Oğullarımla Şişe Çevirmece

Oğullarımla Şişe Çevirmece

Merhaba ben İstanbul’dan Selin. Eşimle mutlu bir evliliğimiz vardı. İki yakışıklı oğlumuz oldu. 17 yaşındaki Kerem ve 16 yaşındaki Mert. Eşimle bu mutluluğumuz beni kardeşim Pınar’la aldatana kadar devam etti. Bir gün kardeşimin evine gittiğimde eşimin arabasını orada gördüm. Aradım “şirketteyim” diye bana yalan söyledi. Sonra bekledim 10 dk sonra kardeşimin evinden çıkıp arabaya binip gitti. Yarım saat kadar sonra ben Pınar’ın kapısını çaldım. Beni karşısında görünce çok şaşırdı. Burda ne işim olduğunu sordu. Geçerken uğradığımı söyledim. Pınar’ın yatağı ve yatak odası dağınıktı ve ev seks kokuyordu. Ayrıca eşimin parfümünün kokusunu da alıyordum. Pınar’a eşi Kemal’in nerede olduğunu sordum. Yurtdışında cevabını verdi. Bu duyduklarım ve gördüklerim bana yetmişti. O andan itibaren Pınar’dan ve eşimden nefret etmeye başladım ve intikam yemini ettim. Günlerce düşündüm ve onları kendi silahlarıyla vurmaya karar verdim.
Bir akşam çocuklarla film izlerken evde eşim arayıp gece gelemeyeceğini çok önemli bir toplantı için şehir dışına çıkacağını söyledi. Belli ki orospu kardeşime gidiyordu.
Film bittikten sonra çocuklar telefonlarına ve tabletlerine gömüldüler. Onlara “hadi bir oyun oynayalım” dedim. “Ne oynayacağız anne” dediler. “Valla onu da siz bulun” dedim. Bir şey bulamadılar. Yeni nesil bilgisayar oyunlarından, tablet ve telefondan başka bir şey bilmiyordu ki! “Hadi doğruluk mu cesaret mi” oynayalım! Biliyor musunuz” dedim. Allahtan okullarında kızlarla oynadıkları için biliyorlardı. Üç bira getirdi Kerem. İlk de Kerem bitirdi birasını, onun şişesiyle oynamaya karar verdik. Oyun başlamadan herkes doğru cevap vereceğine ve verilen cezaları yerine getireceklerine yemin etti. Kerem “her soruyu sorup her cezayı vermek serbest olsun” dedi, onu da kabul ettik. Kura çektik, ilk Mert çevirecekti. Kerem’de durdu şişe, doğruluğu seçti. Mert hemen “sigara içiyor musun” diye sordu. Kerem çekinerek “hayır” dedi ama Mert “yaa doğruyu söylesene” diye tutturdu. Ben de “oğlum neyse söylemek zorundasın” dedim. “Tamam bazen içiyorum” dedi. Kerem çevirdi Mert geldi. Mert de doğruluğu seçti. “Porno izliyor musun” diye sorunca ben şaşırdım bir an. Belli ki oyun çocukların sırlarını deşifre etme yarışmasına dönüşecekti. Mert “ne alaka” diye cevap verdi. “Anne gördüm izliyor” diye itiraz etti. Ben yine devreye girip “oğlum izliyorsan izliyorum de, kurallara uy” dedim. “Tamam izliyorum nolmuş” dedi. Gülüştük. Mert çevirdi ben geldim, ben de “doğruluk” dedim. “Anneye de ne sorulur ki” dedi Mert. “Oğlum sor ne istiyorsan oyun oynuyoruz işte” dedim. “Babamı hala seviyor musun” dedi. Ben de “bilmiyorum” diye cevap verdim. Ben çevirdim Mert geldi bana da. Doğruluğu seçti Mert. “Kız arkadaşın var mı” dedim. “Var” dedi Mert. Mert’e Kerem çıktı. Kerem de doğruluk dedi. “Mastürbasyon yapıyor musun” diye sordu. Ben şaşırmıştım ama bozuntuya vermedim. “Yuhh” dedi Kerem. Ben “oğlum kuralları siz koydunuz itiraz etmeyin” dedim. “Yapmıyorum” dedi Kerem, Mert itiraz etti “ya yalan söyleme yaparken gördüm” dedi. “Tamam yaptım bir iki kez” dedi. “Oğlum sizler ergenliktesiniz böyle şeyler normal utanacak bişey yok dedim. Kerem çevirdi Mert geldi. Mert abisinin soracağı sorudan korkmuş olacak ki “cesaret” dedi. Kerem de yaa demek cesaret “o zaman halıyı yala” dedi. Halılar temizdi ama Mert yalar yalamaz gidip ağzını yıkadı. Çok güldük. Mert’e ben çıktım. Doğruluğu seçince Mert “Anne kusura bakma ama başka soru gelmiyor aklıma biz okulda böyle oynuyoruz, hayatında kaç erkekle birlikte oldun” dedi. Ben de “tamam oğlum sorun yok, 2 erkek” dedim. Merak etmişlerdi diğerini. Gerçi cevabım doğru değildi… Bana Mert geldi doğruluğu seçti. “Oğlum valla sizin sorularınızdan sormak zorundayım ne yapayım” dedim. “Hiç bir kızı öptün mü” diye sordum. “Öptüm” dedi Mert. Kerem de “ooo sadece öpse gene iyi” diye dalga geçti. Mert sinirlenip abisinin omuzuna bir yumruk atınca ben araya girdim. Mert çevirdi şişeyi Kerem geldi. Be sefer Kerem “cesaret” dedi. Mert de “penisini göster bakalım” deyince bir kaç saniye sessizlik oldu. Ben bile bu kadarını beklemiyordum açıkçası. Kerem “yok artık ben oynamıyorum” deyip kalkıp kanepeye oturdu. Ben gidip bir bira daha aldım kendime. Geri gelince “oğlum bir oyun oynuyoruz mızıkçılık yapıp duruyorsunuz. Hem kuralları kendiniz koyuyorsunuz hem uymuyorsunuz” diye kızdım. “Ama anne öyle ceza mı olur, sen varsın” diye itiraz etti Kerem. Ben de “ben varsam nolmuş oğlum, oyun bu işte, olur” dedim. Çünkü merak etmiştim oğlumun penisini gerçekten. Kerem de “nasıl olur anne ben sana memeni aç desem açar mısın bizim yanımızda” deyince ben de “sen hele bir sor da…” diyerek göz kırptım. ikisi de cevabım karşısında şaşırdılar. Kerem mecburen kalkıp yanımıza geldi. “E hadi” dedim. Ben biramdan bir yudum alırken Kerem’in şortunu indirmesiyle kaldırması bir oldu. Ben bişey görememiştim. İtiraz etti Mert. “Öyle olmaz yaa” dedi. Kerem de “Ne! Aç dedin açtım ben de” dedi. Bu sefer ben itiraz ettim. “Kerem cezan penisini açman değil, penisini göstermendi. O kadar hızlı açıp kapadın ki ben bişey göremedim” dedim. Kerem “tamam ya” deyip indirdi şortuyla birlikte külodunu. O an ben donup kaldım. Kerem’in penisi oldukça iriydi. Hiç 17 yaşındaki bir çocuğun penisine benzemiyordu. Resmen yetişkin birinin aleti kadardı. Sonra bir kaç saniye bekleyip çekti şortunu. Kerem çevirince Mert geldi. Doğruluğu seçti Mert bu sefer köşeye sıkışmıştı. Kerem “hiç bir kızla birlikte oldun mu” diye sordu. Mert sıkılarak “oldum ama tam olarak değil” dedi. “Nasıl tam olarak değil?” dedi Kerem. “ikinci soru yok” dedi Mert ama ben “oğlum soruya tam cevap vermelisin” dedim. “Off ya siz görürsünüz” diyerek cevap verdi “yani işte birleşme olmadı yani, sadece sürtündük” dedi utanarak. Mert’e ben geldim. Doğruluk hakkım bittiğinden cesaret seçeneği kalmıştı sadece. Kerem’e baktı bir an Mert ve “tişörtünü çıkartır mısın anne” dedi utana sıkıla. “Mert bugün hepimizi soyacaksın herhalde” diyerek hiç tereddüt etmeden çıkardım bodymi. Çıkardıktan sonra Kerem’in de Mert’in de siyah kalıpsız dantelli sütyenimin içindeki memelerime odaklandıklarını gördüm. “Hadi sıra bende diyerek şişeyi çevirdim. Mert geldi. Mert’in de doğruluk hakkı bitmişti. Kerem “anne o da indirsin şortunu hadi anne hadi anne” diye bana baskı yapmaya başladı. “Abine öyle bir ceza verdin madem ben de sana aynısını veriyorum” dedim. Mert de kalkıp oflayarak “siz göreceksiniz valla” diyerek indirdi altındakileri. Bir de ne göreyim! Mert’in aleti de oldukça iri ve kalkıktı. Şaşırmıştım. Demek ki benim memelerimi görünce tahrik olmuştu. Mert çevirdi. Kerem geldi. “Annemin sütyenini çıkar o zaman bakalım” dedi hain bir şekilde intikam alırcasına. Kerem itiraz edip “oğlum cezayı sadece bana vereceksin saçmalama” dedi. Ben yine araya girdim “sorun değil oğlum, oyun oynuyoruz bişey olmaz” dedim. Kerem arkama geçip sütyenimin kopçalarını açmaya çalıştı ama beceremedi. Ben elimi arkaya atıp tek hareketle çıkardım sütyenimi ama bir elimi kapadım memelerime. Yine uzun bir sessizlik oldu. Çocukların ikisi de mememelerime kilitlenmişlerdi. “Hadi Kerem sıra sende” dedim. Kerem çevirdi Mert geldi. Mert doğruluk” dedi bu sefer. Kerem de sorusunu yapıştırdı. “Annemin iç çamaşırını giydin mi hiç” dedi. Ben şok olmuştum soru karşısında. Mert hemen itiraz edip “ne alaka yaa” dedi. “Yalan söyleme gördüm” dedi Kerem de. Öcünü fena almıştı Kerem. Mert utana sıkıla “bir kere merak edip giymiştim evet” diyebildi. Kerem de “neden gay misin” diye sordu. Ben yine araya girdim “ikinci soru yok” dedim. Mert abisine nefretle bakıyordu. Şişeyi çevirdi Kerem geldi. Kerem yine cesaret dedi. Mert de “tamamen soyun ve oyuna çıplak devam et” dedi. Kerem bana baktı. Ben “yapacak bir şey yok” der gibi bir el hareketi yaptım. Kerem yavaş yavaş soyunurken ben de zevkle biramı yudumluyordum. Kerem tamamen çıplak kaldıktan sonra şişeyi çevirdi. Mert geldi. Mert “doğruluk” deyince Kerem bozuldu. Ben de bozulmuştum açıkçası. Kerem “korkak herkes cesareti seçiyor sen neden korkuyorsun” dedi. Ben araya girip “isterseniz kuralları değiştirip sadece cesaret yapalım” önerisi getirdim. İkisi de kabul ettiler. Kerem de Mert’e “nasıl mastürbasyon yaptığını göster” dedi. Mert yutkundu. “Hadiii” dedi abisi. Kalkıp şortunu indirdi ve hala kalkık olan aletini sıvazlamaya başladı. sonra da “işte böyle yapıyorum” diyerek çekti şortunu. Sonra Mert çevirince ben geldim. Artık doğruluk seçeneği yoktu, Mert direkt cezamı söyledi. “Taytını çıkar anne madem sen de” dedi. Ben “tamam çıkarırım ama bu cezamı bir sonrakiyle birleştirmek istiyorum” diyerek şişeyi çevirdim. Kerem geldi. “Taytımı çıkarma cezası veriyorum Kerem’e ” dedim. Kerem de Mert’te benim özgüvenime şaşırmışlardı. Kerem “olur mu anne yaa” diye serzenişte bulundu. “olur olur” diye geçiştirip kalkıp ayağa Kerem’in gelmesini bekledim. Bir elimle hala memelerimi kapatıyordum. Kerem geldi. Yutkunmalarını hissediyordum. Elleri titreyerek taytımı aşağıya çekmeye başladı. Çocuklarımın ikisi de taytın altından çıkacak manzaraya odaklanmışlardı. Sonra Kerem tamamen çıkarıp kenara koydu taytımı. İkisinin de gözleri siyah dantelli tangamdaydı. Kerem çırılçıplak olduğu için aletinin hareketlendiğini görebiliyordum. Kerem şişeyi çevirdi Mert geldi. “Yandık” dedi Mert. Kerem “tamamen soyunacaksın ve adam gibi mastürbasyon yapacaksın” dedi bu sefer. Mert itiraz etti “anne olur mu ya nereye boşalacağım her yer batar” dedi. Kerem de “oğlum banyoda yaptığın gibi” dedi ve gülmeye başladı. Mert “anne ya saçmalıyor” diyerek benden destek bekledi ama nafile. “Oğlum işi abarttınız ama yapacak bişey yok! Ortalığı batırma sen de sütyenime boşal al” dedim. Mert şaşırarak kendisine fırlattığım sütyeni tuttu ve başladı penisini okşamaya. Ben zevkle izliyordum olayı. Az sonra Mert’in bir ara sütyenimi yüzüne götürüp kokladığını gördüm. Sonra birden aşağı indirip boşalmaya başladı sütyenimin içine. Çok etilendim manzaradan. Küçük oğlum önümde 31 çekip sütyenime boşalıyordu resmen. Bayağı da boşalmıştı, sütyenimin içinde küçük bir sperm gölü oluşmuştu. Islandığımı fark ettim o ara. Bu olaydan sonra Mert utanmıştı çok ama hemen oyuna devam edip şişeyi çevirdi. Kerem geldi. Mert Kerem’e “sen de boşalacaksın o zaman” dedi. Bu sefer Kerem bana bir bakış atıp kalkıp sütyenimin başına geçti, başladı sıvazlamaya. Heyecandan olsa gerek bayağı beklememize rağmen Kerem boşalamadı. “Hadi Kerem sabaha kadar bekleyemeyiz” dedim şakayla. “Anne odaklanamıyorum, Mert sütyenini kokladı ben koklayamıyorum” dedi. Ben de ona taytımı fırlattım. “Al sen de bunu kullan” dedim. Kerem taytımı alıp koklamaya içine çekmeye başladı. Bir yandan da asılmaya devam etti. Az sonra o da sütyenimin diğer tarafına boşalmaya başladı. Ben iyice tahrik olmuştum. Kerem şişeyi çevirdi ben geldim. “Anne elini memenden çekeceksin” dedi. “Hmmm peki” diyerek çektim elimi memelerimden ve özgür kaldı memelerim. Çevirme sırası bendeydi. Çevirdim Kerem geldi. “Cezan sorumu cevaplamak” dedim. “Neden memelerimi ve vücudumu görmek istiyorsun”. Kerem şaşırıp itiraz etmeye kalktı ama kuralların gayet açık olduğunu söyleyip cevaplamasını istedim. “Anne memelerin çok güzel” dedi başı öne eğik. “Ok, çevir bakalım” dedim. Çevirdi, Mert geldi. “Sen de söyle o zaman annemin vücudunu neden görmek istedin?” diye sordu. Mert de “aynı sebepten, annemin vücudu gerçekten çok güzel dedi” kızararak. Oğullarımın benim vücudumu beğenmeleri çok hoşuma gitmişti. Mert çevirdi, Kerem geldi. “Ben de soru soracağım o zaman” dedi. “Annemin memelerine dokunmak ister miydin” diye sorunca Mert’in iyice işi abarttığını düşünmeye başladım. Kerem “saçmalama, istemem tabi ki” dedi. Ben Mert’in sorusuna mı şaşırayım Kerem’in cevabına mı anlamadım. Kerem çevirdi ben çıktım. “Sen de sorumu cevapla o zaman anne” dedi. “Ne zamandır cinsel ilişkiye girmedin” dedi. Ben dumura uğramış bir şekilde “oğlum siz iyice özele girmeye başladınız” dedim. “Anne biz karşında mastürbasyon yaptık yaa” dedi Kerem. “Tamam tamam 2 aydan fazla oldu” dedim. Kerem gülümsedi pislik bir şekilde. Ben çevirdim Kerem geldi. “Madem istemem dedin o zaman tam sana göre bir ceza. Memelerime dokun” dedim. Kerem “anne saçmalama yaa” dedi. “Oğlum kurallara uyacaksın, oyunbozanlık yok” dedim. Utana sıkıla Kerem bir elini mememin birine uzattı ve dokunup çekti. Kerem şişeyi çevirdi Mert geldi. “Madem öyle Mert de dokunsun” dedi Kerem. Vücudumu Mert’e çevirince Mert iki eliyle birlikte memelerimi okşamaya başladı. Biraz okşadıktan sonra sikinin tekrar dikildiğini gördüm. Mert’e Kerem geldi. “Sen de annemin memesini öpeceksin” dedi. Ben “oğlum siz iyice beni ceza tahtasına çevirdiniz hee” dedim. “Anne bize diyorsun sen de kurallara itiraz etme” dedi Mert. Kerem utana sıkıla yaklaşım mememin birinin ucundan öptü ve çekildi. Ben çevirdim Mert çıktı. “Sen de öp bakalım” dedim. Geldi ve mememin birini yalayarak emdi ve iştahlı bir şekilde öptü. Ben iyice tahrik olmuştum Mert’in bu hareketiyle. Mert çevirdi Kerem’de durdu şişe. “Annemin bacaklarına dokun” dedi. Ben Mert’e sert bir bakış attım. Mert pişmiş kelle gibi sırıtıyordu. Kerem bu sefer uzanıp bacaklarıma dokundu. Ben çevirdim Mert’te durdu. “Sen ne yapmak istiyorsun Mert bilmiyorum valla” dedim. “Sen dokun bakalım bacaklarıma” dedim. Gelip iki bacağımı birden okşadı bir kaç saniye. Sonra Mert çevirdi Kerem çıktı. o ana dek verilen en ağır cezayı verdi Mert Kerem’e. “Annemin külodunu çıkart” dedi. Kerem “oğlum iyice saçmaladın hee” dedi. Ben de Mert’in iyice işi abarttığını düşünmeye başladım. Bu işin sonu nereye gidiyordu!!! Kerem “ben de o zaman demin annemin yaptığı gibi cezamı sonrakiyle birleştirmek istiyorum” deyip şişeyi çevirdi. Bana geldi. “Annem kendi çıkarsın külodunu” dedi. Kabul ettim. Kalkıp arkamı dönüp hızlıca çıkardım külodumu. Bir elimle vajinamı kapatarak oturdum tekrar. Çevirdim Mert geldi. “Bir kadının en çok neresine dokunmak istersen orama dokun” dedim. Mert “anne emin misin” dedi. “evet” dedim. Kalktı, beni de ayağa kaldırdı. Popoma iki elini atarak okşamaya başladı. O ara aletini gördüm kazık gibiydi. Baktım Kerem de aletiyle oynuyor çaktırmadan. Mert şişeyi çevirdi ben geldim. “Anne şimdi de sen bir erkekte en çok nereye dokunmak istersen orama dokun” dedi. Alkolün etkisiyle hepimiz cesaretlenmiştik sanırım. Mert’i kaldırdım. Önünde dizlerimin üzerine çöktüm. Elimi letine attım. Daha bir iki kere sıvazlamıştım ki Mert üzerime boşalmaya başladı. Spermleri yüzüme ve memelerime gelmişti. “Oğlum naptın” dedim ama çok zevk almıştım. Sonra ben çevirdim. Kerem geldi. “Haksızlık olmasın bari, gel sen de boşal” dedim. Kerem de önüme geldi. Kerem de gelip önümde durdu. Elimle onu da boşalttım memelerime. Sonra Kerem çevirdi Mert’e geldi. “Bir kadına en çok ne yapmak istersen göster annemde” dedi. Ben “yok artık” dedim ama Mert kalkmıştı bile ayağa ve penisini getirip memelerime değdirmeye başladı. “Sen herhalde şunu yapmakistiyorsun” diyerek aletini iki mememin arasına alıp memelerimi sıktırmaya başladım. O da ileri geri yapmaya başladı. Yeni boşaldığından aleti inikti ama… Sonra Mert çevirdi Kerem geldi. “Annemin her yeri battı zaten al şu sütyenin içindeki spermlerimizi de annemin memelerine dök” dedi. Kerem kalktı hemen. Ben de olayları akışına bırakmıştım. Kerem şişeyi çevirdi cezayı uygulamadan ben çıktım. “Cezayı benimkiyle birleştiriyorum, sadece memelerine değil ağzına da dökeceğim” dedi ve sütyeni alıp karşıma geçti. “Çocuklar siz manyaksınız hee” dedim. Kerem sütyenin önce bir tarafındaki spermleri dudaklarıma dökmeye başladı. Ben o arada ağzımı açtım ve ağzıma dökmesini sağladım. Sonra diğer taraftakini de dökünce ağzımdan taşmaya başladı spermler. Zevkin doruklarındaydım. Sıra bana gelmişti. Çevirdim, Kerem geldi. Bir süre ikisinin yüzüne baktım. Sonra “cezanı içeride vereceğim Kerem, gel benle” dedim ve ayağa kalktım. Mert itiraz etti “ya olmaz öyle” dedi ama “Mertciğim kurallar açık, istediğim yerde istediğim cezayı verebilirim” diyerek Kerem’i odama götürdüm. Kapıyı arkamızdan kapattım. Kerem “ne olacak anne” dedi. “Oğlum cezan şu” dedim. “Porno filmlerde izleyip bir kadına en çok yapmak istediğin şeyleri benim üzerimde göstermeni istiyorum” derken yatağıma geçip domalmıştım. Kerem afalladı. “Anne nasıl” diyebildi sadece. “Hadi oğlum özgürsün. Beni porno filmlerindeki bir kadın gibi düşün” dedim. Kerem yatağa çıkıp arkama geçti ve götümü okşamaya başladı. Sonra yüzünü götümün yarığına gömdü ve göt deliğimi yalamaya başladı. Çok zevkliydi. Sonra götümün her yerini yalamaya başladı. Biraz daha yalayıp kalktı “tamam anne” dedi. “Bu kadar mı yani” diye sitem ettim. “Anne sen benim annemsin daha fazla istediklerimi yapamam” deyince “şu an ben senin annen değilim hadi” diye kızdım. Ben kızınca tekrar yatağa çıktı. Sikini tükürükleyip götümün deliğine bastırmaya başladı. Az sonra birazı girmişti götüme. Sonra bir kaç ileri geri yaptı ve siki tamamen girdi götüme. Müthiş bir duyguydu. Öz oğlum götümden sikiyordu beni sıcacık ve iri aletiyle. O arada yatak odasının kapısını önünde karaltılar gördüm. anladım ki Mert de içeride olan bitenleri görmek için can atıyor. Az sonra seslendim “Meeeert” diye. Mert hemen kapıyı açtı. Abisini arkamda görünce yutkunmaya başladı. “Ne yapıyorsun” dedim. “sizi bekliyorum” dedi. “Şişeyi getir” dedim. “Çevir” dedim. Şişe gardrobu gösteriyordu ama ben Mert’e “sana da cezanı veriyorum” dedim. Mert heyecanla “ne söyle anne” dedi. “Orada durup bizi izleyeceksin” dedim. Mert dondu kaldı. “Yaa nedenn” dedi. “Oğlum oyunun kurallarına uy” dedim sert bir tonla. Bu arada Kerem bana arkamdan geçirmeye devam ediyordu. O kadar azmıştım ki Kerem’in sikini götümden çıkardığım gibi ağzıma aldım. Bir süre emdim büyük oğlumun sikini. Sonra altıma aldım ve kucağına oturdum Kerem’in. Sikini sırılsıklam olmuş amcığıma yerleştirdim. Acemi hareketlerle beni hoplatmaya çalışıyordu Kerem. Sonra Mert “yeter cezam bitmedi mi anne” deyince “oğlum sen bilirsin, bitti diyorsa şişeyi çevir” dedim. Çevirdi. Şişe yatağı gösteriyordu. “Anne cezanı vereceğim şimdi” diyerek ben Kerem2in kucağındayken arkama geçti ve sikini götüme sokmaya başladı. Bir iki acemi denemeden sonra sokabildi. Ben zevkten çıldırmış durumdaydım. Kaç kere boşaldığımı hatırlamıyorum bile. Bir oğlum amımdan, bir oğlum götümden sikiyorlardı beni güzel güzel. Hem zevkin doruklarına varıyordum hem de kocamdan intikamımı alıyordum. Kocamdan daha güzel bir intikam alamazdım gerçekten de. Oğullarına karısını siktiriyordum resmen. O gece oyunumuz sabaha kadar sürdü. Bazen sırayla bazen birer birer siktiler beni ceza olarak. Şişe kimde durursa dursun ceza hep benim üzerimde uygulanıyordu ama ben şikayetçi değildim. Mert çeviriyordu Kerem’e “annemi banyoda sik” diye ceza veriyordu. Kerem çeviriyordu Mert’e annemin ağzına boşal diye ceza veriyordu. Mert’e ben çıkıyordum “ikimizin sikini aynı anda ağzına al anne” diye ceza veriyordu, Kerem “yüzüme otur anne”, “bana iltifat et seni sikerken”, “çığlık at” gibi cezalar veriyorlardı bana. Sabaha kadar defalarca kere siktiler beni doya doya. O günden sonra da fırsat bulduğumuz her zaman oğullarımın altına yatmaya başladım. Babalarının gelmediği her akşam seks partisi oluyordu bizim evde. Bir gece Kerem sikiyordu bir gece Mert… Bazen de ikisi birden… Hatta bir keresinde Mert babası evde olduğu halde sikti beni.

45 Yaşındaki Fizik Hocam

45 Yaşındaki Fizik Hocam
Liseden mezun olalı 1 yıl olmuştu. Yaz sıcağından bunaldım. Saat 18:30 sularındaydı. Hava almak için dışarı çıkmıştım. Bir kafeye girip oturdum. Çay söyledim. Gelmesini beklerken dışarıyı seyrediyordum. Masama biri oturdu. Kim olduğuna bakmak için döndüm. Lisedeki fizik hocam olduğunu gördüm. (Ne olur ne olmaz isim vermeyeceğim) Kendisini kısaca anlatayım. Yeşil gözlü, kumral saçlı 1,70 civarı boya sahip baya sexy bi kadın. Göğüsleri portakal kadar felan işte. (Manava döndü bura amk) Götü büyük değil ama spor yaptığı belli oluyor baya dolgun sıkı bir götü var. Merhabalaştık. Bir çay daha söyledim. Çaylarımızı içerken baya bir muhabbet ettik. Hava kararmaya yüz tutmuştu. “Hocam müsade ederseniz ben kalkayım” dedim. Hesabı istedim. Hesabı ödememe izin vermedi. Parayı verip garsonu gönderdi. “Ne güzel muhabbet ediyorduk işte. İstersen gel benim evde devam edelim” dedi. “Benim için uygun ama aileme haber vermem lazım” dedim. Masadan kalkıp az uzaklaştım. Kalbim küt küt atıyordu. Babamı aradım. “Bu akşam arkadaşta kalacağım. Ailesi memlekete gitmiş yalnız kalmak istemiyor” felan diye 10 dakika dil döktükten sonra izin koparabildim. “Tamam. Gidebiliriz” dedim. Masadan kalkıp toparlandı. O önde ben arkada arabaya doğru yürümeye başladık. Altında deri pantolon ütünde ise dar beyaz bir bluz vardı. Yaşına göre gayet güzel bir vücudu olduğunu söylemeliyim. Arabaya gidene kadar deri pantolonun içindeki götüne baktım. Ön kapıyı açtı. “Hadi bin” dedi. Bindik. Arabayı çalıştırdı ve gitmeye başladık. “Kıyafetlerimi beğendin mi?” diye sordu. Afalladım. “Arabaya gelene kadar gözünü ayırmadın” dedi ve gülümsedi. Utançtan kıpkırmızı olmuştum amk. Hiçbir şey söyleyemedim. Utandığımı farketmiş olacak ki ” Utanmana gerek yok hoşuma gitti” dedi. Ben yine sustum kaldım. Kısa süre içinde eve ulaşmıştık. Bir apartmandaki en üstteki dairede yaşıyordu. Asansöre binip eve çıktık. Ayakkabılarımızı çıkarıp içeri girdik. “Ben bir hava alayım” dedim. Balkona çıktım. Kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum. Ben sakinleşsem ufaklık sakin durmuyor amk. 5 dakika dışarıyı seyrettikten sonra içeri girdim. “Aç mısın?” diye sordu. Üstünde hala aynı kıyafetler vardı. Ama artık bluzunda meme uçları belli oluyordu. “Aç değilim” dedim. “İyi. İki bira alıp geliyorum. Soğuk soğuk içeriz” dedi. Mutfağa gidip elinde biralarla geldi. Birini bana uzattı ve karşıma oturdu. İçmeye başladık. İçerken çaktırmadan vücudunu süzüyordum. “Eee hala cevap vermedin. Kıyafetlerimi beğendin mi?” dedi. İçimden “Tamamdır aga bu kadının niyet belli.” dedim. Kendime güvenimi tazeledim. “Çok beğendim hocam” dedim. Yanıma geldi. Bacak bacak üstüne attı. “Hocamı da bırak artık. Okulda mıyız tatlım” dedi. “Ne dememi istersin?” dedim. Elini saçlarıma atıp okşamaya başladı. “Aşkım diyebilirsin mesela” dedi ve gülümsedi. Tabi cool takılıyorum ama heyecandan sikim düşecek amına koyim. Ben de elimi bacağına koydum. Yavaşça yakınlaşmaya başladık. Sıcak nefesini hissediyordum. Dudaklarından öptüm. “Nasıl istersen aşkım” dedim ve öpüşmeye başladık. Dillerimizi birbirine doluyoruz. Dudaklarımızı ayırmadan kucağıma oturdu. Öpüşürken bir elimle götünü okşayıp mıncıklarken diğer elimi bluzundan içeri sokup sırtında gezdiriyordum. Öpüşmeyi bıraktık. “Yatak odama gidelim mi?” dedi. “Olur” dedim. Kucağımdan inmesine izin vermeden ayağa kalktım. Bacaklarını belime doladı. Yatak odasına götürüp yatağa oturttum. İlk önce kendi tişörtümü ve pantolonumu sonra onun bluzunu yavaşça çıkardım. Gördüklerim karşısında tek kelime edemedim amk. Muhteşem memeleri vardı. Koyu renkli meme uçları çok hoş gözüküyordu. Sırt üstü yatması için omuzlarından ittirdim. Dudaklarından birkaç kez öptükten sonra boynunu yalamaya başladım. Yavaş yavaş memelerine indim. Memelerini avuçlayıp meme uçlarını emiyordum. Hafif hafif inliyordu. Baya bir süre memelerini yaladım. Tekrar aşağıya doğru inmeye başladım. Deri pantolonunun düğmesini ve fermuarını açtım. Bir çırpıda pantolonunu çıkardım. Pantolonu gibi siyah transparan iç çamaşırı giymişti. O halde ona bakmam bile benim ufaklığı tungsten kadar sertleştirdi. İç çamaşırını da çıkarıp attım. Amı da meme uçları gibi koyu renkliydi. Bacaklarını öpüp yalayarak amına geldim. Amı baya ıslanmıştı. Garip ama hoş bir kokusu vardı. Hayatımda ilk kez de olsa kesinlikle bu amı yalayacaktım. Çok geçmeden yalamaya başladım. Dilimi sokabildiğim kadar içine sokuyor, amının dudaklarını dudaklarımın arasına alıp emiyordum. İnlemeleri artmıştı. Klitorisini yalamaya ve emmeye başlayınca inlemeler yerini zevk çığlıklarına bıraktı. O çığlık attıkça ben daha fazla gaza geliyordum. “Amımı yala erkeğim” diye sayıklarken boşaldı. Kendine gelmesi için yanına yatıp birkaç dakika bekledim. Kendine gelir gelmez “Sıra bende aşkım” dedi. Boxerımı çıkardı. Sikimi eline aldı. Taşaklarımı yalarken 31 çekiyordu. Bu zevk hemen bitmesin diye sınırlarımı zorluyordum amk. Sikim resmen zonkluyordu amk. Sonunda ağzına aldı. Ağzına sokup çıkarırken dilini çevresinde gezdirdiğini hissediyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. “Geliyor” dedim. 19 yıllık ömrümdeki en büyük boşalmamı gerçekleştirdim. Ben boşalırken o hala sakso çekiyordu. Balon gibi söndü amk. Ağzındaki döllerimi eline tükürdü. Banyoda elini yıkayıp geldi. Sikimi kaldırmak için tekrar saksoya başladı. Zaten hemen şahlandı benimki ehehe. Sırt üstü yattı. Birkaç kez amını parmakladım. Sikimi amına yasladım. Fırın gibi yanıyordu amk karısı. “Bu benim ilk seferim” dedim. “Hadi bekletme beni daha fazla” Yavaş yavaş içine girdim. Yok böyle bir zevk. Ben hızlanmaya başladıkça bunun çığlıkları da artmaya başladı. “Hadi. Hızlı. Sik beni. Senin orospunum ben” minvalinde bir şeyler söyleyip duruyordu. O sırada meşgul olduğum için tam hatırlamıyorum ehehehe. 5 dakika felan geçti. Artık boşalmama ramak kalmış. Bacaklarını belime dolayıp beni kendine bastırıyordu. Sarıldık birbirimize. Bir yandan sikiyor diğer yandan dudaklarını boynunu felan yalıyordum. “Boşalacağım” dedim. Sesi titrek bir şekilde “Sakın durma içime boşal aşkım” diye çığlık attı. Birden bacakları titremeye, amı kasılmaya başladı. Amı sikimi resmen içime çekiyordu. Çok geçmeden ikimizde boşaldık. İnlemelerimiz homurtularımız birbirine karışmış vaziyette. Kendimi zar zor yanına attım. “Teşekkür ederim aşkım” dedim. “Asıl ben teşekkür ederim” dedi. Birbirimize sarılıp doya doya öpüştük. Öylece uyuya kalmışız sanırım. Uyandığımda sabah olmuştu. Üzerime bir boxer giydim. Banyoda elimi yüzümü yıkayıp mutfağa geçtim. Onu mor bir gecelik giymiş halde kahvaltı hazırlarken buldum. “Uyandın mı kocacım” dedi. (Kocacım ne amk) Arkasına geçip beline sarıldım. Götüne yaslayıp boynuna öpücükler kondurdum. “Günaydın erkeğim” dedi. “Günaydın aşkım” dedim. Bende birkaç şeye yardım ettim. Sofrayı hazırlayıp kahvaltımızı yaptık. “Sofrayı sonra toparlarım” dedi. Elinden tuttum. “Yatak odasına gidelim de kaldığımız yerden devam edelim” dedim. Çekiştire çekiştire götürdüm. Belinden tutup duvara yasladım. Dudaklardan falan öpmeye başladım. Boynunu yalayıp emerken elini boxerımın içine soktu. Önümde diz çöküp soydu beni. Zaten şahlanmış ufaklığı ağzına aldı. Olgun kadınları övüp dururlardı ama anlamazdım. O an anladım amk. Bir sakso çekmesi var kelebek görse ömrü uzar lan. Çıkarttım ağzından. Ayağa kaldırıp geceliği çıkarttım. Yatağa domalttım. Diz çöküp amını yalamaya başladım. Kadın inledikçe benim yalayasım geliyor amk çok hoş birşey. İyice ıslanıp zevkten kudurana kadar yaladım. Sonra arkasına geçip sikimi sürtmeye başladım. “Hadi sok aşkım” diye inledi. Sikimi yavaşça içine soktum. İki elimel kalçasından kavradım. Şap şup sikmeye başladım. Deli gibi sikişiyorduk. Ben amına soktukça o inliyordu. Gittikçe hızlanmaya başladım. Boşalmamak için arada kısa süreliğine çıkartıp tekrar sokuyordum. Tabi ben de playboy değilim amk yoruldum. Saçlarından kavradım. Sert bir şekilde sikmeye başladım. “Sik amımı. Doyur beni kocacığım. Aşkım” falan diye beni gaza getiriyordu. Tabi o öyle dedikçe egom tatmin oluyor daha çok zevk alıyorum. Artık paydos vakti geldiğini hissettim. Saçlarını bırakıp öne eğildim. Memelerini okşayıp mıncıklarken omzunu öpmeye başladım. Birkaç saniye sonra etna yanardağı misali içine boşaldım. Bacaklarımda güç kalmadı. Usulca içinden çıkıp yatağa sırt üstü uzandım. “Bana 5 dakika izin ver sonra duş alırız” dedim. “Tamam aşkım. Ben gidip küveti doldurayım” dedi ve gitti. Dinlendikten sonra banyoya gittim. Birlikte küvete girip seviştik. Birbirimizi güzelce yıkadık. Kurulanıp çıktık banyodan. Giyindim ve bir kere öptüm. Sonra da eve döndüm işte amk daha ne yazayım yeter kaç saat oldu.

Resmen yarak hastası oldum. 3

Resmen yarak hastası oldum. 3

Hamit abiyle ilgili hayallerim suya düşmüştü. Beni basit bir orospu gibi görüyordu. Ya birilerine bundan bahsederse, adım çıkardı, kimsenin yüzüne bakamazdım. Ya sürekli ister ve beni zorlarsa, ona nasıl davranmam gerektiğini bilemiyordum. Ters davranırsam herkese anlatmakla tehdit edebilirdi, hatta belki de anlatmıştı bile. Ahh ahh, bir anlık mesele ne boyutlara gelmişti. İçimdeki sikilme isteği bana neler yaptırmıştı. Önceden de benzer duygular hissediyordum ama bastırıyordum, otobüste ulu orta sikilmem duvarımı yıkmıştı. Artık arzularıma engel olamıyordum. Düşünmek bana birşey kazandırmayacaktı, olayların akışına göre tavrımı belirleyecektim…

Sikişmemizi takip eden birkaç gün hiç karşılaşmadım Hamit abiyle. Bu durum beni biraz rahatlamıştı. Ama içimdeki sikilme isteği rahat bırakmıyordu beni. Yine de kararlıydım, Hamit abiye gitmeyecektim. Ne yapabilirim derken, otobüs aklıma geldi.
Zaten her şey orda olmamış mıydı? Acaba yine o gençlere denk gelirmiyim düşüncesiyle, iş çıkışında biraz oyalandım ve aynı saatte, aynı durakta otobüsün gelmesini bekledim. Ve beklediğim otobüs geldi, sıkış tepiş otobüse bindim. Arka taraflara ilerlemek istiyorum, ama ne mümkün, adım atacak yer yok. Tutunacak yer aradım, ama düşmek istesen bile düşme şansın yok. Birkaç durak sonra biraz daha sürüklendik ve sıkıştık…

Bir müddet sonra arkamda bir kıpırdanma oldu. Biri arkamdan abanıyordu. Nasıl biri olduğunu merak ediyordum, ama arkamı dönersem ürker diye bakamıyordum. Ben kıpırdamadıkça sikinin kabarıklığını tam götüme hizalamaya çalıştı. Ben de kendimi geri doğru iterek ona yardımcı oldum. Burası otobüsün orta yeriydi, önceki gibi ileri gidebileceğimiz bir durum olmazdı, ama hiç yoktan iyi idi, en azından sürtünerek de olsa o heyecanı yaşayabilirdim…

Arkamdaki bana abandıkça, ben de ister istemez önümde koltukta oturan adamın koluna baskı yapmaya başlamıştım. Kasıklarım adamın dirseğine değiyordu. Arkamdaki sikini tam götüme hizalamış elbisemin üstünden git gel yaparak sanki beni sikiyordu. Amım iyice ıslanmıştı, kendimi olaya kaptırdım. Bu ritmik hareketlerimizden ve benim kıvranmalarımdan olacak önümdeki adam birşeyler fark etmişti. O da kolunu hareket ettirmeye ve dirseğiyle amıma baskı yapmaya başladı. Ohhh, arkalı önlü uyarılıyor, zevkten kuduruyordum. Sonunda dizlerim çözüldü ve titreyerek orgazm oldum…

Bu arada arkamdaki de iyice yapıştı götüme, sanırım o da boşalacaktı. Ve bir süre sonra götüme sürtünmeyi bıraktı, boşalmıştı galiba. Ama önümdeki adam amıma baskı yapmaya devam ediyor, dirseğiyle klitorisimin üzerinde belli belirsiz daireler çiziyordu. Biraz önce orgazm olduğum halde inanılmaz şekilde uyarılıyordum. Çok geçmeden tekrar orgazm oldum. Otobüs durakta durunca adam dirseğini çekti ve bana bakıp gülümsedi. Ben de adama minnet dolu gözlerle bakıp kapıya ilerledim ve kendimi dışarı attım. Bir an bekledim, peşimden inmişler mi diye, ama kimse yanaşmadı yanıma. Heyecandan ölebilirdim, durakta biraz oturup bacaklarıma derman gelmesini bekledim. Sonra eve doğru yola koyuldum…

Binaya vardığımda ortalıkta kimse görünmüyordu. Ama ben asansöre biner binmez Hamit abi içeri süzüldü ve en son katın düğmesine bastı. Ben de uzanıp kendi katıma basacaktım ki, elimden tuttuğu gibi belime sarıldı ve
“Özledim seni Elif’im!” dedi. Normalde yüz vermeyecektim, öyle karar vermiştim, ama Elif’im demesi beni yumuşattı. Tekrar,
“Çok özledim seni!” diyerek dudaklarıma yumuldu. Bir an kararsız kaldıktan sonra ben de karşılık vermeye başladım. Asansörde yaptığım fanteziler gerçek oluyordu, ıslanmıştım. Benim tava geldiğimi anlayınca bizim katın düğmesine bastı, eve gelip rahat rahat sikecekti beni…

Ben kapıyı açmaya çalışırken arkamdan yapıştı, sikini götüme bastırıyordu. Neyse ki kimse görmeden içeri girdik. Kapıyı kapatır kapatmaz tekrar dudaklarımız birleşti. Uzun bir süre kapının arkasında ayakta seviştik. Dudaklarımdan boynuma geçti. Kulak memelerimi emiyordu. Bir taraftan da eteğimi yukarı çekmiş altından külotumun içine ellerimi sokmuş vaziyette kalçalarımı yoğuruyordu. Ben birşey yapamıyordum, sadece boynuna sarılmıştım. Biraz geri ittim ve hızlıca gömleğinin önünü açtım, göğsünü okşayıp, öpmeye başladım. Yavaşça göğsünden aşağı indim ve önünde diz çöktüm. Bir çırpıda kemerini çözüp külodunu aşağı indirerek sikini serbest bıraktım. Ve başladım emmeye, ama ne emmek! Taşakları çeneme değecek kadar tamamını ağzıma alıyordum. O da sanki daha ileri sokabilecekmiş gibi başımı tutmuş kasıklarına bastırıyordu…

Nefessiz kalacak gibi oldukça geri çekiyorum kendimi. Biraz sonra bir ritim tutturduk ve ağzımda gidip gelmeye başladı. O ağzımı sikerken, ben de taşaklarını okşayarak onun zevkini arttırmaya çalışıyordum.
“Vay orospu vay, sen bu işi iyi biliyon, bitirdin beni!” diyordu. Bana küfretmesi normalde değil ama seks esnasında acayip tahrik ediciydi. Birden başımı sıkıca bastırdı kasıklarına, geri çekemiyordum kendimi. O anda kasılarak boşalmaya başladı. Ağzımın içi döl dolmuştu, bir kısmını da yuttum. İlk defa döl yutuyordum, ama iğrenmedim. Rahatladıktan sonra ellerini gevşetti, ben de lavaboya gidip ağzımı güzelce yıkadım. Lavabodan çıktığımda Hamit abi salondaki kanepeye sere serpe oturmuştu.

Sikini tekrar uyandırıp kendimi siktirmeliydim. Karşısına geçip, striptiz yapar gibi yavaşça gömleğimin düğmelerini çözdüm, sutyenimi çıkarıp memelerimle oynamaya başladım. Bu arada memelerim de hatırı sayılır büyüklüktedir, 93 cm. İnternette görmüştüm, memelerimi ellerimle yandan birbirine sıkıştırıyor, sonra ağzıma götürerek uçlarını emiyordum. Hamit abinin siki yavaş yavaş hareketleniyordu. Sonra eteğime el attım, arkadan fermuarını açıp kalçalarımı kıvırmaya başladım, elimle biraz aşağı itince kendiliğinden aşağı düştü eteğim. Hamit abiye yanaştım ve önüne diz çöktüm. Sikini elimle biraz sıvazladıktan sonra memelerimin arasına aldım ve sürtmeye başladım. Siki iyice sertleşmişti…

Kendimi yukarı çekerek göğsünü öpmeye başladım, kalçamı da sikine hizalayıp sürtmeye başladım. O da hareketlendi ve kalçalarımı yoğurmaya başladı. Ve bir müddet sonra beni kaldırdı, külotumu çıkarıp beni domalttı. Arkama geçti, zaten sırılsıklam olmuş amıma bir çırpıda girdi. Ve başladı pompalamaya, ben de inlemeye tabii. Bir müddet sonra hızlandı ve zevke geldikçe de küfür ediyordu,
“Amına koyacağım senin orospu!” diyordu ama zaten koyuyordu.
“Seni yarrağa doyuracağım, tiryakisi olacaksın bu yarrağın, benim orospum olacaksın!” diyordu. Müthiş tahrik olmuştum,
“Sik beni erkeğim, orospun yap beni, geçir amıma!” diye karşılık verip kendi elimle kalçama şaplak attım. İşareti alınca beni dövercesine kalçalarımı tokatlamaya başladı ki,
“Yeter!” demek zorunda kaldım…

Dizleri üzerinde yoruldu sanırım, ayağa kaldırıp kanepenin yanından beni ayakta domaltıp ayakta sikmeye devam etti. Bir müddet sonra iyice hızlandı ve sikini amımdan çıkarıp beni kendine çevirdi.
“Getir şu memelerini orospu!” deyip memelerimin üstüne boşalmaya başladı. O ikinciye boşalırken, ben zincirleme orgazmlar yaşamıştım. Hem otobüste iki kez orgazm olup boşalmış, hem de evde Hamit abiyle sikişmekten yorgun düşmüştüm. Kendimi kanepeye attım. O rehavetle gözlerim kapanmış, uyumuş kalmışım…

Yarım saat falan sonra uyandığımda Hamit abi yoktu, çoktan gitmişti. Banyoya girip küveti doldurdum ve kendimi sıcak suyun kollarına bıraktım. Yarın okula gitmeyip iş saatine kadar uyumaya karar verdim..

Yeğenim Fatma ve Kocasına Seks Dersi Verdim! (Gül

Yeğenim Fatma ve Kocasına Seks Dersi Verdim! (Gül

Merhaba sevgili Seks Hikayeleri okuyucuları. Ben 54 yaşında evli bir bayanım. Yeğenim Fatma 23, kocası Cengiz 25 yaşında ve 3 yıllık evliler. Yeğenim bir gün bana geldiğinde, ağlayarak, evliliğinin bitmek üzere olduğunu anlattı. Kocası Cengizin kendisini hiç orgazm etmediğinden, sadece kendi zevkini yapıp bıraktığından, başka arkadaşlarının çok büyük zevkler yaşadığından, böyle giderse evliliğini bitireceğinden bahsederek, ne yapabileceğini sordu. Ben de, “Bekle kızım acele etme, bir doktora falan gidin!” dedim. Ama kocasının doktora gitmeye yaklaşmadığını anlattı. Ben, “Biraz daha sabret, her derdin bir çaresi vardır.” diyerek teselli etmeye çalıştım.

Aradan 15 gün kadar bir zaman geçti. Cengizin Bursadaki amcasının çok hasta olduğunu söylediler. Kocam da bana, “Ben izin alamıyorum, Cengizler gidiyor, sen de bizi temsilen onlarla git.” dedi. Sonuçta ben, Fatma ve Cengizle Bursa yoluna koyulduk. Bir gün sonrası da yıl başı gecesi. Bursaya vardık, hastayı hastanede kısa bir ziyaret ettikten sonra evlerine geldik. Evleri 3 katlı. Üst iki katlar Cengizin babasına ve hasta amcasına aitmiş. Alt katın sahibi Almanyada olduğu için, orayı bize tahsis ettiler. Biz biraz dinlendikten sonra ben Cengize, “Oğlum, biraz içecek al, bu gece yılbaşı gecesi…” dedim.

Cengiz bir büyük Rakıyla, bir şişe şarap ve meyva falan alarak geldi. Önce üst katta yemekler yendi, sonra biz izin isteyerek katımıza çekildik. Fatma sofrayı kurdu. Sohbet ederek içeceklerimizi de içmeye başladık. İkinci bardaklardan sonra ben Fatma ile Cengize, “Çocuklar evlilik nasıl gidiyor?” diyerek başladım. Fatma başladı yine ağlamaya. Cengiz bozuluyor Fatma anlattıkca. Ben de, “Oğlum, bu kız benim kızım sayılır, sen de oğlum sayılırsın, utanmanın gereği yok, mutlu olmak istemiyormusunuz?” dedim. Cengiz, “İstiyoruz halacığım, ama Fatma memnun olmuyor bir türlü.” dedi. Ben de, “Size yardımcı olabilirim, ama bu gece utanmak yok, itiraz yok, yalan yok, herşey açık açık konuşulacak ve ben ne dersem yapacaksınız! Eğer söz verir ve dediklerimi yaparsanız, ben sizin mutlu olmanızı sağlarım, size yardım ederim!” dedim. Cengiz itiraz edecek gibi oldu. Fatma ise, “Aşkım beni seviyorsan lütfen evet de! Yoksa böyle giderse senden ayrılacağım!” diyerek, Cengizi evet demek zorunda bıraktı.

Bu arada üçüncü bardakları da doldurduk, benle Cengiz Rakı, Fatma şarap içiyor. “Anlatın bakalım, nasıl bir sex yaşamınız var?” dedim. Fatma olduğu gibi anlattı. “Oğlum doğru mu?” dedim. “Evet halacığım, ama bu olmuyor, olamıyor!” dedi. Ben de, “Olmuyor diye birşey olamaz oğlum, bazı yöntemleri sen bilmiyor olabilirmisin?” dedim. “Hepsini biliyorum!” dedi. “Ama demek ki tam bilmiyorsun o zaman!” dedim. İkisi de çakır oldu bu arada, rahatlar yani. “Bu gece size ben yardımcı olacağım, ama bu gece burada yaşananlar burada kalacak, tamam mı?” dedim. Fatma tamam dedi. Cengiz sessiz kaldı. “Evet oğlum?” dedim. İstemeyerek de olsa, “Tamam halacığım…” dedi. Ben başladım, nasıl sevişilir, nasıl oral yapılır, kadın sekse nasıl hazırlanır gibi anlatmaya. İkisi de dikkatle dinliyorlar…

Epeyce anlattıktan sonra, “Uygulamak istermisiniz?” dedim. Bana tuhaf tuhaf baktılar. “Bakmayın öyle, ben bu gece öğretmen, siz öğrenci olacaksınız ve bunu bir ders gibi düşünün!” dedim. Kız, “Evet halacığım.” dedi. Ama oğlan, “Ben utanırım, olmaz öyle!” dedi. Kızdım, “Kız utanmıyor da, sen mi erkek olarak utanacaksın? Sendekinden kocamda ve oğlumda da var. 35 yıldır sende olanla oynuyorum ben!” dedim. Çekinerek o da tamam dedi, ama alkolün de etkisi var elbette. “O zaman Fatma sen başlat, ben ne dersem yapacaksınız ikiniz de! Kalk oğlanı yavaş yavaş soy! Oğlum sen de kıza aynısını yap, ama bu arada öpüşerek, sevişerek, birbirinizi okşayarak, acele etmeden yapın!” dedim. Biraz tereddütten sonra rahatladılar. Ben ne dersem yaparak, karşımda külotlarla kaldılar…

“Şimdi sevişin!” diyerek ben tarif ediyorum, onlar yapıyor. Bir süre bunları seviştirdim. İkisi de zevk almaya başladılar. Derken kıza, “Oğlanın yarağını okşayarak çıkart ve yavaş yavaş dondurma yalar gibi yala!” dedim. Kız yarağı çıkardı. İnanın keser sapı gibiydi oğlanın yarak. 15 cm kadar, ama sert, baştan dibe doğru kalınlaşan, harika bir yaraktı. Kıza dediğim gibi, taşaklarından yarağın başına, başından taşaklara kadar yalatıyordum. Oğlanın gözleri yumulup yumulup açılıyor. Kız acemi de olsa, dediklerimi yaptıkça kavrıyor. Yarak elinde, harika bir görüntü vardı. İnanın içim gitmedi değil o yarağa. Kız yaladıkça oğlan inliyordu. Sonra, “Oğlum şimdi sıra sende!” dedim. Kıza da, “Otur kanepeye!” dedim. Oğlana kızın külotunu çıkarttırdım. “Şimdi memelerini, kulak memelerini yalyarak, amını okaşayarak kızı iyice sev!” dedim. Dediğimi o da yapıyor. “Yalayarak şimdi amına in, orayı da yala!” dedim. Oğlan artık ne dersem yapıyor. Bu sefer kız gözler kapalı inlemeye başladı…

Ben hem tarif ediyor, hem izliyorum. Sonra, “69 olun şimdi!” dedim. Baktım, nasıl 69 olunacağını bilmiyorlar, oğlanı sırtüstü yatırdım, kızı da üzerine ters yatırdım, “Şimdi birbirinizinkini yalayın!” dedim. Yalamaya başladılar. “Ben bırakın deyinceye kadar yalayın!” dedim. Kızın başı ve oğlanın yarağı benden taraftaydı, harika bir manzara vardı karşımda. Oğlanda yarak çelik gibi oldu. Kız amının yalanmasından aldığı zevkle deli gibi yalıyordu oğlanın yarağını. Oğlana, “Sakın boşalma, boşalacağın zaman kızın ağzından yarağını çıkart, ama kızın amını yalamaya devam et!” dedim. Oğlan alkolün de etkisi ile uzun süre boşalmadan dayandı…

Bir süre 69’dan sonra, “Tamam, kalkın!” dedim, kalktılar. Kızı sırtüstü yatırdım. Oğlana, “Gel bakalım kızın önüne!” dedim. Cengiz kızın önünde diz çökerek o harika yarağı kızın amına doğrulttu. “Acele etme, şimdi yarağını tut kızın amcık yalağında yüzdür biraz!” dedim. Yüzüme bakıyordu. “Oğlum yarağının başını kızın amının dudakları arasında içine girmeden yüzdür!” dedim. Baktım dediğim gibi olmuyor, “Bir dakika…” dedim. “Anlaşıldı ben yardım edeceğim, kusura bakma!” diyerek, oğlanın onayını almadan yarağı aldım elime. İnanın o an heyecandan ölecektim. Harikaydı. Ateş gibi sıcak, çelik gibi sertti yarak. Kocamın ve oğlumunkinden sonra ilkkez bir yabancı yarak tutuyordum, ama şeytan içimi öyle dürtüyordu ki anlatamam…

Neyse ben yarağın başını elimle kızın amcık deresinde biraz yüzdürdüm, başı iyice ıslandı, am suyuyla yağlandı. Sonra yine kendi elimle kızın amına yarağın başını yavaşca soktum, oğlanın kalçasını diğer elimle yavaaaaşca iterek kızın içine tamamen sokturdum. Kız derin bir “Ooohhh!” çekti ki anlatamam. Sonra oğlana, “Bir süre bekle, yarağın amcık sıcaklığına alışsın!” diyerek beklettim. Yarağı kızın amcığında bir süre beklettikten sonra, “Şimdi bana bırak!” diyerek, oğlanın kalçalarını ve hatta zaman zaman taşaklarından tutarak, kızın amcığına giriş çıkışlarını ben idare ederek, kızı siktirmeye başladım. Oğlana sık sık, “Acele etme!” diyorum. “Boşalma durumun olursa dur!” diyerek, kızı 15-20 dakika kadar siktirdim. Bu arada Fatma 2 kez orgazm oldu, evet hiç olmayan kız 2 kez orgazm yaşadı, hemde ağlayarak, kasılarak…

“Oğlum dediğim gibi sikmeye devam et!” diyerek ben geçtim karşılarına, canlı porno izliyorum adeta. Ama benim de içim gitmeye başladı. Hatta içimden müthiş bir şekilde bu yarağa sikilme arzusu doğdu ki, delireceğim nerdeyse. Kocamdan başkasına sikilmeyen ben, delirircesine o yarağı arzulamaya başladım. Bilmiyorum belki görselliğin, belki alkolün, belki de yasak arzunun dürtüsü vardı. Bilmiyorum, ama müthiş şekilde hiçbir değeri düşünemeden o yarağa sikilmek istiyordum. Bu arada oğlan da hızlanmaya başladı. Ben de daha müdahele etmedim, kadehimi yudumlayarak izlemeye geçtim. Bir süre sonra Cengiz de kasıla kasıla boşalmaya başladı. Derken Fatma onun peşinden ağlayarak bir kez daha orgazm oldu ve ikisi birden yığılıp kaldılar. Ben dördüncü bardağı doldurdum içiyordum onları izlerken. “Kalkın duş alın!” dedim, banyoya gittiler. Ama benim içimdeki fırtınayı durduramıyordum ve kendime kızıyordum.

Temizlenip geldiler. “Giyinmeyin, çıplak oturun, birbirinizi izleyin!” dedim. İkisi de tamamen çıplaklar. Onlar da kadehlerini içiyorlar. Hiç kimsede ses yok. Ama Fatmanın yüzünde gülümseme ve mutluluk, Cengizin yüzünde biraz utançlık belirtileri okunuyor adeta. Sessizliği ben bozdum, “Çocuklar, biliyorum utandınız, ama başardınız da!” dedim. Fatma kucakladı beni, hem sevinçten ağlıyor, hem beni öpüyor, “Halacığım senin sayende ben bu zevki ilkkez yaşadım! Yoksa yuvamı yıkmayı göze almıştım!” diyerek. Sonra Cengizi öptü kucakladı, ona da teşekkür etti. Ama Cengiz hiç konuşmadan Rakısını yudumluyor ve Fatmanın çıplak vücudunu izliyordu. Benden tarafa ise bakmamaya özen gösteriyordu.

Bu manzara bir süre devam etti. Birer kadeh daha içtik. Derken yeni yıla girdik. “Evet çocuklar, yeni yıla, size ve zevkinize içiyorum!” dedim, hep birlikte kadeh kaldırdık. “Ne dersiniz çocuklar, yeni yılın ilk zevkini de yaşamak istermisiniz?” dedim. Fatma hemen, “Çok sevinirim halacığım!” dedi. “O zaman yatağınıza gidin! Ama dediklerimi unutmayın!” dedim. Kalktılar gittiler. Ben bir bardak Rakı daha doldurdum kendime ve salonda içmeye devam ettim.

Saat 00:30 gibi Fatma yatakodasından seslendi, “Halacığım lütfen gelirmisin?” diye. Birşey oldu galiba diyerek gittim. Baktım oğlanda yarak yine çelik gibi, kız yarağın üzerinde kalkıp kalkıp iniyor. Her kalkışında yarak meydana çıkıyor, amcık suyu ile yağlanmış şekilde ışığın şavkı ile parıl parıl parlıyor her amcıktan çıkışta. Zira ışığı söndürmeden, birbirlerinin vücudunu görerek sikişmelerini tembihlemiştim. “Ne oldu kızım?” diyerek ben içeri girince, kız yarağın üzerine oturdu ve o şekilde kaldılar. “Halacığım, senden birşey istiyorum…” dedi. “Söyle kızım?” dedim. “Sen bizim evliliğimizi kurtardın, bu gece bir fedakarlık daha yapabilirmisin?” dedi. “Nedir kızım söyle?” dedim. “Ama kızmayacaksın…” dedi. “Yok kızım niye kızayım? Yeter ki siz mutlu olun, ne istersen yaparım!” dedim. “Bize bir örnek sikişme gösterebilirmisin?” dedi…

“Anlamadım kızım, nasıl yani?” dedim, ama içimi müthiş bir heyecan sardı. Cengiz hemen, “Hayır olmaz!” dedi ve kızı üstünden attı kalktı. Kız, “Ya aşkım lütfen! Halam uygulayarak daha iyi öğretir, biz de daha iyi anlarız. Hem halam da eniştemden uzakta, bu gece o da bir kadın olarak zevkini yaşasın. Bizi izlerken canı istemiştir. Ne olur beni kırma Cengiz. Hadi halacığım…” gibi birşeyler saçmalamaya başladı. Cengiz, “Olmaz Fatma ya, sonra eniştemin yüzüne bakamam!” diyor da başka birşey demiyor. Ama benim içimde volkan kaynıyor. “Bir dakika çocuklar! Tamam Cengiz, seni anlıyorum, çok saygılı çocuksun, kaldı ki enişten burada değil, enişten duyarsa elbette yüzüne bakamazsın, ben de bakamam. Ama bu gece burada olanlar sadece üçümüzün arasında kalacak. Fatma haklı, benim de canım istiyor, hem de uygulayarak gösterirsem daha iyi anlar, daha iyi öğrenirsiniz. Ben de katılayım size, ama yarın hiçbirşey olmamış gibi olacak!” diyerek yaklaştım…

Cengize fazla söz etme fırsatı bırakmadan yarağını aldım elime, usta bir yalayıcı olarak dil darbeleri ile o muhteşem yarağı yalamaya başladım. Cengiz kendisini benden çekme gibi hareket yapınca, gözlerine sert bir ifadeyle baktım ve kızarak, “Yarak birtek sende yok oğlum! Kendini naza çekme!” dedim ve yalama işine devam ettim. Harika yalıyordum yarağı, Cengizin gözleri sönmeye başladı yine. Kız da benim üzerimi çıkarmaya başladı. Ben Cengize öyle bir muamele çekiyordum ki, çok hoş bir yarak, yalamaya bayılıyordum adeta. Kız beni çırılçıplak bırakacak şekilde soyduktan sonra, memelerimi okşamaya ve yalamaya başladı. Meğer Cengizden zevk alamadığı zaman birkaç kez kızarkadaşıyla Lezbiyen denemesi olmuş zillinin, (bunu sonradan söyledi). Ben Cengizin yarağını, kız benim göğüslerimi yalıyordu…

Derken yavaş yavaş oğlanı öpüp okşamaya, sevişmeye başladım. Hem ne yaptığımı söyleyerek, anlatarak yapıyorum öğrensinler diye. “Şimdi sen yala oğlum!” diyerek amımı ağzına dayadım. Başladı yalamaya. Harika bir duyguydu bir başka erkek tarafından yalanmak. Deliriyordum heyecandan, kalbim duracaktı sanki. Cengiz yalarken talimat veriyordum ve elimle de yönlendiriyordum zevkime göre. Fatma da göğüslerimi ve götümü okşayıp duruyordu. Ben çok çabuk orgazm olan biriyim. Cengiz amımı yalarken kasıla kasıla ilk orgazmımı oldum. Sonra Cengizle 69 pozisyonu aldık. Bir süre de öyle yalaştık. 69’da ben harika orgazmlar yaşadım. Şimdi o muhteşem yarağı içime almaktaydı sıra. Cengize, “Gel oğlum…” diyerek bacaklarımı açtım. Kıza da çok iyi izlemesini söyledim…

Cengizin kalçalarını elimle kontrol ederek, bir süre yarağını amımın oluğu içinde yüzdürdüm. Sonra yarağın o muhteşem başını amcığımın deliğinden içeri soktum ve bir süre öyle durdurdum. Sonra yavaşca kalçalarını iterek, o harika yarağı amcığımın derinliklerine, dibine kadar aldım. Harikaydı, kalbim sanki fırlayacaktı. Müthiş heyecan ve zevk alıyordum. Kalçalarını bastırdım, bir süre öyle kalakaldık. Yarak içimde tık tık atıyordu adeta. Cengizde ses yok, robot gibi ben ne dersem onu yapıyor, gözleri yarı açık, zevkin doruklarını yaşamaya veriyordu artık kendisini. Bu arada Cengizle öpüşüyorum, kulak memelerimi, boyun bölgelerimi yalattırıyorum, göğüslerimi yalattırıyorum. Dudakları ıslak öptürüyorum. Sikişmek ve sevişmek aynı anda nasıl yapılır öğretiyorum…

“Şimdi çok yavaş girip çıkacaksın!” diyerek bir elim kalçasında kontrol ederek, yarağının başı gözükene kadar çıkarttırıyorum, sonra çok yavaş dibine kadar alıyorum. Amıma her girişinde klitorisim zevkten yanıyor adeta. Bir süre öyle sikildim ve 2 orgazm daha yaşadım. Birkaç pozisyon denemesinden sonra 30 dakika kadar daha sikişerek birçok orgazm yaşadım. “Finale geçiyoruz şimdi!” diyerek bacaklarımı omuza verdim. Yine bir elimle kontrol ederek bir süre de öyle sikildim ve birkaç orgazm daha yaşadım. Cengiz hem Fatmayı sikip boşalmasının, hem alkolün, hem utancının, hemde yavaş hareketlerin ve benim kontrolümün ortak etkisiyle oldukça uzun süre sikebildi bu sefer beni…

Derken, “Halacığımmm, halaaaaammm, dayanamıyorum artık!” diyerek hızlanmaya başladı. Tam o arada amcık kaslarımı sıkarak, amıma giriş çıkışında yarağını amcığımla adeta inek memesi gibi sıkıştırarak sağmaya başladım. Cengiz öküz gibi böğürerek ve müthiş bir kasılma ile öyle bir boşalmaya başladı ki, içime fıskiye gibi fışkırdı. Kendimi bu harika zevke son kez teslim ederek, ben de onun bu zevki ile müthiş bir kasılma ve inilti ile hemen peşinden harika bir final orgazmı yaşadım. Kucak kucağa yığıldık kaldık. Yarak içimde halen atıyor, sanki yine boşalmak istiyordu. “Oğlum hadi bakalım göster kendini, içimden çıkmadan devam ediyorsun, en az 3 orgazm daha istiyorum! Ama bu sefer sen idare edeceksin! Taaki yarağın soluncaya kadar sikeceksin beni!” dedim.

Cengiz bir başladı gidip gelmeye, nasıl sikiyor anlatamam. Yarak çelik gibi, sanki boşalan o değilmiş gibi. İnanın 5 orgazm daha yaşadım ama ben de bittim. “Tamam oğlum, yeter, mahfoldum, çık!” dedim. Amımdan çıkardığında halen çelik gibiydi yarak. Fatmayla birlikte yalayarak boşalttık Cengizi…

Kocamdan sonra ilkkez bir yabancı yarağa sikilmiştim ve bu yarak yeğenimin yediği yaraktı. Onlara sex dersi vermekten ve kendim de sikilmekten pişman değilim. Üçümüz için de çok güzel ve heyecanlı zevklerdi. O gece sabaha kadar, Fatmayla birlikte ikişer kez daha sikildik, yeni yılın ilk gününe harika bir bir giriş yaşadık. Akşama Bursadan ayrıldık ve adını bile etmedik bir daha o gecenin. Şu anda hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza saygı ve sevgi içinde devam ediyoruz.

[Gül]

Evlere Temizliğe Giden Dul Asiyeyi Siktim!

Evlere Temizliğe Giden Dul Asiyeyi Siktim!
Merhabalar ben Mete. 23 yaşında, 1.88 boyunda, kumral bir erkeğim. Ailemin tek çocuğuyum. Özel bir üniversitede 3. Sınıf öğrencisiyim. Başımdan geçen olayın diğer kahramanı Asiye ise 35 yaşında, 1.70 boylarında 58-60 kilo civarında, 2 çocuk annesi olmasına rağmen müthiş bir fiziğe sahip olan, güzelliği ortalamanın oldukça üzerinde, esmer güzeli dul bir kadın. Anlatacağım olay Haziran ayında Antalya’da yaşandı. Yaşadığım mükemmel deneyime geçmeden önce size Asiye hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Asiye’nin eski kocası, Asiye’yi 10 yıl önce, büyük çocuğu 4, küçük çocuğu 1 yaşındayken Almanya’ya çalışmaya diye gidip terk etmiş, ve 10 yıldır da birdaha arayıp sormamış. Asiye de kaderine razı olup, evlere temizliğe giderek çocuklarını büyütmüş.

Bu anlatacağım olay, yeni aldığımız eve taşınacağımız zaman yaşandı. Annem ve babam çalıştığı için evin bütün işleri ile ben ilgileniyordum. Haziran’ın 2. haftası, annem evin temizleneceğini, benim de gidip temizlikçi kadını eve götürmemi ve kadına yardımcı olmamı ve de istediği şeyleri almamı söyledi. Sabah saat 8’de Asiye’yi evinden almaya gittim. Önce eve gittik ve bana almam gerekenleri söyledi. Ev yeni bir site olduğu için inşaat atıkları vardı ve epeyce kirliydi. Asiye evde çok iş olduğunu ve temizliğin en az iki gün süreceğini söyledi. Ben gidip Asiye’nin istediklerini alıp geldiğimde, Asiye temizlik için kıyafetlerini değiştirmişti. Geldiğimde Asiye’nin üzerinde çok kısa olmayan geniş bir şort, üstünde ise biraz dar olan ve göğüslerine ‘Ben buradayım!’ dedirten bir bluz vardı. Asiye’yi öyle görünce yanında 11 yaşındaki oğlu olmasına rağmen aklıma hınzırlıklar gelmişti ve tahrik olmuştum. Aslında malzemeleri bırakıp sadece yemek getirmek ve akşam evine götürmek dışında yanına uğramayı düşünmüyorken, Asiye’yi öyle görünce evden ayrılmamaya karar verdim. Asiye kendisinin halledebileceğini söylemesine rağmen evdeki inşaat atıklarını da bahane etmem ve ısrarım üzerine kendisine yardım etmeme izin verdi.

Aslında amacım kendisine yardım etmekten ziyade, biraz muhabbet kurup, onu etkilemeye çalışmaktı ve bu konuda başarılı oldum da. O gün boyunca Asiye’ye hem yardım ettim, hem de oldukça keyifli bir muhabbet kurdum. Ben o gün kendisine ‘Asiye Abla’ diye hitap ederken, o da bana ilk başlarda ‘Mete’, günün sonlarına doğru ise canımlı cicimli hitap etmeye başlamıştı. İlk başlarda oldukça mesafeli olan duruşumuz, muhabbet ilerlettikten sonra daha samimi olmaya başlamıştı. Hatta ufak tefek fiziki temaslar, masum dokunuşlar bile yaşanıyordu ve bu beni iyice tahrik ediyordu. O günü bu şekilde geçirdik ve tam çıkmak üzereyken akşama doğru eve annem ve babam geldi. Daha sonra bizimkiler eski eve gitti ve ben de Asiye’yi ve küçük oğlunu evlerine bıraktım. Kendisini sabah gelip alacağımı söyledim ve ayrıldık. Eve dönerken mutluydum, ama Asiye yarın da yanında oğlu Murat ile geleceği için, samimiyeti istediğim düzeye getiremeyeceğimi biliyordum. Bu da beni mutsuz ediyordu ve umutsuzluğa düşürüyordu. Ayrıca muhabbet kurabilmek için, temizliğe o kadar çok yardım edip çalışmıştım ki, yorgunluktan ölüyordum. Ama yine de sabahı iple çekiyordum.

Ve nihayet sabah oldu. İşte tekrar Asiye’nin evinin önündeydim. Sabırsızlıkla Asiye’nin gelmesini bekledim. Kısa bir süre sonra Asiye geldi ve arabaya bindi. “Hadi! Gidelim. Bugün çok işimiz var.” dedi. “Murat nerde?” diye sordum. Murat’ın bugün gelmek istemediğini, ikna edemediğini söyledi ve “Bugün yalnızız…” dedi. Ben bunu duyar duymaz, çocuk son anda fikrini değiştirir ve gelmek ister korkusuyla gaza bastım. İçim içime sığmıyordu. Bugün şanslı günümdeyim ve fırsat ayağıma geldi diye aptal aptal sırıtmaya başlamıştım. “Bugün çok mutlu görünüyorsun.” dedi ve arabada sohbet etmeye başladık. O kadar mutlu ve umutluydum ki, 20 dakikalık yol nasıl geçti anlamdım…

Eve gelmiştik Asiye üzerini değiştirmek için arka tarafa gitti ve birkaç dakika sonra geldi. Düne göre çok daha seksiydi. Dünkü kısa olmayan ve biraz bol olan şortun yerini daha dar ve daha kısa bir şort, dünkü dar ama biraz edepli bluzun yerini ise beyaz, dar ve askılı bir bluz almıştı. Artık birbirimizi biraz tanıdığımızı, onun için bugün biraz daha rahat giyindiğini söyledi. Bense çok güzel olduğunu ve genç kızların kendisi ile yarışamayacağını söyleyip iltifat ediyordum. Aslında iltifat değildi, gerçekten öyle görünüyordu, ya da ben şartlandığım için öyle zannediyordum. Gün böyle güzel başlamasına rağmen dünkü muhabbetin sonuna doğru başlayan canımlı cicimli hitaplar bugün tekrar yerini Mete’ye bırakmıştı. Üstelik gayette soğuk davranıyor, çok konuşmamaya gayret ediyordu. Biran umutsuzluğa kapıldım. Ama Asiye’yi karşımda o şeklide gördükçe cesaretleniyor ve samimiyeti dünkünden çok daha ileriye götürmeye çalışıyordum.

Amacım bir an önce Asiye’yi etkileyip, onun da benimle aynı şeyi istemesiydi, yani seks yapmayı. Öğleye kadar Asiye’yi kıvama getirmek için yapmadığım kalmamıştı. Ama istediğimi de elde etmeye yaklaştığımı hissediyordum. Artık harekete geçme zamanı gelmişti. Asiye camları silerken, ben de düşmesin diye bahane uydurup Asiye’yi tutuyordum. Tabii tutarken çaktırmadan yavaş yavaş da bacaklarını okşamaya başlamıştım. Ama ters bir şey söyleyecek diye de göz ucuyla Asiye’yi kontrol ediyordum. İşte istediğim oluyordu. Asiye hiçbir şey söylemiyor, adeta yaptığımı onaylıyordu. Asiye işini bitirip yardımımla merdivenden inince, belinden kavradım ve kendime doğru çektim ve hemen dudaklarına yapıştım. Heyecandan kalbim duracak gibiydi. İşte başlamıştık, ama Asiye bir anda beni itip, “Ne yapıyorsun sen? Delirdin mi? Kendine gel!” diye bana bağırmaya başlamıştı. Bense kendisinden çok etkilendiğimi, dünden beri kendisini hayal ettiğimi söyledim. Asiye sinirli sinirli konuşmaya devam ediyor ve saçma sapan bir şey yapmayacağını ve benim de bu düşüncelerden bir an önce kurtulmamı, yoksa hemen gideceğini ve her şeyi anneme anlatacağını söyleyip beni tehdit ediyordu. Bense halen Asiye’yi ikna etmeye çalışıyor ve kendisinden ne kadar etkilendiğimi anlatıp, iltifatlar yağdırıyordum.

Asiye’nin biraz yumuşadığını görünce tekrar yaklaştım ve dudaklarımı Asiye’nin dudakları ile buluşturdum. Asiye öylece duruyor, hiçbir karşılık vermiyordu, ama bu defa karşı da koymuyordu. Asiye kendisini bana bırakmış, öylece put gibi duruyordu. Asiye’yi deliler gibi öperken, bir elimle de göğüslerini okşamaya başlamıştım. Asiye hiç karşılık vermiyordu, ama yavaş yavaş inlemeye başlamıştı. Ve dokundukça adeta göğüs uçlarının sertleştiğini bütün benliğimle hissediyordum. Bir iki dakika sonra artık Asiye de karşılık vermeye başlamıştı. Asiye’nin de karşılık vermeye başlamasıyla ateşli bir öpüşme başlamıştı. Ben onun üst dudağını yakalamaya çalışıyordum, o da benimkini. Dillerimiz birbirine temas ediyor, birbirlerine dolanıyor, adeta bütünleşiyordu. Öpüşmeye devam ederken bir elimi de askılı bluzunun içine sokuyor, göğüslerini okşayıp, sıkıyordum. Arada elimi göğüslerinden çekip şortunun içine sokuyor, amını okşayıp, parmaklıyordum. Dokunma yoluyla klitorisini bulup okşuyor, sertleşmesini hissediyordum. Asiye de elini pantolonumun içine sokuyor, sertleşmiş sikimle oynayarak, beni daha da tahrik ediyordu…

Bir süre sonra Asiye benim tişörtümü ve pantolonumu kendi elleriyle indirdi ve sadece boxerımla kaldım. Ben de onun bluzunu ve sütyenini çıkardım ve Asiye dimdik olmuş göğüsleriyle karşımdaydı. Kıyafetlerimizi yere bir minder gibi serdim ve Asiye’yi yavaşça üzerine yatırdım. Hemen göğüslerini yalamaya ve öpmeye başladım. Arada göğüs uçlarını ufak ufak ısırıyor, bir elimle de amını parmaklamaya ve klitorisini okşamaya devam ediyordum. Göbeğinden başlayıp önce göğsüne, sonra boynuna, dudaklarına ve kulağına öpücükler konduruyor, yalıyor ve ufak ufak dişlerimi geçirmeye devam ediyordum. Asiye ise yavaş yavaş inliyor ve belli belirsiz hırıltılar çıkarmaya devam ediyordu. Onun da benim gibi zevk aldığı her halinden belli oluyordu. Ve yavaşça şortunu indirmeye başladım, ardından da hemen külodunu sıyırdım. Ve işte Asiye’nin zevkten sırılsıklam olmuş mükemmel amı karşımdaydı…

Asiye’nin amını okşuyor bir yandan da bacaklarını, kasığını öpüp yalıyordum. Ve sonunda dudaklarım, dilim, Asiye’nin amı ile buluşmuştu. Asiye’nin amını deliler yalıyor, öpüyor, somuruyordum. Asiye’nin amından gelen zevk sıvılarıyla adeta sarhoş olmuştum. Asiye’nin amına birkaç parmağımı birden sokuyor, dilimle de klitorisini uyarmaya devam ediyordum. Asiye çığlıklar atıyor, zevkten çıldırıyordu. Tabii ki ben de. Asiye, “Yeter artık! Dayanamıyorum. Mahvettin beni. Sok artık şu yarrağını!” diye bağırıyor, bu da beni daha da tahrik ediyordu. En sonunda Asiye eğer rol yapmadıysa (ki yaptıysa, oldukça iyi bir oyuncuymuş) çığlıklar atarak ve titreyerek bir orgazm yaşadı. Bu orgazm kendim olmuş kadar zevk veriyordu bana. Bu orgazmdan sonra Asiye hemen kalktı ve boxerımı indirdi. Ve işte şimdi de Asiye yarrağımla karşı karşıyaydı. Boxerı indirir indirmez, “Hadi sok artık! İçimde istiyorum seni. Mahvettin beni!” diye beni tahrik ediyordu. Ben ise, “Şimdi sıra sende. Al bakalım şunu ağzına!” diye sakso isteğimi belirtmiştim. Asiye ise daha önce hiç yapmadığını, yapamayacağını söylüyordu. Ben, ikimiz için de çok zevkli olduğunu, ben amını yalarken nasıl zevk aldıysak, aynı duyguları yaşayacağımızı söyleyip ikna ettim…

İşte yavaş yavaş Asiye sikimi ağzına alıyor, aşağı yukarı yalayıp duruyordu. Çok acemi olduğu ve ilk defa yaptığı belliydi, ama Asiye’nin yarrağımı tutup ağzına alması bile beni zevkten zevke uçuruyordu. Gittikçe daha rahat ve daha iyi sakso çekiyordu. Bense Asiye’nin kafasını tutup, sikimi sonuna kadar sokuyor, gırtlağına kadar iniyordum. Artık patlamak üzereydim ki, ağzından çektim ve Asiye’yi tekrar yere yatırdım. Bacaklarını kendisine doğru ittim, Asiye’nin amı kabak gibi karşımdaydı. Artık zamanı gelmişti. Asiye’nin amını tükürüğümle biraz daha ıslattıktan sonra, yarrağımı yavaşça amına soktum. Yavaş yavaş gidip gelmeye başlayınca Asiye’de inlemeye başladı. Gittikçe hızlanmaya başladım. Ben hızlandıkça Asiye’nin inlemeleri de hızlanıyor ve çığlıklara dönüyordu. Asiye’nin çığlıkları ve kasıklarımla Asiye’nin kalçasının buluşmasından çıkan sesler beni daha da tahrik ediyor, beni daha da hızlandırıyordu. Ayrıca Asiye, “Aşkım, erkeğim, kocacığım, canım, birtanem!” diye beni daha da coşturuyordu…

Ve Asiye tekrar titremeye, hızlı hızlı nefes almaya başladı. Biraz öncekinden daha şuh çığlıklar atarak bir orgazm daha yaşadı. Bense boşalmamak için, daha önce hiç yapmadığım kadar kendimi sıkıyor dayanmaya çalışıyordum. Asiye’nin bu ikinci orgazmından sonra ani bir hareketle Asiye’yi domaltıp, ‘Doggy Style’ pozisyonuna getirdim. Bu pozisyona gelince Asiye’nin kalçalarındaki tatlı mı tatlı gamzelerini fark ettim ve başparmaklarımla o gamzeleri doldurdum. (Ki Asiye kalçalarındaki o gamzeleri öyle tutmamın kendisini acayip tahrik ettiğini söylüyor.) Ve bu defa ani ve sert bir hareketle yarrağımı Asiye’nin amına sonuna kadar kökledim. Çok hızlı gidiş gelişlere başladım. Asiye çığlıklar atıyor, beni gaza getirecek sözler söylemeye devam ediyordu, “Aşkım, kocacığım, lütfen içime boşal! Döllerini, sıcaklığını içimde hissetmek istiyorum!” diye beni iyice coşturuyordu. O konuştukça ben hızlanıyordum ve kısa bir süre sonra Asiye altımda yeniden titremeye ve şuh sesler çıkarmaya başladı. Bir orgazm daha yaşadığı belliydi ve bu orgazmın etkisiyle vücüdunu kontrol edemiyordu. Asiye’nin bu son orgazmından birkaç saniye sonra, ben de hayatımda yaşadığım en güzel orgazmlardan birini yaşayarak Asiye’nin içine boşaldım. Sonra ikimiz birden yere yığıldık, dakikalarca öpüştük ve birbirimize iltifatlar yağdırdık.

O gün 2 defa daha sikiştik. Ama bütün ısrarlarıma rağmen ogün Asiye’yi anal sekse ikna edemedim. Tabii o gün temizlik yalan oldu ve bir gün sonra da Asiye’yle temizlik yaptık ve yine sikiştik. Daha sonra ben eczaneye ertesi gün hapı almaya koştum, Asiye ise temizliğe devam etti…

Artık Asiye haftada bir gün bize temizliğe geliyor ve fırsat bulduğumuz her anda sikişip, türlü türlü fantaziler deniyoruz. Bu arada Asiye’yi sonunda ikna edip, götten de siktim!

Herkese bol sikişler ve 31’ler!

Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 2. Bölüm!

Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 2. Bölüm!
Sabahın erken bir saatinde uyandım. Birtakım sesler geliyordu. Tak tuk, tak tuk. Sesler biraz kesilir gibi oluyor, ama arkasından yeniden başlıyordu. Ortalık yeni yeni aydınlanıyordu. Yengem, yani karım göğsüme başını koymuş horul horul uyuyordu. Yavaşça kolumu başının altından çektim. Kolum uyuşmuştu. Onu uyandırmamak için sessizce hareket ediyordum. Yavaşça ayağa kalktım. Sesler devam ediyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışmam fazla zamanımı almadı. Sesler üst kattan, annemle babamın yatak odasından geliyordu. Onların yatağından geliyordu sesler. Annemle babam sikişiyorlardı ve bu esnada yataktan sesler geliyordu. Yatağın ayakları zemine vuruyordu ve bu sesler o vurma sesleriydi. Bir süre sabit bir hızla gelen sesler gittikçe hızlandı. Üst katımda şiddetli bir sikişme yaşanıyordu ve sikişenler annemle babamdı. Böyle bir olaya ilk defa şahit oluyordum. Babam 55 yaşında emekliydi. Yaşına göre dinç bir adamdır. Annemse 51 yaşında bir kadındır. Ve benim gerdek gecemin sabahında sikişiyorlardı.

O anda külotumun içindeki yarağım sertleşmeye ve kalkmaya başladı. Babam annemi sikiyordu ve benim yarağımı kaldırıyordu bu olay. Yengeme baktım, her şeyden habersiz yatıyordu. Derken sesler kesildi. Sikim kazık gibi olmuştu. Yatağa girip uykuya daldım. Uyandığım zaman Yengem yanımda yoktu. Perdeler çekili olduğundan içerisi loştu. Salona geçince yengemi gördüm. Giyinmişti ve salonu, mutfağı topluyordu. Dünkü halinden çok uzaktı, üzerinde çiçekli basma bir etek, uzun kollu bir gömlekle yelek vardı. Başını ve omuzlarını büyük bir türbanla örtmüştü. Beni görünce, “Günaydın!” dedi. “Günaydın!” dedim ben de. “Çay demledim, istersen kahvaltı yap!” dedi. Banyoya geçip elimi yüzümü yıkadım. Çıkınca mutfağa geçtim. Güzel bir kahvaltı sofrası hazırlamıştı.

Beraber kahvaltımızı yaptık. Saat 10’a geliyordu. Karım, “Birazdan çocuklar gelir. Yatak odasını toplayayım mı, yoksa sen yatar mısın yine?” dedi. “Belki yatarım biraz daha.” dedim. Kahvaltıdan sonra tekrar yatak odasına döndüm. Yatağa girdim. Annemle babamın sikişmeleri geldi aklıma. Çocuklar gelmeden karımı yine sikmek istiyordum. Kendisine seslenince, “Efendim?” diyerek içeri geldi. “Yanıma gel hadi, gel buraya!” deyince, “Olmaz, çocuklar gelir birazdan!” dedi. Ama ben sinirlenmiştim. “Gelirlerse yukarı göndeririz!” dedim. Yataktan kalkıp onu kollarından tuttum. “Yapma, çocuklar gelir!” demesine aldırış etmeden başını eğerek karyola demirleri arasındaki geniş boşluğa soktum ve domalttım. “Başını çıkarmaya çalışma, yoksa fena olur” dedim sinirle. Korkmuş gibiydi, ses çıkarmıyordu. Elleriyle karyola demirlerinden sıkıca tutmuştu. Bu haliyle parmaklıklardan kafasını uzatan bir mahkûm gibiydi. Arkasındaki yerimi alıp uzun basma eteğini beline sıyırdım. Dizlerine gelen siyah bir çorap giymişti. Altında beyaz pamuklu bir külot vardı. Onu da aşağı sıyırıp ayağından çıkarttım. Karşımda kıllı göt deliği ve etli ve sulu amcığı ile kaldı. Külotumu çıkardım ve yarağımı sıvazlamaya başladım.

Dizlerimin üzerine çöktüm. Ağzımı amına atarak amını emmeye, yalamaya başladım. Bir anda irkildi. Amından ter ve sabun kokuları geliyordu. Amını yaladıkça tedirginliği azalmaya başlamış, “Aay, ımm, ahh!” demeye başlamıştı. Başı demirlerin arasında, elleriyle demirleri sıkıca tutuyordu. Amı yalandıkça sulanmaya başlamıştı. Ağzım karımın amının zevk suları ile ıslanmışken, ellerimle göt yanaklarını sıkıyor, yoğuruyordum. Hayatımda ilk defa bir kadının amını yalıyordum. Karım için de bu ilkti, sürekli inliyor, “Aay, ahh, yapma, aay, ımm!” diyordu. Başımı amına iyice gömmüştüm. O sırada saçlarımda elini hissettim. Aldığı zevkten olacak başımı okşamaya başlamıştı.

Başparmağımı kıllı göt deliğine bastırdım. Yavaşça ucunu sokmaya çalışırken “Yapma, ahh, olmaz, yapma, ahh!” demeye başlayınca ben de daha fazla ileri gitmedim. Yumuşacık ve bembeyaz göt yanaklarını, kalçalarını deli gibi öpüyor, yalıyor ve yoğuruyordum. Yarağım kazık gibiydi, ama hemen amına girmek istemiyor, gidebildiğim kadar gitmek istiyordum. O ise inlemeye devam edip saçlarımı okşuyordu. Parmağımı bu kez amına sokmaya başladım. Orta parmağım kolayca içine girmişti, amının içi fırın gibiydi. İşaret ve yüzük parmaklarımı da beraber sokunca daha yüksek sesle inlemeye başlamıştı. Odanın içini, “Ahh, ımm!” diye diye inletiyordu. Parmaklarımı yarak gibi kullanıyor, hızlı hızlı sokup çıkarıyordum. “Ahh, aay, ımm!” diye çıldıracakmış gibi inlerken, beni de daha çok azdırıyordu.

O anda kapı çalındı. Küçük kızı gelmiş, “Anne, anne?” diye kapıyı yumrukluyordu. Ben parmaklamaya devam ediyordum. “Yapma, kızım geldi, sonra yaparsın, kapıyı açayım!” dedi. Ben ise, “Bırak şimdi kızını, kapıyı açmayız, o da yukarı çıkar birazdan!” dedim. Kızının kapıyı çalmasından tedirgin olmuştu ve bu nedenle kendini kasıyordu. Amcığı, amında çalışan parmaklarımı bir mengene gibi sıkıyor, göt deliği bir açılıp bir kapanıyordu. Gerginlikten yumuşacık kalçaları ve göt yanakları sertleşmişti. “Aşkım rahat ol, utanma. Biz ayıp bir şey yapmıyoruz. Hem zaten birazdan gider kapı açılmadığı için!” dedim.

Gerçekten de biraz sonra büyük kızı Özge’nin sesini duyduk. Küçük kardeşini zorla yukarı çıkarmaya çalışıyor, ona, “Hadi gel, sonra gelirsin. Annem meşgul şu an. Gel hadi!” diyordu. Evet, annesi gerçekten çok meşguldü. Özge’nin kardeşine neden böyle söylediğini anlıyordum ve dün gece dudaklarını ısırırken, aslında annesinin yerinde olmak istediğini biliyordum.

Kızlar kapının önünde konuşurlarken, ben annelerinin amında dilimle çalışmaya ve amına parmaklarımı sokmaya devam ediyordum. Ve sonunda kızlar yukarı çıkınca, anneleri rahatlamış, eskisi gibi inlemeye devam ediyordu. Dizlerim ağrımıştı ve artık amına girmek için yanıp tutuşuyordum. Doğruldum, yarağımı sıvazladım ve amına yavaşça soktum. Amının içi kaygandı, kalçalarından sıkıca tutarak pompalamaya başladım. Srekli inliyor, “Ahh, ımm, ohh!” diye diye beni azdırıyordu. Ben hızlandıkça kasıklarım kalçalarına daha şiddetle çarpıyor ve daha çok ses çıkarıyordu.

Omuzları karyolanın demirlerine çarpıyor, başını ise ancak sağa sola çevirebiliyordu. Elleriyle karyola demirlerine sıkıca tutunmuş destek almaya çalışıyordu. Ben gittikçe hızlandım. İnanılmaz zevk alıyordum. Karyola şiddetle sallanıyor, gacır gucur sesler çıkarıyordu. Göt yanakları kasıklarım çarptıkça titriyordu. Boşalmaya yaklaştıkça hızlandım ve daha çok abandım. Ve en sonunda tıpkı dün geceki gibi beynimden ayak uçlarıma kadar zevk dalgası vücudumu sardı. Döllerimi amına akıttım. Ama amında gidip gelmeye devam ettim. Karımı sikmek bana çok büyük zevk veriyordu. Amından çıktım. Döllerim kasıklarından bacaklarına akıyordu. “Başına dikkat et!” diyerek yavaşça onu geriye çektim. Omuzlarını tutuyordu, “Kemiklerim ağrıdı!” dedi. Üzerini toparlayıp, külotunu giyindi. Bir şey demeden içeriye geçti.

Bense aldığım zevkten dolayı çok mutluydum. Yatağın üzerine uzandım. Kalkık olan yarağım tavana doğru bakıyordu halen. Biraz sonra geldi ve “Yıkanmayacak mısın?” diye sordu. Kalkıp banyoya girdim. O daha soyunmamıştı, “Hadi sen de gel!” dedim. Biraz sonra o da çıplak halde duşa kabinin içine girdi. Beraber yıkanmaya başladık. Birbirimizi sabunlarken benim sikim yeniden kalkmaya başlamıştı. Büyük ve sarkık memeleri beni inanılmaz tahrik ediyordu. Suyun altında hafifçe eğilip memelerini emmeye ve ısırmaya başladım. Ellerimle yoğurdukça, “Ne yapıyorsun, çocuklar yine gelirler şimdi. Akşam yaparsın!” diyordu. Sürekli çocuklarına yakalanma korkusu yaşıyordu. Ona, “Rahat ol, bırak kendini!” dedim, ama o konuşmaya devam ediyordu.

O konuşurken yüzünü duvara çevirdim ve “Duvara tutun! Sıkıca tutun!” dedim. Dediğimi yapıp duvara tutunmuştu, ki ne olduğunu anlayamadan götünü iki yana açtım ve arkadan amına yarağımı soktum. Bu şekilde sikmeye başladım. Pompaladıkça koca memeleri ve göt yanakları sallanıp duruyordu. Suyun sesi inlemelerini bastırıyordu. Ama suyun altında kalçalarına çarpan kasıklarımdan daha şiddetli sesler geliyordu. Uçları beyazlamaya başlamış saçlarını bir elimle sıkıca tuttum, diğer elimle de alttan memesini tutmuştum. Dizlerimi bükerek amına giriyor, sonra doğrularak amından çıkıyordum. Bu şekilde fazla dayanamadım ve amına boşaldım. Vücudumda ne kadar döl varsa hepsini karımın amına boşaltmıştım.

Amından çıkınca yıkanmaya devam ettik. Ona, “Mutlu musun? Zevk alıyor musun?” diye sorunca, “Evet, ama çocuklara yakalanmayalım ne olur!” dedi. “Sen merak etme, daha ne sikişler yaşayacağız!” dedim ve onu dudaklarından öptüm. Banyodan çıkmış, üzerimizi giyinmiştik ki, bir süre sonra kapı tekrar çalındı. Açınca küçük kızını gördüm. “Anne, anne?” diye içeri koştu ve annesini görünce hemen sarıldı…

Akşam üzeri annemlere çıktık ve onun elini öptük. Babam dışardaydı. Kızlarsa aşağıda kalmışlardı. Karım mutfağa gidip çay hazırlarken, annem kulağıma eğildi, “Aferin oğlum, gece karını nasıl bağırttığını duydum. Artık bir erkek torun verir bize!” diyerek güldü. Annemin bu sözlerine hem kızmış hem de sevinmiştim. Acaba sesleri babam da duymuş muydu? Yine de bilmezlikten gelerek, “Ne sesleri?” dedim. “Oğlum, bırak şimdi. Karını nasıl bağırttığını duydum. Bütün gece inlettin kadını!” dedi gülerek. “Babamla bizi mi dinlediniz?” diye sorunca, “Yok oğlum, baban horlaya horlaya yattı bütün gece. Ben dinledim. Oğlumun gerdek gecesi öylece yatamazdım ya!” dedi. Anlaşılan annem bütün gece bizi dinlemiş, tahrik olmuştu ve sabaha karşı da babamla sikişmişti. Babamın gece yaşananlardan habersiz olması hoşuma gitti. Öbür türlü ben karımı sikerken onun beni dinlemesi çok tuhaf olurdu. Annem bu konuyu kapatacakmış gibi değildi, “Nasıl yavrum, karın seni memnun ediyor mu? İyi kadındır, sana iyi karılık yapar!” dedi. Bu konuşmaları beni kızdırmaya başlamıştı. Ben de sonunda dayanamadım ve “Sizin odadan sabahın altısında tak tuk sesler geliyordu. Onlar neydi öyle? Uykumu kaçırdı!” deyince, annem yüzünü öbür tarafa çevirdi. Kıpkırmızı olmuştu. Bir daha da bu konudan bahsetmedi.

Akşam kızlar evdeydi. Karım güzel bir yemek yapmıştı. Gece olunca odamıza çekildik. Kızlar arka odada yatıyorlardı. Karım odaya girince hemen soyunmasını istedim. Yatağa sırt üstü uzandırdım ve üzerine çıktım. Daha amına girmeden, “Ne olur yavaş ol, çocuklar uyanmasın!” dedi. “Sen merak etme!” dedim. Amının içinde yavaş yavaş gidip gelmeye başlamış, memelerini öpüyor ve emiyordum. O da başımı okşuyor, kollarını sırtımda dolaştırıyordu. Dün geceki tutukluğu gidiyordu yani. Ben de böyle olmasını istiyordum zaten. Kesik kesik inliyordu, etli dudaklarını öpüyor, dondurma gibi emiyordum.

Amının içinde yavaşça gidip geldiğim için boşalmam uzun sürdü. Sonunda karımın vücudunun üzerine kendimi bıraktım. Karım sürekli boynumu, yüzümü öpüyordu. Döllerimi akıtmıştım yine amına. Amından çıkıp yanına uzandım, saçlarını okşuyor, kokluyordum. Ona, “Annem bir erkek torun bekliyor senden!” dedim. “Ben de çok istiyorum. Dua ediyorum sürekli!” dedi. Sonra da başını göğsüme dayayarak uyudu. Ben de uyumak üzereydim ki, yatak odasının kapısının önünden hafif birtakım sesler geldi. O yöne bakınca buzlu camın arkasında bir gölge gördüm. Banyonun ışığı cama vuruyordu. Özge bizi dinliyordu anlaşılan. Karım ise uyumaya devam ediyordu. Uyanmadığına göre uykusu ağırdı demek ki.

Uykum kaçmıştı. Karımı uyandırmadan kalktım. Kapıyı açıp salona geçtim. Salonun pencereyi açtım ve bir sigara yaktım. Serin hava beni kendime getirmişti. Sigaramı bitirip pencereden dışarı attım. Banyoya gidecekken kızların odasına bakmak geldi içimden. Odaları koridorun sonundaydı. Yavaşça ilerledim. Kapı hafif aralıktı. İki kız içerde uyuyordu. Ranzada altlı üstlü yatıyorlardı. Özge altta, yüzü duvara dönük olarak yatıyordu. O sırada yatakta sırt üstü döndü ve sağ bacağını kendine doğru çekince geceliği kalçalarına kadar açıldı. Bembeyaz ve dolgun kalçası sokak lambasının içeri vuran ışığında göz alıcıydı. Geceliğinin altında iki tane tümsek gibi duran memeleri nefes alıp verdikçe bir inip bir çıkıyordu. İnce geceliğinin altında meme uçları belli oluyordu.

Özge liseyi bitirmiş, ev kızıydı. Orta boylu, yeşil gözlü, dolgun vücutlu bir kızdı. Annesi gibi türbanlıydı. Giydiği uzun ve bol eteklerinin altında meğer bir hazine taşıdığını görüyordum şimdi. Sikim kazık gibi oldu bir anda. Üzerimde sadece külot vardı. Orada ne kadar kaldığımı bilmiyorum. Özge’nin başını bana doğru çevirip baktığını görünce çok tedirgin oldum. Yatakta durmuş bana bakıyor, ben de bir elimle kapının kanadına yaslanmış ona bakıyordum. Ne tepki vereceğini merak ediyordum. Ama o hiç sesini çıkarmadan öylece bana bakmaya devam etmişti. Kalçasının meydanda olduğunu o da biliyor, ama kapatmak için bir şey yapmıyordu. Benden hoşlanıyordu ve ben de onu sikmek için yanıyordum.

Sessizce çekildim ve salona geçtim. Banyoya girdim. Çişimi yapıp çıktığım zaman Özge’yi banyo kapısının önünde gördüm. Üzerindeki ince, beyaz geceliği içini gösteriyordu. Sarı saçları omuzlarına dökülüyordu. Meme uçları belliydi, altındaki beyaz külotu görünüyordu. Güneş görmemiş vücudu pamuk gibi beyazdı. Külotumun içinde kendini belli eden yarağıma bakıyordu o anda. Dayanamadım ve elinden tutup onu mutfağa götürdüm. Hiç tepki vermiyordu.

Mutfağa girince kapıyı aralık bırakacak kadar kapadım. Ardından geceliğinin yakasını açarak memelerine yumuldum. Onları emiyor, öpüyordum. Özge başımı tutmuş okşuyordu. Memeleri büyük ve dolgundu, annesininki gibi sarkık değildi. Onları emdikçe Özge’den kısık kısık inlemeler gelmeye başlamış, yüzümü, yanaklarımı sıkıyordu. Onu hemen domaltıp sikmek için neler vermezdim! Dizlerimin üzerine çöküp geceliğini yukarı sıyırdım. Külotunu da aşağı sıyırınca karşımda diri ve etli amcığını buldum. Amı biraz kıllıydı. Am dudaklarını emmeye başlamamla birlikte Özge’nin nefes alışverişleri hızlandı. Elleriyle başımı mengene gibi sıkıyordu. Ellerimle her iki memesini hamur gibi yoğuruyor, sıkıyordum. Dilim amının içindeydi, amı sulanmıştı. Ses çıkmasın diye çok uğraşıyorduk ikimiz de. Özge nefesi kesilecekmiş gibiydi, derin derin hırıltılar geliyordu ağzından. Vücudunun zangır zangır titrediğini hissediyordum. Dilim amının içinde, ellerim kalçalarını, bacaklarını okşarken inanılmaz zevk alıyordum. Kalçalarında ve bacaklarında alınmamış tüyler vardı. Okşarken pütür pütür elime geliyordu.

Duvara dayamış, ayakta dururken onu boşaltmıştım. Bakire olduğu için onu sikemiyor, amına parmaklarımı dahi sokamıyordum. Oysa içine girmeyi çok istiyordum. Ayağa kalktım. Özge ter içinde kalmıştı. Yanaklarında, göğsünde boncuk boncuk terler vardı. Dudaklarından öpmeye başladım. Bir elimle de götünü avuçlamış, sıkıyor, yoğuruyordum. Dudaktan öpüşme konusunda bilgisi ve tecrübesi yoktu. Nasıl olsun ki? Kimle ve nezaman edinebilirdi bu tecrübeyi? Dudaklarının üzerinde ve yanaklarında hafif tüyler vardı. Öptüğüm, emdiğim zaman dudaklarıma batıyorlardı.

Külotumun içinde kazık gibi olan sikim vücuduna değiyordu. Derken külotumu indirdim. Elini tutup sikime dokundurdum. Korkmuş gibiydi, elini geri çekmek istedi, ama ben elini sıkıca tutup yarağımı ellemesini istiyordum. Yavaş yavaş dokunmaya başladı, bir bebek gibi okşuyordu. İnce ve narin parmaklarını yarağımda hissetmek beni azgınlığın doruğuna taşımıştı. Kendime hakim olmakta zorlanıyordum. Göt yanaklarında dolaşan sağ elimin orta parmağını yavaş yavaş göt deliğine yaklaştırdım. Parmağım deliğin ağzına gelmişti. Deliğin ağzındaki sert ve sık kılları hissettim.

Ayakta memelerine yumulmuştum o da benim yarağımı iki eliyle okşuyordu. Sağ elim götünde dolaşırken, sol elimle de kalçalarını avuçluyordum. Orta parmağımı yavaş yavaş göt deliğine sokmaya başladım. Parmağım ilk boğumuna kadar göt deliğine girince, Özge, “Hıhh!” diye bir ses çıkardı ve nefesi kesilir gibi oldu. Ama bana yapmamam, durmam için bir şey söylemiyordu. Ben de bundan cesaret aldığımdan, parmağımı götüne yavaşça sokmaya devam ettim. Göt deliğinin içindeki parmağım zonkluyordu. Dar delik parmağımı vakum gibi sıkıyordu, ama yavaş yavaş parmağımı daha derinlere sokmayı başarmıştım. Derken parmağım köküne kadar içine girmişti. Özge, “Hığh, hığh!” diye diye nefes alıp veriyor, kendini kasıyordu. Memelerinin uçları sertleşmişti, göt yanaklarını sıkıyor, gözleri kaymış bir şekilde tavana bakıyordu.

Bu arada yarağımı tutmayı bırakmış, kollarıyla sırtıma sıkıca tutunmuştu. Parmağımı götüne sokup çıkardıkça, o da sırtıma daha fazla bastırıyor, tırnakları sanki etimi delecekmiş gibi oluyordu. O anda diğer elimi de amına attım ve am dudaklarını parmak uçlarımla sıkmaya başladım. Parmaklarımı içine sokamasam da, dışından amını ovalıyordum. Ayakta parmaklarımla sikiyordum onu. Özge ise parmak uçlarında doğruluyor, hırıltılar çıkartarak, nefesi kesilecekmiş gibi soluk alıp veriyordu.

Sırtımda gezinen ellerinde gücün tükendiğini hissettim. Kollarını iki yana sarkıttı bir anda. Göt deliğindeki parmağımı yavaşça çıkarttım. Parmağım ağrıyordu. Delik mengene gibi sıkmıştı parmağımı. Onu yavaşça kendimden uzaklaştırdım, ama ellerimle tutmaya devam ediyordum. Bir dakika kadar sonra kendine gelir gibi oldu. Nefes alış verişleri düzeldi. Gözlerimin içine baygın baygın bakıyordu. Hiçbir şey demeden yerdeki külotunu alıp giyindi. Saçını başını toparlayıp gitti.

Ben de külotumu giyindim ve banyoya girdim, ellerimi iyice yıkadım. Yarağımdan sıvılar geliyordu, neredeyse boşalacaktım. Sabaha kadar bekleyemezdim, banyoda 31 çekmeye başladım. Elime bir miktar tuvalet kâğıdı aldım. Kısa bir sürede boşaldım ve döllerimi tuvalet kâğıdına akıttım. Banyonun zeminine, duvarına attırmak istemiyordum. Karım, yada kızlardan biri anlamasın diye, döl dolu tuvalet kâğıdını klozete atıp sifonu çektim.

Yatak odasına girdiğimde, karım bıraktığım gibi uyumaya devam ediyordu…

Taze Gelinimin Koca Götünü Zorla Siktim! (Ahmet 49

Taze Gelinimin Koca Götünü Zorla Siktim! (Ahmet 49

Bizim oğlanı evlendireli tam bir ay oldu. Sonra da iş bulmak ve çalışmak için İstanbula gitti. Oğlan iş ve ev bulana kadar gelin bizim yanımızda kalacaktı. Gelinim daha 21 yaşında, kapalı giyinen, fakat etine dolgun düzgün vücudu ile görülmeye değer, her erkeğin sikmek isteyeceği esmer güzeli bir kız idi. Hele arkadan bakınca, ayak bileklerine kadar uzun eteğinin içinde yürürken bıldır bıldır titreyen o koca götü yokmuydu! Zaten bizim oğlana kız istemeye gittiğimizde gelinin o götüne hasta olmuştum ve kızı oğlana isterken sanki kendime istiyormuşum gibi sevinerek istemiştim.

Oğlan İstanbula gideli bir hafta olmuştu ve ben içimdeki canavar hislerimi bir hafta zor zapt ettim. Kolay değil evin içinde böyle güzel götlü taze bir gelin dolaşırken, (kayınbabası da olsa) bir erkeğin rahat durması. Hele bir de ev işleri yaparken, yerleri süpürürken önümde domalmaları falan bana kafayı iyice yediriyordu. Sanki bilerek ve isteyerek öyle hareketler yapıyor gibiydi. Artık çıldırmıştım ve kafama koymuştum, gelinimi sikecektim, hem de o hasretini çektiğim koca götünü sikmek ve götüne akıtmak istiyordum. Günlerden Salı, bizim hanım her Salı komşularla bir yerde toplanırlar ve genelde bizim gelini de götürürdü. Fakat ben bir hasta numarası yaptım ve karım gelini götürmedi. Gelinden evde kalıp bana bakmasını istedi, gelin de niyetimden habersiz bunu kabul etti…

Karım gittikten sonra aradan yarım saat geçti. Ben koltukta uzanmış hasta numarasına devam ederken, gelin yanıma gelip, “Bir şey istermisin baba?” diye sordu. Ben de şaka mahiyetinde, “Gel yanıma uzan!” dedim. Gelinim çok şaşırmıştı, yüzü kızardı ve ve ne yapacağını bilemez bir şekilde öylece dondu kaldı. Birkaç saniye sonra şoku atlatıp da kendine gelince, “Mutfakta işim var!” deyip mutfağa kaçtı. Ben de hemen kalktım ve peşinden mutfağa gittim. Geline arkasından yanaştım ve kalkık yarrağımı kalçalarına dayadım, boynunu boğazını okşayarak, “Hadi gel içeri gidelim biraz uzanalım!” dedim. Ben bastırıyorum, “Hadi gel artık!” diye. Gelinim de, “Hayır olmaz! Ayıp ayıp, yaşından başından utan, ben senin kızın sayılırım!” diye kaçmaya çalışıyordu. Artık canavar hislerim tamamen beni tamamen kontrol altına almıştı, gelinimi kolundan tutup sürükleye sürükleye salona götürdüm ve koltuğun üzerine yüzükoyun attım…

Gelin kalkmaya çalışırken ellerini arkadan tuttum ve üzerine çullandım. Gelinim altımda başladı kıvranmaya, “Bırak beni!” diye yalvarıyordu. Bense tamamen azmış ve kudurmuştum, gelini o koca götünden sikmeden bırakmaya içimdeki şeytan izin vermiyordu. Elimin tekiyle eteğini beline topladım ve külodunu aşağı sıyırdım. Sonra başladım gelinin taze götünü okşamaya. Hem okşuyordum hem de parmağımla götünün daracık deliğini benim koca yarrağa hazırlıyordum. Gelinim ağlayarak yalvarıyordu, “Bırak beni!” diye. Gelinime, “Tamam! Sakin ol yavrum! Amına ellemeyeceğim, seni sadece götten istiyorum, götünü bir kere sikeyim, ondan sonra söz bırakacağım!” dedim. Gelinim hüngür hüngür ağlamaya ve kıvranmaya devam ediyordu. Ben de artık götünü okşamayı ve parmaklamayı bıraktım ve yarrağımı dışarı çıkardım. Artık o hasretini çektiğim götün tadına bakmak istiyordum…

Elimle yarrağımı gelinimin götünün deliğine dayadım. Gelinin götü zaten benim parmaklamdan biraz alışmıştı, ben de fazla acı çekmemesi için götünün deliğine az tükürdüm ve gelinimin o güzel götüne yavaş yavaş girmeye başladım. Hem gelinime gereksiz yere acı vermek istemediğimden yavaş giriyordum, hemde bu işin sonuna kadar zevkini almak istiyordum. (Benim yarrağım biraz büyüktür ve hatırı sayılır kadar da kalın). Yarısı girmişti ki gelinim başladı bağırmaya, belli ki çok acı çekiyordu. Hemen boşta kalan elimle ağzını kapattım ve götüne girmeye devam ettim. Çok sürmedi yarrağımı köküne kadar gelinimin daracık deliğine sokmuştum. Gelinim yarrağımın verdiği acı ve benim ağırlığım altında kıvranırken, ben başladım pompalamaya. Gelinin daracık göt deliğini sikmek o kadar tat ve zevk veriyordu ki, boşalmamak için zor tutuyordum kendimi…

10 dakika yavaş tempoda götünü siktikten sonra gelinim altımda kıvranmayı ve bağırmayı kesmişti, bayılmış gibi bir hali vardı. Ağzını ve ellerini serbest bıraktım, hiç bir hareket yoktu. İki elimle kasıklarından tutup götünü biraz yükselterek tempoyu hızlandırdım. Zaten benim de fazla dayanacak halim kalmamıştı, çok geçmeden büyük bir rahatlamayla gelinim daracık götüne boşalmaya başladım ve üzerine yıkılıverdim. Son damlaları da götüne akıttıktan sonra yarağımı götünden çıkarıp, öteki koltuğa oturdum ve gelinin götünü seyretmeye başladım. Sanki bizim gelinin götünden patlıcan çıkarmışlar gibi, götünün deliği iyice açılmıştı. Bir sigara yaktım ve gelinimin büzüğü kapanana kadar seyrettim. Gelinim 10 dakika kadar ölü gibi hareketsiz yattıktan sonra anca kendine geldi. Koltuktan zar zor kalkabildi ve külodunu çekip eteğini indirerek tuvalete gitti. Çıktığında gelinime, “Bana bak, bundan kimseye bahsetmeyeceksin, değilse millete senin orospuluk yaptığını söylerim ve babanın evine geri yollarım!” dedim. Gelinim de ‘Tamam’ anlamında başını salladı.

O günden sonra gelinim benle bir saniye bile yalnız kalmadı ve hiç konuşmadı. Sadece yanımızda birileri varken benle konuşuyordu. Oğlan iki ay sonra bizim gelini alıp İstanbula götürdü.

Arkadaşımın Annesinin Kanına Girdim

Arkadaşımın Annesinin Kanına Girdim

Merve ile 7 yıldan fazladır arkadaşız. Üniversiteyi aynı okulda farklı bölümlerde okuduk. Aslında o zamanki sevgilimin arkadaşıydı. İyi anlaşmıştık, o yüzden sevgilimden ayrıldıktan sonra da devam ettirdik arkadaşlığımızı. Ailesiyle beraber kalırdı ve tek çocuktu. Annesi ve babası üstüne titrer, her istediğini yaparlardı. Çok canayakın ve esprili insanlardır Meral Teyze ve Vedat Amca. Kızlarının ismini de kendi isimlerinin ilk iki-üç harfini birleştirerek vermişler. Merve ile o zamanki sevgilim yakın arkadaş oldukları için ailesinin davetiyle evlerine yemek yemeye de giderdik. Sohbet güzel olurdu. Vedat Amca 60-65 yaşlarında tecrübeli ve başarılı bir mühendis olduğundan danışman müdürlük yapıyor ve hikayeleri hiç bitmiyordu. Neredeyse her yörenin şivesini başarıyla yapıyor, anlattıklarıyla bizi eğlendiriyordu. Meral Teyze ise 50-55 yaş arası emekliliği gelmiş ama işini sevdiği için bırakmayan bir lise öğretmeniydi. Yemekleri çok iyi değildi ama öğrencilik zamanı bize muhteşem gelirdi. Fazlasıyla kanım ısınmıştı Merve’nin ailesine. Onlar da beni severdi. Arada telefonla ararlar bolca selam yollarlardı. Merve, henüz ben ayrılmamışken kavga etti benim sevgilimle ve konuşmamaya başladılar. Ancak bizim arkadaşlığımız devam ediyordu. Daha seyrek de olsa yemek yemeye, muhabbet etmeye gidiyordum evlerine. Hatta Merve, ben sevgilimden ayrıldıktan sonra ayağını kırınca 1,5 ay kadar evden pek çıkamamıştı. Ben de arada onu alıp gezmeye çıkarıyor arada da yanına gidip olan biteni anlatıyordum. Bu süre zarfındaki ilgimden Merve’nin ailesi çok memnun kalmış, hatta ufaktan “acaba bunların arasında bir şey başlar mı?” diye düşünürcesine bakmaya başlamışlardı. Ancak Merve ile hiçbir zaman öyle olmadık. Hala da iyi arkadaşız. Bir keresinde bir arkadaş evinde içip, sızmaya yakın aynı yatakta yatmaya başlamıştık. Daha doğrusu benim yattığım yatağa geldi yattı o da. Hatta masumca iç kaşık pozisyonuna geçti ama ben sarhoşluğun da etkisiyle iri göğüslerini avuçlamaya, poposuna sürtmeye başladım. Tabii sızmış numarası yaparak yapıyordum bunları. Sürtmeme hiçbir şey demiyordu ama ellerimi birkaç kez çekti göğüslerinden. Ben ısrarla göğüslerine dokunmaya devam edince battaniyeyi göğüslerine kadar çekip diğer insanların görmesini engelledi. O anda bile bir şey yaşamamak Merve ile kardeş gibi hissetmeme neden oldu.
Üniversite bittikten sonra daha az görüşmeye başladım Merve’nin ailesiyle. Ama sağolsun sosyal medya sayesinde iletişimi koparmadık. Vedat Amca oldukça meşgul olduğundan pek takılmazdı sosyal mecralara ama Meral Teyze epey aktifti. Bir gün scrabble tarzı bir oyun oynarken onun da oynadığını hatta baya iddialı olduğunu gördüm, oyun daveti gönderdim. Kabul etti ve hemen beni gördüğüne çok sevindiğini yazdı. Bir yandan oyunda iddialaşıyor bir yandan muhabbet ediyorduk. Yaşlandığından falan dem vurmaya başlayınca şaka yaparak “Hiç olur mu Meralciğim, gençsin sen :)))” yazdım. Hoşuna gitti. Bundan itibaren canımlar, …ciğim’ler havada uçuşmaya, samimiyet artmaya başladı. Teyze kaybolmuştu artık. Gayet arkadaşça sohbeti derinleştirmiştik. Arada günümüz jargonunu kullanıyordum ve hemen cevabını veriyordu. Zeki hatundu. “Lisedekiler de bana bunları öğretiyor işte” diyordu. Sonra ben buna “Meral ya yemeklerinin tadı hala damağımda” dedim. “E gelsene o zaman yarın Merve ile yemeğe” dedi. “Yalnız Vedat Amcan yok o kadar eğlenceli olmayabilir” dedi. Ben de “Ya sen de eğlenceli hatunsun” dedim. Bu muhabbet, genç muamelesi görmek hoşuna gidiyordu. Gaza gelip “O zaman bir oyun daha oynayalım, sen kazanırsan yarın istediğin yemekleri yaparım” dedi. “Sen kazanırsan ne isteyeceksin” dedim. “Uzun boylusun sana perde astırılır :))” yazdı. 50-55 yaşlarındaki bir kadının çocuksulaşmasını çok seksi bulmuştum. Kabul ettim, biraz da şansın yardımıyla farklı kazandım. Fırında makarna istedim. “Ya ama ben sana perdeleri astıracaktım. Çok şanslıydın, bir daha oynayalım.” dedi. Kabul ettim ama bu sefer ne isteyeceğimi sonra söyleyeceğim dedim. Başladık oyuna. Yine önde gidiyordum. Bir ara OH yazdı harfleriyle. Ben de KIÇ yazdım. Baktım tepki yok. Sonra ORAL yazdım. Harfler de iyi denk geliyordu. En son MENOPOZ yazdım. “Sorma ne çektim o menopozdan zamanında” dedi. Ben de eşelemeye başladım. Hiç bilgim yokmuş gibi saf saf sorular sormaya başladım. En son “cinsel aktiflik bitmiyor, sadece doğurganlık sonra eriyor” cevabına kadar gittim. Doğru yoldaydım ama ürkütmemeliydim. Oyunu kazandım, istediğimi sonra bildireceğimi ama perdelerini de asacağımı söyledim.
Ertesi gün öğlen Merve aradı beni. “Akşam bize geliyormuşsun ama benim planlarım vardı sevgilimle, başka zaman gelsen olmaz mı?” dedi. “Annen hazırlık yaptı ama” dedim sinsice. “Ee sevgilini de al gel yemek yeriz beraber” dedim. “Ya daha tanıştırmadım hem benimki gelemez öyle şeylere” dedi. “Sen bilirsin, ben güzel yemek yeme fırsatını kaçırmak istemiyorum” dedim. Gelmese süper olacaktı. Sevgilisiyle tanışıyor olsam gaza getirecektim planlarını bozmamaları için ama tanımıyordum. Ertesi gün gittim. Zili çaldım. “Kim o?” diye sorduğunda “Perdeci” dedim. Gülerek açtı kapıyı. “Hoş geldin haylaz” dedi. “Hoş bulduk Meralciğim” diyerek yanaklarından öptüm. Ama 40 yıllık arkadaş gibi, hissettirerek. “Merve yok, işi varmış. Yemek fırında, 20 dakikaya hazır olur” dedi. Ben de içimden sevinç çığlıkları atarak “Yemeğe kadar perdeni asayım” dedim. Getirdi perdeyi. Boyum hemen hemen yetiyordu asmak için ama küçük merdiven istedim. Amacım başkaydı. Bir ayağımı merdivenin ikinci, diğerini de 3. ve en üst basamağına koydum. Perdeyi aldıktan sonra “Tut beni düşmeyeyim.” diyordum ama düşeceğimden değil. Temas etsin istiyordum ve teması da beni heyecanlandırıyordu. Sertleşmeye başlamıştım ve belli de oluyordu çünkü olur da gaza getirebilirsem çıkarması kolay olsun diye biraz bol, esnek kumaştan bir eşofman giymiştim. Merdivene çıkma amacım da bu sertliği gözünün önüne serebilmekti. Başta perdeyi takmamı seyrediyordu ama arada yorulmuş gibi durup ona doğru dönüyor ve neredeyse yüzüne sürtünüyordum. Dikkatini çekmiş, gözleri büyümüştü ama fark ettirmeden bakmaya çalışıyordu. Ben de onun dizlerine kadar uzanan çiçekli, mavi renk ağırlıklı elbisesinin izin verdiği çok kısıtlı dekolteden göğüslerine bakıyordum. Bu sırada beni tutmayı bırakmaması cesaret veriyordu. Biraz önce sürekli bir şeyler anlatıyorken sessizleşti bir süre. Ben de hiç acele etmeden taktım perdeyi. Teşekkür etti ve yemeğe bakmak için mutfağa geçti. Bir süre sonra ben de “Mis gibi kokular geliyor. Ben de yardım edeyim.” deyip yanına gittim. Bardak, tabak taşıma bahanesiyle çok yakınında hareket ediyor ve mutlaka, çok kısa süreli de olsa, temas ediyordum ona tesadüfmüş gibi. Sonra her şey masaya taşındı. Kare bir masadaydık. Karşıma değil sol tarafıma oturmaya geldi. O oturmadan yanına gidip sandalyesini çektim ve “Bu güzel yemekleri yapan kadına centilmenlik yapmamda sakınca var mı?” dedim. Gülümsedi, “Bak şımartıyorsun sonra Vedat Amcan’dan da bekleyeceğim böyle şeyleri” dedi. “Gençsin, güzelsin, şımarmak hakkın.” dedim. Tabi her şey gülücükler eşliğinde şakayla karışık söyleniyordu ki olası bir ters tepk**e şakaya vurulabilsin. “Seninle olan kız yaşadı ha! Esprili, yakışıklı ve centilmen erkek pek yok.” dedi. Cesaret vermişti bu cümlesi. Yüzümde gülücüklerle “Teşekkür ederim Meralciğim, çok tatlısın” deyip baldırının üst kısmına koydum elimi. Feci bir heyecan sardı bedenimi. Kalp atışım neredeyse duyulacak kadar sert ve hızlıydı. Muhteşem bir histi. Heyecanla öyle bekledim bir süre, hareketsiz. Hiçbir tepki vermedi. Masadaki eşyalara bakıyordu bana bakmaktansa. Ben de elimi çekmeden yavaşça yemek yemeye devam ettim. Ama yutamıyordum heyecandan. Elimi hafifçe hareket ettirmeye başladım. Çok yavaş, küçük hareketlerdi bunlar. Biraz sonra elini elimin üstüne koydu. Tüm vücudum terliyordu. Elim de dahil. Ben elbisenin üzerinden bacağını okşarken o da elimi okşuyordu. Yemekle ilgilenmiyorduk artık. Başka taraflara bakıyorduk ama birbirimize konsantre olmuştuk. Ben elimi dizine doğru indirip tenine dokununca ürperdi. Sabırsızlanıyordum ama ürkütmeye de korkuyordum. Hem belli ki bu durumdan keyif alıyordu. Acele etmeden bacaklarında gezindim. Bir dizinden başlayarak karnına kadar çıkıyordum belli belirsiz dokunuşlarla ve diğer dizine doğru iniyordum. Oldukça yavaşça… Bir dakikadan fazla sürüyordu bir dizinden diğerine ulaşmam. Nefes alış verişi hızlandı Meral’in. Ama hala bakamıyordu bana. Sanki kalabalık bir yerdeymişiz de herkes bizi izliyormuş gibi belli etmemeye çalışıyordu yaşadıklarını. Karnını okşadım bir süre ve usulca yukarı çıkmaya başladım. Göğüslerine dokunduğumda irkildi ve bir anlık derin bir nefes verdi. Göğüslerini hafifçe okşadım ve sonrasında boynunda gezdirdim elimi. Kendini bana bıraktığını hissettim. İşaret parmağımın dışıyla göğüslerinin birleştiği yerden başlayarak yukarı doğru oldukça yavaş temas etmeye başladım. Boğazına temas ederken yutkundu. Çenesinin altından devam edip çenesinin ucunu işaret ve baş parmağımın arasına aldım. Yaklaştım. Tam dudaklarının bittiği yerden öptüm yanağını. Çok hafifçe, kırılmasından korkarcasına… Hala tepkisizdi. Teslimiyetini belli ediyordu yüz ifadesi. Boynundan öpmeye başladım usul usul. Nefes alışverişleri hızlanmış, küçük iniltelere başlamıştı. Kulağına yaklaşınca çok derinlerden “Meral” diye fısıldıyor, küpesini ağzıma alıp dilimle oynuyor, emiyordum. Küçük inlemeleri daha sesli “ahh”lara dönüşüyordu. Artık daha uzun ve belirgin öpücüklerle geziniyordum boynunda. Bir yandan da bir elimle elbisesinin üzerinden göğsünü okşuyor, diğeriyle sırtını okşarken sütyeninin kopçasını çözüyordum. Omuzlarına doğru kaymaya başladı öpücüklerim elbiseyi sıyırıp. Sonra diğer omzuna geçtim ve elbiseyi iki taraftan sıyırınca çözülen kopçayla beraber göğüslerinin dışarı çıkmasını sağladım. Bir an için elleriyle göğüslerini kapattı. Ben yavaşça önce ellerini öpüp kenara aldım ve göğüslerini öpmeye başladım. Merve’nin göğüslerinden iriydiler. Her noktasından öpüp sonra uçlarına geldim göğüslerinin. Usulca öptüm.. Emdim.. Yaladım sertleşmiş uçlarını… O sırada ellerim bacaklarında geziniyordu bir yandan göğüslerini tadarken. Elbiseyi beline kadar sıyırdım. Birkaç kez bacaklarının arasına yaklaştı elim ama dokunmadım. Hem heyecanının sürmesini istiyor hem de olası tepkisinden çekiniyordum. Bacaklarındaki kasılmaları hissettikçe daha sert emmeye başladım göğüslerini. Dudaklarımın arasında eziyordum sertleşmiş uçlarını. Ve sonra elim bacaklarının arasına uzandı. O kadar ıslanmıştı ki çamaşırı… Üzerinden okşamaya başladım. Artık çok sık “ahh”lamaya başlamıştı ve bu beni körüklüyordu. Artık sandalyeden daha rahat bir yere geçmemiz gerekiyordu. Kanepelere göz attım ve birini gözüme kestirdim. Hafif bir kadın değildi ama kucakladım. Belli belirsiz “Ne yapıyorsun?” dedi ama devam ettim ve kanepeye yatırdım sırt üstü. Bacaklarını öpmeye başladım ayak bileklerinden başlayarak. Çok huylandı. Oradan ilk defa öpüldüğünü tahmin ettim. Öpücüklerim yavaş yavaş yukarı doğru çıkıyor, bir yandan da elim bacaklarının arasında geziniyordu. Çamaşırını tutup çekmeye başladım. Refleks olarak engel oldu. Sonra bıraktı elini. İki hamlede çıkardım çamaşırını. Beklediğimden çok daha az kıllıydı. Dudaklarım baldırlarına çıktı dilimle beraber. Her noktasını ıslatmıştım bacaklarının. Bacak arasına doğru yöneldiğimde kafamı tuttu. Durdurmaya çalıştı ama devam ettim. Dilim değdiği anda uzun bir “aaahhh” çekti. Dilim hareket ettikçe bu “aahhh” ların ardı arkası kesilmiyordu ve beni fazlasıyla tahrik ediyordu. Epey bir süre yaladıktan sonra sesi kaymaya başladı. Derin derin ve aralıksız inliyor, bazen çığlık atıyordu. Artık feci halde serttim ve içine girmek istiyordum. Doğruldum ve hızlıca çıkarabilmek üzere giyilmiş eşofmanı ve üstümdeki diğer her şeyi çıkardım. İçine girmek üzere doğrulttum penisimi kadınlığına. Yavaşça ıslaklığında gezinip içeri itmeye başladım. “Offff” diye çığlık attı. Bir an endişe ettim durdum ama hemen kesildi çığlığı. Sonrasında biraz daha zorladım ve daha hafif bir çığlıkla içine girdim. Birkaç kez gidip geldim. Gözleri kaymaya başlamıştı. Yaşından dolayı korktum. Durdum biraz. Normal gözlerle bakmaya devam edince heyecana dayanabildiğini anladım. Sonrasında bir daha durmadım. Haykırmalarına, çığlıklarına, inlemelerine rağmen durmadım. Islaklığı hiç kesilmiyor ama kayganlığı bazen yok denecek kadar azalıyordu. Kayganlığın azalması zevkimi azaltsa da onun boşaldığını hissetmek delirtiyordu beni ve durmadan gidip geliyordum içine. Artık dayanamayıp boşalacaktım. Menopozu hatırlayıp rahat rahat ve hakikaten oluk oluk boşaldım Meral’in içine. Tüm vücudum eriyip akmış gibiydi. Muazzam bir hazdı. Meral şaşkın yüz ifadesiyle bana baktı ve “Harikaydı… Harikaa!” diyebildi. Bacaklarının arasına baktım. Spermlerim akıyordu kadınlığından. Muhteşem bir görüntüydü benim için. Zevk dolu bir gülümseme kapladı yüzümü. “Ne bakıyorsun haylaz?” dedi.. MERALCİĞİM…

Şişko Tıpçının Bukadar Azgın Olacağını Bilemezdim!

Şişko Tıpçının Bukadar Azgın Olacağını Bilemezdim!

Selamlar. İsmim Samet. 20 yaşındayım. Asıl memleketimden oldukça uzak bir şehir olan Kayseri’ye Üniversite okumaya geldim. Lisedeyken, her Liseli gibi ben de (Üniversite’de kızlar erkeklere teklif ediyor!) kafasındaydım. Ama öyle olmuyormuş meğer. Üniversite ortamı ve Kayseri umduğum gibi çıkmadı. Kayseri çok muhafazakar diye yakınıyordum. Bu böyle olmayacak dedim ve kendi çapımda sanal bir dünya oluşturmaya çalıştım. Bu sanal dünya, bildiğiniz sosyal media sitelerinden, porno sitelerinden ve seks hikayeleri okuduğum Kaymak Gibi Sikilen Amlar sitelerinden oluşuyordu.

Birgün, benim gibi Kayseri’de okuyan kızın biri bana arkadaşlık isteği göndermiş ve ben de Fake olduğunu düşündüğüm halde onaylamıştım. Bir süre netten mesajlaştıktan sonra telefonumu istedi. Verdim ve aradı. Fake değilmiş. Adı Aysu imiş, Tıp okuyormuş, Doktor olacakmış. Benden 3 yaş büyük olmasının getirdiği havayla aklınca bana ablalık taslıyordu. Ama ben işin makarasındaydım ve belki onu sikebilirim diye düşünüyordum. Zar zor da olsa onu merkezde bir Cafede çay içmeye ikna ettim. Kaldığımız yerler de çok yakın olduğu için kabul etti. Buluştuk. Aysu mesajlaşırken bana, “Balık etliyim!” demişti, ama resmen şişkonun tekiydi. Ben bir çay ısmarlarım, sonra geri döneriz diye düşünüyordum. Ona, “Hangi Cafeye gidelim?” diye sorduğumda, “Cafeye gitmeyelim, şurdaki bankların birine oturalım!” dedi. Belediye banklarının oraya doğru yürüdük. Aysu’nun yüzünde ilk baştaki alaycı ifadeden eser kalmamış, artık ciddileşmişti. Ben ise, aşırı şişman, bu kızdan iş çıkmaz diye düşünmeye başlamıştım. Ama bukadar şişko birinin içinde azgın duygular olduğunu, ben değil hiç kimse kestiremezdi. Neyse, bankın bir tanesine oturduk. Ozaman havalar soğuk olduğu için pek fazla gelen geçen olmuyordu.

Baktım üşüyor, şakasına, “Üşüyorsan bana sarılabilirsin!” dedim. Hiç ikiletmeden sarıldı ve başını omzuma koydu. Ben de şaşkınca bakıyordum. Bana birşeyler anlattı, ama anlattıkları bir kulağımdan girip diğerinden çıkıyordu. Sonra gözgöze geldik. Yanağımdan öpmek istedi, ama ben boynumu biraz fazla çevirince, dudaklarım dudaklarına değdi. Şimdi kesin bir tokat yiyeceğim ve bu olay burada sonlanacak diye tahmin ediyordum ki, Aysu yumuldu ve dudaklarımı kemirircesine öpmeye başladı. Ben de onun dilini ağzıma aldım, dillerimizi dans ettiriyordum adeta. 10 dakika sonra dudaklarımız ayrıldığında, Aysu zor nefes alıyordu. Kendine geldiğinde, “Sen neymişsin ya ufaklık!” dedi. Bozulmuştum, ama kız gibi trip atamazdım. Fırsat bu fırsat deyip, bu sefer ben onun dudaklarına yumuldum. Bu kez öpüşürken daha serttim. Resmen ısırmıştım kızın dudağını, “Ahh, yavaş ol!” dedi. Ben de etrafta kimsenin olmamasından cesaret alarak, “Bu daha hiçbir şey!” dedim. O yine kibirli ve alaycı bir şekilde, “Hadi ya, başka ne yapabilirsin ki?” dedi. Bu hakaret gibi sözleri beni kırmaktan ziyade, sikimi şaha kaldırmıştı. “Bilemem, orası sana bağlı, sen ne kadarına izin verirsen!” dedim.

Aysu sağa sola bakındı, biraz huzursuzdu, “Burdan kalkalım!” dedi. Kalktık, biraz daha karanlık olan çamlıklara doğru gittik. Taşa oturduk ve öpüşmeye devam ettik. Öpüşürken Aysu sağı solu gözetlemeyi unutmuyordu ve arkamızdan araçlar geçtiğinde toparlanıyorduk. Aysu, güzel öpüşen dudaklarımın ödülünü verircesine, elimi tutup göğüslerine götürdü. Böyle montun üzerinden birşey anlamadığımı söylediğimde, önce montunun önünü açtı, sonra gömleğinin üstten birkaç düğmesini çözdü ve memelerini südyeninden çıkardı. Elimi tekrar tutup göğüslerine götürdü. Memelerini elime sığdıramıyordum, böylesini pornostarlarında bile görmemiştim. Biraz memelerini okşadıktan sonra, onları yalamamı istedi. Ben romantik bir yalama planlarken, “Sert ol ve ucunu ısır!” dedi. Komutu alan it gibi olmuştum, rahat 110 beden olan memelerinin açık pembe uclarını kemiriyordum resmen. O akşam orda biraz daha yiyiştik ve onun sikimi pantolonumun üzerinden okşamasıyla final yaptık. Ama Aysu yine alaycı bir şekilde, “Herşey bir anda oldu, unut bu geceyi, birdaha görüşmeyelim!” dedi ve ayrıldık. İlerleyen günlerde Aysu’yu aradım ve yalvar yakar ikna ettim, sadece telefonda da olsa görüşmelerimiz devam etti.

Ama bir gün tekrar buluştuk. Aysu azgınlığından bir şey kaybetmemişti. Önümüzde hafif çalılıklar ve otlar vardı, arkamızdan ise okula gelip gidenler. Rüzgarlı, serin bir havaydı. Aysu, akşamın soğuğunda burnumun akması ve dişlerimin birbirine vurmasının ödülü olarak yine öpüşüp koklaşma faslı yapmıştı. Sağı solu kontrol ettim, ben erkek halimle tırsıyor ve çekiniyorken, onun umrunda değildi adeta. Bakire olmasa, o gün orada sokakta sikişecektik resmen. Aysu ogün biraz farklıydı, sikimi pantolonumun üzerinden okşarken, zevk sıvılarımı pantolondan dışarı taşırtmıştı. Ve bu onu adeta kudurtmuş olmalı ki, bana fermuarımı açmamı söyledi. Ben de, “Millet görür!” falan diyordum, ama bunu ondan daha çok istiyordum. Neyse, açtım fermuarımı. Aysu sikimi çıkardı, eline aldı, “Oyy oyy!” deyip yüzüme baktı ve 31 çektirir gibi sikimi okşamaya başladı. Aysu’nun eline boşalmak için neler vermezdim, ama olmuyordu, soğuktan boşalamıyordum.

Aysu boşalmam için eliyle epey bir uğraştı, ama olmuyordu. “Ağzıma alayım mı?” dedi. “Gören olursa madara oluruz!” dedim. “Korkma, birşey olmaz!” deyip, kucağıma yatar gibi yapıp, sikimi ağzına aldı. Bu da bir ilkti benim için, karşımızda göl yerine evler olsaydı bunu yaşayamacaktım belki de, ama arkamızdan birileri geçse fena madara olacaktık. Aysu sikimi birkaç dakika yaladı, emdi, ama ben yine boşalamadım. Vazgeçmeye meyilliydi şişko oruspu, ama ben tadına varmıştım ağzına vermenin, biraz daha devam etmesini söyledim. “Boşalacaksan tamam!” dedi. Ağzına boşalmayı çok istiyordum, ama olmuyordu. Bakir bir erkek buna nasıl dayanabiliyordu? Her gün mastürbasyon yapmam mı, yoksa havanın soğuk olması mı bilmiyordum, ama boşalamıyordum. Belki de ayazdandı. Kısacası, ben boşalamadan toparlandık ve ayrıldık. Ve Ayrılırken Aysu yine yapacağını yaptı ve benimle birdaha görüşmek istemediğini söyledi. Ben de busefer olay tamamen bitti diye düşünerek telefonumdan numarasını sildim.

Aradan kaç hafta geçti bilmiyorum, birgün bir arkadaşımla yemekhaneye giderken telefonum çaldı. Bir kız sesi, “Tanıdın mı beni?” dedi. Ben de bir isim salladım. “Yok, ben Aysu!” dedi. Yanımda arkadaş olduğu için ben üstü kapalı konuşuyordum. Napıyorsun, nasılsın faslından sonra, sonunda Aysu sadede gelebilmişti. Canının sıkkın olduğunu, ders çıkışı birşeyler yapmak istediğini ve sinemaya gidip gidemeyeceğimizi sordu. Ben de kendimi ağırdan satıyordum, ama nazı uzatıp ta avımı elimden kaçırmak da istemiyordum hani. “Biletleri sen alırsan neden olmasın!” dedim. Böylece kızlara para yedirmemiş de olcaktım. Aysu, “Peki!” dedi. Bir saat kararlaştırdık ve telefon görüşmesini bitirdik. Arkadaşla yemeğimizi yedikten sonra, “Ben derse girmeyeceğim!” deyip durağa gittim. Aysu ile telefonla konuşarak birbirimizi bulduk. Merhabalaştık. Otobüse bindik. Kudurduğu her halinden belliydi orospunun, “Beni özledin mi?” falan deyip bana sürtünüyordu otobüste. Ayakta dikeliyorduk, kalkık sikle elalaleme maskara olmak istemiyordum. Neyse, güç bela olsa da sinemaya gelmiştik.

Biletleri dediği gibi o aldı. Yerli bir komedi filmi vardı. Koltuğumuza geçtik, yanımız doluydu. İkimiz de rahat durmayacağımızı bildiğimiz için 2 öne geçtik. Orda boştu koltuklar ve kimse de farkedemezdi karanlıkta neler yaptığımızı. Sağı solu kontrol ettikten sonra elleşme ve yalaşma faslı başlamıştı yine. Film benim umrumda değildi, o ise beğenmişti, biraz izliyordu. Sikime dokunuşları yine zevk sıvılarımı pantolonumdan taşırmıştı. “Fermuarını aç!” dedi. Ben de fermuarımı açtım. Sikimi çıkarttı, eline alıp ufak ufak okşamaya başladı. Benim o an tek derdim boşalmaktı, ağzına almasını istedim. Ama o burda yalamayacağını söyledi, sikimi belli belirsiz okşamaya devam etti. Ben de boş durmuyordum, omzundan dekoltesine erişip, südyeninin içindeki memelerini okşuyordum. Yakalanacağız diye, ondan daha çok tırsan bendim, sürekli sağı solu çok kontrol ediyordum, ama milet salak gibi film izliyordu.

“Amımı elle!” deyince, elimi göğüslerinden çekip amına attım. pantolonunun üzerinden amını elliyordum. İkimiz de böyle birşey anlamıyorduk. Sonunda fermuarını açtı ve elimi içeri sokmamı emretti. Gerizekalının göbeğinden amına ulaşmak imkansızdı. Ben de ilk defa olduğundan am sanıyordum yağlarını. “Aşağı, aşağı!” komutları beni rezil bir duruma sokmuştu. Neyse ki biraz oturmasını düzeltince, elim amına erişebildi. Amı çok kıllıydı, iğrenmiştim. Bana tarif ettiği biçimde amına dokunmalarım devam ediyordu. Zevk sıvısı vıcık vıcık etmişti amını. “Sen azmışsın!” dediğimde, Aysu böyle az zevk aldığını söyledi. Ben de, “Ah şimdi evde olcaktık ki, domaltırdım seni, götünden sikerdim!” dedim. “Alamam!” dedi. “Alırsın, koca götün var, benim sikim ufak!” dedim. Bu tartışma esnasında bana kızlık zarının yerini tarif etti ve “Sakın parmağını daha fazla içeri kaydırma, kızlığımı bozarsan evlenmek zorunda kalırız!” dedi. Ben de, “Sorun değil, böyle azgın bir karım olsun isterim!” dedim, yalandı tabiiki de. O da aklınca beni beğenmiyordu. Gerçi üstüme kalsa da umrumda olmazdı, bir doktor kaç bin lira maaş alıyor neticede, özgürce aldatabilirdim de.

Neyse, ben amını okşuyor, parmağımı içine biraz sokuyordum. Aysu sikime yaptığı muameleyi çoktan yarıda kesmiş, kendi zevkinin tadını çıkarıyordu. Bense buna bozulmama rağmen ses çıkaramıyordum. İşimi iyi yapmış olmalıyım ki, “Elini biraz daha aşağı getir!” dedi ve göt deliğine götürdü elimi. İğrençti, ama azmıştım bir kere, napabilirdim ki. Yavaşca parmağımı götüne sokmamı emretti. Ben daha parmağımı ilk boğumuna kadar sokmadan, “Çıkar, acıdı!” dedi. Aklınca cehaletimden faydalanıp dümen yapıyordu bana orospu. Sinema çıkışı tuvalete gitti. Tuvaletten geldiğinde, “Külodum kan olmuş, herhalde tırnağından olsa gerek. Kızlığıma birşey olduysa beni bırakır mısın?” dedi. Alttan mesaj veriyordu bana. Ben de, “Ben öyle biri değilim!” gibisinden Palavraları sıkıyordum. Sinemadan sonra acıktığını söyledi ve Hamburgerciye gittik. Birşeyler yedik, kalktık. Geri yurda gidecektik.

Durağa doğru giderken birden yağmur bastırdı. Sırılsıklam ıslanmıştık. Sokaktaki 3-5 kişi de sağa sola dağılmıştı. Biz de daha fazla ıslanmamak için biraz ilerideki bir dükkanın önüne kaçtık. Saat 21:00 dedi mi, sokaklar bomboş olurdu ve yağmurdan da dolayı kimse yoktu. Biraz sonra yaklaşan Lüx bir araç farkettik. Araç tam önümüzde durdu ve camını açtı. İçinde düzgün giyimli, 35 yaşlarında bir adam vardı. Adam, “Öğrencisiniz galiba? Yurda gidecekseniz, yolumun üstü, bırakayım sizi!” dedi. Bana kalsa tereddütsüz hayır derdim, ama Aysu’ya baktım. Aysu da, “Yeterince ıslandık zaten, binelim!” deyince, ben de okeylemek zorunda kaldım. Aysu orospusu hemen öne bindi. Aslında erkek olarak benim öne binmem lazımdı, ama neyse. Aysu hapşurup duruyordu. “Çok üşüdüm!” deyince, adam kaloriferi açtı ve sohbet başladı. Arabanın içi ısınınca Aysu montunu çıkardı. Orospu göğüs dekoltesiyle adama resmen ziyafet sunuyordu, üstelik yağmur göğüslerini iyice belirginleştirmişti. Adamın rengi hafif değişmişti. Ben ise saçlarımı kurutmanın derdindeydim.

Adam sigarasının bittiğini, mahsuru yoksa önce Büfeye uğramak istediğini söylediğinde, okeyledik. Büfenin önüne geldiğimizde, adam, “Gençler, ben kendime bira da alacağım, isterseniz size de alayım?” diye sordu. Ben alkol kullanmadığımı söyledim, ama Aysu, “Aslında iyi olur, içimiz ısınır!” dedi. Adam 3 büyük bira alıp gelmişti. Ben adama, araba kullanırken alkol içmemesi gerektiğini söyledim. Adam, “Haklısın delikanlı! İsterseniz, ilerde güzel bir yer var, orada yarım saat mola verelim. Hem biralarımızı içeriz, hem de az sohbet ederiz. Ne dersiniz gençler?” dedi. Ben artık karışmıyordum, sohbetin dışında kalmıştım. Söz tamamen Aysu’daydı ve “Tamam!” dedi. Gözleri ışıldıyordu oruspunun, adamın içine düşecekti nerdeyse. Adam arabayı tenha bir yere çekti. Sonra da kendini tanıttı. İsmi Serdar imiş. İş adamıymış. Zaten böyle Lüx bir araba ancak böyle insanlarda olurdu. Neyse, Serdar anlattıkça, Aysu Serdar’ın gözlerinin içine bakıyor, mest oluyordu. Neyse ki Serdar iş muhabbetlerine fazla girmedi. Hangi bölümde okuduğumuzu falan sordu. Biz de bölümlerimizi, sınıflarımızı falan söyleyip, tanıştık. Sohbet devam ediyordu.

Bu arada bunlar birer bira devirmişti bile. Ama Aysu salağı herhalde hayatında ilk defa içiyordu ki, bir tane birayla konuşması yamulmaya başlamıştı bile. Merak ettiğim şey ise, 3. birayı kim içecekti? Serdar 3. birayı kibarca Aysu’ya teklif etti. Aysu da, “Yeterince içtim!” dedi. Serdar ısrar edince, Aysu, “Birlikte içersek, olur!” dedi. Şişelere bölüştürecek değillerdi ya, Serdar önce Aysu’ya uzattı şişeyi. Aysu bir iki yudum aldıktan sonra, şişeyi kuduruk bir şekilde yalamaya başladı. Resmen yarak yalar gibi yapıyordu. Serdar şaşırmıştı. Aysu sonra uzattı şişeyi Serdar’a, Serdar bir yudum aldı ve geri verdi. Aysu artık kendini aşmıştı diyebilirim. Orospu, ağzının kenarından kaçan damlaları parmağıyla ağzına götürüp, Serdar’a bakarak parmağını emiyordu. Serdar ise beni unutmuş, tamamen Aysu’ya odaklanmıştı. Aysu birden, “Ooo, kimler varmış burda!” deyip, Serdar’ın önüne elini attı. Sanırım Aysu’nun şişe yalaması Serdar’ı azdırmış ve sikini kaldırmıştı. Serdar artık kendini kontrol edemiyordu, bana baktı ve benim ses çıkarmadığımı görünce, Aysu’nun dudaklarına yumuldu ve yiyişmeye başladılar.

Aysu hiç vakit kaybetmeden Serdar’ın fermuarını açtı, sikini çıkarıp hemen saksoya başladı. Biraz sonra Serdar bana, “Biz de arkaya geliyoruz!” dedi, ben de kapıyı açtım. Aysu’yu arkaya aldık. Etrafta kimseler yoktu, zaten olsada göremezlerdi zaten, arabanın camları siyahtı. Neyse, Aysu Serdar’a sakso çekmeye devam ederken, biz de bir yandan Aysu’yu soymaya başladık. Birkaç dakika içerisinde Aysu çırılçıplak kaldı. Serdar Aysu’nun iri memelerini kemirirken, benim de sikim çoktan kalkmıştı. Serdar Aysu’nun götünü yoğurup, çantasında krem olup olmadığını sordu. Herhalde götünü sikmeyi düşünüyordu. Aysu, “Var!” deyince, Sedar benden kremi almamı istedi. Uzanıp alacaktım ki, Aysu’nun koca götünden öne uzanamadım, mecburen arabadan indim, önden kremi alıp geldim. Serdar Aysu’ya, “Bakire misin? Bakireysen götten sikecem!” dedi. Aysu, “Hayır, değilim!” deyince, ben şoka uğradım resmen. Adi kaltak, demek bana yalan söylemişti. Serdar da, “Tamam, o zaman tombul amını sikecem!” dedi.

Aysu’nun amının suları ta bacaklarına akıyordu. Serdar Aysu’yu kucağına alıp, alttan amına pompalamaya başladı. Bense şaşkın şaşkın izliyordum ki, Serdar bana (Sen de götüne sok!) der gibi işaret yaptı. Ben kremi Aysu’nun göt deliğine sürmeye başlamıştım ki, Aysu niyetimizi anladı ve “Olmaz!” deyip, Serdar’ın kucağından kalkmaya çalıştı. Serdar ise iki koluyla Aysu’yu sımsıkı sarmaladı ve bana, “Çabuk!” dedi. Ben de hemen yarağımı kremledim ve Aysu’nun götüne bastırdım. Sikimin başını sokmuştum ki, Aysu çığlığı bastı. Serdar, benim Aysu’nun götüne rahat girebilmem için seri pompalamaya ara vermişti. Ancak mümkünü yoktu, çok bağırıyordu Aysu. Serdar Aysu’nun dudaklarına yumuldu, ben de hemen kökledim. Götünün deliği sikimi mengene gibi sıkıyordu. Ben içinde beklerken, Serdar alttan hareketlendi ve “Hadi delikanlı, sik şu tombul kaltağın götünü!” dedi. Artık kimse durduramazdı beni, Aysu’nun götüne sert şaplaklar atıp, pompalamaya başladım. Aysu ilkin ağlıyordu, ama Serdar’ın memelerini ve boynunu kemirmesiyle az da olsa yumuşamıştı. Artık, “Ahhh!” yerine, “Ohhh, sikin beni!” sesleri çınlıyordu arabada. Aysu’yu tost yapmış, aramızda resmen eziyorduk…

Bir süre bu şekilde siktikten sonra, Serdar, “Şu götün tadına az da ben bakayım!” dedi. “Tamam!” dedim. Sikimi Aysu’nun götünden çıkarınca ‘Zort!’ diye bir osuruk geldi. Aysu’nun götdeliği yavaşça tekrar kapandı. Ben oturdum koltuğa, Serdar da çıktı Aysu’nun amından ve Aysu’yu benim yarağa bindirdi. Ohhh, böyle birşey olamazdı, şişko da olsa ilk defa sikim bir ama girmişti! Serdar da götüne soksun diye, ben altta kımıldamadan duruyordum. Ama Serdar, “Uff, göte bak be!” diyerek, Aysu’nun götdeliğini yalamaya başladı. Sonra birden Serdar’ın dili benim taşaklarda gezinmeye başlayınca, irkildim, nerdeyse boşalacaktım. Ben, “Geliyorum, kalk!” diyerek Aysu’yu kaldırıyordum ki, Serdar Aysu’nun omuzlarından bastırdı ve içine boşalmak zorunda kaldım. Aysu, “Naaptın yaa, hamile kalacam!” diye ağlamaya başladı. Serdar da, “Korkma, birşey olmaz!” dedi.

Serdar omuzlarını bastırmayı bırakınca, Aysu yarağımdan indi. Serdar da hemen Aysu’yu sırtüstü yatırıp, amını yalamaya başladı. Ama Aysu’nun amıyla birlikte, resmen amından süzülen döllerimi de yalıyordu. Bu manzara sikimin yeniden sertleşmesine sebep oldu. Serdar am yalarken, ben de kalkmış yarağımı Aysu’nun ağzına verdim. Serdar bu işlerde tecrübeliydi, amını yalayarak kudurtmuştu Aysu’yu. Aysu amının yalanmasından aldığı zevkle, benim yarağımı daha iştahlı yalıyordu. Serdar sonra Aysu’yu yeniden domalttı, yarağını Aysu’nun götüne yaslayıp, bir seferde kökledi. Aysu, önce, “Ahhh!” diye bağırdı, ama Serdar götüne seri bir şekilde pomplamaya başlayınca, “Ohh, sikin beni!” diye inledi. Ben de elimi amına attım, amından halen döllerim süzülüyordu. Aysu yarağımı tekrar ağzına aldı, kudurmuş gibi sakso çekiyordu. Sonunda Serdar böğürerek Aysu’nun götüne boşalınca, ben de fazla dayanamadım ve Aysu’nun ağzına boşaldım…

Biraz kendimize gelince toparlandık. Serdar bir sigara yakıp Aysu’ya verdi, bir tane de kendine yaktı. Ben sigara da içmiyordum. İkisi birden içince, Lüx arabanın içi bir anda duman dolmuştu. Öksürmeye başladım. Temiz hava almak için camı araladığımda, ikisi birden bana güldüler. Sedar, “Aferin delikanlı, seni takdir ediyorum! Sikişirken iyi bir performans sergilemek istiyorsan, alkol ve sigara hiç iyi değil!” dedi. Sigaraları bitince arabayı çalıştırdı ve yurdun yolunu tuttuk. Kız yurdunun önüne geldiğimizde, Serdar Aysu’ya, “Merak etme, hamile kalmazsın, kalırsan da Jinekolog arkadaşım var, aldırırız!” dedi. Aysu, “Jinekoloğa gerek yok, ilacı da var bunun, ama biraz pahalı!” dedi. Bunun üzerine Serdar cüzdanını çıkardı ve Aysu’ya 500 Lira uzattı. Aysu orospusu parayı görünce sevincinden uçtu resmen.

Aysu arabadan indikten sonra, Serdar bana da bir miktar para uzattı, ama ben kabül etmedim. Almam için ısrar etti, “Oğlum öğrencisin, yüzsüz olacaksın, biz de zamanında öğrencilik yaşadık, halden anlarız!” diyerek zorla elime tutuşturdu. Parayı cebime koyarken baktım ki, bana tam 1.000 Lira vermişti. Bu para benim en az 3 ay işimi görürdü. Ben arabadan inerken, “Haa, şunu da al, bir ihtiyacın falan olursa, çekinme ara!” diyerek, bir de kartvizitini verdi. Vedalaşıp, gaza bastı ve hızla uzaklaştı.

[Samet]

Üniversitedeki Olgun Hocam

Üniversitedeki Olgun Hocam
Üniversiteye iki yıl geç girmiş bir öğrenciydim. İlk yıl babamın işyerinde ona sürekli destek verdiğim için sınava pek çalışamamıştım, ikinci yıl da sınava geç kaldığım için sınav salonuna alınmayan talihsiz öğrencilerden biri olmuştum. Neyse ki üçüncü denememde İstanbul da iyi bir üniversiteye girmeye hak kazandım. Okuduğum okulu ve bölümümü yazamıyorum çünkü az sonra anlatacağım hikaye ile kimseyi zan altında bırakmak istemiyorum. İlk iki yılki dersler beni fazla zorlamamıştı ama üçüncü yıldan itibaren ağırlıklı olarak aldığımız branş dersleri bana biraz ağır gelmişti. Bir yandan babamın işinde çalışıp diğer yandan da okula gitmek zaten yeterince yoruyordu beni. Dördüncü yıl aldığım derslerden birinin hocası okulda sıfırcı hoca olarak ünlenmiş Cengiz Bey di. Altmışlı yaşlarda olan Cengiz hoca, alanına son derece hakim, özgüveni yüksek fakat çabuk öfkelenen, mükemmeliyetçi bir karakterdi. Çok seveni olduğunu sanmıyorum ama sınıfta inek tabir edilen bir grup öğrencinin ilahı gibiydi. Sınavlarında hep ters köşe yapar, kitaptaki en beklenmedik yerlerden sorduğu sorularla hepimizi sapır sapır dökerdi. Okulu uzatmak istemediğim için elimden geldiğince çalışıyor, sağdan soldan ders notu topluyor, hocanın taktiğini çözmeye çalışıyordum. Fakat ilk yarı yıl maalesef ben de pek çok öğrenci gibi başarılı olamadım. Bu şekilde giderse okul uzayacaktı. Gidip hocayla konuşmaya, tavsiyelerine baş vurmaya karar verdim.

Hocanın odası okulda öğretmen odalarının bulunduğu uzun koridorun en sonunda yer alıyordu. Cengiz hocayı sevmeyenler koridorun bittiği bu yere Cehennem Çukuru adını vermişlerdi. Hocayla bire bir konuşmayı bırak, sınıfta soru sormaya bile çekinen ben nihayet hocanın kapısına kadar gelmiştim. Elimi kaldırıp kapıya vuracakken kapı kendiliğinden açıldı. Elimi havada gören Cengiz hoca çatık kaşlarıyla beni şöyle bir süzerek, Acil bir durumun mu var? , dedi. Yok hocam sadece… , diyebildim. Tamam sonra yarın öğleden sonra akşam altıya kadar okulda olacağım . Peki hocam , diyebildim. Cengiz hoca elinde çantasıyla birkaç adım attıktan sonra döndü, beni tekrar gözleriyle baştan aşağı süzerek, Adın neydi senin? , dedi, Hangi sınıftansın? Adımın Önder olduğunu ve sınıfımı söyledim. Tamam yarın gelirsin , dedi ve yürüyüp gitti. Ertesi gün öğleden sonra saat üç civarı kapısı çaldım ve Girebilirsiniz , sesini duyduktan sonra içeri adım attım. Cengiz hoca masasında oturmuş bilgisayarında hızlı hızlı bir şeyler yazıyordu. Hah Önder di değil mi? Ben de seni bekliyordum. Daha erken gelseydin keşke . Hocaya eğer müsait değilse bir sonraki gün istediği saatte gelebileceğimi söyledim. Hayır, hayır. Sorun değil, geç otur bakayım , dedi bana masasının karşısındaki koltuğu göstererek. Sessizce oturdum.

Notlarına baktım Önder… , dedi Cengiz hoca kaşlarını çatarak, Durumun vahim çocuğum . Hocaya verdiği ödevleri de eksiksiz ve zamanında teslim ettiğimi söyledim. O ödevler sene sonunda kanaat notu gibi kullanılacak , dedi. Hocam benim bu yıl okulu bitirmem şart , dedim, Babamın geçtiğimiz yıl bir kalp krizi geçirdi. Artık kendini fazla yormak istemiyor. Ve seneye de işyerinin idaresini bana bırakcağını söyledi. Hocam, şu haliyle bile iş ve okul beni çok zorluyor… , diye derdimi anlattım. Tamam anladım da ben ne yapabilirim bu konuda? , dedi. Senin yerine sınav kağıdını ben mi doldurayım yani?… , dedi ekranına bakarak. Hocam mesela en azından hangi konulardan soracağınız hakkında biraz ipucu verirseniz, ben de o konulara ağırlık verebilirim . Cengiz hoca suratıma ölü balık gibi bakarak, Bu tarz şeylerle bana gelinmesi çok canımı sıkıyor , dedi. Baltayı taşa çarptığımı düşünüyordum, Özür dilerim hocam, saygısızlık etmek istemedim . Ayağa kalk! , dedi sertçe. Hemen oturduğum yerden kalktım. Beni iyice süzdükten sonra, Oda kapımın anahtarını sola çevir bakayım , dedi. Çevirdim. Şimdi kemerini çöz ve pantolonunu indir . Utançtan kıpkırmızı olmuştum, beyaz tenli ve kumral bir genç olduğum için hocanın da kızardığımı farkettiğine emindim. Haydisene ne bekliyorsun? İndir, indir! .

Çaresiz hocanın dediğini yaptım, kemerimi çözüp pantolonumu ayak bileklerime kadar indirdim. Cengiz hoca giydiğim beyaz dona bakıp, Annen mi alıyor bunları sana? , dedi. Belki o anda kırmızı değil mor bile olmuş olabilirdi suratım. Evet hocam, babamınkileri de annem alıyor , dedim. İndir şu berbat şeyi, göz zevkim bozuldu , deyince kalp atışlarımı ağzımın içinde hissetmeye başlamıştım. Cengiz hoca bu kez sankin bir şekilde, İndir yavrum, güzel çocuğum, indiiiiir… , dedi sırıtarak. Epeydir yoğunluktan etek traşımı da olmamıştım, orası orman gibiydi. Mecburen donumu da sıyırdım dizlerime kadar. Mmmmm, harika, pek güzel , dedi Cengiz hoca dudaklarını şapırdatarak, Tam da sevdiğim gibi bir muzun var, şöyle bir dön bakayım şeftaliyi de görelim . Ben olduğum yerde yüzseksen derece döndüm. Ovvv harika , dedi Cengiz hoca, Çok güzel, yaklaş masaya , dedi. Dönüp masaya yaklaştım. Elini uzattı, taşaklarımı avuçladı ve avucunda tartarak, Bunların da maşallahı var. Sünnetçin de iyi çalışmış, kıllarını da traşlamamış olman hoşuma gitti , dedi, Bak Önder, seninle bir anlaşma yapalım. Eğer sen beni mutlu edersen, ben de seni ederim . Nasıl olacak o hocam? , dedim korkuyla. Ne istersem yapacaksın, her hafta aynı saatte bu odada olmanı istiyorum. Finallere kadar! Yani sınavı geçirecek misiniz? Sen bana geçirirsen, ben de seni geçiririm evladım , diye edepsizce güldü. Sonra yüz ifadesi aniden sertleşerek, Haydi topla donunu da git artık! Haftaya aynı saatte burada ol, olmazsan ne olacağını söylememe gerek yok heralde…

O gün olanları kimseye anlatamadım, zaten anlatsam da kimse inanmazdı bana. Kendimi bu olanlardan ötürü kötü hissediyordum ama başka çarem de yoktu. Haftaya yine Cengiz hocanın odasına gitmek zorunda olduğumu biliyordum. Bir sonraki hafta kapısını çaldığımda, doğrudan adımla çağırdı beni içeri: Gir Önder! . Cengiz hoca eliyle bana işaret ederek odanın kapısını kilitlememi istedi. Ayakkabılarınla kalana kadar soyun, yerler soğuk olabilir, yere çıplak ayakla basmanı istemem , dedi. Tamamen mi? , diye sordum endişeyle. Evet oğlum, tamamen! Hocayı kızdırmak istemiyordum. Hemen üzerimdekileri çıkarıp masasının üzerine koydum. Hoca giysilerimi alıp bir çekmeye koyup kilitledi ve çantasından bir poşet çıkartıp bana fırlattı. Havada yakaladım. Aç bakalım içinde ne var? Açıp baktığımda torbada iç çamaşırına benzeyen bir şey gördüm. Giysene, ne duruyorsun? , dedi Cengiz hoca. Giydim ama doğru giyip giymediğime emin olamadım çünkü kalçalarım açıkta kalmıştı. Daha önce hiç böyle bir şey görmemiş olduğun her halinden belli… , dedi Cengiz hoca sırıtarak, Ama yakıştı . Yanıma gelip aletimi avuçladı, elini enseme atıp bir anda dudaklarıma yapıştı. Refleks olarak hocayı itmeye kalktım. Ulan!!! Napıyorsun?!! , dedi, Ne yaptığını sanıyorsun sen?!! Şimdi bir telefon ederim güvenliğe, gelip seni bu halde alır götürürler. Artık okuldan mı atarlar, hapse mi atarlar bilmiyorum!

Hocam özür dilerim, ben yapamıyorum. Bırakın gideyim, kimseye bir şey söylemem, isterseniz sınıfta bırakabilirsiniz , dedim. Cengiz hoca tiksintiyle baktı bana, Ben de seni erkek sanmıştım! Şu haline bak… Yazık! , dedi. Ben giysilerimi verip beni kovacağını zannederken, Alışacaksın ama! , diyerek donumu indirip aletimi ağzına aldı. Babamdan daha yaşlı olan bu adam, porno yıldızlarından da iştahlı bir şekilde yalayıp emiyordu aletimi. Bir ara durup, Kız arkadaşın var mı? , diye sordu. Yok… , dedim. Tahmin etmiştim , dedi gülerek. Aletim taş gibi olmuştu, zevk alıyordum ama aynı zamanda hocayı kızdırmaktan korkuyordum. Ben evliyim ama yarrak da severim , dedi hoca sanki sormuşum gibi, Hele seninki gibi büyük yarraklara bayılırım. Haydi şimdi iki elinle tut ve ağzımı sik… Ben ellerimi usulca hocanın boynuna koydum, Beni boğ demedim, başımı tut dedim ulan! Ellerimi kendi elleriyle kulaklarının üstüne yerleştirdi. Şimdi gırtlağıma kadar sok bastıra bastıra! Ben yapmaya çalışıyordum ama korkuyordum da. Bastırsana! Aletimin başı gırtlağına inene kadar içeri ittim, hoca hızlanmamı istiyordu. Hızla sikmeye başladım, bir süre sonra nefes alış verişim hızlanmış, hafifçe inlemeye başlamıştım. Tam boşalmak üzereydim ki hoca aletimi ağzından çıkarıp sıvazlayarak masanın üzerindeki kahve fincanının içine boşalttı beni. Daha sonra da fincanı kaldırıp döllerimi ağzına boşalttı. Aletimin ucundan hala döl akıyordu. Aletimin sapını kavrayıp ağzına, yüzüne sürmeye başladı. Ohhh harikaydı. Şimdi iki posta daha boşaltacağım seni sonra haftaya devam edeceğiz , dedi Cengiz Hoca. Eve döndüğümde aletim emilmekten zonkluyordu.

Bir sonraki hafta buluştuğumuzda Cengiz Hoca, Haydi yardım et de şu masadakiler boşaltalım , dedi. Beraber masasının üzerindeki bütün eşyaları masanın yanındaki küçük kahve masasının ve koltuğun üzerine koyduk. Cengiz hoca ayakları yerdeyken masanın üzerine doğru uzandı ve Haydi bakalım Önder, pantolonumu sıyırıp indir, donumu da , dedi. Pantolonunu indirince altında dantelli bir kadın iç çamaşırı olduğunu gördüm. Hoşuna gitti mi? , diye sordu. Bilmiyorum , dedim. Bilmiyorsan öğren! , diye tersledi hoca, İç çamaşırımı indir bakalım ne göreceksin… Dediğini yaptığımda tertemiz kılsız bir delik ve yuvarlak dolgun bir popoyla karşılaşmıştım. Hocanın yumurta iriliğindeki taşakları ve küçücük aleti de görünüyordu alttan. Beğendin mi şimdi? , dedi. Evet , dedim yanlış bir şey söylemek istemediğim için. Çok mu? , diye sordu. Evet çok . O halde eğil ve deliğimi yalamaya başla … Daha önce hiç yapmadığım bir şeydi. Popomun yanaklarını iki elinde tutup ayır, evet işte öyle, sonra ağzını bastır orama… ınnhhhh evet, yala hadi… offff harikasın! Ben deliğine dil attıkça inliyor, edepsizce şeyler söylüyordu. Bu arada hocanın aleti de kalkmıştı. Bir eliyle aletini de çekiştirip okşayan hoca, Şimdi sikinin başını sürt oraya hadi! , dedi. Kalkıp sikimi sapından tutarak fırçayla boya yapar gibi deliğine sürtmeye başladım.

Cengiz hocanın deliği giderek kayganlaşıyordu çünkü zevk suyum da akmaya başlamıştı. Bir anda penisimin kafası hocanın giderek açılan deliğine girip çıktı. Sikecek misin beni? , diye sordu Cengiz hoca. Siz nasıl uygun görürseniz hocam , dedim. Aferin, izin veriyorum, sikebilirsin… Orospunu siker gibi sikmeni istiyorum Ben deliğine aletimi sokmaya başlayınca hoca ellerimi tutup memelerinin üzerine koydu. Sikerken memelerimi de okşa! , dedi, Ulan ilk defa yaptığın nasıl da belli her halinden! . Gidip gelmeye başlamıştım. Hoca zaman zaman bacaklarının arasından uzanıp taşaklarımı okşuyor, İçime boşaltacaksın bunları! İstiyorum! diyerek ofluyor, inliyordu. Ben artık dayanamayıp gelmek üzere olduğumu söyleyene kadar Cengiz hocayı sikmeye devam ettim. Tamam gelirken taşakların deliğime değene kadar batır içime dibine kadar girsin , dedi. Tam fışkırtmak üzereyken hocanın dediği gibi taşaklarım onun taşaklarına çarpana kadar bastırdım. Aldığım inanılmaz zevkten kasıla kasıla hocanın içini döllerimle doldurmaya başladım. Hala geliyor musun? , diye sordu Cengiz hoca, Vay vay vay, sen de götçüymüşsün demek ki. Emerken bu kadar gelmemiştin . Hocanın sen de götçüymüşsün , demesine aklım takılmıştı, acaba başka öğrencilerle de yapıyor muydu diye merak ettim ama soramazdım.

Haydi kalk üstümden, offf içim nasıl da doldu, üzerimizi giyinelim de çıkalım artık , diye apar topar çıkardı beni odasından Cengiz hoca. Önce yakınlardaki tuvalete gidip aletimi yıkadım, her ne kadar içinden bir şey çıkmasa da sonuçta bok çukura sokmuştum onu. Eve otobüsle döndüğüm için elimi cebime attım, bir de baktım öğrenci kartım düşmüş. Kesin hocanın odasında düşürdüm , diyerek çarçabuk Cengiz hocanın odasına koşturdum, hoca çıkmadan onu yakalamayı umuyordum. Tam odanın kapısına varmıştım ki içeriden hocanın derince bir Ohhh , çektiğini duydum. Usulca kulağımı kapıya dayadım, Deliğimi emmmm hadi emmmm! , diyordu. Şaşırmıştım, odada başka biri daha olmalıydı ama kim olduğunu göremiyordum. Hocam deliğinizden akan bu şey döl mü?! , dedi tanıdık bir ses. Evettt, sana ne Murat! Sen em ve yut haydi durmaaaa! … Yaşadığım şoku anlatamam. Murat, benim sınıf arkadaşlarımdan biriydi ve bilmeden Cengiz hocanın deliğinden emdiği döllerimi yutuyordu. Tuhaf ama pantolonumun içinde aletim yine taş gibi olmuştu. Hocanın o akşam beni apar topar yollamasının nedeni ortaya çıkmıştı. Beni bir an önce yollayıp Murat ı atmıştı odasına. Hoca bir anda Dur! Kapının önünde biri mi var bakacağım… , demesiyle kıçımdan ateşe verilmiş gibi koşa koşa uzaklaşmıştım o koridordan. Hademelerden biri de bağırmıştı bana, Koridorlarda koşmak yassak!

Sonraki hafta odasına gittiğimde, Cengiz hoca beni soyundurup yarrağımı ve vücudumu yalamaya başladıktan bir süre sonra, Geçen hafta otobüs kartını odamda düşürmüşsün , dedi, Neden bir haftadır gelip istemedin?… . Sizi rahatsız etmek istemedim hocam , dedim. Ne kadar da düşüncelisin, peki aynı akşam gelip isteseydin?… Siz çıkmışsınızdır diye düşündüm . Hmm, doğru mu bu? İnanayım mı?… Yemin ettim, Valla hocam, odanıza gelmedim . Kalkıp yanağıma sert bir tokat attı. Ahlaksız! Yalancı! Nasıl da yalan söylüyorsun gözümün içine baka baka! , dedi. Yalan söylediğimi nerden anladı derken, aklıma hademe gelmişti. Kesin o herif beni hocaya ispiyonlamıştı. Özür dilerim hocam, nolursun affet… Yüzüme nefret ve tiksintiyle bakarak penisimi sıkıyordu avucunda. Seni cezalandıracağım Önder , dedi, Her suçun bir cezası olmalı, öyle değil mi? Hocaya her tür cezaya razı olduğumu, beni sınıfta bırakmaması için özür dileyip yalvarıyordum. Hemen telefonunu eline aldı. Ben güvenliği arayacağını düşünüyordum. Murat? İşin yoksa seni hemen odama bekliyorum , diyip kapattı telefonunu. Az sonra kapı vuruldu. Murat sen misin? , diye sordu hoca. Evet hocam , diye bir ses duyuldu. Cengiz hoca gidip anahtarı çevirip açtı kapıyı.

Murat içeri girip beni çırılçıplak görünce çok şaşırmış ve utanmıştı. Cengiz hoca hemen kapıyı kilitledi. Otur Murat sen koltuğa , dedi hoca. Evet Önder, masayı boşalt ve geçen hafta uzandığım gibi masaya uzan . Dediğini yaparken cezamı tahmin etmeye çalışıyorum, Ellerini arkana uzat! , dedi Cengiz hoca sertçe, Uzat uzat uzat! Kravatımla ellerimi bir güzel bağladı. Herhalde Murat a deliğimi yalatacaktı diye düşündüm, buna dayanmak için gözlerimi kapatıp dişlerimi sıktım. Haydi Murat, geç arkasına, indir pantolonunu evladım! . Murat deliğimi yalarken Cengiz hoca da onunkini emecekti heralde çünkü Cengiz hocanın iştahlı emme sesini duyuyordum arkamda. Murat hafifçe inliyor, Cengiz hoca da Ohhh aslanım, mmmhhh, ohhhh koçum! , filan diyordu. Birden bire Cengiz hocanın bir şapırtı sesiyle ağzından Murat ınkini çıkardığını duydum, gözlerim hala kapalıydı. İşte şimdi Murat ın ağzı deliğime kapanacaktı. Fakat hiç beklemediğim bir şey oldu, Murat aletinin mantar gibi olan kafasını deliğime bastırıyordu. Tükür çocuğum! Tükür o deliğe önce! , dedi Cengiz hoca. Hocam!!! Yalvarırım yapmayın!!! Bu ceza çok fazla!!! , diye bağırdım. Elini ağzıma kapattı. Ne bağırıyorsun… NE VAR!??… Cezan bu işte, kes sesini ve razı ol! Kendi ayağından çorapları çıkartıp ağzıma tıktı.

Az sonra Murat deliğimi sikmeye başlamıştı. Gözlerimden acıyla yaşlar boşanıyordu çünkü Murat ınkinin kafası ve gövdesi benimkinden çok daha büyüktü. Cengiz hoca eğilip sırıtarak yüzüme baktı, Nasıl zevk alıyor musun Önder? , diye sordu. Yanağıma süzülen gözyaşlarını suratımdan yaladı sıcak diliyle. Ben çok zevk alıyorum , dedi, Seni böyle bekaretini arkadaşın Murat a verirken izlemek bana çok zevk verdi doğrusu . Murat, Hocam gelmek üzereyim, ne yapayım? , diye soruyordu. Hocanın gözlerinin içine yalvararak baktım, başımı istemiyorum anlamında iki yana sallayarak. Muratçığım, Önder senin içine boşalmanı istiyormuş , dedi Cengiz hoca, Nasıl yapacağını biliyorsun, değil mi? Dibine kadar batır, ondan sonra boşal çocuğum… Murat ın aniden kalın aletini deliğime köklediğini hissettim, deliğimin hafifçe yırtıldığını hissettim. Mmmmm, Önder in götünün bekaretini almış oldun böylece Muratçığım! , dedi Cengiz hoca ellerini çırparak, Harikasın!… Haydi üstünü giy ve git temizle aletini! Malum Önder daha yeni, bilmiyor bu işleri, penisin biraz kirlenmiş görünüyor… Utançtan yerin dibine girmiştim. Murat gittikten sonra Cengiz hoca ağzımdaki çoraplarını çıkartarak çöpe attı. Çekmecesinden yeni bir çift çorap çıkartıp giydi. Ellerimi çözmeden önce, Özür diledin mi sen? , diye sordu. Dilemiştim ama bir daha diledim. Hocam çok özür dilerim . Elinin tersiyle haydi git işareti yaptı somurtarak. Tam kapıdan çıkıyordum ki bana, Haftaya tam saatinde burda olacaksın… , dedi.

Böylece Cengiz hocanın seks kölesi haline gelmiştik, Murat ve ben dışında birkaç öğrencinin daha hocaya hizmet ettiğini biliyorduk ama kim oldukları konusunda ikimizin de fikri olmadığı gibi artık merak da etmemeye şartlanmıştık. Bir hafta Cengiz hocanın odasında buluştuğumuzda bu defa içeride bir başka kişiye daha rastladık. Bu Cengiz hocadan belki on yaş daha genç olan Abdullah adında beni hocaya ispiyonlayan hademeydi. Cengiz hoca, Murat la bizden Abdullah ı aynı anda emip yalayarak boşaltmamızı istiyordu. Hocam bu iki ibneyi sikeyim istersen, sen de izle , diyordu hademe. Ona da sıra gelecek, önce yalasınlar zevke getirsinler seni , dedi. Abdullah abinin yarrağı şekilsiz ve çirkin bir aletti ama oldukça heybetliydi. Biz dizlerimizin üzerine çöküp yalamaya başladık. Murat sen tek tek taşaklarını yalayıp em! , dedi Cengiz hoca, Önder sen de sapını yalayarak başını em . Abdullah abi keyiften Oyy oyy , dedikçe oluk oluk zevk suyu akıtıyordu. Adam boylu boyunca Cengiz hocanın masasına uzanmış aynı anda yaptığımız oralın tadını çıkarıyordu. Abdullah abi gelmek üzereyken Hocam bu ikisi beni yedi, bitirdi, bırak sikeyim bir tanesini ya nolur , diye yalvarıyordu. Hangisini istersin? , diye sordu Cengiz hoca, Önder! Murat! kalkıp popolarınızı dönün Abdullah abinize! , dedi.

Ben Abdullah abinin beni seçeceğini zaten biliyordum. Adam götümü mıncıklayarak okşadıktan sonra, Bu olsun , dedi Cengiz hocaya, Bunun götü daha güzel, küçük ama kalkık . Cengiz hoca sırtlan gibi güldü, Kalkık mı? Hahaha, evet ilk zamanlarda onun götünü çok kaldırdım ben ne yazık ki, sen de sike sike indirirsin şimdi Abdullahçığım , dedi. Abdullah abi belimden sarılıp beni masaya yatırdı, anında dibine kadar soktu. Murat ın yarrağını yiye yiye artık alışmıştım bu kadar büyük yarrak yemeye. Cengiz hoca bacaklarımızın arasına girip bir yandan Abdullah ın sarkık taşaklarını emerken bir eliyle beni sağmaya, diğer eliyle de kendine otuzbir çekmeye koyuldu. Murat da masanın diğer tarafından ağzıma vermişti. Abdullah abi anıra anıra içimi dölleriyle doldururken, Murat da ağzımda patlatmıştı şampanyayı. Ben de boşalırken Cengiz hocanın kafasını ağzına aldığını ve yutkuna yutkuna döllerimi içtiğini hissediyordum Abdullaha abi yorgun bir halde üzerimde yatarken. Doydun mu Abdullah? , diye sordu Cengiz hoca, Daha ister misin? Abdullah abiye tek sefer boşalmak yetiyordu. Çok sağol hocam, müthişti , dedi, Vay be Önder sende de ne göt varmış ha, fena boşaldım lan içine . Cengiz hoca, Abdullahçığım artık bu koridorda nöbet tutarak rahat rahat sikişmemizi sağlarsın heralde , dedi. Hocam ayıp ediyorsun, tabi ki bundan sonra benden izinsiz kimse koridorun bu kısmına adım atamaz .

Finaller yaklaşırken Cengiz hoca artık sınavları hazırlamaya, biz de ders çalışmaya yoğunlaştığımızdan görüşemiyorduk. Ben hala okulu bitirip bitiremeyeceğimi bilmiyordum. Tuhaf bir şekilde artık canım seks yapmak istiyordu, göt sikmek bir yana deliğimin bir yarrakla doldurulmasını hissetmek artık bir ihtiyaç haline gelmişti benim için. Murat la ders çalışma bahanesiyle buluşup seks bile yaptık bir kaç defa. Finallerden bir hafta önce Cengiz hoca beni odasına çağırdı. Önderciğim, seni adam etmek için bayağı uğraştım bu dönem boyunca ama artık seni mezun etmenin de zamanı geldi , dedi. Heyecanlanmıştım. Şimdi, ben sana on tane konu başlığı söyleyeceğim, bunların yarısıyla ilgili soru çıkacak sınavda. Bunlara çalışırsan geçersin merak etme , dedi. Cengiz hoca konu başlıklarını yazmamı istemedi, sadece aklımda tutmamı ve kimseye söylemememi tembihledi. Bunları başkalarına da söylersen sınavı iptal ederim zaten , dedi ki zaten söylemezdim. Bunları öğrenebilmek için ödediğim bedelden sonra sınıfın geri kalanı umurumda değildi artık. Ve final zamanı geldi çattı. Hoca sözünde durmuş ve bana söylediği konulardan sormuştu. Tüm sınavlar bitip notlar açıklanmaya başladığında merakla Cengiz hocanın sınav sonuçlarını duyurmasını beklemeye koyulduk. Nihayet sonuçlar açıklandı, Murat da ben de iyi notlar alarak geçmiştik. Hatta sınav sonuçlarından hocanın başka kimlerle birlikte olduğunu anlamaya çalıştık ama bizim kadar yüksek puan alan birilerine rastlamamıştık. Muhtemelen diğerlerine söylediği konular bize söylediklerinden azdı. Okulu bitirdiğim için çok sevinçliydim. Diploma töreninde de diplomamı Cengiz hocanın elinden almıştım, hoca kulağıma eğilip, Törenden sonra odama bekliyorum, grup var , demişti.

Törenden sonra Cengiz hocanın odasına gittiğimde, odada Murat haricinde beş kişi daha olduğunu gördüm. Diğerleri başka sınıflardandı ama hepsi de Murat ve benim gibi yakışıklı çocuklardı. Evet artık bu başarınızı ıslatmanın zamanı geldi, soyunun dedi ve seneyi muhteşem bir grup seks partisi ile kapattık. Hoca odasına hem alkol, hem de aperitif bir şeyler getirtmişti biz gözde öğrencileri için. Cengiz hoca her zamanki gibi masasını boşaltmış, pantolonunu indirmiş, sonradan karısına ait olduğunu öğrendiğimiz kırmızı dantelli donunu sıyırarak götünü bize sunmuştu. Tabi sadece götünü değil, ağzını da doldurduk hocamızın. Hepimiz en az birer ikişer posta olmak üzere Cengiz hocanın içine boşalmıştık. Bu sırada hademe Abdullah abi de basılmamamız için koridorun başında nöbet tutuyordu. Okul bittikten sonra Murat la sevgili olduk. Belki Cengiz hoca olmasaydı hiçbir zaman tanışamazdık. Tüm yaptıklarına rağmen Cengiz hocadan nefret etmiyordum, aksine Murat la beni tanıştırdığı için ona minnettardım.

sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan eryaman escort bayan sakarya escort bayan