzandım. Bana 5 dakika izin ver sonra duş alırız dedim. Tamam aşkım. Ben gidip küveti doldurayım dedi ve gitti. Dinlendikten sonra banyoya gittim. Birlikte küvete girip seviştik. Birbirimizi güzelce yıkadık. Kurulanıp çıktık banyodan. Giyindim ve bir kere öptüm. Sonra da eve döndüm işte amk daha ne yazayım yeter kaç saat oldu.

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 21 Ozge Yengem

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 21 Ozge Yengem
Günler bu şekilde gelip geçiyor, Özge, yani yengem ile rutin seks hayatımız oluşmuş, düzeni oturtmuş ilerliyorduk. Melisa’nın bakışlarından bana karşı bir şeyler hissettiğini biliyordum, ama Zeki ile bu konuyu konuşacak cesareti nereden bulduğunu bilmiyordum açıkçası. Zeki Melisa’yı gerçekten seviyordu. Nasıl olurda benimle yatmasına izin verirdi ki? Aklım almıyor, geceleri yatarken kafamı kurcalıyordu. Okulda İlayda Melisa ile normal arkadaşlığımıza devam ediyor, konuşuyorduk. Zeki’nin bu olanları bize anlattığından haberleri yoktu ikisinin de. Ama bir gün spor salonuna Ferhat’a bakmak için gittiğim de Zeki, Melisa, İlayda bir köşede fısır fısır konuşuyorlar, Melisa parmağını tehditkar şekilde sallıyordu Zeki’ye karşı. Merak ettim ve göremeyecekleri bir alandan onları dinlemeye çalıştım. Uzaktım duyamıyordum. Zeki arkasını döndü gidiyordu. Melisa “Zeki” diye bağırdı. Zeki geri döndü, arkaları bana dönük, göremezlerdi. Duvarın arkasından soyunma odasına giden aralığa gittim. Aramızda sadece bir duvar vardı. Duvarın arkasından konuşmaları dinlemeye koyuldum;

Melisa;

– Ne demek kıskanıyorum seni? Söyledim ya sana. Ben yatmayacağım Kuzeyle sadece İlayda içine boşalmasını sağlayacak. O kadınları partide sikerken ben seni kıskanıyor muydum? Yapacaksın Zeki.

Zeki;

– Ya iyi de ben bu kuzeyin oğlu için kurşuna atladım. Şimdi siz yine kurşuna atıyorsunuz bu çocuğu? Kız İlayda sende ne orospu çıktın, kendini zorla hamile bıraktırmak ne ya? Tut ki sen hamile kaldın ama kuzeyin oğlu seninle evlenmeyi kabul etmedi? O zaman ne yapacaksın?

İlayda;

– Sen orasına karışma, bu evliliğe mani olayım yeter 1 ay kaldı. Hamile kalmam lazım ondan.

Zeki;

– Orospu ya, ben yapamam.

Melisa;

– O zaman düğünü unut Zeki…

Zeki boş gözlerle bakıyor, düşünüyordu. Gözlerini kıstı ve konuşmaya başladı;

– Melisa, kendini ister Kuzeyin oğluna istersen başka birine siktirebilirsin. Düğün olmayacak. Git kendine başka oyuncak bul. İlayda senin de amına koyayım. Siktirin gidin lan.

Melisa Zeki’ye tokat attı. Zeki zaten ayakta zor duruyor. Oturup kaldı. Melisa’nın arkasından göz yaşı döküyordu. Melisa ile İlayda salondan çıktı gitti. Zeki ayaklandı. Arkasından geldim;

– Kardeşim…
– Lan kuzeyin oğlu. İkinci kez hayatını kurtardım. Bende seni arayacaktım şimdi.
– Duydum hacı gülle. Konuştuklarınızı duydum.
– Şeytan nereden duydun?
– Arkanızdaydım amına koyayım.
– Hee. Sinsi şeytan seni.
– Ee Melisa terk mi etti seni şimdi?
– Ya amına koyayım onun. İlayda senden hamile kalmak için yatmış seninle. Grup seks falan hikaye. Amacı kendini hamile bıraktırmak sana, böylece Özge ile aranı bozacak…
– Zeki?
– Efendim panka?
– Melisa ile konuş, kabul et…
– Ne? Delirdin mi sen amk Özge ne olacak?
– Bir planım var akşama çocukları da alıp gidip konuşacaz. Sen kabul ettiğini söyle.
– Affederse tekrar.
– İş sana kalmış, ister evlen, istersen evlenme.
– Yok hacı gülle ben evlenmem bu kızla. Gözü dışarıda bunun. Hem zaten tadını aldım. Sikeyim aşkını, meşkini.

Koluna girdim spor salonundan çıktık, Ferhat ile Mete ile buluştuk bir kafede. Tüm bu olup bitenleri anlattığımızda ağızları açık kalmış, Zeki ile beni dinliyorlar, şaşırıyorlardı. Planı açıklamaya başladım;

– Beyler bunlar grup seks nedir bilmiyor daha. Madem bu kadar hamile kalmak istiyor, gideceğimiz partiye götüreceğiz bunları da. İçine herkes boşalacak. Artık kimden hamile kalırsa.

Ferhat;

– Rus ruleti mi oynuyoruz amına koyayım ya.

Mete;

– Ya içimizden birinden hamile kalırsa?
– Evlenmek mecburi değil, hamile kalmayı kendisi istedi mi istemedi mi?

Zeki;

– İyide senden hamile kalmak istedi hacı gülle…
– İşin sürprizi de o ya zaten.

Mete;

– İyi de nasıl götüreceğiz bunları?
– Aynı taktik… gözlerini tekneye kadar bağlı tutacağız. Zeki ile güzel bir ortam bulduk oraya gidiyoruz diyeceğiz. Denize açıldıktan sonra ya teknede oturup beklerler, yada bizlere katılırlar.

Ferhat;

– Ya katılmak istemezlerse? Sadece teknede beklerlerse?
– İşime gelir…

Mete;

– Yok aga ben bu sefer yokum. Kız üniversite kazandı, yurt dışına gidecek hayatını sikip atamam.
– O zaman bu partiyi zaten biliyorlar. Amcık ağızlı Zeki söylemiş. Teklif ederiz gelmek isterlerse gelirler.

Ferhat;

– Oğlum kız senin spermlerini istiyor.
– Sadece partide sikeceğimi yoksa bu işin olmayacağını söyleyeceğim.

Zeki;

– Olan gene bana oldu, Melisa ile kavga edecem…
– Oğlum Melisa artık hiçbir şeyin senin. Neden hesap veriyor, kavga ediyorsun?
– Alışkanlık hacı gülle. Ulan karım olacaktı şimdi düştüğümüz duruma bak…

Mete;

– Zeki çok mu seviyorsun Melisa’yı?
– Seviyorum ama çok değil, ne bileyim oğlum ortam o kadar romantik olunca teklif ettim. Öyle ağlıyor görünce oda beni çok seviyor sandım.

Ferhat;

– Bence o korkudan ağlıyordu…

Zeki;

– Nasıl yani? Neden korksun ki?

Ferhat;

– Sonuçta 4 yıllık arkadaşlığımız, ilişkimiz var o yüzden Zekicim.
– Haa ben olayı mı yanlış anladım yani.
– Biraz öyle oldu.

Ben;

– Neyse oğlum kısa yoldan kurtuldun. Zeki yarın okulda Melisaya söylüyorsun. “ben kuzey ile konuştum, 1 ay sonra bir parti var kabul ederse gelsin orada yaparız, kabul etmiyorsa yapmam diyor” diyeceksin. Onlar sana neden söyledin falan diye ekşirse, “artık evleneceğim kadın değilsin” dersin yüzüne.

Zeki;

– Of amına koyayım çok pis gaza geldim lan. Şimdi gidip söyleyeyim mi?

Ferhat;

– Git söyle lan.

Zeki ayağa kalktı;

– İyi at beni onların evine hacı gülle.

Mete;

– Otur oğlum ya acelesi yok yarın söylersin.

Kafede bu konu hakkında biraz daha konuşup evlerimize dağıldık.

Özge yani yengem ile rutin seks hayatımız vardı. Evi gidip görmüştüm gerçekten muhteşemdi. Babam mimar sokup tüm eksikleri yaptırttı. Artık geriye taşınmak kalıyordu. Özge ile eşya bakıyorduk. Bir çok mağazaya girip çıktık, ayaklarım şişmişti ama değmişti de. Her şeyin en güzelini aldık. Eşyalarımız bir hafta içerisinde gelmiş, yayılmış, kurulmuştu. Artık evden ayrılma vakti gelmişti. Üniversite sınavına sadece 1 hafta kalmıştı. Çocuklar artık büyüyordu. Gülizar 15 yaşına girmiş, Baran, 9 yaşındaydı. Baran daha çocuktu aklı ermiyordu. Ama Gülizar her şeyin farkındaydı. Annesi ile evleneceğimi biliyor, karşı çıkmasa da tuhaflıyordu.

Artık kendi evimize taşınmıştık. Ailemden ayrıldık. Özge ile rahat rahat seks yapacaktık. Evimize girdiğimizde, çocuklar evi çok beğendi, odaları harikaydı. Gülizar zaten benim kız kardeşim ile çok yakındı. Sürekli birliktelerdi. Gülizar 15 yaşında olmasına rağmen serilip, serpilmişti. Ne de olsa İzmir kızı. Olgunlaşıyordu vücudu, ama tam bir ergendi. Ergenlik dönemi çok sancılıydı Gülizar’ın. Çocuklar odalarına gidince Özge elimden tutup odamıza çıkarttı beni. Beğendiğimiz yatak odamızda daha güzel duruyordu. Özge boynuma sarıldı;

– Uzun zamandır bu anı bekliyorum.
– Bundan sonra bol bol bulacağız bu zamanı.

Dudaklarını öpüyordum. Üzerindeki elbiseyi sıyırıp bacaklarını yalıyor, emiyordum. Külotunu sıyırıp elbise üstünden amını yalıyordum. Artık Özge çok rahat inliyor, evde kimse yok gibi davranıyordu. Ben amına her dil darbesi attığımda;

– “Oh yala sulu amımı” diye kısık sesle değil, yüksek sesle konuşuyordu.

Özgenin amına sikimi çıkartıp soktuğumda daha çok sesli inliyordu;

– Aşkım sessiz ol yine de çocuklar var evde.
– Duymaz onlar hadi daha sert sok içime.

Götünü bana domaltıp sikimin hepsini istiyordu içinde. İnlete, inlete siktikten sonra bir ses duyduk kapının önünde. Özgenin amına git gel yapmayı bıraktım. Gülizar gelmiş kapıdan sesleniyordu;

– Anne baran uyumuyor.

Yengem götünü hareket ettiriyor, sikimi içinde git gel yaptırmaya devam ederek konuşuyordu;

– Yanında yat biraz geliyorum.

Ayak sesleri kesilince yengem daha sert gidip gelmeye başladı. Bende ona uyarak, daha sert sokup çıkartıyordum. Özge yatağa yığıldı. Ben gitgellere devam ederek içine boşalmıştım.

Yanına uzandım. Yerden külotunu alıp elbisesinin altından giydi. Aşağıya, baranın yanına indi. Bende şortumu giyip yanlarına gitmek için çıktım odadan. Özge baran ile yatıyor, Gülizar kapının önünden bana bakıyordu;

– Uyu sende sabah okula gideceksin.
– Tamam iyi geceler.
– İyi geceler canım.

Özge eliyle ben baranı uyutunca gelirim git diyerek gönderdi beni. Yatağa kafamı koyduğumda uyumuş kalmıştım. Sabah gözlerimi açtığımda Özge çırılçıplak bana sarılmış yatıyordu. Memeleri yan tarafa devrilmiş, koluma temas ediyordu. Yüzümü memelerine dönüp emmeye başladım. Saçlarımı okşuyor, dur Mehmet yapma diyordu. Mehmet? O kim lan dedim içimden memelerini yalamayı kestim. Uyumaya devam ediyordu. Tekrar memelerine ağzımı götürdüm bir süre emdikten sonra tekrar sayıkladı “dur burada olmaz gören olur” kan tepeme sıçramıştı. Saçlarından tutup kaldıracak, “Mehmet kim orospu?” diyecektim. Ama yapamıyordum. Seviyordum Özge’yi hayır ya aldatmamıştır diyor, kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Yatağın ucunda duran cep telefonuna gözüm çarptı. Birkaç uğraştan sonra kilidini açmıştım. Hemen mesajları kontrol ediyordum. Mehmet Hoca kişisinden mesaj gelmiş en son; “bugün dersimiz öğlen 2 de geç kalma” bu Mehmet hoca direksiyon hocasıydı Özgenin. Lan! Yoksa! Buna mı siktiriyordu Özge kendini. Resmen deliye dönmüştüm. Ama sakin olmalıydım. Duşa girdim. Arkamdan Özge geldi, duşa girdi, sikimi avuçluyor, öpmeye çalışıyordu. Kendimi geriye çektim.

– Özge yorgunum akşama yaparız. Derse geç kalacağım.
– Peki aşkım…

Duşumuzu aldık, kahvaltıya oturduk. Gülizar hazırlamış kahvaltıyı. Özge’nin yüzüne bakıyordum bana bakıp gülüyordu.

– Özge?
– Efendim aşkım?
– Bugün direksiyon dersin var mı?
– Evet öğlen 2 de.
– Hım nerede yapıyorsunuz ki dersi?

Tarif etti…

– Neden sordun canım?
– Ya benim okuldan arkadaş daha ehliyete yazılmamış, onu da yazdıralım diye sordum.
– Kesinlikle yazdır. Hoca çok iyi, çok ilgileniyor.

Ben bu sözler karşısında iyice deliye dönmüştüm. Özgeyi boğazlamamak için çıktım evden;

– Afiyet olsun ben çıkıyorum geç kaldım. Akşama görüşürüz.
– Görüşürüz. Aşkım.

Sinirden arabamın kapısına tekme atıyordum. Hiç tahmin etmediğim bir şeydi. Özgenin beni aldatması. Belki de onu kasıt etmiyordur diyordum. Ama gavatlığın alemi yoktu. Okula gittim. O kadar sinirliydim ki karşıma geçen karşı sınıftan çocuk topu at moruk dedi diye, topu suratına fırlattım. Ellerimi, dişlerimi sıkıyor kontrol edemiyordum kendimi. Dayanamadım geri döndüm oku kapısından çıktım. Ferhat arabayı durdurdu;

– Kuzey! Nereye! La dur nereye.

Arabayı dışarıda bırakıp yanıma koştu Mete ile birlikte.

Mete;
– Oğlum dur ne bu hal? Bir şey mi oldu?
– Yok bir şey.

Ferhat;

– Lan olmuş işte. Anlat.
– Lan yok amına koyayım yok. Bırak kolumu.

Dışarıda yürüyordum, nereye gittiğimi bilmeden. Ferhat ile Mete bir süre arkamdan baktıktan sonra arkamdan koşarak geldiler. Kolumdan tutup bir kafeye soktular.

Ferhat;

– Kanka anlat ne oldu la?
– Oğlum Özge galiba beni aldatıyor. Amına koyayım!

Masaya yumruk atmıştım. Herkes dönüp bize baktı. Mete bir şey yok gibisinden el işareti yaptı;

Mete;

– Dur be oğlum o nereden çıktı.
– Lan çıkmasa neden böyle konuşayım. Zaten korkuyordum. Gözü açık değildi. Biliyordum bir orospu çocuğunun böyle bir şey yapacağını.

Ferhat;

– Yapmaz lan Özge.
– Göreceğiz. Saat kaç?
– Daha 10.

Ben;

– Yürüyün bir şeyler içelim. Saat 2 de dersi var. Takip ederiz. Ama benim araba ile olmaz. Seninki ile de olmaz.

Mete;

– Babamın arabasını alırım, galeriye gidelim önce.
– Süper hadi kalkın gidelim.

Mete’nin babasının galerisine gidip aracı aldık, bir yere gidip oturduğumuzda öğlen 12 olmuştu. Yerimde duramıyordum artık. Saat 1,30 gibi çıktık. Hafif alkol almıştım. Özge’nin tarif ettiği yere gittiğimde bir süre sonra sürücü adayı yazan araç yanımızdan geçti. İçinde Özge vardı;

– Mete bu araba! Mete sür!

Arabanın arkasına takıldık. Uzaktan takip ediyorduk. Birkaç yeri turladıktan sonra, merkezden çıktı. Direksiyona hocası geçti, yola devam ettiler. Baya bir süre takip ettikten sonra ormanlık, bol ağaç olan bir yere çekti arabayı. İçeriye girdi araçla. Arabayı dışarıda bıraktık. Arabadan inip ağaçların arkasından arabaya bakıyordum. Ama içerisini göremiyordum. Kısa süre sonra ön kapı açıldı. Özge arka kapıyı açıp içeriye girecek sandım, ama girmedi. Domaldı. Elbisesini yukarıya kaldırıp, bembeyaz götünü meydana çıkarttı, Mehmet hocası da arkasına geçip sikini sokmaya başladı. Şu manzarayı hayal dahi edemiyordum. Ferhat ile Mete kolumdan tutuyor. Sakin olmamı söylüyordu. İkisini de kenariya ittirdim. Yere düştüler. Çıkan ses sonrası Mehmet hoca bizi gördü. Toparlanıyordu. Üzerine koştum;

– Orospu çocuğu!

Adamı bir yumrukla yere sermiştim. Özge araçtan çıktı ama ona bakmıyordum bile. Yerdeki adamı yumrukluyor, ağzını burnunu dağıtıyordum. Özge kolumdan asılıyordu;

– Kuzey dur! Kuzey yapma!

Adamın üzerinden kalktım Özge’ye bakıyordum ağlıyordu. O kadar gözüm döndü ki. Bir tokat attım yere düştü. Tekrar adama döndüm dövmeye devam ediyordum. Mete ile Ferhat kolumdan tutup çekti beni. İkisi adama girişmeye başladı. Özge’nin kolundan tutup kaldırdım;

– Lan sen bana bunu nasıl yaparsın?
– Kuzey lütfen açıklayabilirim
– Ulan neyi açıklayacaksın? Lan herkesten beklerim bunu senden asla bu kadar mı azdın? Tek yarrak kesmedi mi seni? Nasıl bir orospu çıktın lan.

Bir tokat daha attım. Mete ile Ferhat adamı bırakıp yanıma koştu;

– Bırak oğlum vurma, yürü gidelim.

Kolumdan tutup sürüklüyorlardı. Arkamı döndüm;

– Sikişmeye devam edin! Haliniz kaldıysa orospu çocukları!

Ferhat;

– Abi şaka gibi.

Mete;

– Sus oğlum adam sakin değil zaten.

Ben;

– Bırakın kolumu lan sakinim. Ama ben soracağım ona görecek gününü.

Ağacı yumrukluyordum. Parmağımı kırmıştım, yumruklamaya devam ediyordum. Ferhat kolumdan tutup asıldı;

– Dur amına koyayım ne yapıyorsun. Mete hastaneye gidelim önce.

Hastaneye gittik, sakinleştirici iğne vurup, elimi alçıya aldılar. İki parmağımı kırmıştım. Hastaneden çıkar çıkmaz bir bara götürdü Mete. Hiç acı dahi hissetmiyordum. Ama içim çok yanıyordu. O kadar içkiyi kafama diktiğim halde o yangın geçmiyordu. Gözlerimden hala alev çıkıyor, Özge’nin bu yaptığını kabullenemiyordum.

Cebimden telefonu çıkarttım.

Mete;

– Kimi arıyorsun?
– Esma sultanı
– Ne için?
– Görürsün.

Telefon uzunca çaldıktan sonra nefes, nefese açmıştı telefonu;

– Esma sultan müsait misin?
– Değildim ama sen arayınca açtım. Ne vardı Kuzey?
– Şu parti varya.
– Evet?
– Birkaç misafir getirmem sorun olur mu diye soracaktım?
– Hayır canım, istediğini getir. Bende seni arayacaktım sınavdan sonra ki gün gidiyoruz.
– Süper, Berkant nerede?
– O okuldan ayrıldı, başka okula gidiyor, sınava hazırlanmak için.
– Anladım tamam görüşürüz.
– Görüşürüz tatlım.

Mete;

– Misafir? Zaten biz gitmiyor muyuz?

Ferhat;

– Bence o misafirler biz değiliz şekerim.

Ben;

– Aynen sizin için aramadım. Aklımda birkaç kişi var. Böyle yarrak delisi olmuş, sikilmeyi hak eden birileri.

Telefonumu ısrarla Özge arıyordu. Açmıyordum. En sonunda dayanamadım ve telefonu kapattım. Çok sarhoştum. Arkadaşlarım beni gece 5 gibi eve bıraktı. Kapı deliğini zor bulup açtım, girdim içeriye. Özge salonda oturmuş ağlıyordu. Beni görünce koşarak yanıma geldi, çocuklar uyuduğu için yüksek sesle konuşamıyor, arı gibi vızıldıyordu. Kolundan tutup ittirdim. Sendeleyerek yukarıya, yatak odamıza gittim. Arkamdan gelmiş hala konuşuyordu. Birkaç kıyafet aldım, üstümü değiştirip yan odaya gittim. Özge geliyordu, suratına kapıyı kapatıp kilitledim. Yatağa attım kendimi. Hiçbir şey düşünmeden gamsız bir şekilde uyku çektim.

Sabah olmuştu, telefonum çalıyor, arkadaşlarım arıyordu.

– Efendim?
– Kanka hadi gelmiyor musun?
– Yok kanka birkaç işim var gidin siz.
– Nereye gidelim oğlum kalalım o zaman bizde.
– Yok kardo gidin tek halletmem gereken işler var.

Elimi yüzümü yıkadım banyoda. Aynada kendime bakıyor, düşünüyordum. Bu kadar kısa mı sürecekti? Elbet Özge başka yarrak yiyecekti ama bu kadar erken mi? Ve benim haberim olmadan, benden gizli. Aynaya yumruk atmıştım, ayna parçalanmış, alçılı olan elim daha çok acımıştı. Elime baktığımda alçı içindeydi. Ne olduğunu o an hatırlayamadım. Sonradan aklıma geldi, ağaca yumruk atınca parmaklarımı kırmıştım. Neyse alçıda olduğu için kesilmedi en azından. Özge kapıda Kuzey! Kuzey! Diye bağırıyor, gelen ses sonrası beni merak ediyordu. Kapının kilidini açıp çıktım. Özge ağlamaya devam ediyor, konuşuyordu;

– Kuzey yalvarırım affet, lütfen affet. İstemeden oldu, bir anda gelişti, seni aldatmak aklımda bile yoktu Kuzey yalvarırım affet.

Merdivenlerden iniyordum hiç konuşmadan. Aşağıya indiğimde suratına bakarak gülüyordum;

– Asıl sen beni affet, her insan yanlış yapar. Anlayışlı davranıp sana vurmamam gerekirdi.
– Ne? Ama sen? Çok kızgın değil misin? Kuzey lütfen kimseye bir şey söyleme kimsenin yüzüne bakamam.
– Bu kadar gerizekalı olma Özge. Kime ne söyleyeceğim? Özge bana boynuz taktı mı diyeceğim?

Özge pişmanlık duygusuyla daha çok ağlıyordu.

– Özür dilerim lütfen affet.
– Gerçekten sorun değil, istersen gidip kendini siktirmeye devam edebilirsin ah pardon şuan seni sikecek durumda değildir o. Ne diyecektim ben sana. Haftaya sınavımdan sonra bir partiye gideceğiz. Kızlarda geliyor. Sende gel. Şu olanları unutalım ne dersin?
– Parti mi? Ne partisi?
– Sınavın bitişini kutlayacağız. Gelecek misin? Tek gideceğim yoksa.
– Peki gelirim.
– Ağlamayı kes, git üstüne başına bir şeyler al. Kendini topla görüşürüz.

Kapıyı arkasından kapatıp çıkmıştım. Arabam okulda kalmıştı. Bir taksi çağırdım. Cep telefonumu çıkarttım Aysel yengemi arıyordum;

– Oo kuzi bey aklına gelebildik mi? Diyerek açtı telefonu
– Kusura bakma yenge yoğunum biliyorsun evlilik telaşı vs.
– Daha sen evlenmeden unuttun beni…
– Bende o konuyu konuşmak için sana geliyorum. Müsait misin?
– Aslında değilim ama alıp götürürsen müsait olurum. Seks yapacaksak hazırlanayım ona göre…
– Yok şimdi yapmayacağız. Bir konu hakkında konuşacaktım seninle.
– Tamam canım gel bekliyorum.

Telefonu kapattım. Aklımda bin bir türlü planlar, fikirlerle gidiyordum Aysel’in yanına. Evlerine gitmiştim. Güllü nenemler çiftlikte hayvanlarla ilgileniyordu. Aysel yengem güllü neneye Cevat’ı bırakıp yanıma geldi;

– Yenge gel taksiye geçelim sakin bir yerde konuşalım.
– Tamam canım.

Taksiye bindik ağzımı bıçak açmıyordu. Bana türlü türlü sorular soruyor, iyi olup olmadığımı soruyordu. Ben konuşmuyor camdan dışarıya bakıyordum. Taksiciyi sakin bir yerde durdurdum. Kimin olduğu belli olmayan tarlaya girip oturduk çimlere. Taksici benzin almak için gitti, geri dönecekti.

Aysel yengem;
– Kuzum yoldan beri ağzını bıçak açmadı konuşacak mısın?
– Özge beni aldattı.
– Ne? Nasıl aldattı ne diyorsun sen kuzey?
– Baya aldattı. Ehliyete yazdırmış babam, direksiyon hocasına kendisini siktirirken yakaladım.
– Ciddi misin?
– Şakası mı var bunun?
– Yok ta ya yapmaz Özge
– Bende öyle biliyordum. Ama son günlerde seks yaparken, sürekli sert istemesi ve başkalarına versem ne yaparsın gibi cümlelerinden anlamıştım aslında. Er geç yapacaktı, bu kadar erken beklemiyordum.
– E sen ne yaptın peki? İyi mi şuan Özge?
– Çok iyi. Sana da o yüzden geldim. Yardımın lazım.
– Ne yardımı kuzum?
– Bir parti var, Özge’nin yarrağa doyacağı bir parti. Kötü bir şey değil, sadece amı götü baya dağılacak. Eğer gelmek istersen senide götürmek istiyorum. Hem hasret gideririz?
– Hım. Ama Özge de orada olacak?
– Merak etme sen onu söylemezsen kimseye o da seni söyleyemez. Her şey karşılıklı. Hem sende çok ateşli bir kadınsın. Uzun zamandır da seks yapmıyoruz. Acısını çıkartacağın bir ortama götüreceğim seni? Gelecek misin?
– Sen varsan gelirim tabi.
– Bensiz olur mu?
– Olmasın.

Boynuma sarılıp öptü, taksici korna çalıyordu. Beklemesi için işaret ettim.

– Parti haftaya sınavımdan bir gün sonra. Ona göre hazırlan.
– E evdekilere ne diyeceğim?
– Özgelere gideceğim sıkıldım de gel, çocukları anneme bırakırız. Ayarlarım ben onu.
– Tamam o zaman hadi kalkalım iş var evde daha.
– Hadi kalk.

Taksiye binip Aysel’i çiftliğe bıraktım. Taksiciye okulu tarif ettim. Arabamı almak için gidiyordum. Artık ne aşka, ne sevgiye, ne de saygıya inancım kalmıştı. Özge ikinci dersimi vermişti bana. Esma sultan haklıydı. “Herkesin istekleri, beklentileri vardır. Sen bu istekleri, beklentileri karşıyalacak olansın. Kim olursa olsun, herkes seksin zirvesine çıkmayı arzular, kimi cesaret edemez, kimi de o zirveden uçuruma yuvarlanır.” Çok haklıydı. Herkesin bu Zirveyi tatması, uçuruma atlayıp atlamayacağını kendisi belirlemeliydi.

Artık kadınlar benim için sadece bir seks objesinden öte bir şey değildi. İstediklerini verip mutlu edecek, günü mü gün edecektim. Kime siktirdiği, kimi sevdiği, kime duygular beslediği zerre sikimde değildi. Ben siker geçerim, ararsa yine sikerim, aramazsa arayıp sormam. Zaten şu olaylardan sonra iyice tiksindim kadınlardan. Am peşinde hiç koşmadım, koşmam da. Artık kafama koymuştum. Özge ile evlenmeyecek, ona unutulmaz bir seks deneyimi yaşatacak, canım istedikçe sikeceğim bir kadın olacaktı. Kim bilir belki de birisiyle evlenir. Gizli gizli kaçamaklar yapardık daha heyecanlı olur. Aysel’e gelince. O çiftlikte bir kaçamak yapmak lazım. Partiden önce bir açılış yapayım.

Bu düşüncelerle okula geldim. Ders bittiği için garajdan arabamı alıp çıkacaktım. Tam kapımı açtığımda arkamdan Cennet Hoca’nın sesi geliyordu;

– Kuzey! Kuzey bekle bir dakika…

24. BÖLÜM SONU…

DEVAM EDECEK…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ!…

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 18 Ozge Yengem

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 18 Ozge Yengem
Sabah olmak üzereydi gün hafif hafif ağarıyor, güneş doğmaya başlıyordu. Telefonum çalınca apar, topar kalktık. Elime aldım telefonu babam arıyordu. Ferhat’ı Melisa arıyordu. Mete telefonuna bakıyordu;

Mete;

– Beni arayan yok açın lan şu telefonu amına koyayım…

Ben hemen açtım telefonu, Ferhat ileriye gidip açtı telefonu. Mete ortamızda kalmış kime gideceğini şaşırmış bakınıyordu.

Ben;

– Alo baba uyandı mı Zeki?

Babam hüngür hüngür ağlıyordu. Konuşmaya devam ettim;

– Neden ağlıyorsun? Baba yoksa babaaa baba!

Haykırıyordum telefonda, Mete koşarak yanıma geldi omzumdan asıldı;

Mete;

– Lan! Oğlum öldü demeyin konuşun lan ne oldu!

Ben konuşmaya devam ediyordum;

– Baba öldü deme baba!
– Zeki hala yoğun bakımda, doktorlar son kez gelin görün konuşun onunla, çok kritik durumu, ne olacağı belli değil dedi çabuk gelin!

Gözlerim büyümüş elimdeki telefonu yere düşürmüştüm Ferhat diğer köşede hüngür hüngür ağlıyor, ben haykırıyordum. Mete bir Ferhat’ın, bir benim yanıma gidiyor “ne oldu” diye soruyordu.

Ben;

– Beyler kalkın beyler hayata döndürmemiz lazım salak oğlanı koşun oğlum yürüyün lan. Kalkın.

Kollarından tuttum sürüklüyordum. Koşarak Mete’nin arabasına bindik. Son hızda hastaneye ulaştık. Kapıdan koşarak gidiyorduk. Yoğun bakım odasının kapısının önüne geldik. Zeki’nin annesi, babası, ablası yıkılmıştı resmen. Bizimkiler onlarla birlikte ağlıyor, İlayda ile Melisa birbirine sarılmış ağlıyordu. Koşarak babama sordum;

– Nasıl durumu neden kritik? Yalvarırım iyi bir şey söyle baba ölmeyecek değil mi Zeki?

Zekinin ablası üstüme yürüdü;

– Kardeşim senin yüzünden orada yatıyor, ölümün ucunda şuan. Can verecek gibi son nefesini zor alıp veriyor. Ne yap ne et, kardeşimle gir içeriye konuş bırakmasın bizleri tutunsun hayata. Beni dinlemez, çok konuştum onunla ama dinlemez beni, hep kavga ederdik onunla. Lütfen kardeşimi geri getir Kuzey ölmesin!

Hüngür hüngür ağlıyor, gözlerimden alev çıkıyordu. Hemen giydirdiler bizi sırayla içeriye alıyorlardı. Ferhat girmişti içeriye ilk, Ferhat yürümeye hali yok bir şekilde çıktı içeriden. O kadar ağlıyordu ki Zeki öldü sandık.

Ben;

– Lan! İyi mi Zeki? Konuşsana lan! İyi mi?
– Bilmiyorum abi, bilmiyorum.

Ağlayarak geçti çömeldi yere. Koşarak girdim içeriye, kapıda ağzıma, kafama, ayaklarıma, üstüme birşeyler giydirdiler. Koştum Zeki’nin yanına.

Zeki o kadar masum uyuyordu ki, yüzü gülüyordu resmen. Sanki konuşacak, “oo kuzeyin oğlu sen mi geldin?” diyecek gibi yüzü gülüyordu. Ama nefesi dahi zor alıyordu. Ellerini tuttum. Buz gibiydi. Elimi alnına dayadım. Ateş gibiydi. Sanki canı sadece nefesinde kalmış, onu vermeyi bekliyordu. Zekinin elinden tuttum konuşmaya başladım;

– Kardeşim, uyan be, bak dışarıda ailen, sevdiklerin, arkadaşların, Melisa bile ağlıyor lan senin için. Kız hüngür hüngür ağlıyor göz yaşı döküyor orada. Kalk uyan hadi kardeşim. 2 ay sonra parti var. Dayı seni soracak bana, hani şu kestanesini çizdiğin dayı. Ne diyecem ona kardeşim? Öldü gelemedi mi diyecem? Kimse inanmaz lan. Ölemezsin oğlum sen, çok gençsin önünde görüp geçireceğin ne hayat, ne ortamlar var daha. Hadi uyan, aç gözlerini kardeşim. Söz veriyorum sana. Dakikaların çöpe gitmeyecek. Her aradığında saatlerce konuşacam oğlum seninle. Söz bak erkek sözü. Sabaha kadar, dakikaların bitene kadar konuşacam seninle. Her ortama sokacam seni, sikin tekrar alev alacak zeki. “gülüyordum ağlayarak”. Erkek sözü bak sen yeter ki kalk şuradan. Yakışmıyor Zeki senin gibi adama burada bu halde yatmak yakışmıyor. Hademe gülsüm bile merak etmiştir seni göremiyor sonuçta okulda, kim basacak onu kalorifer dairesinde. Hadi kardeşim uyan Zeki.

Hemşire kapıyı açıp odaya geldi;

– Çıkabilirsiniz.
– Hayır daha konuşacaklarım var kardeşimle.
– Lütfen 5 dakika daha sonra çıkın.

Hemşire kapıyı kapattı çıktı;

– Senin yerinde keşke ben olsaydım Zeki, sen yanımda konuşsan sırf senin için uyanırdım. Sen bizim ekibin vazgeçilmezisin oğlum. Sen gidersen bizi kim güldürecek? Kim espri yapacak? Bak şimdi gidiyorum, ama sana söz asla yalnız bırakmayacam kardeşim seni. Uyandığında beni ara zeki, o dakikalarını çöpe gidermeyecem senin.

Ağlayarak kapıdan çıktım. Mete hazırlanmış beni bekliyordu. Çıkınca içeriye girdim.

Üstümdekileri çıkartıyor, haykırarak ağlıyordum. Babam yanıma geldi kafamı omzuna dayadı;

– Baba yalvarırım ölmesin Zeki baba! Keşke ben vurulsaydım, keşke ben ölümle pençeleşseydim. Neden atladı önüme baba? Kurşuna atladı adam gözünü dahi kırpmadı. Bayılmadan önce “kolla arkanı” dedi baba. Zeki ölürse kim kollayacak arkamı ha? Kim kollayacak!

Yengem yanıma gelmiş, ağlıyordu, sarıldı boynuma. “ölüm olmasın kuzey ne sen ne de zeki kimse ölmesin” diyor ağlıyordu.

Kafamı ellerimin arasına koyup hıçkırarak ağlıyordum. Mete’nin suratı bembeyaz içeriden çıktı. Çok ağlıyordu.

Mete;

– Yaşayacak o abi, yaşayacak kardeşim. 4 yıl lan, 4 yılım geçti onunla. Ben ömrümde onun kadar saf çocuk görmedim. Yaşayacak abi, alma Allah’ım onun canını, benim al onun alma. Ben kötüyüm o çocuk iyi, o çocuk sana yanlış yapmadı, o çocuk orada yatmayı hak etmedi. Yaşayacak lan o çocuk, yaşayacak abi…

Kendi kendine konuşarak yürüyordu. Ferhat yanına koştu, koluna girdi, arkasından ben gittim kolundan tutup dışarıya çıkartıyorduk hava alması için Mete hala konuşuyordu;

– Yaşayacak abi, o çocuk ölmeyecek, yaşayacak lan!

Dışarıya çıktık, Mete sayıklamaya devam ediyordu

Ferhat;

– Mete kendine gel lan! Mete alo? Mete kendine gel lan!

Bağırarak bir tokat attı Mete’ye. Mete konuşmayı kesti ağlamaya başladı;

Mete;

– Yaşayacak lan! Yaşayacak lan!

Arabasını yumrukluyor, aynalarını kırıyordu, yumruğu içe pencereleri kırıyordu. Eli kesilmişti, arabayı yumrukluyor, tekme atıyordu. Zor bela sakinleştirmek için tutmaya çalışıyorduk ama gözü dönmüştü Mete’nin. Hemen hastaneye geri soktuk. Sakinleştirici iğne vurdular, eline giren cam parçalarını çıkartıyolardı. Mete’nin canı dahi yanmıyor, yere bakıyordu. Bir süre sonra Mete bayıldı. Onu yatırdılar, serum bağladılar, ellerine pansuman yaptılar. İğne uyutmuştu Mete’yi doktor; “bir süre uyuyacağını” söyledi. Yoğun bakım odasının kapısına çıktık. Zeki gözlerini açacak diye bekliyorduk. Zaman sanki durmuştu. Herkes yorgun, şiş gözlerle kapıya bakıyordu. Saat öğlen 4 gibi doktor girdi içeriye, hepimiz birden canlandık, ayaklanmıştık. Doktor içeride Zeki’ye bakıyordu ama cam falan yoktu göremiyorduk. Hemşire çıktı doktor içerideydi;

– Lütfen hastanın ailesi gelsin!

Annesi, babası, ablası şaşkın gözlerle hemşireye bakıyordu. Annesi ağlamaya başladı, bayılmak üzereydi kocası tuttu, ablası ağlamaya başladı.

Annesi;

– Öldü mü Zeki hemşire? Ne olur bir şey söyle?
– Lütfen içeriye girin doktor bey çağırdı.

Pür dikkat hemşireyi dinliyordu herkes. Zeki’nin ailesi içeriye girdi. Biz meraktan ölmek üzereydik. Dakikalar oldu çıkmamışlardı. Telefonum çalıyordu. Kim olduğuna bakmadım bile hemen açtım;

– Alo?
– Hacı gülle? Dakikalar çöpe gitmesin diye aradım. Ben şuan iyiyim merak etmeyin. Zaten gelip göreceksiniz de. Ben önceden arayayım dedim.

Ulan bu ses? Zeki? Arayan kişiye baktım Zeki yazıyor.

– Zeki? Sen misin?
– Benden başka kim iyiyim merak etmeyin der amına koyayım? Benim tabi, hişt bana bak? Hacı gülle? Dayın bizden başka birini daha mı vurdu? Ondan mı ikilemde kaldın sen bak doğru söyle? Vurdular mı feratımı? Metomu? Alo? Alo? Kuzeyin oğlu? Konuşsana? Alo?

Ben şaşırmıştım, yüzüm gülüyor, mutluluktan ağlıyordum. Millet ben konuşurken yanıma gelmiş; “kim o? Ne zekisi? Kuzey?” soru yağmuruna tutuyorlardı beni. En sonunda cevap verdim;

– Zeki uyanmış! Lan zeki uyanmış!

Koşarak kapıyı açtım, içeriye girdiğimde Zeki yattığı yerden elini sallıyordu bana. Ailesi yüzüme bakıyor gülüyordu. Zeki’nin yanına koştum;

– Ulan Zeki çok korkuttun kardeşim bizi.

Sesi çok yorgundu, ama artık hayati tehlikesi yoktu. Zeki konuştu;

– Hep bu doktor yüzünden, sevenleri ayırdı ciğerimin tekini aldı, hem de en sevdiğim ciğerimdi, en çok onu kullanıyordum ben. Bünye alışık değil tabi küstü, yoksa oho uyurmuyum bu kadar ben?
– Uyumazsın kardeşim. Uyuma bir daha?
– Manyak mısın oğlum? Uykusuzluktan mı öldürecen bu sefer beni?

Gülüyordum. Bizimkiler kapıdan içeriye girdi. Herkes bir odadaydı Mete Zeki’nin yanına koştu sarıldı, ağladı,

Zeki;

– Lan niye ağlıyon oğlum? Ölmedik yaşıyoz. Hişt kız zilli, sende mi geldin?

Melisaya sesleniyordu. Melisa mutluluktan ağlıyordu;

Zeki;

– Zilli seni. Mete kay bakayım. Hişt gel otur yanıma bakayım. Üzüldün mü sen? Ölcem diye mi ağladın?
– Hayır ya ne alaka?
– Hadi hadiii zilli seni, neden ağlayacan başka gel bakayım yamacıma.

Melisa ağlamaya devam ediyor Zeki’ye yaklaştı. Zekiye sarıldı.

– Oh mis gibi de kokuyo
– Zeki sussan hani, herkes burada
– Hee doğru dedin hacı gülle. Sonra şey yaparız o konuyu
– Of zeki
– Kabul et özledin “of zeki” demeyi.

Melisa ağlıyor. Zeki’nin elini tutuyordu;

– Çok özledim, kalk gel de “of zeki” diyeyim bol bol sana.
– Deme
– Nasıl?
– Evlen benimle
– Ne?
– Evlen benimle?
– Ne evliliği zeki?
– Çok ciddiyim buradan çıkınca düğün yapalım. Hişt kız anne, baba. Bana bu kızı alın. Bak almazsanız ölümü görün. Kız zilli sende benle evlenmezsen ölümü gör hee.

Annesi babası gülüyordu. Annesi;

– Kızın rızası var mı bakalım oğlum hem ne ölümü tövbe de saçmalama alırız sen iste.

Babası;

– Alırız paşam. Vermezlerse zorla alırız. Gülüyordu.

Melisa;

– Of zeki ne ölmesi salak.

Koluna hafifçe vurdu. Zeki çok canı yanmış gibi bağırmaya başladı

Zeki;

– Off ne vuruyon kolum ayy kolum koptu kolum ya!
– Ay zeki acıttım mı?

Melisa zekiye yaklaştı. Zeki melisanın yanaklarından öptü.

Zeki;

– Hadi kız he de evlen benimle. Üniversitede evli oluruz ne olacak? Hadi he de he? He dicen mi?

Melisa gülüyordu;

– He Zeki he! Tamam evlenicem seninle

Biz olup bitene inanamıyorduk. Ağzımız açık kalmıştı. Zeki ile Melisa ciddi ciddi evlenecekti. İlayda yanıma geldi sarıldı. Yengemin surat yine düştü.

Zeki gülüyordu bana baktı;

– Hişt kuzeyin oğlu sende İlayda’yı al, çifte düğün yapak. Bak ucuz olur hadi iyisin gene çakal seni.

Zeki ye elimle “sus oğlum” işareti yapıyordum. İlayda yüzüme bakıyor. Gülüyordu. Yengemin suratı asılmış bana bakıyordu.

Ben;

– Siz önce evlenin sıra bize sonra gelir. Lan cidden evlenecek misiniz?

Zeki;

– He dedi hacı gülle kız. Duymadın mı? Git kulak burun boğaza görün bir.

Gülüyorduk.

Doktor konuşmaya başladı;

– Zeki bu kritik durumu da atlattı. Tekrar iç kanama geçirmişti. Ama çok güçlü çocuk kendine geldi. Bundan sonrası rahat. Organ nakli yaptık Zeki’ye. İkinci ciğer uyum sağladı. Tek ciğer sıkıntı çıkarttı. Kanama ya neden oldu. Artık eskisinden de iyi.

Zeki lafa girdi;

– Ooo hacı gülle sıfır model ciğer mi taktın bana?
– Yok zekicim ikinci el ama sıfır gibi bayandan temiz.
– He bayandansa temizdir zaten.

Doktor güldü. Ve konuşmaya devam etti;

– Hiçbir sıkıntı yok artık. Sadece ağrısı sızısı olacak, oda normal. İlaçlarını düzenli içecek. Ve kontrole gelecek. Yakında taburcu da edeceğiz.

Biz resmen “ohh çekiyor, olanlara dua ediyorduk”. Babamın telefonu çaldı. Dışarıya çıktı. Bizde çıkıyorduk zeki seslendi;

– Arkadaşlar siz kalın.

Biz yanında kaldık. Diğerleri çıktı. Zeki konuşmaya başladı.

– Kuzeyin oğlu o ne güzel konuşmaydı öyle. Sırf dinlemek için uyanmadım. Bak söz verdin erkek sözü hemde
– Erkek sözü Zeki,
– Adamımsın.
– Melisa?

Melisa;

– Efendim aşkım?
– Oww aşkım mı dedin?
– Evet. Kocam olacaksın sonuçta

Zeki gülüyordu.

– Bak ölümü gör dediğim için dediysen şaka yaptım.
– Şaka?
– Hayır yani gerçekten evlenmek istiyorum seninle. Eğer kabul edersen
– He dedik ya yine mi kabul edecem.

Zeki çok güzel gülüyordu. Melisa elini tuttu konuşmaya devam etti;

– Sen buradan çık, üniversite sınavından sonra hemen düğün yapalım. Kışın düğün istemem ona göre
– Zilli ye bak yaparız.

Zeki İlayda’ya döndü;

– Kız zilli, bak kuzeyin oğlunu kafala çifte düğün yapalım. Trip at evlenme teklifi etsin sana artık.
– Bakalım kısmet Zeki’cim

Ferhat ile bana döndü;

– Sizler şahidimiz olacaksınız ona göre haa?

Ferhat;

– Oluruz tabi şekerim

Ben;

– Sadıç kim?

Zeki;

– Kuzey’in oğlu. Sadıçım yapardım ama başka arkadaşa sözüm var kusura bakma hacı gülle.
– Kimmiş la o?
– Mete lan Mete kim kaldı başka? Saf lan bu.

Mete;

– Tabbe lan! Ben olacam!
– Aynen hacı gülle adamımsın.

Hemşire;

– Çıkabilirsiniz.

Zeki;

– Wuhhu hemşire hanım, hiç bana yazma artık, ben bugüne bugün evli bir erkek sayılırım. Yani sen arkadaşlarımı dışarı çıkarttıktan sonra woohhoo yapacaksak hiç güvenme

Hemşire;

– Wohhoo?

Zeki;

– Saf ya! Ay canım acıdı, uyuyim mi biraz?

Ben;

– Bak uyu, ama uyanmazsan?

Zeki;

– Sen taktın benim kestaneye ha? Uyancam merak etme çizdirmeye niyetim yok.

Hemşire gülüyordu. Zeki konuştu;

– Zilli ye bak hoşuna gitti.

Melisa;

– Zeki!
– Merak etme aşkım. İlk günden aldatmam seni.

Öpücük attı eliyle. Odadan çıktık. Çok rahatlamıştık. Zeki artık iyileşmişti ya ne olursa olsun artık diyordum. Yengemin omzuna kolumu attım. İlayda olduğu için sanırım indirdi kolumu. İlayda geldi kolumu omzuna attı. Yürüyorduk, dışarıya çıktık babam telefon konuşuyordu. İlayda eve çağırdı yorgun olduğumu söyledim. Arabamıza bindik eve gidiyorduk. Eve vardığımızda babam tekrar kolumdan çekti kenarıya;

– Kuzey! Yengenle birlikte mi oldun sen?
– Baba hayır ya ne alaka?
– Oğlum bak yalan söyleme, sen benim canım ciğerimsin olduysam oldum, seviyorsan seviyorum de! Yalan söyleme hele ki bana sakın söyleme
– Of baba ya nasıl söylenir bu durum? Yanlış anlayacaksın kavga edeceksin, ağzıma sıçacaksın ama tamam ben özge yengeme yıllardır aşığım. Bu ergenlik falan değil, gerçekten seviyor, sahipleniyorum. Sana kim söyledi bunu?
– Ah be oğlum, aşık olacak kadın mı kalmadı?
– Sana kim söyledi? Hem yengemin yani Özge’nin neyi var baba? Onunda bende gönlü olmasa benimle olmaz değil mi? Yıllardır başka erkeğe bile bakmadı. Sadece benimle konuşuyor.
– Özge iyi kadın. Ama işte dayının karısı be paşam.
– Artık değil boşandılar ya çatlatma insanı kim söyledi baba?
– Dayın.
– Dayım uyandı mı?
– Evet, o anlattı neden böle bir şey yaptığını. Bak paşam yengenle olmaz
– Baba olmaz deme lütfen, olur. Gerekirse nikahıma alırım. Eğer oda isterse tabii
– İster mi sence?
– İster baba. Siz yeter ki karşı olmayın. Benim yengemle kan bağım yok. Şerefsiz dayımın karısıydı sadece o kadar. Ne olur benden yana ol. Ben Özgeyi seviyorum baba, karım olsa dünyalar benim olur.
– Bak ben senin yanındayım. Yaş farkınız var sorun değil. Çocukları bizimle büyüdü seni nasıl görürler bilemem konuşuruz bunları ama Özge bu duruma ne der bilmiyorum…

Özge yengem içeriden yanımıza geldi lafa girdi;

– Enişte, benim nasıl bir kadın olduğumu biliyorsun. Evet çocuklarım var, kuzey benden genç. Farkındayım her şeyin. Ama kuzeyi seviyor musun dersen. Canımdan çok seviyorum. Onayın varsa ben kuzeyle evlenir, onun kadını olurum. Çocuklarıma neredeyse o baktı ilgilendi. Sorun olmayacaktır seviyorlar kuzeyi çocuklar. Ne kadar dayı deseler de bu durumu büyüdüklerinde anlatırız gerekirse. İnan bana kuzey den daha iyi eş bulamam zaten. Daha yaşımda genç size ne kadar yük olacam? Ben başka koca istemiyorum. İznin olursa kuzeyle olurum sadece.
– Kızım ben sizden yanayım. Madem öyle diyorsun. Senden iyi gelin mi bulacak benim hanım

Biz çok sevinmiştik babam bizden yanaydı. Arkamızdaydı. Paralı, kariyerli olunca diğerleri de bir şey diyeceğini sanmıyordum. Yengeme sımsıkı sarıldım.

Babam;

– Dayında uyandığına göre sorun kalmadı.

Bana yaklaştı;

– Ortalık karışacak ama arkandayım paşam. Madem seviyorsunuz birbirinizi. İpler benim elimde korkmayın bir şey olmaz size.
– Adamsın be baba.

Eve girmiştik. Duş almak için odama gittim yengem yanıma geldi.

Özge;

– İnanamıyorum artık kocam mı olacaksın?
– Dur daha evlenme teklifi etmedim.

Yüzü asıldı, gitti yatağıma oturdu;

– Ha sen istemiyorsun yani babanla fısır fısır onu konuştun sen

Yanına gidip oturdum sanki onu istemediğimi söyleyecek gibi;

– Yani aslında, saçmalama kızım. Hastayım sana karım yapacam seni dememişmiydim sana?

Sarıldım dudaklarını öpüyordum. Yatağa yatırdım, deli gibi öpüşüyorduk.

Özge;

– Senin sikini yemek, çocuğunu doğurmak istiyorum.
– Bende senin amını istiyorum.

Yengemin üstündekileri çıkarttım artık daha rahattık. Ama evdekileri unutmuyorduk tabii. Memelerini emmeye başladım. Sıcacıktı vücudu. Uçlarını emiyordum. Altımdakileri çıkarttı, kendi altındakilerini de çıkarttı sikim kalktı, direk soktum içine. Git gel yapıyordum. Kucağıma çıktı ellerimi memelerine attım. Kucağımda zıplıyordu. Çok geçmeden içine boşaldım.

Özge;

– Baya birikmiş, erken geldin.
– Uzun zamandır yapmamanın zararı bu galiba.
– Sorun değil aşkım
– Aşkım?
– Kocam mı demeliydim
– Kocam?
– Evet. Artık kocam sayılırsın
– Karım benim.

Belinden tutup inmemiş sikimi tekrar içine sokup çıkartıyordum.

Özge;

– Alla alla boşaldın ama inmedi?
– Uzun zamandır boşalmamanın zararı bu galiba 🙂
– Ahaha olabilir. Sik hadi amımı

Dudaklarını öpüyor hızlı hızlı sikiyordum amını. Bacaklarını belime dolamış elinden gelse taşşaklarımı da amına sokacak. Yaklaşık 40 dakika siktikten sonra tekrar boşaldım içine. Artık inmişti sikim. Amından çıkarttım. Yanına uzandım.

– İnşallah hamile kalırsın.
– İnşallah aşkım çok istiyorum çocuğunu bu sefer doğurmayı.

Dudaklarından öptüm odamdan çıktı. Uyuya kalmıştım. Telefonun sesiyle uyandım Zeki arıyordu. Yataktan fırladım açtım hemen telefonu;

Zeki;

– Alow
– Alo kanka nasılsın
– Hiç iyi değilim hacı gülle.
– Neden kardeşim?
– Sıkıldım oğlum neden gelmiyor sunuz?

Saate baktım daha 8 di. Hasta ziyaretine sabah 10 ve öğleden sonra 4 de alıyorlardı.

– Kanka hasta ziyaretine daha var o yüzden
– Kaçta gelceniz?
– 10 da
– Oho 2 saat konuşak o zaman
– Konuşalım kanka
– Napıyon şimdi?
– Duşa girecektim sen aradın.
– Haa tamam gir kanka ben diğer hacı gülleleri arayayım.
– Tamam kardeşim
– Seviliyorsun kuzeyin oğlu
– Sende kanka
– Görüşürüz bak geç kalmayın. Karımı arıyayım ben.
– Ara kanka geç kalmayız.

Telefonu kapattım. Yataktan kalkıp duşa girdim. Evde bağırış, çığırız sesleri geliyor, annem ile yengem kavga ediyordu. Çok sesliydi. Duş almadan aşağıya koştum…

21. BÖLÜM SONU…

DEVAM EDECEK…

sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan escort sakarya sakarya escort