%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 29 Ozge Yengem

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 29 Ozge Yengem
Gözlerini benden kaçırdı ve kapının önünden yürüyerek gitti. Özge’nin içinden çıkıp yanına yığılmıştım. Özge bir süre derin nefes alıp vererek yataktan kalktı ve yan tarafta duran peçeteyi alıp lavaboya gitti. İçine akıttığım dölleri temizleyecekti. Bende yataktan kalkıp şortumu giyip çıktım odadan. Aşağıya indiğimde Gülizar yemek masasında kahvaltısını yapıyordu. Yüzüme bakmıyor, konuşmuyordu. Bir çay katıp oturdum masaya. Kahvaltımı yapıyordum telefonum çalıyordu. Üst katta unutmuştum. Özge elinde telefonla merdivenlerden indi;

– Tatlım Zeki aradı seni açamadım.
– Tamam canım ararım onu sonra.

Gülizar gözlerini kaldırıp arada yüzüme bakıyordu. Kahvaltımı yaptım;

– Canım ben dışarıya çıkıyorum görüşürüz akşama.
– Tamam aşkım.

Mutfakta çay katan Özge’nin yanaklarından öpmüştüm. Gülizar kahvaltısını yapmaya devam ediyordu. Dışarıya çıktığımda salakça etrafıma bakınıyordum. Uzaklardan Zeki gözüktü yürüyerek geliyordu. Beni görünce el salladı;

– Aloow hacı gülle günaydın!
– Günaydın Zeki!

Bana doğru koşuyordu. Yanıma iyice yaklaştı;

– Kanka hadi gidiyoruz.
– Nereye?
– Yoruldum amına koyayım. İlayda gidiyor. Yolcu edeceğiz senide alıp gelmemi söylediler.
– Nereye gidiyor?
– Yurt dışına. Amerikaya gidiyor okul için. Vedalaşacağız.
– Yapma be gidiyor demek he.
– He hacı gülle gidiyor, gitmeden kayaydın kıza iyi olurdu da.
– Aramadı ki hiç.
– Neyse hadi atla arabaya geç kalacaz.

Arabaya geçtik, İlayda’nın evine doğru sürmeye başladım.

– Herkes orada mı?
– Ferhat, Mete, Melisa orada. Ailesi var birde.
– Bugün mü gidiyor.
– Aynen hacı gülle, akşam 5’te uçağı var.

İlayda’yı her ne kadar Özge’yi unutmak için kullanmış olsam da, güzel kızdı. Seviyordum kendisini. Özge’nin yerini kimse tutamadı tabii ki. Yolda giderken Zeki ile laflıyorduk.

Zeki;

– İnşallah aynı yerde yaparız askerliği.
– Aman tövbe de amına koyayım.
– Niye lan süper olmaz mı?
– Olmaz Zeki.
– Olur bence hacı gülle. Anılarımızı anlatırız yeni yetmelere.
– Sen anlatırsan kimse inanmaz ki oğlum.
– İşte o yüzden yanımda sizde olun. O zaman inanır hacı gülleler.
– Şans artık Zeki gidelim de bir.

İlayda’nın evinin kapısının önüne geldik. Arabayı durdurdum ve indim. Zeki önden gidip kapıyı çaldı. Melisa açmıştı kapıyı.

Melisa;

– Hoş geldiniz beyler.

Zeki melisa’nın yanağından makas aldı;

– Hoş bulduk şekerim.

Bende arkasından gittim.

– Ne haber Melisa?
– İyidir kuzey
– Sen ne yaptın üniversite işini?
– İstanbul’a yaptım tercihimi.
– He kazandın yani hangi bölüm?
– Hukuk.
– Çok sevindim. Tebrik ederim.
– Sizde askere gidiyormuşsunuz? İçeride İlayda’nın babası askerlik anılarını anlatıp duruyor bizimkilere. Ferhat melankoliğe bağladı.
– Sorma ya hindi gibi düşünüyor o.

Melisa ile yürüyerek bahçeye kadar gelmiş, sohbet etmiştik. İlayda’yı karşımda görünce çok şaşırmıştım. O genç kızlık görüntüsü yoktu üzerinde, hani sikildikçe güzelleşir, olgunlaşır ya kadın. İşte İlayda’da o kadınlık evresine girmiş, olgunlaşmıştı.

İlayda;

– Hoş geldin kuzey.

Bana gelip sarılmıştı. Çok güzel kokuyordu. Ellerimi sırtına attım ve karşılık verdim.

– Hoş bulduk canım gidiyorsun demek.
– Evet. Hadi gel.

Elimden tutup çocukların yanına götürdü beni. İlayda’nın babası beni gördü;

– Heyt be 4. Komando da geldi. Kırkağaç demek.
– Evet, baya kötü diyorlar orası için de.
– Kötü değil de, çok sıkı eğitimi var.

İlayda’nın babası askerlik anılarıyla bayacaktı artık bizi. Neyse ki İlayda gelip kurtardı bizi.

İlayda;

– Bu kadar sohbet yetmez mi baba? Bırak arkadaşlarımla son kez sohbet edeyim.
İlayda benim ve Mete’nin elinden tutup çekti, Zeki hala İlayda’nın babası ile sohbet ediyordu. Ferhat da arkamızdan düşünceli bir şekilde geldi.

İlayda;

– Ne içersiniz?

Ferhat;

– Ben getiririm siz oturun.

Ben;

– Kanka bira alayım ben.

Mete;

– Aynen bende.

Ferhat;

– Tamamdır.

Ben;

– Ne kadar kalacaksın orada? Gelecek misin türkiyeye?
– Tabii ki geleceğim. Özellikle sizin acemilik bittiği zaman tekrar görüşürüz.

Mete;

– Orada ortamın daha güzel olacak kızım, unutma bak sonra bizi.
– Aşk olsun Mete ya unutur muyum hiç sizleri.

Mete’ye sarılmak için hareket ettiğinde kucağıma doğru yatmak zorunda kalmış, o elbisesinin arasından güzel memelerini görüyordum. İlayda’nın annesi yanımıza geldi. Neredeyse ilk kez görüyordum annesini. Yani annesi demeye şahit lazım. Kadın ablası gibi duruyor, çok keskin vücut hatlarına sahipti. Siyah beyaz bir elbisesi vardı üzerinde. Kilolu değil, aksine zayıftı. Omuzları geniş, kolları kalındı. Beli ince, kalçaları çıkıntılıydı. Spor öğretmeniymiş. Salonu varmış. Böyle birisi olması gayet normal aslında.

İlayda’nın annesi;

– Hoş geldiniz gençler.

Hoş beş sohbet ettik, bahçede yemeğimizi yedik, sohbetlerimizi ettik. Artık İlayda’yı uğurlama saati geliyordu. Herkes ayaklanmıştı. Araçlarımıza binip havaalanına doğru gittik. Hep birlikte uğurlayacaktık İlayda’yı. İlayda tüm işlemlerini yaptırmış, eline küçük bir çantasını almış bize bakıyordu. Melisa duygulanmış Zeki ile birlikte ağlıyordu.

Hadi ben aralarına gireli bir sene oldu. Ama bu insanlar onunla en az 4 yıl geçirmişti. Melisa, İlayda’nın 8. Sınıftan beri arkadaşı, aile dostlarıydı ailesi. Ferhat, Mete, Zeki lise döneminden 4 yıllık bir arkadaşlıkları var, her anları birlikte geçiyordu. İlayda bakmakla yetinmedi ve bize doğru koştu. Melisa İlayda’ya koşarak sarıldılar. İlayda’da ağlıyordu. İlayda yanımıza geldi. Önce Zeki sonra Mete, Ferhat ile sarılarak son kez vedalaştı. Yanıma geldi ve göz yaşlarını sildi. Kollarını açtı ve sımsıkı sarılarak;

– Seni unutmayacağım kuzey. Her şey için teşekkür ederim. İrtibatı kopartmayalım olur mu? bol bol konuşuruz.
– Tabi canım merak etme. Şansın bol olsun

İlayda’nın bineceği uçak için anons yapılmıştı;

“Lütfen dikkat! Türk Hava Yolları, TK 2040 Sefer sayılı, İzmir, Los Angeles uçağı 312A Numaralı çıkış numaralı kapısından, yolcu alımına başlamıştır. Yolcuların çıkış kapısından, uçağa gelmeleri rica olunur.”

Bu anons üzerine İlayda bana sarılmayı bırakmış, ellerimden ellerini çekerek arkasına bakarak gidiyordu. Göz yaşlarına boğulmuş, eliyle yüzünü kapatarak koşmaya başladı. Son arayı dönmüş gözden kaybolmuştu artık. Melisa Zeki’ye sarılmış ağlıyor. Ferhat bağdaş kurmuş oturuyor. Mete eliyle sırtımı sıvazlıyordu. İstem dışı gözlerimden ince bir yaş süzüldü. Tüm o yaşadığımız iyi, kötü anılar film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyordu. Ferhat ayaklandı;

– Aa hadi ama abi, kız için sevinmemiz gerekirken, burada oturmuş göz yaşı döküyoruz. Telefon, internet denen bir şey var görüşürüz elbet hadi kalkın silkelenin.

Mete;

– Aynen abi hadi çıkalım.

İlayda’nın babası;

– Gençler geldiğiniz için teşekkür ederim kızımı yalnız bırakmadınız. Biz eve geçiyoruz. Var mı bir istediğiniz.

Mete;

– Teşekkürler, bizde bir kafeye gidip oturacağız.
– Peki görüşmek üzere hoşçakalın.

İlayda’nın babası karısının beline sarıldı ve ayrıldılar havaalanından.

Melisa’nın omzuna kolumu atıp sarıldım. Diğer kolumun altına da Zeki girmişti. Onlara sarılarak çıktık bizde havaalanından. Üstümüzden yeni havalanmış bir uçak geçiyordu. Hepimiz ona bakıp el salladık.

Zeki;

– Of hacı gülleler of. Keşke lise döneminde kalsak, hep bir arada olsaydık yine.

Melisa göz yaşlarını sildi;

– Aman allah korusun Zeki seninle bir dört sene daha çekemem.
– Hişt kız zilli, az daha karım oluyordun onu ne yapacan zilli ye bak ya.

Melisa gidiyor, arkasından Zeki onunla konuşarak arabaya doğru gidiyordu. Ferhat yanıma geldi;

– Vay be. İlayda’da gitti. 2 ay sonra bizde yokuz. Ekip dağıldı amına koyayım.

Mete;

– Nereye dağıldı lan! Askerden sonra yine bir aradayız.

Ben;

– Aynen öyle. Karartmayın enseyi hadi gidip bir şeyler içelim. Melisa! Melisa geliyor musun bizimle?
– Yok şekerim siz takılın, ben taksiye atlayıp eve gideceğim. Hazırlamam gereken birkaç evrak işlerim var.
– Tamam canım görüşürüz. Zeki! Gel lan buraya sen nereye?

Zeki gülerek geri geliyordu;

– Hasta oğlum bu kız bana, yanıyor ya!
– Ulan kız arkasına bakmadan gitti.
– İşte bunlar hep naz güzel kardeşim. Hem sen ne anlarsın ulen. Anca kızları sikmekten anlıyorsun hacı gülle.
– Adama bak ya. Yürü len totoş.

Ensesine tokat atmıştım. Araçlara geçip oturduk, telefonum çalıyor Cennet arıyordu;

– Alo kuzey neredesin?
– Arkadaşlarlayım ne bu telaş?
– Çabuk bize gel, ya eski eşim kapıda, bağırıyor, küfürler ediyor.
– Kızım polisi arasana ben nasıl yetişeyim havaalanındayız!
– Polislik mevzu değil Kuzey yalvarırım çabuk gel.
– Tamam, tamam geliyoruz hemen.

Bitmedi bir aksiyonlu hayatım amına koyayım! Arabadan indim. Ferhat ile Mete’nin aracına gittim.

– Beyler Cennet’in evine gidiyoruz kocası mı ne gelmiş, olaylar karışık hadi basın gidin hemen geliyoruz arkadan.

Ferhat arabaya gazlayıp uçtu gitti. Zeki direksiyondaydı;

– Kaç len kenara.
– Niye lan ben sürecem.
– Oğlum kaçıl Cennet’in başı dertte.
– Tamam amına koyayım gel.

Zeki yan tarafa geçmiş, direksiyona geçip çalıştırdım arabayı. Son gazla çıktık yola. Olabildiğince hızlı gidiyordum Zeki koltuğa yapışmış söyleniyordu;

– Yavaş git amına koyduğum ölmek istemiyorum, askere gideceğim ben daha.
– Sus Zeki sus. Kızın başı dertte diyorum amına koyayım.

Yolda Ferhat’lara yetişmiştim. Arkasından sellektör yaptım ve kornaya yüklenerek geçtim gittim yanlarından. Arkamdan onlarda hızlanmıştı. Trafik olmadığı için rahatça gidiyorduk. Yaklaşık yarım saat sonra Cennet’in evine anca varmıştık. Dışarıda her hangi bir araba göremedim. Evin dış kapısı, eve giren kapılar açıktı. Birkaç pencere kırılmıştı. Acı fren sesiyle, Ferhatlar da geldi yanıma. Ben koşarak eve girdim. Etraf çok dağılmış, sanki içeride savaş çıkmıştı, yerde cam kırıklarının olduğu yerde kanlar vardı. Ellerimi başıma atıp paniklemiştim. Üst kata çıktım, tüm odalara bakıyordum ama Cennet yoktu. Cebimden telefonu çıkarttım. Cennet’i arıyordum. Telefonu evin içinde çalıyordu. Yere düşmüş, koltuğun yanından geliyordu ses. Bağırarak telefonu fırlattım duvara.

Ferhat;

– Nerede abi bu kadın?

Mete;

– Polise gidelim abi. Bizi aşar bu durum.

Zeki;

– Hacı gülle, kağıt buldum. Not bırakmış Cennet.

Koşarak Zeki’nin elinden aldım kağıdı. Kağıtta alel, acele yazılmış, zor okunacak yazılar vardı. Zorda okumuştum. Şunlar yazıyordu;

“Kuzey Urla da ki dağ evine gidiyoruz, merak etme iyiyim. Beni orada arayıp bul lütfen.”

Kağıdı ellerimle buruşturup çocukların yüzüne öfkeyle bakıyordum.

Mete;

– Ne yazıyor?

Ben;

– Urla da nerede dağ evi var amına koyayım?

Zeki;

– Kanka bizim yazlığın oralarda olabilir, biliyorum o tarafları.
– Hadi o zaman gidiyoruz oraya çabuk.

Evden koşarak çıktık, araçlara bindik. Zeki’nin arabasına direksiyona yine ben geçmiştim Zeki yolu tarif ediyordu. Ana yola çıktık son hızla kısa süre ilerlediğimde ileride trafik sıkışmış, yerde dubalar, ileride trafik polisi vardı. Yavaşlamış, yavaş gidiyorduk. Önümden araçlar çekilince sağ tarafta kaza olmuş, kamyonun altında kırmızı bir araba kalmıştı. Ona bakıyordum ama bu araç tanıdık geliyordu. Ferhat telefonla arıyordu;

– Kanka şu kaza yapan araba Cennet’in arabası lan!

Hemen sağa çektim durdum. Yanımıza polisler gelmiş, neden durduğumuzu ilerlememiz gerektiğini söylüyor, bırakmıyordu bizi. Yanımıza Ferhatlar geldi;

– Memur bey şu aracı tanıyoruz, hatta kendisi aradı bizi, başının dertte olduğunu söyledi. İçinden çıkan kişi Cennet isminde bir kadın mıydı?

Memur bizi süzüyordu;

– Siz kimsiniz?
– Ya o muydu değil miydi? Eski öğretmenimiz kendisi.
– Evet Cennet’ti ismi, yanında bir bey daha vardı. Beyefendi alkollü olduğu için kontrolü kaybetmiş, karşıdan gelen kamyonla çarpmışmış.

Ben iyice yıkılmış, yere oturmuş ağlıyordum. Mete dirayetliydi. Memura soru sormaya devam ediyor, benim kulağım uğulduyor zor duyuyordum onları;

– Peki durumları nedir? Yaşıyorlar mı?
– Çok ağır yaralılardı, ambulans ile gittiler, durumları hakkında bir bilgimiz yok şuan.
– Peki hangi hastane?

Ben hüngür, hüngür ağlıyordum. Zeki yanıma geldi kolumdan tutup kaldırdı.

– Hacı gülle kalk.
– Yetişemedim Zeki! Yetiş dedi ama yetişemedim!
– Kalk oğlum napacaksın ışınlanacakmısın kalk hadi gidiyoruz.

Kolumdan tutup yanına bindirdi beni. Ferhat ile konuştu Zeki. Hastanenin ismini öğrenmişti. Direksiyona geçti ve uzaklaştı oradan. Hastaneye doğru gidiyorduk. Benim resmen beynim durmuş, yaşaması için ümit ediyordum. Cennet’i kaybedemezdim. Hele ki kurtar beni kuzey dediği halde kurtaramadım yediremezdim bunu kendime. Hastaneye varmıştık, hemen girişte duran danışmaya koştum.

– Cennet nasıl? Durumu nedir? Yaşıyor mu? konuşsana be kadın? Ne durumda!

Bağırıyordum karşımda duran kadına. Kadın şaşkın gözle bana bakıyor Cennet’in kim olduğunu soruyordu. Zeki bana sarılarak uzaklaştırdı kadının yanından;

– Hacı gülle bir sakin ol lan! Bekle şurada!

Zeki kadının yanına gidip sakince konuşmaya başladı. Ferhatlar da gelmişti yanımıza. Zeki arkasını döndüğünde yüzünden düşen bin parçaydı. Ağzını bıçak açmıyordu. Gelip yanıma oturdu. Yere uzattı bacaklarını ve karşıyı izlemeye başladı. Hepimiz Zeki’nin yanına toplandık.

Ben;

– Zeki ne olmuş? Konuşsana lan söylesene ne olmuş! Konuş lan!

Ferhat;

– Zeki ne oldu oğlum?

Mete;

– Konuşsana abi ne durumda?

Zeki boş gözlerle yüzümüze bakıyordu;

– Abi Cennet, Cennet çok kötü durumda, üç kez kalbi durmuş, şuan hayata döndürmüşler ama hayati tehlikesi devam ediyor, yoğun bakımda. Kocası ölmüş kazada.

Ferhat ile Mete yanıma yığılmıştı. Ben bağıra, çağıra hastaneden çıktım. Etrafı yumrukluyor, sakinleşemiyordum. Zeki olduğu yerde çömelmiş boş gözlerle yerleri inceliyordu. Mete fırlayıp yanıma geldi. Kolumdan tutup çekti, belime sarılarak banka oturttu;

– Paşa sakin ol dur daha ölmedi kadın.
– Oğlum kurtaramadım onu lan! Kurtar beni dedin lan!

Hastanenin kapısında oturduk bekliyorduk. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Kafamı kaldırdığımda Esma sultanı gördüm karşımda. Yanıma gelmiş kafamı tutuyordu.

– Durumu nedir?

Mete anlatıyordu;

– Durumu çok kritik, her an kaybedebiliriz diyorlar, siz nereden duydunuz?
– Televizyonda gördüm şekerim, aracından tanıdım. Kıyamam kuzuma ya korkmayın güçlü kadındır bir şey olmaz Cennet’e kocası?

Ben;

– Öldü o şerefsiz! Neden böyle bir şey yaptı Cennet’e hani boşanmışlardı rahat bırakacaktı?
– Tatlım o adam ruh hastası. Öldüğü iyi olmuş pislik herif.

Esma sultan içeriye gitti tekrar bildi almak için. Zeki içeriden gelmiş, yüzünden düşen bin parçaydı;

– Cennet komada, ne zaman ayılacağı belli değil, komada yatıyor.

Boş gözlerle ona bakıyordum. Saatler böyle geçiyor, esma sultan gidiyordu. Akşam olmuştu. Kimse bir şey yememiş, sigaradan başka bir şey içmemişti. Hava kararmış telefonum çalıyordu. Özge arıyordu;

– Alo aşkım nerelerdesin? Ev satıldı, eşyaları da sattı baban, şuan babanların evindeyiz. Senin odanı hazırladım.
– Tamam canım bugün ben gelmeyeceğim Cennet kaza yaptı, hastanedeyim.
– Ne? Cennet mi? Şu TV de haberlerde gördük o kazamı yoksa?
– Evet o. İçinde cennet vardı.
– Of durumu nasıl?
– Komada yatıyor. Canım kapatıyorum şimdi sonra konuşuruz.
– Tamam aşkım…

Telefonu kapatmış cebime koymuştum. Saatler ilerliyor içeriden hiçbir haber gelmiyordu. Gece 12 olmak üzereydi saat. Çocuklar artık gidecekti, çok ısrar ettiler beklemenin anlamı yok gel birşeyler içelim o zaman diye, ama gelmeyeceğimi hastanede burada bekleyeceğimi söyledim. Ferhat ile Mete gitti. Yanıma Zeki elinde iki bardak çay ile geldi. Sigara uzattı;

– Yak hacı gülle.
– Sen neden gitmedin la?
– Ne yapacağım oğlum evde? Soru sorup durma yak işte amına koyayım!

Uzattığı sigaradan aldım ve yaktım. Gözlerim yanıyor, başım ağrıyordu. Çayımı yudumladım. Zeki ye çevirdim kafamı. Bankta yanıma oturmuş, telefonunda resimlere bakıyordu;

– O resimler ne lan?
– He bunlar mı? Partide çekmiştim hacı gülle, bak!

Yanına yaklaştım çekildiğimiz resimlere bakıyordum;

– Bu tip ne lan? Hangower gibi çoğunu hatırlamıyorum.
– Valla bende hatırlamıyorum. Bak dayının kestaneyi çizdiğim bölüm

Zeki sikini dayının götüne dayamış, gözleri bağlı eliyle işaretler yaparken fotosu vardı;

– Oğlum kim çekti bunları?
– Ben.
– Gözü kapalı selfie mi çektin amına koyayım?
– Özel yetenek kanka. Bak bak buda senin cenneti teknede siktiğin bölüm.

Telefonda Cennet’i görünce yüzüm gülüyordu. Kadın resmen aşkla bakıyormuş yüzüme. Elinden aldım fotoğrafı inceliyor, cennet’in yüzünü okşuyordum.

Zeki;

– Dur dur asıl bomba burada!

Zeki galeriden bir fotoğraf daha çıkarttı. Cennet Özge’ye amını yalatırken ki pozdu bu. 2. Gittiğimiz büyük parti.

– Oğlum her şeyi kayıt etmişsin lan!
– Tabbe lan! Bak bak nasılda zevke gelmiş Özge ahaha

Fotoğraflara bakıyordum Mehmet çarptı gözüme;

– Şu Mehmet mi la?
– Aynen kanka aha bak burda da Cennet Mehmet’i sikiyor dildoyla. Bak burada da dayıyı Özge sikiyor, yanda Cennet’i ben.

Resimlere bakarken ağlamaya başladım. Başımı Zeki’nin omzuna attım;

– Ölmez değil mi lan?
– Hacı gülle, ben bile ölmedim. Cennet hiç ölmez lan korkma. Şuan o rüya görüyordur. Ben çok rüya gördüm. O rüyalar döndürür onu hayata tekrar. Korkma yaşayacak sadece üzüyor bizi şimdilik. Hadi kalk bir çorba içelim.
– Yok be duralım işte.
– Kanka içim kıyıldı. Cennetle bir komada mı yatacan. Kalk hadi güçlü olmamız lazım.

Elimden tutup kaldırdı. Bir çorbacıya gidip çorba içtik, çayımızı söyledik dışaraya çıkıp sigaralarımı yaktık.

Zeki;

– Biliyor musun hacı gülle? Cennet gerçekten aşık sana.
– Ya bir git oğlum o nerden çıktı şimdi.
– Ya valla bak. Duydum oğlum, Esma sultanla konuşuyordu.
– Ne diyordu?
– Kuzey bir başka, kişiliği, duruşu, adamlığı yaşının adamı değil olgun bir kere, hani evlenmez benimle belki ama, hayatımda hep olsun istiyorum. Diyordu.
– Normal oğlum hepimiz seviyoruz Cenneti.
– Sen kadar değil hacı gülle. Neyse hadi yürüyek biraz.

Zeki ile yürümeye başladık. Hava esiyor, üşütmüyordu.

Zeki;

– Cennet’i çok iyi anlıyorum.
– Nasıl?
– Bende zor uyandım oğlum. Birde onunla aynıyız. Bir sevgi, şefkat görünce hemen bağlanıyoruz o insana.
– Ne diyon oğlum?
– Hacı gülle, sen bu kıza ilgi göstermedin mi gösterdin? Şevkat gösterdin.
– E ne var oğlum gösterdiysem sizde gösterdiniz. Yeri geldi siktiniz.
– Ya o ayrı. Demek istediğim bu kızın ailesi olmamış ki, böyle sevgi, şefkat, sahiplenme görmemiş. O yüzden seni ayrı tuttu hep.
– Senle ne alakası var bunun Zeki?
– Sende aynısın benim için kardo, diğer çocuklarla dört yılım geçti, sen ilk günden beri yakın davrandın bana, harbiden iyi bir adamsın sadece manyaklık var. Psikolojin bozuk, ayarın yok amına koyayım!
– Bana diyene bak senin psikolojin çok mu yerinde lan?
– Siktir et hacı gülle, akıllı insanları kim sevdi ki?
– Öyle moruk. Hadi hastaneye bakalım bir.

Sigaralarımızı tekrar yaktık ve hastaneye gittik, hiçbir haber yok, komada yatmaya devam ediyordu.

– Sıkıldım Zeki. Her şeyden sıkıldım. Bıktım lan artık.
– Bende kanka.
– Oğlum annem babamı aldattı lan. Medikalde iş bulmuş, adama kendini elletip duruyordu.
– Ciddi misin lan sen?
– Aynen. Yüzüne söyledim, konuşma benimle dedi tokat attı birde.
– Siktir et oğlum, askerden gelelim de, zaten görmeyeceğiz hiç birinin yüzünü.

Bankta uyuyakalmıştık. Zeki ile kafa kafaya vermiş, uyuyorduk. Sabah güneşinin yüzüme vurmasıyla içim ısınmıştı. Donmuşum resmen. Titreyerek uyandım. Zeki’nin kafası omzuma düşmüş, uyuyordu hala. Dürttüm;

– Zeki! Zeki! Uyan amına koyayım rahatlığa bak puştta ki.
– Ne var amına koyayım ya uyutmadın bir. Kıpır, kıpır.
– Ulan yatağında bu kadar rahat uyumazsın. Kalk len. Hastaneye giriyorum ben.
– Tamam git geliyom.

Banka uzandı, uyumaya devam ediyordu. Hastanenin kapısından girdim. Doktoruyla görüşmek istediğimi söyledim. Odasına girdim.

Bugün içerisinde birkaç doktorun daha göreceğini söyledi. Komadan çıkmadığını, uzun bir süre komada kalacağını, uyanmasını beklediklerini söyledi. Bu sürecin zorlu geçeceğini söylüyordu. Ben tamamen yıkılmıştım artık. Aylarca, belki de yıllarca güzelim kadın, hastanede koma da yatacaktı. Kimsesi de yoktu ki. Ben askere gidecektim. Kim bakacak? Kollayacaktı onu? Zeki de yoktu, doğru ya Merve ve Nur vardı? Hemen telefonuma sarıldım ve Nur’u aradım. Olayları anlattım. Hastaneye geldiler, benim olmadığım zamanlarda gözüm arkada kalmayacaktı. İkisi de Cennet’i çok seviyorlar. İçim bir nebze rahat etmişti.

Günler böyle, böyle geçiyordu. Artık babamla aynı evde Özge ile birlikte yaşıyorduk. Daha evlilikten vazgeçtiğimizden haberleri bile yok, sürekli pişmanlık duyuyordu düğünü ertelediği için. Biz hala anlatmadık düğünün olmayacağını. Askerlik günüm gelene kadar, her gün aralıksız hastaneye gittim. Saatlerce bekledim kapısında. Cennet uyanmıyordu. Tüm bu olaylar karşısında Gülizar ile yakınlaşmıyor, aklıma bile getirmiyordum onu. Özge ile olan seks hayatımız duraklamıştı. Tek tük, geceleri ufak kaçamaklar yapıyorduk o kadar. Annemle aram aynı evde yaşadığımız halde, normal konuşmalar dışına çıkmıyordu. Hala soğuk davranıyordum ona ve babamı aldattığından babamın daha haberi yoktu.

Artık büyük gün geliyor, askere gitmeme son bir haftam kalmıştı. Bizim eve Aysel yengemler, Cevat dede, Güllü nene sürekli gelip gidiyordu. Şu geçen zamanda sadece ve sadece Özge ile ufak kaçamaklar dışında gözüm hiçbir şey görmüyordu. Göremezdi. Aklım sürekli Cennette idi. Hala uyanmamış, komada yatıyordu. Bahçede oturmuş sohbet ediyorduk. Kapımızın önünde acı fren sesi duyuldu. Kaza olduğunu sanmıştık, kapımızın zili art arda çalıyor, alacaklı gibi kapıya vuruluyordu. Koşarak kapıya gittim. Mete karşımdaydı. Soluk soluğa kalmış, ağlıyordu. Yanında kimse yoktu;

– Kanka ne oldu? Bu halin ne?

Mete hüngür hüngür ağlıyordu. Kapının önüne yığıldı kaldı. Bahçede oturan babam, Aysel yengemler, cevat dede herkes kapıya gelmiş bakıyordu Mete’ye. Kolundan tutup içeriye çektim. Ayağa kalkmaya hali yok, konuşamıyordu.

– Kanka ne oldu lan söyle dur ağlama iki dakika söyle ne oldu?

Mete ağlayarak yüzüme baktı;

– Kanka Ferhat öldü!

Donmuş kalmış, elimde, ayağımda can gitmişti. Evdeki herkes büyük bir şok içindeydi. Boş gözlerle Mete’nin ağlamasını izliyordum. Mete kafasını omzuma dayadı, küçük bir çocuk gibi ağlıyordu. Nefes alamıyordum. Canımdan bir parça kopup gitmişti sanki. Ferhaat! Diye bağırarak kapının önüne attım kendimi. Nefes alamıyordum. Gömleğimi yırtıp attım kenara. Babam koştu yanıma geldi. Yere çömelmiş;

– Ferhat kardeşim yok ölemez askere gidecektik ferhat ölmedim de kardeşim ferhaat!

Ortalığı yırtıyordum. Güllü nenem ağlıyor, Özge ağzı açık kalmış gözlerinden yaş süzülüyordu. Mete’nin yanına koştum. Kolundan tutup sarsmaya başladım;

– Nasıl öldü lan! Askere gideceğiz oğlum nasıl öldü! Daha Cennet iyileşmedi o nasıl ölür oğlum ölmedi de lan!
– Öldü lan işte öldü! Motorla geziye çıkmış, baya hız yapmış, araba ya çarpmış. Uçmuş adam motordan, motor paramparça.

Mete zor konuşuyor, ağlamaktan kendini alamıyordu. Elimle ağzımı kapatıp hüngür hüngür ağlamaya devam ettim. İnanasım gelmiyordu Ferhat’ın motor kazasında öldüğüne.

– Mete kardeşimi göreceğim götür beni! Mete kalk kes ağlamayı kardeşime götür Mete!

Mete ağlayarak ayağa kalktı. Babam omzundan tutup sarıldı Mete’ye. Hastanenin adını sordu. Veysel abi ile babam götürecekti bizi. Bu halde araç kullanmamızı istemiyordu. Evdekiler gelmedi. Veysel abi ile babam Mete’nin arabasına atladık. Yola düştük. Yol boyunca ağlıyor, düşündükçe kahır oluyordum.

Başımızdan şu 2 ayda bela eksik olmadı resmen. Komada yatan Cennet. Askere gitmeye 1 hafta kala Vefat eden, canım gibi sevdiğim bir arkadaşım Ferhat. Kime üzüleceğimi artık şaşırmış, duygu patlaması yaşıyordum. Ağlamayı bıraktım ve derin bir nefes aldım.

– Zeki nerede?
– Hastanede, göstermiyorlar Ferhat’ı morga aldılar. Yırtıyordu kendini görmek için.

Hastaneye gittiğimizde ailesi ve o motorcu gruptan birkaç arkadaşı oradaydı. Ailesi perişan olmuş Morg kapısının önünde cenazeyi almak için bekliyorlardı. Morgun kapısına gittim ve ferhat’ı göreceğimi söyledim. İzin vermiyorlar, göstermiyorlardı. Zeki morg kapısına çömelmiş, hüngür hüngür ağlıyordu. Morg görevlisinin yakasından tutup içeriye soktum Mete ile Zeki arkamdan geldi. İçeride 2 adet görevli vardı. Morgun kapısını kapattı Mete. Adamın yakasından tuttum. Diğer adam bize doğru hareket etti. Zeki durması için eliyle işaret etti;

– Nere ulan kardeşim! Hangi morgda! Göster lan! Son kez göreceğim kardeşimi aç lan dolabı!

Babam ve Veysel abi morgun kapısına vuruyor, kuzey bir delilik yapma diye bağırıyordu. Morg görevlisi o sinirimden korkmuş olmalı. Yakasından tutup ittirdim ve şaşkın gözlerle dolabı açtı. Sedye gibi demiri çekti önüne. Uzunca bir çanta gibi birşeyin fermuarını açtı. Ferhat çok kötü durumdaydı. Gözlerim büyümüş, ferhat’ı izliyordum Morg görevlisi fermuarı tekrar kapatıp dolaba yerleştirmek için hareket etti. Elini tuttum ve izin vermedim;

– Çıkart onu buradan!

Morg görevlisi yüzüme baktı;

– Yapma kardeş.

Morgun kapısından babam ve Ferhatın aileside gelmiş, içerideydi. Annesinin ağlama seslerini duyuyordum.

Morg görevlisi tekrar fermuarı kapatıp, dolaba koymak için hareket etti ve ben yine kolundan tutup izin vermedim;

– Çıkart onu buradan dedim sana.

Babam;

– Kuzey…

Morg görevlisi;

– Ama yapma böyle.
– Hayır çıkart çıkart. Çıkart onu buradan.

Zeki kolumdan tutup çekiyordu;

– Kuzey…
– Dokunma.
– Kuzey gel gidelim.
– Lan nereye gidelim. Nereye gidelim lan! Nereye gidelim lan!… bir dakika ya bir dakika… nereye gidelim? Onu burada bırakıp nereye gidelim? Çıkart onu buradan. Çıkartın onu buradan. Ferhat’ı burada bırakıp nereye gidelim lan! Oğlum burası soğuk lan! Lan burası soğuk! Çıkartın lan! Oğlum ne yapıyorsun lan orada! Bir dakika ya baba!

Babam;

– Hadi oğlum hadi…
– Çıkartın onu yalvarırım. Ferhat! Ferhaat! Kardeşim gitti…

Babam kolumdan tutup Veysel abi ile birlikte dışarıya çıkarttı beni. Cenazeyi almak için ailesi bekliyordu. Babası işlemleri yaptırmış, babam bir şeye ihtiyacınız var mı? Diye soruyor, gerekli kalan işlemlere Veysel abi ile yardımcı oluyorlar, Ferhat’ın babası sadece imza atmak için hastaneye gidiyordu.

O gün Ferhat’ı ellerimizle toprağa koyduk. Mezarının başında akşama kadar Zeki ve Mete ile bekledik. Artık ağlamıyordum. Göz yaşlarım akmıyor, kurumuştu. Mezarda Merve ve Nur Ferhat’ı tanıyan herkes vardı ama gitmişlerdi. Ailesi bile gitmişti. Mete ayağa kalktı ve kolumdan tutup kaldırdı beni. Zeki’yi de oturduğu yerden kaldırdı. Başımız önümüze eğmiş gidiyorduk. Sahile gidip oturduk. Eski anılarımızı, Ferhat ile olan anlarımızı anlatıyorduk. Zeki elinde bir dolu içkiyle oturdu yanımıza. Sahile ayaklarımızı uzatmış oturuyorduk. Hepimize bir bira açtı, eline bir bira daha aldı ve yanına koydu;

– Ferhat hacı gülle, al buda senin için.

Kendine bir bira açtı ve yanımıza oturdu. Orada boş duran biraya bakıyorduk sadece. Saat gece 11 suları olmuştu ve telefonum çaldı. Alan kodlu numaraydı merak edip açtım;

– Efendim?
– Merhaba iyi geceler Kuzey bey ile mi görüşüyorum?
– Evet benim.
– ***** hastanesinden arıyorum Cennet hanım…

29. BÖLÜM SONU

DEVAM EDECEK…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ!..

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 27 Ozge Yengem

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 27 Ozge Yengem
Kapıdan bizi izleyen kişi Aysel yengemin oğlu Cevat’tı. Elinde oyuncağı ile mutfağın kapısından girmiş, boş gözlerle bize bakıyordu. Aysel yengem masadan indi. Üzerini indirdi, altındaki külotu yukarı sıyırıp şalvarını giydi. Sikimi boxerın içine sokup pantolonumu çektim yukarı. Aysel yengem;

– Annem uyandın mı sen gel bakayım içeriye.

Elinden tutup çocuğu içeriye soktu. Ocak kaynayan sudan sönmüş, tekrar yakmıştım. Çayı demleyip bardakları hazırlıyordum. Aysel yengem tekrar yanıma geldi;

– Ödüm bokuma karıştı.
– Aynen benimde ama çok heyecanlıydı.
– Yaa sorma içeriye Veysel abin girse de bu heyecanı yaşayacakmıydın?
– Yaşardım.

Götünü mıncıklıyordum elimle;

– Ben boşalmadım ama?

Yüzüme bakıp güldü, Cevat’a yiyecek bir şey hazırlıyordu.

– Ortalık sakinleşsin boşaltırım ben seni tekrar.

Yanıma çekip dudaklarından öptüm dudaklarını. Kasıklarım ağrıyordu resmen. Çaydanlığı bir elime alıp, bardakları da bir elime aldım. Mutfağın kapısını ayağımla araladım. Bahçeye götürüyordum çayları.

Cevat dede;

– Vay paşam geldi mi çaylar?
– Geldi dede. Hadi gelin içelim.

Veysel abi;

– Aysel yengen nerede kuzey?
– Çocuğu doyuruyor abi.
– Çayı sana iteledi yani.
– Yok abi ne olacak.

Oturdum çayları doldurdum bardaklara. Güllü nenem ahırdan çıkmıştı;

– Kuzum ben katardım.
– Sorun yok nenem kattım bile al çayın.
– Sağ ol kuzum. Aç mısın? Katmer var mutfakta ye çaylan.
– Yok aç değilim nenem.

Tek açlığım Aysel yengemin o tatlı amına boşalamamaktı. Çaylarımızı içtik, biraz sohbet muhabbet ediyorduk;

Cevat dede;

– Paşam duyduk babanın işler kötüye gitmiş.
– Öyle oldu dede. Düşmez kalkmaz bir Allah.
– Öyle paşam öyle, buna da şükür.

Aysel yengem yanıma kadar gelmişti.

– Ha bu arada bir haberim var size. Onun için geldim buraya

Veysel abi;

– Ne haberi la?

Yüzleri meraklı gözlerle bana bakıyordu;

– Askere gidiyorum!

Veysel;

– Hadi be ne zaman

Cevat dede;

– Koca adam oldu la iyice.

Güllü nenem vurdu ağlamayı;

– Kuzum daha duraydın ne bu acelen!

Aysel yengem şaşkın gözlerle bana bakıyordu göz kırptım.

Güven abi;

– Vay koççum ıslatak hemen.

Veysel abi Güven abinin kafasına tokat attı;

– Sen ıslatma lan eşek, git çapaya devam et ırgat seni.
– Abi ne vuruyon ya!
– Sus lan.

Aysel yengem;

– Harbi mi? Ne zaman gidiyorsun.

Elimden kağıdı uzatıp verdim eline. 4 kasım da gidecektim. Biz ağustos ayındaydık.

Aysel yengem;

– Vay anam 3 ay kalmış ya
– Aynen yenge. 3 ay sonra gidiyorum. Manisa kırkağaça.

Veysel abi;

– Aha şindi yarra yedin oğlum bende orda yaptım acemiliği kan aldılar götümden hahaha. Siki tuttun kuzey bey.
– Deme ya kötü mü orası?
– Komandosun oğlum direk. Siki tuttun paşa geçmiş olsun.

Aysel yengem gözlerimin içine bakıyor dudaklarını kıpırdatarak; “o siki ben yiyim” diyor, gülüyordu. Çayımız bitmişti. İşlerinin başına döndüler.

Aysel yengem;

– Kuzum şu balyalara bana yardım etsene.
– Tabi yenge. Nerede?
– Ahırda!

Gülümseyerek çemberini kafasına bağladı gitti ahıra doğru. Bizimkiler bahçeyi çapalıyordu. Yengemin arkasından bende gidiyordum ahıra. Aysel yengem ahıra girmiş kapı kapanmıştı bir dakika sonra ahıra bende girdim. Yakamdan tutup duvara yapıştırdı beni. Çok iştahlı bir şekilde dudaklarımı öpüyordu.

– Demek ki askere gidiyorsun he? Bir sene boyunca yiyemeyecek miyim bu yarrağını ben?

Çömeldi pantolonun kemerini hızlı bir şekilde çözdü. Sikimi dışarı çıkartıp ağzına almaya başladı. Her zamankinden daha iştahlı yalıyor, resmen sikimle hasret gideriyordu. Sikimi ağzından çıkarttı, ahırın arka tarafına doğru götürdü beni, ahırın arkasına geçmiştik, çevremiz duvarla çevrili, birkaç saman balyasının içerisine girdik. Aysel yengem şalvarını ve külotunu sıyırıp yere çömelip domaldı.

– Hadi sok yengenin yanan amına.

Yere bende çömelmiştim. Yazmasından tutup, amına sokmaya başladım sikimi, kadın çok ateşli, o amının suyu hiç dinmiyor, her zaman ıslak duruyordu. Kısık sesle inliyor, sokup çıkarttıkça zevkten dört köşe oluyordu. Bu pozisyonda bir süre siktikten sonra tüm döllerimi amının içine akıtmıştım. Hemen bana doğru döndü yüzünü döllü sikimi yalamaya başladı. Taşşaklarıma kadar emip, yaladı. Sonra sikime tokat atıp yüzüme güldü.

– Özleyeceğim bu yarrağı.
– Geri geleceğim nasılsa.
– Sen gelene kadar napacağım?
– Kocan var ya?
– Bırak şu uyuzu ya, senin yerinin tutar mı?
– Tutmaz mı?
– Tutmaz tabi, hayır sen askerdeyken mektup yazayım, o mektupu amıma sürtüp göndereyim diyeceğim. Teknoloji gelişti. Whatsapptan amımı götümü çeker atarım ona bakıp boşaltırım bende seni.

Yengemin beline sarılıp kaldırdım. Duvara yasladım.

– O amını memelerini hasret bırakma tabii bana.
– Bırakmam.

Ahırın kapısı açılmıştı sesi duyduk. Hemen toparlandık. Yanımızdaki saman balyalarını kenara çekiyor numarası yapıyorduk. Veysel abi gelmişti. O ara telefonum çalıyordu. Tanımadığım bir numaraydı. Yanlarından ayrılıp telefonu açtım;

– Alo.
– Alo merhaba kuzey beyle mi görüşüyorum?
– Evet buyurun benim siz kimsiniz?
– Ben Ahmet, internette ilanınızı gördüm onun için aradım. Araç hala satılık mı?
– Evet satılık.
– Neredesiniz acaba gelip görme imkanım var mı bugün?
– Tabi görebilirsiniz ama aracın yanında değilim şu adres bizim evin adresi bir saate buyurun gelin görün.
– Tamam geleceğim görüşmek üzere.

Veysel abi ile Aysel yengemin yanına gittim. Konuşuyorlardı. Kafamı kapıdan uzattım;

– Ben gidiyorum arabayı almaya birisi gelecek.

Aysel yengem;

– Tamam kuzum selam söyle evdekilere.

Veysel abi;

– Neyle gideceksin? Bekle Güven arabayla bıraksın seni.
– Süper olur abi.

Veysel abi benimle çıktı ahırdan bahçede duran Güven abiye seslendi.

– Güven! Lan güven! Amına koyduğum bak buraya.
– Ha abi! Ne oldu!
– Kuzeyi eve bırak arabayla.
– Tamam abi.

Güven abi garajdan arabayı çıkartmaya gitti.

Güllü nenem;

– Gidiyon mu kuzum?
– Gidiyim nenem arabayı almaya birisi geliyormuş.
– Dur hele şunları eve götür yersiniz bekle iki dakika.

Koşarak eve gitti. Ben kapının önünde Güven abiyi bekliyordum. Bir poşete katmerleri koymuş, evde yersiniz diye elime tutuşturdu. Güven abi arabayı çıkarttı. Bindik eve doğru gidiyorduk.

Güven;

– La hayırdır bir sıkıntı mı var askerliği niye çıkarttın şimdi?
– Yok abi bir sıkıntı bir an önce gidip gelmek istedim sadece.
– İyi yaptın tabi çıksın aradan. Nasılsa gideceksin.
– Aynen.

Eve varmıştık arabadan indim. Güven abi bizimkilere selam verdi gitti. Kapının önünde oturdum bir sigara yaktım. Babam geldi yanıma;

– Napıyon paşam?
– İyi baba arabayı almaya gelecek birisi görecekmiş.
– Çıktı mı müşteri?
– Evet böyle arabayı kim almaz.
– Doğru gidiyor ha kara mamba.
– Gitsin be baba ileride daha iyisini alırız hem sıkılmıştım arabadan.

Gülüyordu. Telefonum tekrar çaldı.

– Merhaba ben mahalleye girdim hangi ev acaba?
– Dur çıkayım yola şu sedan sen misin beyaz olan?
– Evet
– Bak el sallıyorum gel buraya doğru.
– Tamamdır.

Kapattım telefonu. Adam geldi. Hoş geldin meş geldin vs. bir çay ikram ettik. Arabayı garajdan çıkarttım. Her tarafını inceliyordu. Kazası olup olmadığını sordu. Kazası olmadığını sadece ön tampona vurulduğunu söyledim. Baya bir inceledi pazarlık yapmak istedi hemen şimdi alacaktı. Bir kuruş aşağıya inmedim. Sadece BMW garajında yaptıracağı ekspertiz, bakım onarım masrafını düşerim dedim. Kabul etti. Bindi arabaya bende yanına bindim. Gittik BMW garajına tüm bakımlarına baktırdı, kaza vs olup olmadığına içine sinmişti. Notere gittik hemen, parayı banka hesabıma eft yaptırdım imzayı atıp satış işlemlerini de tamamlamıştık. Beni eve bıraktı tekrar, oturduk sohbet muhabbet ettik bir çay daha içtik, sonra gitti. Artık bankamda askerliğimi rahat yaptıracak, üniversitem bitene kadar yetecek, rahat ettirecek param vardı. Özge bizim eve gelmişti.

– Kuzey senin araba geçti bizim kapının önünden, balkondan gördüm el ettim sensin diye. Başka adam çıktı ya.
– Hahah sattım arabayı.
– Hadi ya öyle mi hayırlı olsun.
– Sağ ol.

Belinden tutup çektim kendime öptüm dudaklarından.

– Hadi hazırlan bir yemeğe çıkalım.
– Sahiden mi?
– Evet uzun zamandır baş başa bir yere gitmedik seninle.
– Uzun zaman olmadı aslında.
– Onu sayma
– Haha peki hazırlanayım o zaman ben.
– Koş hazırlan.

Özge eve gitti hazırlanmaya. Babama seslendim;

– Baba para lazım mı? Vereyim yarısını bir ev alın ufak tefek sığışın.
– Yok oğlum hallettim ben onu. Bu evde yaşayacağız yine.
– Ney! Harbiden mi?
– Evet. Cevat deden den borç aldım, üstüne de ekledik ananın takılardan falan, sizin ev satılacak sadece.
– İyi hadi sevindim Özge tekrar bizde mi kalacak?
– Köye gitmez oğlum ne işi var Gülizarın okulu burada, bizde kalacaklar.
– Oh!
– Kerata seni düğün işi ne olacak sizin? İstersen kendi aramızda yapalım
– Sonra konuşuruz baba askerden geleyim önce.
– E oğlum Özge bekleyecek mi?
– Paşa gönlü bilir baba, isterse başkasıyla evlensin ne olacak.
– Hayda o ne demek oğlum, kavga mı ettiniz?
– Yok ya boşver, annem nerede yine işi nasıl gidiyor?
– Ayrıldı oradan bugün, gitmiyor.
– Hadi ya neden acaba nerede o?
– Üst balkona çıktı.
– Bir bakayım ona.

Merdivenleri koşarak çıktım. Yukarıya. Apar topar telefonu kapattı.

– Ne o korktun mu?
– Ay yok oğlum irkildim.
– Haa telefonda ki kimdi?
– Hiç arkadaş.
– Eski patronundan ayrılamadın mı?
– Nasıl?
– Baya işi bırakmışsın, ama patronundan ayrılamadın mı?
– Ne saçmalıyorsun kuzey sen?

Yanına yaklaştım. Kısık sesle;

– Ne bok yediğini gördüm senin.
– Ne boku ne biçim konuşuyorsun sen annenle? Terbiyesiz.
– Lan sus amına koyduğum, adam sana yaslıyor, oranı buranı elliyor, sesin bile çıkmıyor.
– Bak bu yaştan sonra dayak yersin benden, yanlış görmüşsündür salak salak konuşma.
– Valla bir seni sikmediği kaldı ben gayet düzgün gördüm.

Çok sert tokat atmıştı.

– Konuşma benimle annene bunu nasıl yakıştırıyorsun! Yok senin gibi oğlum terbiyesiz ahlaksız!
– Ne? Ahahaha amına koyduğumun orospusu!

Arkasını döndü tekrar tokat atacaktı. Elini tutup ittirdim, koltuğun üstüne düşüp oturmuştu. Evden çıktım gittim babam; “ne oldu” diye soruyor cevap dahi vermiyordum. Kendi evime gitmiştim, Özge hazırlanmış merdivenlerden iniyordu. Çok güzel beyaz bir elbise giymiş, saçlarını salmış, inci kolye, küpelerini takmış, melek gibi görünüyordu. O elbise sanki üzerinde gelinlik gibi olmuştu. Mest olmuştum öyle görünce. Koluma girdi.

– Ne bu şıklık hanım efendi?
– Yakışıklı bey efendimizin yanına yakışalım değil mi?
– Şu halimle yanında dilenci gibi kaldım kızım bekle giyineyim.

Dudaklarından öpücük alıp üst kata çıktım. Kot pantolon, beyez gömlek, siyah bir ceket giymiştim. Saçlarımı yaptım, indim aşağıya. Gülizar kız kardeşim Simay ile birlikte dışarıdaydı. Baranı kucakladık, annemlere bıraktık. Babam ilgilenecekti onunla. Gözüm arabamı arıyordu. Sattığımı bir an için unutmuştum. Gülerek telefonumu çıkarttım taksi çağırdım. Güzel bir restorana randevu almıştım araç içinde. Adresi söyledik gidiyorduk yolda Özge çok güzel görünüyordu. Taksici bile gözlerini alamıyordu ondan.

Özge;

– Çok özleyeceğim seni.
– Bir sene fazla bir süre değil, ne yapacaksın? Bekleyecek misin? Yoksa?
– Saçmalama.

Başını omzuma dayadı, mis gibi kokusu burnumu okşuyordu. Restorana gelmiştik, güzelce yemeğimizi yedik, oturduk uzun uzun konuştuk her şeyi. Bekleyeceğini başka birisiyle evlenmeyeceğini söylüyordu. Ehliyetini alamamıştı hala, onu almak istediğini söylüyordu. Yemekten sonra eğlenmek istediğini söyledi;

– Kuzey hadi şu hep gittiğiniz bara gidelim!
– Şimdi mi?
– Evet olmaz mı?
– Olur neden olmasın, kalkalım o zaman.

Telefonumla Merve’yi arıyordum;

– Selam merve.
– Hayırsız kuzi selam nerelerdesin lan!
– Şu bizim mekana geleceğiz Özge ile, orada mısınız?
– Tabii ki yani hayatım nerede olabiliriz başka.
– Tamam bir saate oradayız.
– Görüşürüz tatlım.

Bir taksiye binip bara gittik, Merve kapıda sigara içiyordu, bizi görünce yanımıza kadar gelmişti;

– Hoş geldiniz şekerler. Hani diğerleri?
– Bu gece sadece ikimiz varız.

İçeriye geçmiştik, her zaman ki yerimize oturup içkilerimizi Nur getirdi. Özge bana iyice sokuluyor, sarılıyordu. Yanıma Merve ve Nur’da oturdu. Özge’yi elinden tutup dansa kaldırdım. O bembeyaz elbisesi ile yeni gelin gibi görünüyordu. Piste çıkıp dans ettik, içkilerimizi içtik, Özge her zaman ki gibi fazla kaçırmış kafası güzel olmuştu bile. Ben içmeyi bırakmıştım çakır keyif olmuştum sadece. Özge artık ayakta duracak durumda değildi. Lavaboya götürdüm baya bir kusmuştu, midesinin bulandığını, eve gitmek istediğini söyledi. Taksi çağıracaktım ama Merve araba almış, o bizi bırakmak istedi. Kabul ettim arabasına bindik ve bizi eve bıraktı. Karanlıkta kapının anahtar deliğini zor buluyordum. Özge ayakta uyukluyordu. Kapıyı açıp Özge’yi kucakladım. Odasına çıkarttım. Üstünde ki elbiseyi soydum, sutyeni ve külotuyla kalmıştı, hava zaten sıcak olduğu için üstüne ince bir pike örttüm ve yatakta düzelttim. Melek gibi uyuyordu. Mutfağa iniyordum, midem kazınmış, bir şeyler atıştıracaktım. Gülizar’ın ışığı yanıyordu. Kapıya doğru yaklaştım hiç ses gelmiyordu. Bir şey oldu diye düşündüm kapıyı açıp girdim hemen içeriye.

Gülizar bacaklarını ayırmış, o ufak tatlı amının dudaklarını eliyle ayırmış, ağda yapıyordu. Spatula’yı amına sürüyor, ağdanın sıcaklığından etkilenip amına üflüyordu. Ben o manzara karşısında donup kalmıştım. Çok tatlı ufacık amı vardı. Gülizar kafasını kaldırınca şok oldu;

– Abi kapıyı çalsana of ya!

Hemen arkasını döndü;

– Ya pardon ses gelmiyordu, ışık açık olunca bir şey oldu sandım. Bu saatte ne bileyim ağda yaptığını.
– Abi sabah havuza gideceğiz anca yapabildim çık hadi.
– Pardon ya

Kapıyı kapatıp çıktım odasından, kapının önünde donup kalmıştım. Sikim kazık gibi olmuş zonkluyordu. Arkamı dönüp kapı deliğine gözümü dayadım. Tekrar kapıya dönmüş, ağdaya devam ediyordu. Tam rahat göremiyordum ama, eliyle o amını okşamasını, görebiliyordum. “ne yapıyorum ulan ben” diye düşünüp kalktım. Mutfağa gittim. Saat gece 1’e geliyordu. Dolaptan bir şeyler çıkartıp yiyordum. 15, 20 dakika sonra Gülizar yanıma geldi, masaya oturdu. Kızı o halde görünce çok utanmıştım;

– Gülüm kusura bakma ya birden daldım odaya. Tahmin etmedim bu saatte o işi yaptığını

Gülizar yüzüme bakıp gülüyordu;

– Yok abi sorun değil ödeşmiş olduk.
– Nasıl? Ha ahaha 😀 aynen öyle oldu biraz.
– Yalnız abi senin de ağdaya ihtiyacın var.
– Neden?
– E o gün kıllanmışsın. Yani öyle gördüm ben.
– Ha evet ya jilet tahriş ettiği için kesemedim.
– İstersen ağda yapalım sana da?
– Ahah yok kardeşim ya dayanamam ben onun acısına.

Birden aklıma ağdayı ya Gülizar yaparsa? Diye geçiyor tilkiler dolaşıyordu kafamdan. Gülizar konuşmaya devam etti;

– Yok abi acımaz ben yaparım istersen?
– Sen yapacan zaten ben anlamam ağdadan. Kopartmayalım bir de şeyimi sonra ahhaha
– Yok be abi kopmaz 😀 ama sert çekersen kopabilir.
– Neyi çekersem?
– Ağdayı. Gel hadi yapalım o zaman.
– Şimdi mi? Yok bağırırım baran uyanır.
– Senin odan da yaparız. Sen çık hazırlan malzemeleri getiririm ben.
– Peki madem hazırlan derken?
– Soyun işte abi havluyla örtersin o kısmı.
– He tamam.

İçimi bir heyecan mutluluk kaplamıştı, ağda dan nefret ederim bir kez bile denemedim ama işin içine Gülizar girince, o acı bana tatlı gelirdi. Özge’den 2 oda uzaklıkta odaya girdim. Altımdakileri çıkarttım. Havluyu sikime sardım oturdum yatağa. Gülizar’ı bekliyordum. Oda gelmişti;

– Abi yere otur.

Yere oturdum. Sikim açılır gibi oldu ama havluyu örttüm üstüne. Gülizar ağda makinasını takacak fiş arıyordu. Yatağın arkasında kalmıştı priz, oraya ulaşamıyordu. Altında çok ince kısa bir şort, üstünde bol bir tişört vardı.

– Abi şunu soksana şuraya yetişemedi kolum.
– Dur geldim.

Ayağa kalkıp havluyu tekrar düzelttim. Gülizarın arkasına geçmiştim. Birden eğildi tekrar, götü sikime temas ediyordu. Yumuşacık, pamuk gibi götü vardı. Sikim iyice kalkmaya başladı. İstem dışı belinden tutup çektim kenara, aldım elinden fişi taktım prize. Yüzüme bakıp gülümsedi;

– Hadi geç otur bakalım şimdi.

Ben yere çömelerek oturdum. Havluyu da küçük almışım, taşşaklarım sallanıyordu alttan. Gülizar’ın gözleri sikime gidiyordu. Oda karşıma geçip oturdu. Elini havluya attı.

– Dur kızım ne yapıyorsun?
– Ahaha abi bakacam.
– Neye bakacaksın?
– Ya kıllara çok uzunsa makasla kesmemiz lazım önce.
– Yok ya uzun değil.
– Abi benden mi utanıyorsun. Çek elini.

Harbiden neden utanıyordum ki?

– İyi al bak.

Havluyu sıyırıp aldım üstümden, sadece sikimi kapatmıştım biraz. Taşşaklarım, kasıklarım meydanda gözüküyordu. Gülizar eliyle kasıklarıma ve taşaklarıma dokundu kılların uzunluğuna bakmak için. İyice irkilmiş, daha çok kalkmıştı sikim. Sanki eline alıp iki sıvazlasa boşalacaktım. O küçük elleriyle oralarıma dokunması çok hoşuma gidiyordu.

– Abi şeyinde de var mı?
– Ne var mı?
– Kıl abi?
– Bilmem var sanırım.

Gülizar havluyu çekip attı üstümden. Sikim kocaman olmuş, göbeğime kadar değiyordu oturduğum yerden. Gülizar’ın gözleri büyümüştü, istem dışı gülüyordu. Eliyle sikime dokunmaya başladı. Daha çok erekte olmuştum.

– Hımm. Fazla yok abi.
– Söyleseydin ben baksaydım keşke.
– Neden abi? Birde bu neden bu kadar büyük?

Gülüyordu. İçimden o tatlı amın için büyüdü demek geçiyordu, ama diyemiyordum. Ağda makinasına spatulayı daldırdı. Bir miktar ağda aldı;

– Abi arkana doğru yaslan.

Ellerimle destek alarak arkama yaslandım. Sikim, taşşaklarım olduğu gibi meydandaydı. Sıcak ağdayı kasıklarıma sürüyor, eliyle sikimi tutup kenara çekiyordu. O el sikime dokundukça, sikim zonkluyor, boşalmamak için kendimi zor tutuyordum. Ağdayı kasıklarıma iyice yedirdikten sonra, bir bez gibi bir şey aldı eline ve üstüne kapattı. Eliyle bastırarak üzerinde gezindi, bir elini tekrar sikime attı kenara atmaya çalışıyordu, ama çok kalkmıştı atamıyordu.

– Abi şeyini tutar mısın, ağdayı çekeceğim.

Dediğini yaptım elimle sikimi kavradım ve yan tarafa doğru çektim. Bir eliyle kasığımı gerdirdi ve bezin ucundan tuttu;

– Hazır mısın çekiyorum?
– Evet, yavaş çek canım yanmasın.
– Yavaş olmaz abi. İstersen şu havluyu ağzına al, bağırırsan sesini bastırır.
– İyi fikir.

Havluyu bana verdi. Havluyu ağzıma sokup ısırıyordum. Gözlerimle hadi yap diye kırptım. Birden ağdayı çekti. Beynimde şimşekler çakıyordu. Sırt üstü yattım, havlu ağzımda dişlerimle sıkıyor, bağırıyordum. Gülizar gülüyordu;

– Çok mu acıdı?

Doğrulmuştum, Gülizar sikime doğru iyice yaklaşık soğuk nefesini üflüyordu. Dudakları sikime değmek üzereydi, elimi sikimden çekince sikim ona doğru gitti ve dudakları sikime değdi, irkilmişti, suratına sikim çarpacak sandı. Gülüyor, üflüyordu.

– Abi dayan alışırsın, jiletten daha temiz bu.

Havluyu ağzımdan çıkarttım;

– Kızım içim gitti, öyle çekilir mi birden?
– Abi birden çekmen lazım zaten. Yoksa olmaz ki.
– Of tamam hadi devam.

Gülüyordu, tekrar bir miktar ağda aldı ve diğer kasığıma sürdü. Elini sürekli sikime atıyor, sıvazlıyordu. Bilerek yaptığını düşünüyordum artık, ama kıllar gitti mi, temizlendi mi diye kontrol ediyor, kasıklarımı da eliyle sıvazlıyordu. Onun bu hareketleri çok azdırmıştı beni. Kasıklarımda ki kılları tamamen temizlemiş, pürüzsüz yapmıştı. Eline bir yağ gibi bir şey alıp kasıklarıma sürdü, kasıklarımı ovalıyor, o yağı yediriyordu. Eli sikime değip duruyor daha çok tahrik oluyordum. Bu ufak dokunuşları beni çıldırtıyordu. Bu ufak dokunuşları kendimden geçiriyordu beni. Önümde eğilip kalktıkça o iri memelerinin bembeyaz araları gözüme çarpıyor, şeytan diyor; “al kucağına yatır yatağa sik sabaha kadar” ama yapamıyordum bir şey hep engel oluyordu. Gülizar’ın sesiyle irkildim;

– Abi şimdi şeyine yapacağım bu biraz acıtacak.
– Kızım daha ne kadar acıtacak yap bitsin şu işkence.

Aslında işkence den çok keyif alıyordum, bitmesin, sabaha kadar böyle sikime değip dursun o minik elleri istiyordum. Spatulayı sikime sürdü. Çok sıcaktı ağda. Havluyu ağzımdan çıkarıp üflemeye başladım. Gülizar eliyle kavradı sikimi,

– Çok mu sıcak?

Sikime iyice yaklaştı ve soğuk nefesiyle üfleyerek ağdayı soğutmaya çalıştı. Ağzına alacak gibi oluyor, o anı düşlüyor daha çok tahrik oluyordum. Gülizar sikimin kafasından tutup derimi gerdirdi. Havlu ağzımda yoktu. Birden çekti. Çığlık atmıştım. Gülizar eliyle ağzımı kapattı. Üstüme abanmıştı, geriye, sırt üstü düşmüştüm. Tam üstümde Gülizar vardı. Ben bağırmaya devam ediyor, o eliyle ağzımı kapatıyor, sesin çıkmasını önlüyordu. Memelerinin sertliğini üstümde hissediyordum. Kalkık sert sikim göbeğine baskı yapıyordu Gülizar’ın. Oda bunun farkındaydı ama üstümden inmiyordu. Bağırmam kesilmiş, derin derin nefesler alıp veriyordum sadece. Gülizar eliyle saçlarımı okşadı;

– Abi kusura bakma, acıyacağını söylemiştim.

Gözlerimden yaş geliyordu acıdan. Elimi sikime atmak istedim. Üstümde Gülizar olduğu için, elim onun göbeğine gitmişti. Sikimi tutuyordum. Aynı zamanda Gülizar’ın göbeğine de elim değiyordu. Üstümden kalktı. Eline aldı sikimi, sıvazlamaya, üflemeye başladı. Yanda duran yağ gibi bir şeyi sikime döktü ve onunla sıvazlamaya başladı. Dudaklarını ısırdığını görebiliyordum.

– Abi bitti cımbızla alacam kalanları şu yağı emsin biraz.

Gülizar sikime 31 çeker gibi eliyle sıvazlıyordu. Artık dayanacak halim kalmamıştı. Arkama yaslandım anın tadını çıkartıyordum. Tekrar doğruldum Gülizar’a baktığımda yağı emdirmekten dışarı çıkmıştı amacı. Bildiğin 31 çektiriyordu. Boşalmamak için kendimi ne kadar sıksam da, birden patlamaya başladım. Gülizar sikimin üstüne eğilmiş, kalan ufak kıllara bakıyordu. Boşalmaya başlayınca döllerim yüzüne kadar patlamıştı. Ömrümde bu kadar boşaldığım an olmamıştı, ardı arkası kesilmiyordu. Gülizar’ın yüzüne döllerim gidince, eğildiği yerden kalkmış şaşkın gözlerle sikime bakıyor, boşalmamı inceliyordu. Resmen inlememek için havluyu ağzıma alıp ısırıyordum. Gülizar sikimden elini çekti, yanda duran bezle yüzünü sildi, beze bakıp yüzünden çıkan dölleri inceliyordu. Bende yan taraftan peçete alıp göbeğime, yere bulaşan dölleri temizliyor, sikimi siliyordum. Ne diyeceğimi bilmiyordum kıza. Gülizar gülümsüyor hiçbir şey demiyordu. Yüzünü ıslak mendil ile de sildi ve cımbızı alıp kalan küçük kılları aldı onunla. İşimiz bitmişti artık. Saat 2’ye geliyordu.

– Abi bitti.
– Bende bittim.
– Olsun rahatladın ama gitti bak kıllar.
– Sağ ol kardeşim elin baya marifetliymiş.
– Öyle mi abi?
– Yani çok canım acıdı ama normal ilk kez ağda yapıyorum.
– O şey nasıl oldu?
– Ney canım?
– O çıkan şeyler, yüzüme kadar geldi, ağzıma da geldi biraz.

Kızın yüzüne boşalmıştım resmen. Utanmıştım ama rahat davranmaya çalışıyordum bir yandan.

– E kızım bu kadar oynarsan olacağı bu. Hem sen kendine yaparken bile dokunuyorsun etkilenmiyor musun?
– Bilmem yani kasıklarıma yaparken olmuyor ama o kısıma yapınca dokundukça tuhaf oluyorum.

Gözüm amına gitmişti böyle deyince, resmen dudakları kabarmış, şortundan belli oluyordu amının dudakları. Elimi amına atmıştım birden. O dudaklarının arasını parmağımla okşuyordum. Gülizar şaşırmış elimi izliyor, yüzüme bakıyordum;

– Bak bende böyle okşasam seninkini etkilenirsin, sulanırsın.

Boşaldığım halde sikim inmemiş, açıkta Gülizar’ın önündeydi. Amını okşuyordum. Ben amını okşadıkça nefes alış verişi hızlanıyordu. Elimi çektim amından, yüzüme baka kalmıştı.

– Neyse ben şunları toplayayım.
– Tamam tatlım. Teşekkür ederim. Bende duşa giriyorum.

Ayağa kalkmıştı. Gülizar sikime baka kalmış, önümde sallanmasını izliyordu. O küçücük amına dokunmuştum ya bana yeterdi o. Duşa girdim gözlerimi her kapattığımda, Gülizar’ın sikimi okşamasını görüyor, daha çok tahrik oluyordum. Duşumu aldıktan sonra odamda Gülizar yoktu. Belime havluyu sarıp Özge’nin yanına gittim. Özge üstünde ki pikeyi atmış, sutyen ve külotuyla uyuyordu. Sikim hala kalkıktı inmemişti, duşta 31 çekecektim ama am varken elimi neden sikeyim diye düşündüm, 31 çekmeden çıktım. Özge’nin yanına geldim. Altında ki külotu sıyırdım. O bembeyaz hafif kıllanmış amını Gülizar’ı düşünerek yalamaya başladım. Kapı yarım ayrıktı, neden kapatmadım bilmiyorum ama kapatmadığım iyi olmuş, kapıya baktığımda bir gölge vardı kapıda, bu gölge kesin Gülizar’dı. Beni izliyordu. Özge uyumaya devam ediyor, ben iştahlı bir şekilde amını yalıyordum. Özge uyanır gibi oldu ama sadece kısık sesle inliyor, bacaklarını hareket ettiriyordu. Hala sarhoştu ayılmamıştı belliydi. Sikimi çıkartıp tükürükledim. Özge’nin bacaklarını açıp amına soktum sikimi. O kadar hızlı bir tempoda sikiyordum ki amını, özge uykusunda inlemeye başladı. Gözlerini açacak ama hali yoktu sarhoşluktan. Bu şekilde sikerken gözüm kapıya takıldı az bir şey gölge görüyordum. Bu gölge hareket ediyordu. Acaba Gülizar bizi izleyerek amını mı okşuyordu? Ben Özge’yi değil de, altımda Gülizar’ı sikiyor gibi düşünerek, hayal ederek sikiyordum Özge’yi amı genişlemişti artık. Gülizar’ın o ufak amının yerini hiçbir şey tutamazdı. Özge’nin amına boşalmaya başladım. Çok az boşalmıştım, hiç Gülizar’ın sikimi okşarken hissettiğim, yaşadığım zevki vermiyordu bana. Yataktan kalktığımda gölge yoktu kapıda, gitmişti. Özge’nin amından akan döllerimi sildim ve yanına yatıp güzel bir uyku çektim.

Sabah olmuştu, gözlerimi açtığımda Özge yanımda yoktu, kalkmıştı. Gözlerimi tekrar kapattım tam uyuyacaktım, yatağa birisi zıpladı, kucağıma çıktı;

– Abi hadi uyan havuza gidiyoruz, uykucu kalksana artık!

Gözümü açtığımda üstüme Gülizar çıkmış, pikenin üstünde kucağımda zıplıyordu. Belinden tutup altıma aldım. Uyku sersemi gıdıklıyordum. Bacaklarını havaya kaldırıp belime attı. O amını sikimde hissediyordum resmen. Özge bu halde görür diye endişeyle çıktım yatağın içinden.

– Ne havuzu kızım ya?
– Abi gel işte sende tek mi yüzelim hem güzel yüzmeyi öğretirsin bize.
– Tamam hadi hazırlanayım iniyorum. Annen nerede?
– Baranla köye gitti.
– Köye mi gitti?
– Evet seslendi sana ama uyanmadın arayacakmış seni.
– Tamam canım.

Hala odada durmuş beni izliyordu.

– E hadi çık giyineyim.
– Abi yoruldum zaten bakmıyorum giyin.

Yüz üstü yatağa yatmış, yüzünü yastığa kapatmıştı. Kocaman kalçaları dik dik, bana bakıyor, arasına kaçan şortu kabak gibi götünü gözlerime seriyordu. Pikeyi alıp komple örttüm üstünü. Üstümde zaten bir şey yoktu. Altımda ki boxer’ıda çıkartıp attım. Sikim sabah ereksiyonundaydı sadece. Lavaboya o şekilde girip işedim önce. Ellerimi yıkadım. Bir boxer aldım içime giyiyordum. Pikenin altından Gülizar kafasını çıkarttı bana bakarak;

– Giyindin mi?

Çırıl çıplak, sikimle göz göze gelmişti tekrar.

– Giyiniyordum daha.

Ben boxer’ı giyerken kalkan sikime iştahla bakıyordu.

– Hadi gidebiliriz.
– Tamam simay ablamlara gidelim alalım onuda.
– Tamam.

Sırtıma atlamıştı. Bacaklarını sırtıma doladı. O sert memeleri, yumuşacık göbeği, amının sıcaklığını tişörtümün içinde, sırtımda hissediyordum. Bacaklarına attım elimi ve merdivenleri inmeye başladık. Sırtımdan indi ve sırt çantasını aldı. Kapıdan çıktık, babamların evine doğru gidiyorduk. Bir sigara yaktım. O önden koşup gitti, kapıyı çalıyordu. Aklımda dün gece ki olanlar vardı. Açıkçası kasıklarım hala acıyordu ama ilk kez bu kadar yakınlaşmıştım Gülizar ile. İçimde müthiş bir utanç, pişmanlık vardı. Ona sikimi gösterdiğim, ellettiğim, amını okşadığım için. Belki de o asla bu düşüncelerle yapmadı bunu. Kızarıklığı önlemek için o şeyi sürüyor, sikimi okşamak zorunda kalıyordu. Çünkü her sikime dokunduğunda yanakları kızarıyor gülse de oda utanıyordu. Gülizar yanıma geldi;

– Abi simay ablam gelemeyecekmiş, karnı ağrıyormuş.
– E napacağız?
– Denize girelim hadi boşver havuzu hem kalabalık sevmiyorum. Nasılsa sen varsın denizde öğretirsin bana yüzmeyi.
– Peki, madem yürü hadi.

Elimi omzuna attım denize, kumsala iniyordum. Ah şu kumsalın dili olsa da konuşsa diyordum içimden. Kumsal da kalabalıktı. Tüm yazlıkta ki insanlar kumsala inmişti resmen. Şezlonga oturduk. Gülizar bikinisini giymek için kabinlere doğru ilerledi. Tişörtümü çıkartıp şezlonga astım. Terliklerimi giydim. Deniz şortum zaten üstümde duruyordu. Gözlüğümü takıp güneş kremini çıkarttım. Kollarıma bacaklarıma sürüyordum. Gülizar gelmişti. Tanıyamamıştım kızı. Bembeyaz teni ışıldıyor, ufacık bikinisinden göğüsleri taşıyordu. Amının kabarıklığı çok belli oluyordu. Of pof çekerek yanımda ki şezlonga oturdu;

– Bikinim küçülmüş ya!
– Bence senin tombikler büyümüş.
– Hadi ya öyle mi diyorsun abi.
– Yani baksana, baya büyükler yaşına göre.
– Aman abi herkesin böyle.
– Bilmem benim gördüğüm kızlarda daha meme yok sendekiler baya büyük.
– Hımm. Güneş kremi mi sürüyorsun?
– Evet sırtıma süremedim sürer misin?
– Tabi abi.

Şezlonga oturdum. Arkama geçip oturdu. Eline kremi alıp tüm sırtıma sürüyordu. O küçük tatlı eli, sırtımı okşuyordu, bana dokunmasını çok seviyordum. Bitmişti işi. Kremi tutup bana uzattı.

– Abi sende sürer misin?
– Tabi dön
– Bir dakika.

Şezlonga geçip yüz üstü uzandı. Bikinisini çözdü, sırtı çırılçıplak karşımdaydı. Elime kremi döktüm ve sırtında ellerimi gezdirmeye başladım. Yumuşacık vücudu vardı. Lokum gibi bembeyaz, çok yumuşaktı teni;

– Kızım yanacaksın ya çok beyazsın.
– Of abi valla peynir gibiyim. Her yerim öyle.

Aklım direk am bölgesine gidiyordu. Sırtına iyice sürdükten sonra bikinisini bağladı ve yüzünü bana döndü. Bir bacağını kırdı;

– Abi önüme de sürer misin? Bende kollarıma süreyim girelim denize.
– Tamam kardeşim olur.

Benim için hava hoştu tabiki. Kremi elime döktüm ayak parmaklarından yukarıya doğru sürmeye başladım. Resmen o güzel, ince bacaklarını okşuyordum. Kasıklarına kadar gelmiştim. İstem dışı kasıklarının arasında çok zaman kaybettim.

– Abi yeter sürdün oralara.
– Ha evet. Hadi bitti kalkalım.
– Göbeğime sürmedin ki.
– Doğru.

Elime tekrar krem sürdüm. Göbeğinde ellerimi gezdiriyordum. Yukarıya çıkarak göğüs aralarına sürmeye başladım. Gülizar eline kremi alıp göğüslerinin içine sürmeye başladı. Meme uçlarını görmüştüm. Çok güzel ufacık, gül lokumu gibi pespembeydi. Sikim kazık gibi olmuştu yine. Şezlongdan kalktı ve denize doğru koşmaya başladı. Terliklerimi çıkardım, güneş kremini şezlonga koydum arkasından koşup denize girdik…

27. BÖLÜM SONU…

DEVAM EDECEK…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ!..

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 26 Ozge Yengem

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 26 Ozge Yengem
Yanıma cennet geldi. Özge’ye dönüp baktığımda düşünceli gözlerle beni izliyordu.

Cennet;

– Sorun ne tatlım?
– Bir şey yok canım sıkıldı sadece.
– Dolu dolu bir hafta geçirdik. Neden sıkılıyor canın?
– Özge
– Yine mi yeter artık ama Özge Özge bizde varız burada, kendimi değersiz hissediyorum.

Gülümsedim dudaklarından öptüm. Beline sarıldım. Oda bana sımsıkı sarılarak, şefkatli ses tonuyla;

– Bundan sonra seninim.

Yüzüne bakakalmıştım.

– Bakma öyle ciddiyim, seninim. Artık dul bir genç kadın olduğuma göre, istediğin zaman evime gelip, istersen ömrünün geri kalanını orada geçirebilirsin.
– Teşekkür ederim Cennet. Hayatımda gördüğüm en iyi niyetli orospusun.

Kalçalarını sıktırıp boynunu emerek, dudaklarını öptüm. Gülüyor, kendinden geçiyordu. Özge yanımıza geldi tekrar girdi aramıza. Kolumdan çekti kenarı.

Cennet;

– İyi alıştın ha kara kedi gibi araya girip durmaya.

Özge sert ses tonuyla;

– Kes sesini sen!
– İyi ayol, ne bağırıyorsun.

Aysel’in yanına gidiyordu Cennet, Zeki Aysel yengemin dizine yatmış uyuyor, Aysel yengem yorulmuş, etrafı izliyordu.

Özge;

– Ne demek istedin sen?
– Ne konuda?
– Kuzey çıldırtma beni yurt dışına gitme konusunda.

Kolundan tutup sıktırdım;

– Ya ne yapacaktım? Beni bağlayan bir şey mi kaldı amına koyduğumun yerinde?
– Ama hani sana danışacaktım birisiyle olurken?
– Ya ister danış, ister danışmadan boynuzu tak, ama boynuz takamazsın artık siktiğim sıradan kadınlardan birisin. Canım istedikçe sikeceğim bir kadınsın. İşte sırf bu yüzden gitmek istiyorum buralardan.

Özge’nin gözleri dolmuş ağlamaya başlamıştı. Sandalyeye oturup ağlamaya başladı. Yanına gittim oturdum.

Özge;

– Keşke diyorum, keşke yapmasaydım. O gün aldatmasaydım seni, güvenini, aşkını sarsmasaydım. Seninle evlenip kadının olsaydım.
– Namuslu bir kadın olamazsın sen. İçinde her zaman o istek olacaktı. Rüyanda sayıklıyordun.
– Neyi?
– Mehmet’i neyi olacak. Nereden öğrendiğimi sormadın mı hiç kendine.
– Fırsatım bile olmadı ki Kuzey gerçekten seviyorum seni.
– O yüzden mi memelerini emerken, “Mehmet dur yapma burada olmaz” dedin.

Sandalyeyi tutup fırlattım ayağa kalktım. Özge hıçkırarak ağlıyordu;

– Ömrümün sonuna kadar unutmayacağım bir kazık attın bana, aslında o Mehmet’in siktiği, yaladığı amın yüzüne bakmak bile istemiyorum ama…

Özge ağlayarak;

– Ama?…
– Amına koyayım senin Özge! Senin ben ta amına koyayım!

Masaya tekme atmıştım. Bizimkiler tüm gözleri üstümüze çevirmiş, izliyorlardı. Yanından uzaklaştım uzak bir yere gittim. Sigaramı yaktım içiyordum o ara Esma yanıma geldi;

– Ne o burnundan soluyorsun yine?
– Özgeyle ne konuştunuz?
– Ne zaman?
– İlk gün.
– Hiç canım sakinleşmesi için birkaç şey söyledim.
– Sence Özge söylediklerinde gerçek mi?
– Tatlım ben seninle konuştuğumda sana söylemiştim. Zevklerin sınırı, çizgisi yoktur. Zirvesi vardır. Özge bile bu zirveyi zorda olsa kaldırdı. Bu saatten sonra namuslu bir kadın olmasını beklemen yanlış olur.
– Nasıl yani?
– Şöyle yani, burada yaşadıklarını hiçbir zaman unutamayacak,, belki de buradan bazı kişilerle yine görüşecek. Yani ona olan aşkını kıskançlıkla korumaya çalışma. Bugün senin yarrağını yer, yarın başkasının, ondan sonra ki gün başkasının. Artık Özge’yi durdurmaya çalışma gözü açıldı, bu zevki tattı bir kez. Ayrıca çok bencilsin. Sikmediğin kişi kalmadı, Özge siktirince mi tüm bu sorun?
– Ama o evli genç kızı var, bir gün delikanlı olacak oğlu…
– Tatlım benim üniversite çağında oğlum var, onunla her gün seks yapıyorum biliyorsun.
– Ne yani Özge de sen gibi mi olacak.
– Hayır bilemem tabi kesin konuşmayayım, ama oğlu Berkant gibi olacak.
– Nasıl ya anlamadım?
– Tatlım, o çocuk ergenliğe girdiğinde annesinin hareketlerinin farkına varmayacak mı sanıyorsun? Siki annesi için o kadar çok kalkacak ki.
– Tıpkı benim zamanında ona kalktığı gibi mi?
– Daha kötüsü, sen gece onun koynunda yatma şansı bulamadın, tüm gün yanında olamadığın zamanlarda oldu. Ve şuan Özge dul.
– Anlamıyorum şuan hiçbir şey.
– Bak aşkım sana sadece şunu söylüyorum. Normal insan olmaya çalışma. Kimseden de normallik bekleme. Bu gece güzelce uyu, ve olayları analiz et. Dediğimi anlayacaksın. Fantezi dünyasında yaşıyoruz. Şu doğru bu yanlış diye düşünme. Sana tek diyeceğim budur. Kimsenin hayatına karışıp üzme. Kısaca sik ve geç, arkasını sorgulama. Görüşürüz bebeğim.

Yanaklarımdan öpüp ayrıldı yanımdan. Resmen kadın patroniçe gibiydi. Özge tekrar yanıma geldi. Ağlıyordu. Boynuna sarılıp, dudaklarından ateşli bir şekilde öptüm.

Özge;

– Geldik hadi gidiyoruz.
– Üzülme, sil göz yaşlarını. Gitmiyorum bir yere.
– Nasıl yurt dışı?
– Küçüklüğümden beri hayalini kurduğum o amı bırakıp gidemem. Ama bir şey istiyorum?

Özge’nin gözlerinin içi gülüyor. Neşeli bir şekilde göz yaşlarını silerek konuşuyordu;

– Tabi ne istiyorsun?
– Şu danışma fikrini bana da sor, yiyeceğin yarrağın bir değeri olsun ucuz insanlarla yatma.

Dudaklarımı öpüyor, boynuma sarılıyordu. Belinden sarılıp bizimkilerin yanına gittim. Zeki hala Aysel yengemin dizinde uyuyordu.

Ben;

– Zeki kalk lan geldik.
– Ya dur hacı gülle az daha uyuyim.
– Zeki dayı geldi götümü sik diyor.

Zeki fırlayarak kalktı yattığı yerden. Gözlerini ovuşturdu.

– Ya sikerim dayı sal artık sal bitti parti amına koyduğum. Ya hacı gülle aklımı aldın amına koyayım.
– Hadi lan ağlama kalk gidiyoruz.

Aysel yengemin elinden tutup kaldırdım. Dudaklarını öpüyordum yanımda Özge bize bakıyordu. İkisini de yanıma çektim.

– Bir ara sizle grup yapalım.

Kalçalarını sıktırdım ikisinin de. Cennet içeriden bavulunu sürükleyerek geliyordu.

Aysel;

– Cennette gelsin ama. Çok sevdim kızı, ayrıca özgeden daha güzel am yalıyor.

Özge Aysel’in koluna vuruyordu. Gülerek başımla onayladım. Cennet yanımıza geldi.

– Ben gidiyorum. Söylediğimi unutma kapım her zaman açık.
– Merak etme. Bir tanemsin.

Dudaklarını sıkı sıkı öptüm.

– Tek gitme bırakalım seni.
– 3 tane erkeğim var merak etme.

Ferhat, Mete arkadan bavuluyla geldi.

– Aynen, biz direk cennet’in evine gidiyoruz. Partiye biraz da orada devam edecez.

Zeki;

– Bensiz parti olmaz hacı gülle.

Ben;

– Tamam beyler görüşürüz. Bizde bir taksi çağırıp gideriz eve.

Arkadaşlarımla ve Cennetle vedalaşıp gemiden indirdim. Yanımızdan Mehmet geçiyordu. Adamın yürümeye hali kalmamış, perişan haldeydi. Yüzümüze bile bakmadan, arkasını bile dönmeden gemiden inip gitti Mehmet. Arkasından intikam dolu gözlerle bakıyor, o adamı gördükçe kan tepeme sıçrıyordu. İki yengemin de beline sarıldım ileride ki durağa kadar yürüdük. Bir taksiye binip Özge ile olduğumuz eve geçtik. Kapıyı Gülizar açmıştı. İzmir’in havasını bilen bilir. Nemi çok, boğuk, daraltıcı bir sıcakları vardır. Gülizar bundan etkilenmiş olmalı. Daracık giyinmiş, yaşına göre büyük göğüsleri meydanda uçları resmen gözümün içine bakıyordu. Annesinden almış memelerini belliydi. Ama dedim ya Gülizar’a asla o gözle bakmıyordum. Çok güzel bir kızdı. Aklımdan herhangi bir şey geçmiyor, haliyle gözüme o seksiliği, çıtırlığı çarpıyordu sadece. Eve girdik. Bavulları kenarı bıraktım. Aysel yengem duş alıp hemen uyuyacağını söyledi. Bende üst kata çıktım duş alacaktım. Özge Baran’a bakmak için Gülizar ile odaya girdi. Duşa girdim, hızlı bir şekilde yıkanıp çıktım ama havlu yoktu odamda. Kapının önünden kafamı uzatıp bağırdım

– Özge havlu verir misin ıslak kaldım?
– Aferin kuzey ya Baran’ı uyandırdın!

Ben nasılsa Özge getirecek diye kapının arkasından çekildim, üstümde hiçbir şey olmadan boy aynasından sakalıma bakıyordum. Kapı açılınca, kapıya doğru gittim;

– Kızım nerde kaldın ıslattım her yeri ya!

Kafamı kaldırdığımda karşımda Gülizar vardı. Çırılçıplak kızın karşısındaydım. Açıkçası, o duşta Özge’ye bir posta kayarım diye sikimi sıvazlayıp sertleştirmiştim de. Ama gülizar’ın geleceğini nerden bilebilirdim ki. Panik olmuş, donup kalmıştım.

– Kızım ver şu havluyu Özge niye getirmedi?

Gülizar kafasını yan tarafa çevirdi, bir eliyle gözünü kapatıp havluyu bana uzattı;

– Abi pardon birden girmemem lazımdı.
– Yok sorun değil çık hadi.
– Tamam abi.

Eliyle yüzü kapalı kapıyı arıyordu. Havluyu belime sardım;

– Aç gözünü aç sardım havluyu.

Yüzüme bakıp güldü çıktı odadan. Ellerimle saçlarımı topladım. Ulan kız her şeyimi gördü, hay amına koyayım diyordum. Bir taraftan da hoşuma gitmişti açıkçası, onun bu gülümsemesi, utanması. Ulan ne yapıyorsun kuzey kendine gel dedim kendime. Aşık olduğun kadının kızı o, hadi her şeyi siktir et, elinde büyüdü o çocuk, ne düşünüyorum ben amına koyayım!. Sırt üstü yatağa zıplayarak uzandım. Gözlerimi kapattığım gibi uyumuştum. Rüyamda Gülizar’ı görüyordum. Rüyam şöyle geçiyordu.

“Gülizar okuldan gelmiş, altında kısa eteği, üzerinde memelerini gösterecek kadar açık bir gömleği ile eve girmiş, ben duştayken beni izliyordu. Göz göze geldik. Konuşmuyorduk. Ben yıkanmaya devam ediyordum. Gülizar o ince bacaklarıyla kırıtarak yanıma geldi, duşun altına o şekilde girdi. Üzeri ıslandıkça beyaz gömleğinden yeni olgunlaşmaya başlamış, ama annesi gibi olgun, kocaman greyfurt büyüklüğünde memeleri belli oluyordu. Pespembe meme uçları sertleşmiş, gömleği zorluyordu. Eline sikimi almış sıvazlıyor, çömelmiş, suyun altında sikimi lolipop yalar gibi yalıyordu. Taşşaklarımı emiyor, kasıklarımı yalıyordu. Ayağa kaldırdım. Taş gibi sert memelerinin hepsini ağzıma alıp emiyordum. Eteğini sıyırdı attı kenarı, içinde külot yoktu, tap taze, kılsız, bembeyaz bir amı vardı. Burnumu içine sokup kokluyordum. Daha am deliği olgunlaşmamış bile, sidik deliği belirgin olan bir amı vardı, zayıf olmasına rağmen kabarık, etli amcığı vardı. Pembe dudaklara sahip, döllenmiş gibi sulanıyordu o taze amı. Dilimle o sularını yalıyor, tazecik am kokusu eşliğinde amını yalıyordum. Yüzünü bana döndü ve tekrar yalamaya başladı. Çok iştahlı yalıyor, ağzının içine sikimin kafasından başka bir şey sokamıyordu. Hayatımda hiç boşalmadığım kadar boşalmaya, böğürerek inlemeye başladım.”

Gözlerimi açtım. Sikimi hala birisi yalıyordu. Yoksa? Gülizar? Pikeyi kaldırdım Özge sikimi emiyordu. Ağzında döllerim vardı. Yan taraftan bir peçete alıp döllerimi ona tükürdü, dudaklarının kıyısından döllerim akarak konuşuyordu;

– Of kuzey seni görende yıllardır boşalmadı sanar. Doldurdun ağzımın içini.

Sitemkar tavırlar söylüyor ama hoşuna gittiği yüzünden belli oluyordu. Saçlarından tutup üstüme çektim. O memelerini ağzıma alıp emmeye başladım;

– Rüyamda da seni sikiyordum o yüzden boşaldım bu kadar.
– Nasıl sikiyordun?
– İşte böyle…

Memelerini emiyor, kalçalarından tutup suratıma oturtuyor, amını yalıyordum. Elini arkaya atmış, oluk oluk boşaldığım halde inmemiş sikimi sıvazlıyordu. Nasıl insin rüyamda Gülizar’ı sikiyordum. Özgenin kalçalarından tutup kaldırdım. Yatağa domalttım. Amına sokup çıkarttıkça sanki altımdaki Gülizar gibi hayal ediyor, rüyamı gözümde canlandırıyordum. Tüm bunları yaparken daha çok azıyor, Özge’yi her zamankinden daha güzel sikiyordum. Çok geçmeden tüm döllerimi amına akıtmıştım. Özge’nin bacakları titriyor, öküz gibi böğürüyordu. Yanına yığıldım. Dudaklarımı emiyordu;

– Dün gece ne yedin içtin aşkım sen? Uzun zamandır böyle sikmemiştin, parti hariç.
– Özledim demek ki yatağımız da seni sikmeyi. Aysel nerede Gülizar gitti mi okula?
– Aysel erkenden gitti. Abim geldi aldı. Cevat hastalanmış doktora gittiler.
– Hadi ya neyi varmış ki?
– Ateşlenmiş aşkım.
– Hmm Gülizar?
– Hazırlanıyordu kahvaltı edelim hadi kalk.
– Tamam.

Dudaklarımdan öptü ve üstünü giyinip aşağıya indi. Bende üzerimi giyinip arkasından gidiyordum. Gözüm Gülizar’ın kapısına takıldı. Özge mutfakta bir şeyler hazırlıyor, beni görmüyordu. İçim içimi kemiriyordu aralık kapıdan bakmak için. Tam kapıya yanaştım, Gülizar çıktı birden karşıma.

– Abim baran uyuyor mu?
– Uyuyor.
– Dur bir bakayım özledim keratayı.

Gülizar kahvaltı masasına gidip oturdu. Odasına girmiştim. Asıl amacım tabii ki de baranı sevmek değildi. Rüyanın etkisinden çıkamamıştım. Etrafta kirli çamaşırını arıyordum. Gülizar dağınık bir kız olduğu için bulmam zor olmadı. Yatağının üzerinde sutyeni, külotu vardı. Beyaz önü dantelli sutyen giyiyordu çıtırım. Elime alıp kokladım. Mis gibi kokuyordu. Bu koku hiçbir kadında yoktu. İlayda’da bile yoktu. Külotunu elime aldım Özge içeriden bağırdı;

– Kuzey hadi kahvaltı hazır çayın soğuyor gel!

Baran uyuduğu için karşılık veremedim. Külotunu cebime sokup çıktım odadan.

– Günaydın dünya güzelleri…

Diyerek önce Özge’nin yanaklarından, daha sonra Gülizar’ın yanaklarından öpmüştüm. Gülizar yanaklarını bana doğru getirmişti rahat öpmem için. Aynı zamanda kahvaltısını yapıyordu. Çok tatlı görünüyordu. Kucaklayıp yatırmak istiyordum masaya. Ama yapamazdım. Bunları düşündükçe içime pişmanlık düşüyordu. Özge yengeme hiç hissetmediğim Aysel yengem de hiç hissetmediğim müthiş bir pişmanlık. Gülizar’ın yanaklarını öperken gözlerimle askılının arasından memelerini süzüyordum. Pişman olup geri çekiyordum gözlerimi. Kahvaltımı yapıp babamlara gittim. Yolda sürekli içimde müthiş bir pişmanlık ve aynı zamanda tarif edilemez bir zevk vardı. Ben ne yapıyordum? Sırf sikini Mehmet gösterdi kıza diye, Mehmet’i onca erkeğe siktirmiştim. Kendime ne yapacaktım? Ya Özge duysa? Mehmet’e o kadar sert ceza vermedi aslında, ama benden imkansızdı böyle bir şey beklemesi. Her ne kadar psikopat gibi kadını grup seksin içine atsamda, yine de yanında ben vardım. Gülizar’a bu gözle bakacağımı asla düşünmezdi. Aklımı kemiriyordu bu düşünce. Babamların evine geldiğimde merdivende annemle bir adam oynaşıyordu. Kim ulan bu adam diye bakıyordum. Merdivenin altından yukarı kafamı kaldırdığımda bir adam kapının önünde annemin götünü okşuyor, annem ayakkabısını giyerken domalıyor adam anneme dayıyordu. Annem güzel bir kadın değildir bu yüzdendir hiçbir zaman ona karşı ilgim olmadı. Övünmek için yada başka bir şey için söylemiyorum ama Özge yengem, Aysel yengem gibi özellikle tazecik İlayda, ve Cennet hoca o partilerde ki annem yaşında ama anneme bin basan güzel kadınlarla olduğum için belk**e, ergenliğimde de Özge yengemle olduğum için asla bu gözle bakmadım. Bu manzara karşısında da asla o gözle bakmadım. Sadece şok oldum. Annemden bunu asla beklemezdim.

Merdivenlerden iniyorlardı. Merdivenin altına girip saklandım. Adam annemin götüne elini atmış mıncıklayarak çıktılar. Bir dobloya binip uzaklaştılar. Eve gittim kapıyı çaldığımda babam açtı kapıyı;

– Hoş geldin oğlum.
– Hoş bulduk baba kapıdan çıkan kimdi annemin yanında ki adam?
– Medikalde bir iş buldu annen sıkılmış evde, patronuydu oda. Onunla gezip ürün satıyorlar.
– Ne zaman buldu bu işi?
– Sen partiye gittikten sonra.
– İyi de çalışmasına gerek var mıydı?
– Geç paşam geç. Bundan sonra çalışması daha iyi.
– Hayırdır baba ne oldu?

Babam sırtımı sıvazladı. Balkona geçip oturduk;

– Baba sıkıntılı bir durum mu var?
– Var paşam. Kum gemisine ortak olmuştum ya
– Evet baba?
– Oradan çok güzel paralar kazandık başta o yüzden çiftliğe, Özge ile senin eve alacak para kazandım.
– Eee?
– Eee’si bir ihale vardı, bu ihayeleyi kazanmak içinde 2 milyon tl gibi bir fiyat gerekliydi. Bende borç harç buldum bir yerlerden. Borç aldığım kişi karşı ihalenin sahibinin tanıdığıymış, işin içine girdi. Ev araba herşey gitti elimizden, kaybettik ihaleyi. Elimde 2 milyon para kaldı onu geri verdim faizine ancak tüm evleri, arabaları satmam gerekti.
– Baba? Sen? Bir dakika ya şaka de ne olur. Baba yapma bak üniversitem var daha.
– Oğlum biliyorum ama elimizde hiç para kalmadı.
– Nasıl kalmadı ya? Ne zaman satılıyor evler?
– Satıldı zaten boşaltmamız için 2 haftamız var.
– 2 hafta mı? Baba sen ne diyorsun ya?
– Maalesef.
– E çiftlik?
– O elimizde ama onunda geliri çok iyi değil. Yani yaşantımız bu kadar güzel olamayacak. Üniversiteye gene gidersin paşam hallederiz sıkıntı etme sen. Sadece sizin düğün işi uzayacak. Şuan yapamayacağız.
– Tamam baba arabam da gitti mi?
– Yok onu satmadım garajda.
– Vay be elimizde kala kala benim kara mamba mı kaldı?

Babam gülüyordu.

– Aynen bir tek kara mamban kaldı benzin alacak para olmayınca su katarız artık.

Kahkaha atarak ayrıldım yanından. İçeride mektup gibi bir zarf vardı. Elime aldım inceledim askerlik belgesiydi bu.

Askere cagiriyorlardi. Celp belgesiydi bu. Peki ya universite? O ne olacaktı? Sikerim anasını avradini herşeyin dedim. İlk önce arabami satmam gerekiyordu. Babamin calisma odasina gidip arabamin ilanlarina baktim. Yaklasik 3 5 aşağıya ilana koydum. Arabami satip askerliğime gidecek. Universitemi askere gideceğimi bildirip donduracaktim. Ilani verir vermez disariya kostum. Arabama son kez binip askerlik subesine gittim. Gerekli evraklari, tüm bilgileri almistim. Artik gerekli olan tek sey şu evraklari aile hekiminde muayene olup imzalatmakti. Onlari da hallettigimde akşam olmustu. Cok yorulmustum. Telefonuma bakmamistim bile. Herkes aramıştı beni. Ani karar verdim. Pisman miydim? Hayir amina koyayim neden pisman olayim. En azindan 1 sene boyunca kafam dinc olacakti. Kendi evime gittim kapiyi caldim. Ozge yemeği hazırlamış beni bekliyormuş

– Kuzey neredeydin? Arıyorum acmiyorsun telefonlarimi?
– Kusura bakma askerlik isini halletmem gerekiyordu.
– Ne askerliği?

Iceriye gecip oturdum. Özge telaşla yanima geldi.

– Bildigin askerlik. Celp belgesi gelmiş askere çağırıyorlar. Al bak.

Evraklari ona uzattim. Inceliyordu.

– Ya sen ciddisin. Peki ya okulun, eğitimin ne olacak?
– Askerden gelince devam edeceğim. Babam battı gibi birsey. Bu ev, araba hep satildi. Elimizde sadece çiftlik kaldı. Artik tek gelirimiz orası. Onu da babam satmak istemiyor. Senin ailen de oradan geçim sağlıyor çünkü.
– Sen de çareyi kaçmakta mi buldun? Peki ben ne olacağım?
– Sana birşey olmaz.

Kulağına egilip fisildadim.

– Yiyecek yarrak bulursun nede olsa.
– Kuzey mesele o değil. Ben sensiz ne yapacağım diyorum sana?

Kolumu omzuna atip cektim kendime. Sariliyordum, Ozge ağlıyordu. Herkes icin en iyisi bu hem askerligim aradan ciksin istiyorum onumde durmasinm diyerek teselli ediyordum onu. Gülizar kapiyi anahtariyla acip girdi içeriye. Özge omzumda agliyor gördü.

– Anne iyi misin? Neden ağlıyorsun? Abi?

Özge:

– Abin askere gidiyormuş.

Gülizar ile göz göze gelmiştik. Gözleri dolmuştu resmen. Kosarak bana sarıldı.

– Abi okulun yok mu neden gidiyorsun?
– Herkes için en iyi durum bu canım.

Özge nin elini tutuyordum bir taraftan. Yemek masasina geçtik. Kimse bir lokma yemedi.

Özge:

– Sizinkilere söyledin mi peki?
– Sonra söylerim.

Gülizar:

– Şey ben simay ablamla konusurken söyledim bilmiyorlarmis bize geliyorlar şimdi.

Gülizar telefonda kardesimle mesajlasirken söylemiş. Bizimkiler eve geliyordu konuşmak için. Kisa zaman geçti kapı çalmıştı. Gülizar koşup kapiyi acti. Annem aglayarak ustume kosuyordu. O gordugum manzaradan sonra sarilmak bile istemiyordum anneme. Boynuma sarilip ağlıyordu. Babam ayakkabilarini cikartti koydu kenariya. Simay yanima oturdu.

Annem:

– Kuzum nereden çıktı bu şimdi?
– Anne nasil olsa gidecegim. Ha bugün ha sonra ne fark eder.
– Kuzum oyle de acelesi mi vardı.

Anne bile demek gelmiyor soğuk davraniyordum. Babam arkama gecip ellerini omzuma atti.

– Ne de olsa Vatan borcu. Elbet ödenecek. Oğlan haklı hanım. Gitsin gelsin yasi geçmeden. Okulu ne yaptin paşam?
– Kazandığım universiteye gidip askere gitmek istedigimi soyleyip, şu belgeleri vereceğim. Bir yıl boyunca sure taniyacaklar. Sadece o yilin kayit ucretini odeyecegim onlara.
– Parayı nasil bulacaksin paşam hic yok bende.
– Kara mambayi sattim baba. Ilana koydum alirlar elbet.

Babam daha çok üzülmüştü. Arkasini dönüp mutfaktan balkona çıktı. Özge ile annem sanki evden cenaze çıkmış gibi ağlıyordu. Telefonum çaliyor. Mete arıyordu.

– Alo kanka neredesin?
– Evdeyim moruk.
– Cenneti aldik bara geçeceğiz. Gelmek ister misin?
– Valla cok iyi olur hem konusacaklarim var sizle.
– Hayirdir ne konuscaz?
– Gelince konuşuruz.
– Tamam 15 dakikaya sizin evdeyiz.

Evdekilere cikacagimi söyledim. Yukarıya çıkıp giyindim. Dis kapiya çıkıp sigarami yaktigimda cocuklar gelmişti. Arabanin camindan Zeki kafayi çıkarttı.

– Hist haci gülle. Bak kim var burada.
– Kim var Zeki?
– Sarışın bil bakalim kim?
– Merve mi?
– Oğlum o kızıl yapti saclarini o değil.

Gülerek arabaya yaklastim. Kapiyi zeki açtı. İçeriye girdigimde sarisin olan Ilayda idi. Gorunce şaşırmıştım.

Ilayda:

– Selam kuzey.

Şaşkın surat ifadesiyle.

– Selam İlayda? Sen yurt dışında değil miydin?
– Evet, dün döndüm. Sınav sonuçlarımız açıklanmış baktın mı?
– Hayır ne zaman açıklandı?
– Dün. Öğrenci numaranı ver bakalım hemen.
– Tabi bakalım.

Çok heyecanlanmıştım.

Ferhat;

– Kanka biz zeki ile mezuna kaldık. Seneye bir daha deneyeceğiz.

Zeki arkasına yaslanıp İlayda’nın omuzlarına attı kolunu;

– Baba taşşaklı, babanın taşşaklara el arabası lazım. Hişt kuzeyin oğlu git şurdan el arabası kap gel taşşaklarımı taşıyıver be hadi hacı gülle.
– Taşşağını siktirtme Zeki. Ne oldu amına koyayım? Nereyi kazandın?

Zeki elinde ki kağıdı gösterdi. Gözlerim yuvalarından çıktı resmen;

– Ananın amına koyayım bu ne lan? Ne yaptın piç bu sıralama ne?

Zeki ilk 2500 kişinin arasındaydı sıralaması. Puanını okuyamadım bile. Sayısalda full çekmişti.

Zeki;

– Söylüyorum oğlum size. Babanın taşşaklara beton döksen yetmez. Hey yavrum hey.
– Vay amına koyayım be!

İladya;

– Kuzey!
– Kızım ne bağırıyorsun korktum ne oldu?
– Kuzey! İnanamıyorum! Harikasın tebrik ederim!

Kucağında ki laptopu kenarı fırlattı. Kucağıma oturup boynuma sımsıkı sarılıyordu.

– Kızım ne bu sevinç nereyi kazandım? Sıralamam kaç?

Kucağımdan indi. Laptopu eline alıp ekranı gözüme sokuyordu. Çok şaşırmıştım ellerimle ağzımı kapatıp;

– Vay ananı avradını sikeyim bu ne lan! Şaka mı abi bu oha lan!

Zeki;

– Ne oldu ki? Ver bakayım? Ooofofff ananı sikeyim ananı bu ne! Hişt hacı gülle hadi iyisin iyi, benim taşşaklar ezildi bak şimdi. Seninkilere el arabası da yetmez ama olsun.

İlk 1000 kişi arasına girmiştim sıralamada. Kendime hayret ediyordum. Ama sevincim fazla uzun sürmedi.

– Ferhat kanka sağa çeksene.
– Ne oldu kanka
– Çek kanka sen bir yere toslamanı istemiyorum yine.
– Tamam kanka çektim.

Ferhat arabayı kenarı çekti. Konuşmaya başladım;

– Ben bu sene gitmeyeceğim üniversiteye. Askerlik belgem gelmiş. Şubeye gidip konuştum. Okulu seçince orayla da konuşacağım. Askere gidiyorum bu yıl.

Herkes şok olmuş, dut yemiş bülbüle dönmüşleri. Aval, aval yüzüme bakıyorlardı.

Zeki;

– Mete Kuzeyin oğlunun kafasına bakıver yarıldı mı? Ne diyon hacı gülle sen?

Mete;

– Yok kanka kafası temiz, klorak mı içtin oğlum?

Ferhat;

– Rahat mı battı bilader?
– He amına koyayım rahat battı. Sorma o kadar rahatım ki. Götümden girdi ağzımdan çıktı.
– Dur kanka sinirlenme hemen. Gidince konuşuruz.

İlayda siğim, siğim ağlıyor. Konuşmuyordu. Bara gidene kadar konuşmadı hiç kimse. İlayda pencereden kafasını uzatmış, sessiz, sessiz ağlıyordu. İlayda’nın yanına gidip oturdum. Yol boyunca saçlarını okşuyordum. Bara gelmiştik. Arabadan indik, içeride ki atmosfer harikaydı. Kafayı dağıtmaya çok ihtiyacım vardı. Bir köşeye geçip oturduk, içkilerimizi söyledik. Babamın iş durumundan bahsettim arkadaşlarıma. Hepsi de çok üzülmüştü. Baya bir süre konuştuk, içkilerimizi içtik. İlayda’ya sürekli sarılıyor, öpüyordum. Ayrılmıştık sevgilim değildi ama tadı damağımda kalmıştı açıkçası. Elinden tutup piste kaldırdım. Doyasıya kadar pistte öpüşüyorduk. Artık hızımızı alamadık. Barın tuvaletine soktum İlayda’yı. Kucağıma alıp duvara yasladım. Deliler gibi öpüşüyorduk.

Üzerinde ki ince askılı bluzdan memelerini çıkarttım onları emiyordum. Çok özlemiştim bu memelerin tadını. Altındaki eteği sıyırıp yukarı çekti. Külotunu yarı yere kadar sıyırdı. Pantolonumun kemerini çözüp aşağıya sıyırdım. İlayda eğildi. Boxerın kıyısından sikimi çıkartıp yalamaya başladı. Artık ısırmıyor hatta mükemmel yalıyordu. O acemiliği atmıştı üzerinden. İlayda sikimi yalarken, saçlarını okşuyor, sikimi boğazına kadar bastırıyordum. Saçlarından tutup kaldırdım, domalttım İlayda’yı . kalçalarını ayırıp o mis gibi kokan, ıslanmış amını yalamaya başladım. Sarı sarı tüyleri vardı amında. Ben yaladıkça dudaklarımı gıdıklıyordu. Daha fazla dayanamadım çok tatlı bir amı vardı. Sikimi amına bastırdığımda ilk günkü gibi dardı amı. İnlememek için koluyla ağzını kapatıyordu. Sikimi iyice soktum o dar amına. Git gel yapmaya başladım. Baya bir süre git gel yaptıktan sonra sikimi içinden çıkardım. Amının dudaklarına volkan gibi patlamıştım. Tüm döllerim amından yere damlıyor, süzülüyordu. Eline peçete alıp amını temizledi. Pantolonumu giydim. Oda külotunu yukarı çekti ve eteğini indirdi. Memelerini tekrar içine sokup üzerini düzeltti. Dudaklarımdan öpüp, elimden tuttu. Tuvaletten çıkmıştık bizimkilerin yanına gittik hafif çakır keyif olmuşlar. Zeki barda bir kadın bulmuş onunla dans ediyordu.

Zeki;

– Hacı gülle, siktir et askerliği bak ortam şahane orda göt mü sikecen napacan amk?

Yerime geçip oturdum. İlayda kucağıma oturuyordu. Sırtını, bacaklarını okşuyor. Kollarını öpüyordum. Sabaha kadar bu şekilde eğlendik. İçmeyi bıraktık bir zaman sonra bir kafeye gidip türk kahvelerimizi, sodalarımızı içtik. Yemek yedik. Gün ağarmış sabah olmuştu resmen. Biz de ayılmış kendimizdeydik ama çok yorgunduk. Arkadaşlarıma kendim gideceğimi söyledim. Onları uğurladım ve telefonumu çıkartıp Aysel yengemi aradım.

– Alo yenge uyandın mı?
– Çoktan kahvaltı yapıyorum ne oldu kuzum?
– Müsaitsen yanına geleceğim hasret giderelim biraz.
– Ihm bir dakika. Kuzum sofradayız. Müsait değilim aslında.
– Daha iyi ya. Heyecan olur biraz.
– Deli çocuk iyi gel madem.
– Gelme desen gelmeyeceğim sanki…
– Gelirsin sen. Hadi kahvaltıya dönüyorum
– Afiyet olsun yengelerin en ateşlisi

Yengem gülerek telefonu kapattı. Bir taksi buldum ve köye doğru gitmeye başladım. Biraz uyumuştum takside. Taksicinin sesiyle uyandım;

– Kardeş köye geldik nereye bırakayım.
– Şu soldan gir tekin çiftliği var orada inecem
– Tamam.

Gözlerimi ovuşturdum. Taksicinin parasını verip indim taksiden. Çiftliğe girdim. Evin kapısını çalıyordum açan yoktu. Aysel yengemi aradım telefonla;

– Yenge neredesiniz?
– Kuzum ahırdayım. Abinler bahçede.

Telefonu kapattım önce bahçeye uğrayıp selam verdim herkes bahçeye bir şeyler ekiyor, güllü nenem tavukları güdüyordu. Hayvanlara bakacam diyerek ayrıldım yanlarından. Aysel yengen de orada dedi güllü nenem tamam hem onu görürüm dedim ahıra gidiyordum.

Ahırın kapısını açtım içeriye girdim. Aysel yengem saman balyaları ile uğraşıyor, altında incecik şalvarı kalçaları bir oyana, bir buyana sallanıyordu. Eğilip kalktıkça göt ayrımı belli oluyordu şalvar üzerinde. Arkasına gidip sikimi götüne yasladım. İrkilmişti;

– Ayy! Kuzey senmiydin korkuttun.
– Başka birini mi bekliyordun?

Elimle götünü okşuyor, beline sarılıp sikimi iyice bastırıyordum.

– Yok bu kadar sert bir sik yok bizim ailede. Dur kuzey giren oluverir.
– Bir şey olmaz gel bakayım şöyle köşeye özledim kız o ateşli amını.
Yengemi belinden tutup samanların arkasına çektim içeriye birden giren olursa toparlanacak zamanımız olurdu en azından. Gözüm dönmüştü zaten. Bağrı açık, götü meydanda, altında şalvar, kafasında yazma. Böyle daha seksi görünüyordu ateşli yengem.

Altındaki şalvarı sıyırmaya çalışıyordum. Dur yapma gelen olur diyerek izin vermiyordu. Yazmasıyla birlikte saçlarını tutup domalttım önüme. Altında ki şalvarı külotuyla birlikte dizlerine kadar sıyırdım. Burnumu amına dayadım. Aç kurt gibi götünü, amını yalıyordum. İş yapmaktan terlemiş, yapış yapış olmuştu apış araları. Ben yaladıkça saman balyalarını sıkıyor, dur yapma diyordu ama nafile. Köpek gibi yalıyordum o terli amını. Kıllanmıştı iyice amı, kesmemiş. Ağzıma kılları gelip duruyordu, kötü kokmuyor, aksine kıllı olduğu için daha çok terlemiş, tüm sularını yalayarak emiyordum amının dudaklarını, yalıyordum kasıklarını. Kalkan sikimi çıkarttım ve birden kökledim amına. “ahh dur yavaş” diye inledi. Hızlı hızlı sokup çıkartıyordum amına. Amı çok ıslanmış, terle karışık ahırda, “şap şap” kasıklarına vurma seslerim duyuluyordu. “yavaş gelen olacak off içimi oydun” diyordu. Ama dinlemiyor, o böyle dedikçe daha sert sikiyordum. Bir süre bu şekilde siktikten sonra belinden tutup çektim önüme çömelttim. Ağzına sikimi verip yalatmaya başladım. İştahlı bir şekilde yalayarak boşaltıyordu beni. Kafasını çekmek istedi ama izin vermedim. Kafasından tutup bastırıyor, tüm döllerimi ağzına akıtıyordum. Ağzına iyice boşaldıktan sonra kafasını bıraktım. Bacaklarıma vuruyordu. Ağzında ki dölleri kenarıya tükürdü. Başında ki yazmayı çıkarttı, ağzını sildi. Gözlerimin içine bakıyordu;

– Ne hayvansın kuzum sen ya
– Özledim diyorum değil mi?

Kapı açılmıştı. Apar topar sikimi içime soktum. Balyayı taşımaya çalışıyor gibi yaptım. O ara Aysel yenge şalvarını üzerine geçirip yazmayı donunun içine soktu. Balyayı sırtlandım.

– Yenge nereye koyayım bunu
– Köşeye koy kuzum.

İçeriye güllü nenem gelmişti;

– Hay maşallah kuzeyime bak. Yavaş annem incitme belini. Aysel kızım hadi çay koy da içelim. Baban çay istiyor.
– Tamam anne.
– Yenge dur bende geleyim Cevatı seveyim biraz.
– Git kuzum git, çaydanlığı getirirsin yengene.

Güllü nenem hayvanların yanına geçti. Aysel yengemle yan yana yürüyerek eve gidiyorduk. Bahçeye baktığımda hala bahçeyi belliyorlardı.

Cevat dede;

– Paşam bir şişe buz kap gel sana zahmet dolaptan.
– Tamam dede.

Aysel yengemin bacaklarını elliyordum yürürken. “yapma öküz” diye fısıldıyordu. “doymadım bir posta daha atayım mı” diye sorduğumda yüzü gülüyordu. Telefonum çalıyor Özge yengem arıyordu;

– Tatlım neredesin?
– Çiftlikte.
– Orada ne yapıyorsun?
– Sıkıldım dolaşmaya geldim.
– Öğlen oldu gelmedin merak ettim.
– Aramayı unutmuşum sarjım yoktu.
– Tamam tatlım sorun değil, Aysel yanında mı?
– Evet.
– Verir misin.
– Tabii

Aysel yengeme uzattım telefonu. Bir şeyler konuşuyorlardı. Aysel yengem yavaş yavaş geliyordu. Cevat dede su istediği için koşarak eve gittim dolaptan suyu kaptım. Bir an önce suyu verip eve tekrar dönüp Aysel yengemi sikmeyi istiyordum tekrar. Suyu alıp çıktım evden bahçeye koşuyordum. Aysel yengem hala telefonda konuşuyordu. Suyu verdiğimde geri döndüm. Aysel yenge bahçede değildi. Eve gittim, mutfağa girmiş, çay suyu koyuyordu tüpe. Arkasına geçip beline sarıldım.

– Kuzey dur bak valla gören olacak korkuyorum.
– Herkes çalışıyor sen gibi yarrak mı yiyor? Kim görecek.

Tekrar altından şalvarı sıyırdım. Arada bir pencereye kafasını uzatıp gelen giden varmı diye göz ucuyla bakıyordu. Kucakladım masaya oturttum Aysel yengemi. Bacaklarını araladım amını yalıyordum.

– Şu kılların bile tahrik ediyor beni.
– Gidemedim özgelere, Gülizar alıyordu kılları.
– Gülizar mı temizliyo senin amını?
– Evet ben alamıyom ağda ile.
– Off ağda mı yapıyorsun birde kaymak gibi oluyor mu?
– Hemde nasıl bal dök yala.
– Bala gerek mi var, bak yaladıkça bal damlıyor amından.
– Salak.

Diyerek kafama vurdu. Arada kafasını geriye atıp pencereden bakıyordu. Ben de o ara sikimi tekrar çıkardım bacaklarını belime doladım ve amına pompalamaya başladım. İnlememek için kendini zor tutuyor, sürekli pencereden dışarıyı gözetliyordu. Üstünde ki tişörtü sıyırdım. Memelerini ısırıyor emiyordum. Yengem kısık sesle “ahh offf” diyor, pencereye bakmayı ihmal etmiyordu. İyice hızlandım memelerini emerek amına pompalıyor, yengem zevkten kafamı bastırıyor, memelerini ağzıma sokuyordu.

Bu şekilde çay suyu kaynayıp taşana kadar siktim amından. Sikim patlayacaktı artık, Aysel yengem orgazm oluyor, kafasını geriye atıp kısık sesle böğürüyordu “ohh off bittim” ben hızlı hızlı amını sikmeye devam ediyordum.

Mutfağın kapısı birden açılmıştı. O anki korkuyu hiçbir şeye değişemem. Sikim amının içinde kalmış, Aysel yengem kafamı bastırıyor, kapıya bakıyor, memelerinden ağzımı çıkartıp kafamı kapıya uzattım. Yengem masasın üstünde bacaklarını belime dolamış, sikim amında, memeleri dışarıda, birine yakalanmıştık, kapıda şuanlık sadece gölge gözüküyor, bizi izliyordu…

26. BÖLÜM SONU

DEVAM EDECEK…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRMEYİNİZ!…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 16 Ozge Yengem

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 16 Ozge Yengem
Tekneden misafirleri uğurladık. Cennet’in kocası telefon kartını cebime soktu. Yanıma yaklaştı;

– Mutlaka ara.

Ararım gibisinden kafamı salladım. Çok yorgundum eve gidip uyumak istiyordum.

Ferhat;

– Beyler benim araba ileride, yürüyelim mi biraz? Hava alırız?

Mete;

– Bana uyar.

Zeki ayakta teknenin içinde uyuyordu Mete Zeki’ye seslendi;

– Zeki, kalk oğlum gidiyoruz.

Zeki bağırarak uyandı. Korkmuştum.

– Ya amına koyayım ne bağırıyon?
– Kuzeyin oğlu, dayının kestaneyi çiziyordum rüyamda. Çok korktum amk
– Yürü oğlum yok dayı falan gittiler
– Eminsin değil mi? Bak geliyorum
– Gel zeki gel amına koyayım.

Elimi Zeki’nin omzuna attım, tekneden indik yürüyorduk. Berkant ile annesi teknede kalmıştı. Zeki yolda zor yürüyor sallanıyordu.

– Oğlum bir dik dur lan!
– Halim yok kuzeyin oğlu, iliğimi kuruttu karılar.

Ferhat;

– Peki ya dayı Zeki? Oda kuruttu mu?
– Yok, o seksten soğuttu amına koyayım.

Biz gülüyorduk. Baya ilerlemiştik, araba karşımızda gözüküyordu. Zeki kolumdan fırladı gitti karşıda duran 2 tane mini şortlunun yanına koştu.

Ferhat;

– Eyvah!

Mete;

– Bu çocuk bir gün kestaneyi çizdirecek aga.

Ben;

– Gözünü sikeyim zeki ya.

Zekiye bağırıyordum arkasından;

– Zeki! Lan buraya gel! Zeki!

Zeki beni siklemedi mini şortluların yanına gitti, ikisinin de götüne elini yapıştırdı;

– Üff hepsi sizin mi be yavrular?

Mini şortlu travestiler Zeki’ye döndü. İçlerinden esmer olan;

– Yok anam daha bu var!

Zekinin elini kendi sikine getirdi. Zeki travestinin sikini avuçladı;

– Oooo bune be hacı gülle? Hangi sulak yerde büyüttün sen bunu?

Zeki bize döndü travestilerin sikinden tutup salladı;

– Kuzeyin oğlu! Kızlar taşşaklı çıktı.

Travesti devam ediyordu cümlesine. Biz gülüyorduk.

– Gelip görmek ister misin o sulak yeri?
– Yok abi ben almıyayım.

Zeki travestinin sikine eğildi;

– Saygılar abi, hürmetler abi.

Esmerin yanındaki diğer travesti;

– Siktir git lan. Dedi zekiye zeki koşarak yanımıza geri geldi…

Ben;

– Ne oldu Zeki beğenmedin mi kızları?

Ferhat ile Mete gülüyordu.

Zeki;

– Bu dayıyı sikmek bana yaramadı hacı gülle, nerede kamışlı ablalar var, bana denk gelmeye başladı.
– Aman Zeki kolla götü.

Zeki Ferhat ile Mete’ye döndü;

– Bana bakın dayıyı siktiğimi Melisa duymayacak ona göre.

Ferhat;

– Merak etme Zeki duysalar da inanmayacaklar zaten.

Gülüyorduk, arabaya bindik. Beni eve bıraktılar. Zeki camdan kafasını çıkarttı;

– Hişt hacı gülle?
– Ne var Zeki?
– Adamımsın, playboy seni

Arabayla uzaklaştılar. Evin kapısını çaldım. Kimse yoktu evde. Telefonla Özge yengemi aradım. Açmıyordu. Babamı aradım çalıyordu;

– Alo baba evde kimse yok?
– Oğlum mahkemedeyiz.
– Mahkeme?
– Yengen ile dayının mahkemesi.
– Hadi ya onu unuttum ben durum ne?
– Boşandılar.
– Çocuklar?
– Yengende ikisi de.
– Ohh çok sevindim neredesiniz şimdi?
– Birkaç evrak işi var halledip geleceğiz.
– E ben kapıda kaldım.
– Aysel yengenlere git istersen.
– Yok baba bakarım başımın çaresine.

Şimdi Aysel yengelere gidip, onu sikmeye ne dermanım ne gücüm vardı. Duvardan atladım evin bahçesine girdim. Bahçe kapısı da kilitliydi. Pencereye tırmandım. Odamın penceresi açıktı. İçeriye girdim. Hemen duşa attım kendimi. Üzerimi değiştirdim yatağa uzandım.

Tüm bu olup bitenleri düşünüyordum… Sikik bir yaşantım, hangi ara bu kadar renklenmişti. Daha dün gibi yengemi hayal ettiğim günler. Onun hayali ile boşaldığım günler. Şimdi? Sikmediğim am, göt kalmamış. Ortamların en güzeline girmiştim bugün. Daha neler olabilir amına koyayım. Diye düşünürken. Aysel yenge aklıma geldi. Kendisi çok ateşli, azgın bir kadındı. Tıpkı adadaki çiftlerin karıları gibi, cennet hoca gibi. Yengeme kötü sözle konuşmam da hoşuna gidiyordu. Acaba bizim çocuklarla grup siksek? Hoşuna gider miydi? Ama onun haberi olmadan bunu ona yapamazdım. Ağzını arayacaktım kafaya koydum. Bunları düşünürken uykuya dalmıştım. O kadar güzel uyudum ki, bizimkilerin eve geldiğini bile duymadım. Yengem yanıma yatmış, yüzümü okşuyor, öpüyordu. Gözlerimi araladım. Çok güzel görünüyordu. Makyaj yapmış, saçlarını kestirmiş, sarıya boyatmış, kendine çok güzel bakmış. Boynuna sarılıp üstüme çektim. Yengemin yüzü gülüyordu. Dudaklarını öptüm;

– Hayırlı olsun.
– Teşekkürler kuzum.
– Kurtuldun artık.
– Evet.
– Tamamen benimsin. Tekrar bekarsın.
– Evet.

Dudaklarımı daha sert öpmeye başladı. Ama orospu Cennet öyle bir somurdu ki canım yandı geriye çektim kendimi. Yengem elini dudaklarıma götürdü. Üstümden kalkıp yanıma uzandı;

– Oho birileri boş durmamış yine.
– Ya yok İlayda yaptı.

Garibim dünkü partiyi duysa ne derdi acaba? Yüzüme bakmazdı eminim. Tekrar sarıldı;

– Hadi kahvaltı yapalım okula gideceksin. Akşam gelince bir yerlere götür beni
– Nasıl yerlere?
– Bilmem şu gittiğin bara götür mesela.
– Tamam akşam hazırlan gidelim.

Yanaklarımdan öptü, yatağımdan kalktı kapıyı açıp çıktı. Kıyafetlerimi giydim aşağıya iniyordum, dışarıdan korna sesi geldi. Servis arabamı getirmişti. Babamın arabasından kurtulmuştum artık. Arabamla hasret giderdikten sonra okula gitmek için çıktım İlayda’yı arıyordum.

– Canım geleyim mi almaya?
– Yok aşkım Melisa ile gidiyoruz şuan yoldayız.
– Peki bir tanem görüşürüz.

Telefonu kapattım koltuğun üstüne atıyordum Zeki arıyordu. Hay amk dedim iyi alıştı bu çocukta ama seviyordum Zeki’yi çok saf, kalbi temiz bir çocuktu.

Zeki;

– Alo hacı gülle napıyon?
– İyiyim Zeki yoldayım okula gidiyorum. Sen napıyon?
– İyi bende kantinde çay höpürdetiyorum.
– Afiyet olsun Zeki beni neden aradın peki?
– Ha onu soruyosun, dün Esma geldi bizim eve, annemle yine dedikodu, gıybetin dibine vurdular, çok korktum bizi şikayet ediyor sandım hani dün parti, pompa, gittim dinledim gizli gizli.

Sözünü kestim;

– Dayı, göt.
– Amına koyayım konumuz omu şimdi? Bak tıkandım ne güzel çay içiyordum ya.
– Eee Zeki ne konuşuyorlardı?
– Bizi şikayet etmiyordu. Partiden bahsetmedi. Şu At hoca var ya?
– At hoca?
– He dün çatır, çatır, çatır siktiğin at hoca
– Cennet hoca mı?
– Ne karıydı ama ya.
– Devam et zeki ne olmuş Cennet Hoca’ya?
– Okuldan ayrılmış, yurt dışına gitmiş.
– Annene niye söylüyor bunu Esma onu anlamadım ben?
– Bu at hoca annemin arkadaşının kızıymış çünkü.
– Haa, yani cennet hoca gelmeyecek artık okula.
– Yok hacı gülle, okula gelmeyecek ama partiye gelecek.
– Annene mi anlattı Esma partiyi?
– Hayır kuzeyin oğlu, Esma dışarı çıktığında pencereden önüne atladım. Dedim ki; “at hoca niye gitti? Göremicez mi onu? Bak kuzeyin oğlu sevdi o kadını göremezse üzülür ağlar çocuk, aşk acısı çeker.”
– Ya amına koyayım ne aşkı ne acısı neyse eee sonra?
– Sonra Esma da dedi ki; “yurt dışına tatile gitmiş, öğretmenliği bırakmış, kuzeye söyle, haziranda bu partinin daha büyüğü olacak tur gemisinde” dedi.
– Eee?
– Ne eee amına koyayım? O tur gemisine kadar gelecekmiş at hoca. Ama hazirana kadar göremeyecen.
– Anladım zeki, yani haziranda bir büyük parti daha var ve gidecez yine.
– Bak bana yine göt siktirirseniz, bozuşuruz ona göre. Hişt bana bak. Üzüldün mü lan cennet hoca 2 ay yok, göremeyecen.
– Niye üzüleyim oğlum sonuçta kadının tadını aldık.

Zeki piç piç gülüyordu;

– Hehehehe aldık demi.
– Aldık Zeki aldık bak okula geldim şuan karşındayım kapatcan mı telefonu?
– Bence devam edelim, bedava dakikalar çöpe gidiyor, arayıp konuşacak kimsem yok oğlum.
– Zeki manyak mısın amına koyayım.

Yanına gittim oturdum hala telefonda konuşuyorduk. Zeki sırtını döndü;

– Ne manyak mıyım? Dakikalarım çöpe mi gitsin, eee daha daha ne yapıon hacı? Havalar nasıl?

Kafasına vurdum. Telefonu kapattım;

– Yanındayım aynı havayı soluyoruz amına koyduğum.

Ferhat ile Mete yanımıza geliyordu;

Ferhat;

– Ne yapıyorsunuz beyler?

Ben;

– Zekiyle uğraşmaya devam

Mete;

– Of sabah sabah hiç çekilmez amına koyayım.

Zeki;

– Ne çekilmez? Oğlum o kadar karı siktin hala elizabethe devam mı ediyorsun?

Mete eliyle Zekinin ağzını kapattı;

– Oğlum sus biri duyacak amına koyayım ya dengesiz.
– Hee haklısın hacı gülle. Aman diyim biri duyar canı çeker, sikim kopacak artık am sikmekten ben çay alacam var mı isteyen?

Ferhat;

– Al gel içeriz.

Ben;

– Beyler Berkant nerede?

Mete;

– Bilmem görmedim daha.

Ben;

– Haziranda büyük bir parti varmış. Zeki ile haber yollamış Esma gidecek miyiz?

Ferhat;

– Haziranın kaçında?

Ben;

– Bilmiyorum ki sormadım.

Mete;

– Haziranda üniversite giriş sınavı var. Ancak sınavdan sonra gidebiliriz. Sınavdan önceyse gidemeyiz ki oğlum.

Ferhat;

– Esma ona göre ayarlamıştır herhalde

Ben zeki’ye seslendim. Zeki elinde çay tepsisi ile geldi;

– Zeki! Gel gel, haziranın kaçında bu parti?
– Sonunda.

İyi sınav zaten ilk haftasında, yetişiriz diyordum. Sohbet ediyorduk kızlar gelmişti. Yanımıza oturdular. Sohbete devam ettik. Okulun hademesi gülsüm abla gözüme çarptı bizim masaya Zeki’ye bakıyordu. Zekinin kolunu dürttüm;

– Hişt senin ki geçiyor?
– Melisa burada ya oğlum.
– O değil öbürü.
– Öbürü?

Zeki masadan kalktı ayağa etrafına baktı. Gülsüm abla ile göz göze geldi.

– Ya bırak şunu.
– Niye oğlum sikmedin mi çatır çutur.

Zeki eliyle ağzımı kapattı;

– Sus lan melisa duyacak kız beni terk eder sonra.
– Tamam amk çek pis elini ağzımdan

Derslere, girip çıkıyor bugünü de bitiriyorduk. Son ders boş olduğu için çocuklarla spor salonuna gidecektik sınav sonuçları açıklanmış. Müdüre hanım sınıfa çağırdı bizi. Hepimiz sıralarımıza tekrar geçip oturduk. Müdüre hanım sonuçları açıklayacaktı;

– Evet yavrucuklarım. Son deneme, başarı sınavınızın sonuna gelmiş bulunmaktasınız. Bu sonuçlar sizin sınava ne kadar hazır olduğunuzu ve bu sınav gerçek üniversite giriş sınavı olsa kaç puan alıp, kaçıncı sıralamada olacağınızı gözler önüne seriyor. Şunu söylemeliyim ki, ummadığım taş baş yardı, çok güvendiğim kişiler gözümde sınıfta kaldı şekerim.

Ben araya girdim;

– Hocam en çok Zeki’yi merak ediyoruz. O kadar çok çalışmış ki, 20 dakika da bitirdi sınavı
– Neyyy 20 dakika mı?
– Evet hocam.
– Zeki okul 5. evladım ummadığım taş baş yardı diye boşuna mı dedim.
– Neee ?

Hep birlikte Zekiye döndük.

Mete;

– Lan hani sallamıştın tüm soruları?

Zeki gülüyordu;

– Salladım ama okuyarak salladım. Okumadan sallamadım ki.

Ferhat Zekiye silgisini attı. İlayda ağzı açık Zekiye bakıyordu. Ben lafa girdim;

– Ulan zeki, birde soruları okuyup çözsen türkiye birincisi olacaktın demekki.

Müdüre hanım söze girdi;

– Türkiyede 13. Oldu 13. Hey yavrum hey aslan Zeki

Zeki göğsünü kabarttı;

– Sağ olun hocam, teveccüğünüz.

Ferhat;

– Hareketlere bak amına koyduğum.

Müdüre;

– Tamam sessizlik. Şimdi sonuçları açıklıyorum.

Milletinkilerini saydı, çoğunlukla başarılıydı herkes.

– İlayda tam puan okul 1, türkiye 4.

İlayda çok sevinmişti.

– Kuzey aferim evlatçığım babana yüzümü kara çıkartmadın. Okul 2. Türkiye 8.

Ben yok artık amına koyayım diye İlayda’ya bakıyordum. İlayda boynuma sarılıyordu.

– Ve ikiz dingiller.

Ferhat ile Mete;

– Bizden bahsediyor.

Müdüre;

– Okul sonuncusu, türkiye sıralamanızı okumama gerek yok nasılsa bu kaçıncı sayılar diye bön bön yüzüme bakacaksınız? Evlatçıklarım. Neden çalışmadınız? 2 ay kaldı sınavınıza, aileciklerinize ne diyeceğim ben. Of tanrım of.

Müdüre sınıftan çıktı. Ferhat ile Mete’ye döndüm;

– Oğlum ne yaptınız lan siz? Hiç mi çalışmadınız?

Ferhat;

– Zaman mı kaldı ki, sikik sokuk işlerle uğraşmaktan.

Mete;

– Aynen amk, yarak kürek işlerle uğraştık

Ben;

– Amına koyduklarım, bende yanınızdaydım sizi yalnız mı bıraktım? Siz eğlenirken ben ders mi çalıştım sizle birlikte bende eğlendim. Ben ders çalıştığım vakit siz ne yapıyordunuz?

Ferhat;

– Sakin ol paşa, sana sözümüz yok, Berkant orospu çocuğuna uyduk, sen ders çalışırken biz onunla barlarda karı kız peşinde koştuk takıldık eğlendik beee

Mete;

– İyi bok yedik amına koyayım. Ne diyecem ben şimdi babama?

Ferhat;

– Ne bileyim amına koyayım. Berkant da yok piyasada zaten.

Mete;
– Annesinin amını yalıyordur evde, orospu çocuğu.

Ben;

– Adama sövmeyin oğlum hata sizde. Neyse 2 ay var daha sıkı çalışın bir şekilde toparlayın götü.

Okuldan çıkmıştık eve gidiyorduk İlayda konuştu;

– Cennet hoca nerede? Bugün son dersimiz onunlaydı gelmedi?

Boş bulundum;

– Okulu bırakmış.
– Okulu mu bırakmış? Kuzey bey okul başkanı olduğum halde bilmiyorum siz nereden aldınız bu bilgiyi acaba?
– Şaka yapıyorum ya salladım öylesine. Bilmiyorum ki merakta etmedim.

Ferhat ile Mete’nin yüzüne bakıyordum Zeki girdi lafa;

– Cennet hoca şuan kanarya adalarında pompito yapıyordur.

Biz elimizle Zeki’ye sus yapıyorduk.

İlayda;

– Pompito?
– Cahil cahil durma karşımda yürü kız eve.

İlayda’ya kolumu attım. Yürüyorduk. Bugün de bitmişti. Eve gidip dinlenmeye karar verdik. Ama aklımda uyurken düşündüğüm Aysel yengem vardı. Ama bu akşam gidemezdim. Özge yengemi bara götürecektim. Hemen eve gittim.

Kapıyı yengem açtı. Çok güzel görünüyordu. Giyinmiş süslenmiş oturuyordu evde;

– Hayırdır düğüne mi gidiyorsun?
– Hayır?
– Ne bu süs?
– Bundan sonra böyle. Kendime bakacağım artık.

Beline sarıldım;

– Bak tabii
– Dur yapma annen mutfakta

Bellerinden kollarımı çektim.

– Giyineyim de kumsalda takılalım biraz, akşama bara gidelim.
– Yemek yemeyecek miyiz?
– Aç değilim sen açsan dışarda yeriz bir şeyler.
– Ay süper olur dışarda yiyelim.
– Hazırlanayım geliyorum.

Yanaklarımdan öptü, hemen geri çekti kendini. Yukarıya çıktım duş aldım, duştan belimde havluyla çıktım yengem yatağımda oturuyordu. Yüzüne bakıp gülümsedim. Havluyu çıkartıp attım belimden. Çırılçıplak kalmıştım karşısında. Yanına yaklaştım. Yengem yüzüme bakıp gülüyordu. Yanına gittiğimde eline sikini aldı sıvazladı.

– Annem içerde.
– Biliyorum.
– Yeni duş aldım.
– Tekrar alırız.

Sikimi ağzına götürüp yalamaya başladı, saçlarından tutuyor, okşuyordum ipek gibi saçlarını. Annem seslendi;

– Hadi sofraya!

Yengem ağzından çıkarttı sikimi, ayaklandı. Kucağıma alıp duvara yasladım. Deli gibi yalıyordum dudaklarını, boynunu.

– Dur annen sesleniyor. Hem bugün seninim. Arabayla gidelim bir yere sabaha kadar sik beni. İstersen bir yer bul oraya gidelim.

Dudaklarımdan öptü, kucağımdan indi, kapıyı açtı çıktı gitti. Bende üzerimi giyinip aşağıya indim. Sofraya oturduğumuzla kalktığımız bir oldu. Dışarıda yiyecektik çünkü. Saat 7 olmak üzereydi;

– Hadi çıkalım.

Yengem yukarıya gidip makyajını tazeledi, giyindi geldi. Gözlerim yerinden çıkacak sandım. Mini bir etek, askılı bluz. Tüm vücut hatları meydandaydı.

– Abartılı olmamış mı?
– Yoo, daha açık giyinenler var.
– Haklısın, hem çok güzel olmuşsun hadi çıkalım.

Beline sarıldım. Çıktık evden. Arabama bindik;

– Ne yemek istersin?
– Benim ne yemek istediğim belli değil mi?

Elini sikime attı okşuyordu.

– Onu finalde yiyeceksin zaten. Önce karnımızı doyuralım, içip eğlenelim biraz.
– Pekii, balık yiyelim.

Lüks bir balık restoranına girdik yengemle. Oturduk balıklarımızı söyledik, yengem birde rakı söyledi yanına;

– Ağzının tadını biliyorsun rakı balık he?
– Yani, senin balığı yiyorum. Oradan anlamadın mı ağzımın tadının güzel olduğunu?

Gülüyordum. Yemeğimizi yedik, rakımızı içtik. Her zaman takıldığımız bara götürdüm yengemi. İçeriye girdik. Merve ve Nur’da oradaydı.

Merve;

– Aaa kuzey hoş geldin.

Yengemin elini sıktı merhaba dedi.

– Hoş buldum ne yapıyorsunuz kızlar?
– Hiç valla aynı takılmaca. Yanında ki güzel kim?
– Yengem.

Yengeme geçmiş olsun diledi, benim ondan çok bahsettiğimi her aradığında onları yalnız bırakıp eve yengemin yanına gittiğimi anlattılar. Yengem memnun olmuş yüzü gülüyordu. Nur’un kolundan çektim;

– Sakın bak parti falan kaçırmayın ağzınızdan.
– Ay sende kuzey Zeki’miyiz biz?
– Valla Zeki herkesten akıllı çıktı. Çocuk sınavda 2. Oldu
– Hadi be helal olsun

Kızlar ve yengemle masaya geçtik oturduk. İçkilerimizi içtik, dans ettik, yengem artık sarhoş olmak üzereydi. O içkisini eline alıyor, ben onun elinden yeter diye geri alıyorum. Ama o bırak artık zaman benim zamanım bu zamanı kutlayacam diye daha çok içiyordu. Karışmadım bol bol içki içti bana çok yakındı kızlar dik dik bize bakıyordu. Elini vücudumda gezdiriyor, ellerimi kalçalarına atıyordu dans ederken, kendinden geçiyordu. Saat epey ilerlemiş 12 olmak üzereydi. Yengem ayakta duramıyor, zor yürüyordu. Arabaya bindirecektim kusmak için kaldırıma geçti. Cep telefonumu çıkarttım Ferhat’ı arıyordum;

– Hele şükür açtın amına koyayım.
– Oğlum uyuyordum ya.
– Sizin yazlığın anahtarı lazım bana.
– Bu saatte?
– Tavuk gibi uyuyan sensin amk hadi size geliyorum uyan salla anahtarları.
– Gelme amk yazlığa git, kapıda saksı var. Onun içinde anahtarlar.
– Boş dimi yazlık?
– Boş amk hadi kapat uyuyacam.
– Zıbar amk.

Telefonu kapatıp cebime koydum. Yengeme sarılıp kaldırdım.

– Kalk hadi gidiyoruz.

Yengem sarhoş ağızla sayıklıyordu. Arabaya bindirdim Ferhat’ın yazlığına gittik. Yengemi arabadan indirdim boynuma sarıldı, yamuk yamuk yürüyordu. Merdivenlere oturttum yengemi. Saksıya baktım anahtar yoktu. Saksıyı kırdım. İçinden çıktı anahtar. Kapıyı açtım. Yengemi kucaklayıp soktum eve. Salonda koltuğun üstüne oturttum. Yengem şarkı söylüyor, sayıklıyordu. Gidip kapıyı kapattım. Işıkları açtım. Yengemin yanına oturdum.

Yengem yüzüme bakıyordu. Birden dudaklarımı öpmeye başladı;
– Sik hadi beni. Çok özledim o yarrağını.

Yengem dudaklarımı öperken, pantolonumun fermuarını açmaya çalışıyor, ama açamıyordu. Ona yardımcı oldum. Pantolonumu çıkarttım, boxerımdan sikimi çıkartıp eğildi, ağzına alıyordu. Bir süre yaladıktan sonra ayağa kalktı, üzerindeki mini eteği çıkarttı, dizinin üstüne kadar uzanan fileli çorapları ile kaldı. Askılısını ve sutyenini de çıkarttı. Kucağıma oturup memelerini ağzıma veriyordu;

– Yala hadi yengenin büyük memelerini, seviyorsun değil mi yengenin memelerini.

Şapur şupur emiyor, evet dercesine başımı sallıyordum. Kucağımda sikime amını sürtüyordu. Külotunu çıkarttı attı kenarıya. Eliyle sikimi tutup üstüne oturdu. İnliyor, memelerini ağzıma vermeye devam ediyordu. Kucağımda zıplatarak sikiyordum;

– Dayının gözleri önünde ne zaman sikeceksin bu amı?
– Ne zaman sikeyim?
– Yarın
– Hemen yarın mı?
– Evet, yarın sik amımı götümü dayının gözleri önünde.
– Sen iste bir tanem
– İstiyorum. Onun surat ifadesini görmek istiyorum sen beni sikerken

İyice zevkle zıplıyordu kucağımda, içine boşalmıştım. O şekilde sızdı kucağımda. Kucaklayıp yatak odasına götürdüm. Yatırdım yatağa, üstünü pile ile örttüm bende yanına kıvrılıp uyumuştum. Sabah telefonun sesiyle uyandım. Ferhat arıyordu;

– Kanka yazlıkta mısın?
– Evet.
– Bizim çocuklarla kafeye gidecez gelsene.
– Moruk sizinle işim var bizim eve gelsenize siz.
– Hayırdır ne işi?
– Gelin siz konuşuruz.
– Peki kardo.

Yengemi öperek uyandırdım;

– Hadi uyan. Bugün kocanın gözleri önünde sikeceğim seni.

Uyku sersemi konuşuyordu;

– Bugün mü?
– Evet, dün öyle dedin ya.
– Ha doğru. Ne yapacaksın ki?
– Düşünme sen hadi eve gidelim.

Boynuma sarıldı öpüyordu. Kucağıma alıp kaldırdım. Ayağa dinelttim. Bir posta daha siktikten sonra arabaya geçip eve gittik. Yengem odasına gitti, bende odamda duş aldım bahçede oturuyordum arkadaşlarım geldi. Bahçeye çektim. Biralarımızı açtık söze girdim;

– Beyler bugün bana lazımsınız. Dayıma bir ders verecez.

Ferhat;

– Anlamadım.
– Neyi anlamadın amk.

Zeki;

– Hişt playboy, dayını mı sikecez?
– Ahaha yok onun gibi bir şey ama
– Bugün de güzel geçecek desene

Mete;

– Dur bir Zeki. Kuzey nasıl yapacaz oğlum bunu.
– Baya gece dükkanı kapatıp eve gitmesini bekleyeceksiniz. Biz özge yengemle evde olacağız. Siz dayımı içeriye girdikten sonra güzelce sandalyeye bağlayacaksınız.
– Sonra?
– Sonra dışarıda bekleyeceksiniz.
– İçeride bekleseydik?
– Yok dışarıda.

Zeki Ferhat’ın yanına yaklaştı;

– Bak Zeki dedi dersin, bu dayısının götünü sikecek. Dayısının namusunu kirletecek.

Ferhat;

– Hani Özge yengenle aranda bir şey yoktu lan?
– Oğlum size ne bu kadar derine inmeyin yardım edecek misiniz? Etmeyecek misiniz? Onu söyleyin
– Ederiz amk

Mete;

– Aynen ederiz.

Zeki;

– Ben etmem.
– O niye lan?
– Güvenmiyorum oğlum sana, gözlerimi bağlarsın dayının kestaneyi de bana çizdirirsin sen.
– Güzel fikir aslında

Zeki ayaklandı;

– Ben gidiyom amına koyayım

Kolundan tuttum;

– Oğlum dur şaka yapıyorum. sen dışarıda bekçilik yap yeter.
– Hee tamam hacı gülle kaptım işi.
Akşam olmuştu. Çocuklarla hazırlanıp planı uygulamaya koyulduk. Dayım dükkanda yoktu. Evine gittik, ışıkları sönük, kapısı kilitliydi;

– Kaçmış yavşak.

Hemen Özge yengemi aradım;

– Kaçmış
– Kim?
– Dayım kim olacak.
– Hadi canım kaçmış mı?
– Dükkan boş, ev boş kilitli.

Tam telefonla konuşurken dayım evin arkasından çıkmış arkama geliyordu ben bunu fark etmedim. Bizim çocukların sesini duyuyordum sadece;

Ferhat;

– Kuzeey!

Mete;

– Kuzey!

Zeki bir hışımla üzerime koştu, yere yatırdı beni, telefonla konuşurken yere düşmüştüm. Tam düşerken bir silah sesi duydum. Ferhat ile Mete dayımın üzerine koşup yere yatırdı, dövüyorlardı. Ben olayın şaşkınlığı ile telefonu bıraktım elimden. Üstümde zeki yatıyor, üstüme sıcak bir şey akıyordu.

Zeki yüzüme bakıyor, baygın baygın bakıyor konuşmaya çalışıyordu;

– Kolla götü Kuzey’in oğlu.

Zeki bayılmıştı. Telaşla üzerimden kaldırıp yatırdım. Karnından vurulmuştu, kan geliyordu, çok fazla kan. Elim ayağım titriyor, ne yapacağımı bilmiyordum. Ferhat yanıma koştu Zekiyi tutuyor uyandırmaya çalışıyordu, Mete dayımı yere yatırmış tutuyor, telaşlı gözlerle bizi izliyordu. Ferhat ambulansı aradı, Zeki’nin yanından kalkıp dayımın yere düşürdüğü silahı yerden alıp kafasına dayadım. Tam tetiğe basacakken Ferhat üstüme atladı, silah havaya patlamıştı.

Ferhat;

– Ne yapıyorsun sen amına koyduğum? Hah ne yapıyorsun? Bu şerefsiz için katil mi olacaksın? Ver şunu! Kuzey! Ver dedim!

Silahı elimden alıp fırlattı karanlık bir yere. Ayağa kalktım Mete’nin elinden aldım. Çok pis gözüm dönmüştü Mete ile Ferhat Zekinin yanına koştu. Dayımı ellerim yarılana kadar yumrukladım, tekmeledim. Evin önünde duran sopayı alıp ambulans gelene kadar dövdüm. Bizim çocuklar Zeki’yi uyandırmaya çalışıyordu. Ambulans geldiğinde polisi ve bir ambulans daha istedi. Sopayı bırakıp Zekinin yanına koştum

– Zeki kardeşim uyan, Zeki! Yalvarırım aç koçum gözlerini Zeki! Zeki!

Ferhat ile Mete çömelmiş ağlıyorlardı. Ambulans görevlileri Zeki’nin kanını durdurmak için tampon yapıyor acele ambulansa bindirmeye çalışıyordu.

Ambulansın arkasından ZEKİ! Diye haykırıyordum. Ferhat ile Mete’nin kolundan tutup kaldırdım. Arabaya koştuk, direksiyona geçip son hızla gazladım. Ambulansın peşinden Zeki’nin peşinden gidiyorduk…

19. BÖLÜM SONU…

DEVAM EDECEK…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİN!…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarim Bolum: 9 Ozge Yengem –

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarim Bolum: 9 Ozge Yengem –

Arabamla son sürat köye gidiyordum. Cep telefonumu çıkartıp hoparlörü açtım Aysel yengemi arıyordum;

-Alo yenge.
-Kuzum nasılsın?
-İyiyim yenge sen?
-İyi valla napam köydeyim oturuyorum.
-Sıkılmışsındır şimdi sen geleyim de arkadaşlık edeyim sana
-Hahaha gel kuzi
-Yoldayım geliyorum yenge onu haber edeyim dedim. Hem mal gelecekmiymiş, gelmiş mi babam git bir bak dedi.
-Yok gülüm daha gelmedi.
-Aman gelmesin bir kahve içeriz o gelesiye
-La gelsin gene kahve içeriz, hayvanlar aç yem gelecekti onu bekleyip duruyoruz.
-Hahaha çokta seviyo hayvancıklarını.
-Severim. Hadi kapa araba kullanıyon herhal.
-Aynen yenge. Hadi öptüm.
-Bende kuzum.

Telefon susar mı hiç, İlayda arıyordu.

-Efendim aşkım.
-Aşkım okul çıkışı göremedim seni neredesin eve geldim, yengen köye gitti dedi.
-Yavrum haber veremedim sana, köye yem gelecek tırla onu alacam falan işlerim var, kusura bakma haber veremedim.
-Yok sorun değil de keşke beni de alsaydın merak ediyorum çiftliği.
-Söz getiririm ben seni buraya yavrum, trafikteyim kapatmam lazım. Öptüm
-Seni seviyorum.

Keşke götürseydim, köyde hazır koca da yok basında, ben İlayda’yı sikerken yengeme inleme seslerini dinletir kudurturdum, ama köyde tek o yaşamıyor ki of amk ne yapıp edip sikmem, sikemesem de temas kurmam lazımdı yengem ile.

Köye varmıştım. Çiftliğin girişine park ettim arabamı. Yengem hayvanların yanında, eğilip kalkıyor, onlarla ilgileniyordu. Güllü nenem gördü;

-Oy kuzeyim gelmiş, gel hele kuzum gel,
-Güllü nene gelemiyorum ayakkabılar var oralar çamur, yok mu çizme?
-İçeride var kuzum eve gir bak.
-Tamam nene.
Aysel yenge bizi duymuş işine devam ediyordu. Eve gidip çizmeleri geçirdim ayağıma, Aysel yenge hayvanlara su vermek için kova ile su taşıyordu koştum arkasından aldım elinden. Ellerimiz bir birine değiyordu.

-Aman yenge ver ne yapıyorsun?
-Ne yaptım ayol?
-Civciv kadarsın boyun kadar su kovası taşıyorsun ver taşırım ben.
-Olsun kaldırabiliyorum ama.

İstem dışım gülmüştüm.

-Kaldıramıyorsun demedim de. Olsun ver ben kaldırayım biraz da.

Aysel yengenin yüzü kızarmıştı. Birlikte gidip hayvanlara su verdik, tır gelmiş korna basıyordu.

-Cevat dede nerede?
-Çarşıya gitti.

Gidip tırı karşıladım, yemleri içeriye depoya taşıttırıyordum. Bir tane amele yengeme bakıp duruyor, yengemde ona göz ucuyla bakıyordu. Anlam veremedim. Adam her çuval taşıdığında yengemin gözlerinin içine bakıyordu.

-Yenge sen içeriye gitsene.
-Niye kuzey iyiyim burada.
-Git yenge sen hallederim ben.

Yüzü asılmıştı. Hoşuna gidiyordu amına koduğumun karısının, terli terli adamları izlemek. Adamlar malları taşıdı, gönderdim. Yengem içeriden çıktı yanıma geldi.

-Niye içeriye gönderdin beni?
-Adam seni s… yiyecek gibi bakıyordu çünkü o yüzden olabilir mi?
-Aman kuzey benim yenecek yerim mi kalmış. Şu halime bak ahım gitmiş vahım kalmış,

Ellinden tuttum, kendi etrafında bir tur döndürdüm.

-Vay yenge vay, ahın gidip vahın kalmış halin buysa, eski halini düşünemiyorum.

Yüzü gülüyordu.

-Niye la esk**i yengen artık.
-Yok yenge daha sen eskitirsin insanı.
-Öyle mi diyorsun?
-Aynen, baksana güzellik yerinde maşallah, su kovalarını taşıyarak vücudu sertleştirmişsin.

Kollarını sıkıyordum.

-Of be bu pazular bende yok ha.
-Dalga geçme eşşek,
-Acıktım.
-Ay kuzey Cevat
-Ne oldu Cevat’a
-Emzirmedim onu dur bi gidem emzirem.
-Hahaha koş acıktı çocuk.

Yengem gitmişti emzirmeye. Napacam ulan burada ben diyordum kendi kendime güllü nenem seslendi;

-Kuzey! Ey kuzey! Gel kuzum kaldır şu arabayı.

El arabasını taşımamı istiyordu. Ama çok ağırdı amına koyayım taşırken osuracaktım götümden çıkacaktı canım. Zor da olsa taşıyordum ama çamura batana kadar, ayağım kayıp çamura düştüm.

-Ay yavrum kalk bir şeyin var mı?
-Yok nenem ayağım kaydı ya
-Abuuu koş banyoya çıkmaz yoksam bu koku,
-Öfff bune be boka mı düştüm ben çamur değil mi bu?
-Hahahah piyango falan oyna, boka bulandın kuzey efendi. Koş içeriye yengen sıcak suyu ayarlasın sana.
-Of nene of çıkar mı bu koku?
-İyice ovalan, olmadı yengene söyle yardım etsin
-Neye yardım edecek?
-Keselesin güzelce seni çıkmaz oğlum bu koku yoksa.

Koşarak yengeme gittim kese diyordu amına koyayım.

-Yenge! Yenge! Bağırıyordum içeriye.
-He kuzey abooo bu ne hal la offf bok gibi kokuyon.
-He boka düştüm, çabuk sıcak suyu aç suya girecem.
-La kırk yıl keselensen anca çıkar bu koku of dur içeri girme bence ben kovaya su alayım.
-Yenge bekleyemem hava güzel zaten tut şurada hortumu bana.
-Bekle hortumu getireyim of kuzey leş gibi kokuyon la.
-Valla deyip durma sürerim boklu ellerimi üstüne bak, hadi hortum getir.

Yengem içeriye koştu hortumu bağladı çeşmeye, suyu üstüme uzaktan tutuyordu.

-Yenge yaklaşşana kedi çişi gibi su damlıyo üstüme akıt şöyle bol bol,
-Oğlum bu kadar su geliyor ne yapayım?
-Yaklaş uzaktan tutma.

Yengem yanıma yaklaşmış üstüme su tutuyordu. Soyunmaya başladım. İçimde boxerım kalasıya kadar soyundum bahçede, yengem dik dik bana bakıyordu.

-Yenge bana tut suyu nereye tutuyon gözlerimi açamıyom zaten.
-Bekle al şu çeşmeyi sen ben bir yandan kovaya su dolduracam.

Ben hortumla kendimi yıkıyor, şampuan, sabun ne buldum döküyordum. Bir süre sonra Aysel yenge iki kova su ile geldi yanıma paçalarını sıvadı, tası daldırdı kovaya,

-Allah boy vermiş otur şu tahtanın üstüne bakayım.

Tahtanın üzerine oturdum kafama su döktü, eline şampuanı alıp kafamı ovalamaya başladı. Boxer’ın kıyısından sikimin kalktığını hissediyordum. Alıp içeriye sokacaktım ama Aysel yengemin görmesini istercesine bacaklarımı açmıştım, ellerimle kese yapıyordum bacaklarıma, Aysel yenge kafamı yıkadı, sırtıma kese yapıyordu. Sırtımı güzelce keseledi, lifi verdi elime.
-Al bacaklarını kesele güzelce.

Dediği gibi bacaklarıma kese yapıyordum. Onun bana dokunuşları iyice azdırmış, sikim artık iyice kalkmıştı. Ben bacaklarımı keseledikçe sallanıyordum, sikimin kafası boxer’ın yanından çıkmış baya meydandaydı. Yengem kafamı şampuanlarken eli yüzüme gitti.

-Yenge gözümü yaktın.
-Ay pardon kuzum kapat gözünü.

Yüzümü avkuluyor, şampuanı iyice yediriyordu, aklımda acaba “sikimi gördü mü” geçiyordu. Ben bacaklarımı liflemeye devam ediyordum. Suyu aldı döktü yıkadı güzelce,

-Kuzey sert lifle çıkmaz o koku, ver şunu sen bana. Kalk ayağa.

Ayağa kalkınca sikim kazık gibi belli oluyordu hiç önümü kapatma isteği duymadım. Yengem önüme geçmiş, eline lifi almış bacaklarımı sertçe ovuyordu.

-Of yenge acıdı
-E çıkmaz ki bu koku başka.

Ben üstüme su döküyordum.

-Dur dökme bekle keseleyim bir otur uzat bacaklarını.

Tahtaya oturup bacaklarımı uzatınca sikim yine çıktı yan taraftan. Yengem bakmamaya çalışıyor ama gözleri oraya gidiyordu. Sikime bakarak bacaklarımı lifliyordu. Baya bir süre lifledi. Gözleri sikimden kaçmıyordu. Sırtıma geçti, kafama şampuan döküp yıkamaya başladı.

-Yenge?
-He kuzum
-Ya valla çok sağol sende olmasan arınamayacam.
-Ne demek kuzum önemli değil. Ama donunu çıkartıp yıkaman lazım.
-Nasıl burada mı?
-Evet oralarını yıkamadık, ben içeri gidiyom kovaya su doldurmaya sen yıkan güzelce
-E yenge gören olursa?
-Yiğitin malı meydan da olur kuzum görsünler bir şey olmaz hem kim görecek burada
-E peki yenge git sen içeri o zaman
-Tamam bitince seslen.

Yengem içeriye o tatlı küçük götünü sallaya sallaya gidiyordu. İyi hoş boxer’ı çıkartayım da sikim iyice kalkmıştı ki. Oğlum ne düşünüyorsun amacın göstermek değil mi zaten. Çıkarıp ağaca astım boxer’ı kasıklarımı, kalçalarımı iyice keseliyor, yıkanıyordum.

Yengem kapıdan seslendi

-Kuzum yıkadın mı bitti mi?
-Ya yenge arka taraflarımı yıkayamadım hala koku geliyor, elim ulaşmıyor oraya.
-Hadi ya giy donunu geliyom

Boxer’ımı giydim. Yanıma gelmişti.

-Dur ayakta ben yıkayacam arkanı.
Boxer’ımı sıyırdı, kalçalarıma dokunuyor, iyice lifliyordu, bacak aralarımı felan keseledi iyice. Donumu sıyırınca lastiği gevşemiş olacak ki kaydı düştü bacaklarımdan aşağıya. Kalçam yengeme dönüktü. O an panik olmuş gibi ona dönüverdim önümü. Koca sikim gözlerinin önündeydi. Resmen yengemin gözleri büyüdü.

-Abooo bu ne gı böyle.

Ellerimle kapatmaya çalışıyor ama başaramıyordum. Çok kalkmıştı çünkü.

-Yenge pardon ya tamam git sen yıkarım ben.
-Nere gidem la gördüm görecemi, tut elinle öyle ben ovalayam biraz daha.

Canıma minnetti. Ama o kasıklarıma dokundukça sikimi tam kapatamadığım için elleri sikime değiyordu.

-Kocaman la bu?
-Sorma yenge ya
-Niye la ne güzel işte

Yüzü kızarmıştı.

-Yeter gitmiştir koku, kendini yıka biraz da yoruldum içeri gidem üstümü değişeyim ben.
-Tamam yengem çok sağol.

Donumu çıkarıp attım.

-Ha yenge Veysel abinin kıyafetlerinden felan ayarlarmısın bana?
-Aynen ona gidiyom zaten hadi havlu getircem gel.

Ben biraz daha yıkandım. Havlu ile geldi. Belime sardım. Donumu çıkarıp attım oraya. Arkasından gidiyordum. Yatak odasına götürdü beni. Kıyafetler yatağın üzerindeydi. Veysel abi kilolu olmadığı için kıyafetleri bana olacağını düşünüyordum. Boxer hariç hepsi olmuştu.

-Yenge başka don yok mu? Denk gelmedi bu
-Nasıl gelmedi geleyim mi?
-Dur havluyu sarayım belime

Dememe kalmadı kapıyı açıp giriverdi yine sikimi görmüştü.

-Kuzum başka don yok valla hepsi öyle güven abininkiler daha büyük.
-Yenge senin yokmu şort gibi bir şeylerin.
-Yok kuzum ne arasın.
-He daha fantezi şeyler giyiyon yani anladım. Dedim sırıtarak.
-Yok be
-Hadi hadi, tamam donsuz kazım gibi duracam o zaman yaapcak bir şey yok.

Yengem odadan çıktı, dal taşşak sadece eşofmanı giymiştim. Ama sikim olduğu gibi meydandayı. Geçtim içeriye oturdum.

-Üşüdüm ya.
-Hasta olmazsın inşallah.
-İnşallah yenge. Ya valla kusura bakma bir anda döndüm önüne
-Yengemin kuzum ne olacak.

Ne olacak? Bu sözü diyeni sikmiştim diyordum içimden,

-Tabi yenge.
-Ama kuzey çok büyük değil mi yengem o?
-Bilmem başka görmedim ki yenge dedim gülerek.
-Yani bende Veysel abininkinden başka görmedim.
-Oda görebildiğin kadar sanırım.
-Nasıl kuzum?
-Sorun var ya Veysel abide.
-Ha evet.
-Ya yenge sen çok güzel genç kadınsın, Veysel abinin bu durumu sıkmıyor mu canını.
-Yok kuzum alıştım artık. Senin sevgililerin, karın çok şanslı olacak ama bu konuda.
-Yok be yenge
-Niye kuzum?
-Bizde de sıkıntı oluyor.
-Ana bu boyda ne sıkıntısı erken gelme mi?
-Yok yenge öyle değil. Nasıl desem alamıyor kızlar.
-E haklılar ama nasıl alsınlar. Görünce ben bile korktum.
-Yok be yenge o kadar mı?
-He valla o kadar.

Benim bu konuşmalardan sikim yine canlandı, kalkmıştı.

-Baksana eşofman üstünden ne kadar belli oluyor. Kızlar da haklı yani alamamakta. Neyse ben senin kıyafetleri yıkayayım güzelce kurusunlar.

Gidip kıyafetlerimi makinaya attı. 3,4 kez yıkadı onları. Tele astı onu izlerken uykuya dalmıştım, evin önündeki koltukta uyuyordum. Yengem uyandırdı.

-Kuzum kalk esiyor, geç içeriye yat.

Uyku sersemi kalkıp yatağa uzandım. Uyanınca içim tam dalmıyordu. Yengemin beni yıkadığı, keselediği, sikimi gördüğü anı hayal ediyor, sikim iyice kalkıyordu. Yengem yanıma geldi üzerimi örtecekti. Örtüyü üstüme attı, üstüme doğru çekerken eliyle sikime dokundu. Çok rahat hissedebiliyordum. Bacaklarımın üzerine doğru çekti örtüyü, ve eli çarpmış gibi yaparak sikimi sıvazladı. İçimde don olmadığı için çok rahat o parmaklarını sikimde hissediyordum. İçim dalmış uyumuştum.

Gözlerimi açtığımda saat gece 2 olmuştu. Yengem yatak odasında yatmak yerine, karşımda duran çekyatta yatıyor, Cevat yanında ki beşikte uyuyordu. Su içmek için sessizce kalktım. Yengeme baktığımda çok derin uyuyordu. Güllü nenem ile Cevat dede diğer evdelerdi anlaşılan. Ev karanlık, kimseler yoktu. Dışarıda köpek havlama sesleri geliyordu. Mutfaktan suyumu aldım. Yengem sigaramı cüzdanımı ayak ucuna koymuştu. Sigara almak için ayak ucuna gidip eğildim. Üzerinden yorganı düşürmüş, götünü bana doğru domalarak yüzünü duvara dönmüştü. Altında şort ve tişört vardı, demek ki sıcaklarda evde böyle giyiniyordu. Sigaramı aldım yengem iyice domaldı. Dışardan hafif bir ışık, ve gece lambası aydınlatıyordu odayı. Yengemi dürttüm.

-Yenge uyuyor musun?

Ses yoktu. Dürtmek için kalçalarına yakın yerine dokundum. Tepki vermiyordu. Kalçaları o kadar dolgun ve güzeldi ki içimden onları avuçlamak geçiyordu. Üzerine doğru eğildiğim de memeleri dışarıya fırlayacak gibi duruyor, tişörtten taşıyordu. Bembeyaz memeleri vardı. Dokunsam mı dokunmasam mı diye düşünürken zaten evde kimse yoktu uyansa bile en fazla tokat atardı. Veysel abiye söyleyecek hali yoktu ya. Ya söylerse? İçim içimi kemiriyor kendime engel olamıyordum. Göğüslerinde parmaklarımı gezdirdim. Yengem sırt üstü döndü. Ödüm bokuma karıştı, hemen kendimi kapıya attım. Ama uyanmamıştı. Göğüslerini kaşıdı ve sırt üstü uyumaya devam etti. Dışarıya çıkıp sigaramı yaktım. Ne yapıyordum lan ben? Ya uyansa fark etse ne bok yiyecektin? Belki onunda gönlü olur siktirirdi kendini Özge yengen gibi diye düşünüyor, sigaramı içiyordum. İçeriye tekrar döndüğümde şortu iyice sıyrılmış, yukarıya doğru çıkmıştı, içinde kırmızı külotu gözüküyordu bacaklarının arasından. Yanına doğru yaklaştım. Bacaklarını okşadım tepki yoktu, şortu bacağından biraz daha sıyırdım yine tepki yoktu. Sanki bana yardımcı oluyordu. Bir bacağını ayırdı. Şort iyice sıyrılmış külotu daha da belli oluyordu. Cesaretimi toplayıp külotunu sıyırdım yan tarafa. Gözlerime inanamıyordum. Bu amı daha önce kimse sikmemiş miydi? O dudakları, amının yarığı of sabaha kadar seyredebilirdim. Elimi amına götürüp dokunduğumda nemliydi. Islanmış olmalı, çok zevkli duygular içerisinde amında parmaklarımı gezdiriyordum. Yumulup yalamamak için kendimi zor tutuyordum. Dayanamadım. O amı öpmeliydim. Kafamı amına doğru yaklaştırdım. Dilimi çıkartıp gezdirdim hafifçe, ekşimsi bir tadı vardı. Öyle bir irkildi ki bacağı çeneme vurdu. Şok oldum, olduğum yerde duruyordum. Yengem şorta ve külota elini atıp düzeltti ve götünü bana döndü. Uyuyordu yada uyuyor numarası yapıyordu. Yatağıma geçtim. Bunu düşünürken uykuya dalmıştım.

Sabah olmuş Cevat ağlıyordu. Gözümü hafifçe araladım. Yengem memesinin tekini çıkartmış Cevat’ı emziriyordu. Tek gözüm açık onu izliyordum. Arada bana bakıyor gözlerimi kapatıyor, uyuyor numarası yapıyordum. Cevat’ı emzirip salladı beşiğinde tekrar uyuttu. Yengem ayağa kalkıp gerildi, esnedi yanıma gelip oturdu.

-Kuzey, kuzum hadi kalk sabah oldu, uyan kahvaltı yapalım kuzey.

Uyandırmaya çalışıyordu. Derin uykudaymış numarası yapıyor, elimi bacağına atıyordum. Elim bacağındaydı. Çıplak bacaklarına dokunuyordum. Yengem bir süre durdu. Üstümdeki pikeyi sıyırdı. Sikim çadırı kurmuş, ona bakıyordu. Gözümü hiç açmıyordum ne yapıyordu acaba? Üstümden pikeyi sıyırmaya devam etti, tekrar eli sikime değiyordu, ama bu sefer hem kuzey diye sesleniyor, hemde eline alıp sikimi sıkıyor, sertliğini hissediyordu. Bu sefer korkutma sırası bendeydi.

Uykumun arasında gerildim. Hemen elini çekti sikimden dürtmeye başladı.

-Yengem kalk sabah oldu.

Esnerken elim memelerine çarpmıştı. Yumuşacıktı

-Günaydın yengem.
-Günaydın kuzum hadi kalk.
-Yenge benim kıyafetler kurumuş mudur? Kalkmayayım şimdi.
-Yok ıslak daha.
-Hadi ya, tamam git sen içeriye kalkarım ben
-Niye? Haa tamam kuzum

Anlamıştı kalkık sikimle yataktan çıkmyacağımı.

-Güllü nenemler yoktu galiba gece nerede onlar?
-Diğer evde kalıyor onlar. Sabah erkenden afyona gittiler.
-Neden?
-Bizimkiler inekleri beğenmemiş, başka inek bakacaklar.
-Anladım.

Yengem mutfakta bir şeyler hazırlıyor yatağın içinde sikimi avuçlayıp yerleştirmeye çalışıyordum. Ayağa kalktım. Elimi sikime attım, yengem sikime bakıp, tepsiyi yere koydu.

-Yenge bi don olaydı iyiydi.
-Aman kuzum rahat ol kim görecek sen ben varız.
-E senden çekiniyorum zaten.
-Aman yengenim ben senin bir şey olmaz sal gitsin.
-İyi o zaman

Elimden sikimi çekince tüm ihtişamı ile belli oluyordu donumdan. Yengem resmen yutkunuyordu.

-Kuzey bugün çarşıya gidelim mutfak masrafı görelim.
-Tamam yenge benim arabayla gideriz.
-Senin arabayla gidemeyiz park edecek yer bulamazsın, dolmuş kalkıyor. Kahvaltıyı edelim Cevat’ı giydirelim çıkalım. Hem o zamana kıyafetlerin kurur.
-Tamam yengem.

Yengem bağdaş kurmuş oturuyor, arada sofraya eğildikçe memeleri belli oluyordu. Gözlerim memelerine gidiyor, baktığımı fark edince göğüslerini tişört ile kapatıyordu.

Dışarıya çıkıp kıyafetlerime baktım. Bok kokusundan eser kalmamış mis gibi kokuyordu, kurumuştu kıyafetlerim. Yengem yanıma geldi.

-Kurumuş mu kuzum kıyafetler.
-Kurumaz mı mis gibi olmuş canım yengem.

Kucağıma alıp kaldırmıştım. Belinden sımsıkı tutuyor, sikimle göbeğine baskı yapıyordum. Yanaklarından öptüm indirdim yere.

-Ay deli çocuk ya ne demek yengem bir daha boka bulaşma yeter diye gülüyordu.
-Hadi giyinelim de çıkalım sende hazırla Cevat’ı
-Tamam kuzum

Kıyafetlerimi giymek için yengemlerin odasına geçtim, gelir diye ağırdan aldım giyinme faslını ama gelmedi.

-Oh be dal taşşak dolaşmaktan sıkılmıştım.
-Hahaha boşver hava aldı oda.
-Aman yenge almasın utana sıkıla oturdum yanında.
-Aman kuzey, hadi hazırsan çıkalım.

Cevat’ı yengemin kucağından almak için kollarımı uzattım. Bilerek memelerine temas ettim. Değerli okurlar artık Özge yengem den aşinaydım durumlara. Ne çekinme ne utanma aklıma koydum bu taze gelini çatır çatır sikecek yarrağa doyuracaktım. Ama çok zorluyordu namussuz. Cevat kucağımda yengem yanında Pazar arabası elinde dolmuş durağına gittik. Yaklaşık 10 dakika bekledik dolmuş geldi. Çok kalabalıktı.

-Aboooo bu ne yenge binecez mi?
-Gülüm bunlar hep böyle mecbur binecez.
Yengemle dolmuşa bindik. Cevatı kucağımda tutuyordum. Yengem yanımdaydı. Sağ olsun oturan bir abla Cevat’ı kucağına aldı. Yengeme daha da yakın olmuştum amacım belli fortlamaktı. İlerledikçe insanlar biniyor, otobüs çok yavaş hareket ediyordu. Yengemin arkasına yani aramıza bir adam girmişti. Adamdan müsaade isteyip arkama aldım. Yengemin arkasına ben geçtim. Aramızda ip geçecek mesafe yok, sikimi yengeme dayıyordum resmen. Yumuşacık götü vardı. Otobüs yavaş gidiyor, benimde işime geliyordu. Birden ani fren yaptı. Yengemin belinden sıkıca tutup kendime çektim. Sikim iyice sertleşmiş, pantolondan fırlayıp yengemin götüne girecekti sanki.

-Ay kuzum düşüyorduk.
-Yok yenge tutarım ben seni

Belinden tutuyordum artık düşmesin diye. Oda ses etmiyordu. Biraz ilerledikten sonra, sıkıca tutmuyor, hafif gevşeltiyordum kollarımı. Yengem iyice bana yaslanmış götünü bana dayıyordu. Nefes alışverişimi ensesine üflüyordum. Otobüsün içi ve dışarısı o kadar sıcaktı ki. Boynuna doğru üfledim biraz serinler diye. Gıdıklandı boynunu kafasını eğerek kapattı. Kulağına doğru eğildim.

-Gıdık mı aldın?

Evet dercesine başını salladı. Yengemi daha sıkı tutup çektim kendime. Götünü kımıldatıyor, sikime iyice dayanıyordu, bir taraftan da kafasını sağa sola çeviriyor ama her yer insan normal kim ne görecek. Belini tutarken yanlışlıkla olmuş gibi, otobüs fren sıkınca elimi amına doğru attım. Giydiği bol şalvardan amını avuçlamıştım resmen. Elimi tutup çekti yukarıya. Tekrar kulağına yaklaştım.

-Pardon yenge.

Götünü sürekli bana dayıyor, sanki otobüsün hareket etmesinden oluyormuş gibi kımıldatıp duruyordu, azmıştı belliydi yani. Boynuna arada üflüyor, daha da kışkırtıyordum. Önünde başka bir adam vardı. Otobüs durakta durunca tekrar elimi amına attım öyle bir avuçladım ki parmaklarımı içine sokacaktım az daha şalvarın üzerinden yengem hiç ses etmedi, elimi de yukarıya çekmedi. Elim amındaydı, parmaklarımla hafifçe okşuyor, ben okşadıkça sikime götünü yapıştırıyordu. Otobüs bir daha durdu ve iyice yaslandı bana. Bende istiyor artık belli diyerek tekrar avuçladım amını.

-Hadi iniyoruz. Diyerek çekti elimi amının olduğu yerden.

Kollarımdan sıyrılmıştı. Cevat’ı kadının kucağından alıp indim. Hiç konuşmadan ilerledik.

-Yenge bu ne kalabalık keşke arabayla gelseydik.
-Baksana ana baba günü dolmuş bile iki saatte geldi ya park edemezdin, iyi ki dolmuşla geldik.

Bu lafın üstüne anladım hoşuna gitmişti bu ufak temaslar. Sikim kazık gibi pazarda geziyorduk. Yengem bir iç çamaşırı satan satıcının yanında durdu. İncecik ip gibi külotlara bakıyor, dantelli sutyenleri eline alıyordu. Bir tane tanga tarzı bir kırmızı külot aldı eline.

-Hep kırmızı alma beyaz daha çok yakışır, yada siyah

Yüzü kıpkırmızı oldu. Dün gece amına dil attığımın farkındaydı. Sözümü dinledi eli siyah ve beyaz iç çamaşırlarına gidiyordu. Bir tane önü dantelli beyaz külot aldı eline inceliyordu. Yanına yaklaşdım;

-Al bunu.

Hiç konuşmuyor hafif, hafif gülümsüyordu. Sutyenleri ellemeye başladı. Yanına gittim. Yan tarafta duran önü dantelli beyaz sutyeni elime alıp yaklaştırdım yanına.
-Bak bununla daha uyumlu bunu al.
-Baya zevklisin ha Kuzey.
-Tabii, hem sana çok yakışır.

Omzuma tokat attı, hoşuna gidiyordu. İç çamaşırlarını aldı, parasını ben ödedim zaten para harcatmıyordum ona. Bir yere oturup yemek yiyecektik lokanta tarzı bir yere girdik.

-Sen nereden biliyorsun bunları bakayım?
-Neyleri?
-İç çamaşırlarından anlıyorsun, kim bilir kaç tane kızın üstünde gördün.
-Çok diyordum pişkin pişkin gülerek. Ama hiç birine yakışmıyordu giydikleri merak ettim senin üstünde nasıl olur acaba bunlar yenge.
-Aman ne olacak kuzum sıradan iç çamaşırı işte. Yüzü kızarıyordu.
-Yok sıradan değil, telde gördüm de bazı iç çamaşırlarını, Veysel abinin seni boş bırakmaması lazım sen onları giydikçe

İyice utanmış gelen yemeğimizi yiyorduk konuşmuyordu. Ya bariz belliydi kendini siktireceği, yanıyordu amı. Veysel abi kim bilir ne zamandır doyuramadı bunu.

-Hadi gidelim eve artık.
-Gidelim yengem. Cevat’ı sen al, ben Pazar arabasını alayım.

Dolmuş durağına gittik yine tıklım tıklımdı. Yengemle göz göze geldik bindik dolmuşa. Ben yine arkasına geçmiştim. Cevat kucağındaydı.

-Ver sen bana Cevat’ı

Yan taraftan yaşlı teyze aldı bu seferde kucağına. Yer verecek olan yok, çoğu yaşlıydı zaten. Yada yengem gibi çocuklu kadın. Tam yengeme dayamak için hamle yapacakken kendisi yapıştı bana. Otobüs geldiğimiz kadar kalabalık değildi. İlerledikçe dolmaya başladı. Arkaya doğru ilerliyorduk, her adım attığımız da yengem götünü bana sürtüyordu. Artık dayanamıyordum pantolonumun içinde kalkan sikimi düzeltmek için elimi attığımda yengemin götüne değiyordu elim. Yengem hiç bozuntuya vermiyor aksine elime dayanıyordu. Elimi açıp avuçlar gibi tuttum götünü, yengem hiç tepki vermiyor sabit duruyordu. Acaba nereye kadar ilerleyeceğimi mi düşünüyordu. Sıkıntı yok ilerlerdim. Orta parmağımı arkasından amına hizalayıp tamamıyla avuçladım götünü, parmağımla amına baskı yapıyordum altında ki incecik şalvardan resmen amının dudaklarının kabardığını görüyordum. Elini arkasına attı elimi çekmek için, eliyle sikime dokunmuş oldu. Elimi tekrar götüne attım. Bu sefer alttan amını avuçluyor sıktırıyordum. Resmen dizlerinin titrediğini hissediyordum. Kolumu tutuyor ama ellerimi çekmiyor, daha çok bana yanaşıyordu. Bu anın bitmesini hiç istemiyordum. Önünü döndü bana. Yüzüme bakmıyor yere bakıyordu. Yanaştı, yanaştı, elimi önünden amına doğru attım bu sefer. Amını öyle bir avuçlayıp sıkıyordum ki. Gözlerimin içine baktı. Kıpkırmızı olmuştu yengem. Nefes almıyordu resmen. Gülümsedim. Kafasını çevirdi,hafif hareketler ediyor, elimle amını okşatıyordu.

-Geldik hadi inelim.

Ne çabuk geldik amına koyayım ya diyordum içimden. Otobüsten indik, yengem çantayı sürüklüyor, Cevat’ı kucağımda taşıyordum. Eve girdik, Pazar arabasını mutfağa attı. Cevat’ı kucağımdan alırken memelerine sürttü kolum.

-Yengem ben bir çocuğu emzireyim.
-Tamam yenge bende bir sigara içeyim bahçede.

Bahçeye çıkmış, sigaramı yakmıştım. Hayvanlarla ilgilenen insanlar vardı. Tanımıyordum çalışan işçiler olmalıydı. Tam sigaram bitmişti ki yengem seslendi.

-Kuzum ben banyoya giriyorum bebeğe bakalak oluver.
-Tamam yenge geldim.

İçeriye girdiğimde yengem yeni aldığı çamaşırlarını Pazar arabasının üstünden almış, içeride ki banyoya doğru gitti. Bebek uyuyordu oturdum. İçeride ki sesleri dinliyordum. Su sesi geliyor, yatak odasının kapısı kapalıydı. Biraz zaman geçti ama içim içimi yiyordu gidip izlemeliydim yengemi. Kapıyı tıklattım duymadı. Su sesleri geliyordu. Yatak odasına girdim banyo kapısına kulağımı dayadım. Su sesi geliyor ama başka bir ses daha geliyordu. Meraklı gözlerle delikten uzattım kafamı. Hiç bir şey göremiyordum. İzlemeye devam edince yengem tam kapının önüne geçmiş, tabureye oturmuş, bacaklarını ayırmış amını okşuyordu yıkanırken. Çok güzel amı vardı. Memeleri muz gibi, uçları sert dik, incecik vücudu, sikim kazık gibi olmuştu iyice. Şeytan diyor gir içeri çatır çatır sik. Bir süre izlemeye devam ettim yengem görüntüden çıktı, bir yere geçti, elinde salatalık ile geri gelip oturdu. Amınının dudaklarını ayırıp incecik salatalığı sokmaya başladı. Bari kalın alsaydı, deliğini genişletmek istemiyordu sanırım. Japon siki kadar bir salatalığı sokup, çıkartıyor. Gözlerini kapatmış zevkten dudaklarını ısırıyordu. Acaba otobüste amını götünü okşadığım, değdirdiğim için mi yapıyordu? Git gide hızlandı. Sapur supur sesler geliyordu. Ama ben gerizekalı delikten bakarken heyecana gelmiş kafamı kapıya vurmuştum. Elindeki salatalığı hemen kenarıya attı.

-Kuzey sen misin?
-Şey evet yenge
-Ne oldu kuzum?
-Cevat uyanmıştı ağlıyordu da buraya gelince kesildi ağlaması sen yıkan yok bir şey.
-Tamam kuzum çıkıyorum zaten.

Ulan kadının işini yarım bıraktık diyordum içimden. İçeride oturmuş televizyon bakıyordum. Yengem ıslak saçlarıyla çıktı geldi. Altına eşofman, üstüne tişört giymişti. Hemen bebeğin yanına gidip kontrol etti.

-Uyuyor.
-Evet, sen banyodayken huysuzlandı biraz ama uyudu tekrar. Kokunu özledi herhalde yenge.

Kısık sesle gülüyor

-Olabilir.
-Denedin mi aldıklarını?
-Denemedim
-Ya denk gelmezse giyseydin bir.
-Yok ya biliyom bedeni mi denk gelir.
-İstersen dene.
-Sonra denerim. Aç mısın kuzum?
-Yok yengem ama çayını içerim
-Tamam koyayım tüpe kaynasın. Gel sigara içelim.

Bahçeye çıktık sandalyeye oturduk. Sigara uzattım yaktı. Sigaralarımızı içerken sessizliği bozdu.

-Sen boxer giymemişmiydin pazara giderken?
-Giydim yenge? O nereden çıktı?
-Otobüs dolu olunca giymedin sandım da. Hiç giyili gibi değildi.
-Yenge kusura bakma ya o kalabalıkta elim kolum
-Şeyin
-Neyim?
-Elin kolun hariç şeyin de baya çarptı. Otobüste ortada duran direk sandım. Dayandım bende düşmeyeyim diye arkamda seni görünce şaşırdım.
-Hahaha o kadar mı sertleşmiş ya.
-Yani direk sandım ben ondan o kadar dayandım.
-Yok gene sorun değil yengemsin sonuçta
-Aynen yani aklına bir şey gelmesin kuzum
-Yok yenge ne gelecek saçmalama gözünü seveyim. Zaten o kalabalıkta arkanda başkası dursun istemedim o yüzden tuttum seni.
-Bak sen korurmuşta yengesini.
-Tabi yenge sonra başka direğe dayanırsın oda sana dayar allah muhafaza.

Kahkaha atıyordu.

-Doğru dedin en azından tanıdığım, bildiğim direk dayasın

Bunu söylerken kahkaha atıyordu.

-Aynen yenge. Yabancı direktense bilindik direk daha iyi.
-Öyle kuzum. Çay olmuştur. Sen kat iç ben yemek için fasulye ayıklayacam.

Ben çayımı doldurdum, çıktım oturdum bahçeye. Mutfağın penceresinden fasulyeleri yıkarken gözümün içine bakıyordu. Gözümün önünden o manzara gitmiyor, küçücük amına japon siki kadar salatalığı nasıl sokup çıkartıyordu. Gözleri dönüyordu onda bile, sikimi yese zevkten uçardı bu karı.

Telefonum çalmaya başladı. Arayan İlayda;

-Efendim aşkım.
-Canım ne yapıyorsun aramadın hiç.
-Bir tanem iş güç ya arayacak zamanım olmuyor şimdi de çalışıyorum. Konuşalım mı daha sonra.
-Tamam aşkım kolay gelsin. Bu arada Ferhat seni sordu aramış ulaşamamış. Tamam ben ararım onu da sonra.

Hemen Ferhat’ı aradım.

-Alo kanka beni aramışsın.
-Adamım ne yapıyorsun biz kadının numarasını bulduk onu haber vermek için aradım seni.
-Süper şimdi o numarayı at bana. Bu kadının adı ne? Nerede oturuyor biliyormusun
-Kanka kadının adı Esma, konakta bir yerde oturuyor.
-Sen neredesin şuan?
-Konak’a yakın bir yerde oturuyorum
-Süper bekle benden haber.

Kadını aradım;

-Alo esma hanımla mı görüşüyorum?
-Evet buyurun siz kimsiniz?
-Efendim merhaba rahatsız ettim kusura bakmayın. Falanca baknasından arıyorum ismim Kürşat.
-Buyurun Kürşat bey.
-Efendim bankamız da bir karışıklık olmuş, sizin adınıza şu kadar miktarda kredi çekilmiş bunu siz mi çektiniz?
-Hayır ne alaka ben kredi felan çekmedim?
-Bir yanlışlık olduğunu fark etmiştik rica etsem Karşıyaka şubemize gelebilir misiniz?
-Ben şuan alsancakta kuafördeyim ancak yarın gelebilirim.
-Peki efendim sizin aracınız beyaz sedan şu plakalı araç mı?
-Hayır benim aracım üstü açık siyah plakası da şu.
-Efendim karışıklığı düzeltmeye çalışacağız. Lütfen bizden haber bekleyin. Araç bu gözükmüyor parayı çeken kişinin o yüzden sordum.
-Peki Kürşat bey bilgilendirin mutlaka beni. Yarın geleceğim.
-Tabii efendim iyi günler.

Hemen Ferhat’ı aradım.

-Alo Ferhat.
-Efendim kanka.
-Bro kadın alsancakta kuaförde arabası şu plakası şu şimdi gidiyorsun alsancağa bu arabayı arıyorsun. Araban ile git, kadını takip edip müsait bir yerde kadının arabasına çarp.
-Ne saçmalıyon amına koyim?
-Bu dediğimi Mete’ye de anlat ikiniz gidin. Ama araca çarparken Mete araçta olmasın. Hadi amına koyayım ya dediğimi yap yürü git bul arabayı.
-Bir yarrak anlamadım tamam amk
-Bekle anlatıcam işte şimdi arabaya çarpınca diyeceksin ki; “Efendim yanlışlıkla oldu çok özür dilerim tüm masrafları karşılayacağım lütfen sizi korkuttum kendimi affettirmek istiyorum ne zaman müsaitsiniz bir yemek yiyelim böyle kadını yağla balla tamam mı ha birde şık giyin zengin görün iyice, kadın seni görünce canı çeksin”
-Vay amk ulan Kuzey şeytansın ha
-Bak güveniyorum sana yaparsın değil mi?
-Ayıpsın şimdi anladım olayı merak etme her türlü kafalarım kadını.
-Tamam hadi göreyim koçum seni. Beni ara haberdar et durumlardan.

Yengem içeriden seslendi;

-Kuzum bebeği sallarmısın yemek yapıyorum.
-Tabii yenge geldim.

İçeriye girdim. Mis gibi yemek kokuları geliyordu. Beşiği sallayıp Cevat’ı uyutmuştum, yengem yemek hazır olmak üzere ayran çalkalayım mı? Diye sordu saat akşam 8 e geliyordu neredeyse.

-Olur yenge çalkala güzel uyku çekelim

Manzur bir gülümseme vardı yüzünde.

Yengem mutfakta ayranı çalkaladı, sofrayı kurdu. Güzelce yemeğimizi yedik. Çay koymak için mutfağa gitmişti. Su içmek için yanına gittim.

-Yengem pardon bardak alacamda.

Bulalık yıkadığı yerden kenarıya kaçıldı.

-Al kuzum

Yengemin arkasından bardaklığa uzanıp bardak alıyor, bir taraftan o güzel götüne sikimi yaslıyordum. Resmen abanmıştım yengeme. Çeşmeden su doldurup içtim. Telefonum çalıyordu koşarak aldım, dışarıya bahçeye çıktım Ferhat arıyordu;

-Adamım ne yaptın?
-Kanka şuan yemekteyiz.
-Harbi mi diyon la?
-Valla kanka, kapatmam lazım mete dışarıdan kameraya çekiyor herşeyi.
-Helal len iyi akıl ettiniz.
-Hadi kapatıyorum kadın geliyor.

Keyifle sigaramı yaktım içiyordum. Yengem elinde çayla çıktı geldi yanıma.

-Kuzum ne yapıyorsun?
-Ne yapayım yengem arkadaşla konuşuyordum. Ellerine sağlık güzel yemişim, göbek şişti.
-Hahah genç adamsın eritirsin, kızlar rahat bırakmıyor tabii buldular yakışıklı çocuğu,
-Yok be yenge.
-Öyle öyle, çok yakışıklısın kuzum.
-Teşekkür ederim yengem.

Çaylarımızı içiyor böyle konuşuyorduk, konu sürekli bel altına çekilmeye çalışılıyordu, ve bunu yengem yapıyordu.

-Kuzey sürekli kalkık mı?
-Yok yenge.
-E neden sürekli kalkık gibi duruyor.

Anladığım kadarıyla yengem sürekli oraya bakıyor, gözlerini alamıyordu.

-Yok yenge normal hali o, pantolondan öyle duruyordur belki.

Bu tarz konuşmalar ile çaylarımızı içtik, eve girmiştik saat 11 olmuş uyuyacaktık artık. Yorganlara yardım etmek için yengemin yatak odasına gidip yüklükten yorganları aldım. Yengemde yastıkları almak için önüme sokuldu, sürekli götünü sikime dayama çabası içerisindeydi. Bunu da başarıyor, sürekli sürtünüyordu bana. Yatağımı yengem hazırlıyor, ben onun domalmalarını izliyordum,

-Yengem hazır yatağın sokul yat, ben üzerimi değiştireyim.
-Tamam yengem de soyunayım.

Üstümde tişörtüm, altımda boxer ile yatacaktım, yengemi dikizlemek geldi aklıma içine ne giyecek merak ediyordum. Zaman geçiyordu artık. Yarın eve dönecektim dönmeden bir şeyler yapmam gerekiyordu artık. Hazır evde kimse yok…

Kapının deliğine gözlerimi dayadım. Yengem çırılçıplak duruyor, yeni aldığı benim beğendiğim beyaz iç çamaşırlarını içine giyiyor, üstünde ince ip askılı, altında bol Veysel abinin şortlarından giydi kapıya doğru geldi, yatağıma uçtum bir hışımla,

-Hava çok sıcak yenge valla boxer ile yatacam üstüme pike aldım.
-Sorun değil yengem nasıl rahat ediyorsan öyle yat. İyi geceler kuzum çok yorgunum. Bir ilaç içmiş yatmıştı.

Bende pikeyi üstüme alıp yattım. Yengeme ne yapabilirim diye düşünüyor, gözüme uyku girmiyordu, yatakta kıvranıp duruyor, gözlerim yengeme gidiyordu. Götünü bana dönmüş, yüzü duvara dönük uyuyordu. Zor da olsa içim dalmış, uyumuştum. Gece saat 1 olmuş telefonum titriyordu, ona uyandım arayan ferhattı. Dışarıya çıktım konuşmak için;

-Kanka ne yaptınız?
-Kanka kadın evine kahve içmeye davet etti, şuan oraya gideceğiz, Mete den kamerayı aldım kayıt edeceğim her şeyi,
-Helal kanka, Mete takip etsin sizi, videoyu güzel çek senin yüzünü kapatırız, sen kadını güzel sik. Hadi bakayım.

Saat 1,30 oluyor, dışarıda sadece ay ışığı parlıyordu. Yengem gece lambasını yakmamış, önümü zor görüyordum. Gittim lambayı yaktım. Kafamı çevirince yengem üzerinden pikeyi atmış, bacaklarını ayırmış, şortun bolluğundan kasıklarına kadar sıyrılmıştı şort, o dantelli külotu gözüküyor, üstünde ki ip askılısı yukarıya sıyrılmış seksi göğüsleri görünecekti neredeyse, göbeği olduğu gibi meydandaydı.

Yanına yaklaşıp, onun frikik dolu vücudunu izlemeye başladım. Ufak tefek dürtmek için elledim, hiç tepki yoktu. Kafama koydum dün geceden de ileriye gidecektim bugün. Artık gitmeliydim. Yarın öğleden sonra eve gidecektik çünkü…

DEVAM EDECEK…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ!…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarim Bolum: 4 Ozge Yengem –

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarim Bolum: 4 Ozge Yengem –

Eve varmıştık. Aysel yenge kucağında Cevat ile içeriye gidiyordu. Güven abi üzeri ıslak, yediği rüzgârın ve üşümenin sayesinde ayılmıştı biraz daha. Çocuklar uyukluyordu. Onları içeriye, eve soktum. Güllü nene yatak yorgan çıkartıyordu.

-Nenem biz eve gidelim, yeterince zahmet verdik dünden beri size.
-Ne zahmeti kuzum çocuklar uyuyor rezil olmasınlar, hem yarın babanlar geliyor. Buradan alıp gidecekmiş sizi. Güzelce bir uyku çekelim dinlenin sizde. Bak yengen bile uyudu sarhoş oldu. Diye gülüyordu. Aboo neler neler sayıkladı gelene kadar susmadı bi.

İçimi korku kaplamıştı. Ne sayıklamıştı? Kötü bir şey sayıklamamış olmalı güllü nenem güle güle konuşuyordu çünkü. Arabanın kapısına yanaştım. Veysel abi eşyaları indiriyordu.

-Gülüm gir koluna yengenin götür içeriye uyusun.

Dedi. Yengemin yanına gidip seslendim. Tepki yoktu, uyuyordu. Kolundan tutup çektim kendime. Arabadan çıkartıp aldım kucağıma. Veysel abi yardıma koştu;

-Uyanmadı mı?
-Yok be abi sızmış. Ben götürüyorum içeriye.

Gülüyordu, iyi bakalım götür dedi eşyaları indirmeye devam ediyordu kasadan. Güven abi kasada uyuyordu. Yengemi kucağımda içeriye doğru götürüyordum. Güllü nenem karşıladı;

-Oy kuzum uyumuş, içeriye götür kuzey yatağını açtım uyusun orada.

İyi hoş götüreyim de ev küçücük zaten. Bir oda da yatıyor çocukların hepsi, Aysel yenge, güllü nenem, yengem aynı odada, biz erkekler salonda girişte yatacaktık. Yengemi kucağımda odaya soktum. Oda ne? Aysel yenge bluzundan memelerini çıkartmış yine Cevat’ı emziriyordu. Çok tatlı küçük memeleri vardı. Bunlar beni çocuk mu görüyor da hiç utanmıyordu ya? Diye düşünürken Aysel yenge yüzüme bakıyordu;

-Yenge pardon daldım böyle ama yengemi yatıracaktım.
-Yok kuzum sorun değil geç yatır. Dedi yan tarafa kaydı. Yengemi yatırmak için eğildiğim de Cevat’ı çekti memesinden. Tümüyle gözlerimin önüne serdi. Bir gözüm o memesindeydi. Bir peçete ile sildi taşan sütlerini. Bluzunu kaldırdı. Pembe sutyeni vardı. Kopçasını açtı, bluzu yukarı sıyrılmış bir şekilde iki memesi de gözlerimin önündeydi. Bakmamaya çalışsam da gözlerimin önündeydi kaçıramıyordum gözlerimi. Yengemi yatırdım üzerini örttüm. O arada bluzunu indirdi Aysel yenge, sutyenini tuttu attı kenarıya.

-Ayy yoruldum ya.
-Evet yorucu bir gündü.
-Bizim kızda sarhoş oldu, sayıkladı durdu gelesiye kadar.

Ayak uçlarına oturdum. İkisi de uzanıyordu.

-Öyleymiş ya ne sayıkladı?
-Dayına küfür ediyordu daha çok. Bir de kuzey diyordu.

Korkudan ateş basmıştı bir anda.

-Kuzey mi? Hafifçe güldüm.
-Bana da mı küfür ediyordu yoksa?
-Yok valla daha çok seviyorum canım kuzey diyordu.

Gözüme bir anda perde indi. Yengem neler sayıklıyordu. Oda bir anda karanlık oldu, hani bayıldım bayılacağım artık.

-Kuzey iyi misin?
-İyi, iyiyim yenge ne dedi başka?
-İşte hastaneden çıkınca her halde gezdirmişsin biraz, çok sevinmiş, falan işte

İçimden buz gibi yağ akıp gitmiş, ömrümden ömür gitmişti. Derin bir oh çektim, iyi dedim, iyi ki ondan sonra olanları anlatmamış. Yengem yan tarafa dönmüş ayağını kaldırıp bacaklarımın üzerine atmıştı. Topuğu sikime çarpınca, ah diyerek şeyimi tutmuştum. Aysel yenge gülüyordu.

-Yengem beni hadım etmeden ben çıksam iyi olacak iyi geceler yenge.
-İyi geceler kuzi.

Işığı kapatmıştım. Veysel abinin yanına gittim. Güven abiyi hortumla yıkıyordu. Koşarak yanına gittim.

-Abi napıyon rüzgarı çok yedi hasta olmasın?
-Bir şey olmaz ayılsın amına kodumun eniği.

Yıkamayı bıraktı hortumla götüne vurup;
-Siktir git üstünü değiştir amına koyim.
-Abi amına koyim ayıldım la tamam siktin belamı.

Veysel abi ile eşyaları yerleştirmiştik içeriye, bazılarını bahçeye koyuverdik.

-Kuzey ben içecek bir şeyler alacam gel gidelim. Bu amına kodumun herifi yüzünden keyif yapamadım.
-Valla abi benim de sigaram yok, hem iyi olur içeriz.
-O zaman gel birahaneye gidek.
-Harbi mi?
-Tabi olum hadi gel atla arabaya al yak sigara.

Sigarayı yaktım arabaya binmiştim.

-Abi arabada içmeseydik?
-Sikeyim onun arabasını köy yerinde boklu ayakkabısı ile binecek sigara içmişiz çok mu?
-Doğru abi.
-Kuzey eniştem hakiki adam ha.
-Niye be abi?
-Parayı görünce değişmedi. Ben olsam siktir olup gitmiştim.
-Hahah gitmezsin abi çocuk var, karın var.
-He amına koyim çocuk olmasa giderdim ama
-Hayda abi yenge?
-Amına koyam yengenin. Neyse harbi adam baban kıymetini bil. Dayın gibi değil en azından.
-Dayım tam yamuk çıktı ya gelecekmiş duydun mu?
-He biliyorum temelli geliyor.
-Düzelir mi yengemle araları sence?
-Düzelir tabi olum çocuk var arada, bakma dayını sikecektim ben de sırf o çocuklar boynumu büktü. Yoksa amına koyardım adamın.
-En azından temiz bir dayak ataydın be abi?
-Valla atacaktım, yengen tuttu. Ama bulaştığı mafyalardan teki yakalamış dayını. Burnunu kırmışlar amına koyim kırık burnu yamuk gelince görürsün bak.
-Oha ciddimisin
-Valla ha bak. Ahaha götünü sikmediklerine dua etsin.

Birahaneye gelmiştik. Tam ankara pavyonuydu amına koduğumun yeri 😀 kapıda sarışın bir kons oturmuş;

-Hoşgeldiniz şekerler. Dedi.

Veysel abi de;

-Hoşbulduk anam diyerek girdik içeriye birlikte.

Bir masaya oturduk.

-Oh be amına kodumun yerinde nefes alalım biraz.
-Alalım tabi abi.

Garsona el etti. İçecekleri söyledik. Bira istemiştik ikimizde. Masaya çerez. Ve hemen iki tane kadın geldi, oturdu yanımıza. Kafamı çevirdiğim de inanamadım bu kadın Veysel abinin karısı Aysel yengeye ne çok benziyordu böyle? Kaşlar, dudaklar, gözler, gülümsemesi bile aynı Aysel yengeydi. Tek fark bu kadının boyu daha uzun, göğüsleri muz gibiydi. Kalçası çıkıntılı, bacakları iyirdi. Aysel yenge ise minyon tipli, ufak boylu, yuvarlak suratı olan, portakal gibi göğüslere sahip, yuvarlak kalçası olan, hafif etli bir kadındı. Kadınlar bizimle birlikte biralarını içiyor, biz Veysel abi ile laflıyordur.

-Of kuzey of ne olacak la bu işler?
-Hangi işler abi?
-Millet iç çamaşırı gibi kadın değiştiriyor, biz bağlandık kaldık.
-Aman abi dayım gibi sende yapma boş ver işte var bak kadın.

Kadının omzuna elini atıp güldü.

-He la bunlarda olmasa ne yapacaz amına koyayım.

Biralarımızı içtik, masaya rakılar, meyve tabakları geliyor gidiyordu. Ben artık hafif çakır keyif olmuştum. Veysel abi baya kafayı bulmuş, kadınlarla başladı oynamaya. Çıktı meydana döktürmeye başlad.

Aysel yengeye benzeyen kadın, yanımda oturmuş rakısını içiyor, bir taraftan saçlarımı okşuyor, parmaklarını yanaklarımda gezdiriyordu. Ucuz parfüm kokuyor, insanın kalkık sikini indirecek derecede itici konuşuyordu. Ama Aysel yengeye benzediği için işler değişiyor, beni tahrik etmeye başlıyordu. Bir elimi omzuna atıp çektim kendime. Tek vücut olmuş yapışmıştık. Yanaklarından öptüm. Yüzüne baktıkça Aysel yenge Cevat’ı emzirirken ki o hali gözümün önüne geliyordu. Bir taraftan düşünüyordum. “Ne yapıyorsun amına koduğumun oğlu?, Tüm yengelerimi sikecen? Hepsine mi aşık olacan? Yok amına koyayım ya Aysel’e benziyor kadın, al götür sik, sadece yengeni mi sikeceksin? Genç adamsın Veysel abi bile buradaki kadınların üzerinden geçmiş, sen mi geçmeyeceksin.” Bu düşüncelerle kadının bacaklarını okşamaya başladık.

-Hahaha ağır ol aslanım ayak üstü sikecen beni.
-Ha? E gel normal yerde sikeyim o zaman?

Pezevengine el etti. Paralıymış amına koyayım o kadar içirdik birde para ödeyecez. Adama beklemesini söyledim. Veysel abinin yanına gittim.

-Abi hadi kalkalım.
-Dur be oğlum daha sabaha çok.
-Abi öyle de kadınlar sabırsızlanıyor.
-He kadınlar amına kodumun zillileri, hadi gidelim o zaman.

Pezevenge parayı ödedi kadınlarla sarmaş dolaş çıktık kapıdan, Veysel abi ayakta duramıyordu. Ben hafif çakır keyifim arabaya doğru yürüdü.

-Aman abi dur ne yapıyon?

Sarhoş bir ağızla

-Ne yapmışım yeğenim ya otele gidecez işte.
-Abi bu halde iki metre gider, birahanenin içine gireriz napıyon gözünü sevemeyim bir taksi bulak.
-Bir şey olmaz oğlum atla hadi ya.
-Abi ben süreyim en azından, sen ayakta duramıyon sen kadınlarla geç arkaya.
-Hehehehe yeğene bak karıları kucağıma atıyo iyi al amını dilini siktiğim sen sür.

Anahtarı atmıştı bana.

-Hey yavrum hey şarkı mırıldanıyordu, kapıyı açtı kadınları bindirdi.

Araba sürmüştüm ama ehliyetim yoktu benimde, araba yer uçağı gibi elli tane düğme var. Veysel abiye döndüm.

-Abi bu nasıl çalışıyo?
-Vay amını sikeyim ben bu kafayla sürsem daha çok yol alırdık. Lan sok suraya anahtarı orda düğme var frene bas o düğmeye bas çalışacak.

Dediği gibi yaptım araba çalıştı. Otomatik vitesteydi, hafif gaza bastım hareket etmeye başlamıştık.

-İsimler neydi bayanlar sizin?

-Ben Venüs, buda Meltem.

Veysel abi atladı araya.

-Venüs mü? Ananı sikeyim doğru düzgün isim bulamadılar mı?

Kadınlar kahkaha atıyordu Venüs girdi lafa,

-Yok anam bulamamışlar.

Otel var mı yakında diye sordum. İleriden sokağa gir her yer otel dedi. Dediği gibi yaptım cidden her yer oteldi. Otelin birinin önünde durdum. Karıyı koluna alan dayılar giriyordu içeriye. Ulan dedim yarraklara gelmesek bari. Arabayı istop ettim, indim araçtan. Kadınlar da bizle bir indi bekliyorlardı. Veysel abi oynayarak iniyordu arabadan. Şarkı mırıldanıyor, kadınların ikisini de koluna takmış otele giriyordu. Üstümü başımı yokladım. Her şey yanımdaydı. Otele girdik. Veysel abi odaları ayarlıyor, konuşuyordu. Bana döndü

-Hangisini alıyon kuzey?
-Neyi abi?

Kadınlar gülüyordu.

-Amına sokam ben mi sen mi sarhoşsun? Oğlum hangi karıyı alıyosan gir koluna git odana al buda anahtarın.

Yine anahtarı attı elime.

-Aysel yengeye benzeyeni alacaktım tabi gözüm ondaydı. Kadına gel işareti yaptım kafamla. Koluma girdi odamıza doğru gidiyorduk Veysel abide kadının götüne eline atmış odalarına doğru gidiyordu. Kapının önüne gelince bir baktım odalar yan yana.

-Hadi kolay gelsin kuzey bey ahahaha diyerek açtı kapıyı soktu kadını içeriye. Kapıda ceketini çıkartıp fırlattı içeriye. Belini ileriye geriye hareket ettirip pompa yaptı. Bana bakıp piç piç gülüyordu. Kapıyı kapattı. Ben o hareketlere gülerken kadın seslendi;

-Hadi canım gelmiyor musun?

Kapıyı kapatıp girmiştim içeriye. Kadın üzerindeki ceketi çıkartıyor, yatağın ucunda oturuyordu. Bende ceketimi çıkartıp astım askıya. Banyoya girip elimi yüzümü yıkadım. Aynada kendime bakıyordum. İçimden konuşmaya başladım. “ Ne yapıyorsun lan sen? Yengen ile dayının arası bu yüzden açıldı, aşık olduğun kadını şimdi burada aldatacakmısın? Ama kendisi de dedi, hayatına kadınlar istesen de istemesen de girecek, ayrıca artık birbirimizden uzak duralım, sürekli seks ilişkisi mi yaşacağız dedi? E desin pes mi edeceksin?” Of amına koyayım of dedim havluyu yere atıp gittim içeriye. Kadın;

-Bir şey içermişin canım?

Yanına doğru yaklaştım. Elinde ki bardakları aldım koydum kenarıya. Kadın yüzüme bakıyor hafif gülümsüyordu. Saçlarından tutup dudaklarını öpmeye başladım. Hafif olduğu için kalçalarından tutup kaldırdım, kucağıma alıp dayadım duvara. Dudaklarını, boynunu emiyordum. Kadın ne olduğunu şaşırmış bir halde;

-Ay dur ayol ne bu hız?

Konuşmasına fırsat vermiyor dudaklarını öpüyordum. Kucağımda taşıyarak yatağa oturttum. Pantolonumun kemerini çözüyordu. Bende tişörtümü sıyırıp çıkarttım, sikim tam kalkmamış, hafif sertlikteydi. Kadın boxer’ımı da aşağıya çekip çıkarttı. Eline alıp okşadı biraz, çok geçmeden ağzına almaya başladı. O ağzına aldıkça Aysel yengeyi düşünüyor, ona benzediği için de zorlanmıyordum. Sanki sikime alan bu birahane kaşarı değil de, Aysel yengemdi. Saçlarını tuttum kavradım elime, sikimi sonuna kadar soktum ağzında. Daha tam sert olmadığı için rahatlıkla almıştı. Birkaç dakika sikimi ağzının içinde dil darbeleriyle yalayarak kaldırmıştı. Sikim adeta şaha kalkıyordu, Aysel yengeyi düşündükçe. Ayağa kaldırdım, üzerindekileri çıkarttım bir çırpıda, altında ki eteğini çıkartıyordu. Domalttım. Saçlarından tutup ata biner gibi pozisyon aldım. Kalçalarına tokatlar atıyordum, ben tokat attıkça yalandan inliyordu ucuz fahişe. Götünü ikiye ayırıp, elime tükürdüm. Elimi amına sürüp ıslattım. Ucuz bir fahişenin amını yalamak istemiyordum. Elimi amına sürünce, hafif kıllar elime batıyordu. Yengemin kılları tüy gibiydi. Bu kadının amının kılları diken gibi elime geliyordu. Sikimi amına hizalayıp tek hamlede sokmuştum. Amı o kadar genişti ki sikimi yengemin amı gibi kavramıyori sanki boşlukta git gel yapıyordum. Duruma sinirlenmiştim. Kaygan bir zeminde kayıyordu sadece sikim. Kalçalarını tokatlıyor,

-Ne çok siktirmişsin bu amı?

Yalandan inlemeye devam ediyordu.

-Beğenemedin mi koçum? Sik işte güzel değil mi amım?
-Amına sokayım senin, sikiyorum zaten ucuz orospum diyerek götüne vurmaya devam ediyordum. Götüne art arda şaplak atarken deliği gözüme çarptı, sikilmişti belli oluyordu. Ben amına sokup çıkardıkça, göt deliği büyüyor, küçülüyordu. Amından sikimi çıkardım. Göt deliğinde parmaklarımı gezdirdim. Sırtını öpüyor, dişliyordum. Götüne eğilip tükürdüm. İşaret parmağımı sokmaya başladım. Çok rahat giriyordu içinden.

-Bak sen ucuz orospuya arka kapıyı da kırdırmış.

Tam bir fahişe gibi kahkaha atarak devam etti;

-Kırdılar ya buldular ufacık deliği boş mu bırakacaklardı.
-Bırakmamış orospu çocukları, bende yıkık duvarda dolaşayım ozaman.

Götünü iyice domaltarak;

-Sik koçum. Demişti.

Götüne bir kez daha tükürüp kalkık sikimi götüne hizaladım. Tek bacağımı yatağa atıp diğeri ile destek alıyordum. Bir elimle de belini kavradım. Götüne girmeye başlamıştı ki kadın çığlık attı.

-Ay dur acıdı bekle biraz.

Götüne tokat atıp sikimi çıkarttım içinden. Götünü tutuyor, uzanıyordu. Beklemedim. O uzanırken sırtına çıktım. Kalçaları kızarmıştı tokatlanmaktan. Götünü iki yana ayırıp sikimi sokuverdim içine. Ama girmiyor, çok sert baskı yapıyordum sadece. Anlayacağınız üzere değerli okurlar, yengeme olan öfkemi, sinirimi bu kaşardan çıkartıyordum. Artık sikim içindeydi, sikimi sokup çıkarttıkça gaz çıkartıyor, canı çok yanıyordu. Fazla sürmedi alışmıştı. Rahat rahat götünden sikiyordum. Git gel yaptıkça yalancı inlemeleri kesilmiş, kısık sesle zevkle inlemeye başlamıştı. Eliyle kalçalarını ayırıyor sikimin daha rahat içine girmesini sağlıyordu. Tekrar domaltmıştım. Götünden sikimi çıkartıp amını parmaklamaya başladım, iki parmağımı sokup çıkartırken, üç, dört parmağımı sokuyordum. Amı, vıcık, vıcık su içinde kalmıştı. Aysel yengemi hayal ediyordum sürekli. Saçlarından tutup çektim. Ağzına verdim sikimi, o yalarken oluk, oluk boşalmaya başladım. Kafasını çekmeye çalışıyor, saçlarından tutup kendime çekiyor, izin vermiyordum. Tüm döllerimi ağzına boşalmıştım.

Ağzı, yüzü buruşmuş, bir şey söyleyemiyordu. Yere tükürdü, daha sonra banyoya doğru koştu. Öğürtü sesleri geliyordu. Hiç aldırış etmeden sikimi temizliyordum. Yatağa uzandım düşünmeye başladım. “Ne yapıyordum ben? Yan odada duran Veysel abinin karısını düşleyerek orospu sikiyordum. Ama çok zevk almıştım. Ona da benzediği için çok gerçekçi geliyordu bu yaşananlar. Acaba yengem gibi onu da mı sikmem gerekiyordu? Yok artık Kuzey dedim kendime. Güllü neneyi de sik, ailede ne kadar yenge, anne varsa sik. Ne yapıyorsun oğlum kendine gel” Bizim Aysel yengeye benzeyen orospu kapıdan çıkmış midesini tutarak geliyordu;

-Ne yapıyorsun sen ya? Ağzıma boşaldın? Hayvan mısın orospu çocuğu. Diyerek yerden aldığı sutyeni vurmaya başladı bana.
Kendi kendime düşünmeyi bırakmış ona bakıp gülüyordum.

-Ne gülüyorsun amına kodumun oğlu?

Yataktan doğruldum, yanına gidip beline sarıldım.

-Sarılma amk siktir git.

İtmeye çalışıyordu beni. Ama hayvan gibi sıkıyordum belini. O şekilde yatağın üzerine düştük ikimizde. Altıma aldım, dudaklarını öpüyordum.

-Özür dilerim, gözüm döndü bir an. Çok harikasın, biliyorsun işini.
-Sende göründüğün den daha hayvansın. İnsan evladı gibi görünüyorsun oysa ki.
-Kafam güzel kızım ya. Daha yeni ayılıyorum. Böyle değilim tabi ki normalde.
-Hadi ya, hadi göster bakayım nasılmışsın normalde.

Aysel yengem yukarıda ki kadının vücut hatlarını görerek hayal edebilirsiniz. Aynısıdır.

Kucağımda, amını sikime sürtmeye başladı. Üzerime eğilip boynumu emiyor, vakumluyordu. Bende ona karşılık veriyor, dudaklarını öpüp, dilini emiyordum. Vücudumu öperek sikime doğru geldi.

Beline sarılıp çektim kendime sikim zaten kalkmıştı. Bacağını belime attı. Götünü bana doğru döndü. Eliyle sikimi kavrayıp amına sokmuştu. Götünü hareket ettirerek git, gel yaptırıyordu sikimi içinde. Bir süre böyle siktikten sonra kucağıma çıktı. Zıplamaya başladı. Deli gibi zıplıyor sikim içinde hızlı hızlı girip çıkıyordu.

Bir süre sikiştik. Artık sikime kram giriyordu. Kadın gerçekten fahişe olmasına rağmen o kadar çok iştahlı ve azgındı ki doymak bilmiyordu. Ben bu pozisyonda kadını sikerken kapı çalmaya başladı. Oralı olmadık. Ama ısrarla çalmaya devam ediyordu. Kadını üzerimden çektim aldım kenarıya. Kadın doymamış sikimi avuçluyordu. Yorganın içine girip, örtündü. Yerden boxer’ımı geçirdim üzerime. Kapıya doğru yöneldim.

-Kim o?

Ses yoktu. Kapıyı açtım. Karşımda Veysel abinin orospusu Venüs vardı.

-Hayırdır Venüs?
-Şey Veysel bu odaya gönderdi beni. Kendisi uyuyacakmış da, Kuzeye git ilgilensin seninle, genç adam enerjisi çoktur onun dedi.

Vay amına koyayım dedim içimden. Bir taraftan da farklı am sikecektim. Elinden tutup çektim içeriye. Meltem yataktan çıkarttı kafayı,

-Hahaha pili mi bitti yine?
-Bir kere boşaldı, oda zaten biliyorsun her zaman ki gibi.
-Klasik Veysel işte yavrucum, gel sen gel aramıza, aslan gibi bak bu çocuk. Sabaha kadar sikse yeter demez ahahaha. Ama dikkat et olmadık yerlere boşalma huyu var.

Venüs bana baktı;

-Hani nerde senin aslan çıkart da gezinsin meydanda dikkat et iki tane dişi aslan var kapıverirler.
-Hadi ya,

Boxer’ı çıkartıp Venüs’e doğru yürüdüm. Omuzlarından tutup aşağıya çömelttim. Sikimi eline almış ovalıyordu. Meltem yataktan çıkıp geldi yanımıza.

Biri sikimden, diğeri taşşaklarımdan yalıyordu. Yatağa uzandım. Venüs dudaklarımı öpüyor, Meltem sikimi yalıyordu. Venüs suratıma doğru yöneldi. Amını ağzıma doğru getirdi. Bu Meltem gibi kıllı amlı değil, pasparlak amı olan, amının dudakları büyük, iki tarafa ayrılmış bir orospuydu. Ağzıma doğru oturdu. Amını ileri geri yaparak dudaklarıma sürtüyor, dilimi çıkartıp amını vakumlayarak yalıyordum. Tadı güzeldi, pis değildi. Meltem büyük bir iştahla sikimi yalamaya devam ederken, üzerime çıkıp oturdu. Sırtını Venüs’e dönerek sikimi içine aldı. Zıplamaya başladı.

Saate baktığımda dört oluyordu. Meltemi bu pozisyonda sikip, kucağımdan indirdim. Venüs’ü aldım. Meltem amını yalatmak için Venüs gibi ağzıma oturmak istedi ama o kıllı amı yalamayı hiç içim el vermiyordu. Kalçalarından tutup yanıma çektim. Dudaklarından öpüyordum. Venüs ise kucağıma oturmuş amını siktiriyor, meltem ile Venüs dudaklarımı, boynumu öpüyordu. Bu şekilde sikişmeye devam ettik bir süre. Bir saat sikişmiş, iyice yorulmuştum saat 5 oluyordu. İkisinide oturttum yatağa sikimi ağızlarına verdim emiyorlardı. Boşalacağımı anlamışlardı. Meltem sikimi yalamayı bırakıp yanıma geçti. Venüs ağzını açmış 31 çektiriyordu. Meltem sikimin üstünü emiyordu.

Büyük bir boşalma ile tüm döllerimi Venüs’ün suratına akıttım. Dudaklarından süzülüyordu döllerim. İki orospuda gülüşüyordu. Kalktık duşa girdik.

Meltem duşunu alıp yatağa gitti, bende Venüs’ü bir posta suyun altında siktikten sonra yatağa geçtik. Saat 6 ya geliyor, hava hafiften aydınlanıyordu. İki kadının ortasında uyuyordum. O kadar yorgundum ki mükemmel geliyordu o yatak bana. Uykumun en tatlı yerinde kapı öküz gibi vurulmaya başladı. Veysel abiydi kapıyı çalan;

-Abi sen miydin?
-Valla Venüs’ten başka birisini yollamadım. Benim tabi amına koyayım kalk hadi gidiyoruz eniştemler gelmiş kahvaltıya bekliyorlar.
-Ne babamlar geldi mi?
-Evet gelmişler, yengen seni sorup duruyor neredesiniz diyor.
-Abi ne duruyoruz hadi yürü yürü.
-Tamam sen arabayı getir kapının önüne geliyorum ben.

Veysel abi kadınların baş ucuna bir miktar para bırakıp arkamdan geldi. Arabadan indim onu bekliyordum. Yanıma geldi boynumu gördü;

-Oha oğlum ne hale getirmiş bu karılar seni?
-Ne olmuş abi?
-Boynunu emiklemiş karılar, mosmor ahahaha.
-Hassiktir, abi babamların karşısına böyle çıkamam.
-Bekle amına koyayım.

Otele gidip buz poşeti ile geldi.

-Al bunu tut orana.
-Abi bir mağazaya girelim.
-Tamam gireriz atla hadi arabaya.

Arabaya bindik düştük yola, bir tane mağazaya girip içten dışa giyindim. V yaka tişört aldım, yakalarını kaldırdım boynumu kapatması için dükkandan çıktım. Veysel abi arabaya yaslanmış sigarasını içiyordu.

-Vay amına koyam vay. Bizim oğlana bak hele kız istemeye mi gidiyoruz la?
-Abi üstüm başım perişan oldu ne yapayım.
-İyi yaptın koçum al yak sigara.

Bir dal sigara uzattı yaktım. Arabaya bindik gidiyorduk. Aynadan boynumu kontrol ediyordum. Yengem görse sıçmıştım. Markete girdik, abur cubur alıyordu Veysel abi çocuklara bana da sigara almıştı.

-Geç la direksiyona.
-Abi sıkıntı olmasın?
-Benden güzel sürüyon amına koyayım kim sıkıntı yapacak?
-Trafik?
-Amına koyam trafik olmuyor bu yolda sür hadi.
-İyi abi.

Direksiyona geçtim. Gazlıyordum. Yol boş, ilerliyorduk. Kapılarının önüne yaklaştığımda kornaya asılıyordum. Güven abi koştu çıktı kapıya.

-Yav amına koyayım nerdesiniz siz? Arabayı göremeyince panik oldum.

Veysel abi ensesine tokat atıp, götüne tekme attı.

-Amına korum yemedik gezdik biraz git içerde bir şeyler var al gel onları hade.
-Tamam abi ya, he bak hele eniştemin hediyesi varmış sana
-Kime?
-Sana amına koyayım aha bak içeride, seni bekliyor.
-Eyvallah. Kuzey gel koçum.

Elini omzuma attı. Kapıdan içeriye girdik. Babam güllü nenem ve eşiyle konuşuyor, tarla hakkında söz ediyorlardı.

-Vay babam gelmiş.
-Aslanım neredesin sen ya?
-Veysel abiyle Ankara’yı bir turladık baba.
-İyi yaptınız. Gidiyoruz bugün hazırsın demi? Ne yakışıklı olmuşsun lan öyle kereta.

Ensemden çekiştiriyordu. Yengem yüzüme bakıp gülüyor, bileziklerini sallıyordu. Yanına doğru gittim oturdum.

-Vay yeni gelin takılarını mı taktılar?
-Eniştem sağ olsun.
-Hayırdır seni bana mı istediler yoksa?
-Yoksa? Kötü bir şey gibi söyledin?

İyice yanına yaklaştım.

-Dünyanın en iyi şeyi o olurdu ama tek tarafın gönlü olunca olmuyor değil mi?
-Kuzey yapma
-Hani baran nerede?
-Eniştem bir dünya oyuncak almış oynuyor içeride
-Ben ona bakayım bir.

Elimden tuttu. Gözlerime bakıyordu.

-Otur, oynuyor onlar.
-Ne o özledin mi?
-Salaksın ya. Neredeydin dün gece?
-Hiç, gezdik.
-Alla alla, nerede gezdiniz sabaha kadar?
-Birahaneye gittik bira içtik.

Yüzü asılmıştı. Omzuna hafifçe vurdum.

-Yamulma karı, kız yoktu. Lafladık öyle Veysel abi ile. Dayımdan konuştuk, evliliğinden konuştuk.
-Bizde sabah Aysel ile konuştuk. Abim de dayın gibi emeklilik yolundaymış.
-Nasıl yani?
-Sus babana bak bir şey diyor.
-Babam mı? Ha efendim baba?

Babam konuşuyordu;

-Paşa hadi kalkıyoruz.
-Tamam. Hani ne ile gideceğiz İzmir’e?
-Uçak ile.
-Baba bu zenginlik baya yaramış sana ha.
-E öyle oldu biraz, hadi seslen çocuklara.

Gidip çocukları aldım. Hazırlardı. Gidebilirdik artık. Su içmek için mutfağa gittim. Aysel yenge de mutfaktaydı.

-Kuzey gidiyorsunuz demek?
-Evet yenge.
-Gidin bakalım bizde geleceğiz arkanızdan.

Oha Aysel yengeler de geliyordu. Sevinmiştim suyu üzerine püskürttüm.

-Ay yavaş kuzey ıslattın beni.
-İzmir’e mi geleceksiniz e hani köy?
-İzmir’e bağlı bir köyde tarla almış baban ile benin kayınbaba. Ortak çiftçilik yapacaklarmış. Hayvan alacaklar baya ilerletmiş işleri.
-Hay amına koyayım köyde mi yaşayacağız ya?
-Küfür etme len. Diyerek kafama vurdu. Bana daha yaklaştı.
-Köyde çiftliğe aile bulacak, biz şehirde olacağız.
-Oh içime su serptin yenge ya.

Bu bahane ile sarılmıştım ona.

-Ay dur düşürecen beni deli çocuk.

Ben ne yapıyordum lan? Ama çok güzeldi ona sarılmak. Yumuşacıktı teni. Süt kokuyordu vücudu. Yanaklarından öptüm

-Hadi gidiyorum ben gecikmeyin gelin hemen.
-Manyak ya. Gecikmeyiz tamam.

Arabaya bindik. Veysel abi bizi havaalanına götürüyordu. Yengem uçaktan korktuğunu nasıl bineceğim vs. diyordu. Sarılmıştım arkadan kimseye belli etmeden. Ben varım korkma dedim. Omzuma dayadı başını. Havaalanına kadar kucağımda baran. Omzumda yengemin başı öyle gittik…

8.Bölüm sonu…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİN!

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarim Bolum: 3 Ozge Yengem –

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarim Bolum: 3 Ozge Yengem –
Dönme dolaptan inmiştik. Saat gece 12 olmak üzereydi. Lunaparkta az çok insan vardı. Bir kafeye gidip oturduk. Yemek söyledik acıkmıştık. Yemeğimizi yerken yengemin o güzel yüzünü izliyordum. Tüm bu anlar bitmesin, sevgilim, karım gibi olsun istiyordum. Onu sürekli yanımda olması bana da güven, ona da kadınlık duygusunu güçlendiren his veriyordu. Sessizliği bozan ben olmuştum.

-Biliyor musun? Bugün o kadar güzel oldun ki. Bence artık kendine bakmalısın.
-Ne yani ben kendime bakmıyor muyum? Pasaklı mıyım?
-Ya ne alaka öyle demediğimi sende biliyorsun. Demek istediğim yeni hayata başlıyoruz hepimiz, büyük bir şehir, çeşit çeşit insanlar. Bak bugün aldığın kıyafetler ne kadar güzeldi. Kuaföre de git hakkın senin. Zaten güzelsin o konuda şüphen olmasın. Sadece çocukları bahane ederek kendini bırakma.
-Haklısın, aslında bende düşündüm biliyor musun? Şimdi büyük şehre gideceğiz. Orada köylü gibi durmayı bende istemem. Gencim kuzey eve kapanıp kalmak istemiyorum.
-Kalmayacaksın. Bir taraftan da korkuyorum biliyor musun? Bugün o satıcının bakışlarını gördükten sonra, dedim: “ulan bu kadın çok güzel herkes gözüne kestirip bakıyor, şimdi daha çok bakan olacak”
-Hadi ya hiç fark etmedim. Öyle mi bakıyordu satıcı.
-Gözleriyle yiyecekti seni. Yengem gülümsüyordu. Yüzüm düştü.
-Hoşuna gitti her halde? Gülerek cevap verdi.
-Hayır ya hoşuma giden senin beni kıskanman. Ayrıca ben hala dayınla evliyim ve çocuklarımın babası. Gülizar babasını sorup duruyor. Tamam, dayın çok yalancı, üçkâğıtçı bir insan, ama severek evlendik onunla. Bu konuşma benim canımı sıkmaya başlamıştı.
-E barışın o zaman, sana yaptığı onca şeyden sonra. Ayrıca annemler affeder mi dayımı bilmiyorum.
-Kuzey, çocuklarım var boşanmak istediğimi söyledim ama iki çocukla ne yaparım? Sizin üstünüz demi kalacağım sürekli.
-Şikâyetçi olan yok.
-Olmaz kuzey dayın gelecekmiş gelsin bir konuşacağım.
-Sizi götüreceğini söyledi. Gideceksin yani. Suratım iyice düşmüş, yemeğimi yemiyordum. Ellerimi tuttu.
-Hayır, tabii ki de ne işim olur yurt dışında, ayrıca baran, Gülizar senden ayrılmaz.
-Baran ve Gülizar mı ayrılmaz? Gözlerini kaçırdı gözümden. Dönme dolapta öpüştüğüm, sarıldığım kadın. Utanmaya başlamıştı. Yanakları al al oluyordu.
-Seninle yaşadıklarımız, yaptığımız şeyler için pişman değilim. Aksine çok mutluyum. Kadınlığımı hissettirdin bana. Ama olmaz kuzey, bu şekilde devam edemeyiz seninle. Sen genç adamsın, karşına daha nice kadınlar çıkacak. Hayatını yanlış kararlar yüzünden karartamam.
-Yenge saçmalama ne yanlış kararı?
-Bak dediğin gibi “yenge” yengenim ben senin kuzey ne yapacağız? Sürekli cinsel ilişki mi yaşayacağız seninle? Yoksa dayımı boşa ben evleneceğim diyerek nikahına mı alacaksın beni?

Yengemin bu tarz konuşmalarına kırılsam da haklıydı kadın. Ne yapacaktık yani? Hayallerim deki gibi sürekli seks mi yapacaktık? Yoksa nikahıma, mı alacaktım? Aslında istediğim de bu değil miydi? Daha demin düşünüyordun ya kuzey: “bu kadın karın olsa, her dakika yanında olsan diye? “Söyle oğlum işte dayımdan hayır gelmez sana, kadınlığını en doruk noktasına kadar yaşatırım seni, aşığım, seviyorum seni söylesene ne bakıyorsun yüzüne bön, bön? Başka kadınlara bakmam benim gözüm senden başkasını görmüyor desene amına kodumun sığırı hadi lan, söyle” İçimde kendi kendime konuşuyordum. Dayanamadım yengemin ellerini tuttum.

-Sen nasıl mutlu olacaksan, kendini nasıl rahatsız hissetmeyeceksen öyle yaparız. Ben seninle mutluyum, evet daha bir çok kadın tanıyacağım, ama senin gibisi çıkmayacak karşıma.
-Kuzey daha iyileri çıkacak.
-Senden iyisi yok ki. Yıllardır hayallerimin kadınısın sen o yaşadıklarımızın hayalleriyle avuttum sürekli kendimi. Ve bu olup bitene inanamıyorum hala.

Yengemin yüzü gülüyordu. Hoşuna gidiyordu ona aşık olmam, bu kadar değer vermem. Ama bir taraftan haklıydı da millet duysa, millet dediğim de kendi ailem, yengemin ailesi, nasıl açıklardık bu durumu?

Lokantadan çıktık. Taksiciyi aramıştım. Geldi bizi aldı lunaparkın dış kapısından. Saat gece 1’e geliyordu. Evin içi karanlıktı. Işıkları açtım. Yengemi içeriye soktum. Poşetlere yüklenip içeriye attım. Yengem tuvalete gitmişti. Üzerimi değiştirmek için çocukların yattığı odaya girdim. Kendime aldığım boxer, eşofman, tişört poşetini de aldım yanıma. Önce üzerimdeki tişörtü çıkarttım. Değerli okurlar. Anne sütü içmediğimi, hazır mama ile büyüdüğümü belirtmiştim sizlere. Bu sebeple kilomdan çok boyum vardı. Henüz 18 yaşındaydım 1,80 boy ile geziyordum. Kardeşlerimin elbise dolabının aynasından vücuduma çarptı gözüm. Omuzlarım iyice genişlemiş. Göğüslerim öne doğru çıkmış. Göbek yok spor yapmalıyım dedim. Kaslı olmam lazımdı. Altımda ki pantolonu da çıkarttım. Yengem;

-Kuzey? Kuzey neredesin?

Bana sesleniyordu.

-İçerideyim yenge giyiniyorum.

Boxer ile kalmıştım. Tam onu çıkartacaktım ki. Kapı açıltı. Yengem yeni aldığı kıyafetlerden birde gecelik almış, beyaz saten bir gecelik. Göğüs dekoltesi çok fazla. Diz kapaklarının çok üzerinde. Kollarını beline dayadı;

-Ay baksana çok şık değil mi?
-Oha sen hangi ara aldın bunu?
-Sen barana hediye almaya gittiğinde kafedeydim sıkıldım bir göz gezdirdim yandaki mağazaya oda iç giyimmiş.

Şuna benzer bir şeyin yengemin üzerinde olduğunu düşünün. O dolgun kalçaları, göğüsleri tamamen meydan da gözlerimin önünde.

Yanıma doğru geldi. Birde parfüm sıkmış ki sormayın. Böyle seksi bir koku yok. Sikim kazık gibi oldu zaten. Altımda boxer olduğu için iyice belirgin oluyordu. Yengemin gözleri sikimi süzdü yanıma yavaş yavaş geliyordu. Parmaklarını, omzumda gezdirdi.

-Ooo baya genişlemiş omuzların. Kaslanıyorsun kuzey bey.

Resmen nutkum tutulmuş, bir şey diyemiyordum. Kafamı çevirerek etrafımda bir tur dönmesini izliyordum. Karşıma çocukların ranzasına oturdu. Bacak, bacak üzerine attı. Of o nasıl manzaraydı öyle. Jartiyer miydi o? Geceliği ile uyumlu. Beyaz? Gözlerimi kırpmadan onu izliyordum. Sikimin karnıma uyguladığı baskıyı hayal bile edemezsiniz. Boxer’ın üzerinden sikimin kafası çıkmaya çalışıyor, boxer’ın lastiği buna izin vermiyordu.

-Şey yenge çok yakışmış, gözlerimi alamıyorum harika olmuşsun.
-Teşekkürler canım.

Gözleriyle beni süzüyordu.

-Hani sen ne aldın? Giymemişsin?
-E giyiniyordum sen geldin.

Yatağa uzandı. Sütun gibi bacaklarını serdi gözlerimin önüne. Elleriyle yüzünü, gözlerini kapattı;

-Tamam giyin hadi bakmıyorum.

Gülüyordum.

-Bakabilirsin görmediğin şey değil?

Kahkaha atıyordu. Uzandığı yerden kalkıp ayağa kalktı. Yanıma doğru yaklaştı. Ellerini vücudumda gezdirerek. Aşağıya doğru çömeldi. Bacaklarını ayırmıştı. Boxer’ın yanlarından tuttu.

-Kocaman olmuş yine.
-Senin gibi kadının karşısında olmazsa şaşırmak lazım.

Gözlerimin içine bakıyor. Kafamı aşağıya eğmiş bende ona bakıyordum.

-Çok mu güzelim gerçekten?
-Hayatımda gördüğüm en güzel kadınsın.

Boxer’ı yavaş yavaş aşağıya sıyırmaya başladı. Sikim dimdik duruyordu. Tüm ihtişamı ile sikim gözlerinin önündeydi. O kadar çok sertleşmiştim ki. Boxer ayaklarımın altına düşmüş, yengem elini sikime götürüp yavaşça sıvazlıyordu. Dizlerimin bağı çözülüyor sandım, ayakta duruyor muyum? Yoksa hava da uçuyor muydum anlamak mümkün değildi.

Gözlerimi kapatmış anın tadını çıkartıyordum. Bir sıcaklık hissettim. Yengem iki eliyle kalçalarımı kavrayıp sikimi ağzına alıyordu. Sulu, sıcak, kaygan. Hayatım da aldığım en güzel zevk buydu. Boğazına kadar götürüp, tekrar çıkartıyor, sikim bir sıcaktan soğuğa çıkıyordu. Zevkten uçuyordum resmen. İki elimle kafasını tuttum. İleri geri yaparken onu tutuyordum. Artık dizlerim de derman kalmamış, bacaklarım titriyordu. Yengemin kafasını sikimden çektim. Çocukların ranzasına oturmuştum. Ağzını silip elimi tuttu. Benimle

birlikte ranzanın üzerine çıktı. Dudaklarımı büyük bir iştahla öpüyor. Göğüslerini vücuduma sürtüyordu. Kalçalarını kavradım. Yanaklarını açıp, kapatıyor, mıncıklıyordum onları. Üzerindeki geceliği sıyırdı. İri memeleri açılmıştı. Suratıma doğru sürtmeye başladı. Ağzımı açıp avuçladığım gibi emmeye başladım memelerini. Uçlarında dilimi gezdiriyor, hafif ısırıklar atıyordum. Zevke geliyor kafasını geriye doğru atıyordu.

Üzerindeki geceliği çıkarıp sıyırdı attı üzerinden. Altında sadece külot, ve diz kapaklarına kadar olan beyaz çorabı kalmıştı. Amını sikime doğru sürtüyordu. Öpüşmeye devam ediyor, omuzlarını, boynunu emiyordum. Kollarıyla boynuma sarıldı:

-İçimde istiyorum seni.

Kısık sesle tahrik edici şekilde söyledi. Belinden sarılıp sırt üstü onu yatırdım ranzaya. Elleriyle saçlarını toplayıp arkaya atmıştı. Bacaklarını büktü, ayaklarını tutup bacak arasına yerleştim, yatağın ucuna doğru kaykılıp ayaklarıyla burun buruna gelmiştim. Bir ayağını elime alıp, öpüp, yalamaya başladım. Ayak tabanını dişlerimle ısırıyor, öpüyordum. Parmaklarını ağzıma sokup emzik gibi emiyordum onları. Yavaş, yavaş, öpücükler kondurarak yukarıya doğru çıkmaya başlamıştım. Bacaklarını öperek üste doğru çıktım. İki bacaklarını ayırıp kasıklarını okşuyor, parmaklarımla amına masaj yapıyordum. Işık açık olduğu için tüm hatlarını görebiliyordum. Pürüzsüz bacakları, kılsız parlak kasıkları vardı. Sulanmıştı. Beyaz külotunun önü ıslaktı. Ben okşadıkça daha çok artıyordu ıslaklık. Dudaklarımı amına doğru yaklaştırdım. Külotun üzerinden o sularını somurarak içime çekmeye çalıştım. Su gelmiyordu ağzıma sadece yapış, yapış olmuştu dudaklarım. Hiç çiş kokusu vs. yoktu. Mis gibi kokuyordu. Sanki parfüm suyu akıyordu amından. Kasıklarını dilimle yalıyor, bir elimle de külotunu sıyırıyordum kenarına. İlk kez bu kadar ışıklı bir ortamda görüyordum amını. Çok güzeldi. Kabarık, etli, dudakları incecik bir çizgi amı kapalıydı. Parmaklarımı amına getirince hafif irkildi, karnı yukarıya kalkıp, iniyordu. Dilimi amına getirdim, hafifçe o çizginin arasında gezdiriyordum. Elleriyle saçlarımı tutuyordu. O zevk suları iyice iştahımı kabartıyor, büyük bir iştahla yalıyordum o taze amı. İnanın bana değerli okurlar hala inanamıyordum bu amdan iki çocuk çıktığında. Hani genç liseli kızların amı nasılsa, yengemin de amı öyle, tazecik, sanki hiç yarak yememiş. Göt deliğini söylemek dahi istemiyorum. Pespembe, ufacık, yalamaya doyamıyor insan. Yengem sabırsızlanıyor. Sikime elini atıyor amına götürüyordu. Artık dayanacak gücümüz kalmamış, benim sikim iyice kalkmıştı. Ellerini sikimden çekti ve bacaklarını ayırıp, amının dudaklarını ikiye ayırdı.

-Hadi gir artık içime.

Dudaklarını öperken sikimi belimle amına hizaladım. Bir elimi amına atıp sokmaya başladım. O kadar güzel kayıyordu ki içinde, resmen sikimi vakumluyordu içinde. Git, gel yapmaya başlamıştım içerisinde. Yengem bacaklarını kaldırıp belime doladı. Hepsini içinde istercesine kendine çekiyordu beni. Gözlerini kapatıyor, dudaklarını büzüyordu. Onun bu hareketleri beni iyice azdırıyor, hızlı hızlı git gel yapmamı sağlıyordu. İlk kez bu kadar sert, ve hızlı yapıyorduk. Yengem çok sulanmıştı. Sanki ilk kez seks yapan genç bir kız gibi, hiç seks yapmamış gibi, vıcık vıcık olmuştu amı. Ben git, gel yaptıkça odada, “şak, şak” sesleri yankılanıyor. Testislerim kasıklarını tokatlıyordu. İnanın ne kadar zaman geçti hiç bilmiyorum. Ne saate bakmak, ne de çevremde saat var mı ona bakmayı düşünmedim. Bir süre böyle yaptıktan sonra. Yengem ağlar gibi inlemeye başladı. “oh, ah, ay, ımm,” sesleri artık yerini ağlarcasına bir ses tonuyla: “aaaahhhhh hımm ahhhhh” almıştı. Birkaç saniye karnını içine çekti. Şiddetli bir kasılma geçirdi. Durmuştum git gel yapmıyor onu izliyordum. Eliyle yüzünü kapatıyor. Yüzüme bakmıyordu. Hafif, hafif titremeye başladı. Ne olduğuna anlam veremiyordum. Orgazm oluyor, zevkten uçuyormuş meğerse. Nerden bilebilirdim ki değerli okurlar. Orgazm olduğunu bilsem durmazdım, daha sert girip, çıkmaya devam ederdim. İlk kez birisi ile bu denli seks yapıyor, bunlara şahit oluyordum. Terlemiştim. Yengem gülmeye başladı. Yorulmuştum boşalmadan sikim sert bir şekilde içinden çıkıp yanına uzandım. Yengem elini anlına götürmüş. Tavana bakıyor gülümsüyordu. Derin, derin nefes alıp veriyordu.

-Niye titredin öyle? Bir şey mi oldu?

Bana doğru döndü, masum bakışlarını atıyor, dudaklarımı öpüyordu.

-Evet oldu. Çok büyük bir zevk yaşattın bana. Ne güzel sikiyorsun sen öyle yengeni hınzır.

Diyerek burnumu ısırdı üstüme attı bacağının tekini. Bir elini sikime atıp sıvazlamaya başladı.

-Hadi boşaltayım seni.

Omuzlarımı, boynumu, karnımı öperek sikimi yalamaya başladı.

-Hemen boşaltma sabaha kadar sikmek istiyorum seni.
-Boşal, yine kaldırırım sikini ben.

Şapur, şupur sesler eşliğinde sikimi yalıyordu. Bir süre yaladıktan sonra kucağıma oturup, sikimi amına soktu. Bacaklarını yatağa basıp çömelir vaziyette duruyor, sikimin üstünde hafif hafif zıplıyordu. Çok güzeldi zevkten gözlerim kayıyordu adeta. Belimden destek alarak, ellerimi kalçalarına attım. Sıkı, sıkı tuttum onları. Alttan, üste doğru, testislerim kasıklarına vura vura gidip, gelmeye başlamıştım içinde. Yengemde bana eşlik ediyor aynı tempoda zıplıyordu kucağımda. Hızımı iyice arttırmıştım. Hızlı bir şekilde sikiyordum amını. “ah çok güzel ımm harikasın” diyerek üzerime yığıldı. Ben pompalamaya devam ediyordum. Hızımı kesmemiştim. O boynumu emiyor. Saçlarımı okşuyor, ben ise göt deliğinde parmağımı gezdiriyor, sokuyormuş gibi baskı yapıyordum. Çok geçmeden tüm döllerimi amına akıtmaya başladım. Aralıklı şekilde sokup çıkarıyordum içine boşalmaya devam ederken. Yengem hareketsiz bir şekilde, tüm döllerimi içine alıyordu. Üzerimde bir süre yattı. Tüm döllerimin içine akmasını bekledi. Derin nefesler alıp veriyordu. Üstümden kalktı. Sikim küçülmüştü, yanıma uzandı, bana sarılıp yanaklarımı öpüyordu.
-Yoruldun mu? Dedim kısık sesle.
-Evet ama çok zevk aldım. Diyerek dudaklarıma öpücük kondurdu. Ellerimi yüzüne birleştirip dudaklarını uzun uzun öpmüştüm. Memeleri kolumun üzerindeydi. Birbirimize sarılmıştık. Zamandan haberimiz bile yoktu. Çırılçıplak bir şekilde uzanıyorduk yatakta. Bir süre konuşmadan birbirimizi okşayıp izledik sadece.

-Ne düşünüyorsun? Diye sordum.
-Hiç, konuşma bir şey düşünmek istemiyorum sana sarılıp bu şekilde uyumak istiyorum.
-Peki. Daha sıkı sarılmıştım boynunu öpüyor, kokluyordum. Bir süre bu şekilde uzandık. Tuvalete gitmek için kalkmıştık. Yengem altına yeni aldığı şort, külotlardan, üzerine bir askılı giydi. Sutyen takmamıştı. Ben de sadece boxer giyip tuvalete gidip gelmiştik. Yengemin odasında ki büyük yatağa geçip uzanıyorduk.

Yüz üstü yatıyordu yengem. Arkadaşından ona sarıldım. Kalçalarını okşadım. Duvardaki saate çarptı gözüm. Saat sabah 6 olmak üzereydi. Gözlerim kapanıyordu uykusuzluk ve yorgunluktan yengem çok rahat gözüküyor, uyuyordu. Ona sarılarak uyumuştum.

Kapı deli gibi çalıyordu. Sanki birinin ırzına geçmişiz, karısını, kızını sikmişiz gibi: “tak tak” tekmeliyorlardı resmen kapıyı. Yengem uyumaya devam ediyor hiç duymuyordu.

-Lan ne oluyor amk? Yataktan fırlayıp gidiyordum kapıya. Yerde bulduğum şortu, tişörtü üzerime geçirdim açtım kapıyı. Karşımda simayı gördüm.

Kardeşim simay;
-Abi neredesin ya?
-Lan beni korkuttun manyak öyle vurulur mu kapıya?
-Ne yapayım uyanmıyorsun? Güllü nenem gönderdi beni. Hadi kahvaltı hazırmış, gelecekmişsiniz.

Doğru ya ben unuttum çocukları.

-Tamam gel yengem uyuyo uyandır gidelim.
-Sen uyandırsana abi ya ayakkabılarımı çıkarttırma zaten zor giydim.
-Of iyi be git hadi o zaman sen geliriz biz hazırlansın yengem.
-Tamam hadi çabuk gelin pişiler soğumasın dedi.
-Kız, bak hele
-Ha abi?
-Bol peynirli yapsın söyle güllü neneye, abim bol peynirli istiyor de.
-Koca boğaz ya tamam söylerim.

İçeriyi gidip yengemin odasına girdim. Yanaklarını öptüm, tepki yoktu. Kalçalarına vuruyordum kalk hadi alo uykucu uyan gari la oho tembel diyordum.

Yengem yüzünü ovdu, uyanıyordu, kollarını açıp esnedi, sonra boynuma sarıldı kendine çekti beni.

-Uyan hadi annen çağırıyor.

Bir anda kollarını boynumdan çekti ittirdi beni yataktan. Yere düşmüştüm.
-Lan, baştan söylesene neredeler? İçerideler mi? Oğlum sen niye girdin odaya yarı çıplağım çık çabuk

Gülüyordum.

-Korkma be Simay geldi söyledi, gitti tekrar.
-He iyi bari of korkuttun beni ya.
-Uyandın ama bak, hadi hazırlan gidelim acıktım.
-Doyuramıyorum ben seni galiba?
-Yok doyamıyorum ben sana diyerek sarıldım öptüm.
-Dudaklarım şişti ya öpme artık, hadi çık hazırlanayım.
-Çık mı?

Yatağa uzanıp, kollarımı arkama attım.

-Hazırlan hadi bakmıyorum. Dedim gülerek.

Yerden aldığı bluzunu bana vurdu, üzerine geçirdi, yeni aldığı kıyafetleri giyiyordu. Poşetten çıkartıp yerleştirmeye fırsatı bile kalmamıştı.

-Canım şu etiketlerini sökermisin?
-Tabii.

Yataktan kalkmıştım. Sırtını bana döndü, bluzun etiketlerini söktüm. Ellerimle belini okşayarak çektim vücudundan.

-Çok güzel oldun.
-Teşekkür ederim.

Yüzüme gülümsedi. Evden çıkıyorduk artık. Yürümeye başladık mahallede, hava mükemmeldi. Hiç soğuk değildi, güllü nenemler’in kapısına varmıştık. Bahçeden baran bana doğru koştu.

Poşetleri yengeme verdim. Baranı kucakladım öptüm. Simay geldi;

-Abi çayı getir içeriden,
-Kızım bismillah yeni geldik.

Baranı yere indirdim. Yengem baranın elinden tutup bahçeye yürümeye başladı. Mutfaktan çayı alıyordum. Veysel abinin karısı, Aysel yenge mutfaktaydı.

-Günaydın yenge.
-Günaydın kuzey nasılsın?
-İyi yenge sen?
-İyi bende cevat ile uğraşıp duruyorum, ağlıyor bak sen çayı al ben bir doyurayım onu.
-Tabii yenge.

Cevat yeni doğan çocuklarıydı sevgili okurlar. Evleri kutu kadardı nenemlerin, içeriye girip kapıyı çekti, ama tahta kapı tam kapanmıyordu. Çayı aldım. Bardakları da diğer elime alıp çıkıyordum mutfaktan. Gözüm istemsizce o kapıya gitti. Aysel yenge bluzunu sıyırıp memesinin tekini açtı, dayadı Cevat’ın ağzına. Karşıya bakıyordu. Donup kalmıştım. Ne yapıyordum lan, ben? Adım atamıyordum. Göğüsleri yengemin ki kadar büyük değil ama çok güzeldi. Onunki de bembeyaz, ama uçları kahverengi değil, pembe, yuvarlak portakal gibi memesi vardı. Aysel yenge kafasını kapıya doğru çevirince göz, göze geldik birkaç saniye, kafamı hemen çevirip yürümeye başladım. Güven abi yardıma gelmişti. Bardakları aldı elimden. Bahçeye doğru yürüyorduk.

-Napıyon la kuzey.
-Napalım be abi aynı
-Baban voleyi vurmuş, çok sevindik duyunca.
-Öyle oldu abi sorma talih götüyle gülüyordu, ağzıyla güldü bu sefer.
-Hahaha öyle oldu vallaha sağolsun baban araba parası verdi galeriye gidecem bugün gelsene benimle?
-Harbi mi abi çok sevindim ne alacan
-Valla biz buradan gidiceğiz köye babam tarla aldı çiftçilik yapacaz, baban sağolsun baya yardım etti.
-Abi edecek tabi. Biz buraya beş parasız geldik. Siz kol kanat gerdiniz bize allah razı olsun sizden.
-Her halde oğlum her zaman aynı avluda yaşadık biz.
-Eyvallah abi. Gelirim tabi ne alacaksın araç?
-Van düşünüyorum pick-up nissanlardan bakacam. Köy yerine gidiyoruz spor araba gitmez oralarda dağa, taşa sürelim.
-Haklısın abi.

Bahçeye girdik. Güllü nenem elinde oklava, yengem yanında ona yardım ediyor, pişiler tepside duruyordu. Çayı bıraktım masaya. Pişilerden bir tane alıp yemeye başladım.

-Kolay gelsin anam hani bol peynirli yaptın mı bana?
-Sağ ol kuzum, aha sıcak ye diye yeni attım bak.

Yengem ellerini hamura bulamış, benim pişilere peynir dolduruyordu, yengemin yanına gittim;

-Kız bol koy ha cimrilik yapma.

Güllü nenem gülüyordu,

-Tamam be koyuyoruz işte miden bulanacak sonra.
-Bir şey olmaz bol koy sen, garip garip sesler çıkartarak elimdeki pişiyi ısırdım, baran kahkahalar atıyordu. Ona doğru gittim garip sesler çıkartarak koşturmaya başladım bahçede.

Güllü nenem, yengemle bir şey konuşuyordu. Baranla biz koştururken, Aysel yenge geldi kucağında Cevat ile, göz göze gelmiştik yine. Ben bozuntuya vermedim, oda hiç bir şey olmamış gibi geçti yanımdan.

Yengeme döndü;

-Hoş geldin kuzu?
-Hoş bulduk canım, diyerek öpüştüler, konuşuyorlardı. Güven abi çay katmış, uzattı bana. Aldım elinden çayı, yudumladım. Arabalar hakkında konuşuyorduk, ikinci el almayacak sıfır alacam vs. diyordu. O ara ben yengemi izliyordum. Güle, güle konuşuyorlardı üçü, sonra güven abi dayımdan bahsetmeye başladı.

-Lan, ne şerefsiz çıktı bu erdem abi ha,
-Kim? Ha dayım mı? Aynen abi.
-Yuvasını yıktı gitti alamnalara, bir tane karı da bulmuş, çocuk da yapar maaş almak için.
-Abi formalite değil mi? Yengemi aramış götürecem sizi demiş kavga ettiler geçen?
-Ha alır, alır yarramı yer önce sonra alır, adi şerefsiz salaktık verecez ablamı ona.
-Yaşa abi vermeyecez tabi. Yengemde istemedi gitmek.
-Gider mi oğlum ailesi burada, siz buradasınız. Sizinle gelecekmiş, baban ev almış, dayamış döşemiş, ister evde çocuklara baksın, isterse kurduğumuz işe gelsin kafası dağılsın demiş. Anam gile.

Vay amk neler konuşulmuş, haberim yok.

-Abi arabayı alda, mangallık alalım pikniğe gidelim. Hem ıslatırız bir arabayı.
-Valla aklım da o vardı benim de. Gidelim.

Oturduk masaya, çocuklara yere yaygı serdik orada oturdular, kahvaltımızı yapıyorduk. Veysel abi geldi elinde bal kutusu ile, Tazeymiş yiyin diyerek koydu önümüze koca kavanozu. Oturduk hep birlikte gülüş, çığrış yedik yemeğimizi. Kahvaltımız bitmiş, çay dolduruldu, güven abi sigara yakmak için kalktı köşeye yürüdü, yanına gittim;

-Abi versene bir dal, paketi almadım yanıma.

Bir dal sigara uzattı, yaktım sigaramı ağacın altında çayımızı, sigaramızı içiyor konuşuyorduk. Yengemle birbirimize bakıyorduk arada. Parmağını salladı bana, Gebertecem seni der gibi sallıyor, kızgın bakıyordu. Sigarayı gösterdim. Başını salladı at onu yaptı. Sigarayı ağzıma götürdüm daha çok duman çektim içime, Bok iç diye kımıldattı dudaklarını. Gülüyordum.

Güven abi;

-Ne oldu la?
-Ha? Yok bir şey abi, hadi içelim de çıkalım geç olmadan alalım arabayı. Gidek bi mangal tüttürek, rakımızı açak,
-Ula ne güzel dedin ha, hadi gidek.

Çayını dikti kafasına bardağı ağacın altına koydu.

-Ana biz gidiyoz, akşama mangala gidecez hazırlanın ona göre.
-Tamam bana bak hele dikkatli gelin ha.
-Tamam ana hadi kaçtık biz.

Yola koyulduk. Dolmuşa binecektik. Aklımda taksici dayıyı aramak vardı ama dün yengemle lunapark, AVM onunla gidince vazgeçtim. Dolmuşa bindik, galericilere gittik. Güven abi arabalara bakıyordu. Bir tane galeriye girdik. Adam çay ikram etti bize. Galerici tanıdıkmış, uygun fiyattan ayarlayacaktı. İkinci el istemiyordu güven abi, sıfır alacaktı. Bir galericiyi aradı bize ona yönlendirdi. Adam arabasıyla gelip aldı bizi. Başka bir yere gittik. İçeride çok lüks harika arabalar vardı. Güven abi bir tane arkası açık, geniş bir pick-up beğendi. Araba full+full dü tekerlekleri hayvan gibi çivili gibi duruyordu. Harika bir arazi aracıydı. 100 bin TL ödedi aldı arabayı. Ulan babam kaç para vermişti Güven abiye 😀 vay amk dedim. Aldı arabayı imzalar atıldı bindik arabaya. Güven abi deli gibi zıplıyordu.

-Of ulan arabaya bak, babanın taşşaklara beton yetmez adam gibi adam ha.
-Hayırlı olsun abi harbiden sağlam arabaymış.

Kasaba gidip, bolca et aldık, bir kasa bira, rakı, votka bolca alkol, çerez bir ton şey aldık attık pick-up un arkasına, güzel bir mangal aldık birde. Alkölleri içeriye koydum kırılmasınlar diye. Eve gidiyorduk. Güven abi eve yaklaşınca deli gibi kornaya bastı. Evdekiler kapıya çıkmış arabaya bakıyordu. Güven abi farları açıp, kapatıyor. Kornaya yükleniyordu. Arabanın camından elini sallıyordu. Onun bu mutlu halini gördükçe gülüyordum.

Güllü nenem;

-Abo bune gı böyle daha büyüğü yokmuydu he güven
-Daha büyüğü kamyon oluyo ana

Yengem atladı araya;

-Salak çocuk bu da kamyon gibi
-Aba dur la dur la köy yerinde ferrarimi sürecem. Hadi hazırlandınız mı?
-Hazırız Aysel çocuğu giydiriyor.

Tamam çocuklar hadi geçin arkaya. Pick-up a attık çocukları. Veysel abi de, bende çocukların yanına oturduk, zapt etmek için. Kadınlar içeriye geçip oturdu. Alkölleri aldık arka koltuktan kasaya koyduk. Başlamıştık gitmeye, hava daha aydınlıktı. Piknik yerine gelmiştik. Veysel abi ile çocukları indirdik kasadan, kadınlar içeriden iniyordu. Yengem geldi baran’ın elinden tuttu yere yaygı seriyorlardı. İçecekleri Veysel abiye verdim, yere indirdi. Bende kasadan inip bira kasasını kucakladım. Termosu buzla doldurmuşlar, içini açıp kola, bira, rakıyı attık içine. Güven abi mangalı aldı eline Veysel abi geçti mangalın başına. Ben etleri yanına götürüyordum. Her şey hazırdı. Sadece mangal ateşini yakıp etleri atmak kalmıştı. Çocuklar top oynuyor, ip atlıyor, Veysel abi ile Güven abi biralarını içiyor, Güllü nenem ile Aysel yenge örgü örüyor, yengem onları izliyordu. Yengem ayaklanıp yanıma geldi.

-Anne kuzi ile bir dolaşalım biz sıkıldım hava alayım.
-Tamam, kuzum siz gelesiye etleri pişirir abin de.

Yengem koluma girdi yürüyorduk. Memeleri koluma temas ediyordu.

-Ne o? Çok mu sıkıldın?
-He, gezelim biraz.
-Olur, gezelim tabii, diyerek sarıldım.
-Dur ne yapıyorsun? Elimi çekti belinden koluma girdi sadece.
-Herkes arkada görecekler.
-Ne ya yengeme sarılamaz mıyım?
-Olsun fazla şey yapma.

Yürüyorduk yol boyunca, hava mis gibiydi, çiçeklerin, dağdan gelen kekiklerin kokusu okşuyordu burunlarımızı. Biraz yürükten sonra yengem çimlere uzandı. Bende yanına uzanmıştım. Güneş alınlarımızı dövüyor, yukarıya bakamıyorduk. Yengeme doğru dönüp yanaklarından öptüm.

-Dur yapma gelen, gören oluverir.
-Uzağız görmezler
-Olsun yapma.

Kendisi yapma diyor, dudaklarımdan öpüyordu

-Of acıyor dudaklarım, şişmiş mi bakar mısın?

Dudaklarına dokunuyordum.

-Hayır, biraz kızarmış sadece.
-Hayvan gibi ısırdın çünkü
-Özür dilerim.

Salak ya diyerek koluma vurdu.

-Ne düşünüyorum biliyor musun?
-Neyi yenge?
-Uzun zamandır bu kadar mutlu, huzurlu hissetmiyordum kendimi, güven verdin, huzur verdin bana. Hiçbir şey düşünmüyorum artık.
-Düşünme zaten gerek yok.
-Öyle ama şaka gibi geliyor hala inanamıyorum bazı şeylere
-Sorma o durum bende de var. Hani rüyadayız da, bozulacak gibi.
-Yok bozulmasın.
-Peki dün lunaparkta, kafe de söylediklerin?
-İşte aklımı kurcalayanlar onlar. Senin hayatına karışmak istemiyorum.
-Ama ben seninle mutluyum.
-Ben de ama dayın gelince ne olacak? Temelli geleceğim diyor tekrar aradı bugün.
-Gelsin eskisi gibi olacak mısınız?
-İçimde ona karşı sevgi yok, aşk yok yani eskisi kadar yok, kızgınım çok. Bir taraftan da çocuklarımı düşünüyorum. Baran baba diye sayıklıyor, Gülizar ağlıyor.
-Anladım yani birlikte bir arada olursunuz bir engel yok.
-Yapma ama asma suratını, mecburum biliyorsun sen olsan yerimde ne yapardın?
-Sende haklısın hayır suratımı seni üzdüğü için, bunları haketmediğin için asıyorum. Biz ne olacağız peki, eskisi gibi olmayacak her şey?
-Eskisi gibi derken? Evet birlikte olmayacağız. Esk**en nasılsak öyle olacağız.
-Ha diyorsun ki hayallerinde yaşa beni, düşle, arzula. Tüm bu yaşananlar rüya olarak kalsın.
-Kuzey bende istiyorum seni ama yanlış bu yaptıklarımız, yaşadıklarımız. Aşık olamayız birbirimize.
-Sen kafanda kurmuşsun zaten.
-Kurmadım bak yanlış düşünüyorsun. Sadece yaptıklarımız güzel ama yanlış diyorum. Çocukların yüzüne bakarken gözlerim kaçıyor benim.
-Tamam hadi kalk acıktım gidelim.
-Dur daha bitirmedim lafımı?
-Dinlemek istemiyorum.

Kalktım yürüyordum.

-Kuzey? Kuzey? Kime sesleniyorum ben? Beklesene beni? Kızma lütfen bekle.
-Kızmıyorum, yürüyorum kızım sadece.
-Kızın mı oldum şimdi de?
-Ya hadi geliyor musun?
-Geldim beklersen eğer.

Güven abilerin yanına gitmiştik. Yan yana yürüyorduk yengemle. Veysel abi mangalı yakmış, mis gibi et kokusu geliyor. Güven abi arabadan müzik açmış çocuklarla oynuyor, güllü nenem, Aysel yenge alkış tutuyordu.

Yengem;
-Güven götü dağıtmış.
-Harbi fazla içmiş sıcakta ahaha diyerek kahkaha attım gittim yanlarına

Ahey ahey diyerek tuttum güven abinin parmağından halay çeker gibi oynuyorduk. Baranı kucakladım onunla oynamaya başladık. Güven abi şarkılar söylüyor, ayakta duramıyordu. Votkanın dibi gözüküyordu. Güllü nenemler beni izleyip gülüyor, alkış tutmaya devam ediyordu. Veysel abi etleri getirdi. Rakımızı açtık. Yengem birayı aldı eline. Baka kalmıştım.

-Ne bakıyon? Bende içecem.

Veysel abi ye baktım içsin gibisinden göz kırptı.

-İyi iç afiyet olsun.

Etlerin başına yumulduk yiyorduk. Aysel yenge arkasını dönmüş Cevat’ı emziriyordu. Ateşin üzerine çay koymuştu güllü nenem.

Güven abi rakıyı içiyor eti yiyordu. Veysel abi elinden bardağı almaya çalışıyor. Abi arabayı sen sürecen ben uçuyom ha diyordu. Veysel abi oğlum çok içme senle uğraşmayalım akşama dedi. Dinlemiyor içiyordu. Bende baya içmiştim başım dönüyordu bünye alışık değil zaten içkiye. Yengem rakı doldurmuş yudumluyor, yüzü buruşuyordu. Yavaş yavaş kalkma zamanımız gelmişti. Veysel abi bir bardak rakı içmişti sadece araba süreceği için fazla yüklenmedi. Herkes geçti arabaya başım dönüyordu. Güven abi amı götü dağıtmış uzanıyordu yerde. Veysel abi bir kova suyu döktü onun üzerine.

-Kalk lan amına kodumun eniği çok içme dedik sana
-Abi napıyon amına koyim ya diyerek sarhoş sarhoş konuşuyordu.

Veysel abi götüne hafif tekme atarak;

-Kalk amını dilini sikerim valla, ayıl oğlum hastaneyle uğraştırma bizi, kalk amına kodugumuna bak yatıyor hala bin lan kasaya dedi. Islak ıslak ayakta durmaya hali yoktu. Koluna girdi kasaya bindirdi. Yengem hafif sarhoş olmuş başını omzuma koydu. Sayıklıyordu.

-Veysel abi yengeme bak.
-Vay amına koyim bizim kızda gitmiş.

Geldi yengeme hafif tokatladı;

-Şşt alo uyan kız geldik
-Geldik mi? Uyucam.
-He amk geldik hadi geç yat

Yengem yere uzanıvermişti. Veysel abi;

-Kalk kız manyağa bak diye gülüyordu koluna girdi bindirdi arabaya.
-Ana eve gidince kahve yapın içirin şunlara uçtu bunlar.
-Kuzey çocuklara sıkı emanet ol gülüm kasada baranı koy içeriye diğerlerini tut sen.
-Tamam abi aynen baranı alın kucağınıza felan o zapt olmaz.

Baranı güllü nenem kucağına aldı. Güven abi kasada iki seksen uzanıyordu. Çocukları sardım koluma tutunuyorduk sıkıca. Yavaş gidiyorduk. Güven abi söylenmeye başladı;

-Lan amını dilini siktimin yavaş sür yıldızlar uçuyo amına koyim kusacam.

Çocuklar gülüyordu. Hafif doğruldu kasadan kafasını çıkartıp kusmaya başladı. Bize bakıp gülüyordu;

-Dünya ne biçim hızlı dönüyor lan böyle başım döndü amına koyayım.
-He abi hızlı dönüyor.
-He valla abi amına koyayım yavaş sür ejdadımı siktin burda. Kafasını gene uzatıp kusmaya başladı.

Eve varmıştık.

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ.

7.Bölüm sonu…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

porno izle sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan eryaman escort bayan ümraniye escort bayan webmaster forum