deryanın halleri 2

deryanın halleri 2

yine annemin teyzemlerde kaldığı bir akşam geç vakitte derya salondaki büfeden viskiyi alarak içmeye başladı.zaten son zamanlarda daha asabi ve
çekilmez olmuştu.teklifimin üstünede bana yanaşmamıştı bir kaç ima ettim ama oralı bile olmadı neyse biz denizle tv falan seyrederken derya benim
saydığım kadarıyla 2 veya ^3 KADEh içti kendi kendine deniz bir ara içerideyken dderya bana -AKŞAMA GELECEĞİM KABÜLÜM dedi biliyordum .PARAYA İHTİYACI VARDI.VE
SÜREKLİ HUSURSUZLANIYORDU.VE SONUNDA DAYANAMIŞ TEKLİFİMİ KABUL ETMİŞTİ.PİS PİS SIRITARAK “BEKLERİM CANIM” DEDİM.SONUNDA OLACAKTI.DERYAYI YALAYARAK KUDURTACAK
ALTIMA KENDİ İSTEĞİYLE ALACAKTIM.ŞİMDİ SABIRSIZLIKLA HERKESİ YATMAYA GİTMESİNİ VE GELECEĞİ SAATİ BEKLEMEYE BAŞLADIM.
ÖNCE DERYA SONRADA DENİZ ODASINA GİTTİ.BENDE ODAMA GEÇEREK İLERLEYEN SAATLERDE OLACAKLARI HAYAL ETMEYE BAŞLADIM.1-1.5 SAAT SONRA FALAN DERYA GELDİ.
SATEN GECELİĞİYLE İÇ ÇAMAŞIRSIZ eskişehir escort OLARAK KARŞIMDA DURUYORDU.YİNE SOKAKTAN GELEN LOŞ IŞIĞIN YANSIMASIYLA TÜM HATLARINI GÖRÜYORDUM.YATAKTAN DOĞRULURKEN ODA
BANA ” HADİ UZATMA ACELE ET” DİYEREK GECELİĞİNİ HAFİFÇE SIYIRARAK KAFAMI KENDİSİNE BASTIRDI.ÖYLE OLMA DİYEREK ONU YATAĞA DEVİRDİM.KENDİM YERE Dİ ÇÖKEREK BACAKLARINI
OKŞAMAYA VE HAFİF HAFİF ÖPMEYE BAŞLADIM.BALDIRLARINDA KASIKLARINA DOĞRU ACELE ETMEDEN ÖPEREK VE YALAYARAK YUKARILARA ÇIKTIM.AMI TARŞLIYDI.
HAFİFTEN DİLİMİ DEĞDİRDİĞİMDE İRKİLDİ.ARTIK BİR ELİM BACAĞINDA GEZİNİYOR BİR ELİM KALÇASININ YANLARINI OKŞUYOR.AĞZIMDA AMININ ÜSTÜNDE TÜM HÜNERLERİMİ
GÖSTERİYORDUM.DİL ATIYOR EMİYOR YALIYORDUM.BIZIRINI BULMUŞ HER DOKUNUŞUMDA İRKİLMESİNİ SAĞLIYORDU.NEFESİ SIKLAŞMIŞ VE SESLİ OLMAYA BAŞLAMIŞTI.
AYNI ZAMANDA ISLANMIŞTIDA.ZEVK VERECEĞİMİ BİLİYORDUM.BELKİDE BU AKŞAM İÇKİYİ BU SEBEPLE İÇTİ.KAFASI İYİYKEN eskişehir escort bayan ORTAMI KALDIRABİLECEĞİNİ DÜŞÜNDÜ.KİMBİLİR…?
ARTIK AĞZIM AMINDA İYİCE HIZLANMIŞTIM.SOL ELİMİ MEMELERİNE ATARAK YOĞURMAYA BAŞLADIM.SAĞ ELİMLEDE ALETİMİ ÇIKARARAK 31 ÇEKİYORDUM.ARA ARA ONA BAKTIĞIMDA
KAFASINI ARKAYA ATTIĞINI ÇARŞAFLARI SIKTIĞINI GÖRÜYORDUM.İYİCE KUDURMUŞTUM.ODA KUDURMUŞTU.ELLERİYLE KAFAMI AMINA DOĞRU BASTIRDI VE TİTREYEREK SARSILMAYA BAŞLADI.
BEN YAVAŞLADI VE O ARA ARA SARSILIRKEN YAVAŞ YAVAŞ ÖPTÜM AMINI.BOŞALMIŞTI.10 DAKİKA YA OLMUŞTU YA OLMAMIŞTI…BENDE ACAYİP UYARILMIŞTIM.BİR YANDAN 31 E DEVAM EDERKEN
YİNE HIZLANDI DİLİM DUDAĞIM.HIZLI NEFES SESLERİYLE KESİL KESİK İNLEMELERİYLE ONA AMAN VERMEDEN İYİCE GÖMÜLDÜM AMINA.BİR KAÇ DAKİKA DAHA GEÇMİŞTİKİ YİNE SARSILARAK TİTREMEY BAŞLADI
YİNE BOŞALTMIŞTIM.YÜZÜNE BAKTIM AĞLAR GİBİ ŞAŞKIN GİBİ BİR HALİ VARDI.TEK KOLUNU YÜZÜNÜN ÜSTÜNE GETİRİRKEN “YETER” DEDİ.
OLMAZ escort eskişehir BEN DAHA BOŞALMADIM
-LÜTFEN.YETER.
AĞZIN BURNUM SIVILARIYLA SIRIKSIKLAMDI.
HAYIR…BEN BOŞALANA KADAR YALAYACAĞIM.
DEDİKTEN SONRA TEKRAR AMINA DOĞRU HAMLE YAPARKEN KAFAMI TUTTU.
-LÜTFEN DUR. DEDİ.ÖYLE TATLI DEDİKİ ÇARESİZ HİSSETTİM BİR ANDA.FAZLA ÜSTÜNE GİTMEYECEKTİM.ZAMANIM ÇOKTU.VE ÇOK FIRSATIM OLACAKTI.PEKİ DEDİM DOĞRULARAK.
BAŞKA SEFERE ÖDEŞİRİZ……
BOKTAN BİR SESİZLİK OLDU.YİNE BOKK YEMİŞTİM.HALBUKİ BÜYÜLÜ BİR ORTAM VARDI.İÇİNE ETMİŞTİM..CİDDİLEŞEREK YATAKTAN KALKTI VE “ÖDERİZ” DEDİ BUZ GİBİ BİR SESLE.KAPIDAN
ÇIKARKENDE HAFTA SONU LAZIM PARA VERİRSİN DEDİ VE GİTTİ.
ELİMDE KALKMIŞ YARRAĞIM BOŞALMADAN KALMIŞTIM.VE BİR ANLIĞINADA OLSA SEVGİ VE AŞK DOLU ORTAMIDA BOZMUŞTUM.TOPARLANDIM VE UZANDIM.NEREDEN NERELERE GELMİŞTİK.KULAĞIMDA HALA LÜTFEN DEYİŞİ VARDI.
O SESE O TONA O TAVRA AŞIK OLMUŞTUM ADETA.KENDİNE GEL DİYEREK KENDİME KIZDIM.BU EVİN İÇİNDE BU OLAYLARI DAHA NE KADAR VE NASIL İDARE EDERİM DİYE DÜŞÜNMEYE BAŞLADIM.
SONRA YİNE PLANLAR KURARKEN YİNE O BİLDİK FIRLAMA VE PİÇ HALİME DÖNDÜM.BU AKŞAM EROKSİYONUM MUTLU SONA KAVUŞMAMIŞTI YARIN DENİZE YANAŞARIM D

İlk Fetiş, İlk Temas.

Herkese tekrardan selamlar öncelikle. Bir önceki hikayeme gelen güzel tepkilerden dolayı bir hikaye daha yayınlamaya karar verdim ancak bu hikaye biraz erotik olmaktan ziyade erkekliğimlee fetişizmimi bir arada yaşadığım ilk olay olmasından dolayı yazdığım bir şey olacak, o yüzden fazla pompa muhabbeti beklemeyin. 🙂

Hikayem ben 14 yaşımın son dönemlerindeyken yaşandı ki o zamanlar tam anlamıyla ergenliğimin verdiği ateşle cayır cayır yanıyordum. Ve bu dönemlerde de keşfettiğim şeylerden birisi de ayak fetişizmimin ne boyutlara ulaşabileceğini ve cinselliğimin ne kadar üstünde etkili olacağını öğrenmemdi. Çünkü neredeyse tüm hayatım boyunca zaten kadınların ayaklarından, o giydikleri ince çoraplardan çok hoşlanıyor, okul dönemlerimde ise bazen ayaklarına, çoraplarına bakmaktan dersi dinleyemiyordum daha küçük yaşlardayken bile. Lakin yine de bunu cinsel bir dürtüyle yapmıyordum, daha ziyade beni estetik olarak çeken birşeyler vardı tıpkı gözleri güzel kadınarın beni çektiği gibi. 😀

Neyse uzatmadan devam edeyim. Ergenliğe erken girmiş ve cinsellikle 12-13 yaşlarındayken tanışmış birisi olaraktan o zamanlar sadece normal şekilde cinselliği biliyor, internette sadece normal pornolar izliyordum. Fakat zamanla sadece pornolardaki sahneler kadar o filmlerdeki kadınların ayaklarına bakmaya başladığımı, ince çorap, jartiyer giydikleri zaman daha çok tahrik olduğumu farketmeye başladığımda çevremdeki özellikle de okulumdaki güzel kızlarında ayaklarına, çoraplarına cinsel güdülerle bakar olmaya başladım.

Ama her daim beni en çok escort bursa escort etkileyen kişi annemin üniversiteden öğrencisi (annem sporcuydu ve ayrıca step aerobic kursu veriyordu) daha doğrusu hocalık için yetiştirdiği y.lisans öğrencisi olan Ceylan’ın (fake isim yine) çorapları ve ayaklarıydı çünkü bize annemden dolayı sık sık gelip gider, o olmasa bile bizde kalır muhabbet ederdi, bu yüzden de ayaklarını görme imkanım aşırı fazlaydı. Kendisinin de en büyük özelliği yüzü çirkin olmasına rağmen çok bakımlı olması ve her daim ellerine, ayaklarına farklı farklı ojeler sürüp ders dışındaki normal zamanlarda hep ince siyah ya da ten rengi çorap giymesiydi ki bu şahsen o zamanlar ergen olan beni günde 3-4 posta atmaya yetecek derecede azdırıyordu. Hatta bir keresinde çorabına kola döküldükten sonra çıkartıp bana kirliliğe atmam için verdiğinde tuvalette bir çorabını koklayıp, öteki çorabı sikime takıp 3 posta boşaldığımı iyi bilirim yarım saatte. Ki kendisi gitmeden evel çoraplarını alıp giyerken bana baya manalı manalı bakmamıştı ki ben onun birşeyler anladığını sanıp deli gibi utanmış, odama kaçmıştım.

Yine böyle bize gelip beni delirttiği günlerden birinde karşılıklı muhabbet ediyor ve havadan sudan konuşuyorduk ama benim gözler fellik fellik ayaklarını taciz ediyordu veo bunu bazen görmesine rağmen umursamıyordu hiç. Bu esnada annem kalkıp lavaboya girdi ve biz de Ceylan’la başbaşa kaldık. Zaten o anda direkt olarak oturduğumuz yerin havası bambaşka bir hale büründü; benim alet istem dışı başbaşa kalmaktan dolayı deli gibi kalkmıştı gemlik escort ve terlemeye başlamıştım. Tam bu esnada konuşurken Ceylan bana “bütün gün spor yapmaktan her yanım ağrıdı, heleki tabanlarım beni öldürüyor” dediğinde hayal kurduğumu sandım ve yaklaşık bi 5-6 sn mal gibi yüzüne baktım kadının. Kendime gelebildiğimde ufaktan ayaklarını ovar gibi yapıyordu ve birşeyler diyordu ama hiç hatırlamıyordum çünkü ayaklarına kilitlenmiştim resmen. Sonra ne dediğini umursamadan “eğer çok ağrıyorlarsa seve seve masaj yaparım onlara” diye beni bile şaşırtan bir cümle kurduğumda bana direk ayaklarını uzatıp “hiç hayır demem canım ya” dedi. Ayaklarını bana uzattığında benim için Dünya o iki ayaktan ibaret hale gelmişti ve başka hiçbirşey umrumda dahi değildi. Direkt ilk komutla o ince çoraplarını çıkarttım ve ayaklarını okşar gibi ovmaya başladım. Ayakları çok güzel değildi ama aşırı bakımlı olduğundan tabanları yumuşacıktı ve resmen bir meme okşar gibi hissettriyordu ve bu yüzden de resmen azıyordum ki o zaman anladım işte ben ayaklardan tahrik oluyordum onları estetik olarak sevdiğim kadar.

Bir 5-10 dk iki ayağını da ovdum, parmaklarını esnettim, topuklarına dokundum ki zaten bir yerden sonra resmen olay fetişizme bağlamıştı ama beni en şaşırtan şey Ceylan’ın hafften inlemesi ve “sen bunları nereden öğrendin bakalım”, “büyümüş erkek olmuş da masaj yapıyor ablasına” gibi şeyler söyleyerek beni daha da çıldırtmasıydı. Tam artık sözlerden ve ayaklarının güzelliğinden dolayı ayaklarına dalacakken lavabodan gelen sesle görükle escort irkildik ve tüm bu olay sırasında illkez yüzüne baktım Ceylan’ın, o da bana “artık daha sonra ovarsın tekrar” diyip toparlanmamız gerektiğini belli etti. Ben de apar topar çoraplarını ararken “onlar zaten kirli, yıkayıp getir” dedi ve gözkırptı bana ki o anda zaten geçenki olayı bildiğini anladım ama bu sefer utanmadan gülümsedim ona karşı. O da gülümsememe karşılık verince hayatımda ilk defa olarak bir kadının ayaklarını öptüm, parmaklarını emdim ki sanırım o anı hala daha her fetiş ilişkimde yaşıyorum. Sonra zaten tek söz demeden kalkıp gittim lavaboya ve malum işlemi 5 defa yapıp çoraplarını yıkadım. 😀 Oturduğumuz yere döndüğümde Ceylan bana gülümseyip duruyordu ve kendimi ilkkez böyle mutlu hissetmeme neden olan anıları hatırlatıyordu.

Sonra yolcu ederken baya kocaman sarıldı bana ve öperken kulağıma fısıldayıp, sikimi çaktırmadan avuçlayarak bana “erkek olmuşsun sen seni ayaksever” diyip öptü ve gitti ki benim için resmen bu bir başka gerçekliğe, farkındalığa adım atmanın ilk adımı olmuş, ilerisi için bana umut vermişti. Ama bu olaydan sonra tekrar gelmesini ya da bu olayın olmasını tekrardan daha fazlasıyla olmasını çok beklediğim halde bize birdaha gelmedi çünkü bu olaydan 2 gün sonra birisiyle sevgili olup aynı sene nişanlandı, biz de başka şehire taşındık. Ama asla ve asla ilk fetiş deneyimimi bana yaşatak o yumuşak ayaklı kadını unutamadım ve her daim bir fetişist olarak kaldım. Ki hala daha artanbir şekilde öyleyim ve her daim böyle olmaktan dolayı gurur duyacağım her ne kadar bana “sapık, iğrenç adam, pisliksin sen” denilse bile çünkü ben buyum ve böyle mutluyum. 🙂

Okuduğunuz için şimdiden teşekkür eder, her türlü kusurum için özür dilerim sabahın 5’inde bu kadar oluyor. 😀

Arkadaşım Karımın Küloduna Boşalmış!

(3) (Bekir 40 Y., İstanbul)

Dükkana vardığımda, kardeşim ve eşi oradaydılar. Ofise geçtim. Kameranın USB girişi vardı, kullanımı çok kolaydı. Sesi kıstım ve izlemeye başladım. Doğal olarak videonun başlarında bir şey yoktu. İleri sardım. En merak ettiğim şey ise ben evde yokken neler olduğuydu. Bu arada videoda karım Nizamettin’in aldığı eşarp elinde yatak odasındaydı. Eşarbı incelerken birden burnuna götürdü. Kokladı ve beklemediğim bir hareketle diliyle yokladı. Sonra da gülerek kendi kendine konuşmaya başladı, ama sesi açamıyordum.

Aklıma telefonun kulaklığı geldi. Onu taktım ve sahneyi yeniden başa aldım. Karım eşarbı yaladıktan sonra, “Vay orospu çocuğu, buna da attırmış, sonra da bana hediye getirmiş! Ah Bekir, nerden buldun bu adamı, başımıza iş açacaksın! Adam yakışıklı, parası da var, bana mı bakacak?” diye kendi kendine söyleniyordu. Ben ise şaşkınlık ve heyecan içindeydim. Karım, kurumuş ta olsa, başka bir adamın döllerini yalamıştı ve bu adam benim en yakın arkadaşımdı.

Videoya devam ettim. Karım, “Demek oyun oynamak istiyorsun Nizamettin bey!” diye söylenerek ışığı kapatıp odadan çıktı. İleri sarmaya devam ettim. Sonunda odanın ışığı yandı. Karım içeri girdi, ardından da Nizamettin. Karım, “Abi ne yapıyorsun sen? Sana yakışıyor mu? En yakın arkadaşının karısıyım ben!” dedi. Nizamettin de, “Hanife beni yanlış anladın. Niyetim o değildi!” dedi. “Ya neydi abi?” diye sordu karım. Nizamettin, “Yanlışlıkla oldu. Kusura bakma!” dedi. Karım bu arada yatağı düzenliyordu. “Abi çok kızgınım, git, çık odadan!” dedi.

Nizamettin, öne doğru eğilmiş olan karıma arkadan yanaştı ve beline sarıldı. Karım, “Abi ne yapıyorsun, bağıracağım şimdi!” dedi. Nizamettin, “Bağır lan, herkes gelsin! Demezler mi, bu adamla evli kadın yatak odasında bir başına ne yapıyor? İçeride içki masası. Çağır herkesi! Kızım ben salak mıyım?” diyerek karımı bıraktı ve karımın çamaşırlarının olduğu koltuğa gitti. “Salak mıyım ben? Bana odanızı veriyorsunuz yatmam için, sonra külotlarını burada yanı başımda bırakıyorsunuz!” diyerek eşarpları ve külotları karıştırmaya başladı. “Çok güzeller, üstünde görmeyi çok istiyorum!” diyordu karıştırırken de.

Karım tam kapıya doğru hareket edince, Nizamettin önünü kesti ve yeniden kucakladı karımı. Karım, “Ne istiyorsun benden? Çocuğum var, sen nasıl bir adamsın, hayatımı mahvedeceksin!” deyince, “Öyle bir niyetim yok, sadece senden hoşlanıyorum!” dedi Nizamettin. “Allah belanı versin senin!” dedi karım. Nizamettin, “Versin versin. O gün yaptıklarımı biliyorsun. Senin çamaşırlarını aldığımı da biliyorsun. Bugün de boşaldığım eşarp bak başında, ki anlamamana imkan yok! Şimdi cevap ver bana, bunlardan Bekir’in haberi var mı, yok mu?” dedi.

Karım kurtulmak için çırpındı ama nafileydi, Nizamettin sıkıca tutmuş kurtulmasına izin vermiyordu. Yeniden sordu, “Bekir’in haberi var mı, yok mu?” diye. Karım sessizce başını öne eğdi. Nizamettin karımın kalçalarını basma eteğin üzerinden okşuyordu. Sonra karıma iyice sarıldı ve eşarbını öpmeye başladı. Nizamettin, “Demek var! O zaman sorun yok Hanife. Sen çok güzel bir kadınsın, hele biraz da kendine baksan. Hanife sana güzel şeyler alacağım. Kadın olduğunu anlayacaksın. Peki ya Bekir? O neden böyle bir şey yaptı?” dedi. Ama karım cevap vermedi. Nizamettin, “Niye böyle bir şey yaptı, sen niye yaptın?” diye sordu bu sefer.

Karım, “Nizamettin, sana yalvarıyorum, ne olur, Allah rızası için, bırak beni, hayatımızı mahvedeceksin, ne olur, çocuğum var benim, onun başı gözü için, yapma, vazgeç, bu işin sonu iyi olmaz!” deyince, “Ne o, beni tehdit mi ediyorsun?” dedi Nizamettin. Karım cevap vermedi. Nizamettin gene, “Niye böyle bir işe giriştiniz, niye yaptınız?” diye sordu. Karım cevap vermiyordu.

Nizamettin, “Basit bir karı koca fantazisi miydi bu? Niye yaptınız? Senin çamaşırlarına boşaldım, çamaşırlarını çaldım. Sizden ne tepki gelecek diye bekledim, ama sessiz kaldınız. Hanife, her gün seni düşünerek otuz bir çekiyorum. O sexy külotuna kaç kere senin amına boşaldığımı düşünerek boşaldım biliyor musun? Bak bu gece yine seni düşünerek otuz bir çekeceğim! Hanife’m, bir tanem, amını değil, ama eşarplarını ve külotlarını dölleyeceğim! Söylesene, neden tepki vermediniz?” diye üsteliyordu.

Karım en sonunda, “Bekir istedi!” deyince, “Niye istedi, fantazi olsun diye mi?” diye sordu Nizamettin. escort bursa escort Karım, “Yok, ben bilmiyorum, benden istedi ben de bir şey demedim!” diye ağlamaklı bir cevap verdi. Nizamettin, “İyi de, sen nasıl kabul ettin? dediğinde ise, “Kocam o benim, karşı gelemem. Hem o gece ilk defa zevk alarak seviştik!” dedi. Nizamettin, “Sen Bekir’le sevişirken beni mi düşündün, yoksa kocanı mı?” diye sorunca, karım cevap vermeden başını öne eğdi.

Şaşkın bir haldeydim. Videoyu durdurup bir sigara yaktım. En yakın arkadaşım yokluğumda karımı sıkıştırıyordu. Ve görünüşe göre karım da karşılık veriyordu. Bu işin sonunun böyle olacağını tahmin etmemiştim. Videodan etkilenmiş ve sikim kalkmıştı. Korkuyla karışık bir heyecanla devamını izlemek istiyordum. Sonunu merak ediyordum videonun açıkçası.

Nizamettin konuşmasına devam etti. “Hazır olana kadar bekleyeceğim sizi, sabırlıyımdır. Siz de istiyorsunuz, ama cesaret edemiyorsunuz. Her şey çok güzel olacak, bekle göreceksin!” deyip, karımı serbest bıraktı. Karım odadan çıkmak yerine olduğu yerde duruyordu. Nizamettin cebinden bir tomar para çıkardı ve karıma uzattı. “Al Hanife, kendine bir şeyler al. Artık bir daha maddi sıkıntı yaşamayacaksın!” dedi. Karım tepki vermeyince elini tuttu ve avucuna sıkıştırdı parayı. “Utanma, Nizamettin abinden hediye, sen her şeyin en iyisine layıksın. Bak bakayım bana!” dedi ve karımın çenesinden tutup gözlerine baktı. “Kocan da istiyor, sen de istiyorsun, ama daha hazır değilsiniz. Bir gün seninle birlikte olacağız!” deyip, karımın elinden tuttu ve yatağın kenarına oturdu. Sonra karımı kendine çekerek yanına oturttu. Karım ürkek bir kuş gibiydi. Sesini çıkarmıyordu. Sadece kendine söylenenleri yapıyordu.

Nizamettin elini karımın beline attı ve “Utanma Hanife, artık yabancı değiliz. Bak başındaki eşarpta döllerim var! Birazdan şuradaki, senin en mahrem yerine değen külotlarını alacağım ve onlarla otuz bir çekip döllerimi boşaltacağım, sen de yarın onları eline alıp çamaşır makinesine atacaksın. Bak neleri geçmişiz. Hanife’m senden küçük bir isteğim var. Kırma beni!” dedi. Karım cevap vermeyince, “Kırmayacaksın değil mi Nizamettin abini?” dedi.

Karım sanırım başına gelecekleri anlamış gibi, hayatının şokunu yaşıyordu. Kızarmış gözlerinde yaşlar belirdi ve Nizamettine baktı. Nizamettin, “Korkma, sana zarar vermeyeceğim, istemediğin bir şey yapmayacağız. Aramızda kalacak. Hiç kimsenin haberi olmayacak!” dedi. Karım, “Senin yaptığın insanlığa, Müslümanlığa sığar mı?” dedi titreyen sesiyle, sonra da, “Birisi senin karına yapsa…” dedi. Nizamettin karımın lafını kesip, “Kimse benim karıma yapamaz, çünkü evli değilim!” dedi. Karım, “Ben seni böyle bilmezdim!” dediğinde, Nizamettin de, “Ben de sizi böyle bilmiyordum!” dedi yanıt olarak.

Karım, “Ne olur, kocam yaptı bir hata. Benim başımı yakma, çocuğum var benim, onların başı için, Allah rızası için…” diyerek, bir yandan ağlayıp, bir yandan da Nizamettin’i ikna etmeye çalışıyordu. Ama kaçış yoktu karım için. Bunlar son çırpınışlarıydı. Nizamettin, “Bak, ben sana söyleyeceğimi söyledim. Boşuna çeneni yorma, kabul edeceksiniz, ama bugün, ama yarın. Ben her şeyi göze aldım!” dedi. Karım çaresizce, “Ne istiyorsun söyle, ama bugün olmaz!” dedi. Nizamettin gülerek, “Elbette bugün olmaz, istemediğin bir şey yapmayacağım. Sana söz verdim. Sadece seni yakından tanımak istiyorum. Kendini bana bırak. Öyle oldu bitti şeyleri sevmem. Şimdi beni tanıyacaksın!” dedi.

Karımı ayağa kaldırdı. Etrafında çevirdi karımı ve “Hanife çok güzelsin. Bakalım benim için neler hazırladınız bu akşam?” diyerek koltuğun yanına götürdü karımı. Koltuğun üzerinde duran eşarpları ve külotları karıştırıp baktı. Sonra yeniden yatağın kenarına oturdu, karım ise önü dönük halde ayaktaydı. Nizamettin birdenbire yüzünü eteğin üzerinden karımın amına gömdü. “Hanife’m, amcığına kurban olduğum!” diyerek yüzünü sağa sola oynatıyordu. Yüzünü çekti ve “Sıcacıksın, ateş gibi kavuruyorsun!” dedi.

Eteği yukarı çekmek için uçlarından tuttuğunda, niyetini anlamış olan karım, “Bugün olmaz dedim!” dedi. Nizamettin ise, “Sadece ne giydin altına, onu merak ettim, görmek istiyorum!” dedi. Karım eteğini yukarı çekince, süt beyazı güneş görmemiş bacakları ortaya çıktı. Nizamettin karıma bakarak, “Hmm, tahmin ettiğim gibi beyaz külot, bu o gün attırdığım külot değil mi?” diye gemlik escort sordu. Karım, “Evet, o külot!” dedi. Nizamettin yüzünü iyice yanaştırdı. Derin bir nefes çekerek külotun üzerinden karımın amını öptü.

Sonra eteği yeniden indirip, karımı yanına oturttu, karıma sarılıp yine eşarbın üzerinden saçlarını öpüp koklamaya başladı. Sonra da saatine bakıp, “Bizimki gelmek üzeredir, çabuk olmamız lazım Hanife!” dedi. Yatağın ortasına uzandı ve karımı yanına çekti. Şimdi Nizamettin yatakta yatıyor, karım ise yanında yatağın ucunda oturuyordu. Nizamettin bir çırpıda pantolonunu ve Boxerini sıyırdı, kalkık olan kalın yarağı ortaya çıkmıştı. Karım şaşkın halde başını öteki tarafa çevirince, “Utanma Hanife, merak etmiyor muydun nasıl yaptığımı. Şimdi sana göstereceğim!” dedi.

Nizamettin’in yarağı oldukça kalın ve uzundu. Karım Nizamettin’in yarağına bakıyordu şimdi. Ben de aynı heyecanla bekliyordum. Nizamettin karımın çamaşırlarını işaret ederek, “Ver bakalım şunları!” dedi. Karım sırayla külotlarını Nizamettin’e verdi. Nizamettin tek tek öpüp kokladı külotları. Sonra sırayla sikine sarıp otuz bir çekmeye başladı. Bir yandan sol eliyle karımın sırtını, kalçalarını, başındaki eşarbı okşuyordu.

Nizamettin, “En güzel külotlar, saten, ipekli ve normal külotlar. Dantelli olanlar yarağımı tahriş ediyor. Tangalar çok ufak, sikimi sarmıyor. Senin külotların var ya çok güzeller. Tam otuz birlik. Ama eşarpların yok mu, beni asıl onlar deli ediyor. İpek ve saten eşarplar, tülbentler değil, ama özellikle beyaz şifon eşarplar. Senin de vardır kenarları iğne oyalı. Bu gece hepsini sikeceğim. Şimdi soracaksın nasıl sikeceksin diye. Eşarp nasıl sikilir diyeceksin!” diyordu.

Birden yatakta doğruldu. Yastığı aldı ve dizleri üzerindeyken önüne koydu. “Versene şu çiçekli eşarbını, geçen gün buna attırmayı çok istemiştim, bugüne kısmetmiş!” dedi. Karım eşarbı Nizamettin’e uzattı. Önce eşarbı öptü kokladı. Karım olanları sadece izliyordu. Sonra eşarbı yarağının etrafına sardı. Yarağa sarılı olan eşarbı yastığın üzerine koydu sol elini üzerine koydu ve yarağını, sanki bir amın içerisinde gidip geliyor gibi, ileri geri hareket ettirmeye başladı. Dediği gibi resmen eşarbı sikiyordu, tıpkı bir kadını siktiği gibi. Yüzünü karıma çevirince karım başını öne eğdi. Boştaki sağ eliyle karımın çenesini tutup yukarı kaldırdı. Dudaklarından, “Ah Hanife’m, bebeğim, çok güzelsin, amın sıcacık, daracıksın, sana doyamıyorum, sadece seni sikmek istiyorum, hiç içinden çıkmak istemiyorum!” lafları döküldü.

Karımın yanaklarını okşuyor, parmaklarını dudaklarında gezdiriyordu. Karım da tahrik olmuştu, artık karşılık veriyordu. Nizamettin’in elini tuttu ve kendisi hareket ettirmeye başladı. Ve sonunda Nizamettin:in ellerini göğüslerinin üzerine götürdü. Şimdi iri göğüslerini Nizamettin hoyratça sıkıyor, mıncıklıyordu. Nizamettin bir yandan da karımın eşarbının içinde gidip geliyordu. Sonunda Nizamettin karımı kendisine doğru çekti, sağ elini eşarbının üzerinde gezdiriyordu. Bu arada yanak yanağa gelmişler, tenlerini birbirine sürtünüyordu. Karım kendinden geçmiş, başını hafifçe geri atmış, beyaz boynu ortaya çıkmıştı. Karımın boynunu öpen Nizamettin, sonra çenesini öptü, ardında da dudaklarına yumuldu.

Nizamettin yaptığı hareketi durdurup karımı sırtüstü yatağa yatırdı. Yeniden dudaklarına yumuldu ve sonunda karım kendini Nizamettin’e bıraktı, kollarını adamın boynuna doladı. Birbirlerine hasret iki aşık gibi öpüşüyorlardı. Yeniden karımın boynunu boğazını öpmeye başladı. Karımın ağzından, “Seni içimde istiyorum, keşke Bekir olmasa, al beni sik sabaha kadar Nizamettin!” kelimeleri döküldü. Nizamettin karımı dudaklarından yeniden öptü ve “O günler de gelecek, sabret bebeğim, doyasıya, korkusuzca sevişeceğiz!” dedi.

Biraz daha öpüştüler. Karımın gözlerine bakarak, “Şimdi başındaki eşarba boşalmak istiyorum, döllerimi fışkırtmak istiyorum!” dedi. “Bağlamam uzun sürer, başımı açamam şimdi!” dedi karım. “Açmayacaksın zaten, başın bağlıyken boşalmak istiyorum!” dedi Nizamettin. Karım olur anlamında başıyla karşılık verdi.

Nizamettin demin yarağına sardığı eşarbı yeniden yarağının etrafına doladı, ama bu sefer yarağının başı dışarıdaydı. Yarağının başı kocaman olmuştu, nerdeyse boşalmak üzereydi. (Ben de bu arada ondan farklı durumda değildim!). Yarağının kafası görükle escort karımın tam yüzünün üzerindeydi, Nizamettin sağ elini yarağın üzerinde hızlıca ileri geri hareket ettiriyordu. Sol eli karımın eşarplı başını okşuyordu. Birdenbire duran Nizamettin yarağının başını karımın yüzüne sürttürmeye başladı. Karım kafasını yana çevirerek, “Olmaz, yüzüme boşalmanı istemiyorum!” dedi. “Aşkım daha boşalmadım. Sana dedim ya, ben eşarbına attıracağım döllerimi. Hadi çevir başını, korkma, istemediğin bir şey yapmayacağım!” dedi Nizamettin.

Karım yüzünü yeniden çevirince Nizamettin’in yarağını yeniden gördü. Yeniden karımın yanaklarına, alnına, burnuna sürttürmeye başladı. Ama daha esas hedefine gelmemişti. Sonunda yarağın başı karımın dudakları ile buluştu. Karımın ağzı kapalıydı, Nizamettin de ruj sürer gibi dudakların üzerinde sikini hareket ettiriyordu. Birdenbire beklenmedik bir şekilde karım dudaklarını araladı. Bunu gören Nizamettin yarağını karımın dudakları arasında ağzının içine doğru kaydırmaya başladı…

Karım sol eliyle Nizamettinin yarağını tuttu ve sikin üzerine sarılı eşarbı çekti, eşarp yarağın ağzına girmesini engelliyordu. Nizamettin’in damarlı koca yarağı resmen karımın ağzının içine yuvasında hareket eden bir piston gibi ritmik şekilde bir ileri bir geri gidiyordu. Karım yarağı dibinden tutmuş hareketlere yön veriyordu. Ağzından belli belirsiz, “Ummm, hımmm!” diye sesler çıkıyordu. Karım yarağı ağzından çıkardı, kökünden başına kadar boylu boyunca öptü. Yanaklarına sürttürdü ve sonunda yarağın başına ‘Mucuk!’ diye bir öpücük kondurdu, “Habi çabuk ol, bir an önce boşal!” dedi.

“Gelmek üzereyim aşkım!” dedi Nizamettin. Karımı yataktan indirip dizleri üzerine oturmasını istedi. Karım dediğini yaptı. Nizamettin ise arkasında ayakta durur pozisyonda, “Hazır mısın aşkım?” diye sordu. “Evet aşkım, istiyorum, boşalt sıcacık döllerini, birtanem!” dedi karım. Nizamettin karımın eşarbını ucundan tutup yukarı kaldırdı. Altındaki siyah bone görünüyordu. Boyu karımdan uzun olduğu için dizlerini hafif kırarak ayağa kalktı. Yarağını bone ile eşarbın arasına soktu. Elleriyle karımın kafasını sabit tutmaya çalışıyodu. Yine aynı şekilde bir am siker kalçalarını hareket ettirmeye başladı…

Bir elimde sigara olanları izlerken, gayrı ihtiyari diğer elim de kalkık sikime gitti. Arkadaşım karımın üzerinde fantazilerini deniyor, ben de onları izleyip yarağımı okşuyordum.

Nizamettin hareketlerini hızlandırmaya başlamıştı, sanırım artık boşalmak üzereydi. Süreli tekrar eden bozuk plak gibi, “Hanife’m, bir tanem, geliyorum aşkım. Eşarbını döllerimle dolduracam aşkım!” diyordu. Karım da, “Gel aşkım gel, boşalt döllerini. Hadi aşkım, attır Hanife’ne, yıka Hanife’ni döllerinle!” diye gaza getiriyordu. Nizamettin, “Aşkım, Hanife’m, ahhhh, geliyorummm aşkımmm!” dediğinde, karım, “Gel aşkım, gel artık…” derken, Nizamettin birden durdu. Ve “Oğğğhhhh!” diye böğürerek boşalmaya başladı…

Bir süre öylece durdular. Nizamettin’in yarağı eşarbın altından belli oluyordu. Döllerini her püskürtmesinde hortum gibi hareket ediyordu. Son bir kez daha yarağını ileri geri hareket ettirdi ve yatağın kenarına oturdu. Heybetli yarağı yavaş yavaş sönüyordu. Yatağın üzerindeki eşarbı aldı ve yarağını temizledi. Karım kalktı ve yanına oturdu. Nizamettin’e sarılıp başını omzuna koydu ve “Ne kadar çok boşaldın öyle, saç diplerime kadar attırdın!” dedi. Nizamettin eşarbın dış kısmına bakıp, “Sen birde dışarısını görmelisin!” dedi.

Gerçekten de Nizamettin çok fazla boşalmıştı. Eşarbın üstü dölle kaplıydı. Karım kontrol etmek için elini eşarba değdirince parmakları ıslak ve yapış yapış sıvıya değdi. Karım, “Ne yapacağız şimdi Nizamettin?” diye sordu. Nizamettin, “Hiçbir şey!” dedikten sonra elindeki eşarpla karımın başındaki döllerle kaplı eşarbını kuruladı. Sonra da, “Oldu bitti, belli olmuyor bak, zaten birazdan kurumaya başlar!” dedi.

Nizamettin hemen giyinmeye başladı. Karım ise onu seyrediyordu. Nizamettin giyindikten sonra karımla sarılıp öpüşmeye başladılar. Nizamettin, “Bu gece seni düşüneceğim, hep aklımda olacaksın!” dedi. Karım, “Yanında aynı yatakta olmayı aklında olmaya tercih ederim!” deyip, ortalığa çeki düzen verirken, Nizamettin odadan ayrıldı.

Şok içindeydim. Gördüklerim hayal değil gerçekti. Biraz zamanları olsa kesinlikle sikişeceklerdi. Videonun devamını merak bile etmiyordum. Gördüklerim bana yetmişti. Suçlu kimdi? Bir fantazi nerelere gelmişti! Anladığım kadarıyla karım ilk fırsatta Nizamettin’le sikişecekti. Bu açıktı, ama ya ben, kızmamış, izlemiş ve zevk almıştım!

[Bekir]

Arkadaşımın Karısına Hülle! (1)

Çocukluktan arkadaşım Ramiz ile bir tesadüf sonucu yıllar sonra karşılaştım. İlkokuldan mezun olduktan sonra başka bir ilçeye taşınmıştık, eski mahallemle bağım kalmamıştı. Aradan nerdeyse 30 yıl geçmişti. Ramiz amcasının ve babasının izinden gitmişti. İlahiyat okumuş, özel bir kursta din öğretmenliği yapıyordu. O günden sonra Ramiz ile haftada en azından bir kez telefonlaşmaya, Sosyal Medya üzerinden görüşmeye başladık. Evliydi ama Sosyal Medya sayfasında karısının tek bir fotoğrafı bile yoktu. Oysa kendisinin yüzlerce fotoğrafı ve videosu vardı. Dünya görüşü olarak birbirimizin zıddıydık ama ne de olsa çocukluğuma ait bir hatıraydı Ramiz. Beraber az oynamamıştık. Evlerine çok girip çıkmıştım, rahmetli annesinin yemeklerini az yememiştim.

Birkaç ay sonra evine davet etti. “Yarın akşam gel, sohbet, muhabbet ederiz!” deyince teklifini kabul ettim. Ramiz de artık başka bir semtte oturuyordu, beni dostça karşıladı. Karısının adı Huriye idi. Ramiz’den çok daha gençti. Uzun boylu ve kapalı, tesettürlü ama güzel bir kadındı. Soğuk bir şekilde, “Hoş geldiniz!” dediğinde, “Hoş bulduk!” diyerek elimi uzattım, ama elim havada kaldı. (Ulan salak din hocasının karısına el uzatılmaz tabii ki!) dedim içimden. Ramiz bozulur gibi oldu ama belli etmek istemedi. Ben Ramiz ile salona geçerken karısı başka bir odaya girdi. O akşam çay, tatlı ve meyve ikramını Ramiz kendisi yaptı. Karısı yanımıza hiç uğramadı.

10 yıl evli kaldıktan sonra boşanmıştım, 2 oğlum vardı, anneleriyle kalıyorlardı. Ramiz 5 yıldır evli olmasına rağmen çocuğu olmamıştı. Problemin kimde olduğunu sorduğumda net cevap vermek yerine kaçamak sözlerle geçiştirdi. “Doktora hiç gittiniz mi, bunun artık tedavisi var sonuçta.” dediğimdeyse, “Ben pek inanmıyorum tıbba, Allah vermeyince vermiyor!” dedi. Üniversite mezunu, eğitimli bir adamdı ama sofuluğu hepsinin önündeydi.

Ben yine de doktora gitmelerini tavsiye ettim. Eski baldızım uzun yıllar tedavi gördükten sonra hamile kalmış, anne olmuştu. İsterlerse onların gittikleri doktordan randevu alabileceğimi söylediğimde, “Gerek yok, sağ ol!” diyerek istemedi. Gece boyu yaptığımız sohbette Ramiz ara ara laf sokup durdu. Kendisi gibi dini yönü kuvvetli biri olmadığım için böyle davranıyordu. Hoşlanmadım hareketlerinden, ama yine de sesimi çıkartmadım ayıp olmasın diye. Ancak o günden sonra Ramiz’i aramadım. O beni aradı birkaç kez. Soğuk soğuk yaptığım konuşmalara karşın o gayet sıcakkanlı konuşuyordu. Hatta yine davet etti beni. “Bu sefer yemek de yeriz!” dediğinde kibarca teklifini geri çevirdim. Ondan sonra da uzun bir zaman aramadı.

Ama altı ay kadar sonra bir akşamüstü aradı. Sesi sıkıntılıydı. “Ne oldu, hayırdır?” diye sorduğumda karısından boşandığını söyledi. Benim için ufak çaplı bir şoktu bu söylediği. “Ciddi misin, ne oldu peki?” dediğimde, “Oldu artık, yapacak bir şey yok!” dedi. Karısının babasının yanına taşındığını, kendisinin de evde kaldığını söyledikten sonra benimle konuşmak istediğini, çok sıkıntılı olduğunu, kabul edersem çok sevineceğini ekledi.

Böyle bir durumda onu yalnız bırakmak istemedim. “Tabii ki gelirim, ne demek!” dedim. Hemen o akşam Ramiz’in yanına gittim. Sesindeki sıkıntı yüzüne de yansımıştı, zayıflamış gibiydi. “Kavga mı ettiniz, niye boşandınız, nedir sebebi?” diye sorduğumda, “Derin mesele. Bir sürü sebep var aslında ama en önemlisi çocuğumuzun olmaması. Allah bize bir evlat nasip etmedi. Çok istedik ama olmadı. Sık sık tartışıyorduk bu yüzden. En son tartışmamızda daha fazla dayanamayıp üçüncü defa boşadım. Evden kovdum, babasının yanına gönderdim!” diye karşılık verdi.

“Resmi olarak boşanmadınız mı yani?” diye sordum, şaşırmıştım. Ramiz başını kaldırıp, “Benim için resmi nikahın bir önemi yok, formalite icabı yapılan bir şey. Dini nikah olmadan evlilik olmaz, bizim de nikahımız düştü, artık evli değiliz!” dedi. Ramiz sandığımdan daha sofu bir adamdı.

Beni salonda bırakıp mutfağa gitti. İki bardak çayla döndü. Boşanmıştı ama yaptığına pişman olduğu her halinden belliydi. O da sanki ne düşündüğümü anlamış gibi, “Huriye’yi boşadım boşamasına ama pişman oldum. Bir hata ettik, nefsimize yenildik, şeytana uyduk. Arayıp konuştum, pişman olduğumu söyledim, o da benim gibi pişman, sakarya escort barıştık. Anlayacağın o da dönmek istiyor…” dediğinde, araya girip, “Ne güzel işte, dönsün, madem barıştınız daha ne diye üzülüyorsun?” dedim.

Ancak Ramiz bana öyle bir baktı ki küfreder gibiydi. “Ah benim güzel arkadaşım, her şey o kadar kolay olsa keşke. Dini meselelerde zayıf olduğun gene belli oldu. Bir hata ettik, boşadık karıyı ama geri almanın da şartları var. Kendine göre kuralları, kaideleri var. Üç talakla boşadım ben Huriye’yi. Şimdi yeniden benimle evlenmesi doğru değil, helal olmaz. Yeniden nikah yapsak bile o nikah geçerli olmaz. Huriye’nin önce başka biriyle evlenmesi, ondan boşandıktan sonra benimle evlenmesi gerekli. Öbür türlü hemen nikah yapamayız!” dediğinde şaşkınlığım daha da arttı. “Nasıl yani, yenge önce bir adamla evlenecek, ondan boşanırsa seninle evlenecek öyle mi?” diye sordum emin olmak için.

Ramiz başını sallayarak, “Aynen dediğin gibi, önce birini bulup evlenecek, nikah kıyılacak, ondan da boşandıktan sonra benimle evlenecek. Öbür türlü evlenemeyiz. Seni de bunun için çağırdım zaten!” dediğinde olduğum yerde kıpırdadım ister istemez. “Ne demek bu, nasıl yani?” diye sorduğumda, “Şey, senden Huriye ile evlenmeni istiyorum!” deyince göğsüme ayı oturmuş gibi oldu. “Ne demek bu Ramiz, nasıl iş bu dediğin, tövbe tövbe!” dediğimde, kalkıp yanıma oturdu.

Elini dizime koyup, “Beni dinle, bunun dinen böyle olması gerekiyor. Arkadaşım olarak da senden yardım istiyorum. Huriye ile aranda dini nikah yapılacak, bir zaman onunla evli kalacaksın, ondan sonra da boşanacaksın. O zaman Huriye benimle evlenebilir. Şeyhimle konuştum, bunun başka yolu yok. Huriye Şeyhimin kızıdır. İşin kötü tarafı da o zaten. Cemaat içinde duyulur edilirse Şeyhim de ben de insan içine çıkamayız. Cemaat içinden biri olmaz. Kimsenin tanımadığı, bilmediği biri lazım bize. Şeyhim ehli namus, feraset sahibi, düzgün birini bulmamı istedi benden. Ben de seni seçtim. Ayrı dünyaların insanı olsak da etrafımda güvenebileceğim başka kimse yok. Senden Allah rızası için yardım istiyorum!” dedi. Sözleri biterken hafiften ağlıyordu, gözleri nemlenmişti.

“Hülleci mi olacağım yani?” dediğimde ise birden coşup ellerini kaldırdı havaya ve “Tövbe haşa, tövbe haşa!” dedi sert bir sesle. “Hülle sonradan uydurulan bir şey, öyle bir şeyin dinde yeri yoktur. Tövbe de Sinan, günaha girme. Bu hülle değil, gerçek bir nikah olacak. Şeyhimin belirleyeceği bir süre boyunca Huriye ile evli kalacaksın, ondan sonra da boşanacaksın. Başka yolu, çaresi yok bu işin. Ama Hülle deme sakın, günaha girme!” dedi.

İlk andaki coşkulu hali kaybolmuş yeniden sakinleşmişti. Ramiz beni ikna etmek için dil döküp durdu bir süre. Unuttuğum, çocukluğumuza dair anılarımızı anlattı. İki elimi hararetle tutmuş ağlamaya başlamışken sonunda yelkenleri suya indirip, “Tamam tamam, yeter artık ağlama, yapacağım, ne istersen yapacağımé” dedim. Sıkı sıkı sarıldı boynuma, hatta elimi bile öpmeye kalktı ama izin vermedim. O gece yapılacak nikahla ilgili konuşup anlaştık. Nikahı Şeyhim dediği kayınbabası kılacaktı. İki de şahit getirecekti. Nikahın gününü ve saatini kararlaştırdık.

Ertesi hafta Cuma öğleden sonrası için izin aldım. Ramiz beni arabasıyla işyerinin oradan alıp Şeyhin evine götürdü. Fatih’te iki katlı, eski ahşap bir evin önünde durduk. Arabadan inecekken Ramiz ceketinin cebinden 1.000 Dolar çıkarıp uzattı. “Bu ne böyle?” diye sorunca, “Bunu mehir olarak geline vereceksin!” dedi. Pek anlamadım ama parayı cebime koydum.

Kapıyı üstünde uzun bir hırka olan genç bir adam açtı. Eliyle gösterdiği odaya geçtik. Yerdeki minderlerin üzerinde yaşlı, kafasında sarık olan çember sakallı bir adam vardı. Gri bir şalvarla gene gri bir hırka vardı üstünde. Yerinden kalkmadan elini uzatınca Ramiz atıldı, önünde diz çöküp elini öpüp başının üstüne koydu. Ben de aynısını yaptım gayriihtiyarî. Şeyh denilen adamın yanında birisi daha vardı. Şahitti anlaşılan. Adam oldukça sessizdi, şaşı gözleriyle beni süzüyordu. Bize kapıyı açan genç de gelip karşımıza oturduğunda Şeyh beni tanımak için sorular sordu, ben de kendimce doğru olduğuna inandığım yanıtlar verdim.

Cevaplarım kendisini pek tatmin etmemiş gibi sakarya escort bayan görünüyordu, ancak Ramiz, “Ben kefilim Şeyhim, Sinan kardeşime her türlü kefilim!” deyince, Şeyh, “Tamam o zaman. Huriye’yi çağırın gelsin!” dedi. Bize kapıyı açan genç fırlayıp odadan çıktı. Az sonra merdivenlerden ayak sesleri geldi. Gencin ardından Ramiz’in boşandığı karısı, benimse karım olacak Huriye Hanım içeri girdi. Etekleri yeri süpüren uzun siyah bir çarşaf giymişti. Elleri ve yüzü bile kapalıydı, sadece küçük bir aralıktan gözleri görünüyordu.

Şeyhin yani babasının işaretiyle yanıma oturduğunda Ramiz odadan çıktı. Şeyhin huzurunda nikahımız kıyıldı, adamla genç şahitlik yaptı. Şeyh, “Mehir olarak ne vereceksin?” deyince Ramiz’in verdiği parayı çıkarıp uzattım. Şeyh parayı kızına yani karıma vermemi istediğinde ona uzattım. Siyah eldivenli elini uzatıp çekinerek aldı parayı. Sonrasında şahitler ve Huriye Hanım odadan çıktılar. Şeyh ile baş başa kalmıştım.

Bana Huriye Hanım ile en az 3 ay boyunca evli kalmam gerektiğini söylediğinde, “Nasıl isterseniz!” dedim. İşim bitmişti, nikah da yapılmıştı. “Bana müsaade, elinizi öpeyim!” diyerek yerimden kalkmak istediğimde, “Nereye?” dedi geriye yaslanarak. “Gidiyorum, nikah yapıldı ya?” dediğimdeyse, “Bu iş böyle olur mu yahu, Allah’ı mı kandırmaya çalışıyorsun sen? Ramiz seninle konuşmadı mı?” dedi sinirlenmiş gibi.

Boş boş baktığımı görünce, “Bu öyle basit bir şey değil, sen anlayamamışsın durumu. Sen şimdi benim kızımla evlendin, gerçek bir evliliktir bu. Gerçek evliliklerde ne olur? Karı kocanın vazifeleri vardır. Görevleri vardır. En az 3 ay boyunca Huriye ile evli kalacaksın, bu gerçek bir evliliktir. Sen anlayamadın mı” dedi sakallarını çekiştirirken.

“Valla kusura bakmayın, tam anlayamadım. Nikah oldu, tamam. 3 ay sonra da boşanacağım kızınızdan. O süre boyunca ne olacak yani, nasıl bir şey bu anlamadım ki?” dediğimde Şeyh oflayıp pufladı. Elindeki kehribar tespihi çekerken, “Bak evladım, sen belli ki dini hükümler konusunda zayıfsın. Olabilir. Herkes bizim gibi olacak değil elbette. Senin anlamadığın şey bu gerçek bir evlilik, bunu çözemedin mi? Karı koca aynı evin içinde yaşayacaksınız, aynı sofradan yiyeceksiniz, aynı yatağı paylaşacaksınız!” dediğinde beynimde şimşekler çaktı birden.

“Nasıl yani, bu nasıl iş Hocam? Kızınızla ben, yani, öyle şey olur mu, o Ramiz’le evlenmeyecek mi?” dedim. Şeyh sakalların örttüğü ağzında parlayan dişleriyle gülümsedi, “Evladım, Ramiz’le evlenecek ama bunun zamanı var. O zamana kadar da seninle evli kalacak. Belli ki Ramiz sana utandığı için anlatamamış durumu. Sen şimdi Huriye ile gerçekten evlendin, gerçek birer karı koca oldunuz. Bundan sonra en az üç ay boyunca sen nereye Huriye oraya, anladın mı? Şimdi karını al, evine götür. Karı koca ne yaparsa nasıl yaşarsa sen de onu yap, öyle yaşa!” dedi. Bir şey dememe izin vermeden de eliyle çıkmamı istedi.

Odadan çıktığımda Ramiz yan odada sandalyede oturuyordu. Beni görünce ayağa kalktı, “Ne oldu, ne konuştunuz?” diye sordu elimi tutup. Fısıltılı bir sesle, “Ya Ramiz, senin Şeyhin bir şeyler dedi ama benim kafam almadı. Bak şimdi kardeş, ben senin karınla evlendim!” dediğimde sözümü kesip, “O artık senin karındır!” dedi. “İyi tamam, öyle olsun. Şimdi evlendim ben, adam diyor ki bana al karını götür, siz artık karı kocasınız diyor. Bu nasıl iş Ramiz?” dedim dişlerimi sıkarak.

“Evet, doğrudur. Huriye ile sen karı koca oldunuz. Bu gerçek bir nikahtır. Ben sana söyleyemedim. Hem utandım hem de belki sen biliyorsundur diye sözünü etmedim. Şeyhimin dediği gibi en az 3 ay boyunca evli kalacaksınız, bu işin kuralı bu!” dediğinde onu sarstım. “Ulan geri zekalı, adam aynı yatağı paylaşacaksınız dedi bana, bu ne demek, nasıl iş böyle?” dediğimdeyse yüzüme bakmadan, “Sinan bu işi daha fazla uzatma, kurallar açık, Şeyhim sana söylemiş, ne denmişse onu yapacaksın. Huriye yukarıda, onu alıp evine gidebilirsin!” dedi.

“Ulan oğlum, ben bunu göstermelik bir şey sanıyordum, şimdi nasıl onu alıp eve götüreyim. Benim çocuklarım geliyor eve, onu görürlerse ne olacak? Hem sen nasıl bir adamsın lan? Karın benimle yatacak diyorum sana? Pezevenklik mi yapıyorsun sen?” dedim sinirle. Ramiz sağ elini ağzımın escort sakarya üstüne koyup bastırdı, “Tövbe de Sinan, o nasıl söz öyle? Dinimiz ne emretmişse ben onu yapıyorum, senden de yardım istedim. Böyle yapacağını bilseydim hiç konusunu açmazdım!” dedi. Ağzımdaki titreyen elini çekti. Sonra da bir şey demeden evden çıktı. Şahitlik yapan gençle adam da görünmüyorlardı. Anlaşılan evde Şeyh ve Huriye Hanımdan başka kimse yoktu.

Ne yapacağım ne edeceğim diye düşünürken odanın kapısı açılıp Şeyh çıktı. Düşünceli halimi görüp, “Ne var ne oldu, sen niye hala gitmedin?” diye sordu. Ona konuyu olduğu gibi anlattım. Derin derin iç geçirdi, elindeki tespihi hırkasının cebine koyup, “Sen artık evli bir adamsın. Huriye de senin haremindir, helalindir. Çocukların ona bir şey derler diye korkuyorsan hiç korkma, o da artık onların anaları olmuştur. Şimdi karını al evine götür, bütün bunları da dert etme!” dedi. (Bu nasıl iş amına koyayım!) dedim içimden birkaç sefer. Sonra da Şeyhin bakışları arasında ahşap merdivenlerden yukarı çıktım.

Kapısı açık odalardan birindeydi Huriye Hanım. Yatağın üstünde oturmuştu. Önünde iki tane büyük valiz vardı. Beni görünce ayağa kalktı. Küçücük aralıktan kahverengi parlak gözleriyle beni süzdüğünü görüyordum, bir şey demeden bir süre öylece kaldık. “Beraber gitmemiz gerekiyormuş. Yani benim evimde yaşayacakmışsınız artık. Ben bunu bilmiyordum, benim için de sürpriz oldu ama artık yapacak bir şeyimiz yok!” dediğimde, “Nasıl buyurulmuşsa öyle olacaktır elbette!” dedi fısıltılı bir sesle. Gene bir sessizlik oldu odada, ne diyeceğimi bilmiyordum çünkü.

“Bunlar mı eşyalarınız?” diyerek valizleri gösterince, “Evet!” dedi yine fısıldayarak. Valizleri kaptım, oldukça ağırlardı. Benim peşimden kendisi de siyah bir sırt çantasıyla deri çantasını alıp merdivenlerden indi. Şeyh kapının önündeydi. Huriye Hanım babasının elini öpünce ben de öptüm. Şeyhin yüzü gülüyordu şimdi. Omuzlarımdan tutup sarstı beni. “Artık sen de benim damadım oldun. Bundan sonra ne zaman istersen yanıma gelebilirsin. Huriye sana söyler nasıl yapacağını!” dedikten sonra da bizi evden yolcu etti.

Sokağın başına kadar elimde valizlerle yürüdüm, Huriye Hanım da birkaç adım arkamdan geliyordu. Bu arada kalın, yüksek topuklu siyah ayakkabılar giydiğinden ‘Tak tuk!’ sesleri dar sokakta yankı yapıyordu. Geçen bir taksiyi durdurdum. Evin adresini söyledim. Yol boyu ne yapacağımı düşünüp durdum ama işin içinden çıkamıyordum. Evim büyük bir sitede 2+1 dairelerin olduğu bloktaydı. Komşuluk ilişkileri hemen hemen yok gibiydi. 2 yıldır oturduğum binada tanıdığım tek kişi kapıcıydı. Kimse kimsenin hayatına karışmıyordu, bu iyi bir şeydi.

Asansöre bindik. İlk kez bu kadar yakındık birbirimize. Huriye Hanım başını önüne eğmişti. Yüksek topukluları ile boyu hemen hemen benimle aynı hizaya gelmişti. Dokuzuncu kattaki daireme geçtik. Genelde düzenli, tertipli birisi olduğum için evde dağınıklık yoktu. Huriye Hanım’a küçük evin odalarını, mutfağını ve banyosunu gösterdim. “Güzelmiş!” dedi sadece.

Yatak odasına valizlerini koydum, kendisi de odaya geçtikten sonra kapıyı kapattı. Salona geçip oturdum koltuğa. Çocukluk arkadaşıma yardımcı olmak için bir işe girmiştim ama işin ucu hiç tahmin edemediğim noktalara gelmişti. Göstermelik bir nikah olacak sanmıştım, oysa şimdi yatak odasında eski karısı vardı, benim de yeni karımdı.

Çocuklarıma durumu nasıl açıklayacaktım. Büyüğü 10 küçüğü 6 yaşındaydı. Anneleri ile biraz problemli ayrılmış olsam da halen görüşmeye devam ediyordum. Sonuçta iki çocuğumun annesiydi. Çocukları iki haftada bir Cumartesi günleri alıyor, beraber gezip eğleniyorduk. Ama arada eve de getiriyordum. Şimdi gelip Huriye Hanımı görürlerse ne olacaktı?

Yanıtsız sorular kafamda gidip gelirken yatak odasının kapısı açıldı. Az sonra da Huriye Hanım göründü. Başka bir şekle, başka bir kimliğe bürünmüştü şimdi. Üstündeki çarşafını çıkarmıştı. Uzun ve dar siyah bir etekle kırmızı göğsü açık, kısa kollu bluz giymişti. Şişkin memelerinin derin çatalı meydandaydı. Ayaklarında siyah file çoraplar vardı. Çıplak bembeyaz göğsü ve kolları ile ayakta duruyordu. Saçlarını da açmıştı, sırtına inen uzun siyah saçlarını arkadan atkuyruğu yapmıştı.

Onu böyle görünce heyecanlandım. Ayağa kalkıp oturmasını istedim, ben de yeniden oturdum. Ramiz’in eski karısı tam bir afet-i devrandı. Ama artık benim karım olmuştu. Ve gerdeğe girme zamanı gelmişti…

[Sinan]

Pasif olmaktan haz aldığımı tesadüfen öğrenmiş old

Pasif olmaktan haz aldığımı tesadüfen öğrenmiş old
Merhaba arkadaşlar, anlatacaklarım bizzat yaşadığım şeylerdir. Birçok hikaye bu şekilde başlıyor ancak okuduğunuzda siz karar verirsiniz. İlkokul 3 yada 4. sınıftaydık. İki yakın arkadaşım biri kapı komşumuz ozan diğeri okuldaki sınıf ve sıra arkadaşım ahmet. ahmet o gün ders çalışma yada oyun için bizdeydi. Annem misafirliğie gidiyorum yaramazlık yapmayın ortalığı dağıtmayın deyip çıktı. aradan 10 dakika kadar geçti karşı komşu ozan da geldi. Televizyon izliyorduk. Konu konuyu açtı bir şekilde cinselliğe geldi. Hepimizin kulaktan dolma az çok bildiği bir şeyler var. Onları paylaşmaya başladık. Pipi ne demek sik ne demek yarrak ne demek. Kalkınca sik oluyomuş büyükse yarrak deniyomuş falan gibi çocukça şimdi düşününce aslında komik bir muhabbet. Sikişmek kadına sikini sokarak oluyormuş falan gibi. Sonra konu kendimize geldi. Seninki kalkıyo mu falan gibi. İnanın ayrıntısını hatırlamıyorum kısa süre sonra bir şekilde üçümüz de donları paçalara kadar sıyırmış haldeydik. ahmet ozan a eğil bak göstereyim nasıl oluyor dedi. ozan da mülaim bir çocuk bir iki saniye tereddüt eder gibi oldu. sonra da ben ama dedi. ahmet tamam dedi. ozan eğildi ahmet geçti arkasına kalçaları arasına pipisini sürtmeye başladı. ama delikle alakalı bir durum yoktu. İyi hatırlıyorum. ozan ne olduğunu görmek için arkaya bakmaya çalışıyordu. ben şaşkın halde izliyordum. ahmetinki kısa sürede kalkmıştı. ozan ve benimkine göre daha iriydi. gerçi bizimkiler inikti henüz.. kısa süre sonra ozan kalktı yeter sıra bende dedi. ahmet bana eğil dedi. ben eğildim ozan arkama geçti. aynı şekilde pipisini arama sürtmeye başladı. kısa sürede onunki de sertleşti. ama ben arkamda o beden sıcaklığı hissetmekten çok haz alıyordum. O teslimiyetçi duruş çok hoşuma gidiyordu. kalçalarımı iyice yukarı kaldırıp belimi kırdığımı hatırlıyorum. Sikini yukarı aşağı sürtüşünde deliğime değdiği anlar inanılmaz zevk aldığımı farkettim. Hiç kalkasım yoktu. ahmet dur az da ben yapayım dedi. onunki hala kalkıktı. iki eliyle kalçalarımın yanlarından tuttu, başını direk deliğime dayadı ve bastırdı. zevkten ölüyorum zandım. tüylerimin diken diken olduğunu hala hatırlıyorum. Resmen sikilmek istiyordum üstelik daha sikilmenin sikişmenin ne olduğunu bile bilmiyorduk doğru düzgün. Bu tamamen içgüdüsel bir durumdu. tabi ne krem ne tükürük bilmediğimiz için ancak başının yarısı girer gibi oluyordu. ben önümdeki koltuğu tutmayı bıraktım yüzümü ve göğsümü koltuğa yaslayıp iki elimle kalçalarımı iki yana açtım. Deliğimi daha da açıp onu iyice içime alabilmek içindi çabam.. ahmet iyice zevke gelmiş kıpkırmızı olmuştu. ozan dur ben de yapıym biraz dedi. ahmet yok olmaz dur dedi, itip çekmeye devam ediyordu , başı içimdeydi artık ben kendimi kaybetmiş haldeydim ama belli de etmemeye çalışıyor bir yandan bu iş bitince olacakları da düşünüyordum. ama o an hiç birşey yapamadım, zevkim üstün geldi. zaten hepimiz sırayla yapacaktık, öyle anlaşmıştık gibi şeyler düşünüp kendimi teselli etmeye çalışıyordum. ben bu düşünceler içinde iken ahmetin kasılmalarını hissettim. arkamda bir ıslaklık oldu. kayganlaşma oldu ama siki hemen o anda iniverdi. ben de ayağa kalktım banyoya gittim arkamı yıkadım. sonra ahmet girdi sikini yıkadı. dikkat ederseniz aktif olmak benim içimden hiç geçmedi. belki de tesadüftü. belki de ilk ben aktif olsaydım ahmetin yada ozanın arkasına geçseydim ve onlardan biri benim gibi zevk alsaydı ve domalma sırası bana gelmeseydi ben bu durumumu hiç fark etmeyecektim, bilemiyorum. O gün öylece bitti. üçümüzde de tuhaf bir ifade. arada tebessüm arada düşünceli bir dalıp gitme 🙂 .. Neyse aradan bir hafta kadar bir süre geçti. Biz ahmet le sokakta oynuyoruz. Tabi bu bir hafta zarfında ben sürekli yaşadığım o zevki düşünüyordum ve tekrar yaşamak için can atıyordum. ahmete bak karşıda bir inşaat var bakalım mı dedim. tamam dedi. gittik , biraz gözledik kimse görünmüyor ses gelmiyordu. kaba inşaatı bitmiş sıvası yapılmamış tuğla duvarlar hatırlıyorum. girdik sessizce birinci kata çıktık. sonra ikinci kata, çok heyecanlı bir macera gibi geliyordu bize.. arada durup dinleme falan yapıyorduk o yaşta 🙂 doğuştan askeriz vesselam… ikinci katta loş kuytu küçük bir odaya girdik, gaçen gün bizim evde yapmıştık ya gene yapalım mı istermisin dedim. oluur tamam dedi ahmet, eşofmanları sıyırdık ben eğilip domaldım, ahmet geçti arkama sürtmeye başladı, bir hafta boyunca düşüne düşüne öyle bir kıvama gelmişim ki öncekinden çok daha yüksek bir zevk dalgası içindeydim. henüz sertleşmeye başlamıştı ki ” lan ne yapıyosunuz siz amına kodumun piçleri” diye bir ses !! bir baktık kapıda bir inşaat ustası adam. 50 yaşlarında.. anında toparlandık ama bizi görmüştü. utancımı tarif edemem. adam oğlum daha yaşınız kaç lan sizin dedi. siz nerde oturuyosunuz bakıym dedi o mahallede oturuyorduk ama anlık bir savunma ile daha uzak bir mahalleyi söyledik. adam yanımıza doğru iki adım atınca ahmet bir anda yanından sıyrılıp kaçtı. ben kalakaldım. Bana biraz nashiyat etti. Düzgün iyi niyetli biriydi belli ki. Bu yaptığımız şeyin çok yanlış olduğunu söyledi. Sakın bir daha yapma dedi. Ben de zaten ben bilmiyorum ki arkadaşım söyledi ben bilmem dedim. Ahmeti suçladım saf kandırılmış rolü yaptım. İnanılmaz utanıyor yüzüne bakamkıyordum adamın.. hadi doğru evine dedi. Çıktım gittim. Ertesi gün ahmet le okulda yine aynı sırada.. ne oldu dedi. hiiç bişey olmadı kızdı biraz sakın bir daha yapma dedi. ben de tamam dedim gittim dedim. Ahmetle o olaydan sonra biraz mesafeli olduk. Hiçbirşey olmamış gibi davranıyorduk konu hiç açılmıyordu, arkadaşlığımız da eskisi gibi olmadı hiç. Kapı komşumuz ozanlar ise 2 3 ay kadar sonra taşındılar. Ben arkamdan zevk aldığımı biliyordum artık. Herkes benim gibimiydi, yoksa ben biraz farklı mıydım, bu ayıp utanılacak birşey miydi, devam eden zaman sürecinde bunları değerlendirdim. Bu arada önceleri parmak sonraları salatalık vb cisimlerle anal zevkimi doyasıya yaşıyordum. İlk bir sene boşalma sonrası pişmanlık duyuyor, bir daha yapmıycam diye karar alıyordum. Bir iki saat sonra normale dönüyordum. Benim gibi çok kişi olduğunu okuduğum sex dergilerinde hissettim. Çünkü toplumda karşılığı sanki binde bir seviyesindeymiş gibi olan eşcinsellik konusunun bu derece yoğun işleniyor olmasının tek bir sebebi olabilir o da ; bu konuda yoğun bir talep olduğu gerçeğidir. Bunu fark etmiştim. Ancak düzgün bir aile ortamında yetişmiştim. Annemin de babamın da değer yargıları ve üzerimde normal derecede bir baskı demeyeceğim ama etkileri vardı. Yani güvenlik ve gizlilik benim için olmazsa olmazdı ve hala da öyle. Bu yüzden ne kadar istesem arzu etsem de bir erkekle bu tür bir deneyim yaşamam söz konusu olmadı olamazdı. Ta ki askerlik sonrası internet dönemine kadar… Comming soon 🙂

HEM KUMA HEM 2. KOCA, HAYALİM GERÇEK OLDU

HEM KUMA HEM 2. KOCA, HAYALİM GERÇEK OLDU
HEM KUMA HEM 2. KOCA, HAYALİM GERÇEK OLDU
Merhaba crossceren ben. İsmimden anlaşılacağı üzere crossdresser’ım. Kadın olmayı, kadın gibi giyinip, makyaj yapmayı çok seviyorum. 1.73 boyunda, ince belli, orta kalçalı, hormonlardan olsa gerek hafif büyüklükte göğüsleri olan, 39 numara ayakkabı giyen, buğday tenli crossdresser’ım İnterneti ve sosyal medyayı da cd olarak çok güncel kullanıyorum. Bunun zararlarını gördüğüm gibi yararlarını da fazlasıyla gördüm.
Hayatım da sanal dünyaya göre şekillenmeye başladı. Dünyanın en büyük porno sitelerinden bir tanesinde kendime profil açarak Blog oluşturdum. Fotoğraflarımı, videolarımı burada yayınlamaya başladım. Hem fotolarımı ve videolarımı hayranlarımın beğenisine sunuyor, hem de yeni insanlarla tanışıyordum. Dünyanın her yerinden bir çok arkadaşım oldu. Hemen hepsiyle de sanalda olsa görüşmelerim oluyor. En azından merhabaşılıyordum. Sadece sanal olduğu için bana zararı yoktu ve gelen yorumlardan benim için çıldıranlar, beni düşünerek masturbasyon yapanlar, sevgilisini, karısını beni düşünerek becerenler olduğunu anlıyor, biliyordum.
Yine paylaşım yaptığım bir gün mesaj kutuma gelen bir mesaj dikkatimi çekti. İşadamı olduğunu söyleyen bir erkek, internet ortamında beni sürekli takip ettiğini paylaşım yaptığım siteleri sürekli izlediğini belirtiyor ve eşinin de beni beğendiğini, kabul etmem halinde bir gece geçirmek istediklerini yazıyordu.
Ancak ben her ne kadar interneti faal kullansam da tekliflere pek sıcak bakmadığımı belirterek önce birbirimizi, en azından benim onları daha yakından tanımam gerektiğini yazdım. Gelen cevapta ise beni internetten takip ettikleri için çok iyi tanıdıklarını ancak onları tanımam için zaman vereceklerini yazıyordu.
Hani internet ortamında; bana çıldırdığını, beni becermek için can attığını dile getiren bir çok takipçim vardı, buna alışkındım ama aklımdan bile geçmeyen swing ilişki teklifi ilk defa gelmişti. Önce şaşırdım ve ne yalan söyleyeyim heyecanlandım. Ama aklıma da yatmıştı. Sonra internetten muhabbetimiz ilerledi hemen hemen her gün yazışıyor, muhabbetler ediyorduk. Bu arada Cenk 45 yaşında bakımlı, hafif göbekli, yakışıklı, buğday tenli, hafif kırlaşmış saçlı ve sex konusunda ufku geniş, eşi Seher ise 48 yaşında yaşını hiç belli etmeyen, orijinal sarışın, bronz tenli, büyük ama yaşı gereği çok az sarkmış göğüslü, büyük kalçalı, balık etli ve sexe sürekli aç bir kadındı. İyice tanıştıktan sonra muhabbetlerimiz sohbet programlarına kaydı. Oradan sohbetlerimiz devam etti. Karı koca birlikte kamera açıyor kameralı sohbetler ediyorduk. Ama sadece sohbet. Henüz sex ortamı olmamıştı. Çünkü ben daha önce başıma gelen kötü bir tecrübe nedeniyle kameralı ortamda fantazilere temkinli yaklaşıyor, istemiyordum.( Ancak çok iyi tanıdığım yada kendisini tanıtmış insanlara açıyorum kameramı)
Uzun uzun sohbetler sonrasında buluşmaya karar verdik. Ben cd olduğum için yanlarıma erkek olarak gidecek orada kadın olacaktım. Ve haftasonunu yanlarında geçirecektim. Anlayışla karşıladılar, her şey ayarlandı. Ben Cuma akşamından otobüse binerek İstanbul’a gittim. Beni İstanbul’da aldılar ve evlerine geldik. Çok güzel dubleks bir daireleri vardı ve boğaz ayaklarının altındaydı. Ben vakit kaybetmeden hemen üstümü değiştirerek kadın oldum. Fazla uzun sürmedi. Zaten kadın olmayı sevdiğim için sürekli kıllarımı, tüylerimi alıyorum. Saçlarımda sırtıma kadar uzun olduğundan parukta gerekmiyor.
Vakit kaybetmeden bana ayrılan odaya geçtim, valizimi açtım. Özel günler için sakladığım siyah jartiyer çorabımı paketinden çıkarttım. Yine özel günler için aldığım tanga, sutyen, jartiyer setimi giydim. Kırmızı, eteği dizüstünde biten,göğüs kısmı transparan, sırtı ise kalça çatalına kadar dekolteli elbisemi giydim. Yeni aldığım 12 cm ince topuklu ayakkabılarımı da ayağıma geçirdim. Ayak bileğime de taşlarla ışıldayan halhalımı taktım. Yine taşlı halka küpelerimi ve taşlı bileziklerimi taktım. Saçlarımı tarayıp makyajımı da yapınca tam sikilecek kadın olmuştum. İnternette beni becermek isteyen erkeklere hak vermiştim aynadaki görüntümden sonra 🙂
Aşağıya indim. Hem Cenk’in hem de Seher’in beni gördüklerindeki şaşkınlıkları, amacıma ulaştığımı gösteriyordu. Çünkü beni almaya geldiklerinde karşılarında olan uzun saçlı erkek gitmiş yerine hadi sevişelim diyen şuh bir kadın gelmişti. Cenk’in gözlerinin güldüğünü görünce akşama şenlik olduğunu hemen anladım. Seher’de beni çok güzel, bakımlı bir kadın olarak görünce içinde bir rahatlama olmuştu. Bunu da fark edebiliyordum.
Yol yorgunluğunu atlatayım diye oturduk sanal dünya dışında ilk defa kanlı canlı bir arada oluyorduk. Sohbetler ettik. Sonra Cenk; İki güzel bayanla akşam dışarıda yemek yemek istediğini söyledi. Seher de “çok güzel olur” diyerek Cenk’in planını onayladı ama benim kaygılarım vardı çünkü ben cd olarak dışarıya hiç çıkmamıştım, ya erkek olduğum ve kadın kıyafetleri giydiğim anlaşılırsa ya tanıyan birileri çıkarsa diye bayağı endişeliydim. Bu kaygılarımı anlatınca Seher, kendisi kadar güzel olduğumu söyleyerek beni ikna etmeye çalıştı. İkisinin de yoğun ısrarı ile dışarı da yemeği kabul ettim. Deniz kenarında, deniz ürünleri yapılan alkollü bir restauranta gittik. Arabadan iner inmez vale arabayı aldı. İlk defa böyle lüks bir yere geliyordum. Kapıdan girdik Cenk rezarvasyonumuzun olduğunu söyleyince restaurantın balkonunda ayrılan masamızı gösterdiler. Çok keyifli bir yemek olmuştu. Balık, rakı ve muhabbetle birleşince yemek çok keyifli geçti.
Saatlerde gece yarısına geliyordu. Cenk’in iki güzel bayanı yatağa atmak için sabırsızlandığını fark edebiliyordum. Eve girer girmez üçümüzde sevişmeye başladık. Seher dudaklarımı öperken Cenk’te boynumu öpüyor bir taraftan da bacaklarımı okşuyordu. Ben duvara yaslanmış olayın tadını çıkartıyordum. Sonra Cenk ve Seher elimden tutup beni yatak odasına çıkartılar. Deli gibi sevişmeye devam ediyorduk. Beni yatağa yatırdılar. Cenk bir çırpıda soyundu karşımda önü kabarmış boxerı ile duruyordu. Seher ise sevişmekten elbisesi darmadağın olmuş halde benimle sevişmeye devam ediyordu. Seher, öyle güzel sevişiyordu ki penisim artık zonklamaya başlamıştı. Cenk çırılçıplak yanıma geldi ve dudaklarımı adeta semirmeye başladı. Öpüyor, dudaklarımı yalıyor, hafif hafif dişliyordu. Karıkoca muhteşem sevişiyorlardı. Seher, göğüslerimi yalıyordu. Göğüs uçlarımı, emiyor, diliyle oynuyor ve uçlarına ısırıklar atıyordu. Göğüs uçlarım büyümüştü. Uzunca bir süre böyle devam etti. Cenkle sevişirken Seher’de yavaş yavaş göğüslerimden önce göbeğime sonra da sonra kasıklarıma doğru yalamaya devam etti. Bu arada Cenk’te öpüşmeyi bırakmış başımın yanında diz çökmüştü. Orta halli ama kalın damarlı penisini ağzıma soktu. Ucundan başlayarak dibine kadar yalıyordum. Artık ben değil, Cenk ileri geri yaparak adeta ağzımı sikiyordu. Seher ise yalamaya penisimle devam ediyordu. Oral sexte acemi olduğum için Seher penisimi nasıl yalıyorsa, bende aynısını Cenk’e yapıyordum. Cenk, yanımda hırıltılar çıkartarak anın tadını çıkartıyordu. Zevkten kendinden geçmişti adeta. İleri geri yaparken zaman zaman öyle derin sikiyordu ki ağzımı, testisleri yanaklarımı dövüyordu. Seher’de işini çok iyi yapıyordu. Muhteşem yalıyordu. Ucuna küçük ısırıklar atıyor, sonra alabildiği kadarıyla ağzına alıyordu. Hepsini almak içinse neredeyse boğazına kadar sokuyordu. Seher, de yatağa çıkarak beni yalamaya devam etti. Cenk ise boşta kalan ağzını Seher’in amına dayamış yalıyor, yalamıyor neredeyse diliyle sikiyordu kadını. Uzun süre böyle birbirimizi ağzımızla dilimizle siktikten sonra Seher beni azdırırken, Cenk arkama geçmiş deliğimi, diliyle sikmeye çalışıyordu. Aldığım zevk bambaşkaydı. Seher bir ara yataktan kalktı ve makyaj masasından bebek yağı getirdi, bir parça ellerine alarak kalçalarımı, deliğimi yağlamaya başladı. Bir taraftan yağı sürüyor bir taraftan da; “bu kadar yeter artık siklerinizdeki kanı boşaltalım” diyordu.
Öyle güzel yağlıyordu ki deliğimi boşalabilirdim. Yağı sürdükçe deliğim de genişliyordu. Bir parmağı ile başladığı yağlamada, 4 parmağa kadar çıkmıştı. Yağlı parmaklarını deliğime sokuyor, deliğimin her yeri yağlansın diye deliğimin içinde parmaklarını çeviriyordu. Aldığım zevk anlatılır gibi değildi. Bulutların üzerinde uçuyordum adeta. Cenk’te boş durmuyor, Seherin elindeki yağla kalçalarımı yağlıyor, sikimi yağlı yağlı okşuyordu. Seher yağlamayı bitirdikten sonra Kocasının sikini tuttu ve; ” bu kadar yeter ceren’in deliği seni sabırsızlıkla bekliyor kocacığım” dedi. Bende kalçalarımdan tutarak iki yana ayırdım ki o güzelliği görsün Cenk ve beni uçursun diye.Cenk arkama yaklaştı ama bakire olduğumu, daha önce ilişkiye girmediğimi bildiği için birden yüklenemedi. Ama yavaş yavaş girmeye çalışması beni zevkten çıldırtmıştı.
Önce kafasını hissettim kalçalarım arasında daracık kalçalarımın arasında gidip geliyordu henüz girmemiş sadece kalçalarım arasında gidip geliyordu. Seher ise bu esnada yatakta önüme yatmış bana amını yalatıyordu. Bakımlı ve hoş bir amı vardı. Sevişmenin de etkisiyle sırılsıklam olmuş, am suları dışarı taşmış, bu da amını parlatıyordu. Ben klitorisinden başlayarak yalamaya, deliğine dilimi sokmaya ve klitorisine küçük küçük ısırıklar atmaya başladım. Kocası Cenk, arkadan kalçalarımı sikerken bende Seher’i, dilimle sikiyordum. Bu durum ne kadar sürdü bilmiyorum ama Cenk’in sikinin başını deliğime sokmasıyla kendime geldim. Anlayışlı erkek başka tabi. Çok yavaş incitmeden, canımı yakmadan sikini deliğime sokmaya çalışıyordu. Seher ise ağzıma iyice yanaşmış bana kendini yalatmaya çalışıyordu. Ama Cenk’ten aldığım zevkin tarifi yoktu. Neredeyse bulutların üzerine çıkmış, kanatsız uçuyordum. Seher amını yalatmayı bırakmış benim sikimi yalamaya, dişlemeye başladı. Ağzına sikimi ağzına tamamen soktu, çıkartırken dişlerini geçiriyordu yavaş yavaş çıkartıyordu. Ve bu kadın işini gerçekten biliyordu. Bu esnada Cenk’te sikinin tamamını sokmuş, içimde beklerken deliğimi alıştırmaya çalışıyordu. Artık oralla zevke ulaşan Seher, altıma yattı. Eliyle tuttuğu sikimi zaten sırılsıklam olmuş amına yerleştirdi. Sikim, amına tamamen girince derin bir oh çekti.
Manzara görülmeye değer tabi. Cenk beni arkamdan sikerken, onun ritmine uyan bende eşi Seher’i sikiyordum. Cenk benim üzerimde gidip geliyordu. Sikerken aldığım zevkle çıldırmış deli gibi bağırıyordum. “Hadi aşkım sok götüme, daha hızlı sik beni”. O kadar deli sikiyordu ki çıldırmıştım. Cenkten aldığım zevkle altımdaki Seher’i düşünemiyordum. Seher ise altımda zevkten zevke gidiyordu.
Sonra Cenk halının üzerine yattı, siki o kadar heybetli duruyordu ya da aldığım zevkle gözüme öyle görünmüştü. Alışmış olan deliğim Cenk’in sikini almada hiç zorlanmadı. Ben Cenk’in kucağında oturup kalkarken benim sikim ise aşağı yukarı sallanıyordu. Gardolap aynasından gördüğüm manzara beni daha da tahrik etti. Bizi izleyen Seher’de bu manzaradan tahrik olmuş olacak ki önüme geldi. Sikimi tuttu ve amına soktu. Ben Cenk’in üzerinde zıplarken Seher’de bana doğru gidip geliyordu. Aldığımız zevkten adeta zaman durmuştu. Sonra Cenk beni yan tarafa yatırdı. Bacağımı kaldırdı ve yine içime girdi. Bu defa yine Seher önüme geldi ve zevkten boşalmaktan iyice kayganlaşmış amına soktu yine sikimi. Bu defa Cenk arkamda gidip geliyor, Seher ise önümde gidip geliyordu. Üçümüzde çıldırmış gibi bağırıyorduk. Uzun süre bu pozisyonda seviştikten sonra Cenk, içime boşalırken sıcak spermlerini hissedebiliyordum. Ondan aldığım zevkle bende Seher’in içine boşaldım. Seher ise kıvrana kıvrana son defa boşaldı. Seher altımda deli gibi 5 defa boşalmış ama ben Cenkten aldığım zevkle bunu fark edememiştim. Hepimiz ayrıldık ve yerden kalkarak yatağa uzandık. Dışarıda ise hava aydınlanmaya başlamış üçümüzde de derman kalmamıştı. Ben ortada Seher ve Cenk iki yanımda uyuyup kalmışız. Uyandığımızda akşam olmuştu. İlk uyanan Seher olmuş öperek önce Cenk’i uyandırmış sonra da beni uyandırdı. Cenk ve Seher üzerlerini giyinerek aşağıya salona geçtiler. Tabi söylememe bile gerek yok ben yine tangamı, sutyenimi giydim, göğüsleri hariç bedeni neredeyse aynı olan Seher’in sabahlıklarından birisini giyerek bende yanlarına indim. Seher mutfakta yemek hazırlıyordu. Benden mutfakta yardım istedi. Nede olsa bende o evin ikinci hanımıydım. Yemekleri yaptık sofrayı da yine Seherle birlikte kurduk.Cenk’in ise bu durumdan aldığı zevk belli oluyordu. Bir taşla iki kuş vurmuştu. Hem kendisine ikinci eşini, hem de karısına daha genç bir sikici bulmuştu. Bende çok uzun zamandır hayalini kurduğum erkek olmadan kadın gibi yaşayabileceğim bir ev bulmuştum. Haftasonu tatilim boyunca sadece kadın olmuş, erkek kıyafetlerimi nereye koyduğumu bile unutmuştum.
Taki tatilim bitip Pazar günü yaşadığım şehire geri dönünceye kadar.
Cenk ve Seherle birlikte muhteşem, hep hayalini kurduğum bir haftasonu geçirmiştim. Tabi sadece ilk gece yaşadığımız sevişme değil o haftasonu hayatımın dönüm noktasıydı. Cross olarak gittiğim Alışveriş Merkezinde üçümüzün yaşadıklarını, Cumartesi gecesi ve Pazar günü yaşadıklarımızı da diğer yazılarımda paylaşacağım.

londradan misafirler – 7

londradan misafirler – 7
Acayip bir duyguydu bu. Cinsellikte zevkin zirveye çıktığı bir andı, kuralı ve tabusu yoktu. Kişiliklerinde de önemi yoktu. Aramızda olan Altan beyin karısı da olabilirdi. Sonuçta amaç alınan zevkin had safhaya yükselmesini sağlamaktı, bunu üçümüzde paylaşıyor, delice yaşıyorduk bu anı. Artık testislerimde bir yanma başlamış yukarı doğru toplanıyorlardı. İçlerindeki sıvıyı sikimin ucuna doğru püskürtüyorlar, bende karımın daracık arka deliğine boşaltıyordum. Defalarca boşaldım, hayvani bir zevk bu deriz ya, sanki öyleydi işte. Altan beyde de durum aynıydı, oda orgazm oluyor, Nil’in içine yeni sperm dereleri akıtıyordu. Karımın artık nefesi kesilmişti. Kesik kesik inliyordu, bacaklarında hal kalmadığı için kendini Altan beyin üzerine bırakmış öylece hareketsiz kalmıştı. Karımın deliklerine tüm döllerimizi boşalttıktan sonra önce ben çıkardım sikimi arka deliğinde, sonrada Nil yana devrilince Altan beyinki serbest kaldı. Deliklerinden dışarı hızla sıvılar akıyordu. Karım halsiz bir şekilde bacakları ikiyana ayrık, sırt üstü yatıyordu. Bir anda elini amına götürüp akan sıvıyı parmaklarının arasına almaya calıştı, daha sonrada ıkınarak avcunun içine doldurdu. İnanılmazdı, bir avuçtan fazla sperm çıkmıştı karımın içinden. Daha arkasındakiler duruyordu. Avucunu dolduran bu sıvıyı bize gösterip

“yuuuuhhh yani, pes vallahi bu ne canım, çeşme gibi akıtmışsınız ‘’diyerek güldü.

Onu öylece bırakıp, neler oluyor diye ikimizde baldızın olduğu tarafa döndük. Nur, John ve Allan tarafından delice becerilmiş aynı karım gibi halsiz yatıyordu. Küçük birer kavunu andıran memeleri iki yana yayılmış uçları şişmiş ve kızarmıştı. Gözüken o ki ikiside bu uçları ağızlarında çiğnemişlerdi. Peki, bize ne oluyordu? 4 erkek aldığımız uyarıcı nedeniyle önümüzdeki organlar hiç inmiyor şişkin bir vaziyette başları mosmor olmuş dimdik duruyordu. Gerçi aletlerin durumu iyiydi ama bizler yoruluyorduk Altan Bey ve John yaşca büyük olanlardı. Ben ve Allan daha genctik. O nedenle sanırım gücümüzü daha fazla kullanabilrdik; önümüzde irileşen aletlerin hakkını vermek için hala şansımızı zorlayabilirdik. Baldız yorgunluktan bitab düşmüş yan dönmüş yatıyordu ki Allan onun başının önünde yere oturup omuzlarından tutarak yüzüstü çevirdi. Ben tam arkasındaydım ve kalçaları bu açıdan inanılmaz güzel görünüyordu. Kısmen kızarmış, kısmende sperm akıntılarıyla ıslanmıştı. Yanakların iç kısımlarında birkaç küçük sivilce dikkati çekiyordu ancak gram selülit yoktu. Sıkı etli bir kadın olduğundan kendini salan hiçbir yer göze çarpmıyordu. Oracıkta öylece hareketsiz yatan bu davetkâr güzelliğe sahip olmalıydım. İçimdeki şeytan uyanmıştı. Karım zaten yarı baygın yatıyordu, Nurda arkası dönük olduğu için ne olduğunu anlıyamazdı, bu fırsatı kaçırmamalıydım. Nur’un içine girecektim. Allan baldızın itiraz etmesine fırsat vermeden iki eliyle başını tutup hala dimdik olan yarrağını tam önüne hizaladı. Kapalı dudaklarının arasına sikini zorla iterek içeri girmeyi başardı. Baldıza bravo valla, itiraz etsede sonunda itaat ediyordu. Meğer bu kadın ne ateşliymiş de ben bilememişim. Yoksa bilinçaltımı yapıyordu tüm bunları.

Allan baldızın ağzının içinde gidip gelmeye başlıyınca bende kalçalarından tutarak onu dizlerininin üzerinde havaya kaldırdım. Bacaklarını iyice aralayarak arasına yerleştim. Nur bir ara arksındakinin kim olduğuna bakmak için geri dönmeye yeltendiğinde Allan elleriyle kafasını sıkarak buna mani oldu. Ağzına daha hızlı girip çıkmaya başladı. Tükürükle iyice ıslanan alet Nur’un ağzına giriş çıkışlarda ses çıkarıyordu. İşte o muhteşem kalçalar artık karşımda duruyor sperm ve terden sırılsıklam olmuş vaziyette içine benim girmemi bekliyordu. Amcığının dudakları aynı karımınkiler gibi morarmış, şişmiş ve dışa doğru açılmışlardı, kenarlarından zevk sıvıları süzülüyordu. Kalbim küt küt atıyor kanım damarlarımda hızla akıyor boğazım kuruyordu. Çenelerim kitlenmişti adeta heyecandan. Bir elimle kalçalarını aralayıp diğer elimle yarrağımı dibinden kavrayarak amının içine hırsla batırdım. İçine doğru girerken sikimi dibinden iyice sıkmış ve tüm yarrağımın tamamını kan ile doldurmuştum. Oldukça şişmiş yarrağım baldızın vajınasının dibine kadar girdi bir hamlede. Hırsla yaslıyordum kendimi bu muhteşem kalçalara. İpek kadar yumuşaktılar. Keskin kokular yükseliyordu altından. Hiç beklemeden büyük bir hızla gidip gelmeye başladım içinde Nur’un. Yarrağım sertliğini koruyor bir elimlede dibinden sıktığımdan adeta içine batırıyor gibi gözüküyordum uzaktan. Nur yeniden şehvetlendiğini beliritir hareketler yapmaya başlamıştı kalçalarını dairesel hareketlerle kıvırıyor, zevk iniltileri çıkartıyordu. Arada bir arkasındakinin kim olduğunu görmek için dönmeye yelteniyordu ama her seferinde Allan buna mani oluyordu. Adam benimle empatik bir bağ kurmuş olacak ki bana yardımcı oluyordu.

Baldızın içine daha önce boşalan spermlerle iyice kaygan hale gelmiş olan amcığı, devamlı ilişk**en şişmiş ve bollaşmıştı. Bir kaç dakika daha böyle devam ettim gidip gelmeye, ancak pek bir şey hissetmiyordum. Sanki boşlukta kayıyordu sikim. Birden arka deliğine diktim gözümü. Bu gün benden başka herkes girmişti o deliğe ama ben de artık hakkımı almalıydım bu zevk furyasından. Kendimi hızla geri çektim, sikimi yine dibinden kavrayıp bu sefer başını arka deliğinin ağzına yerleştirmeden önce diğer elimle amından akan sıvıları toplayıp göt deliğine sürdüm. Parmağının ucuyla birazda içine sokup anüs cidarlarını da bu sıvıyla adeta vazelin sürülmüş kadar kaygan bir hale getirdim. Artık Nur’un arka deliği beni beklliyordu. Sikimin başını büyük bir hazla deliğin ağzına yerleştirip abandım. Başı hızla girmişti içeri. Baldız bir anda yeniden arkaya dönüp bakmak istedi, kendisini arkadan becerenin kim olduğunu bilmek istiyordu anlaşılan. Ben görmesini istediğim en son kişi olurdum. Allan yine kendisine engel olmuş ağzının içine sokup çıkartmaya devam ediyordu. Baldızın çene kasları tükenmişti, artık inliyor ve kendini bırakmamızı istiyordu. Allan biraz daha yavaş hareket etmeye basladı bunun üzerine. Bense tam tersine hızlandım. Bu sıcak ve daracık deliğin içine girdiğimde zevk alma oranım artmış, sikim vakumlamanın etikisi ile yeniden hislenmeye başlamıştı. Beynimden gelen sinyalleri dinleyip hızla içine girip çıkmayı sürdürdüm. Aslında çok zevk alıyordum ama orgazm olup olamayacağımı da bilmiyordum. Aletim çok şişmişti, delik iyice açılmış kenarlarından dışarı sıvılar akıyor ve bisiklet pompası gibi sesler çıkıyordu. Bu sesler beni dahada ateşlemişti, inanılmaz bir tempoya ulaştım, tam dibine kadar sokuyor ve hepsini çıkararak yeniden yükleniyordum. Böylece büyük bir haz alıyordum. Sanırım Nur’da artık acı duymuyor ancak anüs kasları uyuştuğu için sadece bir sıcaklık hissediyordu. Ne yapsam boş bir türlü orgazm olamıyordum. Nur’un arkasından nerdeyse dumanlar çıkacaktı ama bende tık yok. Allan da aynı durumdaydı, Nur artık ağzını açık tutamıyor Allan’ın organı dişlerine sürterek girip çıktığı için adamın canı yanıyordu. Baldız birden acıyla çığlık atarak sağ elini poposuna doğru uzatıp aletimi yakaladı. Yarrağımın tamamını çıkarıp tekrar dibine kadar sokarak uzun zamandır pompaladığım için arka deliğine kramp girmiş olmalı ki, içine adeta bıçak batmış gibi feryat ediyordu. Can havliyle kendini yana çevirip kurtuldu ikimizin arasından ve “hayvanlaaaar” diye bağırarak ağlamaya başladı. Güzelim badem gözlerinden buğulu buğulu bakarken yaşlar süzülüyordu. Poposunu tutuyor üzerine oturamıyor, acıdan kıvranıyordu. Şimdi anlamıştı arkasını bu hale getirenin kim olduğunu, hayret ve kızgınlıkla bakmaya başaldı bana, bense gözlerimi kaçırmış başımı öne eğmiştim suçlu bir çocuk gibi.

Nil’de kendine gelir gibi olmuştu, beni farketmemesi için hemen baldızın yanından uzaklaştım. Allan onun yüzünü avuçları arasına alıp gözyaşlarını sildi, arkasından da dudaklarına yapışıp derin bir öpücükle onu teselli etti. Nil ne olduğunu anlamaya çalışırken Allan Nur’un ellerinden tutup kaldırdı ve ikisi birlikte havuza doğru uzaklaştılar. Nur hala arkasını tutarak yürüyordu. Belli ki arka deliği fena halde kasılmıştı. Nil meraklı gözlerle bize bakıp ne olduğunu anlamaya çalışırken Altan Bey karımın dudaklarına yapısıp ona konuşma fırsatı vermedi. Suçlunun ben olduğumu anlayacak diye çok korkmuştum, kalbim yine küt küt atıyordu, boğazım düğümlenmişti adeta. Nil kurtulmaya çalışıp elleri ile Altan Bey’i itti, ancak bu sefer John arkasından dolaşıp belinden kavradı .

”AAAA, yeter artık ne ooluyor size yahu”

diye bağıran Nilin feryadı para etmemişti.

”Öldürecekmisiniz bizi. Ne yaptınız kıza, neden ağlıyor, kim yaktı canını?”

gibi arka arkaya sorular sorunca, Altan beyde

“Nil sen bizi çıldırtıyorsun, güzelliğin ve cinsel gücün hepimizi mahvetti, kabahat senin”

diyerek Nilin memelerine sarıldı. İki eliyle sıkıştırdığı sağ memesinin ucuna dudaklarını yapıştırdı ve biberon gibi emmeye başladı. Karımın protestoları, özellikle sağ memesinin emilmesinden çok hoşlanmasına rağmen, devam ediyordu, ama Altan bey onu sırt üstü yere yatırırken John’da hemen atılıp sütun gibi bacaklarını iki yana ayırdı. Kafasını vajınasına gömüp klitorisini çlgınca emiyordu. Bir yandan memeleri bir yandan da klitorisi emilen karım ufak ufak zevk almaya başlıyor ama şaşkın yüz ifadesi ile nasıl oluyor da bizim devamlı böyle erksiyon halinde olduğumuzu anlamaya çalışıyordu. Nil’in aldığı zek artmış oalcak ki,sağ eliyle Altan beyin kazık gibi olmuş yarrağını avuçlarken yüzünde yine bir hayret ifadesi vardı.

“AYYYY, İnanmıyorum ALTAAAN Beey , bu ne yaa…çüş yaniii.”

deyince Altan bey hemen doğrulup Nilin eliyle kavrdaığı yarrağını hayretten bir karış açık ağzının içine soktu. Ardından elleriyle iki memesinide sıkarak karımın ağzına hırsla girip çıkmaya başladı. Bu arada John önündeki yarrağını sıvazlayarak en dik konumuna getirmiş karımın bacakalarını iki yana iyice ayırıp içine girmeyi başarmıştı. Nil biraz dinlenmiş olduğu için vücudu yeniden cevap vermeye başlamış kalçalarını indirip kaldırarak John’un girişini kolaylaştırmaya çalışıyordu. Kısa bir an sonra birlikte hareket ediyorlardı. Bu sahne karşısında bende yeniden bir şeyler hiseder hale gelmiştim. Karım patronum ve bir yabancı adam tarfından beceriliyor bundan da oldukca zevk alıyordu. Yıllarca böyle bir şey yaşamamıştık. Son derece zevkli sevişme anlarımız olmuş ama böyle bir fanteziyi hiç kurmamıştık. Nasıl bir sihirdirki bu bir anda zevk uçurumundan yuvalanmıştı karım. İçine girip çıkan aletlerin sayısını unutmuş, sanki daha ilk defa sevişiyormuş gibi zevk almaya başlamıştı. Bu da beni yine çok şaşıtmıştı açıkcası. Bende yarrağımı iyice sıvazlıyarak yendiden en sert durumuna getirmiştim. Ama iki erkeğin arasında kıvranan karımın bana bir faydası yoktu. Altan Bey bu sefer sikini Nil’in ağzından çıkartıp, üzerine ata biner gibi yerleşerek iki eliyle yanlarından sıkıştırdığı memelerinin arasına sokup çıkarmaya başlamıştı. Memelerinin arasını önce tükürükle iyice kaygan hale getirmiş sonra da yanlarından bastırarak arasında oluşturduğu tünele hızla girip çıkmaya başlamıştı. Aslında bu benim Nur’la yaşamak istediğim bir şeydi, onun iri ve yumuşacık memelerinin arasında kendimi kaybedebilirdim, ama şansımı yitirmiştim artık. Oluşan bu yeni pozison bana da sevişmeye katılma şansı yaratmış, karımın ağzı boşa çıkınca orayıda ben doldurmaya karar vermiştim. Hemen Nil’in sağ tarafına yanaşarak aletimi ona uzattım. Nil de bana aynen cevap verip dudaklarını aralayarak bir eliyle tuttuğu sikimi ağzına almayı başardı. Sonrda büyük bir hızla baş kısmını emerek beni uçurdu. İnanılmaz bir zevkle emiyordu başını. Bütün sinirlenin toplandığı yeri emiyor beni zevkten deli ediyordu karım.Altan bey karımın memelerinin arasını kıpkırmızı yapmıştı gidip gelerek. Ritmi gittikce hızlanıyor zevk iniltileri çıkarıyordu. Nil’in meme uçları birer mızrak gibi olmuş şişmiş ve morarmıştı. Emilmekten ve sıkılmaktan çatlamştı. John ise ayırdığı bacakların arasındaki amcığa tüm gücüyle girip çıkmaya devam ediyor, orgazm olma yolunda hızla ilerliyordu. Karımın içindeki sperm miktarı, tam olarak temizlenmediği için gittikçe orayı kaygan bir hale getiriyordu; birleşme esnasında porno filmleri andırır Slap slap gibi seslerin çıkmasına neden oluyordu. John Nil’e büyük bir zevkle sahip olmaya devam ederken, Altan bey bir anda yarrağını karımın memelerinin arasından çekip, dibinden kavrayarak avucunun içinde hızla pompalamaya başlamıştı. Anlaşılan orgazm olmanın eşiğine gelmişti. Aniden sikinin ucundan uzun bir sperm seli fışkırarak Nil’in boynuna, çenesine ve ağzının kenarına yapışmştı. Karımın aldığı zevki tahmin edebiliyordum ama artık o da orgazm olamıyor, hırsını delice emdiği yarrağımdan çıkarıyordı. Ben de titremeye başlamış ve sarsılarak Nil’in ağzına boşalmaya başlamıştım. Hızla fışkıran spermleri yatay konumada yutamayan Nil adeta kusacak gibi oldu ve öksürerek ağzından püskürtmeye başladı. Dağılan spermler benim bacaklarıma yapışıyordu, bende parmak uçlarımla toplayıp yüzüne gözüne memelerine yani her tarafına sürüyordum. İçimden gülesim geliyordu, bu sahneleri her zaman porno filmlerde görüyorduk ama eşimle denemek hiçbir zaman aklıma gelmemeişti doğrusu. Aslında Nil bundan hoşlanmazdı ki. Her şey bittiğinde Ni’lin görünütüsü inanılmazdı. Saçının telinden vajınasına, ayağının ucundan arka deliğine kadar her yeri yapış yapış olmuştu. Demekki yükselen libido ve ardarda gelen orgazmların yarattığı hezeyanlar, aslında tabu olan, sevişme anındaki bazı davranış biçimlerini serbest kılabiliyordu. Hep beraber biribirimize bakıp kahkahalarla gülmeye başladık sonrada koşarak havuza yöneldik.

Bu arada Nur Allan’la birlikte havuzun içinde şakalşıyor, birbirlerine su püskürtüyor, neşeli bir şekilde kahkahalar atarak güreşiyorlardı. Anlaşılan Nur’un acısı geçmiş Allan onu teselli etmişti. Gece havuza girmek ayrı bir zevkti aslında. Çevresi ışıklandırılmış oldukça büyük boyuttaki havuzun içinde çırılçıplak yüzmek müthiş güzel bir duyguydu. Nil ve ben her fırsatta çıplak yüzmeyi tercih etmişizdir. Birlikte çıktığımız seyahatlerde bazı otellerin havuzlarında, yada güney Fransa sahilindeki plajlarda çıplaklığı son derce rahat yaşayabildiğimiz günler olmuştu. Suyun serinliğinin ateş gibi yanan bedenleri sarması, damarlarda hızla akan kanın yeniden normale dönmesini sağlamıştı.

“Heey, nasılsınız bakalım, keyfin yerindemi Nur ? “ diye seslendi karım baldıza.

“Evet, şimdi daha iyiyim Allan’la şakalaşıyorduk bizde deminden beri” diye cevap verdi.

“Siz neler yaptınız bakalım , sanırım senide fena halde yormuşlar hahaha..” diye devam etti konuşmasına Nur.

“Ay kızım sorma, bunlar bize bir oyun oynuyorlar sanırım. Yahu hepsinin sikleri dimdik, hiç inmezmi bunların yarakları. İçimizi dışına çıkardılar vallahi, bacaklarım tutmuyor, çatılarım ayrıldı be” diyererk cevap verdi karım.

“Bak ne diyeceğim bunlar sakın VIAGRA almış olmasın kızım, yoksa imkansız yani bu herifler bu yaşta…yaaa hepsi azgın boğalar gibi” dedi Nur.

“Haklısın canım, galiba doğru diyorsun, mutlaka bize çaktırmadan anlaştılar herhalde aralarında. Alacağı olsun ama benim heriften çıkaracağım bak bunun acısını sonra. Gösterelim kız ona gününü, pahalı patlayacak bu bizi soktuğu durum ona. Hem nooldu allaşkına demin sana, neden ağlıyordun öyle, kim yaktı canını, söylesene bakiiim bana..” diye sordu Nil kardeşine…

“Eyvaaahhh, şimdi yandım !!!” dedim içimden.

“Nur benim olduğumu söylerse, Nil mahveder beni. Ortalığı birbirine katar. Bir çuval unu mahvederiz şimdi”

Hem elleriyle havuzdan su alıp üzerlerine dökerek derilerine yapışmış olan spermleri temziliyorlar hemde sohbete devam ediyorlardı. Kalbim yine hızla çarpmaya başlamıştı, gecenin mahvolmasından da korkuyordum aynı zamanda.

“Sorma bir kazadır oldu işte, boş ver biraz canım yandı ama geçti artık, ben önemsemedim, sende öyle yap. Kocan beni sere serpe yatar görünce çok tahrik oldu her halde, arkadan fena halde becerdi beni. Kafasını kıracağım onun, dur şu adamlar bir gitsin hele, soracağım bunun hesabını, yaaa, şimdilik bozmayalım ortamı.” diye bir çırpıda anlattı Nur olayı.

“Vay hayvan herif vay, fırsatçı domuz, ben ona sorarım bunu, bak bende ondan nasıl intikam alıyorum, görsün. Bu hakkımı saklı tutacağım. Neyse dediğin gibi bu herifler bir gitsin bakalım göreceğiz bak, nasıl intikam alınırmış.”

diyerek sonlandırdı Nil sohbeti. Yüz hatları gerilmişti. Ben az uzaklarında John’la yana yana havuzun kenarına tutunmuş ayaklarımızı hareket ettiriyorduk suyun içinde. Aslında kulağım onlarda ama ilgilenmiyormuş gibi yapıyor, büyük bir heycanla konuşmanın sonunu merak ediyordum. Altan Bey de Allan’la birlikte yüzme turları atıyorlar, seri kulaçlarla yan yna havuzu boyunca geçiyorlardı. Sohbetleri sona erince kızlar, ikisi birden suya balıklama daldılar,
Suyun içine dalarken kalçaları tamamen dışarı çıkmış, arasından kılsız amcıklarının dudakları tüm kıvrımları ile belirgin bir şekilde gözüküyor, sular üzerlerinden bir şelalle gibi akıp gidiyordu. Suyun altından bir müddet yüzdüler ancak nerden çıkacakları hala belli değildi, merakla ne zaman ve nerden çıkacaklarını bekliyorduk. Havuzun tam ortasında Altan beyle Allan yan yana yüzerlerken, birden ikisi de sanki köpek balığı saldırısına uğramış gibi çırpınmaya, feryad etmeye başladılar. Suyun üzerinde eller ve kafalar dalıp çıkıyor karışık bir çırpınma olayı yaşanıyordu. Adamlar bağırmaya çalıştıkları anda su yutuyorlardı ama yüzlerinde aslında çok da acı çeker bir ifade yoktu. Hatta feryatlarına kahkahalarda karışıyordu.
Birazdan bu çırpınmaların nedeni belli oldu. Karım ve baldızım suyun altından patronum ve Allan’a doğru yüzmüşler, onların alt hizasına gelincede aletlerine doğru saldırıya geçip, adamları suyun altına çekmişlerdi. Kızlarında suyun üzeine çkıp kahkahalarla onlara katılmasından sonra anlaşıldı. Su içinde hala hızla hareket ediyorlar dengelerini sağlamaya çalışıyorlardı. Anlaşılan kızlar adamların aletlerini sıkıca kavramışlar çekiştiriyor yada burkuyorlardı. Adamlarda iki büklüm, yüzmeye yada dengede durmaya çalışırken küçük feryatlarla karışık kahkahalar atıyorlardı.Kızlar çok eğleniyorlardı, hatta zaman zaman suyun altına dalıyorlardı.İşte o anlardan birinde Altanbeyin ağzından “ahhhhhhhhh !!!” diye bir feryat çıktı.Nur suyun üzerinde durduğuna göre, sebebi karım olmalıydı.

“Heeeey, bu dişi köpekbalığı aletimi ısırdı yaawwww..”

diye bana doğru dönerek.Ama bir yandan da gülüyordu.Birkaç saniye geçmemiştiki bu sefer aynı çığlık Allan dan geldi.Buda baldızımın saldırısıydı.Kızlar bizden intikam almaya başlamışlardı görünen karşı saldıya geçtikleriydi.Bakalım daha neler olacaktı.

Pasif-Aleyna – Tırcı [Şile Gidiş]

Pasif-Aleyna – Tırcı [Şile Gidiş]
Tekrardan merhabalar,
Uzun süredir yaşadığım ilişkileri yazıya dökmüyordum çünkü zamanım yoktu bu sıralar. Şuan da boş olduğum bu vakitte olayı anlatmak istiyorum. Umarım bu hikayemde diğerleri gibi beğenilir. Direk hikayeye geçmeden yine kendimi tanıtmak istiyorum;

Adım, Aleyna 19 yaşındayım, pasifim. Gerçekten dolgun ve çıkık bir popom var. Tanga giymeyi ve ilişkilerde kadın gibi davranmaya bayılırım. Tüysüzümdür.
Bu hikaye daha 2 hafta önce gerçekleşti, 1 haftadır hazır duruyor ama siteye giremediğim için siteye koyamıyorum yazıyı, şuan dns değiştirici bir site üzerinden bağlanıyorum, sadece bu hikayeyi siteye koyabilmek için, nasıl gireceğimi bilmiyorum yardımcı olabilecek kişiler en azından yazının altına yazarlarsa çözümünü çok sevinirim. Neyse ben direk konuya geçiyorum, iyi okumalar… Bu arada yazımız 2 parttan oluşuyor..
Bundan 3 hafta önce, boş bir anımda evde kimse yokken msn’e girmeye karar verdim, msni açtım 5 – 6 adet arkadaşlık teklifini kabul ettim içlerinden 1 tanesi dikkatimi çekmişti, çünkü TIRCI diye nick yapmıştı. Benim de en büyük arzularım dan biri bir tır şöförüyle ilişkiye girmek. Teklifleri kabul ettim, 3 – 5 kişi zaten açıktı bende içeri gidip bir su içip geleyim dedim. Geldiğim de 5 kişi falan yazmıştı sıra sıra onlara cevap verirken alttan TIRCI nickiyle mesaj yazan biri vardı eve bu oydu arkadaşlık isteğini kabul ettiğim kişiydi.
Selam yazmıştı, bende selam yazarak sohbete başlamıştık. İşte yaş, semt arayış falan filan derken, samimi olduk.. Hem düzgün konuşuyordu hemde cinsel isteklerimiz birbirine uyuyordu. Gayet iyi anlaşıyorduk. Adını sordum Mehmet olduğunu, yaşının 40 olduğunu 12 yıldır bu işi yaptığını söyledi. Cam açmasını istedim, hiç 2letmeden açtı. Çok yakışıklı biri değildi, ama gideri vardı 😉
İlginç olanı arabanın içinde yazıyor olmasıydı. 3G kullanıyormuş meğersem. Derken sikimi görmek ister misin dedi. Neden olmasın dedim. Laptopu koltuğa koydu arkasındaki perdeyi çekti ordaki yatağa geçti. Şortunu indirdi ve sikini sıvazlamaya başladı. 14 cm falan bir siki vardı, kalınlığı normaldi.. Hafif göbekliydi.

Beğendiğimi söyledim. Hemen benden randevu istedi ama ona daha çok erken olduğunu seninle daha çok tanışıp en sonunda reelde buluşabileceğimizi söyledim. Çok israr etmedi ve peki dedi. Ardı sıra 3 4 gün cam da görüştük ve gerçekten ona ısınmıştım tamam dedim bunu yapabilirim dedim.
Ansızın bir anda artık senin olmak istiyorum dedim. Şaşırdı bir an ama çok sevindi. Süper bir haber bu dedi. Nerde istersin dedi. Tırın içinde istiyorum sıkıntı olur mu dedim. Hayır ne sıkıntısı dedi. Ama bir sorunum var dedi geç boşalıyorum ben dedi, biraz uzun sürüyor umarım sıkılmazsın dedi. Buda sorun muymuş dedim ve gülüştük. Ümraniye den Şile ye gitmesi gerekiyormuş ve o gideceği gün isterse şile yolunda bu işi yapabiliriz dedi. Olur dedim ama geri döneceğiz dimi dedim. Tabiki dedi tamam dedim.
Ümraniye’de onunla buluşmaya karar verdim, telefon numaralarımızı aldık. Ertesi gün ben yola çıktım. Namazgah’a gelmemi ordan hemen otobana çıkıcağımızı söyledi hemen geldim ve beklemeye başladım. Önüme tır yanaştı VOLVO markaydı pek anlamam ama güzel bir tırdı. Kapıyı açtı ayakkabılarını kenarda çıkarır mısın dedi. Çıkardım ve arabaya bindim. Yerler halı ile kaplıydı şaşırmıştım bildiğin ev gibi birşeydi.

Merhabalaştık hemen otoyola çıktık. Yolumuz uzun dedi, tamam sıkıntı yok o zaman ilişkimiz de uzun olacak dedim gülüştük. Yolda muhabbet açıldı işte nerelisin falan filan derken üstümü arkada değiştirebilir miyim dedim. Tabi ki dedi ve perdeyi eliyle araladı buyur dedi. Hemen girdim pantolonumu ve üstümdekileri çıkardım. Altıma tangamı ve çoraplarımı giydim. Üstüme südyeni taktım. Oraya gelsem görünürmüyüm dedim. Yok dedi camlar filmli korkma dedi. Ön tarafa geçtim, of one öyle dedi. Ben güldüm.
Çok süpermiş vucüdun dedi kamerada böyle değil balık etlisin süper dedi. Bende teşekkür ettim. Altında şortu vardı. Ben hafifçe elimi sikinine attım. Biraz okşadıktan sonra baktım eliyle şortunu aşağıya indiriyor. Sikini yeni temizlemişti, kılsız ve harikaydı. Ben koltuğa yüz üstü uzandım kafamı onun kucağına doğru götürdüm ve sikini ağzıma aldım. Ohh çekerek ağzıma vermeye başladı. Bacaklarını biraz araladı ben elimle taşaklarını ovuyor ağzımla muamele çekiyordum. Çok iyisin dedi.

Domalır mısın dedi. Sakso pozisyonundayken hafifçe domaldı. Bir elini kalçalarımın üstüne attı. Kalçalarımı ve kasemi okşuyordu sıkıyordu. Hafifçe tangamı kenara çekti ve parmağını gezdirmeye başladı. Parmaklamaya çalışıyordu ama sokamıyordu. Elini ağzına götürdü ve eline tükürdü o tükürüğü doğruca deliğime sürdü. Biraz okşadıktan sonra parmaklamaya başladı, parmakladıkça parmaklıyordu götümü hamur gibi yoğuruyordu. Daha sonra eli heralde yoruldu o pozisyonda elini çekti bende tekrardan yattım ve hala devam ediyordum saksoya, eliyle sırtımı okşuyordu falan. Sikini tamamıyla ağzıma alıyor ve çıkarıyordum pek büyük değildi o yüzden zorlanmıyordum ama 10 dk olmasına rağmen gerçekten daha bacakları bile titrememişti gerçekten geç boşalıcağa benziyordu.
Ben artık yorulmuştum, içime girecek misin dedim. Park yeri düşünüyorum dedi. Yolda en az 1 saat olmuştu. Otoyollarda dernekler olurmuş o derneklerden birinde dururum dedi. Tamam dedim. Ama sen arada sikimi yokla yoksa kaldırmak için orda uğraşmayalım dedi tamam dedim. Elimi sikinden çekmiyor sürekli oynuyordum. Bir müddet sonra az kaldı dedi. Tamam o zaman ben arkayı düzelteyim yer açayım bize dedim. Tamam canım dedi.

Arka taraf bildiğin ufak bir odaydı televizyon laptop falan ben yeri düzelttim. Park ediyorum hazırlan canım dedi. Ben kalçamı ona dönün olarak yatağın üstünde diz çöktüm ve perdenin arkasında onu bekliyordum. El frenini çekti kapıyı kitledi geldim dedi. Perdeyi açtı aman allahım bu ne dedi. Çok büyük kalçaların dedi. Hemen içeri girdi, ışığı açtı ve perdeyi kapadı. Arkama geçti kalçalarımı sıkmaya başladı bir yandan da şortunu çıkarıyordu. Şortunu çıkardı sikini kalçalarıma sürtüyordu. Mükkemmelsin dedi ben sana bugün nasıl doyucam ki dedi. Ben kendimi ona bırakmıştım.

Kalçalarımı tuttu sikini götümün arasına koydu git gel yapmaya başladı. Baya bir zevk alıyordu. Bir müddet sonra tangamı kenara çekti. Diz çöktü ve deliğimi dil darbeleriyle hazırlamaya başladı. Off harikasın diyordum. Bir eliylede sikini sıvazlıyordu. Süpersin bebeğim devam et diyordum. Gerçekten iyi yalıyordu dilini içine sokmaya çalışıyordu. Bravo süpersin diyordum. 5 dk sonra artık girmek istiyorum bu koca götün içine iliklerime kadar boşalmak istiyorum dedi.
Ayağa kalktı ve sikini kökünden tutarak yavaşça itelemeye başladı kafasını soktu sonra tamamilye dipledi ve ohhladı. Kalçalarımdan tuttu ve git gel yapmaya başladı direk yüksek tempoda başlamıştı belliydi çok heyecanlıydı ama sert vuruyordu. Kalçalarımı sıkıyor ohh müthişsin bebeğim diyordu. Bense onu daha da azdırmak için inliyordum altında. Kalçalarıma tokat atıyordu. Belime bastırıyor kalçalarımı daha da ortaya çıkarmaya çalışıyordu. Harika yapıyordu, köküne kadar giriyordu ama arkamda inanılmaz zevk aldığı belliydi. Kalçalarıma hasta olmuştu bir kere beni kalçalarımdan bir kere daha tuttu ve sikine kökledi ve orda yapıştırdı bende kalçalarımı oynatmaya başladı siki içimde yuvarlanıyordu resmen daha sonra beni hem o çekiyor hemde arkadan sertçe vurarak daha da seri sikmeye başlamıştı.

Mükkemmelsin bebeğim becer beni diyordum elimle gögüs uçlarını sıkıyordum elimi kalçasına götürüyor kendime çekiyordum hadi bebeğim devam et diyordum o ise arkamda hızlı hızlı nefes alıp veriyordu, terlemiştik o ıslak vücutların çarpışmasında çıkan ses çok yükselmişti eğildi ve sırtımı öptü tekrardan sertçe vurmaya başladı. Daha sonra yorulduğu her halinden belliydi. Yoruldum bebeğim pozisyon değiştirelim dedi. Olur canım dedim. Suratı kıpkırmızıydı 10 dakikadır durmadan sikiyordu beni hak vermiştim.

Beni yatağa sırt üstü yatırdı bacaklarımı omuzlarına aldı ve sikini deliğime yerleştirdi yatağa diz çökerek. Git gele başladı. Bacaklarımı okşuyordu baldırlarımı sıkıyordu önümde hızlı hızlı nefes alıp vere vere beni beceriyordu. Ama yorulduğu belliydi zor sikiyordu canım sen yat dedim.
Yatağa yatırdım yüzüm ona dönük olarak üstüne çıktım. Hafifçe dizlerimi kırdım ve sikini tutup üstüne oturdum. Tamamiyle içime aldıktan sonra zıplamaya başladım o ellerini başının arkasına almış beni izliyordu bense sert sert zıplıyordum. 5 dk boyunca ayaklarımın üstünde zıplamaktan bacaklarım ağrımıştı. Bana bırak bebeğim dedi. Ben ayaklarımı onun baldırlarına koydum ve üzerine doğru uzandım. Ellerini kalçalarıma getirdi ve kaldırıp indirmeye başladı hafifçe indir kaldır yapıyor hemde alttan kendi kalçalarını oynatıp sokmaya başlamıştı. Diğer eliyle kalçalarımı sıkıyor tokat atıyordu. Harikasın bebeğim diyordum devam et diyordum.

Becer beni diyordum. Götüm sadece senin diyordum. Onun daha da hoşuna gidiyor daha da iştahla sikiyordu. Sikmeye başlamasının üstünden en az 50 dk geçti ve artık boşalıcam bebeğim dedi. Kimseye pek yapmasam da bu sefer kendi isteğimle ağzıma boşalmasını istedim. Çok isterim dedi ve kalktım önüne domaldım o hala uzanıyordu sikini ağzıma aldım. Yalamaya başladım. Yala bebeğim devam et devam et diyordu artık boşalacağı esnada beni ayağa kaldırdı ve yatağın önüne diz çöktürdü oda yatağın kenarına oturdu sikini eline aldı ve sıvazlamaya başladı bacakları titriyordu. Aç ağzını bebeğim dedi. Ağzımı açtım ve gelmesini beklemeye koyuldum. Ahhlayarak sikini ağzıma yaklaştırdı ve boşalmaya başladı. Durmuyordu boşaldıkça boşalıyordu ağzım tamamiyle doluyor ben tükürüyorum o yine boşalıyordu artık bitirmişti. Ben ise bitirdiği sikini emiyordum içindeki menileride emmeye çalışıyordum. Artık onda takat kalmamıştı.
10 dk dinlenelim yola çıkalım dönüşte yine yaparız dedi tamam dedim.

Devamı part2’de..

Nesligül 1

Nesligül 1

(En önce şunu söylemem lazım galiba. Okuyacağınız bu hikaye tümüyle doğrudur. Yaşadığım sıradışı şeylerin ilki de değildir. Ama bana göre en güzellerinden biri olduğu için, yazmaya bununla başlamaya karar verdim.)

Bundan yaklaşık 5 yıl öncesiydi. Sevgilimle İsviçre’ye, onun bir takım iş bağlantılarını halledeceği Cenevre’ye gitmiştik. O zamana kadar hiç Cenevre’ye gitmemiş olduğum için; Tolga, yani sevgilim teklifte bulununca hemen kabul etmiştim.

Tolga’yla dört aydır beraber yaşıyorduk. Genç ve yakışıklıydı. Bol parası vardı ve bir erkekten en çok bekleyeceğim şeyi bol bol veriyordu bana. Sikini.

Daha uçaktan iner inmez bir sürpriz yaşamıştım. Temmuz ayıydı ve hava inanılmaz sıcak ve nemliydi. Doğrusu böyle bir iklim beklemiyordum buralarda. Leman Gölü’nün kıyısındaki Noga Hilton otelinde yer ayırtmıştı Tolga. Hemen odamıza çıkıp birer duş aldık ve barda oturup birşeyler içmek için lobiye indik sonra da.

Günlerden Cumartesi’ydi. Aslında Tolga’nın Pazartesi sabahına kadar hiç bir işi de yoktu. Sırf beni eğlendirebilmek istediği için böyle biraz erken gelmiştik.

Lobideki barda ilk dikkatimi çeken, Arap kalabalığı oldu. Erkeklerin yüzde 90’ı Arap’tı. Sonra kadın bolluğu da dikkatimi çekti. Kendimize bir yer bulup oturduktan ve içkilerimizi yudumlamaya başladıktan sonra da, bu kadınların büyük bir çoğunluğunun profesyonel olduğunu kavrayıverdim. İkişer üçer oturuyorlardı. Gözleri sürekli Araplar’ın üstündeydi. Herkese, her fırsatta baygın baygın bakıyorlar, gözgöze geldikleri tüm Araplar’a gülümsemeler dağıtıyorlardı. Zaman zaman da, oturdukları yerden kalkıp onların yanına gelen Araplar’la hararetli hararetli birşeyler konuşuyor sonra da kalkıp birlikte gidiyorlardı. Tam bir et pazarıydı burası yani.

Tolga bana, bunların zengin Araplar olduğunu, bankalardaki hesapları için sık sık Cenevre’ye geldiklerini anlattı. Aralarında prensler bile olabilirdi. Doğal olarak da, fırsat bulduklarında Avrupalı kadınlara takılıyorlardı, Tolga’nın söylediğine göre.

O akşam yemek için dışarı çıktık ve bir İtalyan lokantasında mükemmel bir akşam yemeği yedik. Zaten yorgunduk biraz. O nedenle de otele dönüp yattık. Ertesi günü de, Leman Gölü üzerinde sefer yapan vapurlardan birine binip gezerek geçirdik. İstanbul’daki Boğaz vapurları gibi, bu vapurlar da, gölün bir İsviçde bir Fransa tarafına geçerek her iskeleye uğruyor ve sonunda gölün öteki ucundaki Montrö’ye gidiyordu. Gidiş-dönüş 7 saate yakın sürmüştü.

Bu arada vapurda da dikkati çeken bir Arap kalabalığı vardı. Ama bu sefer kadınlar ve çocuklar da vardı. Fakat nedense, erkekler onlardan ayrı oturuyordu. Hepsinin gözleri fıldır fıldırdı bu arada. Güvertediki her kadını süzüyorlardı ve ben de bundan bayağı nasibimi alıyordum tabii.

Aslında burada biraz kendimden bahsetmem gerekli galiba. Adım Nesligül. Bu hikayeye konu olan olaylar yaşandığı sırada 24 yaşındaydım. Kendimi bildim bileli, hep erkeklerin ilgi odağı oldum. Bunun da nedenleri var tabii. En başta gelen neden fiziğim. Siyah saçlarım var. Yüzüm çekici ve güzel. Vücudumu ise ben de dahil olmak üzere herkes beğeniyor. Memelerim büyük değiller ama dimdik ve yuvarlaklar. Belim ince. Kalçalarım geniş ve dolgun. Bacaklarım uzun ve güzel. Ve ben kendimi bildim bileli hep teşhirci oldum. Yani güzelliklerimi göstermekten, erkekleri tahrik etmekten zevk aldım her zaman. Tüm giysilerimi, bu merakıma uygun olarak seçerim. Biraz açık saçık, güzelliklerimi gizlemek yerine büsbütün belli eden şeyleri seviyorum. İç çamaşırlarından da pek hoşlanmam bu arada. Aslında sutyene hiç ihtiyaç duymuyorum. Ama zaman zaman külot giymek zorunda kalıyorum tabii. Malum kadınlık hali işte.

O gün rahat edebilmek için ince askılı bir beyaz bluzla sarı bir şort giymiştim, çok yürümeyi düşünmediğim için de, ayaklarıma yüksek topuklu dekolte şıpıdık terlikler geçirmiştim. Bluz kollarımı, omuzlarımı, sırtımın ve göğsümün önemli kısımlarını açıkta sırakıyordu tabii. Memelerim de, ince kumaşın altından tüm hatlarıyla belli oluyordu doğal olarak. Şortum ise minicik bir şeydi. Dar ve kısaydı. Esnek ve ince kumaşı, kalçalarımı ve karnımı sarıyordu. Kıçımın badöndürücü olduğunu defalarca söylemişlerdi bana ve o gün ben kıçımı iyice teşhir ediyordum yani. Olduğu gibi meydanda olan bacaklarımın da çok güzel olduklarını biliyordum tabii. Ah bir de ayaklarımı unutmamalıyım. Hep bakımlı ve yumuşacıktırlar. Ve o gün o terliklerin içinde çok çekici görünüyorlardı.

Şimdi böyle giyinmeme sevgilimin itiraz edip etmediği sorusu gelebilir aklınıza. Yalnızca şunu söyleyeyim ki; bir erkeğin, herhangi bir erkeğin, sevgilim olabilmesi için ilk olarak beni olduğum gibi kabullenmesi gerekir. Yani teşhirci ve fingirdek. Tolga bu şartları yerine rahatlıkla getirdiği için sevgilimdi zaten.

Neyse, şimdi hikayeye geri dönelim isterseniz.

Kısa bir süre sonra, vapurdaki Araplar’ın çoğunun ilgi odağı olmuştum ve bundan çok memnundum doğal olarak. Kimi batılı giysiler içinde, kimi entarileri bir yığın Arap, gözlerini benden, daha doğrusu bacaklarımdan, memelerimden alamıyordu ve ben de çok hoşlanıyordum bundan. Arada bir kaç kez yerimden kalkıp tuvalete gitmiş, böylece de onlara seyredebilecek daha fazla şeyler vermeye de çalışmıştım. Yürürken her attığım adımda kımıl kımıl oynayan kalçalarımın onların aklını başından aldığına emindim.

Gün, tüm bunların dışında olaysız bitti. Bu sefer otelin restoranında yemek yedik, geri döndüğümüzde. Yine yorulmuştuk ve odada biraz TV’den porno filmi seyrettik Tolga’yla. 4 paralı kanalda böyle filmler vardı ve içlerinden bir tanesi özellikle ilgimi çekmişti. New York’a gezmeye giden sarışın bir İsveçli kızın yanlışlıkla girdiği Harlem sokaklarında başına gelenleri anlatıyordu film. Kısacası tutan sikiyordu kızı. Hem de ikişer üçer sikiyorlardı. Olanları seyretmek beni iyice tahrik etti tabii. Saatlerce inmedim Tolga’nın sikinin üstünde. Sonunda da adeta suyunu çıkardım adamın. Ama ben de yoruldum tabii. Sonra uyumuşuz.

Ertesi sabah erken kalktık. Tolga o gün akşama kadar işleriyle uğraşacaktı. Bunun için otelin asma katında bir toplantı odası tutmuştu ve ilk görüşeceği kişi saat 11 gibi gelecekti. O gün akşama kadar yalnız olacaktım yani. Bu nedenle de, tam kafama göre giyinmiştim. Ayrıca çok da kolay olmuştu giyinmek. Tiril tiril kumaştan, eteği kısacık, omuzlarımdan geçen incecik askılarla üstümde duran siyah bir giysi ve arkası açık, iyice yüksek topuklu ve yalnızca bir kaç incecik deri bantdan oluşan bir çift ayakkabı. İşte hepsi buydu giydiklerimin. O tiril tiril kumaşın altında çırıl çıplaktım yani.

Önce kahvaltıya indik Tolga’yla ve daha orada herkesin gözü üstüme kitlendi sanki. Sonra saat 10 olduğunda da lobiye indik birlikte. Önünde küçük bir masası olan geniş divanlardan birine oturduk ve Tolga’nın iş randevusunun gelmesini beklemeye başladık. Tolga yanında getirdiği dosyaları masanın üstüne yaymış, inceliyordu. Ben de etrafa bakınmaya başladım tabii.

Gerçi akşamki kadar kalabalık değildi lobi ama, yine de Araplar çoğunluktaydı. Tam karşımıza düşen u biçimli kanapede 3 Arap oturuyordu. Biri entarili, ikisi batılı giysiler içindeydi. Ve daha oturduğum andan itibaren üçünün de gözleri bana dikilmişti tabii. Eh haksız da sayılmazdı adamlar. Giysimin kısacık eteği oturduğum zaman neredeyse kaybolmuştu. Masa benim önümde olmadığı için, görüşleri tümüyle açıktı Araplar’ın.

Daha ilk andan itibaren bu bakışlardan fena halde tahrik olmuştum. Kelimenin tam anlamıyla siker gibi bakıyordular. Arada da birbirleriyle konuşuyorlardı ve ben konuşma konusunun bacaklarım olduğundan emindim. Bu arada, batılı giysiler içindeki adamların entarili olana büyük bir saygı gösterdiklerini de farketmiştim. Sanki ötekilerin lideriymiş, efendisiymiş gibiydi entarili Arap.

Onlara biraz daha fazla seyrettirebilmek için bacak bacak üstüne attım. Bir taraftan da, olup biteni gözucuyla izlemeyi sürdürüyordum. Birden gözüm ertarili olana takıldı. Tanrım, küçük bir çadır oluşmuştu adamın kasık bölgesinde.

Bu beni kelimelerle anlatılamıyacak kadar tahrik etti. Beni seyrederek sikini kaldırmıştı herif. Offf sikini kaldırmıştım onun. Amımın vıcık vıcık sulandığını hissediyordum. Gözlerimi öteki Araplar’a çevirdim hemen ve onların da pantolanların önünde meydana gelen kabarıklıkları farkettim hemen.

Ahhh yalnızca birinin değil, üçünün de sikini kaldırmıştım işte.

Acaba olup bitenin farkında mı diye, dönüp Tolga’ya baktım sonra. Hala önündeki dosyaya gömülmüş durumdaydı. Bu iyiydi işte. Çünkü giderek daha çok tahrik oluyor ve kendimi daha çok seyrettirmek istiyordum bu Araplar’a.

Tolga’nın yaptığıyla ilgileniyormuşum gibi, kanapenin istünde ona doğru döndürdüm tüm vücudumu. Böylece beni yandan görmelerine olanak veriyordum adamların. Dönerken eteğim de iyice sıyrılmıştı artık. Çıplak kalçamın bir kısmını görebiliyor olmalıydılar artık. Offf gerçekten de çok heyecan verici bir durumdu bu.

Tekrar onlardan tarafa baktığımda, yanılmadığımı anladım. Kalkmış siklerin meydana getirdiği kabarıklıklar daha da büyümüştü şimdi. Bunu farketmek ise beni daha da azdırdı yalnızca. Amım vıcık vıcık olmuştu. Daha da çılgın bir şey yaptım o zaman. Öbür yanımda kanapenin üstünde duran çantama uzanabilmek için tekrar döndüm ve bu arada bacaklarımı da iyice araladım. Artık amımı bile görmüş olmaları gerekirdi.

Aslında giderek ipin ucunu kaçırmaya başlamış olduğumun da farkındaydım ama, umurumda bile değildi doğrusu. Şu anda her şey çok güzeldi çünkü. Sonra takrar Tolga’ya doğru döndüm. Bu sefer bacaklarımın daha da aralanmasına özen göstermiştim. Eteğim de biraz daha sıyrılmış, ve çıplak kalçam daha çok görünmeye başlamıştı artık.

Neden sonra yeniden Araplar’a doğru baktım gözucuyla. Daha da büyümüştü o aklımı başımdan alan kabarıklıklar. Gece odada seyrettiğimiz porno filmini hatırladım o anda. Özellikle de 3 çam yarması gibi zencinin o sarışın İsveçli kızı hep birlikte siktikleri sahne takıldı aklıma. Bu sefer doğrudan baktım Araplar’a doğru. “Elinize geçirseniz beni kimbilir nasıl sikersiniz?” diye geçirdim içimden. Ve bunu düşünmek beni daha da çok tahrik etti.

Artık neredeyse yerimde duramıyordum. Bacaklarım sürekli hareket halindeydiler. Kendimi seyrettirebilmek, bu Araplar’a amımı ve kıçımı gösterebilmek için her yolu deniyordum neredeyse. Giderek de daha çok tahrik oluyordum bu arada. Kelimenin tam anlamıyla sular akmaya başlamıştı amımdan. Ateş gibi yanıyordu.

Bunrdan sonra bir yarım saati böyle geçirdim işte. Her an daha çok tahrik oluyor, bu nedenle de, sürekli daha çok gösteriyordum Araplar’a. Sonunda Tolga’nın beklediği adam geldi ve ister istemez benim de şovum sona erdi. Kısa bir selamlaşmadan sonra, hep birlikte kalktık. Tolga’yla adam toplantı odasına gideceklerdi ben de odaya çıkıp biraz kendimi toplamak istiyordum. Böyle sokağa çıkamazdım zaten.

Ayağa kalkar kalkmaz, kanapenin kumaşı üstündeki büyük lekeyi farkettim. Tanrım, amımdan akan sular, kocaman ve ıslak bir leke oluşturmuştu kanape kumaşında. Bereket ki, ne Tolga ne de konuğu bu durumu farketmediler. Ama Araplar farketmişti bile. Onların birbirlerini dürtüp ıslaklığı gösterdiklerini farkettim. Offf çok acayip olmuştu her şey. Bir an önce odaya çıkıp bir şeyler yapmalı ve kendimi rahatlatmalıydım artık.

Ama yine de gözüm lobideki kuyumcu dükkanlarına takıldı. Bu nedenle de, doğrudan asansörlere doğru yürüyemedim işte. Her vitrinin önünde takılarak, yavaş yavaş gidiyordum. Sonunda kendimi asansörlerin önünde buldum. Ama burada ciddi bir sürpriz bekliyordu beni.

Araplar’ın üçü de oradaydılar.

Asansör geldiğinde hemen içeri attım kendimi. Araplar’da peşimden daldılar. Kendimi bir anda onların arasında buluverdim. Ortalarına almışlardı beni. Entarili olan sağ yanımdaydı, ötekilerin de biri önümde, biri arkamda mevzilenmişti. Havada binlerce voltluk bir elektirik akımı vardı sanki.

Bir adım geri attım ve bir anda alev alev yanan taş gibi bir sertlik kaçalarımın arasına giriverdi. Bu tüm vücudumun titreyip kıvranmasına neden oldu. Sonra önümdeki sokuldu bana doğru ve ikinci bir sertlik de karnıma dayandı bir anda. Daha asansörün kapısı bile kapanmamıştı halbuki. Ve ben buna hiç mi hiç aldırmıyordum.

Kanım tutuşmuştu.

Oturduğum yerde bu Araplar’ın beni ellerine geçiremeleri halinde acayip sikeceklerini düşünmüştüm. Şimdi gerçek olmak üzereydi bu.

Asansörün düğmesine kim bastı bilmiyorum ama, en üsk kata çıkmakta olduğumuzu görebiliyordum. Tanrım beni bir yere götürüyorlardı adamlar. Rahatça sikebilecekleri bir yere götürüyorlardı ve buna itiraz etmeyi aklımdan bile geçirmiyordum. İtiraz etmek ne kelime, bütün benliğimle bunun biran önce gerçekleşmesini istiyordum aslında.

Birden pence gibi bir elin sağ bileğimi kavradığını ve elimi çektiğini hissettim. Entarili Arap’tı bu. Elimi aşağı indirdi hızla ve artık entarisinin önünü tam bir çadır gibi kabartmış olan sikinin çevresine doladı parmaklarımı. Offf ne biçim bir sikti bu? Kocaman, kalın ve alev alev yanan bir şey vardı elimde. İp tümüyle kopmuştu artık. Araplar’ın arasında adeta eridiğimi hissediyordum. Sikilmeye gidiyordum ve bunun gerçekleşmesini tüm benliğimle istiyordum o anda.

Asansör durduğunda beni bir an bile bırakmadan dışarı çıkardılar Araplar. Bu arada ben de elimdeki siki bırakmamıştım ama. Tanrım ne kadar güzeldi. Beni ortalarına alıp koridorda yürümeye başladılar. Neredeyse aynı anda arkadan gelen bir elin eteğimin altına girdiğini, kalın bir parmağın önce amımın dudakları arasına kaydığını ve sonra da götümle oynama başladığını hissettim. Bacaklarım beni taşımayacaklardı neredeyse. Bereket ki beni götürmekte oldukları oda yakındı.

Batılı giysileri olanlardan biri elindeki anahtar kartıyla kapıyı açtı ve kendimi bir anda, bizimkinin en az 5-6 katı büyüklüğünde bir odada buldum. Aceleci eller, giysimin askılarını aşağı kaydırmıştı bile. Sonra biri onu tutup ayak bileklerime kadar indirdi. Tek yapam gereken, ayaklarımı yerde büzülüp kalmış kumaştan kurtarmaktı. Bunu yaparken ayyabılarımı da çıkardım. Şimdi çırıl çıplaktım. Beni sikmek için kuduran bu 3 Arap karşısında çırıl çıplaktım artık.

Hiç biri hiç bir şey söylemiyordu bu arada. Tüm asansör ve koridor mecaramız boyunca, kimsenin sesi bile çıkmamıştı. Acaba İngilizce, ya da Arapça dışında başka herhangi bir dil biliyorlar mıydı? Ama bunu onlara sormaya vakit bile bulamadım. Hepsi birden soyunmaya başlamıştılar. En çabuk soyunanı da, eteklerinden tuttuğu entarisini başından çekip çıkaran olmuştu. Adamın içinde hiç bir şey olmadığını anladım o zaman. Elime aldığımda bile başımı döndüren sikini çıplak görmek ise beni adeta çıldırttı. İnanılmaz uzun, inanılmaz kalın, inanılmaz kapkara ve kıllıydı bu sik.

Tanrım ağzım sulanıyordu.

Az sonra öbür ikisi de tamamen soyunmuştu. Ve her ikisinin de siki, aynı derecede güzel, aynı derecede büyük ve iştah açıcıydı. Artık üçünün beni birlikte sikeceğini, kısacası tam hayal ettiğim gibi sikileceğimi iyice anlamıştım. Ve bu da benim daha çok tahrik olmama neden oluyordu yalnızca.

Üçlünün lideri konumundaki Arap tam karşımda duruyordu şimdi. Siki en az 25 santim olmayıldı. Tepesindeki delikte beliren damlaları görüyor ve uçuyordum. Daha fazla bekleyemezdim. Hemen onun önünde diz çöktüm yere. Sikini dibinden kavrayıp, o aklımı başımdan alan damlaları yalamaya başdım. Offf çok güzeldi tadı. Sonra Arap, iki elini birden uzatıp başımı yakaladı ve o kocaman sikini ağzıma soktu birden. Kalçaları hareketlendiler. Sikini yavaş hareketlerle ağzıma sokup çıkarıyordu artık. Ahhh ağzımı sikiyordu düpedüz.

Sonra bacaklarımın arasında bir hareket hissettim. Ama aşağıya bakamıyor, ne olduğunu göremiyordum. Yalnızca bir süre sonra amımın dudaklarına yapışıp emmeye başlayan bir ağız, neler olup bittiğini anlamamı sağladı. Araplar’ın biri yere altıma yakmıştı. Sonra dili içime kaydı adamın. Beynim patlamıştı sanki. Belim geliyordu.

Ama tam kendime bile gelemeden ikinci darbeyi yedim bu arada. Üçüncü Arap’da arkadan gelmiş ve başını kalçalarımın arasına gömmüştü. Kımıl kımıl oynayan dilinin ateş gibi yakan temasını götümün deliğinde hissettiğim anda, tekrar gelmeye başladı belim.

Zaman kavramını kaybetmiş gibiydim artık. Bu müthiş zevkin ne kadar sürdüğünü bile bilmiyordum. Amım ve götümdeki diller beni çıldırtıyor, ağzıma girip çıkmakta olan o kocaman sik ise zevkten gözlerimi karartıyordu. Ohhh tanrım ne kadar kalın ne kadar büyük, ne kadar kıllıydı. Artık her sokuşunda gırtlağıma kadar geçirmeye başlamıştı.

Sonra müthiş bir şey oldu. Bir anda daha çok soktu ağzıma Arap. Vücudunun kasıldığını, ağzımın içindeki sikin bir nabız gibi attığını hissediyordum. Birden fışkırtmaya başladı. Doğrudan gırtlağıma fışkırtıyordu tohumlarını. Gözlerim karardı zevkten. Bir kez daha geliyordu belim.

Kendime geldiğimde, halının üstünde yatıyordum. Ağzıma fışkıran bellerin hepsini yutamamıştım anlaşılan ki, memelerime kadar akmıştılar. Araplar ise koltuklara oturmuş aralarınra konuşuyorlardı. İlk defa seslerini duyuyordum onların ama Arapça konuştukları için ne dediklerini anlamıyordum tabii. Sonra içlerinden biri benim kendime geldiğimi farketti. Bir anda ayağa fırlayıp başıma dikildiler üçü birden.

Ohhh hepsinin siki hala dimdikti.

Biri elimden tutup beni ayağa kaldırdı. Lider konumundaki ise kenardaki kocaman yatağa gidip ayakucuna oturmuş, sonra da kendini sırt üstü bırakmıştı yatağın üzerine. Ötekilerden biri beni oraya doğru itti. Titreyen bacaklarla yatağa, öyle direk gibi havaya dikilmiş beni bekleyen kocaman Arap sikine doğru yürüdüm. Tanrım, gerçekten de çok güzeldi adamın siki. Bir an önce içime istiyordum artık onu. Neredeyse üstüne atlayacaktım.

Arap ise öylece kımıldamadan yatıyordu. Sanki biraz önce ağzımı siken o değildi. Gerçekten de önemli biri olmalıydı bu. Önemli ve şımarık. Servis bekliyordu benden açıkça. Ve ben onun beklediği servisi vermeye hazırdım. Ata biner gibi çıktım üstüne. İlerleyip havaya dikili duran sikinin üstüne kadar geldim. Artık amıma değmeye başlamıştı bu müthiş sikin morarmış başı. Bu temas beni iyice uçurdu. Amımdan sular akıyordu. Bir anda oturuverdim üstüne. Tek bir hemlede dibine kadar aldım hepsini içime. Amım, kelimenin tam anlamıyle sikle doldu. Yine belim gelmeye başladı. Bu kocaman Arap sikinin üstünde, titreye titreye zirveye çıkıyordum tekrar.

Daha tam kendime gelemeden, ötekilerden birinin arkamda yatağa çıktığını farkettim. Kısa bir süre sonra da, ikinci bir sikin alev alev yanan başı götüme değmeye başladı. Çıldırıyordum sanki. Tam istediğim şeydi bu. Aynı anda bir sik amıma, bir sik götüme.

Offf sabırsızlanıyordum.

Ama Arap bir şey yapmıyordu. Yalnızca öyle duruyor ve kocaman sikinin başını, hafefçe bastırıyordu götümün deliğine. Bura karşılık götüm canlanmıştı sanki. Açılıp kapanıyordu. O müthiş siki bir an önce içine alabilmek için deliriyordu adeta. Onu içime alabilmek için kalçalarımı geri bastırdım. Tam o anda Arap da bastırdı biraz ve başı içime kayıverdi bir anda.

Artık zevk çığlıkları atıyordum. Beni sikmeleri için yalvarıyordum Araplar’a. Kendimi tutamıyordum. Peşpeşe belim geliyordu.

Bir taraftan da arkamdaki götüme sokmaya devam ediyordu. Kasıkları kalçalarıma sımsıkı yapışana kadar soktu yavaş yavaş. Artık iki Arap siki birden vardı içimde. Dibine kadar girmişti ikisi de. Biri amıma, öbürü götüme. Sonra üçüncü adamı önümde buldum. O da çıkmıştı yatağın üstüne. Sırtüstü yatanın başucunda, dizlerini yatağa dayayıp sokulmuştu. Siki tüm güzelliğiyle karşımdaydı. Offf o da ağzıma verecekti. Üçüncü bir Arap siki daha alacaktım içime. Aynı anda üç yerimden birden sikilecektim.

Ağzımı açıp sokmasını bekledim yalnızca.

Ve bir andan hepsi birden hareketlendiler. Ahhh sikiyorlardı beni. Üçü birden sikiyordu beni. Amımı, götümü, ağzımı sikiyorlardı. Arap sikleri, o kocaman, kapkara, kıllı sikler, her yerime girip çıkıyordu. Beni hiç acımadan kullanıyordular hep birlikte. Hiç biri de benim zevk alıp almama aldırmıyordu bile. Yalnızca sikiyorlardı beni ve bundan büyük zevk alıyorlardı. Ama ben de böyle sikilmekten büyük zevk alıyordum. Tanrım zevk almak ne kelime, delirecek gibi oluyordum. Yalnızca siklerini sokacakları delikler haline dönüşmüştüm bu Araplar için ve bunu kavramak beynimin içinde patlamalar olmasına neden oluyordu.

TV mesajıyla denk gelen güzellik..

TV mesajıyla denk gelen güzellik..
Merhabalar… Ben Hakan. 34 yaşında kendi işiyle meşgul biriyim.

İki yıl öncesiydi.. Bir arkadaşımın öve öve bitiremediği ve çok hatun düşürdüğünü iddia ettiği TV mesajı olayını merak etmem ve daha sonrasında benimde bu merakla uydudaki TV kanalına mesaj göndermemle başladı herşey..

TV kanalına ilk defa mesaj göndermiş olmanın verdiği heyecan ve arkadaşımın anlatımlarının gerçek olup olmadığı düşüncesiyle beklerken
birden alt yazı şeklinde kendi gönderdiğim mesajı müzik kanalında gördüm.. Heyecanım giderek artmaya başlamıştı..

Telefonuma ardı ardına çağrılar gelmeye başlayınca arkadaşın anlattıklarına inanmaya başladım.. Hepsi sadece çağrı atıp benim aramamı bekliyorlardı. Çağrı atanlar o kadar çoğalmıştı ki hangisini aradım, hangisini aramadım karıştırmaya başlamıştım. Arayanların çoğu evli veya dul ev kadınlarıydı ancak özellikle Bursa civarı bayanların aramalarını rica ettiğim halde uzak şehirlerden arayanlar vardı… Artık bunaldım derken telefonum uzun uzun çaldı. Hayret ilk defa biri kendisi arıyor dedim.

Telefona cevap verdiğimde karşıdan oldukça tatlı bir ses tonuyla konuşan bir kadın merhaba dedi. İsmi Seval’di. Seval Bursada oturan, 26 yaşında 1 yıllık evli biriydi. Henüz çocuğu yoktu. Anlattıklarına göre nişanlılık döneminde nişanı atmaya niyetlenirken nişanlısının tecavüz etmesi nedeniyle mecburen nişanlısıyla evlenmişti. Kendisi özellikle söylememesine rağmen anladığım kadarıyla ona karşı kin besliyor bir bakıma öc almak istiyordu..

Bir kaç gün telefon görüşmesinden sonra görüşmeye karar verdik. Ben dışarıda görüşebileceğimiz bir yer ararken o evine gelebileceğimi, kocasının sürekli gece çalıştığını söyledi. Baştan karşı çıksam da sonraları kabul ettim… Kocası gece saat 12:00 de işe gidecek, Seval eşi çıkınca telefon açacak bende 5 dakika içerisinde evde olacaktım…

Beklediğim telefon nihayet geldi… Yusuf yusuf durumları olmasına rağmen “ulan mamcık sen nelere kadirsin” direkten yola koyuldum.. 5 dakika sonra evinin önündeydim ancak arabamı nolur nolmaz diyerek bir arka sokağa parkettim.

Yavaş adımlarla apartman merdivenlerinden yukarı çıktığımda kapıyı açmış beni bekleyen 165 oylarında, hafif balık etli, beyaz tenli ve çok güzel biriyle karşılaştım.. Seval’de bendeki heyacanın onda biri yoktu. O yüzden “ilk defa
intikam almıyor heralde” dedim içimden 🙂

Neyse içeri geçtip koltuğa oturdum.. Bana özel ince askılı, dekolteli, etek boyu oldukça kısa bir elbise giymişti.. Göğüsleri elbiseden fırlamamak için zor duruyordu sanki…

Hiç birşey konuşmadan direkt yanıma gelerek dudaklarıma yapıştı.. Dolgun dudaklarını o kadar maharetli bir şekilde kullanıyordu ki o ana kadar bu denli ateşli öpüşen biriyle karşılaşmamıştım.. O dolgun dudaklar bir dakika sonra benimkinin ucuna gelip yalamaya başladığında marifetini daha iyi anlamaya başladım.. O kadar iştahla yalıyordu ki sanki hayatı boyunca bir daha mik yalayamayacağını söyleseler ancak böyle yalardı..

Beni bile kontrol altına almış, sadece izin verebildiği kadar ilerliyordum… Ellerim yavaşça bembeyaz göğüslerinde gezinmeye başladığında hafif iniltilerle cevap vermeye başladı. O kadar diri ve büyüklükte göğüslerdi ki elime sığmıyor taşıyordu… Dilim göğüslerinde daireler çizerken iniltiler çoğalmış nefes alıp verişleri hızlanmaya başlamıştı.

Hızlı bir hareketle az önce yaladığı mikime oturmak için kucağıma yanaştı… Eliyle benimkini yerleştirip milim milim içine oturmaya başladığında kendinden geçip gözleri kaymaya başlamıştı bile.. Yavaş yavaş hızlanmaya başlayıp üzerinde zıplamaya başladığında çığlıklarının duyulmaması için dudaklarını ısırıyordu… O şekilde yaklaşık 10 dakika gidip geldikten sonra bana dönüp “bir dakika bekle geliyorum” diyerek diğer odaya gitti.

Geri döndüğünde ise elinde bir fotoğraf çerçevesi ve çerçevede de düğünde çektikdikleri gelin damat fotoğrafı vardı. Sonra fotoğrafı TV ünitesinin üzenine koyup fotoğrafa yüzü gelecek şekilde domaldı ve bana dönerek “Bu fotoğrafa karşı sik beni” dedi…

Ben olayın şokunu üzerimden atmaya çalışırken bir taraftan önümde domalmış o koca kalçalara bakıyor diğer taraftan o kalçaların arasından benimkini yerleştirmeye çalışıyordum… Yavaşça gidip gelmeye başladığımda iniltiyle karışıkık fotoğrafa karşı “bak siktiriyorum, gelde gör karını sikiyorlar” şeklinde konuşuyordu. Onun konuşmaları beni daha çok tahrik etmeye başlamış bununla birlikte gidip gelmelerim hızlanmaya başlamıştı.. O geniş kalçalarını bi taraftan tokatlıyor, uzun saçlarından kavrayıp kendime doğru çekiyordum..

Artık dayanacak gücüm kalmadığını anladığımda oşalacağımı söyledim, ani ir hareketle arkasını dönüp yüzünü benimkini hizasına getirip dilini dışarı çıkartarak ağzına boşalmamı istedi.. Büyük bir patlamayla yüzünüe boşalırken, çenesinden süzülüp damlayan sipermler dolgun göğüslerine doğru akıyordu..

Kısa bir dinlenme ve sigara faslından sonra tekrar bir posta daha atıp koltuğun üzerine yığıldık.. Artık tüm gücümü tüketmişti.. Hepsi bir kenara eşinin çalıştığı iş yeri eve 500 metre uzaklıkta olduğu için içimdeki yusuf yusuf
sesleri artık kalkmam gerektiğini söylüyordu..

İstemeyerek de olsa giyinip evden ayrıldım… O günden sonra bir daha görüşmeme kararını baştan aldığımız için bir daha görmedim ancak kendisi hatıralarımın arasındaki en nadide yerini aldı. O gün ilk defa TV mesajıyla denk gelen bu güzellikler sonraki TV mesajlarımda da devam etti. Onları da yakında paylaşırım…

sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan eryaman escort bayan sakarya escort bayan