Tüm yazıları yazar01 yazar01

orospu karimin bana yolladigi mail

orospu karimin bana yolladigi mail
Sabah uyuyorum yatakdayim. Ciril çıplak yatıyorum çünkü dün gece kocacim yine orospu gibi guzelce sikti beni.
Camdan güneş hafif popoma vuruyor sıcaklığı hissediyorum. Aşkım geliyor üstüme doğru omuzlarimi öpüyor ve kulağıma fısıldıyor. Karicim birtanem sana kahvaltı hazirladim hadi uyan. Gülümseyerek aşkım benim.benim günaydın diyorum. Kafami kaldirip öpüyorum. Öperken popami hafif kaldirip domaliyorum sikine degsin diye. Aşkım benim dünki sikise doymamis diyor ve sikini basdiriyor hemen tabiki dim dik oluyor. Tam öpüşmeye yalasmaya baslarken telefon geliyor eşimin biraz erken ise gelmesini istiyorlar çok iş varmis. Aşkım kusra bakma hazirlanip gitmem lazim diyor ve beni yatakta bırakıp hazirlaniyor hazirlanirken baja sesleniyor hadi karicim guzelce kahvaltini yap akşam gelince devam ederiz diyor. Ben üzgün bi şekild tamam hayatim diyip uzerime sabahlimi atip kalkiyorum. Öğlene doğru çok azmis bi halde evdeyim bekliyemiyorum artik esimi zaten sabah da öyle birakip gitmisti. Banyo yapip hazirlanip suslenip esimin isyerine gitmeyi ve istedimi3 almaya karar veriyorum.
Duşumu alip makyajımı yapıyorum sacim uzun ve siyah biraz dalgalı yapip acik birakiyorum kırmızı iççamaşırımi giyorum üstüne sari dar kısa bir elbise tam götümde bitiyor anca kapatıyor. Dekoldem fena her gören kesin azar memeler iyice disarda. Topuklu ayakabilarimi giyiyorum kirmizi ruj ve son olarak biraz parfüm. Kapidan tam cikarken karar veriyorumki elbisenin altindaki tangayi cikariyorum herşey daha kolay ve hızlı olsun diye. Kapidan cikiyorum eşime doğru giderken herkezin gözü bende salya sallaya gidiyorum. Kapidan iceri giriyorum direk herkezin gözü bende. Merhaba eşim murati aramıştım diyorum genç bir yakisikli cekinerek burda tuğba hanim diyor esimi görüyorum sevinerek yanina gidiyorum askim seni çok özledim dayanamadim geliyim goriyim dedim bide anahtarını unutmusun onu getiriyim dedim diyip öpüyorum dudaklarindan ve elimle hafif sikini okşuyorum hemen az dimi anliyorsun aşkım diyorsun kulama sariliyorsun kendine dogru basdiriyorsun popomu tutarak benimi özledim yoksa azdin kendini göstermeye min geldin. Hem seni özledim aşkım hemde kendimi gösterip senin iscileri azdirmaya. Off aşkım orospu aşkım seni çok seviyorum böyle azgın olup bide baslarini canin cekince daha çok aşık oluyorum sana. Gel karicim biraz otur birşeyler ıc diyorsun oturuyorum karsimda isciler. Tamam aşkım bacak bacak üstüne atıyorum elbise öyle kisa ki hafif götüm görünüyor adamlar nereye bakcani ne yapcani sasiriyolar. Muratın ve benim tabiki hoşuma gidiyor murat kenara cekilip sadece izliyor. Kocacim seni çok ozlemisim diyip kalkiyorum seni opmek3 sarilmak icin sana gelirken araba anahtarı düşüyor yere. Domaliyorum elbise yukari çıkıyor altimda birşey olmadi icin ami dudaklarim götüm ortada sayilir. Adamlar kafayi yiyor sikleri kalkiyor nasil saklicaklarini bilmiyorlar. Arkadaşlar cekinmeyin utanmayin sadece karim. Güzele bakmak sevaptır diyip gülerek kenara cekiliyor. Genç yakisikliya diyorum beni lavobaya kadar goturmusun cekinerek esimin gözüne bakarak tamam diyor. Sanki esimden izin alıyor gibi. Kapısına kadar geldi burasi yengecim dedi. Gülümsedim. Yenge yer seni diyip bir öpücük kondurdum direk dudakdan ne yapirsun yenge murat abi gorecek diyip etrafına baktı. Birey olmaz canım kizmaz o ben serbest bi kadınım istedimi yaparim o karismaz. Onuda tuvalete cekiyorum kapiyi kapatiyorum. Eşim çok.iyi biliyor olacaklari ve sevinçle bekliyor çünkü biliyorki karisi kendini sikdirecek ve oysa akşam pis döllü orospu karisini sikip yalayacak.
Ben tuvalete öpmeye sikini okşamaya başlıyorum kemerini açıyorum pantolunu indiriyorum. Wow bu je güzel yarak boyle diyip ağzıma aliyorum dibine kadar heyecanlanıyor nefes sesli almaya başlıyor gozlerini kapatip kendini duvara yaşıyor hem inliyor hem abi bizi öldürecek diyor ama ben devam girtlama kadar sokuyorum dasaklarini yaliyorum komple ağzıma aliyorum senelerdir yarak yalamamis gibi yaliyorum memelerimi adamin ağzıma veriyorum yavaş yavaş yalıyor uçlarını emiyor isiriyor. Off yengem bunlar ne güzel meme böyle doyulmaz bunlara diyip yaliyor ben elimle sikini oksuyorum yavaş yavaş açılıyor elini amima götürüyor. Yanıyorsun sen resmen icice sulanmis amin abi seni sikmiyormu. Sikiyorda bugün picin teki aradi ise erken gel dedi beni sikmeden birakmak yuzunde kaldı. Yengem affet o bendim benim yüzümden sikemedi seni diyor ensemi memelerimi yalamaya devam ediyor. Sendin demeki o şerefsiz. Esimin yapamadini sen yapmak zorundasin. Diyip arkami domalip sikini elime alip amima yerlesdiriyorum. Ne istersen yengem bilseydim cagirmazdim diyip amima sokuyor ben seni mutlu edicem yengelerin en guzeli3 en tatlısı. Şap şap diye amima koyuyor. Daha hızlı hadi sik beni orospu çocuğu diye inliyorum. Off evet daha derin ya ya diye iyice sesleniyorum içerde herkez duyuyor. Murat abi ne oluyor diyolar eşim bilmem gidin bi bakin bakalim diyor. Hepsi geliyor kapi aralik beni nasıl.sikdini görüp hepsi sok oluyor ne yapicaz diyolar ama gozlerini alamiyolar keske bende sikebilsem keske onun yerinde ben olsam diyerek hepsi siklerini oksuyor arkadan esim gelip ne oluyor muş arkadaşlar diyor hepsi panikleyip istersen sen bi bak diyip çekiliyorlar. Sabah aşkımı sikemistim bak ufaklik nasil sikiyor esimi vallah süper yaraksiz kalmadi güzel azgin orospu karim benim. Hastayım şu haline şu kadinin. Siz ne duruyorsunuz çok ayıp sizde girin yanlarina eşime öyle tek bi yarak yetmezde yakismazda diyip hepsi yanima geliyor. 3 erkek yanimda3 daha ne ister bir kadın biri amimi parçalıyor biri agzimi biride memelerimi yalıyor. Hepimiz öyle azmış terlemis bi hakdeyiz ki sonuna gelmek bile istemiyoruz okadar sesliyiz3 herkez duyuyor neler oluyor diye sasiriyolar. Sizler artık benim kölemsiniz köpeklerim siniz her iş cikisi murtla eve gelip beni sikeceksiniz esimin zamani olmyinca siz sikeceksiniz beni yaraksiz birakmicaksiniz. Tamam sen ne istersen herşeyi yaparız o tatlı amin icin . Şimdi hepiniz teker teker amimi sikip icine akitacaksiniz aksamda aşkım.beni döllü amimi yalayip temizlicek hadin pislikler orospu cocuklri. Hepsi bir birinden güzel sikiyor birinin sıkı uzun biri kalın biride hem.kalin3 hem uzun hepsi dibin3 dibine vuruyolar deliklerimi boş birakmiyolar ve teker teker tohumlari icime atiyolar icime sıcak sıcak nasıl.akrini hisediyorum. Hepsi akitip esimin yanina gidiyolar hiç birşey olmamış gibi
Eşim pis pis siriryor birşey demiyor. Ben makyaj tazeleyip öne gidiyorum ay aşkım çok ıyi iscilerin var hepsi bir birinden tatlı diyip o yaldim yarakli dudaklarla agzla esimi öpüyorum. Offf karim ne güzel farklı yarak kokuyorsun benim aşkım sex kokuyor. Aşkım ben eve gidiyorum evde seni beklicem diyorum tamam diyor tam giderken dur bir dakka diyor kocam ne oldu aşkım bacaklarindan asa birşey akiyor askim diyor eğilip bi bakarim bacaklarindan akkan doleri yalamaya baslar yukari dogru offf gelde kafayi yeme. Off orospu pislik kari eve kadar bekleyemem gel buraya seni sikmem3 lazim diyor sacimdan tuutup orda koltuğa itiyor beni ve orsa iscilerin onunde silmeye başlıyor sikini3 amima koyarken her basdirsinda döller fışkırıyor hele ses yokmu cıvık cıvık o sesi duydukca kafayi yiyor inan eşim beni orda pis sert sacimi çeke.ceke sikerken bana küfür ederken orospu kaltak tüm dünyaya siktircem seni siktikce guzelisiyorsun derken bense sevkden bagriyorum sık beni sik karini kim bilir hanginizden hamile kalicam kimin pic çocuğunu buyutcem diye inliyorum. Eşim okadar azmis bu durumda3 kendinden gecmiski bana sacimi cekerken bi tokat atıyor öyle sert atiyorki o an kendimden gecip bayiliyorum o sira sikini cikarip amimdan bayilmis yari ciplak karisinin üstüne akıtıyor. Hadi arkadalar gelin buraya karima güzel bir süpriz yapalim3 ayilinca görsün hepiniz karimin üstüne akitacaksiniz bastan aşa döll olsun diyorsun ve ben güzel bir döll banyosu aliyorum bir kadina yapabilcek en güzel.hediye bence 4 erkek etrafinda ona akitiyor.

Amımın Deliğini Bulamıyordu!

Amımın Deliğini Bulamıyordu!
Merhabalar, ben Fatma, 30 yaşındayım, kocam 40 yaşında. Arabamızla akşamları gezintiye çıktığımızda, kıyafetimin altına sütyen külot giymiyorum. Şehrin içinde gezerken kocamın eteğimi yukarı çekip amımla oynaması çok hoşuma gidiyor. Bunu hafada 3-4 akşam yapıyoruz. Geç saatte arabamıza biniyor, Eskişehir in caddelerinde geziyor ve kocam bazen memelerimi dışarı çıkarıp okşuyor, yanımızdan geçen arabalar aniden yavaşlayıp bana bakıyorlar. Bu durum ikimizin de heyecanlanmasına ve daha bir azgınlaşmamıza sebep oluyor. Tabii azınca da arabayı ıssız bir yere çekip, bazen arabanın içinde, bazen de arabadan inip dışarda çılgınlar gibi sikişiyorduk kocamla.

Bunu, monotonlaşan evliliğimize ve seks hayatımıza biraz olsun heyecan katmak için yapıyorduk. Çoğu evlilikte olduğu gibi zamanla bizim de seks hayatımız monotonlaşmıştı. Daha sonraları kocam eve seks filimleri getirmeye başladı. O filimleri birlikte seyrettikten sonra ikimiz de daha bir heyecanla sikişiyorduk.

Hatta bir keresinde kocamın bir fantazisini gerçekleştirmek için farklı bir şey yaptık. Bir gece ben orospular gibi, mini bir etekle, bol dekolteli askılı bir tişört giyinip, aşırı makyaj yaptım. Ağzımdaki sakızı Cak, cuk, cak! diye şapırdata şapırdata çiğneyerek, Odunpazarı yolunda bir otobüs durağında kocamı beklemeye başladım. Kocam gelene kadar önümde kaç tane arabanın durup, beni arabaya atmak istediğini tahmin edemezsiniz. Gideceğiniz yere kadar götüreyim hanfendi! , Kaça gidiyorsun yavrum? , Sakso var mı? , Götten de veriyor musun? , Lastiksiz yapıyor musun? , Biz üç kişiyiz, grup yapıyor musun? gibi sorular da cabası. Ben tabii hem korkudan hem heyecandan, hem de utandığımdan hiç birine cevap bile vermiyorum. Sonunda kocamın arabasını görünce öyle bir rahatladım ki, arabaya yıldırım hızıyla nasıl bindiğimi bana sorun. Tabii o gece kocamla deli gibi sikiştiğimi söylememe gerek yok!

Bir gece yine arabamızla gezmeye çıktığımızda, kocam elini eteğimin altına sokup külotsuz amımla oynarken, bana, Aşkım bir delikanlı var, Eskişehir e yeni gelmiş, ismi Hasan, çok saf ve temiz bir genç. Onunla bugün tanıştım, epey bir sohbet ettim. Yazık, üzüldüm durumuna, hiç kadın sikmemiş, hatta Geneleve bile gitmemiş, yakında askere de gidecekmiş, bana (Abi bildiğin hiç kadın var mı, arabanın benzin parasını ben veririm, arabaya kadın atsak olur mu?) diye sordu, ben de (Tamam, sabret, sana bir orospu ayarlarım!) dedim. Ne dersin aşkım, o delikanlıyı arabaya alalım mı? dedi.

Önce çok karşı çıktım, Olmaz, ben böyle bir şey istemem! Ben senden başkasıyla sikişmem, ben orospu değilim! dedim. Kocam da, Tamam aşkım, sikişme! Ama yine de alalım, arabanın arkasında otursun, biz sevişirken o da 31 çeksin! dedi. Bu teklifine de karşı çıktığım halde kocam Hasan ı duraktan aldı. Hasan arabanın arkasına bindi, ben herzamanki gibi önde kocamın yanında oturuyordum. Kocam arabayı Yukarıçağlan köyüne doğru sürdü. Hava soğuk olduğu için arabanın camları sık sık buğulanıyordu. Kocam arabayı kırsal bir yerde durdurdu. Sonra benim gömleğimin düğmelerini açtı, sütyensiz göğüslerimi okşamaya ve uçlarını emmeye başladı…

Arkadaki Hasan yana kayıp hem bizi seyrediyor, hemde 31 çekiyordu. Bu durum elimde olmadan beni heyecanlandırmıştı. Sonra Hasan, Abi ben de memeleri okşayabilir miyim? dedi. Ben tam itiraz edecekken, kocam bana, Bırak okşasın! dedi. Hasan ellerini koltuğun yanlarından uzatıp memelerime attı. O kadar güzel okşamaya başlamıştı ki, o anda heyecanım doruğa çıkmıştı. Kocamın haricinde ilk defa bir erkek memelerimi okşuyordu. Benim zevkten kıvrandığımı gören kocam, Aşkım elini arkaya uzat, Hasan ın yarrağını eline al! dedi. Ben de elimi arkaya götürüp Hasan ın yarağını elime aldım, ona 31 çekmeye başladım. Karanlıkta göremiyordum, ama ellediğim kadarıyla Hasan ın yarağı oldukça büyük olmalıydı. Yarağının başı kocamın yarağının başı gibi normaldi, ama yarrağının gövdesi taşaklarına doğru kalınlaşıyordu. Ben yarağına 31 çektikçe Hasan kendinden geçiyordu. Benim ise amım acayip sulanmıştı ve zevkten deli oluyordum…

Kocam, Tamam, bırak yarrağını Hasan ın! deyince bıraktım. Kocam arabadan indi, arka kapıyı açıp Hasan ı da indirip ön kapıya getirdi. Benim kapımı açıp beni de indirdi, beni arabanın kaportasına domalttı. Ben beni kocam sikecek diye bacaklarımı ayırıp beklerken, kocam Hasan ı arkama yanaştırdı. Doğrusu o anda amıma yarak girsin de, kimin yarağı olduğu önemli değildi benim için. Ama Hasan bırakın amımın deliğini, amımın yolunu bile bulamıyordu. Elimi arkaya götürüp Hasan ın yarağını amımın ağzına yerleştirdim ve Hadi! dedim. Hasan yüklenip amıma köklediğinde ikimizden de derin bir inleme çıktı. Hasan ın yarağı içimi o kadar güzel doldurmuştu ki, içimden hiç çıkmasın diye dua ediyordum. Hasan beni sikmeye başladığında, Kocam da bize bakıp 31 çekiyordu. Benim ise hem heyecandan, hem aldığım zevten amımın suları akıyordu…

Her şey mükemmeldi, harika sikiliyordum ki, Hasan ın birden bana abanıp durmasıyla hayal kırıklığına uğradım. Daha iki dakika olmadan içime boşalmaya başlamıştı. O kadar çok dölü vardı ki, bitmek bilmiyordu, amımın içi dölle tamamen dolmuştu. Erken boşalmasına moralim bozulmuştu. Fakat boşalması bitince Hasan yarağını amımdan çıkarmadan içimde yeniden hareketlendi. Ve bu sefer beni yarım saatten fazla sikti, beni peş peşe 4 kez Orgazm etti. Sonunda Hasan amıma ikinci boşalmasını yapıp arkamdan çekildi. İkimiz de yorulmuştuk. Amımı dolduran dölleri silmek için kocamdan ıslak mendil istediğimde, Silme içinde kalsın! dedi. Toparlandık, bindik arabaya, Hasan ı aynı otobüs durağına bıraktık, oradan da eve geçtik.

Eve girer girmez kocam elimden tutup beni yatak odamıza götürdü. Hasan ın dölleri halen içimde dolu dolu duruyordu. Kocam beni soyup yatağa uzattı. Eliyle amımdaki dölleri alıp memelerime ve ağzıma veriyordu. Halen sıcak ve çok tatlı geliyordu dölleri yemesi. Sonra kocam döllü amıma yarrağını kökledi ve sikmeye başladı. Kocam siktikçe içimdeki döller çarşafa süzülüyordu resmen. O gece kocamla sabaha kadar dinlene dinlene sikiştik…

Ertesi gün Hasan, kocama, Orospunun amı çok güzeldi, abi nolur bir kere daha buluşalım! diye çok yalvarmış, ama kocam razı gelmemiş. Şimdi kocam beni sikerken hep Hasan ın yarağı aklıma geliyor ve deli gibi sikişiyorum kocamla!

[Fatma]

Canım kayınvalidem 13

Canım kayınvalidem 13
O pazar pikniğimiz süresince kayınvalideciğim akşama kadar deniz sefamızın güzelliğinden dem vurdu arada bir. Damadım çok zevkli işini biliyor diyordu. Çok hoşuna gitmişti bottaki sikişmemiz. E kolay değil bir ay boyunca elleş sürtüş ama sikişme. Fırsatını bulunca çıldırıyorduk ikimiz de. Öyle hadi sikişelim deyip yapacağımız bişey değildi çünkü ikimizin de. Bedenlerimiz arasında ayrı bir aşk vardı. Ben kaynanamı sikerken amının yandığını hissediyordum her seferinde artan bi ateşle. Ogün akşam eve gittiğimizde kaynanam biraz halsiz olduğunu söyleyip yattı odasına. Gerçekten de rengi biraz soluktu. İki saat sonra nasıl olduğunu sorduğumuzda çok halsiz olduğunu ara ara titrediğini söyleyince acile götürdük. Allah tan önemli bişeyi yokmuş vücut enfeksiyon kapmış deniz suyunda. Doktorun kayın valideme sorduğu sorulara bazen gülesim geliyordu. Eşinizle beraber mi girdiniz, denizde bir yaralanma yaşadınız mı gibi?? Denizde cinsel ilişkiye girdik doktor bey diyordum içimden 🙂 Serum verdiler bir saat kadar sonra doktor iğne yazdı 5 adet. Günde bir defa enjekte edilecekti…
Ben iğne vurma işini yıllardır yapıyordum. Elimin hafif olduğunu söylerler genelde. İyi öğrenmiştim tekniğini. Eşim çok rahat bir şekilde benim yapabileceğimi söyledi kaynanama. Hiç korkmamasını ve elimin çok hafif olduğunu söylüyordu hatta. Kaynanam guya olur mu ki ben korkarım ayaklarına yatıyordu ama bıyık altından mutluluğunu anlayabiliyordum. Ertesi gün akşam iğnesini ben yaptım. Annem eşime gerçekten de çok hafifmiş oğlumun eli, doktorumuz elimizin altındaymış dedi gülerek. Eşim de dememiş miydim anne der gibi kafa salladı . Bana da eline sağlık aşkım dedi. Bizim kaynanamla ilişkimizi bir tarafa bırakırsak iyi bir damattım gerçekten. Eşim de ilişkimizi bilmediği için haliyle bu tavırlarıma minnettardı. Ben babamı 10 yaşımda trafik kazasında, annemi de 30 yaşımda göğüs kanserinden kaybettiğim için eşim annemle nasıl anlaşırdı bilemiyorum tabi. Ama eşimi tanıdığım kadarıyla çok iyi bir gelin olurdu. Eşimin kayınvalidemle olan ilişkime hayran olması bizim çok işimize geliyordu. Ama ilişkimizi öğrenecek olursa yaşayacağı travmayı aklıma bile getirmiyorum…Bu sonucu kayınvalidem de ben de hiç düşünmediğimiz için bu ilişkiye girmiştik. Ve kendimize bile aşikar olmamamızın sebebi hem bu sonuç hem de benim eşimi kayınvalidemin kızını çok sevmesi. Madem bu kadar seviyorsun eşini, neden böyle birşey yapıyosun diye soruyordum bazen kendime. Kaynanam da kendini aynı soruyu soracak birisi tabi ki. Ama bilmiyordum. Kaynanam konusunda üzerimde beni yönlendiren ve irademi saf dışı bırakan bi etki vardı adeta. Deliriyordum ona dokunmayınca…

Ertesi gün yine eve geldiğimde kaynanam beyaz bir tayt ve atlet gibi bir body ile karşıladı beni kapıda. Her zamanki gibi kapıyı kapatır kapatmaz hafif sarılıp öpüştük yanak dudak karışımı. Taytının altındaki iri ve yumuşacık kalçalarını avuçlayıp sıktım iki elimle okşar gibi. Sikimi pantolonun altından taytının arasına sokup çıkardım iki defa. Hemen bu hareketi yapmak istiyordum zaten ona her sarılışımda. Önce göt yanaklarını avuçlamak sonra da sikimi ona hissettirmek. Çünkü anında gözleri bayılıyor ve dudaklarını uzatıyordu istemsiz. Sikimi amının arasında hissetmek onu da delirtiyordu. Göt yanakları avcımda, sikim de amının arasındayken 5 saniye kadar uzattığı dudaklarını öpüverdim hafif dilimle ıslatarak. Hoşgeldin faslımızdan sonra ben hemen odama geçip şortumu giydim geldim. Günün bir kaç sohbetini yaptık karşılıklı mutfak masasında. Gözüm bembeyaz taytının altındaki bacaklarında ve arada bir açıp kapadığında görmeye çalıştığım am dudaklarındaydı. O da çadır direği gibi, şortumu kaldırmış olan sikime bakıyordu göz ucuyla arada. Bu beyaz taytlı haliyle nasıl sikmek istiyordum şu an… Gerçi her haliyle sikmek istiyordum hep. Ama şu hali kötü yapmıştı beni. Sikişirken bi kaç kez mustehcen cümleler bile kullanmıştık. Sikişmeyi nasıl özlediğimizi falan söylemiştik. Ama bunlara rağmen yatağa yatalım da sikişelim diyemiyorduk ve asla böyle bir hale gelmeyecekti ilişkimiz. Bunun sebebini her yazımda hemen hemen belirtiyorum zaten. Bizim ilişkimize benzer ilişki yaşayanlar anlatmak istediğimi çok iyi anlar. Kaynanama en azından değdirmek istiyordum ve aklıma geliverdi fikir

-O maharetli ellerinle bi kahve yapar mısın dicem anne ama önce istersen senin iğneni bi yapalım
-İstediğin kahve olsun tatlım. Karşılıklı içelim. O zaman uzanayım ben üstümü hazırlayıp.
-Tamam anne geç içeri seslen sen bana

Hazırlanmak cümlesi hoşuma gitti. Kaynanamın gülleri açılmıştı iğneni yapalım deyince. Ohh tatlım benim. Güzel götüne elleyecektim az sonra. Zaten çadır kurmuş olan sikim kazık gibi sertleşiverdi.

Beş dakika sonra kaynanam bana seslenince salona geçtim. Üzerinde kısa lacivert saten bi gecelikle yerde yüzüstü yatıyordu. Bembeyaz bacakları kalçasının hemen altına kadar açıktı. Saten gecelik yuvarlak kalçalarının arasına girmişti. Görüntü beni bir defa daha delirtti. Yanında da ilaç çantası vardı. O an yerde iğne yaptıracak biri değil de kendisini erkeğine siktirecek isterik bir kadın yatıyordu. Taytını çıkarıp kısacık gecelik giymesinden belli diye düşündüm. Her halukarda taytını biraz sıyırıp iğneyi yapabilirdim tabiki. Hemen yanıbaşına oturup şırıngaya ilacı çektim. Zaten kısacık olan eteğini beline kadar topladım. Bembeyaz dolgun kalçaları açıldı tamamen. Altındaki götünün arasına giren kırmızı tanga azmaktan kudurtabilirdi o an. Bu kadar açmama gerek yoktu ama ona bakarsan kaynanamın da bu kısacık geceliği giymesine gerek yoktu! Sonra pamuğu alkole batırıp kalçasının üzerinde gezdirdim iğne yapacağım yerde. Önce sterilize etmem gerekiyordu. Pamuk elimde götünü okşamaya başladım. Tek elimle avuçluyor sıkıyordum. Alkol falan kalmadı pamukta ama ben kendimi tutamıyordum. Elledikçe elleyesim geliyordu kaynanamın götünü. Onun da memnuniyetini yan çevirmiş yüzünde gördüm. Kalçasını yanlara doğru açık kapatıyordu ben ovarken. Ben de biraz fazla abarttım ovma işini ve kalçalarını açıp kapatmaya başladım. Göt yanakları açıldıkça araya giren tanganın kenarından amını ve göt deliğini görüyordum. Bi ara dayanamayıp iki elimle götünü iyice ayırıp ortaya çıkan am deliğine ve göt deliğine bakakaldım öylece. O an sikimi şortumun arasıdan çıkarıp direk amına sokmamak için yine mucadele verdim kendimle. Benim bu hareketimle yan duran yüzünü bana doğru çevirdi bi baktı bana kaynanam. Yine aynı ifade. nolur erkeğim sok sikini lütfen der gibiydi. Sonra hemen yan çevirdi yine yüzünü. biraz daha baksa direk sokacaktım o kadar etkiliydi bakışları. Sonra hafif kendime gelip şırıngayı aldım elime. Hafifçe enjekte edip ufaktan alkollu pamukla yaydım etrafını. Sonra bıraktım ve ilaç çantasına malzemeleri koyup kenara çektim.

-Teşekkür ederim tatlım. O kadar hafif elin var ki anlamıyorum bile iğneyi yaptığını.
-Bişey değil annecim. canının acımasına dayanamam zaten.
-Ooyyy yerim seni ben. Kaldırma beni yaklaştır yüzünü de bi öpim bakim seni.

İşt budur diye geçirdim anlık olarak aklımdan. Ve kaynanamın üzerine doğru hafif uzanır vaziyete geldim. Tek elimle sikimi şorttan bırakıverdim dışarı. Götüne yüklenmeden arasına sikimi sokarak eğildim yüzüne. Üzerinde uzanmış vaziyetteydim ama yükümü vermiyordum iğne bölgesi acımasın diye. Dudaklarıyla yüzümü yalar gibi öpüyordu uzunca mmmmmmmm diyerek. Bu arada sikimi tanganın arasından amına sokuvedim. Ipıslak ve sıcacık amında sert sikimi hissedince daha bi ıslatarak ve vakumlayarak öpmeye başladı yüzümü. Onun bu şehvetine dayanamadım ve sikimi amına sokup çıkarmaya başladım. Yüzümdeki dudaklarına doru dudaklarımı kaydırdım biraz biraz. Şimdi dudaklarımız öpüşüyordu emişerek yalaşarak. Sikimi yavaş yavaş amına sokup çıkarıyordum dibine kadar. Kaynanamla evimizde ilk sikişmemizdi artık bu. İnşallah gerisi gelir diyordum tatlı amcığını sikerken. Yavaş yavaş hızlanıyordum ama şaplatmıyordum kalçası acımasın diye. Ama onun yüz ifadesinden, dudaklarımı dilimi somurmasından, nefes alırken inlemesinden, ve kalçalarını sağa sola oynatıp sikimi amıyla vakumlamasından anlıyordum ki onun umrunda değildi iğne. Elimin birini yere destek yaptım diğer elimle göğsünü avuçladım geceliğinin altından. Göğsünü okşuyor uçlarını parmaklıyordum, dilini dudağını emiyordum sikerken. Ama tek elim yere dayalıyken yorulduğumu ve rahatsız olduğumu düşündü sanırım kaynanam. Halbuki dünya yıkılsa o an umrumda değildi benim. Hafif bacaklarını topladı ve göbeğini çekmeye çalıştı. Anladım ki üzerinden kalkmamı istiyordu doğrulmak için. Hemen kalktım üzerinden. Ben kalkar kaklmaz yanımızdaki kanepeye dizleri yerde bir vaziyette uzanarak domaldı. İlk defa bana sikişmemizde bilerek pozisyon veriyordu kaynanam. Hiç bir bahane yokken!! Evet banyoda denizde havuzda da domalıyordu ama yerini değiştirmiyordu. Ben arkasında kalçalarını elimle ayırıp sikimi açılan amına geçirirken yine dönüp baktı yüzüme. Şaplata şaplata sik erkeğim rahat ol der gibiydi. Onun bu bakışına ve amının tadına dayanamayaral hızlı hızlı şaplata şapalata sikmeye başladım canım kaynanamı. Odanın duvarlarında sesler yankılanıyordu götüne kasıklarımı şaplatırken. Arada bir yavaşlıyor sikimi dibine kadar yavaşşşş yavaşş sokup çıkarıyor sonra yine şaplatarak sikmeye devam ediyordum. Kaynanam başını sağa sola sallıyor bazen yüzüme bakıyordu o şuh ifadeyle. Sikim amındayken zevkten kalçalarıyla amıyla sikimi vakumlamasına bayılıyordum. Sikimi tamamen çıkarıdm ve amının sularıyla göt deliğinde gezdirdim sikimi biraz. Biraz da parmağıma tükürük alıp götünü okşadım. Önce bir sonra iki parmağımı götüne bir kaç kez sokup çıkardım. Göt deliğinden çok haz alan kaynanam kalın sesle inlemeye başladı. Götünü iyice sağa sola oynatıyordu. Dayanamadım onun bu isterikliğine ve sikimin başını göt deliğinin üzerine getirip yavaşça kaydırdım arasına. Sonra onun kısık sesle ohhhhh sokkkkk kocacım, sik erkeğim götümü demesiyle sikimi dibine kadar sokup çıkarmaya başladım. 5 dakika kadar inlete inlete götünü siktikten sonra çıkardım ve amının dibine kadar geçirdim sikimi. Biraz da böyle şaplatarak siktim amını. Sonra bir hareket de ben yaptım tabi İLK… Kaynanamı bacaklarından kavrayıp havaya kaldırıp kanepeye yatırdım ama sırtüstü gelecek şekilde uzattım…..

Önce öylece bana bakıyordu, beklemiyordu böyle bişey. Sonra ben üzerine doğru gelince bacaklarını karnına çekip ayırıverdi iki yana. Direk sikimi amına sokup dudaklarına yapıştım heyecandan. Sonra ilk dea yüz yüze deli gibi öpüşerek sikişmeye başladık. Ben yüzünü iki elimle tuttum o da benim yüzümü aynı şekilde iki eliyle tuttu. Dudaklarımız dillerimizi sürte sürte yalaşa yalaşa sikişmeye başladık. Dilini dudağını emerken amının dibine kadar sikimi sokup çıkarıyordum. Sonra boynuna geldim öperek yalayarak. Somurmamaya gayret ediyordum zor da olsa. Sonra omzundan gecelik askılarını yana çekip indirdim biraz ve göğüs uçlarına dudaklarımı dayadım direkt. Göğüslerini avuçladım ve uçlarına dilimi hızlı hızlı sürtmeye başladım. Göğüs uçlarından başlayıp göğsünün tamamını yalıyordum. Sıra ile her iki göğsünü de bu şekilde yalayarak amını sikmeye devam ediyordum. Kaynanamın ohhh ahhhh sesleri bir ara baya bi yükseldi. O an dudaklarına gömüldüm hemen. O de kontorlü anlık kaybettiğini anladı ve başımdan iki eliyle tutarak deli gibi öpüşmeye emişmeye başladı benimle Şimdi dudaktan öpüşerek sikişiyorduk. O llerini arasına fafamı almıştı dudaklarımı somuruken benim ellerimde göğüslerini avuçluyordu. Sonra elleriyle tuttuğu başımı tekrar göğsüne dayadı. Emmeye yalamaya başladım. Bembeyaz iri göğsünün altını üstünü uçlarını heryerini yalıyordum. Ben bu şekilde göğüslerini yalarken bacaklarını belime doladı şehvetten ellerini kalçalarıma attı kendine doğru bastırmaya başladı beni. Avuçladığı kalçalarımı okşuyor ve kendine doğru iyice bastırıyordu. O bastırdıkça sikimi amıın dibine kadar sokuyordum. Kulağına eğildim ve yaladım okşadım dilimle. ohhhhh erkeğimmmmmm deyiverdi . Onun bu cümlesi beni seriye bağladı ve şaplatarak sikmeye başladım hızlı hızlı. Kulağından yüzüne yüüznden dudağına sonra tekrar kulağına kaydırarak yalıyor öpüyordum. Sikişlerim iyice hızlandı ellerimi alttan kalçalarına atıp avuşladım. Dudakalrına yapıştım ve ohhhh karıcımmmm seni sikmelere doyamam ben dedim kısık sesle. O da şehvetten kuduruyordu sikişlerimin hızında ve dilimin altında. Sik erkeğimmmm, sik kocammmmm. Her gün sik beni ne olur. Amımı götümü sik, sikinden ayrı bırakma bu karını dedi. Bırakmam karıcım delirtiyosun beni zaten, seni sikmeden nefes alamam ben bebeğimmmmm dedim ve deli gibi dudakların dilini emmeye başladım. Göğüslerine iniyor ve rastgele emiyor dilimi sürüyordum amını sikerken. Kaynanam ahhh ahhhhh diye bağırarak kasılarak boşalmaya başladı. Sikimi amına hapsetmiş bacaklarını kapatmıştı. Ben de onun sikimi sıkmasına dayanamadım ve anında boşlamaya başladık. Ben yine çok sesi çıkmasın diye dudaklarına gömülmüş vaziyette bırakmıyordum ağzını, dilini, dudaklarını. Hem dilini alıyor hem amına fışkırıyordum o an. Amının dibini duvarlarını suladım döllerimle fışkıra fışkıra. Bu sefer öyle bir boşaldık ki durulmamız bir dakika sürdü nerdeyse. Göğüslerine uzandım. İki elimle tutup ağzıma aldım üzerinde uzanırken. Sikim hala amının içindeydi. O da benim yüzümü seviyor okşuyordu yavaş yavaş. Göğsünü yalayarak emerek bi 5 dakika üzerinde yattım. Sonra amındaki sikimi yavaşça çıkardım. Amının kenarlarından süzülen döllerim kıpkırmızı am dudaklarıyla çok güzel göründü. Bu amcığı yalayacağım en kısa zamanda dedim içimden. Ama artık toparlanmamız gerekiyordu çünkü saat 5 e çeyrek vardı…….

türbanlı rabia..

türbanlı rabia..
Merhaba arkadaşlar. Daha önce size hep hayal ürünü hikayelerimi yazdım ama şimdi %100 gerçek bir hikayeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Ama yine de her ihtimale karşı isimlerde ufak oynamalar yaparak yazıcam.
Mağazamın karşısında eczanede çalışan bir kız vardı. İsmi rabia. 150 boylarında zayıf ama sıska değil tesettürlü beyaz tenli güzel hoş bir kızdı. Yaklaşık bir sene eczanede çalıştı hep bakar beğenirdim ama hiç ileriye gitmemiştim. Sohbetimiz sadece ben ilaç almak için girdiğimde kısa sohbetler oldu. Bir gün yine ilaç almaya gittiğimde yoktu. Rabia yok mu dedim. Arkadaşı evleneceğini söyledi. Şaşırmıştım hayırlısı diyip işime baktım
Ama asıl hayal kırıklığını birkaç hafta sonra rabia ve müstakbel nişanlısı ve ailesi mobilya almak için mağazaya girdiklerinde yaşadım. Nişanlandığı kişi aynı cadde üzerinde kuyumculuk ve müteahhitlik yapan salih abi nin en büyük oğlu saf emreydi. Deli değildi ama kendine bakmayan saf saf konuşan halk arasında yarım akıllı denen bir tipti. Salih abiyle esk**en beri samimiyetimizve arkadaşlığımız vardı. Onlar eşya bakarken salih abiyleben çay içip sohbet ediyorduk. Abi hayırdır dedim. Hayır ibocum dedi. Bu kız benim bina da kiracı. Babası kirayı ödeyemiyor bana da borcu var. Bana bu işi teklifetti. Bizim emre saftır ama temizdir. Rabia da onu çevirecek kız. Anlaştık tamamdedik bakalım belki bizim emrede iyice bile girer. Hem aynı binadayız göz kulak oluruz dedi. Başka bir binadan da rabianın babasına bir daire hediye etmiş. Bir nevikızı satın almışlar. Ürünler seçilirken bende biraz işe katıldığımda rabia nın bu işe ne kadar isteksiz olduğunu gördüm. Her şeye tamam ne olursa olsun modundaydı. Sözleşmemizi yaptık ve satışımızı yaptık.
Birkaç gün sonra Merkeze siparişleri geçerken bir hata olduğunu farkettim. Emreyi aradım olayın farkında bile değildi. Salih abiyi aradım ben karışmam ibocum vereyim gelinin numarasını onla hallet dedi. Rabiayı aradım hatayı anlattım abi kafam karışık anlamadım dur yanına geliyim o caddedeyim dedi ve 5 dk sonra mağazadaydı. Yanlışlığı anlattım ben anlatırken gözlerini benden kaçırıyordu abi sen bilirsin ne yaparsan yap çok da umrumda değilzaten dedi ve ağlamaya başladı. Hemen bir su verdim. Ve de çay yaptım. Biraz sakinleşti ve babasının istemediği halde ev ve para için o deliye kendini evlendirdiğini anlattı. Başta karşı çıkmış ama sonra annesi için tamam demiş. Açıkçası çok üzülmüştm. Ben ürünleri teslim edene kadar birkaçdefa daha telefonda konuşmuştuk ama bu müşteri satıcı ilişkisinden öteye gitmedi. Ama asıl olaylar düğünden birkaç ay sonra başladı.
Salih abi eleman aradığımı duyunca yanıma geldi. Bizim gelin rabia dedi çalışmak istiyor bende kuyumcuya falan sokmak istemiyorum eğer tamam dersen gelsin bi görüş işine gelirse çalışmaya başlar. Hem burası güvenilir yer hem de o evde sıkılmış bizim yarım akıllıyla biraz hava değişimi olur dedi. Tamam abigelsin bi görüşelim dedim. Ertesi gün emreyle beraber geldiler. 3-5 dakikalık bir sohbetten sonra ben şartlarımı anlattım. Rabia da her şeye tamam yaparım dedi. Onun tek derdi evden kaçmaktı zaten.
Hafta başında çalışmaya başlamıştı rabia. İlk önceleri sessiz sadece işine bakan bir kızdı. Eşimde bu durumu beğenmişti çünkü kıskançtır. Ama gün geçtikçe rabia açılmaya başladı. Benle daha sık sohbet etmeye gülmeye ikili ilişkiler kurmaya başladı. Bir gün bir kahve yapmış yanına çikolata koymuş benim yanıma geldi. Söyle bakalım ne istiyorsun dedim. Aşk olsun abi sen istedin de ne zaman yapmadım dedi. Bu senden ve çikolatalı hadi söyle dedim. Abi tamam ama aramızda dedi sana güveniyorum.merak etmiştim. Abi bizim emreyi biliyorsun. İyice sıktı beni burası çok iyi geldi ama eve gidince beni hiç durdurmuyor her akşam istiyor bazen birkaç defa istiyor. Ee ne var bunda kocan değil mi.. herkadının istediği bu dedim. Abibırak allah aşkına.. pisadam bir günden bir güne dişini fırçalamaz sigaradan ağzı kokar pis ben kaçmaya çalışıyorum dedi. Ben ne yapabilirim dedim. Bir hap var dedi. İsmini söyledi erkekliği azaltıyor. Ben onu düzenli olarak içirdim mien azından haftada bire düşer katlanması daha kolay olur dedi. Rabia ile yaptığım bu sohbet bile sikimi kaldırmıştı. Tamam dedim ahpı getirttim. Bir haftaya kadar rabiainanılmaz değişmişti. İşe daha dinç geliyor ve daha neşeliydi. İşe yaradı galiba dedim. Güldü evet dedi. Artık erken uyuyor bende dinleniyorum dedi. Sohbetlerimiz ilerlemişti.. süreklisohbet eder halegelmiştik. Hatta o kadar rahttı ki benim yanımda türbanını bile düzeltiyordu benim yanımda. Siyah saçlarını sallıyor mis gibi elidor kokusu geliyordu.
Bir gün diiş fırçalarken koridordan geçiyordu döndü uzun uzun bana baktı. Ne güzel dedi. Sigara içmiyorsun dişlerin ağzın temiz kokmuyorsun ne kadar şanslı eşin… hoşuma gitmişti. Aynı gün ben yemek yerken ne yiyorsun abi dedi. Tarhana çorbası gel kaşık al ye dedim. Yok ben tokum ama tadına bakarım dedi elimden kaşığı alıp yedi. Kız senin miden bulanmaz mı dedi. Senden neden bulansın abi dedi. Tekrar kaşığı bana verdi bende aynı kaşıkla yemeğe devam ettim. Bir şeylerin değiştiği ve ters gittiği belliydi ama hoşuma gidiyordu.
Bir gün mağazanın alt katında dekoru düzenliyorduk. Hem sohbet ediyor hem de şakalaşıyorduk. Rabia şalını çıkarmış saçları açık çalışıyordu benim yanımda. Benim ağzımda sakız vardı. Kasıtlı olarak şaklata şaklata çiğnedim ve bu sese sinir oldu. Versene şu sakızı dedi. Hayır vermem dedim. Ver ben çiğnicem canım çekti dedi. Olmaz dedim. Sakızı ağzımından çıkararak dudaklarımın arasına çıkardım alacaksan böyle al dedim. Yanıma yaklaştı başımın iki yanından tututp çekti parmak uçlarına yükseldi ve dudaklarıma yapıştı. Rabia ile öpüşüyorduk. Tabi bu arada sakız onun ağzına girmiş sakızla beraber benim dilim de ağzındaydı. Belinden tutup kendime çektim. Tadı çok güzeldi. Sonra kendini çekti ağzındaki sakızı gösterdi aldım işte dedi. Sikim dimdikti. Gözleri ona kaydı ve hafif gülümsedi. Arkasını dönüp gitti..
İyice azmıştım. Mağazada azıp azıp evde karıma patlıyodum. Karım bu işten memnundu. Her akşam rabiayı düşüne düşüne sikiyordum. Öpüşmemizin üzerinden birkaç gün geçmişti. O konu hiç açılmamıştı. Tuvalete sıkıştığım bir gün lavoboya çıktım. Rabia ortalığı toplamış makyajını ve şalını düzeltiyordu. Çabuk çık sıkıştım dedim. Banane dedi. Altıma yapıcam dedim. Beni ilgilendirmez ne yaparsan yap dedi. Sen bilirsin o zaman dedim. Pantolonumu indirip işemeye başladım. Ben bunun heyecanını yaşarken rabia gayet sakindi ve yıllardır berabermişiz gibi hareket ediyordu. İşedim kalktım baxerım hala dizlerimde dal taşak duruyordum karşısında. Göz ucuyla bana bakarken üstünü düzeltiyordu. Sikim aşağı doğru hacim kazanarak sallanıyordu. Arkasından hafifçe yaklaştım bedenimi dayadım nefes nefeseydi rabia.. hafifçe sürttüm bedenimi yaklaştırdım ve lavoboda elimi yıkayıp pantalonumu giydim ve banyodan çıktım. Sikim kalkmıştı ve azmıştım. Rabia üst kattan inerken ben bi eve gidip geliyorum dedim. Ne yapacaksın evde bu saatte dedi. Sert olan sikimi gösterdim pantalonumun üstünden. Kime kalktı o dedi. Sana dedim. Gel benimle indir o halde dedi. Elinden tuttuğum gibi bodrum kata çektim.
Dudaklarına yapıştım. İnanılmaz öpüşüyordu. Nefesimiz dillerimiz ağzımızın suları birbirine karışmıştı. Elim sırtında ve kalçalarında geziyordu. İçinde pamuklu normal bir külot vardı. Teşhirde ki yatağın biriine sırt üstü yatırdım. Her an üst kata biri gelebilirdi ve acele etmeliydim. Pantalonunu ve çamaşırını bir arada hafifçe sıyırdım. Ağzımı bacak arasına uzatıp hafifçe kıllı amcığını yaladım. Hafif ekşimsi bir kokusu ve tadı vardı. Birkaç dil darbesinden sonra bacaklarını diktim. İkimizde nefes nefeseydik. Tek hamlede amına geçirdim. Çok dardı. Emre yeterince açamamıştı anlaşıan amı. Ayak bileklerinden kavradım ve sert ve hızlı hareketlerle sikmeye başladım. Türbanı başındaydı sadece yukarı sıyrılan badisinden karnını görebiliyordum. Siyah gözleri yarım açıktı. Kesik kesik inliyordu. Yatağın üzerindeki dekor yastığını ağzına tıkadı. Bende yerdeki ayaklarımdan destek alıp daha hızlı sokup çıkarmaya başladım. Kaç dakika siktim hatırlamıyorum ama bütün gücümle boşaldım yere…rabia yan dönmüştü hareketsizdi. Ben yere oturdum nefesimi kontrol etmeye çalışıyordum. Birkaç dakika sonra kendimize geldik. Ayağa kalktı beyaz teninin içinde siyah kıllarıyla ince bir çizgi gibiydi amı. Dudakları etliydi. Üstünü düzeltti bana doğru eğildi ve öpüştük. Hadi birileri gelecek yukarı çıkalım dedi. Bende kendimi toparladım.ve yukarı çıktık.
Rabi benim yanımda bir sene çalıştı. Ve bunun yaklaşık 10ayı beraber olduk. 5 katlı mağazanın her yerinde seviştik. Evde karımla iş yerimde rabia ile karı koca gibiydik. Ve bir sene sonra başka şehre taşındıkları için işten çıktı. Sabri abinin rahatsızlığı nedeniyle havası temiz olan şehirlerine yerleştiler. Hala özlüyorum. Ama bir bebeiği olacağını öğrendiğimden beri telefonda yada başka şekilde yaklaşmıyorum.

Üniversitedeki Olgun Hocam

Üniversitedeki Olgun Hocam
Üniversiteye iki yıl geç girmiş bir öğrenciydim. İlk yıl babamın işyerinde ona sürekli destek verdiğim için sınava pek çalışamamıştım, ikinci yıl da sınava geç kaldığım için sınav salonuna alınmayan talihsiz öğrencilerden biri olmuştum. Neyse ki üçüncü denememde İstanbul da iyi bir üniversiteye girmeye hak kazandım. Okuduğum okulu ve bölümümü yazamıyorum çünkü az sonra anlatacağım hikaye ile kimseyi zan altında bırakmak istemiyorum. İlk iki yılki dersler beni fazla zorlamamıştı ama üçüncü yıldan itibaren ağırlıklı olarak aldığımız branş dersleri bana biraz ağır gelmişti. Bir yandan babamın işinde çalışıp diğer yandan da okula gitmek zaten yeterince yoruyordu beni. Dördüncü yıl aldığım derslerden birinin hocası okulda sıfırcı hoca olarak ünlenmiş Cengiz Bey di. Altmışlı yaşlarda olan Cengiz hoca, alanına son derece hakim, özgüveni yüksek fakat çabuk öfkelenen, mükemmeliyetçi bir karakterdi. Çok seveni olduğunu sanmıyorum ama sınıfta inek tabir edilen bir grup öğrencinin ilahı gibiydi. Sınavlarında hep ters köşe yapar, kitaptaki en beklenmedik yerlerden sorduğu sorularla hepimizi sapır sapır dökerdi. Okulu uzatmak istemediğim için elimden geldiğince çalışıyor, sağdan soldan ders notu topluyor, hocanın taktiğini çözmeye çalışıyordum. Fakat ilk yarı yıl maalesef ben de pek çok öğrenci gibi başarılı olamadım. Bu şekilde giderse okul uzayacaktı. Gidip hocayla konuşmaya, tavsiyelerine baş vurmaya karar verdim.

Hocanın odası okulda öğretmen odalarının bulunduğu uzun koridorun en sonunda yer alıyordu. Cengiz hocayı sevmeyenler koridorun bittiği bu yere Cehennem Çukuru adını vermişlerdi. Hocayla bire bir konuşmayı bırak, sınıfta soru sormaya bile çekinen ben nihayet hocanın kapısına kadar gelmiştim. Elimi kaldırıp kapıya vuracakken kapı kendiliğinden açıldı. Elimi havada gören Cengiz hoca çatık kaşlarıyla beni şöyle bir süzerek, Acil bir durumun mu var? , dedi. Yok hocam sadece… , diyebildim. Tamam sonra yarın öğleden sonra akşam altıya kadar okulda olacağım . Peki hocam , diyebildim. Cengiz hoca elinde çantasıyla birkaç adım attıktan sonra döndü, beni tekrar gözleriyle baştan aşağı süzerek, Adın neydi senin? , dedi, Hangi sınıftansın? Adımın Önder olduğunu ve sınıfımı söyledim. Tamam yarın gelirsin , dedi ve yürüyüp gitti. Ertesi gün öğleden sonra saat üç civarı kapısı çaldım ve Girebilirsiniz , sesini duyduktan sonra içeri adım attım. Cengiz hoca masasında oturmuş bilgisayarında hızlı hızlı bir şeyler yazıyordu. Hah Önder di değil mi? Ben de seni bekliyordum. Daha erken gelseydin keşke . Hocaya eğer müsait değilse bir sonraki gün istediği saatte gelebileceğimi söyledim. Hayır, hayır. Sorun değil, geç otur bakayım , dedi bana masasının karşısındaki koltuğu göstererek. Sessizce oturdum.

Notlarına baktım Önder… , dedi Cengiz hoca kaşlarını çatarak, Durumun vahim çocuğum . Hocaya verdiği ödevleri de eksiksiz ve zamanında teslim ettiğimi söyledim. O ödevler sene sonunda kanaat notu gibi kullanılacak , dedi. Hocam benim bu yıl okulu bitirmem şart , dedim, Babamın geçtiğimiz yıl bir kalp krizi geçirdi. Artık kendini fazla yormak istemiyor. Ve seneye de işyerinin idaresini bana bırakcağını söyledi. Hocam, şu haliyle bile iş ve okul beni çok zorluyor… , diye derdimi anlattım. Tamam anladım da ben ne yapabilirim bu konuda? , dedi. Senin yerine sınav kağıdını ben mi doldurayım yani?… , dedi ekranına bakarak. Hocam mesela en azından hangi konulardan soracağınız hakkında biraz ipucu verirseniz, ben de o konulara ağırlık verebilirim . Cengiz hoca suratıma ölü balık gibi bakarak, Bu tarz şeylerle bana gelinmesi çok canımı sıkıyor , dedi. Baltayı taşa çarptığımı düşünüyordum, Özür dilerim hocam, saygısızlık etmek istemedim . Ayağa kalk! , dedi sertçe. Hemen oturduğum yerden kalktım. Beni iyice süzdükten sonra, Oda kapımın anahtarını sola çevir bakayım , dedi. Çevirdim. Şimdi kemerini çöz ve pantolonunu indir . Utançtan kıpkırmızı olmuştum, beyaz tenli ve kumral bir genç olduğum için hocanın da kızardığımı farkettiğine emindim. Haydisene ne bekliyorsun? İndir, indir! .

Çaresiz hocanın dediğini yaptım, kemerimi çözüp pantolonumu ayak bileklerime kadar indirdim. Cengiz hoca giydiğim beyaz dona bakıp, Annen mi alıyor bunları sana? , dedi. Belki o anda kırmızı değil mor bile olmuş olabilirdi suratım. Evet hocam, babamınkileri de annem alıyor , dedim. İndir şu berbat şeyi, göz zevkim bozuldu , deyince kalp atışlarımı ağzımın içinde hissetmeye başlamıştım. Cengiz hoca bu kez sankin bir şekilde, İndir yavrum, güzel çocuğum, indiiiiir… , dedi sırıtarak. Epeydir yoğunluktan etek traşımı da olmamıştım, orası orman gibiydi. Mecburen donumu da sıyırdım dizlerime kadar. Mmmmm, harika, pek güzel , dedi Cengiz hoca dudaklarını şapırdatarak, Tam da sevdiğim gibi bir muzun var, şöyle bir dön bakayım şeftaliyi de görelim . Ben olduğum yerde yüzseksen derece döndüm. Ovvv harika , dedi Cengiz hoca, Çok güzel, yaklaş masaya , dedi. Dönüp masaya yaklaştım. Elini uzattı, taşaklarımı avuçladı ve avucunda tartarak, Bunların da maşallahı var. Sünnetçin de iyi çalışmış, kıllarını da traşlamamış olman hoşuma gitti , dedi, Bak Önder, seninle bir anlaşma yapalım. Eğer sen beni mutlu edersen, ben de seni ederim . Nasıl olacak o hocam? , dedim korkuyla. Ne istersem yapacaksın, her hafta aynı saatte bu odada olmanı istiyorum. Finallere kadar! Yani sınavı geçirecek misiniz? Sen bana geçirirsen, ben de seni geçiririm evladım , diye edepsizce güldü. Sonra yüz ifadesi aniden sertleşerek, Haydi topla donunu da git artık! Haftaya aynı saatte burada ol, olmazsan ne olacağını söylememe gerek yok heralde…

O gün olanları kimseye anlatamadım, zaten anlatsam da kimse inanmazdı bana. Kendimi bu olanlardan ötürü kötü hissediyordum ama başka çarem de yoktu. Haftaya yine Cengiz hocanın odasına gitmek zorunda olduğumu biliyordum. Bir sonraki hafta kapısını çaldığımda, doğrudan adımla çağırdı beni içeri: Gir Önder! . Cengiz hoca eliyle bana işaret ederek odanın kapısını kilitlememi istedi. Ayakkabılarınla kalana kadar soyun, yerler soğuk olabilir, yere çıplak ayakla basmanı istemem , dedi. Tamamen mi? , diye sordum endişeyle. Evet oğlum, tamamen! Hocayı kızdırmak istemiyordum. Hemen üzerimdekileri çıkarıp masasının üzerine koydum. Hoca giysilerimi alıp bir çekmeye koyup kilitledi ve çantasından bir poşet çıkartıp bana fırlattı. Havada yakaladım. Aç bakalım içinde ne var? Açıp baktığımda torbada iç çamaşırına benzeyen bir şey gördüm. Giysene, ne duruyorsun? , dedi Cengiz hoca. Giydim ama doğru giyip giymediğime emin olamadım çünkü kalçalarım açıkta kalmıştı. Daha önce hiç böyle bir şey görmemiş olduğun her halinden belli… , dedi Cengiz hoca sırıtarak, Ama yakıştı . Yanıma gelip aletimi avuçladı, elini enseme atıp bir anda dudaklarıma yapıştı. Refleks olarak hocayı itmeye kalktım. Ulan!!! Napıyorsun?!! , dedi, Ne yaptığını sanıyorsun sen?!! Şimdi bir telefon ederim güvenliğe, gelip seni bu halde alır götürürler. Artık okuldan mı atarlar, hapse mi atarlar bilmiyorum!

Hocam özür dilerim, ben yapamıyorum. Bırakın gideyim, kimseye bir şey söylemem, isterseniz sınıfta bırakabilirsiniz , dedim. Cengiz hoca tiksintiyle baktı bana, Ben de seni erkek sanmıştım! Şu haline bak… Yazık! , dedi. Ben giysilerimi verip beni kovacağını zannederken, Alışacaksın ama! , diyerek donumu indirip aletimi ağzına aldı. Babamdan daha yaşlı olan bu adam, porno yıldızlarından da iştahlı bir şekilde yalayıp emiyordu aletimi. Bir ara durup, Kız arkadaşın var mı? , diye sordu. Yok… , dedim. Tahmin etmiştim , dedi gülerek. Aletim taş gibi olmuştu, zevk alıyordum ama aynı zamanda hocayı kızdırmaktan korkuyordum. Ben evliyim ama yarrak da severim , dedi hoca sanki sormuşum gibi, Hele seninki gibi büyük yarraklara bayılırım. Haydi şimdi iki elinle tut ve ağzımı sik… Ben ellerimi usulca hocanın boynuna koydum, Beni boğ demedim, başımı tut dedim ulan! Ellerimi kendi elleriyle kulaklarının üstüne yerleştirdi. Şimdi gırtlağıma kadar sok bastıra bastıra! Ben yapmaya çalışıyordum ama korkuyordum da. Bastırsana! Aletimin başı gırtlağına inene kadar içeri ittim, hoca hızlanmamı istiyordu. Hızla sikmeye başladım, bir süre sonra nefes alış verişim hızlanmış, hafifçe inlemeye başlamıştım. Tam boşalmak üzereydim ki hoca aletimi ağzından çıkarıp sıvazlayarak masanın üzerindeki kahve fincanının içine boşalttı beni. Daha sonra da fincanı kaldırıp döllerimi ağzına boşalttı. Aletimin ucundan hala döl akıyordu. Aletimin sapını kavrayıp ağzına, yüzüne sürmeye başladı. Ohhh harikaydı. Şimdi iki posta daha boşaltacağım seni sonra haftaya devam edeceğiz , dedi Cengiz Hoca. Eve döndüğümde aletim emilmekten zonkluyordu.

Bir sonraki hafta buluştuğumuzda Cengiz Hoca, Haydi yardım et de şu masadakiler boşaltalım , dedi. Beraber masasının üzerindeki bütün eşyaları masanın yanındaki küçük kahve masasının ve koltuğun üzerine koyduk. Cengiz hoca ayakları yerdeyken masanın üzerine doğru uzandı ve Haydi bakalım Önder, pantolonumu sıyırıp indir, donumu da , dedi. Pantolonunu indirince altında dantelli bir kadın iç çamaşırı olduğunu gördüm. Hoşuna gitti mi? , diye sordu. Bilmiyorum , dedim. Bilmiyorsan öğren! , diye tersledi hoca, İç çamaşırımı indir bakalım ne göreceksin… Dediğini yaptığımda tertemiz kılsız bir delik ve yuvarlak dolgun bir popoyla karşılaşmıştım. Hocanın yumurta iriliğindeki taşakları ve küçücük aleti de görünüyordu alttan. Beğendin mi şimdi? , dedi. Evet , dedim yanlış bir şey söylemek istemediğim için. Çok mu? , diye sordu. Evet çok . O halde eğil ve deliğimi yalamaya başla … Daha önce hiç yapmadığım bir şeydi. Popomun yanaklarını iki elinde tutup ayır, evet işte öyle, sonra ağzını bastır orama… ınnhhhh evet, yala hadi… offff harikasın! Ben deliğine dil attıkça inliyor, edepsizce şeyler söylüyordu. Bu arada hocanın aleti de kalkmıştı. Bir eliyle aletini de çekiştirip okşayan hoca, Şimdi sikinin başını sürt oraya hadi! , dedi. Kalkıp sikimi sapından tutarak fırçayla boya yapar gibi deliğine sürtmeye başladım.

Cengiz hocanın deliği giderek kayganlaşıyordu çünkü zevk suyum da akmaya başlamıştı. Bir anda penisimin kafası hocanın giderek açılan deliğine girip çıktı. Sikecek misin beni? , diye sordu Cengiz hoca. Siz nasıl uygun görürseniz hocam , dedim. Aferin, izin veriyorum, sikebilirsin… Orospunu siker gibi sikmeni istiyorum Ben deliğine aletimi sokmaya başlayınca hoca ellerimi tutup memelerinin üzerine koydu. Sikerken memelerimi de okşa! , dedi, Ulan ilk defa yaptığın nasıl da belli her halinden! . Gidip gelmeye başlamıştım. Hoca zaman zaman bacaklarının arasından uzanıp taşaklarımı okşuyor, İçime boşaltacaksın bunları! İstiyorum! diyerek ofluyor, inliyordu. Ben artık dayanamayıp gelmek üzere olduğumu söyleyene kadar Cengiz hocayı sikmeye devam ettim. Tamam gelirken taşakların deliğime değene kadar batır içime dibine kadar girsin , dedi. Tam fışkırtmak üzereyken hocanın dediği gibi taşaklarım onun taşaklarına çarpana kadar bastırdım. Aldığım inanılmaz zevkten kasıla kasıla hocanın içini döllerimle doldurmaya başladım. Hala geliyor musun? , diye sordu Cengiz hoca, Vay vay vay, sen de götçüymüşsün demek ki. Emerken bu kadar gelmemiştin . Hocanın sen de götçüymüşsün , demesine aklım takılmıştı, acaba başka öğrencilerle de yapıyor muydu diye merak ettim ama soramazdım.

Haydi kalk üstümden, offf içim nasıl da doldu, üzerimizi giyinelim de çıkalım artık , diye apar topar çıkardı beni odasından Cengiz hoca. Önce yakınlardaki tuvalete gidip aletimi yıkadım, her ne kadar içinden bir şey çıkmasa da sonuçta bok çukura sokmuştum onu. Eve otobüsle döndüğüm için elimi cebime attım, bir de baktım öğrenci kartım düşmüş. Kesin hocanın odasında düşürdüm , diyerek çarçabuk Cengiz hocanın odasına koşturdum, hoca çıkmadan onu yakalamayı umuyordum. Tam odanın kapısına varmıştım ki içeriden hocanın derince bir Ohhh , çektiğini duydum. Usulca kulağımı kapıya dayadım, Deliğimi emmmm hadi emmmm! , diyordu. Şaşırmıştım, odada başka biri daha olmalıydı ama kim olduğunu göremiyordum. Hocam deliğinizden akan bu şey döl mü?! , dedi tanıdık bir ses. Evettt, sana ne Murat! Sen em ve yut haydi durmaaaa! … Yaşadığım şoku anlatamam. Murat, benim sınıf arkadaşlarımdan biriydi ve bilmeden Cengiz hocanın deliğinden emdiği döllerimi yutuyordu. Tuhaf ama pantolonumun içinde aletim yine taş gibi olmuştu. Hocanın o akşam beni apar topar yollamasının nedeni ortaya çıkmıştı. Beni bir an önce yollayıp Murat ı atmıştı odasına. Hoca bir anda Dur! Kapının önünde biri mi var bakacağım… , demesiyle kıçımdan ateşe verilmiş gibi koşa koşa uzaklaşmıştım o koridordan. Hademelerden biri de bağırmıştı bana, Koridorlarda koşmak yassak!

Sonraki hafta odasına gittiğimde, Cengiz hoca beni soyundurup yarrağımı ve vücudumu yalamaya başladıktan bir süre sonra, Geçen hafta otobüs kartını odamda düşürmüşsün , dedi, Neden bir haftadır gelip istemedin?… . Sizi rahatsız etmek istemedim hocam , dedim. Ne kadar da düşüncelisin, peki aynı akşam gelip isteseydin?… Siz çıkmışsınızdır diye düşündüm . Hmm, doğru mu bu? İnanayım mı?… Yemin ettim, Valla hocam, odanıza gelmedim . Kalkıp yanağıma sert bir tokat attı. Ahlaksız! Yalancı! Nasıl da yalan söylüyorsun gözümün içine baka baka! , dedi. Yalan söylediğimi nerden anladı derken, aklıma hademe gelmişti. Kesin o herif beni hocaya ispiyonlamıştı. Özür dilerim hocam, nolursun affet… Yüzüme nefret ve tiksintiyle bakarak penisimi sıkıyordu avucunda. Seni cezalandıracağım Önder , dedi, Her suçun bir cezası olmalı, öyle değil mi? Hocaya her tür cezaya razı olduğumu, beni sınıfta bırakmaması için özür dileyip yalvarıyordum. Hemen telefonunu eline aldı. Ben güvenliği arayacağını düşünüyordum. Murat? İşin yoksa seni hemen odama bekliyorum , diyip kapattı telefonunu. Az sonra kapı vuruldu. Murat sen misin? , diye sordu hoca. Evet hocam , diye bir ses duyuldu. Cengiz hoca gidip anahtarı çevirip açtı kapıyı.

Murat içeri girip beni çırılçıplak görünce çok şaşırmış ve utanmıştı. Cengiz hoca hemen kapıyı kilitledi. Otur Murat sen koltuğa , dedi hoca. Evet Önder, masayı boşalt ve geçen hafta uzandığım gibi masaya uzan . Dediğini yaparken cezamı tahmin etmeye çalışıyorum, Ellerini arkana uzat! , dedi Cengiz hoca sertçe, Uzat uzat uzat! Kravatımla ellerimi bir güzel bağladı. Herhalde Murat a deliğimi yalatacaktı diye düşündüm, buna dayanmak için gözlerimi kapatıp dişlerimi sıktım. Haydi Murat, geç arkasına, indir pantolonunu evladım! . Murat deliğimi yalarken Cengiz hoca da onunkini emecekti heralde çünkü Cengiz hocanın iştahlı emme sesini duyuyordum arkamda. Murat hafifçe inliyor, Cengiz hoca da Ohhh aslanım, mmmhhh, ohhhh koçum! , filan diyordu. Birden bire Cengiz hocanın bir şapırtı sesiyle ağzından Murat ınkini çıkardığını duydum, gözlerim hala kapalıydı. İşte şimdi Murat ın ağzı deliğime kapanacaktı. Fakat hiç beklemediğim bir şey oldu, Murat aletinin mantar gibi olan kafasını deliğime bastırıyordu. Tükür çocuğum! Tükür o deliğe önce! , dedi Cengiz hoca. Hocam!!! Yalvarırım yapmayın!!! Bu ceza çok fazla!!! , diye bağırdım. Elini ağzıma kapattı. Ne bağırıyorsun… NE VAR!??… Cezan bu işte, kes sesini ve razı ol! Kendi ayağından çorapları çıkartıp ağzıma tıktı.

Az sonra Murat deliğimi sikmeye başlamıştı. Gözlerimden acıyla yaşlar boşanıyordu çünkü Murat ınkinin kafası ve gövdesi benimkinden çok daha büyüktü. Cengiz hoca eğilip sırıtarak yüzüme baktı, Nasıl zevk alıyor musun Önder? , diye sordu. Yanağıma süzülen gözyaşlarını suratımdan yaladı sıcak diliyle. Ben çok zevk alıyorum , dedi, Seni böyle bekaretini arkadaşın Murat a verirken izlemek bana çok zevk verdi doğrusu . Murat, Hocam gelmek üzereyim, ne yapayım? , diye soruyordu. Hocanın gözlerinin içine yalvararak baktım, başımı istemiyorum anlamında iki yana sallayarak. Muratçığım, Önder senin içine boşalmanı istiyormuş , dedi Cengiz hoca, Nasıl yapacağını biliyorsun, değil mi? Dibine kadar batır, ondan sonra boşal çocuğum… Murat ın aniden kalın aletini deliğime köklediğini hissettim, deliğimin hafifçe yırtıldığını hissettim. Mmmmm, Önder in götünün bekaretini almış oldun böylece Muratçığım! , dedi Cengiz hoca ellerini çırparak, Harikasın!… Haydi üstünü giy ve git temizle aletini! Malum Önder daha yeni, bilmiyor bu işleri, penisin biraz kirlenmiş görünüyor… Utançtan yerin dibine girmiştim. Murat gittikten sonra Cengiz hoca ağzımdaki çoraplarını çıkartarak çöpe attı. Çekmecesinden yeni bir çift çorap çıkartıp giydi. Ellerimi çözmeden önce, Özür diledin mi sen? , diye sordu. Dilemiştim ama bir daha diledim. Hocam çok özür dilerim . Elinin tersiyle haydi git işareti yaptı somurtarak. Tam kapıdan çıkıyordum ki bana, Haftaya tam saatinde burda olacaksın… , dedi.

Böylece Cengiz hocanın seks kölesi haline gelmiştik, Murat ve ben dışında birkaç öğrencinin daha hocaya hizmet ettiğini biliyorduk ama kim oldukları konusunda ikimizin de fikri olmadığı gibi artık merak da etmemeye şartlanmıştık. Bir hafta Cengiz hocanın odasında buluştuğumuzda bu defa içeride bir başka kişiye daha rastladık. Bu Cengiz hocadan belki on yaş daha genç olan Abdullah adında beni hocaya ispiyonlayan hademeydi. Cengiz hoca, Murat la bizden Abdullah ı aynı anda emip yalayarak boşaltmamızı istiyordu. Hocam bu iki ibneyi sikeyim istersen, sen de izle , diyordu hademe. Ona da sıra gelecek, önce yalasınlar zevke getirsinler seni , dedi. Abdullah abinin yarrağı şekilsiz ve çirkin bir aletti ama oldukça heybetliydi. Biz dizlerimizin üzerine çöküp yalamaya başladık. Murat sen tek tek taşaklarını yalayıp em! , dedi Cengiz hoca, Önder sen de sapını yalayarak başını em . Abdullah abi keyiften Oyy oyy , dedikçe oluk oluk zevk suyu akıtıyordu. Adam boylu boyunca Cengiz hocanın masasına uzanmış aynı anda yaptığımız oralın tadını çıkarıyordu. Abdullah abi gelmek üzereyken Hocam bu ikisi beni yedi, bitirdi, bırak sikeyim bir tanesini ya nolur , diye yalvarıyordu. Hangisini istersin? , diye sordu Cengiz hoca, Önder! Murat! kalkıp popolarınızı dönün Abdullah abinize! , dedi.

Ben Abdullah abinin beni seçeceğini zaten biliyordum. Adam götümü mıncıklayarak okşadıktan sonra, Bu olsun , dedi Cengiz hocaya, Bunun götü daha güzel, küçük ama kalkık . Cengiz hoca sırtlan gibi güldü, Kalkık mı? Hahaha, evet ilk zamanlarda onun götünü çok kaldırdım ben ne yazık ki, sen de sike sike indirirsin şimdi Abdullahçığım , dedi. Abdullah abi belimden sarılıp beni masaya yatırdı, anında dibine kadar soktu. Murat ın yarrağını yiye yiye artık alışmıştım bu kadar büyük yarrak yemeye. Cengiz hoca bacaklarımızın arasına girip bir yandan Abdullah ın sarkık taşaklarını emerken bir eliyle beni sağmaya, diğer eliyle de kendine otuzbir çekmeye koyuldu. Murat da masanın diğer tarafından ağzıma vermişti. Abdullah abi anıra anıra içimi dölleriyle doldururken, Murat da ağzımda patlatmıştı şampanyayı. Ben de boşalırken Cengiz hocanın kafasını ağzına aldığını ve yutkuna yutkuna döllerimi içtiğini hissediyordum Abdullaha abi yorgun bir halde üzerimde yatarken. Doydun mu Abdullah? , diye sordu Cengiz hoca, Daha ister misin? Abdullah abiye tek sefer boşalmak yetiyordu. Çok sağol hocam, müthişti , dedi, Vay be Önder sende de ne göt varmış ha, fena boşaldım lan içine . Cengiz hoca, Abdullahçığım artık bu koridorda nöbet tutarak rahat rahat sikişmemizi sağlarsın heralde , dedi. Hocam ayıp ediyorsun, tabi ki bundan sonra benden izinsiz kimse koridorun bu kısmına adım atamaz .

Finaller yaklaşırken Cengiz hoca artık sınavları hazırlamaya, biz de ders çalışmaya yoğunlaştığımızdan görüşemiyorduk. Ben hala okulu bitirip bitiremeyeceğimi bilmiyordum. Tuhaf bir şekilde artık canım seks yapmak istiyordu, göt sikmek bir yana deliğimin bir yarrakla doldurulmasını hissetmek artık bir ihtiyaç haline gelmişti benim için. Murat la ders çalışma bahanesiyle buluşup seks bile yaptık bir kaç defa. Finallerden bir hafta önce Cengiz hoca beni odasına çağırdı. Önderciğim, seni adam etmek için bayağı uğraştım bu dönem boyunca ama artık seni mezun etmenin de zamanı geldi , dedi. Heyecanlanmıştım. Şimdi, ben sana on tane konu başlığı söyleyeceğim, bunların yarısıyla ilgili soru çıkacak sınavda. Bunlara çalışırsan geçersin merak etme , dedi. Cengiz hoca konu başlıklarını yazmamı istemedi, sadece aklımda tutmamı ve kimseye söylemememi tembihledi. Bunları başkalarına da söylersen sınavı iptal ederim zaten , dedi ki zaten söylemezdim. Bunları öğrenebilmek için ödediğim bedelden sonra sınıfın geri kalanı umurumda değildi artık. Ve final zamanı geldi çattı. Hoca sözünde durmuş ve bana söylediği konulardan sormuştu. Tüm sınavlar bitip notlar açıklanmaya başladığında merakla Cengiz hocanın sınav sonuçlarını duyurmasını beklemeye koyulduk. Nihayet sonuçlar açıklandı, Murat da ben de iyi notlar alarak geçmiştik. Hatta sınav sonuçlarından hocanın başka kimlerle birlikte olduğunu anlamaya çalıştık ama bizim kadar yüksek puan alan birilerine rastlamamıştık. Muhtemelen diğerlerine söylediği konular bize söylediklerinden azdı. Okulu bitirdiğim için çok sevinçliydim. Diploma töreninde de diplomamı Cengiz hocanın elinden almıştım, hoca kulağıma eğilip, Törenden sonra odama bekliyorum, grup var , demişti.

Törenden sonra Cengiz hocanın odasına gittiğimde, odada Murat haricinde beş kişi daha olduğunu gördüm. Diğerleri başka sınıflardandı ama hepsi de Murat ve benim gibi yakışıklı çocuklardı. Evet artık bu başarınızı ıslatmanın zamanı geldi, soyunun dedi ve seneyi muhteşem bir grup seks partisi ile kapattık. Hoca odasına hem alkol, hem de aperitif bir şeyler getirtmişti biz gözde öğrencileri için. Cengiz hoca her zamanki gibi masasını boşaltmış, pantolonunu indirmiş, sonradan karısına ait olduğunu öğrendiğimiz kırmızı dantelli donunu sıyırarak götünü bize sunmuştu. Tabi sadece götünü değil, ağzını da doldurduk hocamızın. Hepimiz en az birer ikişer posta olmak üzere Cengiz hocanın içine boşalmıştık. Bu sırada hademe Abdullah abi de basılmamamız için koridorun başında nöbet tutuyordu. Okul bittikten sonra Murat la sevgili olduk. Belki Cengiz hoca olmasaydı hiçbir zaman tanışamazdık. Tüm yaptıklarına rağmen Cengiz hocadan nefret etmiyordum, aksine Murat la beni tanıştırdığı için ona minnettardım.

Banyomdaki Adam

Banyomdaki Adam
Okul bittikten sonra iyi bir işe girdiğimde yaptığım ilk şey, ailemle yaşadığım evden ayrılıp bir eve çıkmak olmuştu. Taşındığım ev şehrin merkezinde eski bir apartman dairesiydi ama bekar yaşayan biri için idare ederdi. Zaten ev sahibi de masraf yapacak durumu olmadığından benim gibi bekarlara kiraya veriyordu evini. Taşındığım ilk hafta, apartmanın kapıcısı Murat abi dışında henüz kimseyi tanımıyordum ama karşı komşumun tek başına yaşayan beyaz saçlı yaşlı bir amca olduğunu görmüştüm. Sonraki hafta içi izinli olduğum bir gün, onu elinde pazar filesiyle dairesine girerken gördüğümde selam vermiştim. Hayırlı olsun oğlum, yeni taşındın değil mi? , diye sormuş, ben de Evet geçen hafta taşındım , demiştim. Kapı önünde biraz sohbet edip işim ve ailem hakkında birkaç soru sorduktan sonra beni çay içmeye davet etmişti. İşler yoğun ama bir ara mutlaka gelirim , demiştim. Bazen markete inerken kapısı çalıp herhangi bir ihtiyacı olup olmadığını soruyordum, önceleri benden çekinse de daha sonra ufak tefek bir şeyler ısmarlamaya başlamıştı. Büyüğüm olduğu için Recep amcaya yardım etmekten mutlu oluyordum ben de. O da, Bir şeye ihtiyacın olursa mutlaka söyle, bekar evinin eksiği hiç bitmez, bende varsa hemen veririm oğlum. Eşim vefat ettiğinden beri evdeki eşyaların birçoğunu kullanmıyorum zaten , demişti.

Ağustos ayında bir gün, banyodaki borular alt kata su sızdırmaya başlayınca altımdaki komşu gelip sanki bunu ben bilerek yapmışım gibi bir araba laf sayıp gitti. Hemen ev sahibini aradım, Tamam Erdem, tamirci göndereceğim hemen , dedi. Gelen tesisatçı, epeyce bir uğraştıktan sonra, Borular eski, bunların değişmesi lazım. Hallederiz ama en fazla bir haftalığına banyoyu kullanmayacaksın, bir hafta banyo yapmasan da bir şey olmaz , dedi sanki ona fikrini sormuşum gibi. Ben her gün duş almadan evden çıkmayan biriydim, yaz geldiğinde bazen günde iki ya da üç kez duşa aldığım da olurdu. Yazın en sıcak dönemindeydik üstelik, ne yapabileceğimi kara kara düşünürken birden aklıma Recep amcadan banyosunu en azından sabahları kullanıp kullanamayacağımı sormak geldi. Recep amca, Tabi ki kullanırsın oğlum, sormana bile gerek yok. Ama benim sabah uykum biraz ağırdır, sen al bu anahtarları istediğin gibi gir banyoyu kullan , deyince benim için sorun çözümlenmişti. Tamirciler epeyce fayans kırıp dökerek boruları değiştirdiler ve banyonun adeta Arabistan çölüne dönüştüğü bir hafta böylece başlamış oldu.

İşe gitmek için sabah 7:30 da uyanmam yetiyordu çünkü ev merkezde olduğu için en fazla yarım saatte işyerinde oluyordum. Kalkıp banyo malzemelerini ve o gün giyeceğim çamaşırları hazırladım, doğruca karşı daireye geçtim. Ortalık sessizdi, Recep amca yatak odasında hala uyuyor olmalıydı. Banyoya girmeden önce Recep amcanın yatak odasının kapısının kapalı olduğunu gördüm. Banyoya girip soyunmak için banyo kapısını kapatmaya çalıştım, tam kapanmıyordu. Çok da umursamadım, ne de olsa Recep amca uyuyordu. Recep amcanın banyosunda benimki gibi duşa kabin değil küvet vardı ama perdesi yoktu. Tavana baktım, perde takılmak için boru da geçiyordu ama Recep amca heralde bununla uğraşmak istememişti. Yaşlı insan tabi, perde söküp takarken düşüp bir yerini kırmaktan çekiniyordur , dedim içimden. Küvete girdim, suyun keyfini çıkardım. Sabahları duşta otuzbir çekmek gibi bir alışkanlığım vardı. Suyun altında zevkten dört köşe olduğum için yabancı bir evde olduğumu unutup bir güzel de otuzbir çektim. Boşaldığımda nerede olduğumun farkına vardım ama neyse ki Recep amca hala uyuyor olmalıydı. Küvetin yan duvarına fışkıran spermlerimi akıttım, küveti temizledikten sonra çıkıp giyinmeye başladım. Banyodan çıktığımda Recep amcanın odasına baktım tekrar, şaşırdım, kapı aralıktı. Ben banyoya girerken kapalıydı oysa ki , diye düşündüm ama çok da önemsemedim. Yaşlı insanlar çok sık tuvalete kalkıyordu, rahmetli dedemden biliyordum. Heralde ben yıkanırken Recep amca da uyandığında küçük tuvaleti kullanmıştı.

Ertesi gün de Recep amcanın banyosuna girdiğimde şeytan yine dürttü beni. Nasıl olsa küveti kirli bırakmıyorum diye düşünerek suyun altında gözlerimi kapatıp yine otuzbir çekmeye başladım. On dakikada boşalmıştım, sonra yıkanıp, temizlenip çıktım küvetten. Eşyalarımı alıp eve dönmüştüm ki saatimi Recep amcanın banyosunda unuttuğumu fark ettim. Yaşlı adamı uyandırmadan usulca kapıyı açıp içeri girdim. Banyo koridorun sonundaydı, koridora girdiğimde banyonun ışığının açık olduğunu gördüm ama kapı da açıktı. Heralde çıkarken kapatmayı unuttum diye düşünürken, açık olan kapıdan Recep amcayı gördüm. Sırtı bana dönük halde küvetin yanına diz çökmüştü. Hasta olduğunu, belki de kusmak için küvete eğildiğini düşündüm. Oysa biraz daha yaklaşınca yaşlı adamın yüzünü küvetin kenarına yaslayarak diliyle bir şeyleri yaladığını gördüm. O kulakları ağır işittiği için beni görmemişti ama ben gördüklerim karşısında şoke olmuştum. Küvetin kenarına damlamış, temizlemeyi unuttuğum spermleri yalıyordu. Ben boşalırken bazen fazla uzağa attırdığımı biliyordum ama küvetin kenarına attırdığımın da farkında olmadığımdan orayı görüp temizlememiştim. Sessizce geri geri gidip geldiğim gibi çıktım evden.

Ertesi sabah işe mecburen duş almadan gittim. Önümde banyo yapamayacağım üç gün daha vardı. Hamama filan da gitmek istemiyordum, bana hamam, yüzme havuzu, kaplıca tarzı yerler hiç hijyenik gelmiyordu. Otele gideyim ben en iyisi diye düşünmeye başladım akşama doğru çünkü belki de psikolojik olarak leş gibi ter koktuğumu filan düşünmeye başlamıştım. Eve uğrayıp iki üç günlük kıyafet ve lazım olan şeyleri alıp yakınlardaki bir otele yerleşecektim. Eve girdikten on dakika sonra kapı çaldı. Kapıda Recep amca vardı. Nasılsın Erdem oğlum? Seni merak ettim, dünden beri hiç uğramadın da… , diyordu. İşler yoğun Recep amca , diye kestirip attım. Ben davet etmeden içeri girmeyen adam paldır küldür içeri girmişti. Saatini banyoda unutmuştun önceki gün. Bugün de almadığına göre banyoyu kullanmadın heralde… , dedi. Yok, kullanmadım , dedim. İstersen şimdi kullanabilirsin , dedi, Bu sıcaklarda insan çok terleyebiliyor . Recep amca da ter koktuğumu anlamış olmalıydı. Ben birkaç günlüğüne arkadaşımda kalacağım , dedim, içeri gidip bana verdiği anahtarları getirdim, Buyrun anahtarlarınız, teşekkür ederim Recep amca . Recep amca bende bir gariplik olduğunu fark etmiş gibiydi, endişeyle yüzüme baktı. Gitmeden bir konuşalım mı senle?… , diye sordu. Acele çıkmam lazım, sinemaya gideceğiz bu akşam , diye yalan söyledim. Peki , dedi.

İki gün sonra işten eve döndüğümde banyom tekrar kullanıma hazırdı. Gidip soyundum, sabah otelde duş almıştım ama fazla duştan zarar gelmezdi. Duşa kabine girdim, suyu açtım, bir güzel baştan ayağa köpürte köpürte sabunlandıktan sonra suyu kapattım. Duş jelinin kokusunu içime çeke çeke gözlerim kapalı bir halde otuzbire başladım. Benimki tam da iyice kalkmışken, bir gıcırtı duyarak irkildim. Duş kabinin kapısı açılmış gibi gelmişti. Yüzüm gözüm sabun olduğu için elimi uzattım ama kapıya dokunamadığımı görünce kabin kapısının açıldığına ikna oldum. Ben el yordamıyla suyu açmak için musluğu ararken bir el sikimi kökünden kavradı. Korkma , dedi tanıdık bir ses, Seni rahatlatacağım şimdi, suyu açma sakın . Bu Recep amcanın sesiydi. Ben duşta sabuna basıp düşüp kafayı vurdum, hayal görüyorum diye düşünürken Recep amca iki elini birden kullanarak sikime öyle harika bir masaj yapmaya başladı ki gördüğüm bu rüyanın bitmesini kesinlikle istemiyordum. Boşalmak üzereydim, birden musluk açıldı, Recep amcanın penisime soğuk su tuttuğunu hissettim. Soğuk su boşalma isteğini aniden durdurmuştu fakat sonra daha feci bir şey oldu. Islak bir ağız penisimin başını içine alarak emmeye başladı.

Bunun rüya olmadığından artık emindim ama Recep amcayı durdurmak aklıma bile gelmiyordu artık. Sikimi öyle ustalıkla emiyordu ki, birkaç sefer gittiğim hayat kadınından bile daha başarılıydı. Boşalmak üzereydim artık ve daha faza tutamayarak Recep amcanın ağzını doldurmaya başladım. Ben boşalırken o dudaklarıyla daha da ateşli yapışmıştı sikimin başına, attırdığım dölleri yutkuna yutkuna midesine indirdiğini hissedebiliyordum. O anda üzerime bir pişmanlık çöktü, buna nasıl olup da izin vermiştim. Musluğu açıp üzerimdeki sabunlardan temizlendim, gözlerimi açtığımda karşımda ürkek ve utangaç bir şekilde yere bakan Recep amca vardı: Özür dilerim oğlum, inan dayanamadım… . Sanki az önce azgın bir şekilde bana oral yapan o değilmiş gibiydi. Sen nasıl girdin içeri? , diye sordum. Sen gideceğin gün bana vermek için anahtarlarımı ararken kapının yanında duran yedek anahtarları almıştım duvardan… Utancımdan ben de onun gözlerinin içine bakamıyordum. Tamam, şimdi çıkıp gider misin evimden? , dedim. Peki , diyerek sırtını dönüp giderken, Anahtarlarımı da aldığın yere koy çıkarken… , diyebildim sadece. Ev sahibini aradım o akşam geç bir saatte, Beni şirket şehir dışındaki bilgi işlem merkezine yolluyor abi, evi boşaltıyorum iki haftaya kadar , dedim. Ve hemen o gün ev aramaya başladım. Bir hafta içinde de taşınacağım yeni apartman dairesini de bulmuştum.

Gitmeden bir gün önce kapı çaldı. Açtığımda Recep amca vardı karşımda. Kapıcı taşınacağını söyledi Erdem , dedi kırılgan bir sesle, Gitmeden önce senine konuşmak istedim… İçeri gelebilir miyim? Yaşlı adam epeyce üzgün görünüyordu, Tamam gel içeride konuşalım , dedim. Apartmanın içinde gider ayak rezillik olmasını istemediğim için Recep amcayı içeri çağırmıştım. Seni huzursuz ettiysem beni affet oğlum , diye söze başladı, Çok özür dilerim. Haklısın, yaptığım çok ama çok kötü bir şeydi, biliyorum ama gerçekten de dayanamadım, kendimi tutamadım oğlum. Eşimi kaybettiğimden beri yalnızdım, belki inanmayacaksın ama ona da bu özel durumumu söylemiştim. Önce kızmıştı ama sonra hiçbir şey yapmadığımı, onunla evli olduğum sürece de asla yapmayacağımı söyleyince beni affetmişti. Beni severdi Gülden . Recep amca bana eşcinsel olduğunu itiraf ediyordu resmen. Recep amca, sorun etme, tamam. Bunları bana anlatmana filan gerek yok. Sen öyle olabilirsin, ama ben eşcinsel değilim . Recep amcanın yüzüne acı bir gülümseme yayıldı. Ben sana eşcinselsin demedim ki oğlum. Ben sadece kendi durumumu izah etmek istedim sana hepsi bu… Eğer seni rahatsız etmeyecekse, sana vedalaşmak için son bir kez sarılabilir miyim?

O anda çok tuhaf ama bir ayağı çukurda olan Recep amcayı yine de kırmak istemedim. Yaşlı adam bana sarılıp kollarını vücuduma doladı, başını göğsüme koyup ağlamaya başladı. Onun için üzüldüm, teskin etmek için ben de kollarımı ona doladım. Tamam, geçti, affetim seni , dedim. Başını kaldırıp gözlerime baktığında o ana kadar hayatımda yaşadığım en tuhaf şey oldu, bedenimin kontrolünü kaybetmiş gibi dudaklarına yapıştım. Deliler gibi öpüşüyorduk Recep amcayla. Az sonra koltuğa uzanmış pantolonumun kemerini çözerek sikimi yeniden ağzına almıştı. Duyduğum heyecanı ve zevki anlatabilmem imkansızdı. O gece Recep amcanın ağzına da, deliğine de defalarca boşaldım… Ertesi sabah, yatağımda uyandığımda, Recep amca çoktan gitmişti. Kolilenmiş eşyalarımla dolu koridoru geçip salona gittiğimde yemek masasının üzerinde Recep amcanın anahtarları ve bir de not duruyordu. Lütfen gitme , yazıyordu notta ve altına küçük bir kalp çizmişti. Hemen ev sahibini aradım: Abi şirketin planları değişti, beni yollamaktan vazgeçtiler. Kiracı bulmadıysan kalıyorum , dedim. Bu arada yeni apartmana ödediğim kapora da böylece yanmıştı ama umurumda değildi artık. Masanın üzerindeki anahtarları alıp karşı daireye geçtim. Recep amcanın yatak odasının kapısını araladım ve soyunup yatağına girdim. Ona arkadan sarıldığımda sikim çoktan sertleşmişti bile. Poposunun yanaklarını ayırıp yavaşça içine kaydırdım… Bugün Recep amcayla hala karşılıklı evlerde oturuyoruz. İlişkimizi kimse bilmiyor. Eşcinselliğin lafı bile edilmiyor, bunu sorgulamıyoruz da, sadece zevk aldığımız şeyleri yapıyoruz beraber hepsi bu.

Eski Sevgilim Cansu – 2

Eski Sevgilim Cansu – 2
Arkamdan sarildi, elini pantolonuma goturdu, cikar sunlari artik dedi. Oldugum yerde yavas yavas pantolonumu indirdim. Kasik pozisyonunu almistik. O benim arkamdaydi, vucuduma dokunuyordu. Daha sonra elini sikime goturdu ve kavradi, 31 cektirmeye basladi, arada parmaklariyla cok hassas yerlerine dokunuyor, bir yandan da kolunu rahat uzatabilmek icin daha fazla sokuluyordu bana. Kendisi de tekrarda zevk almaya baslamis olmaliydi ki, klitorisini yavas yavas, arkama degdiriyor, kontrolu disinda beli one dogru hareket yapiyordu. Bir yandan benden akmaya baslayan zevk sulariyla daha da hizlanmaya basladi eli, ben de o an yasadigim zevkle, kalcami yukari daogru hareket ettirip, klitorisini arkamda hissetmeye basladim. Cok sure gecmeden de siddetli bir sekilde bosalmistim.
Biraz daha dollerimi bosaltip, bana sarildi. Bir sure durduk oylece. Bosalmadan once yaptigim hareket onu tekrar harekete gecirmis olmaliydi ki, cok sure gecmeden dokunmalari artmaya basladi. Beni kendine cevirdi, biraz opustukten sonra, tisortumu cikartip beni sirt ustu yatirdi. Uzerinde ne varsa cikarda, cirilciplak kalmistik ikimiz de. Yavas yavas goguslerimi opup, karnimi oksayip, sikime dogru indi. Once basinda dogru yavasca dilini dokundurdu, sonra da asagi ve yukari dogru yalamaya basladii, hareketlendiginde durup sertlesmesini izledi, daha sonra yavas yavas tumunu agzina alip cikararak, kafasini yukari asagi indirirek agzini siktiriyordu bana, Kafasini tuttum, belimi hareket ettirmeye baslayip dusuk bir ritmle agzina girmeye basadim. Kafasini kaldirdi. Benden kurtardi, ustume dogru geldi, sikimi kavrayarak, yavas yavas ustume oturdu. Oturup kalkmaya basladi. Ayaklarindan kuvvet alip yari oturur vaziyette, kasiklarimda gotunun yanaklarini hissettirerek, oturup kalkmaya basladi. Odada sadece vucudumuzun carpismalarindan cikan ses vardi. Her kasiklarimla bulustugunda, zevk ve aciyla karisik inliyordu.
Bir sure devam ettikten sonra yoruldu. Arkasini dondurdum, domalttim, amina arkadan girmeye basladim. Ben ona dogru belimi ittirirken, o da kendini geri ittiriyor, beni en derininde hissediyor, devam et devam et diye bagiriyordu. Bir sure kopek pozisyonunda devam ettikten sonra, yuzunu kendime cevirip, misyoner pozisyonuna gecirdim. uzerindeydim, icine girip ciktikca bana daha siki sariliyor, tirnaklarini sirtima geciriyor, sik beni, devam et diyerek beni azdiriyordu. Cok daha fazla dayanamadim, ve icine bosalmaya basladim. Hayir durma, devam et, bosalma simdi diyor, kendi belini hareket ettirip sevismeye calisiyordu. Ben ise zevkten yigilip kalmistim uzerinde, sinirlendigini hissedebiliyordum. Bosalmanin esigine gelmisti ve ben devamini getirememistim. Hala sikim icindeydi, ve gittikce kuculuyordu. Icinden cikardim ve inik haliyle amina dokundurmaya basladim. Ona zevk vermeye devam etmek, onu bosaltmak istiyordum.
Klitorisine dokundurdukca kendini arkaya dogru birakti, bana kendi dollerimi yutturmakta kararliydi. Ayaklarini biraz kapattim, dizlerimin uzerinde vucudu dizlerimin arasinda iken, kalcami yukari dogru hareket ettirip, sikimin alti ile kicim arasindeki bolgeyle klitorisine masaj yapmaya basladim. Bir anda dogrulup bana bakti, deli gibi opmeye basladi beni, onun kucaginda, yavas yavas oturup kalkmaya baslamistim, o da belini yukari ittirip, sanki beni siker gibi hareketler yapmaya basladi. Istedigi gibi olmuyordu, beni asagi cekiyordu. Devam et, mukemmelsin, hic bozma diyordu. Yorulmaya baslamistim, ve bazen o kadar zevk aliyordum ki tekrar bosalmaktan cekiniyordum. Bir anda kucagindan indim, yuz ustu yattim, ve kalcami hafifce yukari kaldirdim. Ne yapmasini istedigimi hemen anladi, hafif kikirdayarak, simdi de ben seni sikecegim dedi, uzerimde gidip gelmeye basladi. Ami sulandikca, klitorisini kicimda daha hizli hareket ettirmeye basladi, beli inanilmaz hizli hareket etmeye baslamisti. Elini nereye koyacagini bilemiyor, beni bir sekilde sarmaya calisiyordu. Omzunu ustunde yan donerek, tekrar kasik pozisyonuna gecirdi bizi. Eli tekrar sikimdeydi, bu sefer, cok daha isveli kalcami cikarmistim. Hem bana arkadan git gel yapiyor, hem de sikimi avucluyor, 31 cektiriyordu. Ikimiz de bosalmak uzereydik, ben bosalmaya basladim, bosalirken de zevk karisik inlememle, o da inleyip bosalmaya basladi, bana simsiki sarildi. Arada bir titriyor, Beliyle arkami sikistiriyor, kasiliyordu. Uyuyakalmistik.
Kalktigimda ortada yoktu. Esyalari ise ortadaydi, kahvaltilik bir seyler almak icin cikmis. Kahvalti yaptik, daha sonra tekrar bana sokuldu tekrar sevistik. Ona benim de sevismeye sonsuza kadar devam edebilecegimi, ama onunla beraber olamayacigimi soyledim. Haftasonu gectikten sonra gitmesini, bunun bir daha gerceklesmesini istemedigimi soyledim. O ise, bana karsi bir ustunluk sagladigini dusunuyor olmaliydi ki, tekrar kontrolu ele almiscasina, tekrar gelecegini, ne zaman isterse o zaman gelecegini soyledi. Hayatimda kimin oldugunu onemsemeyeckti ama, o istedigi zaman bana ulasabilmeliydi. Hic tehdit etmedi, ama kendinden cok emindi. Hafta sonu boyu, surekli sevistik. Beni hizlica bosaltip, arkama gecip kendinden geciyordu. Hayatinda hic bu kadar zevk almadigini, daha onceki sevismelerimize hic benzemedigini, kendimi ona birakmanin ikimize iyi geldigini soyluyordu. Hafta sonu bittikten sonra Istanbul a dondu. Mesaj atmasini istemedigini soyledim, tamam dedi, sozunu de tuttu.

ALMANYA SEYHATİNDE KALIN ALMAN YARAĞI YEDİM

ALMANYA SEYHATİNDE KALIN ALMAN YARAĞI YEDİM
Merhaba, ben İzmirden Aysel, 38 yaşındayım ve evliyim. Çevremde herkes tarafından beğenilen bir bayanım. Almanya München doğumluyum ve 18 yaşıma kadar Almanyada yaşadım. 18 yaşıma geldiğimde ailemin Türkiyeye kesin dönüş yapmasıyla İzmire yerleştik. 19 yaşıma geldiğimde şimdiki kocam ile tanıştım ve sevişerek evlendik. 32 yaşıma kadar kocam ile dopdolu bir sex yaşantımız oldu. Kocam ile sexs konusunda her türlü fantaziyi yaşadım. Sadece kocamla olmak şartıyla, sexste herşeyi denedim. Buna ağzıma almak ve götten sikişmek de dahil. Ama son 6 yıldır eskiye nazaran daha az seks yapıyoruz kocamla.

Kocam Almanyaya daha hiç gitmemişti ve Almanca da bilmiyordu, yinede Almanyayı çok merak ediyordu. Bayram tatilinde kocam Almanyaya seyhate gidelim dedi. Bende uzun süredir gitmediğim ama dilini de unutmadığım Almanyayı yeniden göreceğim için, büyük bir mutluluk duydum. Pasaportları, biletleri ve oteli ayarladık. Ertesi hafta genç kızlığımı yaşadığım Almanyada München’de idik. Kocam hep otelde kalmak istemiyordu, çıkıp biryerleri gezelim deyince, çıktık, önce güzel bir restaurantda yemek yedik, kafaları bir güzel bulduk, ondan sonra discoya gittik. Discoda biraz eğlendikten sonra kocam, “Farklı bir yerler yok mu, daha heyecanlı biryerlere gidelim.” dedi. Benim aklıma Fin Hamamı geldi. Orada değişik fantazi yaşayabilirdik.

Bir taxi çevirip, taxiciden bizi Fin Hamamına götürmesini rica ettik. Taxici bizi Münchenin biraz dışında bir yere götürdü. Hamama geldik, receptionda girişi ödedik, bize bir kabin anahtarı verdiler, soyunmaya gittik. Soyunduk, kabindeki havlulara sarınıp çıktık. Hamam kısmına geçince kocam şaşırdı, çünkü herkes mal mülk ortada çırıl çıplak dolaşıyordu. Kocam “Ne yani, şimdi bizde mi bunlar gibi dal taşak, am göt açık dolaşacağız? Ben utanırım!” dedi. Ben “Boş ver utanma, buranın adeti böyle, hem sen demedin mi farklı bir yere gidelim diye.” dedim, çıkıştım kocama. Kabine döndük, anadan doğma soyunup geri geldik. Önce soğuk suda yıkandık, ardından sıcak su olan bölüme girdik, sonra tekrar soğuk su bölümüne. Sadece bizim oramız buramız traşlıydı, bizim dışımızda herkeste bir karış kıl vardı. Kocam yıkanan Alman kadınların kıllı amlarına bakarken, bende kıllı yaraklarını sallandıra sallandıra dolaşan Alman erkeklerine bakıyordum.

Yarım saat falan yıkandıktan sonra, baktık yıkanan çıplak bir şekilde, kapıda ‘Club’ yazan yere giriyor. Merak edip biz de girmeye karar verdik. İçeriye girince birkez daha şaşırdık, Club denilen yer meğerse grup sexs yapılan ‘Swinger Club’ imiş. Geçtik bara oturduk. Zaten yabancı olduğumuzu anlıyan kadınlar ve erkekler hemen bize yanaştılar. Ben kocamın Almanca bilmediğini anlattım. “Önemli değil.” deyip iki sarışın Alman kadın kocamı aldılar ve bir odaya doğru sürüklediler. Kadınlara kocamı mümkün olduğu kadar oyalamalarını söyledim. Alman kadın da “Sen merak etme, enaz 1 saat sikişiriz kocanla.” dedi. Kocam Almanca anlamadığı için yüzüme “Noluyoruz ya?” gibisinden garip garip bakınca, “Keyfine bak kocacım, 1 saat sonra barda görüşürüz.” dedim.

Kocam kadınlarla gidince, 3 tane Alman erkek de beni başka bir odaya götürdüler. Artık rüyalarımı süsleyen grup sexsi yapabilecektim, hemde kocam yanımda olmadan. Odaya girince 3 erkek tarafından her yerim ellenmeye başladı. Müthiş tahrik olmuştum. Birisi amımı yalamaya başlayınca kendimi salıverdim. Biri sikini ağzıma verdi, diğeri de göt deliğimi yalamaya başladı. Aman tanrım ne müthiş bir duyguydu bu. Bugüne kadar sadece kocamın ellediği vücudum şu an 3 Alman erkek tarafından yeniden keşfediliyordu. Müthiş bir orgazm yaşamaya başladım, ardı ardına boşalmaya başladım. Çok değişik bir duyguydu bu, daha önceden hiç tatmadığım bir duygu. Sikini kaldıran ağzıma vermeye başladı. Sırayla üçüde ağzıma boşaldılar, ağzım yüzüm sperm ile dolmuştu.

Ağızıma ilk boşalan sönmüş sikini tekrar ağzıma verdi, ötekisi kocaman bir dildo getirip amıma sokmaya başladı. Üçüncüsü de arkama geçmiş götümü parmaklıyordu. Tarifi imkansız müthiş bir zevk alıyordum. Az sonra arkamdakinin siki yeniden kalkmıştı ve sikiyle götümü zorlamaya başladı. Götüm biraz acıdı ama yarısına kadar içime alabildim, yavaş olmasını söylediğim halde kalanını birden kökledi. O anda gözlerimde şimşek çaktı, fakat az sonra alıştım, zevkten kendimden geçtim. O üç Alman sırayla hem amımı hem götümü, yarım saatten fazla siktiler. Sikilmekten dermanım kalmadı. Tam bitti dediğim anda içeriye, bornoz giymiş, iri kıyım bir Alman geldi, elinde esrarlı bir sigara vardı. Clübün sahibiymiş. Sigarayı yaktı bana ikram etti, “Çok kaliteli bir ot, dene.” dedi. Gençlik yıllarımdan biliyordum, esrarlı sigarayı aldım, bir kaç fırt çektim, bir anda kafam full oldu, her tarafım uyuştu.

Az önce beni sikenler kenara çekildiler esrar içmeye başladılar. O yeni gelen Clübün sahibi, tam çam yarması gibiydi, zebellah gibi, benim enaz iki mislim biri. Benimle sevişmeye başladı. Her tarafımı yalıyordu. Üzerindeki bornozu çıkarınca şok oldum, siki kalkık değildi sallanıyordu, fakat çok büyüktü. Sikinin gövdesi abartısız bileğim kadar kalındı, kafası ise aynı büyük bir mantara benziyordu. Bu hali üstelik sönük hali idi. Biran kalkık halini düşündüm, o an korktum ve titremeye başladım. O ise beni yalamaya devam ediyor, dilini her tarafıma sokuyordu. Ama ben hala gergindim. Sonra sikini ağzıma vermeye çalıştıysa da ağzıma girmiyordu. Telaşlanmıştım, ağzıma girmeyen bu büyük sik amıma nasıl girecekti. Sakin olmaya çalıştım ve sikinin kafasını bir süre yaladım. Siki elimde daha da büyümeye ve kalınlaşmaya başladı, resmen sikinin damarları çıktı. Bir yandan da düşünüyordum, böyle bir yarağı birdaha nerde bulacaktım?

O bu arada amımı yalamaya ve emmeye başladı. Amıma dilini sokup çıkardıkça biraz da olsa rahatladım. Amım sulanmaya başlamıştı, orgazm öncesi gibi zevk alıyordum. Ne olursa olsun o büyük yarağı içimde hissetmek istiyordum, “Los fick mich!” diye inleyerek yalvarıyordum Almana. Beni dört ayak, köpekleme pozisyonuna getirdi, bacaklarımı ayırdı, arkadan sikini ağır ağır amıma sokmaya başladı. Sikinin mantar gibi kafası amımın içinde biryerlerimi genişlete genişlete ilerliyordu. Sanırım yarısına kadar anca girmişti, çünkü vücudu kalçalarıma değmiyordu. Bir süre gelip gittikten sonra, birden tamamını soktu. Yarağı amımı boşluk bırakmadan doldurmuştu. Müthiş bir duyguydu, üst üste orgazm oluyordum. Amımdan akan sıvılar sayesinde Almanın o koca yarağı amıma rahat rahat girip çıkıyordu artık.

Ben boşalmıştım, onunda boşalmasını beklerken, birden kenarda duran dildoyu aldı, dildonun ucuna ve götümün deliğine kaydırıcı sürdükten sonra, dildoyu ağır ağır götüme soktu. Dildo bildiğimiz normal dildolara benzemiyordu, ucu inceydi fakat arkasına doğru boğum boğum kalınlaşıyordu. Her boğum girdiğinde biraz bekliyor, sonra dildoyu götümün içinde döndürerek diğer boğuma kadar sokuyordu. Her boğum girdiğinde büzüğüm biraz daha genişliyor ve uyuşuyordu. Son boğumu da götüme sokup, içimde biraz dönderdikten sonra, dildoyu yavaş yavaş çekmeye başladı. Dildo çıktıktan sonra büzüğümün kapanmadığını hissettim. Amımdan sikini çıkardı ve götümün deliğine dayadı. Kocam ile de götten sikişirdim, ama kocamla hiç böylesine değişik bir sikiş yapmamıştık. Çok tahrik olmuştum, heyecanla Almanın bilek gibi yarağıyla götümü sikmesini bekliyordum.

Yüklenip birden bütün kuvveti ile bastırdığında sanki bacaklarım ikiye ayrılmıştı, kımıldayamadım, nefes bile alamadım. Nasıl oldu anlayamadım, o koca yarak bir seferde yarısına kadar girmişti. Az sonra hepsini götüme sokmaya çalışırken ben acıdan ağlıyordum ve “Nein! Nein! Stop!” diyordum. Dinlemedi, biraz daha yüklendi ve geriside girdi götüme. Her nekadar kıpırdamamasını, canımın çok yandığını söylediysem de, bir süre bekledikten sonra insafsızca gelip gitmeye başladı. Gittikçe de hızlanıyordu, acıdan nerdeyse bayılmak üzereydim, bu işin bir an önce bitmesi için dua ediyordum. Bir süre daha gelip gittikten sonra götüme öyle bir boşaldı ki anlatamam. Boşalması rahat iki dakika sürdü. Sikini götümden çıkardığında götümde resmen bir boşluk hissettim. Beni ayağa kaldırdığında ise göt deliğim tam kapanmıyordu ve spermler bacaklarıma doğru süzülüyordu.

Bana temiz bir havlu verdiler, havluya sarındım ve direk banyoya gittim. Yıkanıp çıktım ve bara gittim. Kocam çoktan gelmiştir ve barda beni bekliyordur diye tahmin ediyordum, fakat yoktu. Nihayet onbeş dakika sonra göründü. Kocam o iki Alman kadının ortasında, ikisine de sarılmış, keyfine diyecek yoktu. Alman kadınlar kocamı bana teslim edip gittiler. Kocamı hiç böyle mutlu görmemiştim. Hemen anlatmaya başladı, “Ya bu Alman karıları müthiş sikişiyorlar, bitirdiler beni valla. Eee, sen ne yaptın karıcığım, anlat.” dedi. Kocamın keyfine limon sıkmak istemedim ve yalan söyledim, “Yok yaa, Alman erkeklerinde iş yokmuş, zaten ufak tefek bir tanesiyle sikiştim. O’da doğru dürüst sikemedi bile, çabucak boşaldı, birşey anlamadım. Nerdeyse bir saattir barda seni bekliyordum.” dedim. Kocamın göğsü kabardı, “Herkes benim gibi sikemez ki karıcığım.” dedi.

Zavallı bilmiyor ki, üç Alman beni aynı anda nasıl sikti, hele dördüncüsünde bilek gibi bir yarak olduğunu ve amımı götümü nasıl dağıttı. “Haklısın kocacığım, herkes senin gibi sikemez!” dedim. Ordan ayrıldık, otele gittik ve yattık. Ertesi gün kocama, “Alışverişe çıkıyorum.” deyip kendisini otelde bıraktım ve doktora gittim. Doktor, enaz yedi sekiz hafta anal ilişkiye giremeyeceğimi söyledi. Türkiyeye dönünce, tam iki ay doktorun verdiği kremleri sürdüm götüm öyle iyileşti. Şu anda kocam ile tekrar anal ilişkiye giriyorum, fakat biryandan kocamın sikinin normal boyutlarda olmasına seviniyorum, öte yandan da Almanyadaki olay aklıma geldikçe, yine o yediğim Alman yarağı gibi, mantar başlı, kalın, damarlı yarak yemek istiyorum!

TUTUCU KARIMI SİKTİRMEK İSTİYORDUM, SİKTİRDİM

TUTUCU KARIMI SİKTİRMEK İSTİYORDUM, SİKTİRDİM
Herkese selam, yurtdışında (Belçikada) yaşayan evli bir çiftiz. Seksi çok sevdiğim için devamlı, değişik değişik sexfilmleri izlerim. Bu bende müthiş fantaziler uyandırıyor ve çok zevk alıyorum. Fakat karım, herşeyi ile harika ve çok güzel bir kadın olmasına rağmen, (herhalde köyde yetişmesinden dolayı olsa gerek) çok tutucudur. Bırakın bu tür filimleri izlemeyi, Avrupanın göbeğinde yaşadığımız halde, başörtüsüz sokağa bile çıkmaz. Ben bu filmleri izledikçe kendimden geçiyordum, 31 çekerek, karımı hep başka bir erkeğin siktiğini hayal ederek boşalıyordum. Bu tür fantazilerimi karıma nasıl anlatacağımı bilemediğim için de hep fantazi olarak kalıyordu. Karımla sikişirken hep onu deniyordum. Birkaç kez karımla seks yaparken, karımın amını yalarken, karım tam kıvama geldiğinde, “Şimdi benim yerime seni kalın ve uzun yaraklı bir erkeğin siktiğini düşünsene karıcığım, ne harika olur!” falan diye zarf attım. Fakat karım, ya, “Sen ne saçmalıyorsun be!” diyerek azarladı, yada hiç cevap vermedi… İçimde hep, acaba istiyor mu, istemiyor mu? diye kuşku kalıyordu…

Dediğim gibi, karımı hep bir başkasının siktiğini hayal ederek sikiyordum. Fantazimde karımın siken adamın yarağı çok büyük oluyordu hep. Ve karımı her pozisyonda, evire çevire sikip, döllerini karımın amına boşaltıyordu ve ben de karımın yeni sikilmiş amını yalıyordum. Nedense bu fantazi beni acaip tahrik ediyordu ve mutlu oluyordum. Günler böylece geçerken, nasıl yapmalıyım da karımı bir başkasına siktirmeliyim diye düşünüyordum. İzlediğim bir filmde masaj yapan bir erkeğin masajı yaptığı kadını siktiğinden çok tahrik olmuştum. Bundan esinlenerek kafamda bir plan canlandırdım. Aslında olmaz değildi, hemde çok kolay olurdu. Karar verdim, bu yoldan karımı siktirmek istiyordum. Çünkü karım belinden biraz rahatsız olduğu için doktoru devamlı masaj tavsiye ediyordu.

Karım birgün yine, “Belim ağrıyor!” dediğinde, “Her gün belim ağrıyor diyorsun, doktor masaja git diyor, ama gitmiyorsun. Ben sana bir masajcı bakacam, itiraz etme, belağrısı önemli bir rahatsızlık!” dedim. Karım zar zor, “Tamam!” dedi. Ve ben hemen ogün başladım araştırmaya. Öyle bir yer bulmalıydım ki, ordaki masöre (Karımı masajda tahrik et ve güzelce sik!) diyebileceğim bir yer olmalıydı. Sonunda uzun araştırmalar sonucu öyle bir yer buldum. Önce kısa bir telefon konuşması yaptım. Resepsiyonist bir bayandı. Bana dediğine göre, böyle bir istekte bulunan ilk kişi ben değilmişim. Daha öncede başka erkeklerin istekleri üzerine karılarına bunu uyguladıklarını ve ciddiyetin önemli olduğunu belirtti. Bana adreslerini vererek, gelmemi önerdi. Gittiğimde beni telefondaki o bayan karşıladı. Bu isteğimin normal olduğunu, önemli olan çiftlerin mutlululuğu olduğunu söyledi ve nasıl olacağını anlattı. Yöntemleri çok akıllıca idi, “Masaja gelen kadın bekleme salonuna alındığında içecek ikram ediyoruz, ama bu içeceğe cinsel arzuyu hat safhaya çıkartan bir ilaç koyuyoruz ve kadın masaj esnasında tahrik oluyor, o anda seks arzuluyor…” diye açıkladı.

Hatta masajı yapan erkeklerin yaraklarının detayına kadar belli olduğu çıplak resimlerinin bulunduğu bir katalaog gösterdi bana, “Sen beğeniyorsun ve o erkek yapıyor!” dedi. İşin en cazip tarafı ise, eğer istersem (ek bir ücret karşılığında) karımın tüm seansını gizli kamera sistemi ile bir CD’ye kayıt edip bana veriyorlarmış. Ben kataloğu biraz inceledikten sonra, birisini beğendim. Yarağı müthiş büyüktü, kabukluydu da, eğrice, müthiş bir yaraktı. Randevuyu aldım, parasını ödedim çıktım. Eve geldiğimde karıma, “Masaj yerinden randevu aldım, 2 gün sonra akşam saat 20:00’de!” dedim. Karım, “Neresi? Uzak mı?” falan diye sordu. “Biraz uzak.” dedim.

O gün gelmişti, hiçbirşeyden haberi olmayan karımı kendi ellerimle sikileceği yere bıraktım ve işimin olduğunu, çıkışta kendisini alacağımı söyledim. Ordan ayrıldığımda, heyecandan kalbim yerinden çıkıyordu. Karımın az sonra sikileceğini düşündükçe sikim kalkıyordu. Çok sabırsızlanıyordum, en büyük arzum o CD’ye bakmaktı aslında, ama CD’yi bana bir gün sonra vereceklerdi. Karım seansa girdikten sonra nerdeyse iki saat geçti, dışarda köşe başında karımın çıkmasını bekliyordum. Bu bekleme hiç bitmeyecek sandım. Sonunda karım çıktı. Arabaya aldım karımı, karım tuhaf duruyordu. “Ne oldu karıcığım, hasta falan mısın?” dedim. Karım, “İyi değilim!” dedi. “Ne oldu, masaj iyi gelmedi mi yoksa?” dedim. “Masaj iyi geldi de, kendimi iyi hissetmiyorum, biraz başağrısı var!” dedi. Eve girer girmez, “Yorgunum, yatalım mı?” dedi. Hemen yatak odasına gittik, soyunup girdik yatağa. Karım, “İyi geceler!” diyerek hemen arkasını döndü. Karıma yaklaşmak istiyordum, arkasından sarıldım, “Canım çok istiyor!” dedim. “Çok yorgunum, yarın yapalım!” falan dedi. Ama ben ısrar ettim, zorla boynunu falan öptüm, yaladım…

Karım gönülsüz bir şekilde razı oldu. Derken elimi büyük bir heyacanla karımın amına attım, karımın sikilmiş amını hissetmek istiyordum. Ve hissettim de. Sonunda en büyük fantazim ve arzum yerine gelmiş, karım bir başkası tarafından sikilmişti. Karımın amı yumuşamış, ateş gibi yanıyordu. Parmaklarımı karımın amına soktuğumda sikildiğini hissedebiliyordum. Karımın yüzü kızarmaya başladı, “Işığı söndür!” diyordu. Belk**e sikildiğini görmemem ve anlamam içindi bu isteği. Söndürdüm ve karımın amını yumuldum, yalamaya başladım. Karımın amının sikildiği adeta tadından da belli oluyordu. Amının içi halen vıcık vıcık suluydu. Tarifi imkansız bir zevkle karımın amını yarım saate kadar yaladım. Sonra sikimi soktum, çok kolay kayıyordu sikim. “Karıcığım, amın bugün müthiş güzel geldi bana, tadı da çok tatlı, harika!” dedim. Karım da, “Üfff, başım ağrıyor. Sik işte!” dedi. Ben de yarın alacağım CD’yi ve karımın sikildiğini izleyeceğimi düşünerek müthiş bir zevkle siktim karımı…

Ertesi günü zor yaptım. Hemen gidip CD’yi almak ve izlerken 31 çekip boşalmak istiyordum. CD’yi aldım ve eve geldim. Karım hergün yaptığı gibi komşuya gittikten sonra, büyük bir heyecanla CD’yi Bilgisayara taktım. Karımın odaya girişi, bayanın masaja hazırlayışını, içeceğini içtiğini bile kayıta almışlardı. Sonra benim katalogdan seçtiğim o erkeğin karıma masaj yapması, masaj yaparken yavaş yavaş karımın bacaklarının arasına elini uzatıp, karımın külotu üzerinden amını okşaması, sonra karımın külotunu çıkartıp amını yalaması falan vardı. Karım sakin bir şekilde kendini o erkeğe bırakmış, istediği her şeyi yapıyordu. Adam yarağını karımın eline veriyor, karım okşuyordu. Hatta yarağını karımın ağzına bile veriyordu. Hayatta benim sikimi yalamayan karım, adamın yarağını kemirircesine yalıyor, emiyordu. Ve sonunda heycanla beklediğim o an geldi, adam yarağını karımın amına sokarken (ben heyecana dayanamadım ve boşaldım). Karım zevkten kendinden geçmiş, o koca yarağı köküne kadar nasıl da zevkle alıyordu. Adam dakikalarca sikti karımın amını, sonra da tüm spermlerini karımın amına boşalttı. Bunları seyrederken ben birkez daha boşaldım, yaşadığım en büyük zevkti bu…

Artık karımı sikerken daha bir ihtiraslı sikiyorum. Karıma sordum, “Haftaya gidecekmisin masaja?” diye. “Tabi tabii, gidecem! İyi geliyor belimin ağrısına!” dedi orospu! Şu anda hiç sektirmeden haftada bir kez gidiyor masaja (ve sikildiğini benim bilmediğimi sanıyor). Ben de çaktırmadan her defasında katalogdan başka bir erkek seçiyorum karımı siktirmek için. Ertesi gün de gidip CD’yi alıyorum ve karımı kim sikti, nasıl sikti, tüm detaylarına kadar seyrediyorum. Karım bana söylemiyor ama çok mutlu, ben de çok mutluyum ve çok zevk alıyorum. İkimiz de tadını çıkarıyoruz. Darısı tüm karısını siktiren, siktirmek isteyen erkeklere…

Dracula nın Oyuncağı

Dracula nın Oyuncağı
1897 senesinin kışıydı. Bir iş seyahati nedeniyle Avrupa nın doğusunda daha önce hiç duymadığım bir ülkeyi ziyaret edecektim. Uzun bir gemi ve bir de tren yolculuğundan sonra nihayet karlarla kaplı dağlık bir bölge olan Transilvanya ya ulaşmıştım. Biraz dinlenip karnımı doyurmak için bir öğleden sonra ulaşmam gereken şatoya yakın sayılabilecek bir orman köyünde küçük bir hana girdim. Ben dindar biri değildim ama o köyde böylesine tutucu insanlarla karşılaşacağım da aklıma hiç gelmemişti. Handa neredeyse herkesin boynundan sarkan gümüş haçlar yetmiyormuş gibi bir de kapı ve duvarlara asılmış olan tahtadan haçlar ve ikonalar vardı. Bir hana mı yoksa küçük bir kiliseye mi girdiğime emin olamamıştım. Ayrıca bu tuhaf insanların hepsinin de gözü de üzerimdeydi, sanki orada olmamdan hiç memnun değillermiş izlenimi veriyordu bu bakışlar. Ziyaret edeceğim müşterim soylu bir beyefendi olduğundan ve ziyaretime uygun bir kılıkla karşısına çıkmak istediğimden giyimime azami özen göstermiştim. Günün modasına uygun giyimimle o köyde birden bire ortaya çıkmış olmam da tuhaf karşılanmış olabilirdi. Üzerimdeki bakışlara aldırmadan bir masaya oturup yiyip içecek bir şeyler söyledim kendime.

Siparişimi az sonra getirip masama bırakan han sahibi, Köyümüzü ziyaret etme amacınızı sorabilir miyim bayım? , diye sordu bana. Bana biraz küstahça gelmişti bu. Ziyaret edeceğim müşterim her şeyin gizlilik içerisinde yapılmasını istediğinden bir şeyler uydurmam gerekiyordu: Ben tarihçiyim, ülkenizde bulunan tarihi şatolar ilgimi çekiyor. Bunları görüp resimlerini yapmak için burada bulunuyorum . Yanımdaki kıymetli evrak çantasını bir resim dosyası sanması da işime gelirdi. Fakat adamın yüzünde korku dolu bir ifade oluştu: Hangi şatodan söz ediyorsunuz?… , diye sordu. Yakınlarda bir tane olduğunu duymuştum. Beni oraya götürebilecek bir arabacı bulabilir misiniz?… , diye sorduğumda hana bir sessizlik çökmüştü. Han sahibi: Bakın bayım , dedi, Bahsettiğiniz bölge çok tehlikeli bir yerdir, hem neredeyse akşam oluyor. Sizi bu saatte oraya götürebilecek kimseyi bulamazsınız. Özellikle de gün battıktan sonra o civarda dolaşmasanız sizin için daha iyi olur . Merakla neden böyle söylediğini sordum. Adam bir süre lafı geveledikten sonra: Bu gece inananlar için dini bir gecedir, denir ki bu kutsal gecede her tür kötülük ortaya çıkar ve dışarıda olan hiç kimse güvende değildir. Bizler de evimizde kalıp bütün gece bizleri kötülüklerden koruması için azizlere dua ederiz…

Ona böyle hurafelere inanmadığımı söylediğimde, han sahibi: Hayır bayım hayır, bunlar hurafe değil, gerçeklerdir. Bunu sakın boynunuzdan çıkarmayın , diyerek cebinden çıkardığı gümüş bir haçı boynuma takmaya çalıştı. Ben adamı kırmamak, biraz da çevremde oturan kalabalığı inançsızlığımla kışkırtmamak için teşekkür ederek buna razı oldum ama beni bir an evvel şatoya götürecek kimse olmaması da canımı sıkmıştı. Çünkü işimi bitirip bir an önce Londra ya, nişanlımın yanına dönmek istiyordum. Yerimden doğrulup yüksek bir sesle, Bu akşam beni yakınlardaki şatoya götürecek olan bir arabacı varsa ona yüklü bir fiyat ödemeye hazırım , dedim korkusuzca ama çıt çıkmıyordu. Han sahibi, Bayım, gelin bu gece burada kalın, yarın gün ışığında yolculuk yaparsınız. Hem gideceğiniz yol uçurumlarla dolu tehlikeli bir dağ yoludur, bu karanlıkta herhangi bir kaza yaşamanızı istemeyiz , diyerek beni o gece handa kalmaya ikna etti. Yemekten sonra bana odamı gösteren adam bana iyi geceler diledikten sonra odadan çıkmadan evvel pencereleri kontrol edip bir tahta haçı da pencerenin koluna asıverdi.

Hancı kapıdan neredeyse çıkar çıkmaz biraz da öfkeyle astığı tahta haçı oradan indirdim ve içeriye biraz temiz dağ havasının dolması için penceremi araladım. Karanlık bastırmak üzereydi. Potinlerimi, çoraplarımı ve buruşmaması için giysilerimi çıkarıp içliğimle yatağa uzandım, yatak oldukça rahat sayılırdı. Uzun yolculuğumun bütün yorgunluğu sanki aniden üzerime çökmüş gibi hissederek uykuya daldım. Gözlerim kapanırken odanın bir köşesinde beliren uzun boylu bir gölgenin yatağıma doğru yaklaştığını hissettim ama kolumu kaldıramayacak kadar güçsüz ve uykulu idim. Gölge ayak ucuma yanaşarak çömeldi ve ayak parmaklarımın arasında kocaman sıcak bir dilin dolaştığını hissettim. Ayak parmaklarımı emip yalayarak üzerimde yukarı doğru sürünen gölge, bacaklarımı, cinsel organımı, göbeğimi ve göğüslerimi okşayarak üzerime binmişti. Hiçbir uzvumu kımıldatamıyordum ama aynı zamanda üzerimdeki bu ağırlık hoşuma gidiyordu. Nişanlımla evlenmediğimiz için hiçbir cinsellik yaşamamıştık, sadece kulaktan dolma bazı bilgilere sahiptim o kadar. Gölge boynuma kadar ulaştığında aniden hırçın bir kedi gibi tısladı ve tıpkı geldiği gibi ama hızla üzerimden çekilip kayboldu. Pencerenin çarpma sesiyle uyandım. Odadaki mum da sönmüştü. Dışarıda hava bozmuş olmalıydı.

Kalkıp pencereyi kapattım, yatağıma dönmek üzereyken kapıda bir tıkırtı duydum. Bayım, konuşabilir miyiz? , diyordu bir adam. Açıkçası oldukça geç bir saatte kapıma gelen bu kişinin belki de boğazımı kesip vaat ettiğim paraları almak için gelmiş bir hırsız olabileceğini düşündüm. Ama adam, Sizi istediğiniz yerin yakınına götürebilirim , deyince bunun benim için bir fırsat olduğunu düşünerek kapıyı araladım. Hemen şimdi mi? , diye sordum. Evet, kimse uyanmadan gitmemiz gerek yoksa ikimizin de gitmesine izin vermezler . Sessizce giyinip aşağıya indim. Aşağıda iki atın çektiği küçük bir fayton beni hazır bekliyordu. Bayım, önce ücreti alabilir miyim? , diyordu adam. Önce yarısını veririm, oraya varınca da diğer yarısını alırsın , dedim, pek mutlu olmamış gibiydi ama mecburen kabul etti. Az sonra ulu ağaçlarla çevrili karlı bir orman yolunda ilerliyorduk.

Faytonun penceresinden dışarı baktığımda sanki uçsuz bucaksız bir karanlığın içine düşüyormuşuz hissini yaşıyordum. Ortalık önceleri son derece sessizdi, derken kurt ulumaları işitmeye başladım. Az sonra sürücü aniden atlı arabayı durdurdu ve Bayım, yolun bundan sonrasını yaya olarak devam etmelisiniz , dedi elime bir yağ lambası tutuşturarak. Arabadan indiğimde gerçekten ıssızlığın ortasında olduğumu gördüm, etrafta ağaçlar ve kardan başka bir şey yoktu. Ne tarafa yürüyeceğim , diye sordum. Adam zifiri karanlığa doğru eliniz uzattı, Oraya , dedi korkuyla. Ben ortada şato filan görmüyorum, ya beni kandırıyorsan?… , dediğimde kurt ulumaları daha da yakından duyulmaya başlamıştı. Biraz uzakta insana benzeyen ama daha uzun boylu bir figür görür gibi oldum ama gözlerimi açıp kapattığımda orada değildi. Adam aniden yüzü bembeyaz olmuş bir şekilde, Paranı istemiyorum, dediğim yoldan ilerle, azizler seni korusun! , diyerek arabasını geldiğimiz yöne doğru sürerek kısa sürede gözden kayboldu. Artık tek başımaydım.

Bana saatlerce sürmüş gibi gelen bir yürüyüşün ardından uzaklarda ağaçların ve aniden bastıran sisin arasından yükselen, şatoya benzer bir yapı gözüme çarpmaya başlamıştı. Yaklaştıkça bunun terk edilmiş, yıkık dökük bir tarihi kalıntı olduğunu fark edecektim. Kar aniden lapa lapa yağmaya başladı, gökyüzünde beliren kapkara fırtına bulutları felaket habercisi gibiydiler. Kar yağışının artmasıyla görüş mesafemin giderek kötüleşmesiyle ormanda kaybolmaktan korkarak servi ve porsuk ağaçlarından oluşan küçük bir koruya sığındım. Bulutlar aniden sihirli bir el değmişçesine açıldı ve aralarından doğan koskocaman bir dolunay bulunduğum küçük koruyu aydınlattı. O zaman mezar taşlarının arasında durduğumu fark ettim. Hepsinin de ortasına demir birer kazık batırılmıştı. Tam karşımda mermerden yapılmış büyük bir mozale duruyordu. Mozalenin demir parmaklıklı kapısının ardındaki karanlık zeminde mermer kapaklı üç mezar bulunuyordu. Mozalenin girişinde Romence Ölüler hızlı seyahat eder , yazıyordu. O anda daha önce hissetmediğim soğuğu hissetmeye başlamıştım. Tek başıma böylesi ürkütücü bir yerde lapa lapa yağan kar yüzünden o karanlık mozalenin girişine sığınmak zorunda kaldığım için kendime kızıyordum.

Gökyüzünde her yeri aydınlatan şimşekler çakmaya başladığında mozalenin kapısı gıcırdayarak ardına kadar açıldı. O ses içimi korkuyla doldurmaya yetmişti fakat dahası da vardı. Mozalenin zeminindeki demir kapaklar yavaşça açılarak içlerinden birbirinden güzel çırılçıplak üç kadın çıktı. Üçü de, günün modasına uygun kat kat giydiği giysilerinin altını henüz görme şerefine ulaşamadığım nişanlımla kıyaslanamayacak kadar güzel ve seksiydiler. Dolgun göğüsleri dipdiri, kalçaları yusyuvarlak, dudakları kan kırmızısıydı. Tenleri süt beyazıydı ve ay ışığında üzerine kristal tozu serpilmişçesine parlıyorlardı. Yerimde taş kesilmiş gibiydim, hareket edemiyordum. Dışarıda fırtına şiddetlenirken, kadınlar beni ismimle çağırarak ihtirasla dudaklarını yalıyordu. Sivri dişlerini o zaman farkettim. Yanıma kadar sokulup bütün vücudumu okşamaya başladılar. Birden yer ayaklarımın altından çekilmiş gibi hissettim, mozalenin zemininde uzanmış bir halde buldum kendimi. Üç kadın da üzerime çökmüştü.

Kızıl saçlı olan sağ elimin işaret parmağını şehvelte emip yalıyordu. Sarışın olan ise elimi apış arasına götürmüş cinsel organının dudaklarına sürtüyordu. Bu sırada esmer olan bacaklarımın arasına uzanıp pantolonumun düğmelerini açtı. Cinsel organımı yalarken, ben de diğer iki kadının göğüslerini okşuyordum. Cinsel organım heykel gibi sertleşmişti, daha önce hiç almadığım bir zevki tadıyordum. Cinsel organımın kafası esmer kadının kıpkırmızı dolgun dudakları arasında bir görünüp bir kaybolurken, diğerleri de gömleğimin düğmelerini çözmüş göğüs uçlarımı hafif hafif ısırarak emiyorlardı. Canım yanıyordu ama aldığım zevkin yanında bu çok önemsizdi. Yanımdaki sarışına baktığımda göz bebeklerinin tıpkı ayna gibi beni yansıttığını, içlerinin boş olduğunu gördüm. Bu sırada esmer olan cinsel organımın başını sertçe emerken, diğerleri de hayalarımı aralarında bölüşmüşlerdi. Penisimin üzerinde hareket eden üç ağzın verdiği zevkle boşalmak üzereydim.

Tam bu sırada yer gök yerinden oynamışçasına bir patırtı koptu. Üzerimdeki üç kadın da fırtınaya kapılmış gibi çığlıklar içinde dört bir yana savruldular. Başımı kaldırabildiğimde karşımda ormanda gördüğüm o uzun boylu figüre benzeyen uzun boylu, sakallı ve bıyıklı, esmer bir adam duruyordu. Uzun tırnaklı elleri pençeleri andıran bu adamın da ağzında sivri dişler sıralanmıştı. Benim olana dokunmaya nasıl cüret edersiniz!!! , diye kükredi. Kadınlar korkuyla köşeye sıkıştırılmış birer hayvan gibi inliyor, bedenleri insan dışı biçimlerde kıvrılıp bükülerek benden daha da uzaklaşıyorlardı. İçlerinden esmer olan kadın biraz daha cesaretle: Siz sevgi nedir biliyor musunuz? Hiç sevmediniz ki… , dedi. DEFOL!!! , diye bağırdı efendileri, Üçünüzü de bir daha görürsem paramparça ederim! . Kadınlar açık olan mezarlarına girerek mermer kapakları kendi üzerlerine kapattılar.

Bedenimdeki uyuşma geçer gibi olmuştu, tam toparlanıp üzerimi giyinmeye niyetlendiğimde göbeğimden göğsüme yayılan, oradan da boynuma kadar çıkan bir sıcaklık hissettim. Bu tıpkı handaki yatağımda uzanırken hissettiğim gibi kocaman, nemli ve sıcak bir dildi. Bunun az önce karşımda duran adama ait olduğunu biliyordum, hissettiğim tiksinti bir yana dehşetle zevk alıyordum. O sıcak ıslaklık yeniden boynumdan kasıklarıma kadar indi. Korkudan gözlerimi kapatmıştım ama bu korkunç adamın benim kaskatı olmuş cinsel organımı sivri tırnaklı elleriyle kavradığını hissediyordum. Göz kapaklarımı hafifçe araladığımda gözleri kan çanağı gibi olan devasa bir kurdun penisimi ısırarak emdiğini görüyordum. Daha fazla dayanamadım ve şiddetle boşalmaya başladım. Kurt diliyle menilerimi yalayıp yutarken kendimden geçtim.

Gözlerimi açtığımda üç kollu bir şamdanla aydınlatılmış yüksek tavanlı bir odada buldum kendimi. Hava hala aydınlanmamıştı. Pencereye güve yeniği eski perdeler asılmıştı, duvarlarda da lime lime olmuş duvar halıları bulunuyordu. Üzerinde yattığım eski karyolanın örtüsü de delik deşik ve toz içindeydi. Yataktan kalkıp bir elime evrak çantamı, diğer elime ise şamdanı alarak odadan çıktım. Yaşadıklarımın bir rüya olduğuna neredeyse emindim. Taş merdivenlerden inerek önüme çıkan kapıları tek tek açmaya çalıştım ama açmayı denediğim kapılardan hiçbiri yerinden oynamıyordu. Önüme çıkan merdivenlerden birkaç kat daha aşağı indim, sanki aşağıda derinlerde beni çağıran bir şey varmış gibiydi. Merdivenlerin bittiği yerde dar bir koridor ve ona açılan büyükçe bir salon vardı. Tam bu sırada duvarda oynaşan gölgeleri farkettim. Dev gibi bir kurt gölgesi yansıyordu duvara, kurt yürümeye ve gölgesi giderek bir insana benzemeye başladı fakat başımı sağa sola çevirdiğim halde etrafta hiçbir şey göremiyordum.

Duvardaki meşaleleri elimdeki şamdanla tutuşturup bulunduğum yeri daha da aydınlatmaya karar verdim. Henüz birkaç meşaleyi tutuşturmuşken karanlıkta gür ve aksanlı bir ses yankılandı: Bu kadar ışık yeterli, fazlası gözlerimi rahatsız ediyor . Bu sırada gözlerim karanlığa daha alışmış olmalıydı ki ileride hayal meyal de olsa uzunca bir ahşap masanın başında ayakta duran gölgeyi farkettim. Ben Kont 3. Vlad Dracula, siz de bay Jonathan Harker olmalısınız. Bu kötü hava şartlarında sizi buraya kadar yormuş olmaktan ötürü gerçekten üzgünüm , dedi, Ama umarım sizi rahat ve güvende hissettirebilmişimdir . Artık gördüklerimin tamamen çarpık rüyalardan ibaret olduğundan emin olan ben, Teşekkür ederim Kontum , dedim, Evrakları inceleyip imzalamak isterseniz… . Elini havaya kaldırarak, Henüz değil , dedi. Size bir şeyler ikram etmeme izin verin .

Elimdeki şamdanı alarak masaya koyduğunda oraya daha önce hiç görmediğim kadar güzel bir sofranın kurulu olduğunu fark ettim. Yemek yiyip gücünüzü toplayın önce , dedi, Çok uzun bir yoldan geliyorsunuz, açıkmışsınızdır mutlaka . Açıkçası handa yediğim şeylerle kıyaslanamayacak kadar lezzetli yemekler süslüyordu masayı, Lütfen oturun ve yemeye başlayın . Tabağıma hoşuma giden yiyeceklerden doldurup yemeye başladım. Bu sırada dışarıda kurtlar ulumaya devam ediyordu. Gecenin çocukları şarkılarını söylüyorlar bay Harker , dedi Kont, Onlardan korkmadığınız için şanslısınız. Korkunuzun kokusunu alsalardı buraya kadar varamazdınız . O sırada aklıma korkudan yüzü bembeyaz olmuş arabacı gemişti ama köye dönüp dönemediğini bilme şansım yoktu. Keşke köye geldiğinizde bana haber verseydiniz, sizi hizmetkarlarımı gönderir aldırırdım. Sizi bulduğumda kurtlar yüzünden değil ama dondurucu soğuk nedeniyle ölmek üzereydiniz .

Ona bir mezarlığa sığındığımı hatırladığımı söyledim. Başka bir şey hatırlıyor musunuz?… , diye sordu Kont arkama geçip uzun tırnaklı ellerini omuzlarıma koyarak. O sırada rüyamda gördüğüm kurtun boynumu yaladığını hissettiğime yemin edebilirim. Aniden arkamı döndüğümde Kont orada değil, ahşap masanın diğer ucundaydı. Mezarlıktaki yazıyı hatırladım: Ölüler hızlı seyahat eder . Hayır , dedim, Üzgünüm ama başka bir şey hatırlamıyorum . Kont, Emin misiniz? , diye sordu ısrarla yeniden. Evet kesinlikle eminim , dedim. Biraz öfkelenmiş gibi pencereden dışarıya bakarak, Artık yataklarımıza çekilip istirahat etme zamanı geldi , dedi Kont ve ekledi, Bay Harker, şatom konuklarım için dostluk, muhabbet ve misafirperverlikle dolu olduğu kadar, yaşlı ve sinsi tehlikelerle de doludur. Ben uyanıp da yanınıza gelene kadar odanızdan çıkıp tek başınıza dolaşmaya kalkışmayın… kaybolabilirsiniz . Handaki garipliklerden sonra Kont un bu isteği beni çok şaşırtmamıştı. Belki de bu Transilvanya ya özgü geleneklerdendi.

Beni odama geri götürdü, İyi dinlenmeler , diyerek kapıdan çıktıktan sonra kapıyı üzerime kilitlediğini duydum. Muhtemelen güvende olmam veya belki de ortalığı karıştırmamam için bunu yapmıştır diye düşünerek yatağıma uzanmıştım ki dışarıdan gelen bir sürtünme sesi duyarak pencereye koştum. Pencereden aşağı baktığımda, altında kıvrıla kıvrıla bir ırmağın aktığı uçsuz bucaksız bir vadi gördüm önce. Ne kadar yüksekte olduğumu anlamak için başımı dışarı çıkartıp aşağı baktığımda ise korkudan ödüm patladı. Kont Dracula, şatonun taş duvarlarında baş aşağı bir şekilde yaşlı bir örümcek gibi mahzene doğru iniyordu. Az sonra karanlık bir pencereden içeri girerek gözden kayboldu. O anda yaşadıklarımın bir rüya olmadığını anlamıştım. Bu korkunç yerden bir an önce gitmek istiyordum ama odamın kapısını açabilmem imkansızdı.

Güneş doğup batan dek sessizliğin içinde korkuyla Kont un geri dönmesini bekledim. Saatler adeta geçmek bilmiyordu. Bir plan yapıp Kont geri döndüğünde şatodan kaçmanın bir yolunu bulmalıydım. Beni yeniden bu odaya kilitlemesine izin veremezdim… Akşam çöküp hava iyice karardığında kapıda bir tıkırtı duydum. Hemen yerimden doğruldum ve Kont un içeri girmesini bekledim ama içeri giren kimse yoktu. Odamın kapısı açtığımda holde de kimseyi göremedim. Önceki gece izlediğim yolu takip ederek Kont u ilk gördüğüm salona ulaştım. Kont duvardaki bir dünya haritasında Londra yı bulmuş, uzun tırnaklarını yaşadığım kentin üzerinde gezdiriyordu. Ben işlemleri bir an önce bitirirsek hemen yola çıkmak istediğimi, nişanlımın endişeyle beni beklediğini söyledim. Oturun Bay Harker , dedi, Evraklarınızı imzalayacağım ama bir şartım var. Ama öncelikle içiniz rahat olsun, nişanlınıza bir mektup yolladım ve bir süre daha benim misafirim olacağınızı söyledim .

Açıkçası buna biraz öfkelenmiştim ama Kont u kızdırıp işleri sarpa sardırmak da istemiyordum. Şartınız nedir öğrenebilir miyim? , diye sordum. Bunu anlatabilmek güç , diye söze başladı Kont, Sizin gibi çok farklı bir kültürden gelmiş birinden bizim buraların yol yordamlarını anlamasını beklemiyorum fakat yine de izah edeceğim. Gördüğünüz gibi burada oldukça sakin bir yaşam sürüyorum ve herkes gibi ben de herşeyi paylaşabileceğim bir dosta ihtiyaç duyuyorum . Onu anlayabildiğimi söyledim. Buna sevindim, herşeyi paylaşmak derken, benim kültürümde bazen iki erkeğin paylaşabileceği şeyler sizin kültürünüzdeki erkeklerinkine pek benzemeyebilir… , dedi Dracula. Mesela? , dedim. Cinsel hazlar da bu paylaşımın bir parçasıdır… , dedi gözlerimin içine bakarak.

O anda ağzımı açıp buna ölçülü de olsa bir tepki vermek istediğim halde sesimin çıkmadığını fark ettim. Sözlerimin kesilmesinden hiç hoşlanmam Bay Harker , dedi Dracula, Ayrıca sizin bu hazlara yabancı olmadığınızı yakından gördüm ve açıkça söylemem gerekirse gençlik pınarınızın tadına bakmaktan büyük haz duydum . Utançla kızardığımı hissediyordum ki Kont un pençeyi andıran ellerini boynumda hissettim. Bu tür paylaşımların iki erkek arasında kalacağını, soylu ve şerefli bir ailenin kalan tek üyesi olarak size hatırlatmama gerek yoktur sanırım. İşte tek şartım buna izin vermeniz… , diyerek pençelerini göğsümün üzerinden kucağıma kadar indirdi. Pantolonumun düğmelerini çözdü. Anında kendimi yemek masasına çırılçıplak bir halde sırt üstü uzanmış ve bacaklarım iki yana ayrılmış halde buldum. Kontun dili hayalarımı yalayarak makatıma ulaşmıştı ve deliğimden içeri girip çıktıkça elleri göğüs uçlarımı parmakları arasında hafifçe eziyordu. Aldığım zevk inanılmazdı. Vücudumun tüm kontrolünü ele geçirmişti.

Kont daha sonra hayalarımı tek tek ağzına alarak emdi ve kocaman dili giderek sertleşip başını kaldıran cinsel organımın sapının etrafında yılan gibi kıvrılarak beni yalamaya başladı. Uzun tırnakları göğsümü ve göbeğimi çizip kanatıyordu ama bunlar önemsiz küçük çiziklerdi. Kon zaman zaman parmaklarını ağzına götürerek tırnaklarına bulaşan kanımı yalıyor ve sonra da cinsel organımı emmeye devam ediyordu. Dracula nın ağzını ve ellerini vücudumun her yanında hissediyor, ben zevkle titreyip kasıldıkça tıpkı büyükçe bir yırtıcı hayvan gibi hırıltılı sesler çıkardığını duyuyordum. Bu sırada cinsel organımı boğazına kadar aldığını, bu sırada da uzun diliyle hayalarımı okşadığını hissedebiliyordum. Bu zevke daha fazla dayanabilmem imkansızdı. Birden menilerimi yeniden fışkırtmaya başladım. Giderek hızlanan iştahlı bir emme sesi duyuyordum sadece, başımı kaldırıp aşağıda neler olduğunu görme şansım yoktu. Zevkten bayılmıştım.

Uyandığımda dev gibi bir karyolanın üzerinde çırılçıplak yatıyordum. Kollarım ve ayaklarım karyolanın dört direğine bağlanmıştı. Odayı sadece birkaç mum aydınlattığı için ne kadar büyük olduğunu göremiyordum. Karyola ve etrafındaki şamdanlar sanki sonsuz bir boşluğun ortasında yüzüyorlardı. Başımı kaldırıp yukarı çevirdiğimde tam üzerimde kanatlarına sarınmış korkunç büyüklükte bir yarasanın baş aşağı uyuduğunu fark ettim. Duyduğum korkuyu tarif edebilmek imkansızdı. İnançlı olmayan ben kurtulabilmek için için Tanrı ya yalvarıyordum ki yarasa dev kanatlarını açarak çevik bir hareketle yatağın baş ucuna kondu. Artık baş ucumda duran bir yarasa değil, oldukça kıllı, kaslı ve kocaman bir penise sahip olan esmer bir erkekti. Dracula, üzerime ters olarak uzandığında penisi açık olan ağzımdan içeri kaydı. Ben onun cinsel organını emerken, o da kalçalarını oynatarak ağzımın içinde gidip gelmeye başlamıştı. Cinsel organı sertleşmiyordu ama sertleşmemiş haliyle bile oldukça büyüktü.

O gece kaç kez boşaldığımı hatırlamıyorum ama Kont şatosunda geçirdiğim her gece birbirinden değişik pozisyonlar denemekten sıkılmıyor, her yerimi ısırıyor, her boşaldığımda ise menilerimi büyük bir iştahla son damlasına kadar yalayıp yutuyordu. Kont gün doğmadan mahzendeki gizli odasına çekildiğinde, beni bağlayan ipler çözülüyor, odama kadar ulaşan kapılar kendiliğinden açılarak bana yol veriyordu. Odamda beni bekleyen yiyecekler ve meyveler buluyordum ama bunlardan ne kadar yersem yiyeyim karnım asla doymuyordu. Giderek zayıf düşüyordum. Kont geceleri mahzeninden geri döndüğünde ise benimle birlikte olduğu odaya geri dönmek zorundaydım. Bu kısır döngü içinde haftalar, belki de aylar geçmişti. Artık nişanlıma geri dönebilme umudum tükenmek üzereydi. Kont Dracula nın oyuncağı haline gelmiştim.

Bir gün daha doğduğunda yorgun argın odama döndüm, artık kaçmayı denemek istiyordum. Odadaki kumaşları lime lime yaparak kendime bir halat ördüm ve pencereden sarkıttım. Bu halat şatonun yüksek duvarlarında Kont un süzülerek içeri girdiği o karanlık pencereye kadar uzanabiliyordu. Halatı yattığım ahşap karyolanın ayağına bağlamıştım ama bu eskimiş odun parçasının ağırlığımı kaldırıp kaldıramayacağını bilmiyordum. Neyse ki bir deri bir kemik haline gelmiş olan vücudum eskisi kadar ağır değildi. Halatla aşağı doğru inmeye başladım. Pencereye varmak üzereydim ki halat aniden kopuverdi. Fakat son anda ellerim pencerenin pervazını yakaladı. Kendimi yukarı çekmek için şatonun taş duvarlarından destek almaya çalıştım ama yosunlu taşlara basan ayaklarım sürekli kayıyordu. Uzunca bir süre uğraştıktan sonra nihayet kendimi pencereden içeriye atabildim.

İçeride aşağıya doğru inen dar bir merdiven vardı, bunu izleyerek şatonun karanlık derinliklerine inmeye başladım. Gözlerim karanlığa alışmaya başlamıştı. Duvarda gördüğüm bir meşaleyi elime aldığımda kendiliğinden tutuşuverdi, şatodaki neredeyse her şey böyle büyülü nesnelerdi. Merdivenlerin sonuna geldiğimde uzun, geniş ve kemerli bir salona girdim. Meşalenin ışığında hol boyunca yerdeki deliklere oturtulan uzun kazıklara geçirilmiş ve artık sadece iskelet halini almış sayısız ceset görüyordum. Salonun bitimindeki taş merdivenlerin sonunda büyükçe bir kapı vardı. Bu kapıdan altından baktığımda çok uzaktan da olsa bir ışık geldiğini görüyordum. Bunun bir tür çıkış olması gerektiğini düşünüyordum. Tam ışığa doğru yürümek üzereydim ki salonun ortasında gösterişli bir tabut gözüme ilişti. Üzerinde Latin harfleriyle, Vlad III. Tepes Dracula yazıyordu. Korkuyor ama aynı zamanda da merak ediyordum. Meşalemi duvara asıp, tabutun kapağını yana doğru kaydırdığımda iri açılmış korkunç gözleriyle tavana bakarak hareketsiz yatan Kont Dracula ile karşılaştım.

Korkudan adeta buz kesmiştim fakat yaşadığım panik duygusu dindikten sonra Kont un orada son derece savunmasız bir halde yattığının farkına vardım. Her ne olursa olsun Kont u öldürmem gerektiğine karar verdim. Çünkü ben şatodan kaçıp da köye ulaşmaya çalışırken karanlık çökecek, belki de ben yolun yarısına bile gelmemişken dev bir yarasa olarak Kont yine omuzlarıma çökecekti. Bu defa beni sağ bırakmayacağına da emindim. O sırada aklıma geceyarısı mezarlıkta gördüğüm manzara geldi yeniden. Bütün mezarların üzerine saplanmış birer demir kazık vardı, mozalenin kilitli demirli kapısının ardındakilere dokunulamamıştı muhtemelen. O halde bu canavarları yok etmenin tek yolu da buydu. Ne yazık ki etrafımda iskeletlerin üzerinden sarktığı kazıklar tahtadandı, bunları kullanamazdım. Daha fazla zaman kaybetmeden kaçmanın tek şansım olduğuna inanarak elime duvardaki meşaleyi aldığımda bunun demirden yapılmış olduğunu fark ettim.

Kontun tabutunun üzerine toplayabildiğim bütün cesaretimle eğilerek meşaleyi yukarı kaldırdım ve hızla göğsünün ortasına indirdim. Meşaleyi batırdığım yerden oluk oluk fışkıran kanlar her yeri kızıla boyarken Kont un ağzından çıkan korkunç ve hayvani bir çığlık salonun taş duvarlarında yankılandı. Kont un gözleri tıpkı giderek sönmeye yüz tutan bir mum alevi gibi canlılığını yitirip donuklaşırken, bütün vücudu kuruyup büzüşerek tıpkı kazıklardan sarkan iskeletler gibi oldu. Merdivenlerden çıkıp kapıyı açtım, gerçekten de tünel gibi uzanan bir koridorun ucunda bir çıkış olduğunu gördüm. Daha fazla vakit kaybetmeden şatoyu terk ettim, köyün nerede olduğu konusunda bir fikrim yoktu ama nehri takip edersem onu bulacağımdan emindim. Böylece yapabildiğim kadar hızlı bir şekilde nehir yatağını izleyerek oradan olabildiğince uzaklaştım. Fakat hiç durup dinlenmeden saatlerce yürüdüğüm için açlıktan ve yorgunluktan daha fazla ilerleyebilecek halim kalmamıştı. Oracıkta bayılmışım. Beni hayvanlarını suya indiren bir köylü bulmuş, uyandığımda nişanlım yanı başımdaydı. O da benden uzun zamandır haber alamayınca peşimden gelip beni aramaya başlamış ve ne büyük şanstı ki o şatoya gelmeden önce ben kaçabilmiştim. Apar topar Londra ya geri döndük ve tüm olup bitenleri geride bırakıp mutlu yaşamımıza kaldığımız yerden devam ettik.

-SON-

sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan escort sakarya sakarya escort