%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 21 Ozge Yengem

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 21 Ozge Yengem
Günler bu şekilde gelip geçiyor, Özge, yani yengem ile rutin seks hayatımız oluşmuş, düzeni oturtmuş ilerliyorduk. Melisa’nın bakışlarından bana karşı bir şeyler hissettiğini biliyordum, ama Zeki ile bu konuyu konuşacak cesareti nereden bulduğunu bilmiyordum açıkçası. Zeki Melisa’yı gerçekten seviyordu. Nasıl olurda benimle yatmasına izin verirdi ki? Aklım almıyor, geceleri yatarken kafamı kurcalıyordu. Okulda İlayda Melisa ile normal arkadaşlığımıza devam ediyor, konuşuyorduk. Zeki’nin bu olanları bize anlattığından haberleri yoktu ikisinin de. Ama bir gün spor salonuna Ferhat’a bakmak için gittiğim de Zeki, Melisa, İlayda bir köşede fısır fısır konuşuyorlar, Melisa parmağını tehditkar şekilde sallıyordu Zeki’ye karşı. Merak ettim ve göremeyecekleri bir alandan onları dinlemeye çalıştım. Uzaktım duyamıyordum. Zeki arkasını döndü gidiyordu. Melisa “Zeki” diye bağırdı. Zeki geri döndü, arkaları bana dönük, göremezlerdi. Duvarın arkasından soyunma odasına giden aralığa gittim. Aramızda sadece bir duvar vardı. Duvarın arkasından konuşmaları dinlemeye koyuldum;

Melisa;

– Ne demek kıskanıyorum seni? Söyledim ya sana. Ben yatmayacağım Kuzeyle sadece İlayda içine boşalmasını sağlayacak. O kadınları partide sikerken ben seni kıskanıyor muydum? Yapacaksın Zeki.

Zeki;

– Ya iyi de ben bu kuzeyin oğlu için kurşuna atladım. Şimdi siz yine kurşuna atıyorsunuz bu çocuğu? Kız İlayda sende ne orospu çıktın, kendini zorla hamile bıraktırmak ne ya? Tut ki sen hamile kaldın ama kuzeyin oğlu seninle evlenmeyi kabul etmedi? O zaman ne yapacaksın?

İlayda;

– Sen orasına karışma, bu evliliğe mani olayım yeter 1 ay kaldı. Hamile kalmam lazım ondan.

Zeki;

– Orospu ya, ben yapamam.

Melisa;

– O zaman düğünü unut Zeki…

Zeki boş gözlerle bakıyor, düşünüyordu. Gözlerini kıstı ve konuşmaya başladı;

– Melisa, kendini ister Kuzeyin oğluna istersen başka birine siktirebilirsin. Düğün olmayacak. Git kendine başka oyuncak bul. İlayda senin de amına koyayım. Siktirin gidin lan.

Melisa Zeki’ye tokat attı. Zeki zaten ayakta zor duruyor. Oturup kaldı. Melisa’nın arkasından göz yaşı döküyordu. Melisa ile İlayda salondan çıktı gitti. Zeki ayaklandı. Arkasından geldim;

– Kardeşim…
– Lan kuzeyin oğlu. İkinci kez hayatını kurtardım. Bende seni arayacaktım şimdi.
– Duydum hacı gülle. Konuştuklarınızı duydum.
– Şeytan nereden duydun?
– Arkanızdaydım amına koyayım.
– Hee. Sinsi şeytan seni.
– Ee Melisa terk mi etti seni şimdi?
– Ya amına koyayım onun. İlayda senden hamile kalmak için yatmış seninle. Grup seks falan hikaye. Amacı kendini hamile bıraktırmak sana, böylece Özge ile aranı bozacak…
– Zeki?
– Efendim panka?
– Melisa ile konuş, kabul et…
– Ne? Delirdin mi sen amk Özge ne olacak?
– Bir planım var akşama çocukları da alıp gidip konuşacaz. Sen kabul ettiğini söyle.
– Affederse tekrar.
– İş sana kalmış, ister evlen, istersen evlenme.
– Yok hacı gülle ben evlenmem bu kızla. Gözü dışarıda bunun. Hem zaten tadını aldım. Sikeyim aşkını, meşkini.

Koluna girdim spor salonundan çıktık, Ferhat ile Mete ile buluştuk bir kafede. Tüm bu olup bitenleri anlattığımızda ağızları açık kalmış, Zeki ile beni dinliyorlar, şaşırıyorlardı. Planı açıklamaya başladım;

– Beyler bunlar grup seks nedir bilmiyor daha. Madem bu kadar hamile kalmak istiyor, gideceğimiz partiye götüreceğiz bunları da. İçine herkes boşalacak. Artık kimden hamile kalırsa.

Ferhat;

– Rus ruleti mi oynuyoruz amına koyayım ya.

Mete;

– Ya içimizden birinden hamile kalırsa?
– Evlenmek mecburi değil, hamile kalmayı kendisi istedi mi istemedi mi?

Zeki;

– İyide senden hamile kalmak istedi hacı gülle…
– İşin sürprizi de o ya zaten.

Mete;

– İyi de nasıl götüreceğiz bunları?
– Aynı taktik… gözlerini tekneye kadar bağlı tutacağız. Zeki ile güzel bir ortam bulduk oraya gidiyoruz diyeceğiz. Denize açıldıktan sonra ya teknede oturup beklerler, yada bizlere katılırlar.

Ferhat;

– Ya katılmak istemezlerse? Sadece teknede beklerlerse?
– İşime gelir…

Mete;

– Yok aga ben bu sefer yokum. Kız üniversite kazandı, yurt dışına gidecek hayatını sikip atamam.
– O zaman bu partiyi zaten biliyorlar. Amcık ağızlı Zeki söylemiş. Teklif ederiz gelmek isterlerse gelirler.

Ferhat;

– Oğlum kız senin spermlerini istiyor.
– Sadece partide sikeceğimi yoksa bu işin olmayacağını söyleyeceğim.

Zeki;

– Olan gene bana oldu, Melisa ile kavga edecem…
– Oğlum Melisa artık hiçbir şeyin senin. Neden hesap veriyor, kavga ediyorsun?
– Alışkanlık hacı gülle. Ulan karım olacaktı şimdi düştüğümüz duruma bak…

Mete;

– Zeki çok mu seviyorsun Melisa’yı?
– Seviyorum ama çok değil, ne bileyim oğlum ortam o kadar romantik olunca teklif ettim. Öyle ağlıyor görünce oda beni çok seviyor sandım.

Ferhat;

– Bence o korkudan ağlıyordu…

Zeki;

– Nasıl yani? Neden korksun ki?

Ferhat;

– Sonuçta 4 yıllık arkadaşlığımız, ilişkimiz var o yüzden Zekicim.
– Haa ben olayı mı yanlış anladım yani.
– Biraz öyle oldu.

Ben;

– Neyse oğlum kısa yoldan kurtuldun. Zeki yarın okulda Melisaya söylüyorsun. “ben kuzey ile konuştum, 1 ay sonra bir parti var kabul ederse gelsin orada yaparız, kabul etmiyorsa yapmam diyor” diyeceksin. Onlar sana neden söyledin falan diye ekşirse, “artık evleneceğim kadın değilsin” dersin yüzüne.

Zeki;

– Of amına koyayım çok pis gaza geldim lan. Şimdi gidip söyleyeyim mi?

Ferhat;

– Git söyle lan.

Zeki ayağa kalktı;

– İyi at beni onların evine hacı gülle.

Mete;

– Otur oğlum ya acelesi yok yarın söylersin.

Kafede bu konu hakkında biraz daha konuşup evlerimize dağıldık.

Özge yani yengem ile rutin seks hayatımız vardı. Evi gidip görmüştüm gerçekten muhteşemdi. Babam mimar sokup tüm eksikleri yaptırttı. Artık geriye taşınmak kalıyordu. Özge ile eşya bakıyorduk. Bir çok mağazaya girip çıktık, ayaklarım şişmişti ama değmişti de. Her şeyin en güzelini aldık. Eşyalarımız bir hafta içerisinde gelmiş, yayılmış, kurulmuştu. Artık evden ayrılma vakti gelmişti. Üniversite sınavına sadece 1 hafta kalmıştı. Çocuklar artık büyüyordu. Gülizar 15 yaşına girmiş, Baran, 9 yaşındaydı. Baran daha çocuktu aklı ermiyordu. Ama Gülizar her şeyin farkındaydı. Annesi ile evleneceğimi biliyor, karşı çıkmasa da tuhaflıyordu.

Artık kendi evimize taşınmıştık. Ailemden ayrıldık. Özge ile rahat rahat seks yapacaktık. Evimize girdiğimizde, çocuklar evi çok beğendi, odaları harikaydı. Gülizar zaten benim kız kardeşim ile çok yakındı. Sürekli birliktelerdi. Gülizar 15 yaşında olmasına rağmen serilip, serpilmişti. Ne de olsa İzmir kızı. Olgunlaşıyordu vücudu, ama tam bir ergendi. Ergenlik dönemi çok sancılıydı Gülizar’ın. Çocuklar odalarına gidince Özge elimden tutup odamıza çıkarttı beni. Beğendiğimiz yatak odamızda daha güzel duruyordu. Özge boynuma sarıldı;

– Uzun zamandır bu anı bekliyorum.
– Bundan sonra bol bol bulacağız bu zamanı.

Dudaklarını öpüyordum. Üzerindeki elbiseyi sıyırıp bacaklarını yalıyor, emiyordum. Külotunu sıyırıp elbise üstünden amını yalıyordum. Artık Özge çok rahat inliyor, evde kimse yok gibi davranıyordu. Ben amına her dil darbesi attığımda;

– “Oh yala sulu amımı” diye kısık sesle değil, yüksek sesle konuşuyordu.

Özgenin amına sikimi çıkartıp soktuğumda daha çok sesli inliyordu;

– Aşkım sessiz ol yine de çocuklar var evde.
– Duymaz onlar hadi daha sert sok içime.

Götünü bana domaltıp sikimin hepsini istiyordu içinde. İnlete, inlete siktikten sonra bir ses duyduk kapının önünde. Özgenin amına git gel yapmayı bıraktım. Gülizar gelmiş kapıdan sesleniyordu;

– Anne baran uyumuyor.

Yengem götünü hareket ettiriyor, sikimi içinde git gel yaptırmaya devam ederek konuşuyordu;

– Yanında yat biraz geliyorum.

Ayak sesleri kesilince yengem daha sert gidip gelmeye başladı. Bende ona uyarak, daha sert sokup çıkartıyordum. Özge yatağa yığıldı. Ben gitgellere devam ederek içine boşalmıştım.

Yanına uzandım. Yerden külotunu alıp elbisesinin altından giydi. Aşağıya, baranın yanına indi. Bende şortumu giyip yanlarına gitmek için çıktım odadan. Özge baran ile yatıyor, Gülizar kapının önünden bana bakıyordu;

– Uyu sende sabah okula gideceksin.
– Tamam iyi geceler.
– İyi geceler canım.

Özge eliyle ben baranı uyutunca gelirim git diyerek gönderdi beni. Yatağa kafamı koyduğumda uyumuş kalmıştım. Sabah gözlerimi açtığımda Özge çırılçıplak bana sarılmış yatıyordu. Memeleri yan tarafa devrilmiş, koluma temas ediyordu. Yüzümü memelerine dönüp emmeye başladım. Saçlarımı okşuyor, dur Mehmet yapma diyordu. Mehmet? O kim lan dedim içimden memelerini yalamayı kestim. Uyumaya devam ediyordu. Tekrar memelerine ağzımı götürdüm bir süre emdikten sonra tekrar sayıkladı “dur burada olmaz gören olur” kan tepeme sıçramıştı. Saçlarından tutup kaldıracak, “Mehmet kim orospu?” diyecektim. Ama yapamıyordum. Seviyordum Özge’yi hayır ya aldatmamıştır diyor, kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Yatağın ucunda duran cep telefonuna gözüm çarptı. Birkaç uğraştan sonra kilidini açmıştım. Hemen mesajları kontrol ediyordum. Mehmet Hoca kişisinden mesaj gelmiş en son; “bugün dersimiz öğlen 2 de geç kalma” bu Mehmet hoca direksiyon hocasıydı Özgenin. Lan! Yoksa! Buna mı siktiriyordu Özge kendini. Resmen deliye dönmüştüm. Ama sakin olmalıydım. Duşa girdim. Arkamdan Özge geldi, duşa girdi, sikimi avuçluyor, öpmeye çalışıyordu. Kendimi geriye çektim.

– Özge yorgunum akşama yaparız. Derse geç kalacağım.
– Peki aşkım…

Duşumuzu aldık, kahvaltıya oturduk. Gülizar hazırlamış kahvaltıyı. Özge’nin yüzüne bakıyordum bana bakıp gülüyordu.

– Özge?
– Efendim aşkım?
– Bugün direksiyon dersin var mı?
– Evet öğlen 2 de.
– Hım nerede yapıyorsunuz ki dersi?

Tarif etti…

– Neden sordun canım?
– Ya benim okuldan arkadaş daha ehliyete yazılmamış, onu da yazdıralım diye sordum.
– Kesinlikle yazdır. Hoca çok iyi, çok ilgileniyor.

Ben bu sözler karşısında iyice deliye dönmüştüm. Özgeyi boğazlamamak için çıktım evden;

– Afiyet olsun ben çıkıyorum geç kaldım. Akşama görüşürüz.
– Görüşürüz. Aşkım.

Sinirden arabamın kapısına tekme atıyordum. Hiç tahmin etmediğim bir şeydi. Özgenin beni aldatması. Belki de onu kasıt etmiyordur diyordum. Ama gavatlığın alemi yoktu. Okula gittim. O kadar sinirliydim ki karşıma geçen karşı sınıftan çocuk topu at moruk dedi diye, topu suratına fırlattım. Ellerimi, dişlerimi sıkıyor kontrol edemiyordum kendimi. Dayanamadım geri döndüm oku kapısından çıktım. Ferhat arabayı durdurdu;

– Kuzey! Nereye! La dur nereye.

Arabayı dışarıda bırakıp yanıma koştu Mete ile birlikte.

Mete;
– Oğlum dur ne bu hal? Bir şey mi oldu?
– Yok bir şey.

Ferhat;

– Lan olmuş işte. Anlat.
– Lan yok amına koyayım yok. Bırak kolumu.

Dışarıda yürüyordum, nereye gittiğimi bilmeden. Ferhat ile Mete bir süre arkamdan baktıktan sonra arkamdan koşarak geldiler. Kolumdan tutup bir kafeye soktular.

Ferhat;

– Kanka anlat ne oldu la?
– Oğlum Özge galiba beni aldatıyor. Amına koyayım!

Masaya yumruk atmıştım. Herkes dönüp bize baktı. Mete bir şey yok gibisinden el işareti yaptı;

Mete;

– Dur be oğlum o nereden çıktı.
– Lan çıkmasa neden böyle konuşayım. Zaten korkuyordum. Gözü açık değildi. Biliyordum bir orospu çocuğunun böyle bir şey yapacağını.

Ferhat;

– Yapmaz lan Özge.
– Göreceğiz. Saat kaç?
– Daha 10.

Ben;

– Yürüyün bir şeyler içelim. Saat 2 de dersi var. Takip ederiz. Ama benim araba ile olmaz. Seninki ile de olmaz.

Mete;

– Babamın arabasını alırım, galeriye gidelim önce.
– Süper hadi kalkın gidelim.

Mete’nin babasının galerisine gidip aracı aldık, bir yere gidip oturduğumuzda öğlen 12 olmuştu. Yerimde duramıyordum artık. Saat 1,30 gibi çıktık. Hafif alkol almıştım. Özge’nin tarif ettiği yere gittiğimde bir süre sonra sürücü adayı yazan araç yanımızdan geçti. İçinde Özge vardı;

– Mete bu araba! Mete sür!

Arabanın arkasına takıldık. Uzaktan takip ediyorduk. Birkaç yeri turladıktan sonra, merkezden çıktı. Direksiyona hocası geçti, yola devam ettiler. Baya bir süre takip ettikten sonra ormanlık, bol ağaç olan bir yere çekti arabayı. İçeriye girdi araçla. Arabayı dışarıda bıraktık. Arabadan inip ağaçların arkasından arabaya bakıyordum. Ama içerisini göremiyordum. Kısa süre sonra ön kapı açıldı. Özge arka kapıyı açıp içeriye girecek sandım, ama girmedi. Domaldı. Elbisesini yukarıya kaldırıp, bembeyaz götünü meydana çıkarttı, Mehmet hocası da arkasına geçip sikini sokmaya başladı. Şu manzarayı hayal dahi edemiyordum. Ferhat ile Mete kolumdan tutuyor. Sakin olmamı söylüyordu. İkisini de kenariya ittirdim. Yere düştüler. Çıkan ses sonrası Mehmet hoca bizi gördü. Toparlanıyordu. Üzerine koştum;

– Orospu çocuğu!

Adamı bir yumrukla yere sermiştim. Özge araçtan çıktı ama ona bakmıyordum bile. Yerdeki adamı yumrukluyor, ağzını burnunu dağıtıyordum. Özge kolumdan asılıyordu;

– Kuzey dur! Kuzey yapma!

Adamın üzerinden kalktım Özge’ye bakıyordum ağlıyordu. O kadar gözüm döndü ki. Bir tokat attım yere düştü. Tekrar adama döndüm dövmeye devam ediyordum. Mete ile Ferhat kolumdan tutup çekti beni. İkisi adama girişmeye başladı. Özge’nin kolundan tutup kaldırdım;

– Lan sen bana bunu nasıl yaparsın?
– Kuzey lütfen açıklayabilirim
– Ulan neyi açıklayacaksın? Lan herkesten beklerim bunu senden asla bu kadar mı azdın? Tek yarrak kesmedi mi seni? Nasıl bir orospu çıktın lan.

Bir tokat daha attım. Mete ile Ferhat adamı bırakıp yanıma koştu;

– Bırak oğlum vurma, yürü gidelim.

Kolumdan tutup sürüklüyorlardı. Arkamı döndüm;

– Sikişmeye devam edin! Haliniz kaldıysa orospu çocukları!

Ferhat;

– Abi şaka gibi.

Mete;

– Sus oğlum adam sakin değil zaten.

Ben;

– Bırakın kolumu lan sakinim. Ama ben soracağım ona görecek gününü.

Ağacı yumrukluyordum. Parmağımı kırmıştım, yumruklamaya devam ediyordum. Ferhat kolumdan tutup asıldı;

– Dur amına koyayım ne yapıyorsun. Mete hastaneye gidelim önce.

Hastaneye gittik, sakinleştirici iğne vurup, elimi alçıya aldılar. İki parmağımı kırmıştım. Hastaneden çıkar çıkmaz bir bara götürdü Mete. Hiç acı dahi hissetmiyordum. Ama içim çok yanıyordu. O kadar içkiyi kafama diktiğim halde o yangın geçmiyordu. Gözlerimden hala alev çıkıyor, Özge’nin bu yaptığını kabullenemiyordum.

Cebimden telefonu çıkarttım.

Mete;

– Kimi arıyorsun?
– Esma sultanı
– Ne için?
– Görürsün.

Telefon uzunca çaldıktan sonra nefes, nefese açmıştı telefonu;

– Esma sultan müsait misin?
– Değildim ama sen arayınca açtım. Ne vardı Kuzey?
– Şu parti varya.
– Evet?
– Birkaç misafir getirmem sorun olur mu diye soracaktım?
– Hayır canım, istediğini getir. Bende seni arayacaktım sınavdan sonra ki gün gidiyoruz.
– Süper, Berkant nerede?
– O okuldan ayrıldı, başka okula gidiyor, sınava hazırlanmak için.
– Anladım tamam görüşürüz.
– Görüşürüz tatlım.

Mete;

– Misafir? Zaten biz gitmiyor muyuz?

Ferhat;

– Bence o misafirler biz değiliz şekerim.

Ben;

– Aynen sizin için aramadım. Aklımda birkaç kişi var. Böyle yarrak delisi olmuş, sikilmeyi hak eden birileri.

Telefonumu ısrarla Özge arıyordu. Açmıyordum. En sonunda dayanamadım ve telefonu kapattım. Çok sarhoştum. Arkadaşlarım beni gece 5 gibi eve bıraktı. Kapı deliğini zor bulup açtım, girdim içeriye. Özge salonda oturmuş ağlıyordu. Beni görünce koşarak yanıma geldi, çocuklar uyuduğu için yüksek sesle konuşamıyor, arı gibi vızıldıyordu. Kolundan tutup ittirdim. Sendeleyerek yukarıya, yatak odamıza gittim. Arkamdan gelmiş hala konuşuyordu. Birkaç kıyafet aldım, üstümü değiştirip yan odaya gittim. Özge geliyordu, suratına kapıyı kapatıp kilitledim. Yatağa attım kendimi. Hiçbir şey düşünmeden gamsız bir şekilde uyku çektim.

Sabah olmuştu, telefonum çalıyor, arkadaşlarım arıyordu.

– Efendim?
– Kanka hadi gelmiyor musun?
– Yok kanka birkaç işim var gidin siz.
– Nereye gidelim oğlum kalalım o zaman bizde.
– Yok kardo gidin tek halletmem gereken işler var.

Elimi yüzümü yıkadım banyoda. Aynada kendime bakıyor, düşünüyordum. Bu kadar kısa mı sürecekti? Elbet Özge başka yarrak yiyecekti ama bu kadar erken mi? Ve benim haberim olmadan, benden gizli. Aynaya yumruk atmıştım, ayna parçalanmış, alçılı olan elim daha çok acımıştı. Elime baktığımda alçı içindeydi. Ne olduğunu o an hatırlayamadım. Sonradan aklıma geldi, ağaca yumruk atınca parmaklarımı kırmıştım. Neyse alçıda olduğu için kesilmedi en azından. Özge kapıda Kuzey! Kuzey! Diye bağırıyor, gelen ses sonrası beni merak ediyordu. Kapının kilidini açıp çıktım. Özge ağlamaya devam ediyor, konuşuyordu;

– Kuzey yalvarırım affet, lütfen affet. İstemeden oldu, bir anda gelişti, seni aldatmak aklımda bile yoktu Kuzey yalvarırım affet.

Merdivenlerden iniyordum hiç konuşmadan. Aşağıya indiğimde suratına bakarak gülüyordum;

– Asıl sen beni affet, her insan yanlış yapar. Anlayışlı davranıp sana vurmamam gerekirdi.
– Ne? Ama sen? Çok kızgın değil misin? Kuzey lütfen kimseye bir şey söyleme kimsenin yüzüne bakamam.
– Bu kadar gerizekalı olma Özge. Kime ne söyleyeceğim? Özge bana boynuz taktı mı diyeceğim?

Özge pişmanlık duygusuyla daha çok ağlıyordu.

– Özür dilerim lütfen affet.
– Gerçekten sorun değil, istersen gidip kendini siktirmeye devam edebilirsin ah pardon şuan seni sikecek durumda değildir o. Ne diyecektim ben sana. Haftaya sınavımdan sonra bir partiye gideceğiz. Kızlarda geliyor. Sende gel. Şu olanları unutalım ne dersin?
– Parti mi? Ne partisi?
– Sınavın bitişini kutlayacağız. Gelecek misin? Tek gideceğim yoksa.
– Peki gelirim.
– Ağlamayı kes, git üstüne başına bir şeyler al. Kendini topla görüşürüz.

Kapıyı arkasından kapatıp çıkmıştım. Arabam okulda kalmıştı. Bir taksi çağırdım. Cep telefonumu çıkarttım Aysel yengemi arıyordum;

– Oo kuzi bey aklına gelebildik mi? Diyerek açtı telefonu
– Kusura bakma yenge yoğunum biliyorsun evlilik telaşı vs.
– Daha sen evlenmeden unuttun beni…
– Bende o konuyu konuşmak için sana geliyorum. Müsait misin?
– Aslında değilim ama alıp götürürsen müsait olurum. Seks yapacaksak hazırlanayım ona göre…
– Yok şimdi yapmayacağız. Bir konu hakkında konuşacaktım seninle.
– Tamam canım gel bekliyorum.

Telefonu kapattım. Aklımda bin bir türlü planlar, fikirlerle gidiyordum Aysel’in yanına. Evlerine gitmiştim. Güllü nenemler çiftlikte hayvanlarla ilgileniyordu. Aysel yengem güllü neneye Cevat’ı bırakıp yanıma geldi;

– Yenge gel taksiye geçelim sakin bir yerde konuşalım.
– Tamam canım.

Taksiye bindik ağzımı bıçak açmıyordu. Bana türlü türlü sorular soruyor, iyi olup olmadığımı soruyordu. Ben konuşmuyor camdan dışarıya bakıyordum. Taksiciyi sakin bir yerde durdurdum. Kimin olduğu belli olmayan tarlaya girip oturduk çimlere. Taksici benzin almak için gitti, geri dönecekti.

Aysel yengem;
– Kuzum yoldan beri ağzını bıçak açmadı konuşacak mısın?
– Özge beni aldattı.
– Ne? Nasıl aldattı ne diyorsun sen kuzey?
– Baya aldattı. Ehliyete yazdırmış babam, direksiyon hocasına kendisini siktirirken yakaladım.
– Ciddi misin?
– Şakası mı var bunun?
– Yok ta ya yapmaz Özge
– Bende öyle biliyordum. Ama son günlerde seks yaparken, sürekli sert istemesi ve başkalarına versem ne yaparsın gibi cümlelerinden anlamıştım aslında. Er geç yapacaktı, bu kadar erken beklemiyordum.
– E sen ne yaptın peki? İyi mi şuan Özge?
– Çok iyi. Sana da o yüzden geldim. Yardımın lazım.
– Ne yardımı kuzum?
– Bir parti var, Özge’nin yarrağa doyacağı bir parti. Kötü bir şey değil, sadece amı götü baya dağılacak. Eğer gelmek istersen senide götürmek istiyorum. Hem hasret gideririz?
– Hım. Ama Özge de orada olacak?
– Merak etme sen onu söylemezsen kimseye o da seni söyleyemez. Her şey karşılıklı. Hem sende çok ateşli bir kadınsın. Uzun zamandır da seks yapmıyoruz. Acısını çıkartacağın bir ortama götüreceğim seni? Gelecek misin?
– Sen varsan gelirim tabi.
– Bensiz olur mu?
– Olmasın.

Boynuma sarılıp öptü, taksici korna çalıyordu. Beklemesi için işaret ettim.

– Parti haftaya sınavımdan bir gün sonra. Ona göre hazırlan.
– E evdekilere ne diyeceğim?
– Özgelere gideceğim sıkıldım de gel, çocukları anneme bırakırız. Ayarlarım ben onu.
– Tamam o zaman hadi kalkalım iş var evde daha.
– Hadi kalk.

Taksiye binip Aysel’i çiftliğe bıraktım. Taksiciye okulu tarif ettim. Arabamı almak için gidiyordum. Artık ne aşka, ne sevgiye, ne de saygıya inancım kalmıştı. Özge ikinci dersimi vermişti bana. Esma sultan haklıydı. “Herkesin istekleri, beklentileri vardır. Sen bu istekleri, beklentileri karşıyalacak olansın. Kim olursa olsun, herkes seksin zirvesine çıkmayı arzular, kimi cesaret edemez, kimi de o zirveden uçuruma yuvarlanır.” Çok haklıydı. Herkesin bu Zirveyi tatması, uçuruma atlayıp atlamayacağını kendisi belirlemeliydi.

Artık kadınlar benim için sadece bir seks objesinden öte bir şey değildi. İstediklerini verip mutlu edecek, günü mü gün edecektim. Kime siktirdiği, kimi sevdiği, kime duygular beslediği zerre sikimde değildi. Ben siker geçerim, ararsa yine sikerim, aramazsa arayıp sormam. Zaten şu olaylardan sonra iyice tiksindim kadınlardan. Am peşinde hiç koşmadım, koşmam da. Artık kafama koymuştum. Özge ile evlenmeyecek, ona unutulmaz bir seks deneyimi yaşatacak, canım istedikçe sikeceğim bir kadın olacaktı. Kim bilir belki de birisiyle evlenir. Gizli gizli kaçamaklar yapardık daha heyecanlı olur. Aysel’e gelince. O çiftlikte bir kaçamak yapmak lazım. Partiden önce bir açılış yapayım.

Bu düşüncelerle okula geldim. Ders bittiği için garajdan arabamı alıp çıkacaktım. Tam kapımı açtığımda arkamdan Cennet Hoca’nın sesi geliyordu;

– Kuzey! Kuzey bekle bir dakika…

24. BÖLÜM SONU…

DEVAM EDECEK…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ!…

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 20 Ozge Yengem

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 20 Ozge Yengem
Üniversiteden gelen yetkililer artık okuldan ayrılmış, bizim ekip sınıfta kalmıştık.

İlayda;

– Zeki sende güzel sıralama yakaladın teklif geldi mi?

Zeki kolunu melisanın omzuna attı,

– Hişt sarı, geldi ama geri çevirdim. Evlenecem kızım ben ne işim olur Melisasız yurt dışında benim. Burada da okuruz.

Melisa bu sözler karşısında mutlu olmuş gülüyordu.

Ferhat;

– Biz piçiz zaten adam yerine koymadılar.

Mete;

– Yüzümüze bakmadılar amına koyduklarım. Berkant nerede oğlum?

Zeki;

– Yurt dışında kanka o gitti.

Ben;

– Adama bak yattığı yerden her boku biliyor nerden duydun?
– Annemle onun annesi kankito değil mi oğlum. Konuşurlarken duydum telefonda.

Kaş göz işareti yapıyordu sonra konuşuruz demek istiyordu.

Mete;

– Hadi o zaman çıkalım kaldık burada.

Zeki;

– Kankiler, bir kumsala gidelim de içimiz ısınsın.

Ferhat;

– Hava gavur amı gibi zaten amına koyayım. Bizim yazlığa gidelim esiyor en azından orası.
– Esiyorsa olur hacı gülle. Efil efil essin şöyle oh.

İlayda;

– Siz takılın ben gelemeyeceğim.

Zeki;

– Nereye kız zilli? Gel işte özledim ben sizle takılmayı.
Ben;

– Aynen oyun bozanlık yapma hadi gidelim.

İlayda;

– Peki Zeki.

Zeki;

– Ooooowww siklemedi. Hişt kuzeyin oğlu şimdi senle kirve mi olacaz biz? Çifte düğün falan.
– Ne bileyim amına koyayım hadi kalkın lan.

Zeki’nin koluna girip kaldırdım. Bir kolunda ben, diğer kolunda Melisa yürüyorduk. Arkamızdan Ferhat ile Mete geliyordu. Arabaya bindik. Ferhat’ın yazlığına gidiyorduk. Melisa İlayda’nın arabasında. Biz erkekler Ferhat’ın arabasındaydık.

Zeki;

– Hacı gülleler kızlar var diye konuşamadım. Partiye Berkant ve anası gelecek. Hişt kuzeyin oğlu cennet hocayı merak ediyon mu lan?
– Banane ondan oğlum evli adam sayılırım ben artık.
– Hassiktir bende oğlum evlenmesek de her gün böyle partilere mi aksak?
– Saçmalama amk söz verdin kıza.
– Doğru neyse merak etmiyorsan cennet hoca ile de haberim vardı ama neyse.
– Adama bak amına koyayım ya. Oğlum dinleme cihazı falan mı taktın annene?
– Yok oğlum esma kapattı, cennet aradı. Tatilden dönmüşler. Şuan İzmir’de kocasıyla pompik yapıyordur.
– Dönmüş mü?
– He hacı gülle. Sevindiin, bak sevindiin amaa sen.

Ferhat;

– Kuzeyi bilmem de ben sevindim. Tadı damağımda kaldı orospunun.

Zeki;

– Orospu deme lan, kuzeyin ex aşkı o.
– Ne aşkı len.
– Kadın sana aşık oğlum bakışlarıyla yakıyor.

Yazlığa geldik. Arabadan inip bahçeye geçtik. Gerçekten çok güzel esiyordu. Oturduk. Ferhat ile Melisa içeriye gidip içki getirmeye gitti.

Ben;

– Ben bunu sevmiyorum amk dur ben kendim alırım içkimi.

Eve girmek için kalktım. Arkamdan İlayda ayaklandı;

İlayda;

– Buz yok. Bende buz getireyim.

Zeki;

– Kuzeyin oğlu getirir sen niye gidiyon?

Melisa zeki’nin koluna vurdu;

– Kız zilli ne vuruyon acıdı ama…

Ben içeriye geçtim içkilere bakıyordum. İlayda yanıma geldi.

İlayda;

– Kuzey!
– Efendim?
– Konuşalım mı biraz?
– Olur geç otur.

Koltuğa geçip oturduk.

– Kuzey ben sınavda bu şekilde sıralama yaparsam yurt dışına gidiyorum.
– Hadi ya sevindim umarım başarırsın.
– Teşekkür ederim. Ama gitmeden önce senden son bir şey istiyorum.
– Ne istiyorsun İlayda?
– Seninle olmayı.

Dudaklarıma yapışmıştı, kendimi geriye çekemiyordum, üzerime daha çok geliyor, dudaklarımı emiyordu. Omzundan tutup çektim;

– İlayda dur ne yapıyorsun çocuklar dışarıda. Hem olmaz yapamam, yani yaparım aslında ama olmaz yanlış. Sen bakiresin daha.
– Yurt dışında zaten kaybedeceğim.
– E uygun zaman? Mekan.
– O sen evlenmeden önceydi hadi yapacak mısın yapmayacak mısın?

Gözlerime bakıyordu. İlayda’dan bunu hiç beklemiyordum. Başta şaşırdım ama o taze bakire amını sikmeden de bırakmak istemiyordum tabi ki. Ayağa kalktım elinden tutup kaldırdım onu da. Kucağıma altım. Öpüşmeye başlamıştık, kucağımda üst kata doğru çıkmaya başladık. Yatak odasına, en son yengemi siktiğim odaya, yatağa İlayda’yı attım. Soyundum, İlayda üzerindeki formasını çıkarttı, altında ki eteği çıkartıyordu. Elini tuttum. Yatırdım, eteğini sıyırıp külotunu çıkarttım. Eteği üzerindeyken, bacaklarını ayırıp o mis kokulu taze amını yalamaya başladım. Çok tazeydi, yalamaya doyamıyordum. Bacaklarını kapatıp ayağa kalktı. Pantolonumu çıkartıp sikimi eline aldı, dondurma gibi yalıyor, ısırmıyordu artık. Dişlerini sürtmeden ama hala acemice yavaş, yalıyordu sikimi. Ağzını açmasını, sabit durmasını söyledim. Saçlarından tutup o küçük ağzında git gel yapıyordum. Diliyle destek oluyor, dondurma gibi yalıyordu.

Yatağa uzandı. Yanına uzanıp sikimi amına hizaladım. Götüyle destek olup, amına sikimi sürtüyordu. Sikimi yavaş, yavaş amına sokmaya başladım. Çok dardı girmiyordu, ilayda dişlerini sıkıyor, elleriyle kolumu sıkıyordu. Ben iyice yüklenip amını açtım, içine girmiştim hafif git geller yapmaya başladım. İlayda çok zevk alıyor, kollarımı sıkıyor, canı acıyordu. Bu şekilde alışana kadar siktim. Artık iyice zevk almaya başladı; “çok güzel bir şey bu kuzey devam et durma” diyordu belinden tutup kaldırdım, domaltmıştım İlayda’yı. Köpek gibi sikiyor, amına daha hızlı girip çıkıyordum. Sikimde ve onun amından seyrek bir şekilde kan süzülüyordu, gerçekten bakireydi. Amını o şekilde görmek istemedim. Banyoya soktum İlayda’yı ve temizlendik. Banyoda kucağıma alıp yatağa geri taşıdım. Tekrar domalttım ve birden soktum amına sikimi. Gözleri yuvasından fırladı, çığlık attı. Dışarıdan Zeki’nin sesi geliyordu;

– Hoooy tavuk mu boğazlıyon kuzeyin oğlu yavvaaaşş!

Yatak odasının penceresi açıktı, ve o pencere bahçeye bakıyordu. Ama umurumuz da değildi. Kimseye aldırış etmeden İlayda’yı sikiyor, onu inletiyordum. Boşalacaktım artık. Çok zevk veriyordu o dar amı bana. Sikimi içinden çıkartmak istediğimde iyice götünü bana dayadı ve elimi tutarak; “içime boşalmanı istiyorum, hissetmek istiyorum seni” dedi. Ben belinden kendime iyice yapıştırıp, tüm döllerimi içine akıttım. Yanına kıvrılmıştım, terlemiş, yorulmuştum.

İlayda;

– Teşekkür ederim. Eminim kimse senin kadar güzel sikemezdi beni.

Dudaklarından öptüm, yataktan giyinmek için kalktım. Oda kalkıp giyindi. Aşağıya inip içkimi aldım, İlayda’da buz kovasını eline aldı. Bahçeye çıktık yürüyorduk Zeki bağırıyordu;

– Oh oh, o buzlar erimedi mi kız zilli
– Yok Zekicim erimedi
– Yok onu demiyorum, senin buzları diyorum. Ne inledin kızım be! Benim ki kalktı burada!

Melisa Zeki’nin koluna vuruyordu.

Zeki;

– Hişt kız zilli canım çekti, bizde mi çıksak bir yukarıya.
– Zeki saçmalama dikişlerin mi açılsın.
– Açılsın hava aldırmış oluruz organlara.

Yerimize geçip oturduk. Ferhat ile Mete şaşkın gözlerle bize bakıyordu. Mete bana yaklaştı;

– Oğlum ne yaptın amk?
– Napayım amk kendi istedi.
– Vay anasını sikeyim ya!

Ferhat;

– Şeytan tüyü var bu çocukta.

Zeki;

– Hişt hacı gülle, şeytansııııınn!

İçkilerimizi içtik, artık evlere gidecektik. İlayda ile Melisa arabaya binip gitti. Zeki ben ve Ferhat da bindik gidiyorduk yolda. Telefonum çaldı Özge arıyordu;

– Aşkım neredesin?
– Aşkım?
– Yanlış bir şey mi söyledim?
– Yok alışık değilim bunu senden duymaya da ondan.
– Bundan sonra böyle aşkım. Neredesin?
– Yoldayız geliyoruz.
– Tamam canım aç mısın? Eniştem balkonda mangal yapıyor.
– Mangal mı?

Zeki;

– Adam kaçak et kesti, mangal diyor ya.

Zekinin ağzını kapattım elimle.

– Tamam açım yeriz tabi. Görüşürüz aşkım.
– Görüşürüz aşkım.

Zeki’ye döndüm;

– Oğlum ne yapıyon amına koyayım, daha evlenmeden yuvamı yıkacan lan!
– Ne dedim amına koyayım. Ete doydun yalan mı? Kaçak et kesmedin mi?
– Lan oğlum kestiysem bunu Özge’nin bilmesine ne gerek var?
– İyi be şeytan seni.

– Beyler açsanız mangal var evde gelin yiyelim öyle gidersiniz?

Ferhat;

– Sağol kanka diyetteyim göbek çıktı sporu bıraktık diye amına koyayım.

Mete;

– Al benden de o kadar

Zeki;

– Ben gelemem çok önemli işlerim var evde kankiler.
– Ne işi bu?
– Sıçacam.
– Bu mu önemli iş?
– Evet. Ne oldu ki?
– Oğlum bizde de sıçabilirsin.
– Yok. Ben bizim evden başka yerde sıçamıyorum hacı gülle. En son komşuluğa gitmiştik. Ben orda patır, putur, çatır, çutur bir sıçtım. Ama bak nasıl sıçıyorum artık ne yedirdilerse bana. At mı, yılan mı yedirdiler. Bir koku, bir koku. Ben tuvalette sıçıyorum. Evdekiler bahçeye kaçmış kokudan. Evden çıkmadı koku.

Ferhat;

– Kusacam şimdi amına koyayım bu kadar detaya girmen gerekli miydi Zeki?
– Napayım? Adamın evini mi kokutayım şimdi durduk yere? Bilsin işte.

Ben;

– Anladım Zeki peki ev kokmuyor mu?
– Bilmem ben tuvalete girince evdekiler dışarıya çıkıyor zaten.
– Ha patır kütür devam yani.
– Napacan kanka götümü mü tıkayayım osurmamak için.
– Anladım kanka.

Mete;

– Abi geldik in kurtar kendini.
– Aynen kaçtım ben.

Zeki camdan kafasını çıkarttı, balkonda babama el sallıyordu. Babam gel diye el işareti yapıyor. Zeki de “yok eve gidip sıçacam” diye el işareti yapıyordu. Artık siz canlandırın gözünüzde 😀

Evin kapısına gelmiştim. Anahtarı deliğe sokarken Özge açtı kapıyı. Gözlerime inanamıyordum. Çok güzel giyinmiş, süslenmişti.

– Oha amına koyayım?
– Yavaş lan!
– Bu güzellik ne?
– Çok mu güzel olmuşum?
– Çok az kalır yanında. Dön bakayım şöyle. Öf yavrum benim ya mükemmelsin.
– Teşekkürler aşkım. Hadi geç içeri.
– Bence direk senin odana geçelim.
– Yok o gece. Şimdi olmaz.
– Of amk of.
– Oflama. Ver ceketini.

Ceketimi verdim. Elimi beline atıp çektim kendime. Yanaklarından öptüm.

Annem;

– Kuaföre gittik, alışveriş yaptık nasıl olmuş?
– Süper olmuş anne.
– E insan kendi güzel olunca.
– Aynen.

Babam balkondan sesleniyordu;

– Gelin hadi pişti etler.

Balkona çıkıp masaya oturduk. Özge yanıma oturdu. Babam etleri getirmişti. Hemen uzanıp bir tane almak istedim ama parmağımı yaktım. Yengem parmağımı tutup öpüyor, çok mu acıdı diye soruyordu. Yüzüne bakıp gülümsedim. Yemeğimizi yedik, masayı topluyorlardı. Babamla ellerimizi yıkadık, üzerimi değiştirdim. Balkona çıktığımda, rakı masası kurulmuş, mezeleri getiriyordu yengem.

Ben;

– Alla alla bir şey mi kutluyoruz?

Babam;

– E oğlum sizin düğüne az kaldı. Kutlayalım tabi artık.
– Haklısın bana kutlayalım.

Bir anahtar çıkarttı cebinden masaya koydu.

– Bu anahtar ne baba?
– Sana fikrini sormaya fırsatımız olmadı, yengen çok beğendi bende aldım.
– Ne aldın?
– Ev ulan ev. Bizimle mi yaşayacanız yeni evliler.
– Hadi be. Nereden aldın?
– Bizim 3 bina ötemizde ki evi.
– He yakınmışız.
– Ne o uzak mı olmak istiyordun?
– Yok baba ondan değil ya.
– Çocuklar gelir gider bize. Ayrılmasınlar birbirlerinden istedik.
– İyi düşünmüşsünüz baba. Sorun yok çok sevindim. Bende seviyorum bu mahalleyi, denizi. Güzel olmuş. Teşekkür ederiz.
– Eşek sıpası seni, yarın bir bak eve. Her ne eksiği varsa not al. Mimar sokacam daha o eve. Özge birkaç şey istedi, onlar yapılacak.
– Olur bakarım baba.
– İlayda ne oldu paşam?
– Konuştuk baba sorun yok. Hallettik yani.
– Peki bakalım sevindim. Hadi şerefe.

Rakımızı içiyorduk.

– Baba dayım ne oldu?
– Gitti.
– Nereye?
– Almanyaya. Gitti artık.
– İyi bari.
– Ha söylemeyi unuttum.
– Neyi baba?
– Özgeyi ehliyete yazdırdık. Bir araba da ona alacaz.
– Harbi mi çok iyi alalım tabi.

Bugün de böyle geçti, hava kararmış akşam olmuş, bahçede oturuyordum. Özge geldi yanıma;

– Anlattı sanırım baban sana.

Kolundan tutup kucağıma oturdum. Salıncakta sallanıyorduk.

– Anlattı aşkım. Sevindim yakınız.
– Bende. Ev çok güzel kuzey.
– Artık boy boy çocuk yapar, yaşarız.
– İnşallah

Boynuma sarılıyor, öpüşüyorduk. İlayda mesaj atmıştı;

– “Kuzey bugün olanları unutamıyorum lütfen gidene kadar tekrarlayalım”

Göz ucuyla mesajı okuyup telefonu cebime geri koydum. Özge ile sarmaş dolaş oturuyorduk salıncakta.

Özge;

– Hadi çıkalım odamıza.
– Çıkalım canım…

Elinden tutup eve girdik, onun odasına gidip kapıyı kapattık. Boynuma sarılıp, dudaklarımı emiyordu. Kalçalarından tutup kaldırdım. Duvara dayayıp sevişiyordum Özge ile. Yere çömelip sikimi çıkarttı, ağzına almış yalıyordu. Özge gerçekten bu işi biliyordu. Sikimi iyice yaladıktan sonra kafamı tutup beni çömeltti, amını yalatıyordu. Parmaklarımı amına sokup çıkartıyor, iştahla yalıyordum. Tertemiz amı vardı, hiç kılı yoktu. Ben yaladıkça zevk suları ağzımı dolduruyordu. Ama bir şey fark ettim özge sert sikilmekten hoşlanıyordu öyle ya, inlerken şunları söylüyordu;

– Yala amımı, iç sularını, başkası da yalasın mı amımı? İçsin mi sularımı?

O böyle konuştukça sinirleniyor, amını daha sert parmaklıyor, amını ısırıyordum. Çok hoşuna gidiyordu. Saçından tutup yatağa attım Özge’yi. Gülüyor, bacaklarını ayırıp, amını çıkartmış ortaya amını tokatlıyordu.

– Sik hadi taze amcığı, yengendim karın yaptın. Orospun yap, sik durmadan.

Bu tarz konuşuyordu. Beklemediğim cümlelerdi bunlar Özgeden. Yanına gittim bacaklarını ayırdım.

– Sadece benim orospum olacaksın ama? Başkası yok.
– Sen başka yarrak ye desen ben yemem. Senin orospunum ben. Hadi sik orospunu.

Domalmış, kalçalarını elleriyle ayırmıştı;

– Götüm doymadı sikine, götümden sik beni.

Ağzımı göt deliğine dayadım, dilimi götüne sokup çıkartıyor, göt deliği açılıp, kapanıyordu. Sikimi göt deliğine sokup git gel yapmaya başladım. Sesli bir şekilde inliyor, evdekileri umursamıyordu. Ağzını elimle kapatıyordum, ısırıyordu elimi.

– Çok güzel sikiyorsun, devam et. Sok hepsini hissetmek istiyorum.

Bu sözler beni daha çok tahrik ediyor, daha sert sikiyordum. Özge esk**en bu kadar ateşli değildi, sanırım artık seksin tadına gerçek anlamda varmış, seksin ne olduğunu anlamıştı. Bir kadın nasıl sikilirse değil. Ateşli bir kadın nasıl sikilirse öyle siktim Özgeyi. Götüne tokarlar atarak, azgınlığını daha çok arttırarak, orgazmın doruklarını yaşatarak. Amını sikerken bacakları titriyor, ağzını kapattığım halde çığlık atıyordu. Bir an korktum babam yada annem bir şey oldu diye gelecekler diye. Tüm döllerimi istediği şekilde amına boşalmıştım. Amından döllerim akıyor, eliyle amına geri sokuyor, parmaklarıyla geri itiyordu. Ayağa kalkıp, üstüme çıktı. Sikime doğru eğildi ve kalan dölleri de ağzıyla sildi, süpürdü. Dudaklarında döllerim vardı. Memelerini emiyordum. Amını parmaklamaya devam ediyordu. Duşa girdik.

Tüm dölleri amından akıverdi, suyla birlikte temizledik, sikimi avuçlayıp bacağının tekini kaldırdı. Sikimi sıvazlayıp amına soktu tekrar. Duvara yasladım ve suyun içinde sikmeye devam ettim. Bacağı ağrıyınca domaldı, götüne sokmamı istedi. Sikimi amından çıkartıp götüne soktum. Amını parmaklıyordu. Götünden sikilirken, amını parmaklamayı seviyordu. Çok sert bir şekilde sikerken; “geliyorum” dedim. Hemen çömeldi, sikimi ağzına aldı. Bir taraftan sıvazlıyor, ve sikimi somurarak emiyordu. Sıcak döllerimi ağzının içine akıttım. Eline döllerimi tükürdü ve amına sürdü. Sikimi iyice yaladı suyun altında.

Yıkanıp, durulandık. Balkona çıktık birlikte. Ben sigaramı yaktım. O mutfağa gitti bira getirmek için. O ara İlayda mesaj atmış telefonuma bakınca fark ettim. Amını parmaklarken resmini çekmiş ve şunu yazmış;

– Uyumadıysan gelir misin? Sikinin tadı damağımda kaldı. Sikmeni istiyorum.

Mesajı atalı 2 saat olmuş, zaten bir yere de gidemezdim. Özge geldi elinde biralar ile. Ve konuşmaya başladı;

– Kuzey!
– Efendim aşkım…
– Ne istiyorum biliyor musun?
– Ne istiyorsun?
– Bir an önce kendi evimize çıkıp rahat rahat inlemek. Çok zevk alıyorum sen beni sikerken ama bunu dışarıya vuramıyorum evdekiler yüzünden.
– Evimize gidince rahat rahat inlersin az kaldı.
– Sabırsızlıkla o günü bekliyorum.

O gün sarılıp uyumuştuk, güzel bir hafta sonuna uyandım. Saat sabah 11.00’dı. Özge kahvaltıya çağırıyordu. Telefonuma baktığımda İlayda yine çıplak fotoğrafını atmıştı. Sinirlendim, kapımı kilitledim ve aradım…

– Sen ne yapıyorsun amına koyayım ya?
– Seni istiyorum Kuzey!
– İsteme amına koyayım.
– O ne demek şimdi?
– Anlamıyor musun kızım? Ben evleneceğim ve bunu bozmanı istemiyorum rica edeceğim böyle mesajlar atma yoksa kendinden soğutacaksın beni…
– Öyle mi oldu kuzey?
– Lan ne olacaktı? Kendin istedin yarrağımı yemeyi!

Suratıma telefonu kapattı. “ amına koyduğumun orospusu” diyerek odanın kilidini açtım. Özge karşımdaydı;

– Ne oldu aşkım ne bu sinir?
– Ha önemli değil bir tanem ferhat’a sinirlendim.
– Ferhat? E aşağıda seni bekliyor.
– Tamam işte erken gelmişler. Ben müstakbel karımla ilgilenecektim bugün dedim.
– Yerim seni, olsun gez arkadaşlarınla, yakında daha çok özleyeceksin onları.

Boynuma sarılıp öpüyordu.

– Hadi kahvaltı hazır, arkadaşların bahçede bekliyor, toklarmış oturmadılar.
– Zeki?
– Oda yanlarında.

Özge’nin beline sarıldım merdivenlerden iniyorduk, dışarıdan Zeki bağırıyordu;

– Ohoo hadi be hacı gülle, beşik mi salladın gece boyunca, hişt bana bak çocuğun var da bizden mi saklıyon.

Ferhat;

– Zeki sus sabah sabah amına koyayım.
– Ne var oğlum yapar bu…

Bahçeye yanlarına çıktım;

– Geldim amına koyduğum ne bağırıyon.
– Ooo panka günaydın. Kahvaltını et akacaz bugün.
– Akalım da sen nasıl oldun?
– Çok iyiyim hacı gülle, ciğer iyi geldi. Acıyor biraz o kadar.
– Tamam geliyorum hemen.

Hızlıca kahvaltımı yaptım. Dışarıya çıkıp Mete’nin arabasına bindik.

Ben;

– Beyler İlayda ile başım belada amına koyayım.

Mete;

– Ne oldu la?
– Ne olsun oğlum. Kızı siktik bağımlısı oldu yarrağın. Çıplak resimlerini atıp duruyor.

Zeki elimden telefonu kaptı;

Zeki;

– Vallaha mı diyon lan hacı gülle, amına koyayım şifre koymuş aç da bakak. Hep merak etmişimdir onun cicişlerini.
– Ciciş yok Zeki, amını parmaklarken atmış birde.
– Vay amına koyayım. Kız azgın çıktı!
– Hem de ne azgın.

Ferhat;

– Özge görmedi değil mi?
– Görse yüzü gülermiydi amına koyayım?
– Doğru.

Zeki;

– Hişt hacı gülle, aç hadi şunun şifreyi de bakak be.
– Saçmalama amk ver şu telefonu.
– Ne kıymetli amın varmış, annen sana hiç göster ama elletme demedi mi?
– Ulan am benim mi git İlayda’dan iste. Zaten azgın verme ihtimali yüksek.
– Olmaz, ya da olur. Dur ben Melisaya söyleyim de grup yapak üçlü ha hacı gülle?
– Yap Zeki yap.

Zeki telefonunu çıkarttı Melisayı arıyordu. Ferhat elinden aldı;

– Şekerim senin devreler yandı yine saçmalama amına koyayım. Evlenmeden ayrılacaksınız.
– Noldu ki? Niye ayrılak oğlum? Melisa daha bana dedi, Kuzey ile İlayda, benle Melisa dörtlü yapacaktık. İlayda onun için verdi Kuzeye.

Ben;

– Ne? Ne dedin sen?
– Hassikome, ben bunu söylemeyecektim. Amcık gibi ağzım var tutamadım yine.
– Dur amına koyayım bir dakika. Melisa sana grup mu yapalım dedi.
– He hacı gülle, Kuzeyi çağır bir gün. Bende İlayda’yı çağırcam dedi, bol bol içecez kafalar zoom. Sen ilayda’yı sikerken Bende Kuzeyle yatarım dedi.
– Sen ne dedin?
– Önce güldüm, sonra bir daha güldüm. Sonra İlayda’nın cicişler gözümün önüne geldi. Olur dedim.
– Ulan kanka diyoruz adam arkamızdan iş çeviriyor.
– Ne var amına koyayım? Karım olacak kızı altına veriyorum. İş mi çevirmek oluyor bu?

Mete;

– Zeki?
– Efendim panka.
– Gavat mısın kardeş? Gavat taklidi mi yapıyorsun?
– Godoşluk daha seksi Gavat kelimesini sevmiyorum. Hem koca koca dayılar karılarını siktiriyordu, ne var bir kerede biz denesek.

Ben;

– Zeki sus amına koyayım. Beyler bir planım var.

Ferhat;

– Benim düşündüğü mü düşünüyorsun?
– Aynen.

Mete;

– Yok artık ciddi misiniz?

Ferhat ile Ben aynı anda söyledik;

– Aynen moruk.

Zeki;
– Bak yine anlamıyorum. Ne oluyor lan? Neyi düşündünüz? Hep böyle kapalı kutusunuz anlamıyorum amına koyayım. İçinizi mi okuyacam? Müneccim yarrağımı yaladım? Nerden bileyim ben ne düşdünüz. Hişt hacı gülle benim düşündüğü mü düşünüyorsun?

Ferhat;

– Ne düşünüyorsun sen şekerim?
– Vantilatöre parmağımı sokmak.
– O parmak götüne girsin Zeki.
– Bende de ne göt varmış arkadaş, gören hep bir sikme derdin de, hep bir fantezi kurmalar.

Ben;

– Eee ne diyorsunuz? Okey mi?

Ferhat ile Mete bakıştı;

– Tabii ki okey amına koyayım.

Zeki;

– Bak Melisa varsa işin içinde bozuşuruz.

Ben;

– Zeki?
– Efendim hacı gülle?
– Karşında melisayı siksem ne yaparsın?
– İlayda’yı ben sikeceksem sorun yok.
– Amına bile koy.
– O zaman bak bir tadına nasılsa evlenince bol bol bakacam amına koyayım.

23. BÖLÜM SONU…

DEVAM EDECEK…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ!…

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 19 Ozge Yengem

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 19 Ozge Yengem
Merdivenlerden hızlı hızlı atlayarak indim, salona gittiğimde; Yengem, annem, babam çok güzel bir sofranın başında oturmuş bana bakıyorlar, gülüyorlardı;

Annem;

– Hele şükür uyandın.
– Ya siz kavga etmiyor muydunuz?

Yengem;

– Kim?
– Sen, annem? Kavga ediyordunuz sesinize uyandım.

Babam;

– Hahaha seni korkutmak istediler.
– Kaç gündür az korktum ya birde siz korkutun.

Annem;

– Artık oğlumun karısı olacak, neden kavga edeyim ki?

Babam ile yengemin yüzüne bakakalmıştım. Hangi ara söylediniz gibisinden. Şok olmuştum. Annem karşı çıkacak diye beklerken, yengeme gelinim olacak diyordu.

Ben;

– Anne? Ciddisin değil mi? Bak sonradan kavga edeceksen eğer?
– Ne kavgası oğlum. Konuştuk babanla gece, sabah da yengenle yani artık müstakbel karınla oturup konuştuk, senin gibi birisi varken, birbirinize de seviyormuşsunuz. Neden tanımadığımız adamla evlendirelim özgeyi.
– Ne adamı ya? Vermem zaten kimseye.

Yengem masada oturmuş gülüyordu.

Annem;

– O zaman güllü ablalardan Özgeyi bu sefer sana isteyelim. Zeki ile birlikte çifte düğün yaparız.

İçtiğim suyu püskürtmüştüm;

– Oha o kadar erken mi?

Babam;

– Beklemenize bir sebep var mı?
– Yokta ne bileyim.

Yengemin surat düştü;

– İstemiyorsan yapmaya biliriz düğün falan.

Annem;

– Bir tanecik oğlum var ayrıca sen o gelinliği gerçekten sevdiğin, mutlu olduğun insanla giyeceksin. O düğün olacak ona göre Kuzey!
– Ya olmasın demedim şaşırdım sadece. Tamam yapalım.

Yengemin suratı tekrar güldü, annem dirseği ile “gördün mü bak” dercesine dürttü yengemi.

Babam;

– Paşam otur hadi sofraya.
– Yok baba Zeki’nin yanına gidecem hem İlayda’dan ayrılmam lazım daha.

Annem;

– Yazık o kıza ümit verdin o kadar.
– Ümit vermedim. Neyse kaçtım ben görüşürüz.

Özge seslendi arkamdan;

– Kuzey bir dakika bekle.
– Efendim?

Kapının önünde bekliyordum, yanıma geldi kolumdan tuttu. Gözleri dolu dolu yüzüme bakıyordu.

– Ben gerçekten senden özür dilerim. Sana en başından güvenmem lazımdı, belki de o zaman bu durumları yaşamazdık.

Yanaklarını okşadım. Dudaklarına öpücük kondurdum;

– Her şey kader kısmet işi. Ben seni karım yapacağımı en başından söyledim. Üzme kendini böyle olması gerekiyormuş.

Sarıldı boynuma. Öptü yanaklarımdan, içeriye girdi. Telefonumu çıkarttım Ferhat’ı arayacaktım. Araba ile kapının önüne geldiler bile.

Ferhat;

– Hişt kuzeyin oğlu hadi atla.
– Lan tam sizi arıyordum.

Mete;

– Hadi amına koyayım hastaneye geç kalacaz.
– Geldim hacıgülle.

Gülüyorduk, arkadaşımız artık hayati tehlikede değil, hastaneden de çıkınca düğün yapacaktık. Hem de çifte düğün. Arkadaşlarıma müjdeyi vermeliydim.

Ben;

– Beyler size iki iyi bir kötü haberim var.

Ferhat;

– Buda Zeki gibi oldu amına koyayım o nasıl oluyor lan?

Ben;

– Şöyle hacı gülle iyi haber düğün olacak.

Mete;

– Evet zeki ile melisa evlenecek biliyoruz onu.

Ben;

– İkinci iyi haber çifte düğün olacak.

Ferhat;

– Lan yoksa İlayda? Evleniyor musunuz oğlum.

Mete;

– Oha oğlum hangi ara teklif ettin çok sevindik

Ben;

– Kötü haber İlayda değil.

Ferhat;

– Kim peki? Melisayı mı alacan la yoksa?

Ben;

– Bana Zeki oldu diyene bak amına koyduğum. Hayır özge yengem ile evlenecem

Ferhat;

– Ananın amı!

Arabaya öyle bir fren bastı ki, arkadan gelen taksici dayı tosladı bize.

Ben;

– Yavaş amına koyayım öldürecen bizi,

Mete;

– Özge yengenle mi evlencen dedin? Ben mi yanlış duydum? Kulağımı sikseler yanlış duymam imkansız ama…
Ben;

– Abartmayın oğlum doğru duydunuz. Özge ile evleneceğiz.

Mete;

– E oğlum İlayda?
– Bugün ayrılacağımızı söyleyecem.

Taksici dayı geldi yanımıza;

– Öyle durulur mu ulan? Gitti arabanın tamponu.

Ferhat;

– Dayı yerim senin tamponunu al şu parayı uza hadi, bizim dünyamız yıkılmış, senin tamponun yamulmuş çokmu. Hadi dayıcım işine dön uğraştırma bizi.
– Eyvallah yeğenim. Dikkat edin kendinize.

Bir tomar para verdi adama.

Ben;

– Gömü mü buldun amına koyduğum? O para ne?
– Napayım şekerim? Sabah sabah Zeki’yi görmeye gidiyoruz. Tutanaktı polisti bilmem neydi uğraşamam.
– E senin arabanın arkası ne alemde bir bakaydık?
– Sikerim arabayı canımızdan kıymetli mi amına koyayım? Sen ne yarrak yiyecen onu düşün, yıkılacak kız. Melisa en yakın arkadaşı düğüne gelecek. Sizi yengenle evlenirken görecek.

Ben;

– Of amk sür hadi…

Hastaneye gittiğimiz de İlayda ile Melisa Zeki’nin yanındaydı.

Zeki;

– Ooo hacılar gelin gelin kız gelin! “diye bağırdı melisaya” zilli gelin”

Melisa;

– Efendim zeki.
– Yok bir şey gelin olmaya hazır mısın diye test ettim.

Gülüyorduk. Zeki’nin yanına gittik. İlayda boynuna sarılıyor, ben sarılmıyordum ona.

Ben;

– Ee Zeki nasılsın?
– Çok iyiyim kuzeyin oğlu, bu yeni ciğer baya ferah böyle nefes aldıkça içim açılıyor sanki.
– Bayandan ya ondandır Zeki.
– Aynen moruk. Bayan ciğeri sonuçta. Yalnız kadın ciğerliymiş, hani ciğersiz, ciğeri beş para etmez birisi değilmiş. Noldu acaba o kadına öldü mü?
– Yani öldüğü için ciğerini takmışlardır sana.
– Yazık. Neyse içimde bir parçasını yaşıyor… Lan! Bunun şeyini de kesip, sikini kestiren adamlara takmışlar mıdır?
– Ne alaka oğlum o takılmaz.
– Ne bileyim oğlum yabana gitmesin diye, kesip takarlar belki.
– Yok Zeki takmazlar merak etme.

Ferhat;

– Hadi iyileş kalk artık amına koyayım. Bıktım bu hastane kokusundan.

Zeki;

– Hişt lan fero, hemşireyi sana ayarlayak senle çifte düğün yapak bari.

Mete;

– Gerek yok oğlum zaten çifte düğün yapacaksınız.

Zeki;

– Vallaha mı lan! Ooo kız zilli sende mi evleniyon kuzeyin oğluyla teklif mi ettin?

Ben Mete’ye ters ters bakıyordum. Mete ağzını tutuyordu. İlayda gülerek yüzüme bakıyordu. Ben iyice stres oldum.

Ben;

– Hayır Zeki, yani tamam çifte düğün olacak ama evleneceğim kişi İlayda değil…

Zeki;

– Off acıdı ama, bak buradan hissettim o acıyı.

Melisa;

– Zeki sus…

İlayda;

– Ne diyorsun kuzey? Nasıl evleneceksin ama o kişi ben olmayacağım? Anlamadım.
– Aslında bu konuyu bugün burada konuşmak istemezdim ama Mete sağ olsun ağzından kaçırdı. Özge ile evleniyorum.

Zeki;

– Siktir deli…

Melisa;

– Çüş…
İlayda’nın gözleri doldu;

– Özge? Yengen Özge den mi bahsediyorsun?
– Evet, yani teknik olarak yengem değil, boşandı.
– Kuzey 6 yaş büyük senden, çocukları var.
– Olabilir. Ama onu seviyorum.
– Peki ben?
– İlayda lütfen.
– Ne lütfen? Sevmiyor musun beni?
– Seviyorum ama Özgeye olduğu kadar değil. Ben Özgeye aşığım İlayda.

İlayda ağlayarak çıktı odadan. Arkasından Melisa koştu.

Zeki sırıtıyordu.

– Şeytansın oğlum sen. Kuzeyin oğlu seni. Favorimsin oğlum. Manyak seni. Evde yenge, dışarıda İlayda. Bir el balda, diğer el amda. Am üstünde bal gibi.
– Zeki!
– Sustum amk bağırma bana vuruldum ben.

Odadan çıktım.

Zeki;

– Nereye lan! Oğlum bak kalkamıyorum. Gelin şurada konuşun çatlarım şimdi meraktan. Alo kime diyorum. Sikikler!

Kapının dışına çıktım. Ferhat ile Mete yanıma geldi. Telefonum çalıyordu. Arayan Zeki;

Zeki;

– Kuzeyin oğlu şimdi hoparlörü aç koy telefonu boş koltuğa, oturt beni. Özledim ulan sizi. Bende sohbete öyle devam edeyim hadi bakayım.

Zekinin dediğini kısmen yaptım. Hoparlörü açtım elimde tutuyordum telefonu.

Ferhat;

– Oğlum ne olacak şimdi? Kız çok üzüldü.

Mete;

– Abi keşke sınavdan sonra söyleseydin.

Zeki;

– Amcik gibi ağzını açtın. Susmadın ki iki dakika.

Ferhat;
– Zeki morfin mi çekti lan? Doğru bir şey söyledi.

Mete;

– Oğlum gelmeyin üstüme ağzımdan kaçtı işte.

Zeki;

– Ağzına sokam. Beyler sıkıntı yok, ,İlayda zaten deneme sınavı çok iyi geçince yurt dışında üniversiteden özel davet almış, kuzeyin oğlunu bırakıp oraya gidecekti.

Ben;

– Ne? Yurt dışında üniversite mi? Sen nerden duydun yanında mı konuştular.
– Hayır. Melisada sen gibi tuttu telefonu, kapatmayı unuttu kız aşık bana aklı bir karış hava da zillinin. Üzülme yani kuzeyin oğlu nasılsa yurt dışına gidecek, sana oradan buraya kadar boynuz takacaktı. Bir tane erkekle tanışmış o yardım etmiş zaten. Babasının arkadaşının oğlumuymuş neymiş.
– Niye ağlıyor lan o zaman?
– Zilli çünkü.

Mete;

– Aferin lan Zeki.
– Ne oldu ki?
– Boşver Zeki?
– Ne oldu oğlum neye aferin zeki?

Ben;

– Madem bu kız Yurt dışına gidecek? Bana neden trip atıyor, başkası ile evleneceğim için amk yürüyün gidip soralım.

Aşağıya indiğimiz de İlayda ile Melisa kantinde oturuyor, İlayda ağlıyordu. Yanına gittim;

– Madem yurt dışına gideceksin, neden ağlıyorsun? Daha ben evleneceğimi söylemeden önce sen hayatını çizmiş, beni kenarı atmışsın zaten İlayda?

İlayda daha çok ağlıyordu.

Melisa;

– Kuzey olay öyle değil? Nereden duydun sen bunu? Tamam yurt dışına çağırdılar, ama seni çağırmadılar, sensiz orada ne yapacağını düşündü, teklifi kabul etmedi. Geri çevirdi. Sırf seninle türkiye de senin seçeceğin üniversiteyi seçecek, orada okuyacaktı. Hangi bölüm, puanı ne kadar düşük olursa olsun.

Zeki;

– Hassiktiiir! Hacı gülle ben orasını duymadım sarjım bitti de.
Telefonun hoparlöründen Zeki’yi duyuyorduk.

Ferhat;

– Kapat Zeki kapat. Çok yazmasın.

Zeki;

– Aynen hacı, ben uyuyacam bak gelmeyin sikerim. Hadi by.

Telefonu kapattım. İlayda’nın yanına gittim oturdum.

Ben;

– Çok özür dilerim. İnan böyle olsun istemezdim. Sen çok iyi bir kızsın benden de iyilerini hak ediyorsun. Üniversite de çok kişi çıkacak karşına. Ama benim durumum farklı İlayda. Ben yengeme yıllardır duygular besleyen insanım. Seninleyken beslemedim mi? Besledim. Onun yanında oldum. Ama hep ailelerimiz neder korkusu ile yakınlaşamadık uzak olduk. Şimdi herkes bizden yana. Ben aşık olduğum bir kadını ortada bırakamam. Özür dilerim lütfen geri ara ve teklifi kabul et.

Melisa ağlayarak boynuma sarıldı;

– Her şeyden önce senin bu kalbine aşık oldum, sevdim ben. Açıkçası yengene aşık olduğunu düşünemezdim bile. Teklifi kabul edeceğim. Düğün de de rahat olun yanınızda olacağım.

Melisa;

– Hayır çifte düğün falan istemiyorum o kadar da uzun boylu değil. Senin gözlerinin içine bakarak. Evlenemem ben.
– Hayır melisa lütfen. Belki de son kez bir arada olacağız. Yalvarırım bozma. Herkes üniversiteye gidecek, bak bana. Ben bile yurt dışına gideceğim. Dağılacağız. 4 yıllık arkadaşız. Sırf bir ilişki bozuldu diye bu düğün iptal olamaz. Ayrıca Kuzey kadar delikanlı birisini ben tanımadım. Teşekkür ederim yüzüme gelip söylediğin için.

Gözyaşlarını sildi. Kapıdan dışarıya çıktı. Arabasına binip gidiyor. Biz arkasından bakıyorduk.

Mete;

– Ah be abi. Neyse ben içmeye gidiyorum kimler geliyor?

Ferhat;

– Beni yaz.

Ben;

– Kambersiz düğün olmaz.

Melisa;

– Gelinsiz düğün hiç olmaz.

Ben, Ferhat ve Mete melisa’ya bakıyorduk.

Melisa;

– Ne bakıyorsunuz oğlum? Tek başıma mı içeyim?

Ferhat koluna girdi Melisa’nın;

– Zilliye bak hele zilliye içecekmiş. Yürü kız zilli seni.

Arabaya bindik. Her zaman takıldığımız bara. Kuşadasına gidiyorduk. Yolda sohbet ederek bara gelmiştik. İçeriye girip bir köşeye geçtik içkilerimizi söyledik.

Ferhat;

– Vay be Melisa ciddi ciddi evleneceksiniz demek Zeki ile

Melisa;

– Evet dedim de kafam karışık ya.

Ben;

– Ne kafan karışık? Kızım bak çocuğa tamam dedin istemiyorsan söyle üzülmesin sonra.

Melisa;

– Hayır istiyorum da Zeki’yi biliyorsunuz.

Mete;

– Zeki iyidir, bakma saf biraz ama altın gibi çocuk kızım 4 yıl beraberdik lan senide biliyorum onu da.

İçkilerimiz geldi, içiyorduk. Nur yanımıza geldi;

– Ooo kimleri görüyorum nerelerdesiniz siz?

Ben;

– Sorma gelemedik fırsat bugüneymiş.

Nur;

– Özledik valla.
– Hani Merve nerede?
– Bursa’ya gitti o. İşleri var biraz.
– Hadi ya iyi gel otur.
– Yok canım arkadaşlar var görüşürüz daha sonra.
– Peki.

Nur yanımızdan uzaklaştı. Melisa içkisini kafasına dikti.

Ben;

– İlayda iyi mi sence Melisa?
– Bilmem iyidir herhalde.

Baya bir süre barda içtik, telefonum çalıyordu Zeki arıyordu;

– Alo efendim Zeki.
– Hişt hacı gülle, bara gitmişsiniz, akıyormuşsunuz. Bak yengene güzel bak layn!
– Ne bağırıyon amk kulağımı siktin.
– Hacı Özge yengen gibi benim hatuna da kaymazsın değil mi lan?
– Ne alaka oğlum?
– Ne bileyim yengen ya Melisa bundan sonra.
– Merak etme Zeki eve geçeceğiz zaten şimdi.

Melisa elimden telefonu aldı;

– Zeki ne yapıyorsun iyi misin?
– İyiyim şekerim, götüm uyuştu sadece yatmaktan. Geç kalmayın eve geçin artık bensiz takılıyorsun barda ayıp oluyor yani, evli kadın sayılırsın sen artık.
– Merak etme Zeki üç tane kavalyem var bir şey olmaz bana.
– En çokta ondan korkuyorum ya kızım.

Telefonu kapatıp uzattı Melisa, arabaya gidiyorduk, Melisa yolda kusmaya başladı. Hastaneye gidelim dedik kabul etmedi, arabaya atladık, beni eve bıraktılar onlarda evlerine gitmek için ayrıldı. Kapıyı çaldım Özge açtı kapıyı.

Özge;

– Müstakbel kocam gelmiş!

Şaşırmıştım bu laf karşısında. Beline sarıldım;

– Ne yapıyorsun?
– İyiyim de dur sarılma evde herkes
– Herkes?
– Abimler geldi.
– Babam konuştu mu bizim durumu?
– Evet.
– Yüzün güldüğüne göre onlarda onayladı mı?
– Bilmem içeriye geç kendin gör.

Ayakkabılarımı çıkarttım, salona doğru yürümeye başladım. Tedirgindim. Veysel abi Aysel yenge güven abi salondaydı. Veysel abi çok sert bakıyordu bana. “Lan!” Diyerek ayaklandı üstüme yürümeye başladı.

Ben korkmuştum, geriye çekildim.

Veysel abi;

– Lan koçum benim bizim kızla mı evlenecen şimdi sen?

Yüzüme bakıp gülüyordu;

– Abi ne yapıyon dövecen sandım. İzniniz olursa evet.
– Baban tamam demiş bize laf mı düşer yeğenim. Hayırlı olsun.

Bana sarıldı, gözüm Aysel yengedeydi. Parmağını bana sallıyordu “göreceksin sen” dercesine gülüyordu. Salonda oturduk, konuştuk odama çıktım duş almak için. Üstümü çıkartıyordum ki Aysel yenge geldi kapıyı kilitledi.

Aysel yenge;

– Vay kuzey efendi vay, demek Özgeyi de sikiyordun ha? Hem de ona aşık olarak.
– Evet.

Yanıma kırıtarak geldi, dudaklarıma yapıştı, sikimi eliyle tuttu;

– Evlendiniz diye beni ihmal edecek değilsin değil mi? Zaten kaç haftadır aramıyorsun bile.
– Yenge dur herkes içeride.
– Sende ihmal etme yengeni, 2 gün sonra mal almaya gidecekler, köyde kimse olmayacak, ben olacam sadece gel yanıma.

Pantolonumu çıkartmış sikimi avuçluyordu;

– Özledim bu siki yemeyi.

Özge yengem seslendi;

– Kız Aysel neredesin?

Aysel yenge tam çömelmiş ağzına alacaktı. Ayağa kalktı tekrar dudaklarımdan öpüp, çıktı odadan. Duşa girdim, aşağıya indiğimde gidiyorlardı. Onları geçirdim. Babam ile annem uyumak için odalarına çıktı, Özge ile salonda ki tabakları topluyordum. Mutfakta beline sarıldım, dudaklarına yapıştım;

– Birlikte mi uyusak, ama uyumayalım
– Bence de uyumayalım. Özledim bende.

Dudaklarını öperken ayak sesi duyduk, geriye çektik kendimizi, annem su almak için mutfağa geldi, bizde ortalığı toplayıp çıktık yukarıya. Özge elimden tutup kendi odasına götürdü, onun odasında yatak daha büyük, daha yumuşaktı. Kapıyı kapatıp kilitledi. Ayakta sevişmeye başladık, üzerimizdekileri çıkartıyorduk. Yengem aşağıya çömelip şortumu, boxerımı çıkarttı, ağzına alıyordu. Ve konuşmaya çalışıyordu;

– Demek kocam olacaksın, her gün sikeceksin beni?
– Sen her gün sikilmek iste, ben her gün sikerim seni.
– İstiyorum. Hiç boş bırakma deliklerimi.

Ağzında sikimi iyice kaldırdıktan sonra altındaki şortunu ve külotunu sıyırıp attı kenarı, yatağa çıkıp domaldı,

– Arkamdan sikmeni istiyorum.
– Geçti mi yaraların? Bir şey olmasın?
– Olmaz, sok hadi.

Kalçalarını sallıyordu karşımda, yanına gittim. Kalçalarını ayırıp, amını ve götünü yalamaya başladım, çok sulanmıştı, sikimi amının sularına sürttüm, birkaç dakika amından girip çıktım, götünü zorluyordum. Yengem inliyor, canı acıyordu.

Ben;

– Acıyorsa yapmayalım.
– Hayır sik götümü.

İyice bastırdım, sikimin kafası girmişti. Yengemin canı çok acıyor, kendini öne atıyordu ama istiyordu. Bir süre bekledim sonra daha sert bastırıp sikimi komple soktum içine, git gel yapmaya başladım elimle kalçalarını tokatlıyordum. Saçlarından tutup kendime çektim. Hızlanmıştım, yengem inliyordu, ama sesini çok yükseltmiyordu. Uzun bir süre götünden siktikten sonra tüm döllerini götüne boşaldım. Yorulmuştu sırt üstü uzandı.

– Keşke içime akıtsaydın, hamile kalmak istiyorum.
– Dur yavrum daha erken, bir sikeyim doyasıya acelemiz ne?
– Olsun.

Yanına uzandım, sarıldı. ikimizde çıplaktık.

– Her şey o kadar güzel gidiyor ki Kuzi.
– Ya ne demezsin.
– Ne oldu?
– İlayda?
– Ne olmuş ona?
– Yurt dışından teklif gelmiş, benim için teklifi reddetmiş bugün, bende seninle evleneceğimi söyleyince yıkıldı kız.
– Tekrar kabul etsin. Hem erkek mi yok ona canım.

Yanına dönüp sarıldım;

– Hemen kıskan zaten.
– Kıskanırım. Bu siki ben yemek istiyorum sadece.

Üstüme çıkıp amını sürtmeye başladı sikime, dudaklarımı boynumu öpüyor, sik hadi diye inliyordu. Eliyle sikimi amına hizaladı, üstünde oturup kalkmaya zıplamaya başladı. O şekilde içine boşaldıktan sonra sarılıp uyuduk. Sabah olmuş güneş yüzüme vuruyordu. Duşa girdim. Yengem yorulmuş hala uyuyordu. Yanaklarından öpüp çıktım odadan. Odama geçtim giyindim. Mete arıyordu;

– Kanka okula gidiyoruz oraya gel
– Ne okulu lan? Zeki?
– Bir çok üniversiteden seçmen gelmiş, öğrenci seçecekler şu denemede başarılı olanları. Biz sonuncuyuz neden gidiyoruz dersen malız amk. Neyse gel hadi.
– Tamam.
Arabama binip okula gittim. Ferhat, Mete, Melisa kapıdaydı.

– İlayda nerede?

Melisa;

– Sınıfa girdi şekerim o, hadi bizde girelim artık.

Sınıfa girip oturduk yerlerimize, yanıma Melisa oturdu. Arkamda Ferhat ile Mete vardı. İlayda’nın gideceği Üniversiteden bir yetkili geldi. İlayda’yı övdü, onunla aynı dereceye sahip ben vardım, parmağı ile beni işaret etti;

– Çok üstün bir başarın var senide aramızda görmek isteriz.

Şaşırmıştım, herkes yüzüme bakıyordu.

– Ben mi?
– Evet sen delikanlı.
– Teşekkürler ama ben düşünmüyorum.
– Böyle bir fırsat eline sürekli geçmez.
– Biliyorum ama teşekkürler ben düşünmüyorum.

Mete arkadan lafa girdi;

– Arkadaşın yerine ben gidebilirim.
– Sıralamanız kaçtı?
– Matematiğim yetmiyor ki saymak için.

Gülüyorduk, İlayda bana bakıp üzülüyordu teklifi kabul etmediğim için. Özge’yi bırakıp hiçbir yere gidemezdim. Kapıdan Zeki elinde destek bastonu ile yürüyerek sınıfa geliyordu. Gözlerimize inanamadık. Hep bir ağızdan “Zeki!” diye seslendik.

Zeki;

– Oooo hacı gülleler, ben geldim. Hişt amca! Öğrenci seçiyormuşsun karpuz seçer gibi. Ben ne olacam? Unuttunuz beni, burada mı kalacam ben!

Melisa Zeki’ye bakıyordu;

– Zekicim zaten seçilsekte gidemeyiz hani evlenecektik falan?
– Ayyy ben onu unuttum kız, doğru dedin. Amca beni seçme ben yokum yok.

Ben;

– Ne bu hız lan? Ayaklanmışsın.
– Tabii hacı gülle, götüm dümdüz oldu şuraya bak.

Domalıp kıçını gösteriyordu. Melisaya baktı;

– Kız sıramıza geçelim biz.

Melisa Zeki’ye yardım ederek sırasına oturttu. Bir çok üniversite danışmanı başarılı öğrencilere teklifler sunuyor, konuşuyordu. Bizde arkada Zeki ile muhabbet ediyorduk. Düğünü planlamıştık. Ama bu 2 ay sonra dediğimiz partiye sadece 14 gün kalmıştı. Ve bekarlığa veda partimiz olacaktı bizim.

22. BÖLÜM SONU…

DEVAM EDECEK…

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 18 Ozge Yengem

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 18 Ozge Yengem
Sabah olmak üzereydi gün hafif hafif ağarıyor, güneş doğmaya başlıyordu. Telefonum çalınca apar, topar kalktık. Elime aldım telefonu babam arıyordu. Ferhat’ı Melisa arıyordu. Mete telefonuna bakıyordu;

Mete;

– Beni arayan yok açın lan şu telefonu amına koyayım…

Ben hemen açtım telefonu, Ferhat ileriye gidip açtı telefonu. Mete ortamızda kalmış kime gideceğini şaşırmış bakınıyordu.

Ben;

– Alo baba uyandı mı Zeki?

Babam hüngür hüngür ağlıyordu. Konuşmaya devam ettim;

– Neden ağlıyorsun? Baba yoksa babaaa baba!

Haykırıyordum telefonda, Mete koşarak yanıma geldi omzumdan asıldı;

Mete;

– Lan! Oğlum öldü demeyin konuşun lan ne oldu!

Ben konuşmaya devam ediyordum;

– Baba öldü deme baba!
– Zeki hala yoğun bakımda, doktorlar son kez gelin görün konuşun onunla, çok kritik durumu, ne olacağı belli değil dedi çabuk gelin!

Gözlerim büyümüş elimdeki telefonu yere düşürmüştüm Ferhat diğer köşede hüngür hüngür ağlıyor, ben haykırıyordum. Mete bir Ferhat’ın, bir benim yanıma gidiyor “ne oldu” diye soruyordu.

Ben;

– Beyler kalkın beyler hayata döndürmemiz lazım salak oğlanı koşun oğlum yürüyün lan. Kalkın.

Kollarından tuttum sürüklüyordum. Koşarak Mete’nin arabasına bindik. Son hızda hastaneye ulaştık. Kapıdan koşarak gidiyorduk. Yoğun bakım odasının kapısının önüne geldik. Zeki’nin annesi, babası, ablası yıkılmıştı resmen. Bizimkiler onlarla birlikte ağlıyor, İlayda ile Melisa birbirine sarılmış ağlıyordu. Koşarak babama sordum;

– Nasıl durumu neden kritik? Yalvarırım iyi bir şey söyle baba ölmeyecek değil mi Zeki?

Zekinin ablası üstüme yürüdü;

– Kardeşim senin yüzünden orada yatıyor, ölümün ucunda şuan. Can verecek gibi son nefesini zor alıp veriyor. Ne yap ne et, kardeşimle gir içeriye konuş bırakmasın bizleri tutunsun hayata. Beni dinlemez, çok konuştum onunla ama dinlemez beni, hep kavga ederdik onunla. Lütfen kardeşimi geri getir Kuzey ölmesin!

Hüngür hüngür ağlıyor, gözlerimden alev çıkıyordu. Hemen giydirdiler bizi sırayla içeriye alıyorlardı. Ferhat girmişti içeriye ilk, Ferhat yürümeye hali yok bir şekilde çıktı içeriden. O kadar ağlıyordu ki Zeki öldü sandık.

Ben;

– Lan! İyi mi Zeki? Konuşsana lan! İyi mi?
– Bilmiyorum abi, bilmiyorum.

Ağlayarak geçti çömeldi yere. Koşarak girdim içeriye, kapıda ağzıma, kafama, ayaklarıma, üstüme birşeyler giydirdiler. Koştum Zeki’nin yanına.

Zeki o kadar masum uyuyordu ki, yüzü gülüyordu resmen. Sanki konuşacak, “oo kuzeyin oğlu sen mi geldin?” diyecek gibi yüzü gülüyordu. Ama nefesi dahi zor alıyordu. Ellerini tuttum. Buz gibiydi. Elimi alnına dayadım. Ateş gibiydi. Sanki canı sadece nefesinde kalmış, onu vermeyi bekliyordu. Zekinin elinden tuttum konuşmaya başladım;

– Kardeşim, uyan be, bak dışarıda ailen, sevdiklerin, arkadaşların, Melisa bile ağlıyor lan senin için. Kız hüngür hüngür ağlıyor göz yaşı döküyor orada. Kalk uyan hadi kardeşim. 2 ay sonra parti var. Dayı seni soracak bana, hani şu kestanesini çizdiğin dayı. Ne diyecem ona kardeşim? Öldü gelemedi mi diyecem? Kimse inanmaz lan. Ölemezsin oğlum sen, çok gençsin önünde görüp geçireceğin ne hayat, ne ortamlar var daha. Hadi uyan, aç gözlerini kardeşim. Söz veriyorum sana. Dakikaların çöpe gitmeyecek. Her aradığında saatlerce konuşacam oğlum seninle. Söz bak erkek sözü. Sabaha kadar, dakikaların bitene kadar konuşacam seninle. Her ortama sokacam seni, sikin tekrar alev alacak zeki. “gülüyordum ağlayarak”. Erkek sözü bak sen yeter ki kalk şuradan. Yakışmıyor Zeki senin gibi adama burada bu halde yatmak yakışmıyor. Hademe gülsüm bile merak etmiştir seni göremiyor sonuçta okulda, kim basacak onu kalorifer dairesinde. Hadi kardeşim uyan Zeki.

Hemşire kapıyı açıp odaya geldi;

– Çıkabilirsiniz.
– Hayır daha konuşacaklarım var kardeşimle.
– Lütfen 5 dakika daha sonra çıkın.

Hemşire kapıyı kapattı çıktı;

– Senin yerinde keşke ben olsaydım Zeki, sen yanımda konuşsan sırf senin için uyanırdım. Sen bizim ekibin vazgeçilmezisin oğlum. Sen gidersen bizi kim güldürecek? Kim espri yapacak? Bak şimdi gidiyorum, ama sana söz asla yalnız bırakmayacam kardeşim seni. Uyandığında beni ara zeki, o dakikalarını çöpe gidermeyecem senin.

Ağlayarak kapıdan çıktım. Mete hazırlanmış beni bekliyordu. Çıkınca içeriye girdim.

Üstümdekileri çıkartıyor, haykırarak ağlıyordum. Babam yanıma geldi kafamı omzuna dayadı;

– Baba yalvarırım ölmesin Zeki baba! Keşke ben vurulsaydım, keşke ben ölümle pençeleşseydim. Neden atladı önüme baba? Kurşuna atladı adam gözünü dahi kırpmadı. Bayılmadan önce “kolla arkanı” dedi baba. Zeki ölürse kim kollayacak arkamı ha? Kim kollayacak!

Yengem yanıma gelmiş, ağlıyordu, sarıldı boynuma. “ölüm olmasın kuzey ne sen ne de zeki kimse ölmesin” diyor ağlıyordu.

Kafamı ellerimin arasına koyup hıçkırarak ağlıyordum. Mete’nin suratı bembeyaz içeriden çıktı. Çok ağlıyordu.

Mete;

– Yaşayacak o abi, yaşayacak kardeşim. 4 yıl lan, 4 yılım geçti onunla. Ben ömrümde onun kadar saf çocuk görmedim. Yaşayacak abi, alma Allah’ım onun canını, benim al onun alma. Ben kötüyüm o çocuk iyi, o çocuk sana yanlış yapmadı, o çocuk orada yatmayı hak etmedi. Yaşayacak lan o çocuk, yaşayacak abi…

Kendi kendine konuşarak yürüyordu. Ferhat yanına koştu, koluna girdi, arkasından ben gittim kolundan tutup dışarıya çıkartıyorduk hava alması için Mete hala konuşuyordu;

– Yaşayacak abi, o çocuk ölmeyecek, yaşayacak lan!

Dışarıya çıktık, Mete sayıklamaya devam ediyordu

Ferhat;

– Mete kendine gel lan! Mete alo? Mete kendine gel lan!

Bağırarak bir tokat attı Mete’ye. Mete konuşmayı kesti ağlamaya başladı;

Mete;

– Yaşayacak lan! Yaşayacak lan!

Arabasını yumrukluyor, aynalarını kırıyordu, yumruğu içe pencereleri kırıyordu. Eli kesilmişti, arabayı yumrukluyor, tekme atıyordu. Zor bela sakinleştirmek için tutmaya çalışıyorduk ama gözü dönmüştü Mete’nin. Hemen hastaneye geri soktuk. Sakinleştirici iğne vurdular, eline giren cam parçalarını çıkartıyolardı. Mete’nin canı dahi yanmıyor, yere bakıyordu. Bir süre sonra Mete bayıldı. Onu yatırdılar, serum bağladılar, ellerine pansuman yaptılar. İğne uyutmuştu Mete’yi doktor; “bir süre uyuyacağını” söyledi. Yoğun bakım odasının kapısına çıktık. Zeki gözlerini açacak diye bekliyorduk. Zaman sanki durmuştu. Herkes yorgun, şiş gözlerle kapıya bakıyordu. Saat öğlen 4 gibi doktor girdi içeriye, hepimiz birden canlandık, ayaklanmıştık. Doktor içeride Zeki’ye bakıyordu ama cam falan yoktu göremiyorduk. Hemşire çıktı doktor içerideydi;

– Lütfen hastanın ailesi gelsin!

Annesi, babası, ablası şaşkın gözlerle hemşireye bakıyordu. Annesi ağlamaya başladı, bayılmak üzereydi kocası tuttu, ablası ağlamaya başladı.

Annesi;

– Öldü mü Zeki hemşire? Ne olur bir şey söyle?
– Lütfen içeriye girin doktor bey çağırdı.

Pür dikkat hemşireyi dinliyordu herkes. Zeki’nin ailesi içeriye girdi. Biz meraktan ölmek üzereydik. Dakikalar oldu çıkmamışlardı. Telefonum çalıyordu. Kim olduğuna bakmadım bile hemen açtım;

– Alo?
– Hacı gülle? Dakikalar çöpe gitmesin diye aradım. Ben şuan iyiyim merak etmeyin. Zaten gelip göreceksiniz de. Ben önceden arayayım dedim.

Ulan bu ses? Zeki? Arayan kişiye baktım Zeki yazıyor.

– Zeki? Sen misin?
– Benden başka kim iyiyim merak etmeyin der amına koyayım? Benim tabi, hişt bana bak? Hacı gülle? Dayın bizden başka birini daha mı vurdu? Ondan mı ikilemde kaldın sen bak doğru söyle? Vurdular mı feratımı? Metomu? Alo? Alo? Kuzeyin oğlu? Konuşsana? Alo?

Ben şaşırmıştım, yüzüm gülüyor, mutluluktan ağlıyordum. Millet ben konuşurken yanıma gelmiş; “kim o? Ne zekisi? Kuzey?” soru yağmuruna tutuyorlardı beni. En sonunda cevap verdim;

– Zeki uyanmış! Lan zeki uyanmış!

Koşarak kapıyı açtım, içeriye girdiğimde Zeki yattığı yerden elini sallıyordu bana. Ailesi yüzüme bakıyor gülüyordu. Zeki’nin yanına koştum;

– Ulan Zeki çok korkuttun kardeşim bizi.

Sesi çok yorgundu, ama artık hayati tehlikesi yoktu. Zeki konuştu;

– Hep bu doktor yüzünden, sevenleri ayırdı ciğerimin tekini aldı, hem de en sevdiğim ciğerimdi, en çok onu kullanıyordum ben. Bünye alışık değil tabi küstü, yoksa oho uyurmuyum bu kadar ben?
– Uyumazsın kardeşim. Uyuma bir daha?
– Manyak mısın oğlum? Uykusuzluktan mı öldürecen bu sefer beni?

Gülüyordum. Bizimkiler kapıdan içeriye girdi. Herkes bir odadaydı Mete Zeki’nin yanına koştu sarıldı, ağladı,

Zeki;

– Lan niye ağlıyon oğlum? Ölmedik yaşıyoz. Hişt kız zilli, sende mi geldin?

Melisaya sesleniyordu. Melisa mutluluktan ağlıyordu;

Zeki;

– Zilli seni. Mete kay bakayım. Hişt gel otur yanıma bakayım. Üzüldün mü sen? Ölcem diye mi ağladın?
– Hayır ya ne alaka?
– Hadi hadiii zilli seni, neden ağlayacan başka gel bakayım yamacıma.

Melisa ağlamaya devam ediyor Zeki’ye yaklaştı. Zekiye sarıldı.

– Oh mis gibi de kokuyo
– Zeki sussan hani, herkes burada
– Hee doğru dedin hacı gülle. Sonra şey yaparız o konuyu
– Of zeki
– Kabul et özledin “of zeki” demeyi.

Melisa ağlıyor. Zeki’nin elini tutuyordu;

– Çok özledim, kalk gel de “of zeki” diyeyim bol bol sana.
– Deme
– Nasıl?
– Evlen benimle
– Ne?
– Evlen benimle?
– Ne evliliği zeki?
– Çok ciddiyim buradan çıkınca düğün yapalım. Hişt kız anne, baba. Bana bu kızı alın. Bak almazsanız ölümü görün. Kız zilli sende benle evlenmezsen ölümü gör hee.

Annesi babası gülüyordu. Annesi;

– Kızın rızası var mı bakalım oğlum hem ne ölümü tövbe de saçmalama alırız sen iste.

Babası;

– Alırız paşam. Vermezlerse zorla alırız. Gülüyordu.

Melisa;

– Of zeki ne ölmesi salak.

Koluna hafifçe vurdu. Zeki çok canı yanmış gibi bağırmaya başladı

Zeki;

– Off ne vuruyon kolum ayy kolum koptu kolum ya!
– Ay zeki acıttım mı?

Melisa zekiye yaklaştı. Zeki melisanın yanaklarından öptü.

Zeki;

– Hadi kız he de evlen benimle. Üniversitede evli oluruz ne olacak? Hadi he de he? He dicen mi?

Melisa gülüyordu;

– He Zeki he! Tamam evlenicem seninle

Biz olup bitene inanamıyorduk. Ağzımız açık kalmıştı. Zeki ile Melisa ciddi ciddi evlenecekti. İlayda yanıma geldi sarıldı. Yengemin surat yine düştü.

Zeki gülüyordu bana baktı;

– Hişt kuzeyin oğlu sende İlayda’yı al, çifte düğün yapak. Bak ucuz olur hadi iyisin gene çakal seni.

Zeki ye elimle “sus oğlum” işareti yapıyordum. İlayda yüzüme bakıyor. Gülüyordu. Yengemin suratı asılmış bana bakıyordu.

Ben;

– Siz önce evlenin sıra bize sonra gelir. Lan cidden evlenecek misiniz?

Zeki;

– He dedi hacı gülle kız. Duymadın mı? Git kulak burun boğaza görün bir.

Gülüyorduk.

Doktor konuşmaya başladı;

– Zeki bu kritik durumu da atlattı. Tekrar iç kanama geçirmişti. Ama çok güçlü çocuk kendine geldi. Bundan sonrası rahat. Organ nakli yaptık Zeki’ye. İkinci ciğer uyum sağladı. Tek ciğer sıkıntı çıkarttı. Kanama ya neden oldu. Artık eskisinden de iyi.

Zeki lafa girdi;

– Ooo hacı gülle sıfır model ciğer mi taktın bana?
– Yok zekicim ikinci el ama sıfır gibi bayandan temiz.
– He bayandansa temizdir zaten.

Doktor güldü. Ve konuşmaya devam etti;

– Hiçbir sıkıntı yok artık. Sadece ağrısı sızısı olacak, oda normal. İlaçlarını düzenli içecek. Ve kontrole gelecek. Yakında taburcu da edeceğiz.

Biz resmen “ohh çekiyor, olanlara dua ediyorduk”. Babamın telefonu çaldı. Dışarıya çıktı. Bizde çıkıyorduk zeki seslendi;

– Arkadaşlar siz kalın.

Biz yanında kaldık. Diğerleri çıktı. Zeki konuşmaya başladı.

– Kuzeyin oğlu o ne güzel konuşmaydı öyle. Sırf dinlemek için uyanmadım. Bak söz verdin erkek sözü hemde
– Erkek sözü Zeki,
– Adamımsın.
– Melisa?

Melisa;

– Efendim aşkım?
– Oww aşkım mı dedin?
– Evet. Kocam olacaksın sonuçta

Zeki gülüyordu.

– Bak ölümü gör dediğim için dediysen şaka yaptım.
– Şaka?
– Hayır yani gerçekten evlenmek istiyorum seninle. Eğer kabul edersen
– He dedik ya yine mi kabul edecem.

Zeki çok güzel gülüyordu. Melisa elini tuttu konuşmaya devam etti;

– Sen buradan çık, üniversite sınavından sonra hemen düğün yapalım. Kışın düğün istemem ona göre
– Zilli ye bak yaparız.

Zeki İlayda’ya döndü;

– Kız zilli, bak kuzeyin oğlunu kafala çifte düğün yapalım. Trip at evlenme teklifi etsin sana artık.
– Bakalım kısmet Zeki’cim

Ferhat ile bana döndü;

– Sizler şahidimiz olacaksınız ona göre haa?

Ferhat;

– Oluruz tabi şekerim

Ben;

– Sadıç kim?

Zeki;

– Kuzey’in oğlu. Sadıçım yapardım ama başka arkadaşa sözüm var kusura bakma hacı gülle.
– Kimmiş la o?
– Mete lan Mete kim kaldı başka? Saf lan bu.

Mete;

– Tabbe lan! Ben olacam!
– Aynen hacı gülle adamımsın.

Hemşire;

– Çıkabilirsiniz.

Zeki;

– Wuhhu hemşire hanım, hiç bana yazma artık, ben bugüne bugün evli bir erkek sayılırım. Yani sen arkadaşlarımı dışarı çıkarttıktan sonra woohhoo yapacaksak hiç güvenme

Hemşire;

– Wohhoo?

Zeki;

– Saf ya! Ay canım acıdı, uyuyim mi biraz?

Ben;

– Bak uyu, ama uyanmazsan?

Zeki;

– Sen taktın benim kestaneye ha? Uyancam merak etme çizdirmeye niyetim yok.

Hemşire gülüyordu. Zeki konuştu;

– Zilli ye bak hoşuna gitti.

Melisa;

– Zeki!
– Merak etme aşkım. İlk günden aldatmam seni.

Öpücük attı eliyle. Odadan çıktık. Çok rahatlamıştık. Zeki artık iyileşmişti ya ne olursa olsun artık diyordum. Yengemin omzuna kolumu attım. İlayda olduğu için sanırım indirdi kolumu. İlayda geldi kolumu omzuna attı. Yürüyorduk, dışarıya çıktık babam telefon konuşuyordu. İlayda eve çağırdı yorgun olduğumu söyledim. Arabamıza bindik eve gidiyorduk. Eve vardığımızda babam tekrar kolumdan çekti kenarıya;

– Kuzey! Yengenle birlikte mi oldun sen?
– Baba hayır ya ne alaka?
– Oğlum bak yalan söyleme, sen benim canım ciğerimsin olduysam oldum, seviyorsan seviyorum de! Yalan söyleme hele ki bana sakın söyleme
– Of baba ya nasıl söylenir bu durum? Yanlış anlayacaksın kavga edeceksin, ağzıma sıçacaksın ama tamam ben özge yengeme yıllardır aşığım. Bu ergenlik falan değil, gerçekten seviyor, sahipleniyorum. Sana kim söyledi bunu?
– Ah be oğlum, aşık olacak kadın mı kalmadı?
– Sana kim söyledi? Hem yengemin yani Özge’nin neyi var baba? Onunda bende gönlü olmasa benimle olmaz değil mi? Yıllardır başka erkeğe bile bakmadı. Sadece benimle konuşuyor.
– Özge iyi kadın. Ama işte dayının karısı be paşam.
– Artık değil boşandılar ya çatlatma insanı kim söyledi baba?
– Dayın.
– Dayım uyandı mı?
– Evet, o anlattı neden böle bir şey yaptığını. Bak paşam yengenle olmaz
– Baba olmaz deme lütfen, olur. Gerekirse nikahıma alırım. Eğer oda isterse tabii
– İster mi sence?
– İster baba. Siz yeter ki karşı olmayın. Benim yengemle kan bağım yok. Şerefsiz dayımın karısıydı sadece o kadar. Ne olur benden yana ol. Ben Özgeyi seviyorum baba, karım olsa dünyalar benim olur.
– Bak ben senin yanındayım. Yaş farkınız var sorun değil. Çocukları bizimle büyüdü seni nasıl görürler bilemem konuşuruz bunları ama Özge bu duruma ne der bilmiyorum…

Özge yengem içeriden yanımıza geldi lafa girdi;

– Enişte, benim nasıl bir kadın olduğumu biliyorsun. Evet çocuklarım var, kuzey benden genç. Farkındayım her şeyin. Ama kuzeyi seviyor musun dersen. Canımdan çok seviyorum. Onayın varsa ben kuzeyle evlenir, onun kadını olurum. Çocuklarıma neredeyse o baktı ilgilendi. Sorun olmayacaktır seviyorlar kuzeyi çocuklar. Ne kadar dayı deseler de bu durumu büyüdüklerinde anlatırız gerekirse. İnan bana kuzey den daha iyi eş bulamam zaten. Daha yaşımda genç size ne kadar yük olacam? Ben başka koca istemiyorum. İznin olursa kuzeyle olurum sadece.
– Kızım ben sizden yanayım. Madem öyle diyorsun. Senden iyi gelin mi bulacak benim hanım

Biz çok sevinmiştik babam bizden yanaydı. Arkamızdaydı. Paralı, kariyerli olunca diğerleri de bir şey diyeceğini sanmıyordum. Yengeme sımsıkı sarıldım.

Babam;

– Dayında uyandığına göre sorun kalmadı.

Bana yaklaştı;

– Ortalık karışacak ama arkandayım paşam. Madem seviyorsunuz birbirinizi. İpler benim elimde korkmayın bir şey olmaz size.
– Adamsın be baba.

Eve girmiştik. Duş almak için odama gittim yengem yanıma geldi.

Özge;

– İnanamıyorum artık kocam mı olacaksın?
– Dur daha evlenme teklifi etmedim.

Yüzü asıldı, gitti yatağıma oturdu;

– Ha sen istemiyorsun yani babanla fısır fısır onu konuştun sen

Yanına gidip oturdum sanki onu istemediğimi söyleyecek gibi;

– Yani aslında, saçmalama kızım. Hastayım sana karım yapacam seni dememişmiydim sana?

Sarıldım dudaklarını öpüyordum. Yatağa yatırdım, deli gibi öpüşüyorduk.

Özge;

– Senin sikini yemek, çocuğunu doğurmak istiyorum.
– Bende senin amını istiyorum.

Yengemin üstündekileri çıkarttım artık daha rahattık. Ama evdekileri unutmuyorduk tabii. Memelerini emmeye başladım. Sıcacıktı vücudu. Uçlarını emiyordum. Altımdakileri çıkarttı, kendi altındakilerini de çıkarttı sikim kalktı, direk soktum içine. Git gel yapıyordum. Kucağıma çıktı ellerimi memelerine attım. Kucağımda zıplıyordu. Çok geçmeden içine boşaldım.

Özge;

– Baya birikmiş, erken geldin.
– Uzun zamandır yapmamanın zararı bu galiba.
– Sorun değil aşkım
– Aşkım?
– Kocam mı demeliydim
– Kocam?
– Evet. Artık kocam sayılırsın
– Karım benim.

Belinden tutup inmemiş sikimi tekrar içine sokup çıkartıyordum.

Özge;

– Alla alla boşaldın ama inmedi?
– Uzun zamandır boşalmamanın zararı bu galiba 🙂
– Ahaha olabilir. Sik hadi amımı

Dudaklarını öpüyor hızlı hızlı sikiyordum amını. Bacaklarını belime dolamış elinden gelse taşşaklarımı da amına sokacak. Yaklaşık 40 dakika siktikten sonra tekrar boşaldım içine. Artık inmişti sikim. Amından çıkarttım. Yanına uzandım.

– İnşallah hamile kalırsın.
– İnşallah aşkım çok istiyorum çocuğunu bu sefer doğurmayı.

Dudaklarından öptüm odamdan çıktı. Uyuya kalmıştım. Telefonun sesiyle uyandım Zeki arıyordu. Yataktan fırladım açtım hemen telefonu;

Zeki;

– Alow
– Alo kanka nasılsın
– Hiç iyi değilim hacı gülle.
– Neden kardeşim?
– Sıkıldım oğlum neden gelmiyor sunuz?

Saate baktım daha 8 di. Hasta ziyaretine sabah 10 ve öğleden sonra 4 de alıyorlardı.

– Kanka hasta ziyaretine daha var o yüzden
– Kaçta gelceniz?
– 10 da
– Oho 2 saat konuşak o zaman
– Konuşalım kanka
– Napıyon şimdi?
– Duşa girecektim sen aradın.
– Haa tamam gir kanka ben diğer hacı gülleleri arayayım.
– Tamam kardeşim
– Seviliyorsun kuzeyin oğlu
– Sende kanka
– Görüşürüz bak geç kalmayın. Karımı arıyayım ben.
– Ara kanka geç kalmayız.

Telefonu kapattım. Yataktan kalkıp duşa girdim. Evde bağırış, çığırız sesleri geliyor, annem ile yengem kavga ediyordu. Çok sesliydi. Duş almadan aşağıya koştum…

21. BÖLÜM SONU…

DEVAM EDECEK…

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 17 Ozge Yengem

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 17 Ozge Yengem
Zeki’yi apar, topar hastaneye soktular, Zeki’nin gözleri kapalıydı. Hastane kapılarını yumrukluyordum.

– Keşke lan keşke! Gidiyorum ben amına koyayım dediğinde kolundan tutup kal demeseydim çocuğa

Ferhat;

– Sen nereden bileceksin abi böyle olacağını

Mete çömelmiş ağlıyordu;

– Ulan o kadar kestaneyi çizdirecek bu çocuk dedim dedim, ölmez demi lan? Ölmesin oğlum.

Ferhat;

– Güçlü çocuk lan Zeki, olmaz demi bir şey hah?

Ben;

– Ne bileyim amına koyayım ne bileyim!

Ameliyathanenin kapısında bekliyordum. Telefonum cebimde yoktu. Kafayı yiyecektim. Sağa dönüyor, sola dönüyordum. Gelen giden hemşirenin, doktorun kolundan tutup Zeki’yi soruyordum hiçbir şey söylemiyorlardı;

– Kafayı yiyecem amına koyayım kafayı!

Yeni bir sedye ile adam getirdiler. Dayımdı bu, baygın yatıyordu sedyede her tarafı kan içindeydi. Arkasından polis geldi;

– Olayın yanındaki gençler sizsiniz değil mi?

Ferhat ile Mete yüz yüze bakıyorlardı. Söze katıldım;

– Evet bizdik.
– Karakola gitmemiz gerekiyor.
– Arkadaşım burada onu bırakıp gelmiyorum bir yere.

Polis kolumdan tuttu çekiyordu beni;

– Hop hop ne yapıyorsun sen?

Ferhat ile Mete girdi araya. Konuşmaya devam ediyordum;

– Arkadaşımı o getirdiğiniz adam vurdu? Ben ne için geliyorum karakola? Ayılınca ona sorun ne soracaksanız. Ferhat babamı ara avukatla gelsin hastaneye.

Ferhat babamı aradı. Onlarda polis karakolundalarmış zaten. Yanımızdaki polislerle irtibat kurup konuştular bilgi aldılar. Babam polislerle, yengem annem hepsi gelmişti hastaneye. Yengem koşarak boynuma sarıldı;

– Kuzey neydi o silah sesi? Çok korktum bir şey oldu sandım sana.
Annemi, babamı, kimseyi umursamadan ağlıyor, boynuma sarılıyor öpüyordu.

– İyiyim ben iyiyim ama…

Hüngür hüngür ağlamaya başladım. Babam komiser ile yanıma geldi;

– Paşam ne oldu?
– Baba dayımın yanına gittik, evden silahla çıktı ateş etti, Zeki önüme atladı. Zeki vuruldu.

Komiser sordu;

– Boğuşma mı oldu? Öyle mi patladı silah? Dayınız baya darp görmüş.

Ferhat ile Mete komiserin yanına geldi, her şeyi anlattı;

– Kuzey Zekinin yanındaydı. Zeki’yi vurduktan sonra Kuzey’e nişan aldı. Bizde üzerine atlayıp aldık silahı attık. Kavga etmeye başladık o yüzden bu hale geldi.

Komiser bizim çocukların üstüne başına baktı, üstleri yırtılmış, çamur içinde. Birkaç tutanak tutup polis bıraktı hastaneye gitti. Mete Zeki’nin ailesini aramış. Annesi babası, ablası telaşla hastaneye girdiler. Ne oldu diye soruyorlar, bilgi almaya çalışıyorlardı. Ben bağdaş kurdum ameliyathane kapısında bekliyordum. Ağlıyordum. Zeki’nin annesi anneme sarılmış ağlıyor, babası babam ile konuşuyor, ablasını yengem teselli ediyor, konuşuyordu. Ferhat ile Mete yanıma geldi.

Ferhat;

– İlayda’yı da arıyayım mı?
– Yok oğlum gerek yok ona.

Saatler geçmişti. Ameliyathaneden doktor çıktı, herkesten önce yanına koştum;

– Zeki nasıl? Yalvarırım iyi bir şey söyleyin?
– Hayati tehlikeyi henüz atlatmadı. Çok fazla kan kaybetmiş. Kurşun karaciğeri delmiş, kurşunu çıkarttık. Uyutuyoruz. . Sabaha kadar bekleyip göreceğiz. Geçmiş olsun.

Ben iyice yıkılmıştım. Duvarları yumrukluyor hıçkırarak ağlıyordum. Yengem boynuma sarılıp ağlıyor, beni teselli etmeye çalışıyordu. Bu yakınlaşmamızı babam şaşkın gözlerle izliyor. Anlam veremiyordu.

Mete kolumdan tutup dışarıya çıkarttı beni. Banka oturduk. Bir sigara yakıp uzattı. Yanımıza Ferhat geldi;

– Ağlamayı kesin lan! İyi olacak Zeki yine gelip saçmalayacak. Ulan ne kadar saçmalarsa saçmalasın sus zeki diyen olursa amına koyarım.

Mete;

– Sabaha kadar saçmalasın dinlerim abi…

Ben;

– Oğlum herkesten beklerdim Zeki ne bileyim. Adam beni korumak için kurşunun önüne atladı lan. Bayılmadan önce “Kuzey’in oğlu kolla götü” dedi.
Ağlayarak gülüyorduk.

Mete;

– Adam dayıya namusumsun bundan sonra dedi ya

Ferhat;

– Ah ulan zeki çık şuradan, bir daha sana gerizekalı bile demeyecem lan.

Sabaha kadar bekledik, Zeki’nin annesi babası, ablası perişan olmuşlardı. Sabah olmuş gün ağarmak üzereydi. Yengem koşarak yanıma geldi yüzü gülüyordu;

– Kuzey! Zeki gözlerini açtı! Uyandı Zeki

Koşarak yengem sarıldım, ağlıyordum. Ferhat ile Mete gülüyordu. Koşarak hastaneye girdiler. Arkalarından koştum. Zekiyi bir odaya almışlar herkes bir pencereden bakıyordu. Yanlarına yaklaştım, pencereden kafamı uzattım. Zeki bana bakıyor, gözlerinin içi gülüyordu. Zekiye bakıp gülüyordum. Kalk ulan diye hareket yapıyordum. Herkes birbirine sarılıyor, çok şükür diyordu. Dayım uyanmamış komadaymış. Hep beraber kantine inip çay aldık. O kadar mutluydum ki, annem babam yanımızda değilmiş gibi sarmaş dolaş oturuyorduk yengemle. Zeki’nin annesi lafa girdi;

– Efendim çok sağ olun eksik olmayın, oğlumu sabaha kadar beklediniz, yalnız bırakmadınız bizleri, lütfen evinize gidip dinlenin.

Babam lafa girdi;

– Bu olay bizim yüzümüzden Zeki’nin başına geldi, asıl siz kusura bakmayın hakkınızı helal edin. İnanın hiç böyle bir şey beklemiyorduk. Evlatlarımız çok iyi arkadaşlar. Bende çok severim Zeki’yi hiç sorun değil. Beklerim başında seve seve.

Ben lafa girdim;

– Zeki benim kardeşim baba, bundan sonra ne arkadaşım ne dostum kardeşim!
– Haklısın evlat, kimse kolay kolay kurşunun önüne atlamaz. Bundan sonra Zeki’de benim oğlum yerindedir. Lütfen bu konuları konuşmayalım bile.

Doktor gelmişti;

– Hastayı odasına aldık girip görebilirsiniz…

Ben koşarak Zekiyi aldıkları odaya gittim. Kapıyı açıp girdim;

Zeki;

– Oovv kuzeyin oğlu? Naber kanki
– Kardeşim benim iyiyim sayende sen nasılsın? Ağrın sızın varmı?

Arkamdan ailesi ve bizimkiler geldi odaya. Zeki eliyle eğil işareti yapıyordu;

– İyiyim hacı güllede, belden aşağısını hissetmiyorum. Uyuştu, hani şimdi ben ya artık kestane bile çizemezsem?
– Morfindendir o zeki, anca toparlarsın geçecek kardo.

Zeki belini doğrultmaya çalıştı.

– Of amk of,

Zeki tekrar eğilmemi istedi. Eğildim kulağıma fısıldıyordu;

– Göbek deliğimi sikiyorlar gibi ağrı var geçer mi ki? Yoksa bu ağrıya alışacam diye korkuyorum.

Zeki’nin annesi yanına geldi. Zeki konuşmayı bıraktı. Annesi konuşmaya başladı. Saçlarını okşuyordu Zeki’nin;

– Oğlum çok korkuttun bizi.
– Ne yaptım ki?
– Kurşuna atladın ya oğlum
– Ha onu diyorsun anne, yine olsun yine yaparım. Kuzeyin oğlu benim canım, ciğerim, arkadaştan öte, kardeşim o benim. Ona kimse zarar veremez.

Belini doğrultmaya çalıştı elini karnına tutup yüzünü ekşitti;

– Bu acı geçer mi ya? Bak konuşurken bile acıyor.

Ferhat ile Mete Zeki’nin yanına yaklaştı. Mete ağlıyordu;

Zeki;

– Hişt hacı gülle, biri mi öldü neden ağlıyorsun? Gel lan buraya. Kıvırcık merinos, marul kafa seni.

Mete ile Zeki sarılıyordu.

Zeki;

– Hişt kıskanmayın lan. Fero, kuzeyin oğlu sende gel.

Üçümüzde Zeki’ye sarılıyorduk. Zeki fısıldadı;

– Acaba partiye kadar iyileşir miyim? Ha hacı gülleler?

Babam;

– Çok geçmiş olsun oğlum. Çok şükür atlattın.
– Tabi kuzeyin oğlunun babası amca, ehey küçücük kurşuna da öleceksek, hiç yaşamayalım daha iyi.

Babam gülüyordu. Hastaneden çıktılar. Doktor yanımıza geldi;

– Oo maşallah Zeki hızlı iyileşiyorsun bakıyordum da hiç susmuyorsun
– Neden susacakmışım ki? Kurşunu ağzımdan mı yedim? Karnımdan yedim.
– Olsun sen yine de zorlama kendini. Ağrın var mı?
– Var, çok var, ciğerim yanıyor doktor bey.
– Zeki ciğerin artık yanamaz aldık biz onu.
– Ne?

Yorganı kaldırdı karnına bakıyordu;

– Ne yaptınız benim canım ciğerime? Köpeklere mi verdiniz? Neden kesip aldınız?
– Parçalanmıştı zeki. Tek ciğer ile devam edeceksin hayatına.
– Sevenleri ayırdın hain doktor.

Doktor gülüyordu. Yanımıza geldi ve konuştu;

– Bugünlük bu kadar yeterli, lütfen gidin dinlenin. Zeki’ye çok iyi bakacağız gözünüz arkada kalmasın.

Zeki ağlamaya başladı;

– Bari arkadaşlarım gitmesin, ben sıkılırım tek başıma burada.
– Olmaz zeki yormaman lazım kendini, konuşma istirahat et.
– Peki telefonla arayıp konuşsam onları?
– Yok oda olmaz zeki.
– İçimden konuşsam peki? Ama o zamanda bunlar duymaz ki. Neyse gidin ben kendi kendime konuşurum.

Gözlerini kapattı. Kendi kendine konuşuyordu belli ki.

Hastaneden çıktım. Babamlar önde, ben yengem ile arkalarından gidiyorduk. Yanımda arkadaşlarım Ferhat ve Mete vardı. Yengeme sarılmıştım. İki sevgili gibiydik.

Ferhat;

– Adam heyecan yaratmayı seviyor beyler. İlla korkutacak bizi.

Mete;

– İyi korkuttu ama. Ölecek sandım bir an.

Ben;

– Beyler Zeki’yi kurşun bile öldüremediyse, başka hiçbir şey öldüremez adam kedi gibi.

Yengem gülüyor. Bana sıkı sıkı sarılıyordu. Ferhat ile Mete eve gitmek için ayrıldı yanımızdan. Zeki’nin anne ve babası bizim aile ile konuşuyordu. Babamın arabasına bindik yengemle. Yanıma oturdu, dip dibe oturuyor, sarılıyorduk birbirimize. Babam arabaya bindi dikiz aynasından bize baktığını fark edince, ellerimi yengemin belinden çektim. Eve gittik, içeriye giriyordum babam kolumdan tutup çekti;

– Paşam gel konuşalım seninle biraz.
– Tamam baba.

Yengem arkasına dönüp bana bakıyor, içeriye giriyordu.

Babam;
– Yengen ile aranda ne var?

Yüzüm kızarmış, şok olmuştum babam anlamıştı. Ama haklı çok belli ettik bugün.

– Bir şey yok baba, ne olacak? Mahcup şekilde gülüyordum.
– Yok, anlarım ben, var aranızda bir şey, aşık mısınız birbirinize? Yengenle sarmaş dolaşsın hep.
– Alla alla, sarmaş dolaş olunca aramızda bir şey mi oluyor baba ya? Saçmalama gidiyorum ben.

Eve girdim, yengem salonda ne oldu gibisinden el hareketi yapıyordu bana, arkamdan babam geldi. Yengem mutfağa girdi. Bende odama çıkıp bir duş aldım. Giyiniyordum Aysel yengem arıyordu. Uzun zamandır aramıyordum kadını, ilgilenmiyordum.

– Alo kuzi olanları duyduk akşam size geliyoruz iyi misin? Bir şeyin var mı?
– Yok yenge iyiyim arkadaşım vuruldu. Oda hastanede yatıyor. Şimdi uyuyacağım çok yorgunum.
– Gelince rahatlatırım ben seni, hadi kapatıyom hayvanlara bakmaya gidecem bende.
– Tamam yenge kolay gelsin.

Mutfağa indim bir bira içip öyle uyuyacaktım. Biramı açtım bahçeye çıktım içiyordum. Yengem geldi yanıma. Üzerini değişmiş, duşunu almış;

– Sorun yok değil mi?
– Ne sorunu?
– Babanla konuşuyordunuz da duydum biraz.
– Sorun olsa ne olur?

Kolundan tutup yanıma oturttum. Sarılıyordum.

– Sen benimsin bundan sonra, kim ne diyecek?
– Bilmem.

Oda bana sarılıyordu. Biramı içtim, konuşuyorduk;

– Dayının bu kadar ileri gidebileceğini düşünmedim hiç.
– Valla o gavatın bunu yapacağını bende düşünmedim. Adam silah çekti hem de bana, hadi tamam ona şaşırrım eyvallah. Ya Zeki? Adam beni korumak için önüme atladı. Hiç beklemezdim Zeki’den korkup kaçması lazımdı.
– Öyle, güzel çocuk Zeki…
– Hadi yatalım, çok yorgunum.
– Seninle uyumak istiyorum.
– Uyuyacaz ama bak, yorgunum valla Özge…
– Tamam uyuyacaz.

Odama geçtim, kapıyı açık bıraktım, üstümü değişiyordum. Yengem geldi odama kapıyı kilitledi. Sarıldım öptüm, yatağa girip sarmaş, dolaş uyuduk. Sabah kapım çalıyordu,

Babam;

– Kuzey! Hadi uyan okula.

Uyku sersemi uyanmıştım,

– Ne okulu baba hastaneye gidecem ben, git sen.
– Peki ben müdüreyi ararım.
– Ya ne arıyacan? Zaten ders gördüğümüz yok, Üniversite sınavına hazırlanıp duruyorlar.

Babam gitmişti kapının önünden, yengem sesime uyanmış sarılıp öpüyordu beni;

– Bende geleceğim seninle.
– Okula mı?
– Salak hastaneye gideceğim demedin mi?
– Ha tamam canım gel.

Yatakta üstüne çıkıp, dudaklarını öpüyor, boynunu emiyor, kısacası sevişiyorduk. Annemin sesiyle toparlandık;

– Hadi kahvaltı hazır gelin. Özge neredesin?

Yengem yatağımdan apar topar kalkıp gitti. Ferhat mesaj atmıştı;

– Kanka uyandın mı? Mete ile size geliyoruz. Zeki’nin yanına gideceğiz. Birde İlayda öğrendi dün olanları, ağzımızdan kaçırdık, oda geliyor. Haberin olsun yarım saate sizin evdeyiz.

Hay amk diyordum içimden şu kızda bırakmadı bir beni. Yengemin yanına oturdum kahvaltıya, tam o anda kapı çaldı. Arkadaşlarım, İlayda, Melisa okula gitmemiş hepsi gelmişti. İlayda ağlıyordu;

– Kuzey! Zeki iyi mi? Hadi gidelim hemen.
– Kızım dur ne ağlıyorsun aslan gibi Zeki, yatıyor hastanede.

Yengem göz ucuyla bize bakıyordu. Konuşmaya devam ettim. Melisa da ağlıyordu. Zeki’nin ağzıyla, onun hareketleri ile konuşuyordum.

– Kız zilli, sen niye ağlıyon? Hacı gülleler, hadi kahvaltı edek, girin içeriye.

Melisa Zeki’nin taklitini yapınca hafif güldü, ağlamaya devam ediyordu.

Melisa;

– Of sus gerizekalı demeyi özledim Zeki’ye iyileşecek değil mi?
– Korkmayın ya iyi Zeki hadi gidelim görün bak.

Yengeme seslendim;

– Yenge hadi gelecem diyordun gidiyoruz.
– Yok kuzum gidin siz, yarın gelirim ben sizle.

İlayda yanımda olduğu için böyle dediğini biliyordum. Peki dedim çıktık evden. Arabalara binip hastaneye gittik. Zeki’nin annesi ağlıyordu, babası karısını teselli ediyordu. Koşarak yanlarına gittik. Babasına sordum;

– Bir durum mu var?

Babası ağlıyordu;

– İç kanama geçirdi, tekrar ameliyata aldılar.

Olduğum yere yıkılmıştım. Dizlerimin bağı çözülmüştü. Dün o kadar konuştuğum, sarıldığım arkadaşım tekrar ameliyat masasındaydı. İlayda ile Melisa hıçkırarak ağlıyordu. Ferhat ile Mete yanıma gelip kaldırdı oturduğum yerden.

Ferhat;

– Kalk abi kızların yanında güçlü dur, yoksa onları zapt edemeyeceğiz. Kalk hadi. İyileşecek Zeki.

Doktor geliyordu yanımıza babasının yanına gitti. Koşarak yanlarına gittik.

Doktor;

– İç kanamayı zorda olsa durdurduk, ama tekrar iç kanama geçirme riski çok yüksek. O yüzden yoğun bakımda tutacağız. Üzülerek söylemek zorundayım, Allahtan ümit kesilmez ama tekrar iç kanama geçirirse durduramayız, ve Zeki’nin bünyesi bir ameliyatı daha kaldıramayacak. Kaybetme riskimiz çok yüksek. Umarız iç kanama geçirmez tekrar.

Zekinin annesi iyice yıkılmış, babası çömelip kalmış, yıkılmıştı. Yanlarından ışık hızıyla ayrıldım. Dayımın kaldığı odayı bilmiyordum. Danışmaya gidip sordum dayımın kaldığı odayı. Hastaneden sevk edildiğini, istanbula gittiğini söyledi. Komadan çıkamamış hala.

Ben;

– Benim burada arkadaşım ölüyor, onu sevk etseydiniz. O şerefsizin iyileşmesi için neden daha iyi bir hastaneye sevk ediyorsunuz. Ulan kötü insanları bu kadar mı çok seviyorsunuz siz? İlla arkadaşımın ölmemesi için, şerefsiz mi olması lazım?

Danışmanın yakasına yapıştım hırpalıyordum. Güvenlik araya girdi ayırmaya çalışıyordu, arkadaşlarım yanıma gelmişti, hastane polisini çağırdılar. Polis yaka paça dışarıya çıkarttı beni.

Polis;

– Oğlum sakin ol, ne istiyorsun adamdan?
– Bırakın allah aşkına ya! Kötü insanları koruyup duruyorlar, benim içeride arkadaşım ölüyor, canıyla cebelleşiyor, bu şerefsizler, şerefsiz bir insanı komadan çıkartmak için uğraşıyor, çok mu lazım komadan çıkması?
– Evlat sen şu dayını döven genç değil misin?
– Evet benim.
– Adam komadan çıkmazsa, cinayetten yargılanacaksın. Yanındaki arkadaşlarında yanında olduğu için onlarda yargılanacak. Hastanede yeterli ekipman olmadığı için sevkini istedi. Arkadaşını da sevk edebilirlerdi, ama arkadaşın bu sevke gidecek durumda değil, yolda da ölebilir. O yüzden dua et iyileşsin dayın.

Ben iyice ikilemde kaldım. Durumların böyle olacağını bilmiyor, düşünmüyordum. Ferhat ile Mete çok sakinlerdi yanıma geldiler;

– Vay amına koyayım hapishane de mi görecez lan yoksa?

Mete sigarasını yaktı;

– Amına koyayım Zeki iyileşsin de ne görürsek görelim amına koyarım artık.

Akşama kadar hastanede bekledik. Hepimiz perişan haldeydik. Babamlara haberi almış onlarda yanımızdaydı. Özge yengem evde çocuklarla kalıyor, Aysel yengemler gelmiş onlarla oturuyordu. Doktorun tek söylediği elimiz kolumuz bağlı bekliyoruz, bu geceyi atlatması lazım iç kanama geçirmeden diyordu sadece. Vücudu çok yorulmuştu Zeki’nin. Kafayı yemek üzereydim. Hastaneden kimseye belli etmeden ayrıldım. Yürümeye başladım. Sahile kadar yürüdüm, tekelden sigaramı, içkimi aldım oturdum sahile. İçkimi içiyor, denizi seyrediyordum. Bir taraftan Zeki’yi düşünüyor, iyileşmesini diliyordum. Bir taraftansa dayım komadan çıkamaz, geberip giderse sonumuz bombok olacak onu düşünüyordum. Hapise girersem ne yapardım? Yengem yalnız kalırdı, okulumu okuyamaz, her şey boka sarardı. Peki ya arkadaşlarım? Peşimden onları da sürükleyecek, hayatlarını maf edecektim. Her şey üst üste geliyordu. Telefonum çalıyor Ferhat arıyordu;

Ferhat;

– Alo kanka neredesin oğlum seni aradık bulamadık?
– Sahilde içiyorum moruk duramadım orada. Kardeşim nasıl?
– Haber yok kanka bekliyoruz. Geliyoruz yanına
– Yok moruk gelmeyin
– Sikerim amını. Belki de bundan sonra hapishane arkadaşı olacaz. Yalnız bırakmayız moruk seni bekle ayrılma.

Aradan yarım saat geçmiş, içkim bitmiş, sigaramı içiyordum. Yanlarında içkilerle geldiler. Birayı açıp uzattılar elime.

Mete;

– İç moruk iç sabah olmaz bugün.
– İnşallah o sabah olur be.

Ferhat;

– Zor da olsa o sabahlar olacak içinizi rahat tutun amına koyayım.

Mete ağlıyordu;

– Keşke lan, keşke Zeki de şurada olsa, saçma sapan konuşsaydı.

Ferhat;

– Dur be oğlum öldürdün hemen çocuğu. O bir uyansın. Onu da buraya getirip içeceğiz.

Ben;

– Partiyi sordu.

Ferhat;

– Ne?

Ben;

– Onu görmeye girdiğimiz de, partiyi sordu kulağıma fısıldadı. Sabırsızlanıyor, iyileşir miyim diye soruyordu.

Ferhat;

– Daha 2 ay var, iyileşecek gelecek bizimle.

Mete;

– Ya da biz hapise gideceğiz, o puşt tek gidecek partiye.

Ağlayarak gülüyorduk. Sabaha kadar sahilde içkilerimizi yudumladık. Gözlerimiz telefonda sadece iyi bir haber bekliyorduk…

Sabah olmak üzereydi gün hafif hafif ağarıyor, güneş doğmaya başlıyordu. Telefonum çalınca apar, topar kalktık. Elime aldım telefonu babam arıyordu. Ferhat’ı Melisa arıyordu. Mete telefonuna bakıyordu;

Mete;

– Beni arayan yok açın lan şu telefonu amına koyayım…

Ben hemen açtım telefonu, Ferhat ileriye gidip açtı telefonu. Mete ortamızda kalmış kime gideceğini şaşırmış bakınıyordu.

Ben;

– Alo baba uyandı mı Zeki?…

20. BÖLÜM SONU…

DEVAM EDECEK…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ!…

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 16 Ozge Yengem

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 16 Ozge Yengem
Tekneden misafirleri uğurladık. Cennet’in kocası telefon kartını cebime soktu. Yanıma yaklaştı;

– Mutlaka ara.

Ararım gibisinden kafamı salladım. Çok yorgundum eve gidip uyumak istiyordum.

Ferhat;

– Beyler benim araba ileride, yürüyelim mi biraz? Hava alırız?

Mete;

– Bana uyar.

Zeki ayakta teknenin içinde uyuyordu Mete Zeki’ye seslendi;

– Zeki, kalk oğlum gidiyoruz.

Zeki bağırarak uyandı. Korkmuştum.

– Ya amına koyayım ne bağırıyon?
– Kuzeyin oğlu, dayının kestaneyi çiziyordum rüyamda. Çok korktum amk
– Yürü oğlum yok dayı falan gittiler
– Eminsin değil mi? Bak geliyorum
– Gel zeki gel amına koyayım.

Elimi Zeki’nin omzuna attım, tekneden indik yürüyorduk. Berkant ile annesi teknede kalmıştı. Zeki yolda zor yürüyor sallanıyordu.

– Oğlum bir dik dur lan!
– Halim yok kuzeyin oğlu, iliğimi kuruttu karılar.

Ferhat;

– Peki ya dayı Zeki? Oda kuruttu mu?
– Yok, o seksten soğuttu amına koyayım.

Biz gülüyorduk. Baya ilerlemiştik, araba karşımızda gözüküyordu. Zeki kolumdan fırladı gitti karşıda duran 2 tane mini şortlunun yanına koştu.

Ferhat;

– Eyvah!

Mete;

– Bu çocuk bir gün kestaneyi çizdirecek aga.

Ben;

– Gözünü sikeyim zeki ya.

Zekiye bağırıyordum arkasından;

– Zeki! Lan buraya gel! Zeki!

Zeki beni siklemedi mini şortluların yanına gitti, ikisinin de götüne elini yapıştırdı;

– Üff hepsi sizin mi be yavrular?

Mini şortlu travestiler Zeki’ye döndü. İçlerinden esmer olan;

– Yok anam daha bu var!

Zekinin elini kendi sikine getirdi. Zeki travestinin sikini avuçladı;

– Oooo bune be hacı gülle? Hangi sulak yerde büyüttün sen bunu?

Zeki bize döndü travestilerin sikinden tutup salladı;

– Kuzeyin oğlu! Kızlar taşşaklı çıktı.

Travesti devam ediyordu cümlesine. Biz gülüyorduk.

– Gelip görmek ister misin o sulak yeri?
– Yok abi ben almıyayım.

Zeki travestinin sikine eğildi;

– Saygılar abi, hürmetler abi.

Esmerin yanındaki diğer travesti;

– Siktir git lan. Dedi zekiye zeki koşarak yanımıza geri geldi…

Ben;

– Ne oldu Zeki beğenmedin mi kızları?

Ferhat ile Mete gülüyordu.

Zeki;

– Bu dayıyı sikmek bana yaramadı hacı gülle, nerede kamışlı ablalar var, bana denk gelmeye başladı.
– Aman Zeki kolla götü.

Zeki Ferhat ile Mete’ye döndü;

– Bana bakın dayıyı siktiğimi Melisa duymayacak ona göre.

Ferhat;

– Merak etme Zeki duysalar da inanmayacaklar zaten.

Gülüyorduk, arabaya bindik. Beni eve bıraktılar. Zeki camdan kafasını çıkarttı;

– Hişt hacı gülle?
– Ne var Zeki?
– Adamımsın, playboy seni

Arabayla uzaklaştılar. Evin kapısını çaldım. Kimse yoktu evde. Telefonla Özge yengemi aradım. Açmıyordu. Babamı aradım çalıyordu;

– Alo baba evde kimse yok?
– Oğlum mahkemedeyiz.
– Mahkeme?
– Yengen ile dayının mahkemesi.
– Hadi ya onu unuttum ben durum ne?
– Boşandılar.
– Çocuklar?
– Yengende ikisi de.
– Ohh çok sevindim neredesiniz şimdi?
– Birkaç evrak işi var halledip geleceğiz.
– E ben kapıda kaldım.
– Aysel yengenlere git istersen.
– Yok baba bakarım başımın çaresine.

Şimdi Aysel yengelere gidip, onu sikmeye ne dermanım ne gücüm vardı. Duvardan atladım evin bahçesine girdim. Bahçe kapısı da kilitliydi. Pencereye tırmandım. Odamın penceresi açıktı. İçeriye girdim. Hemen duşa attım kendimi. Üzerimi değiştirdim yatağa uzandım.

Tüm bu olup bitenleri düşünüyordum… Sikik bir yaşantım, hangi ara bu kadar renklenmişti. Daha dün gibi yengemi hayal ettiğim günler. Onun hayali ile boşaldığım günler. Şimdi? Sikmediğim am, göt kalmamış. Ortamların en güzeline girmiştim bugün. Daha neler olabilir amına koyayım. Diye düşünürken. Aysel yenge aklıma geldi. Kendisi çok ateşli, azgın bir kadındı. Tıpkı adadaki çiftlerin karıları gibi, cennet hoca gibi. Yengeme kötü sözle konuşmam da hoşuna gidiyordu. Acaba bizim çocuklarla grup siksek? Hoşuna gider miydi? Ama onun haberi olmadan bunu ona yapamazdım. Ağzını arayacaktım kafaya koydum. Bunları düşünürken uykuya dalmıştım. O kadar güzel uyudum ki, bizimkilerin eve geldiğini bile duymadım. Yengem yanıma yatmış, yüzümü okşuyor, öpüyordu. Gözlerimi araladım. Çok güzel görünüyordu. Makyaj yapmış, saçlarını kestirmiş, sarıya boyatmış, kendine çok güzel bakmış. Boynuna sarılıp üstüme çektim. Yengemin yüzü gülüyordu. Dudaklarını öptüm;

– Hayırlı olsun.
– Teşekkürler kuzum.
– Kurtuldun artık.
– Evet.
– Tamamen benimsin. Tekrar bekarsın.
– Evet.

Dudaklarımı daha sert öpmeye başladı. Ama orospu Cennet öyle bir somurdu ki canım yandı geriye çektim kendimi. Yengem elini dudaklarıma götürdü. Üstümden kalkıp yanıma uzandı;

– Oho birileri boş durmamış yine.
– Ya yok İlayda yaptı.

Garibim dünkü partiyi duysa ne derdi acaba? Yüzüme bakmazdı eminim. Tekrar sarıldı;

– Hadi kahvaltı yapalım okula gideceksin. Akşam gelince bir yerlere götür beni
– Nasıl yerlere?
– Bilmem şu gittiğin bara götür mesela.
– Tamam akşam hazırlan gidelim.

Yanaklarımdan öptü, yatağımdan kalktı kapıyı açıp çıktı. Kıyafetlerimi giydim aşağıya iniyordum, dışarıdan korna sesi geldi. Servis arabamı getirmişti. Babamın arabasından kurtulmuştum artık. Arabamla hasret giderdikten sonra okula gitmek için çıktım İlayda’yı arıyordum.

– Canım geleyim mi almaya?
– Yok aşkım Melisa ile gidiyoruz şuan yoldayız.
– Peki bir tanem görüşürüz.

Telefonu kapattım koltuğun üstüne atıyordum Zeki arıyordu. Hay amk dedim iyi alıştı bu çocukta ama seviyordum Zeki’yi çok saf, kalbi temiz bir çocuktu.

Zeki;

– Alo hacı gülle napıyon?
– İyiyim Zeki yoldayım okula gidiyorum. Sen napıyon?
– İyi bende kantinde çay höpürdetiyorum.
– Afiyet olsun Zeki beni neden aradın peki?
– Ha onu soruyosun, dün Esma geldi bizim eve, annemle yine dedikodu, gıybetin dibine vurdular, çok korktum bizi şikayet ediyor sandım hani dün parti, pompa, gittim dinledim gizli gizli.

Sözünü kestim;

– Dayı, göt.
– Amına koyayım konumuz omu şimdi? Bak tıkandım ne güzel çay içiyordum ya.
– Eee Zeki ne konuşuyorlardı?
– Bizi şikayet etmiyordu. Partiden bahsetmedi. Şu At hoca var ya?
– At hoca?
– He dün çatır, çatır, çatır siktiğin at hoca
– Cennet hoca mı?
– Ne karıydı ama ya.
– Devam et zeki ne olmuş Cennet Hoca’ya?
– Okuldan ayrılmış, yurt dışına gitmiş.
– Annene niye söylüyor bunu Esma onu anlamadım ben?
– Bu at hoca annemin arkadaşının kızıymış çünkü.
– Haa, yani cennet hoca gelmeyecek artık okula.
– Yok hacı gülle, okula gelmeyecek ama partiye gelecek.
– Annene mi anlattı Esma partiyi?
– Hayır kuzeyin oğlu, Esma dışarı çıktığında pencereden önüne atladım. Dedim ki; “at hoca niye gitti? Göremicez mi onu? Bak kuzeyin oğlu sevdi o kadını göremezse üzülür ağlar çocuk, aşk acısı çeker.”
– Ya amına koyayım ne aşkı ne acısı neyse eee sonra?
– Sonra Esma da dedi ki; “yurt dışına tatile gitmiş, öğretmenliği bırakmış, kuzeye söyle, haziranda bu partinin daha büyüğü olacak tur gemisinde” dedi.
– Eee?
– Ne eee amına koyayım? O tur gemisine kadar gelecekmiş at hoca. Ama hazirana kadar göremeyecen.
– Anladım zeki, yani haziranda bir büyük parti daha var ve gidecez yine.
– Bak bana yine göt siktirirseniz, bozuşuruz ona göre. Hişt bana bak. Üzüldün mü lan cennet hoca 2 ay yok, göremeyecen.
– Niye üzüleyim oğlum sonuçta kadının tadını aldık.

Zeki piç piç gülüyordu;

– Hehehehe aldık demi.
– Aldık Zeki aldık bak okula geldim şuan karşındayım kapatcan mı telefonu?
– Bence devam edelim, bedava dakikalar çöpe gidiyor, arayıp konuşacak kimsem yok oğlum.
– Zeki manyak mısın amına koyayım.

Yanına gittim oturdum hala telefonda konuşuyorduk. Zeki sırtını döndü;

– Ne manyak mıyım? Dakikalarım çöpe mi gitsin, eee daha daha ne yapıon hacı? Havalar nasıl?

Kafasına vurdum. Telefonu kapattım;

– Yanındayım aynı havayı soluyoruz amına koyduğum.

Ferhat ile Mete yanımıza geliyordu;

Ferhat;

– Ne yapıyorsunuz beyler?

Ben;

– Zekiyle uğraşmaya devam

Mete;

– Of sabah sabah hiç çekilmez amına koyayım.

Zeki;

– Ne çekilmez? Oğlum o kadar karı siktin hala elizabethe devam mı ediyorsun?

Mete eliyle Zekinin ağzını kapattı;

– Oğlum sus biri duyacak amına koyayım ya dengesiz.
– Hee haklısın hacı gülle. Aman diyim biri duyar canı çeker, sikim kopacak artık am sikmekten ben çay alacam var mı isteyen?

Ferhat;

– Al gel içeriz.

Ben;

– Beyler Berkant nerede?

Mete;

– Bilmem görmedim daha.

Ben;

– Haziranda büyük bir parti varmış. Zeki ile haber yollamış Esma gidecek miyiz?

Ferhat;

– Haziranın kaçında?

Ben;

– Bilmiyorum ki sormadım.

Mete;

– Haziranda üniversite giriş sınavı var. Ancak sınavdan sonra gidebiliriz. Sınavdan önceyse gidemeyiz ki oğlum.

Ferhat;

– Esma ona göre ayarlamıştır herhalde

Ben zeki’ye seslendim. Zeki elinde çay tepsisi ile geldi;

– Zeki! Gel gel, haziranın kaçında bu parti?
– Sonunda.

İyi sınav zaten ilk haftasında, yetişiriz diyordum. Sohbet ediyorduk kızlar gelmişti. Yanımıza oturdular. Sohbete devam ettik. Okulun hademesi gülsüm abla gözüme çarptı bizim masaya Zeki’ye bakıyordu. Zekinin kolunu dürttüm;

– Hişt senin ki geçiyor?
– Melisa burada ya oğlum.
– O değil öbürü.
– Öbürü?

Zeki masadan kalktı ayağa etrafına baktı. Gülsüm abla ile göz göze geldi.

– Ya bırak şunu.
– Niye oğlum sikmedin mi çatır çutur.

Zeki eliyle ağzımı kapattı;

– Sus lan melisa duyacak kız beni terk eder sonra.
– Tamam amk çek pis elini ağzımdan

Derslere, girip çıkıyor bugünü de bitiriyorduk. Son ders boş olduğu için çocuklarla spor salonuna gidecektik sınav sonuçları açıklanmış. Müdüre hanım sınıfa çağırdı bizi. Hepimiz sıralarımıza tekrar geçip oturduk. Müdüre hanım sonuçları açıklayacaktı;

– Evet yavrucuklarım. Son deneme, başarı sınavınızın sonuna gelmiş bulunmaktasınız. Bu sonuçlar sizin sınava ne kadar hazır olduğunuzu ve bu sınav gerçek üniversite giriş sınavı olsa kaç puan alıp, kaçıncı sıralamada olacağınızı gözler önüne seriyor. Şunu söylemeliyim ki, ummadığım taş baş yardı, çok güvendiğim kişiler gözümde sınıfta kaldı şekerim.

Ben araya girdim;

– Hocam en çok Zeki’yi merak ediyoruz. O kadar çok çalışmış ki, 20 dakika da bitirdi sınavı
– Neyyy 20 dakika mı?
– Evet hocam.
– Zeki okul 5. evladım ummadığım taş baş yardı diye boşuna mı dedim.
– Neee ?

Hep birlikte Zekiye döndük.

Mete;

– Lan hani sallamıştın tüm soruları?

Zeki gülüyordu;

– Salladım ama okuyarak salladım. Okumadan sallamadım ki.

Ferhat Zekiye silgisini attı. İlayda ağzı açık Zekiye bakıyordu. Ben lafa girdim;

– Ulan zeki, birde soruları okuyup çözsen türkiye birincisi olacaktın demekki.

Müdüre hanım söze girdi;

– Türkiyede 13. Oldu 13. Hey yavrum hey aslan Zeki

Zeki göğsünü kabarttı;

– Sağ olun hocam, teveccüğünüz.

Ferhat;

– Hareketlere bak amına koyduğum.

Müdüre;

– Tamam sessizlik. Şimdi sonuçları açıklıyorum.

Milletinkilerini saydı, çoğunlukla başarılıydı herkes.

– İlayda tam puan okul 1, türkiye 4.

İlayda çok sevinmişti.

– Kuzey aferim evlatçığım babana yüzümü kara çıkartmadın. Okul 2. Türkiye 8.

Ben yok artık amına koyayım diye İlayda’ya bakıyordum. İlayda boynuma sarılıyordu.

– Ve ikiz dingiller.

Ferhat ile Mete;

– Bizden bahsediyor.

Müdüre;

– Okul sonuncusu, türkiye sıralamanızı okumama gerek yok nasılsa bu kaçıncı sayılar diye bön bön yüzüme bakacaksınız? Evlatçıklarım. Neden çalışmadınız? 2 ay kaldı sınavınıza, aileciklerinize ne diyeceğim ben. Of tanrım of.

Müdüre sınıftan çıktı. Ferhat ile Mete’ye döndüm;

– Oğlum ne yaptınız lan siz? Hiç mi çalışmadınız?

Ferhat;

– Zaman mı kaldı ki, sikik sokuk işlerle uğraşmaktan.

Mete;

– Aynen amk, yarak kürek işlerle uğraştık

Ben;

– Amına koyduklarım, bende yanınızdaydım sizi yalnız mı bıraktım? Siz eğlenirken ben ders mi çalıştım sizle birlikte bende eğlendim. Ben ders çalıştığım vakit siz ne yapıyordunuz?

Ferhat;

– Sakin ol paşa, sana sözümüz yok, Berkant orospu çocuğuna uyduk, sen ders çalışırken biz onunla barlarda karı kız peşinde koştuk takıldık eğlendik beee

Mete;

– İyi bok yedik amına koyayım. Ne diyecem ben şimdi babama?

Ferhat;

– Ne bileyim amına koyayım. Berkant da yok piyasada zaten.

Mete;
– Annesinin amını yalıyordur evde, orospu çocuğu.

Ben;

– Adama sövmeyin oğlum hata sizde. Neyse 2 ay var daha sıkı çalışın bir şekilde toparlayın götü.

Okuldan çıkmıştık eve gidiyorduk İlayda konuştu;

– Cennet hoca nerede? Bugün son dersimiz onunlaydı gelmedi?

Boş bulundum;

– Okulu bırakmış.
– Okulu mu bırakmış? Kuzey bey okul başkanı olduğum halde bilmiyorum siz nereden aldınız bu bilgiyi acaba?
– Şaka yapıyorum ya salladım öylesine. Bilmiyorum ki merakta etmedim.

Ferhat ile Mete’nin yüzüne bakıyordum Zeki girdi lafa;

– Cennet hoca şuan kanarya adalarında pompito yapıyordur.

Biz elimizle Zeki’ye sus yapıyorduk.

İlayda;

– Pompito?
– Cahil cahil durma karşımda yürü kız eve.

İlayda’ya kolumu attım. Yürüyorduk. Bugün de bitmişti. Eve gidip dinlenmeye karar verdik. Ama aklımda uyurken düşündüğüm Aysel yengem vardı. Ama bu akşam gidemezdim. Özge yengemi bara götürecektim. Hemen eve gittim.

Kapıyı yengem açtı. Çok güzel görünüyordu. Giyinmiş süslenmiş oturuyordu evde;

– Hayırdır düğüne mi gidiyorsun?
– Hayır?
– Ne bu süs?
– Bundan sonra böyle. Kendime bakacağım artık.

Beline sarıldım;

– Bak tabii
– Dur yapma annen mutfakta

Bellerinden kollarımı çektim.

– Giyineyim de kumsalda takılalım biraz, akşama bara gidelim.
– Yemek yemeyecek miyiz?
– Aç değilim sen açsan dışarda yeriz bir şeyler.
– Ay süper olur dışarda yiyelim.
– Hazırlanayım geliyorum.

Yanaklarımdan öptü, hemen geri çekti kendini. Yukarıya çıktım duş aldım, duştan belimde havluyla çıktım yengem yatağımda oturuyordu. Yüzüne bakıp gülümsedim. Havluyu çıkartıp attım belimden. Çırılçıplak kalmıştım karşısında. Yanına yaklaştım. Yengem yüzüme bakıp gülüyordu. Yanına gittiğimde eline sikini aldı sıvazladı.

– Annem içerde.
– Biliyorum.
– Yeni duş aldım.
– Tekrar alırız.

Sikimi ağzına götürüp yalamaya başladı, saçlarından tutuyor, okşuyordum ipek gibi saçlarını. Annem seslendi;

– Hadi sofraya!

Yengem ağzından çıkarttı sikimi, ayaklandı. Kucağıma alıp duvara yasladım. Deli gibi yalıyordum dudaklarını, boynunu.

– Dur annen sesleniyor. Hem bugün seninim. Arabayla gidelim bir yere sabaha kadar sik beni. İstersen bir yer bul oraya gidelim.

Dudaklarımdan öptü, kucağımdan indi, kapıyı açtı çıktı gitti. Bende üzerimi giyinip aşağıya indim. Sofraya oturduğumuzla kalktığımız bir oldu. Dışarıda yiyecektik çünkü. Saat 7 olmak üzereydi;

– Hadi çıkalım.

Yengem yukarıya gidip makyajını tazeledi, giyindi geldi. Gözlerim yerinden çıkacak sandım. Mini bir etek, askılı bluz. Tüm vücut hatları meydandaydı.

– Abartılı olmamış mı?
– Yoo, daha açık giyinenler var.
– Haklısın, hem çok güzel olmuşsun hadi çıkalım.

Beline sarıldım. Çıktık evden. Arabama bindik;

– Ne yemek istersin?
– Benim ne yemek istediğim belli değil mi?

Elini sikime attı okşuyordu.

– Onu finalde yiyeceksin zaten. Önce karnımızı doyuralım, içip eğlenelim biraz.
– Pekii, balık yiyelim.

Lüks bir balık restoranına girdik yengemle. Oturduk balıklarımızı söyledik, yengem birde rakı söyledi yanına;

– Ağzının tadını biliyorsun rakı balık he?
– Yani, senin balığı yiyorum. Oradan anlamadın mı ağzımın tadının güzel olduğunu?

Gülüyordum. Yemeğimizi yedik, rakımızı içtik. Her zaman takıldığımız bara götürdüm yengemi. İçeriye girdik. Merve ve Nur’da oradaydı.

Merve;

– Aaa kuzey hoş geldin.

Yengemin elini sıktı merhaba dedi.

– Hoş buldum ne yapıyorsunuz kızlar?
– Hiç valla aynı takılmaca. Yanında ki güzel kim?
– Yengem.

Yengeme geçmiş olsun diledi, benim ondan çok bahsettiğimi her aradığında onları yalnız bırakıp eve yengemin yanına gittiğimi anlattılar. Yengem memnun olmuş yüzü gülüyordu. Nur’un kolundan çektim;

– Sakın bak parti falan kaçırmayın ağzınızdan.
– Ay sende kuzey Zeki’miyiz biz?
– Valla Zeki herkesten akıllı çıktı. Çocuk sınavda 2. Oldu
– Hadi be helal olsun

Kızlar ve yengemle masaya geçtik oturduk. İçkilerimizi içtik, dans ettik, yengem artık sarhoş olmak üzereydi. O içkisini eline alıyor, ben onun elinden yeter diye geri alıyorum. Ama o bırak artık zaman benim zamanım bu zamanı kutlayacam diye daha çok içiyordu. Karışmadım bol bol içki içti bana çok yakındı kızlar dik dik bize bakıyordu. Elini vücudumda gezdiriyor, ellerimi kalçalarına atıyordu dans ederken, kendinden geçiyordu. Saat epey ilerlemiş 12 olmak üzereydi. Yengem ayakta duramıyor, zor yürüyordu. Arabaya bindirecektim kusmak için kaldırıma geçti. Cep telefonumu çıkarttım Ferhat’ı arıyordum;

– Hele şükür açtın amına koyayım.
– Oğlum uyuyordum ya.
– Sizin yazlığın anahtarı lazım bana.
– Bu saatte?
– Tavuk gibi uyuyan sensin amk hadi size geliyorum uyan salla anahtarları.
– Gelme amk yazlığa git, kapıda saksı var. Onun içinde anahtarlar.
– Boş dimi yazlık?
– Boş amk hadi kapat uyuyacam.
– Zıbar amk.

Telefonu kapatıp cebime koydum. Yengeme sarılıp kaldırdım.

– Kalk hadi gidiyoruz.

Yengem sarhoş ağızla sayıklıyordu. Arabaya bindirdim Ferhat’ın yazlığına gittik. Yengemi arabadan indirdim boynuma sarıldı, yamuk yamuk yürüyordu. Merdivenlere oturttum yengemi. Saksıya baktım anahtar yoktu. Saksıyı kırdım. İçinden çıktı anahtar. Kapıyı açtım. Yengemi kucaklayıp soktum eve. Salonda koltuğun üstüne oturttum. Yengem şarkı söylüyor, sayıklıyordu. Gidip kapıyı kapattım. Işıkları açtım. Yengemin yanına oturdum.

Yengem yüzüme bakıyordu. Birden dudaklarımı öpmeye başladı;
– Sik hadi beni. Çok özledim o yarrağını.

Yengem dudaklarımı öperken, pantolonumun fermuarını açmaya çalışıyor, ama açamıyordu. Ona yardımcı oldum. Pantolonumu çıkarttım, boxerımdan sikimi çıkartıp eğildi, ağzına alıyordu. Bir süre yaladıktan sonra ayağa kalktı, üzerindeki mini eteği çıkarttı, dizinin üstüne kadar uzanan fileli çorapları ile kaldı. Askılısını ve sutyenini de çıkarttı. Kucağıma oturup memelerini ağzıma veriyordu;

– Yala hadi yengenin büyük memelerini, seviyorsun değil mi yengenin memelerini.

Şapur şupur emiyor, evet dercesine başımı sallıyordum. Kucağımda sikime amını sürtüyordu. Külotunu çıkarttı attı kenarıya. Eliyle sikimi tutup üstüne oturdu. İnliyor, memelerini ağzıma vermeye devam ediyordu. Kucağımda zıplatarak sikiyordum;

– Dayının gözleri önünde ne zaman sikeceksin bu amı?
– Ne zaman sikeyim?
– Yarın
– Hemen yarın mı?
– Evet, yarın sik amımı götümü dayının gözleri önünde.
– Sen iste bir tanem
– İstiyorum. Onun surat ifadesini görmek istiyorum sen beni sikerken

İyice zevkle zıplıyordu kucağımda, içine boşalmıştım. O şekilde sızdı kucağımda. Kucaklayıp yatak odasına götürdüm. Yatırdım yatağa, üstünü pile ile örttüm bende yanına kıvrılıp uyumuştum. Sabah telefonun sesiyle uyandım. Ferhat arıyordu;

– Kanka yazlıkta mısın?
– Evet.
– Bizim çocuklarla kafeye gidecez gelsene.
– Moruk sizinle işim var bizim eve gelsenize siz.
– Hayırdır ne işi?
– Gelin siz konuşuruz.
– Peki kardo.

Yengemi öperek uyandırdım;

– Hadi uyan. Bugün kocanın gözleri önünde sikeceğim seni.

Uyku sersemi konuşuyordu;

– Bugün mü?
– Evet, dün öyle dedin ya.
– Ha doğru. Ne yapacaksın ki?
– Düşünme sen hadi eve gidelim.

Boynuma sarıldı öpüyordu. Kucağıma alıp kaldırdım. Ayağa dinelttim. Bir posta daha siktikten sonra arabaya geçip eve gittik. Yengem odasına gitti, bende odamda duş aldım bahçede oturuyordum arkadaşlarım geldi. Bahçeye çektim. Biralarımızı açtık söze girdim;

– Beyler bugün bana lazımsınız. Dayıma bir ders verecez.

Ferhat;

– Anlamadım.
– Neyi anlamadın amk.

Zeki;

– Hişt playboy, dayını mı sikecez?
– Ahaha yok onun gibi bir şey ama
– Bugün de güzel geçecek desene

Mete;

– Dur bir Zeki. Kuzey nasıl yapacaz oğlum bunu.
– Baya gece dükkanı kapatıp eve gitmesini bekleyeceksiniz. Biz özge yengemle evde olacağız. Siz dayımı içeriye girdikten sonra güzelce sandalyeye bağlayacaksınız.
– Sonra?
– Sonra dışarıda bekleyeceksiniz.
– İçeride bekleseydik?
– Yok dışarıda.

Zeki Ferhat’ın yanına yaklaştı;

– Bak Zeki dedi dersin, bu dayısının götünü sikecek. Dayısının namusunu kirletecek.

Ferhat;

– Hani Özge yengenle aranda bir şey yoktu lan?
– Oğlum size ne bu kadar derine inmeyin yardım edecek misiniz? Etmeyecek misiniz? Onu söyleyin
– Ederiz amk

Mete;

– Aynen ederiz.

Zeki;

– Ben etmem.
– O niye lan?
– Güvenmiyorum oğlum sana, gözlerimi bağlarsın dayının kestaneyi de bana çizdirirsin sen.
– Güzel fikir aslında

Zeki ayaklandı;

– Ben gidiyom amına koyayım

Kolundan tuttum;

– Oğlum dur şaka yapıyorum. sen dışarıda bekçilik yap yeter.
– Hee tamam hacı gülle kaptım işi.
Akşam olmuştu. Çocuklarla hazırlanıp planı uygulamaya koyulduk. Dayım dükkanda yoktu. Evine gittik, ışıkları sönük, kapısı kilitliydi;

– Kaçmış yavşak.

Hemen Özge yengemi aradım;

– Kaçmış
– Kim?
– Dayım kim olacak.
– Hadi canım kaçmış mı?
– Dükkan boş, ev boş kilitli.

Tam telefonla konuşurken dayım evin arkasından çıkmış arkama geliyordu ben bunu fark etmedim. Bizim çocukların sesini duyuyordum sadece;

Ferhat;

– Kuzeey!

Mete;

– Kuzey!

Zeki bir hışımla üzerime koştu, yere yatırdı beni, telefonla konuşurken yere düşmüştüm. Tam düşerken bir silah sesi duydum. Ferhat ile Mete dayımın üzerine koşup yere yatırdı, dövüyorlardı. Ben olayın şaşkınlığı ile telefonu bıraktım elimden. Üstümde zeki yatıyor, üstüme sıcak bir şey akıyordu.

Zeki yüzüme bakıyor, baygın baygın bakıyor konuşmaya çalışıyordu;

– Kolla götü Kuzey’in oğlu.

Zeki bayılmıştı. Telaşla üzerimden kaldırıp yatırdım. Karnından vurulmuştu, kan geliyordu, çok fazla kan. Elim ayağım titriyor, ne yapacağımı bilmiyordum. Ferhat yanıma koştu Zekiyi tutuyor uyandırmaya çalışıyordu, Mete dayımı yere yatırmış tutuyor, telaşlı gözlerle bizi izliyordu. Ferhat ambulansı aradı, Zeki’nin yanından kalkıp dayımın yere düşürdüğü silahı yerden alıp kafasına dayadım. Tam tetiğe basacakken Ferhat üstüme atladı, silah havaya patlamıştı.

Ferhat;

– Ne yapıyorsun sen amına koyduğum? Hah ne yapıyorsun? Bu şerefsiz için katil mi olacaksın? Ver şunu! Kuzey! Ver dedim!

Silahı elimden alıp fırlattı karanlık bir yere. Ayağa kalktım Mete’nin elinden aldım. Çok pis gözüm dönmüştü Mete ile Ferhat Zekinin yanına koştu. Dayımı ellerim yarılana kadar yumrukladım, tekmeledim. Evin önünde duran sopayı alıp ambulans gelene kadar dövdüm. Bizim çocuklar Zeki’yi uyandırmaya çalışıyordu. Ambulans geldiğinde polisi ve bir ambulans daha istedi. Sopayı bırakıp Zekinin yanına koştum

– Zeki kardeşim uyan, Zeki! Yalvarırım aç koçum gözlerini Zeki! Zeki!

Ferhat ile Mete çömelmiş ağlıyorlardı. Ambulans görevlileri Zeki’nin kanını durdurmak için tampon yapıyor acele ambulansa bindirmeye çalışıyordu.

Ambulansın arkasından ZEKİ! Diye haykırıyordum. Ferhat ile Mete’nin kolundan tutup kaldırdım. Arabaya koştuk, direksiyona geçip son hızla gazladım. Ambulansın peşinden Zeki’nin peşinden gidiyorduk…

19. BÖLÜM SONU…

DEVAM EDECEK…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİN!…

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 15 Ozge Yengem

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 15 Ozge Yengem

Mete denizden yüzerek kıyıya çıktı, üstü başı ıslak bir şekilde geldi tekneye;

– Amına koyayım ne içirdiniz lan bana? Halisünasyon (ne zor yazımı varmış amına koduğumun kelimesinin) Halisünasyon görmeye başladım artık.

Kahkaha atarak cümlesine devam ediyordu;

– Ya Cennet hoca yanında babası yaşında adam kocası diye bizim partiye gelmiş beyler. Benim bardağıma dokunmayın. Çok pis kafa yapıyor ne kattıysanız içine.

Ayakta üstünü kuruluyordu. Zeki ayağa kalktı elinde pantolonunu tutarak yüzümüze baktı;

Zeki;

– Ya birde bana salak diyorsunuz? Bu adam benden de salak amına koyayım.

Zeki Mete’nin kolundan tutup yönünü çevirdi, parmağı ile Cennet hocayı gösterdi;

– Halisünasyon falan görmedin, bizde gördük senin gördüğün şeyi. Bak Cennet hoca yanında ki bir dakika lan. Ne alaka?

Ben;

– Ne oldu Zeki?

Zeki eliyle ağzını kapatıyordu, suratı buruş buruş olmuş kekeliyordu. Korktum yanına gittim kafasına hafifçe vurdum.

– Ne oldu amına koyayım dilini mi yuttun?

Zeki korkulu, telaşlı salak salak hareketlere girip çıkıyordu.

Zeki;

– Kuzeyin oğlu yalvarırım o Cennet hoca’nın yanında ki babam olmasın ne olur?
– Amına koyayım babanı tanımıyorum ki

Ferhat’a döndüm;

– Babası mı la o adam bunun?

Ferhat Zekinin yanına geldi;

– Zekicim salaklığın lüzumu yok. Bak bakayım benziyor mu o senin babana? Hassiktir harbiden benziyor lan. Neyse baban değil şekerim o senin.

Zeki normale dönmüş kızların ortasına oturmuştu;

– He iyi o zaman babam sandım da bir an

Ben;

– Ya amına koyayım gereksiz heyecan yaratıyorsun Zeki

Mete;

– Oğlum ben hala olayı anlamadım şimdi Cennet hocayımı sikecez?

Mete Esma’nın yanına gitti;

– Bu Cennet hoca ne arıyor burada?

Esma;

– Kim dedin canım?
– Kimi olacak, şu son gelen genç olan kadın? Okulda öğretmenimiz bizim.

Orospu gibi kahkaha atıyordu.

– Canım bu ortamda aile kavramı bile yok. Berkant’a beni siktirdiğiniz günü ne çabuk unuttunuz. Hem okulda öğretmeniniz olabilir burada sadece sıradan güzel bir kadın.

Ben yanlarına gidip sohbete dahil oldum. Kolumu Mete’nin ıslak omzuna attım;

– Esma sultan haklı kardo, bugün şu kapıdan annen girse göte geldi demektir.

Mete;

– Umarım gelmez amına koyayım.

Kahkaha atıyordum. Kolundan tuttum götürdüm oturduğumuz yere. Üstünü değiştirdi. Tekne hareket etmiş gidiyorduk. Biz hala ne yapacağımızı bilmiyor dışarıda oturuyorduk. Tekne kıyıdan baya uzaklaşmıştı. Esma yanımıza geldi;

Esma;

– Hadi ne bekliyorsunuz? İçeriye girin.

Sözünü dinlemiştik. Kapıdan kızlarla birlikte girdik. Kızlar geçip oturdu biz gelen misafirlere bakıyorduk.

Değerli okurlar misafirler arasında 3 çift olgun annem, babam yaşında insanlar. Bir çiftte Cennet hoca ve olgun kocası vardı. Misafirlerden kel kafalı olan ismi Nedim

Nedim;

– Gençlerde baya iyiymiş Esma hanım.
– İyidirler efendim. Hem çok zeki, akıllı, hem de karşı tarafa istediğini veren kişilerdir. Sizi onlarla tanıştırayım.

Ben söze girdim.

– Esma sultan şu genç ve güzel bayanla tanıştırmana gerek yok, biz zaten tanışıyoruz. Ama bu kadar hızlı bir şekilde yakınlaşacağımızı düşünmemiştik.
Cennet hocanın kocası karısına bakıyordu;

– Sen bu gençlerle benden habersiz birlikte mi oldun?

Şaşkın ve sert ses tonuyla konuşuyordu. Olaya girdim;

– Dayı sakin dayı, okuldan hocamız olur kendisi.
– Haa! Bende sandım ki?
– Ne sandın dayı? İznin olmadan başkasına verse çok mu kıskanırsın?
– Kıskanırım veremez.

Yan taraftaki olgun çift bu konuşmayı pür dikkat dinliyor, kulaklarını bana veriyordu.

– Yani senin haberin olmadan, ben Cennet’i okulda kıstırsam, aleti çıkartıp ağzına versem, oracıkta siksem, sana da boynuzu taksak? Çok mu kıskanırsın.

Yan tarafta beni dinleyen çift resmen zevke gelmiş adam; “off bayıldım, hanım keşke sen hoca olsaydın” diyordu karısına.

Adama bakakaldım. Bizimkiler şaşkın gözlerle bana bakıyor, bense bu konuşmadan zevk alan adama. Cennet hocanın kocası ayaklandı üstüme yürüdü. Kendimi geriye çektim.

– Ooo boğa kızdı, tamam dayı senden izin alıp sikeriz finonu merak etme.
– İzin alacaksın tabi. Hadsizliğin lüzumu yok.
– Haklısın dayı, senin gözlerinin önünde karını sikerken sorun yok çünkü.

Cennet hocaya bakıyordum;

– Hocam kahve borcunuz vardı ya bana lütfen kocanız evde yokken çağırın beni.

Adam iyice köpürmüştü. Cennet hoca yüzümüze bile bakmıyordu. Ferhat merhaba dedi yerine geçti, Mete selam verdi yerine geçti. Ben Cennet hocanın yanına oturdum. Ayakta bir tek zeki kalmıştı. Berkant içki hazırlıyordu.

Zekiye seslendim;

– Zeki ayakta kalma gel yanıma.

Zeki tedirgin gözlerle etrafına bakınıyordu başka bir çift lafa girdi.

– Zeki adaya inince seni istiyoruz.

Zeki koşarak yanıma geldi;

– Hacı gülle, ben bu Cennet hocanın kocasından korktum adam manyak lan.
– Niye korkuyorsun oğlum özel olarak ben ilgilenecem onunla.

Zeki rahatlamış arkasına yaslanmıştı.

– Oh o zaman rahatım ben gideyim Berkant’a yardım edeyim.
– Git zeki.

Ferhat, Mete diğer çiftlerle muhabbet ediyorlar, Esma bizim kızların yanına oturmuş konuşuyorlardı. Ben cennet hocanın omzuna elimi atıp sarıldım. Kocası dik dik bana bakıyordu.

– Ne oldu? İzin mi alacaktım?

Adam burnundan soluyordu resmen. Cennet hocanın bacaklarına elimi götürdüm. Giydiği elbiseyi sıyırıp bacaklarını okşuyordum. Cennet hoca hiç tepki vermiyor yere bakıyordu sadece. Kocası gözlerini pörtletmiş bana bakıyordu;

– Şşşt köpürme koçum, bulmuşsun böyle karıyı, birde atar gider mi yapıyorsun? Sakin ol bakayım. Ani hareketler yapma, korkutuyorsun bak yavru ceylanı. Sakin ol, şimdi adaya gidene kadar bekleyemem ben.

Esmaya döndüm konuşmaya başladım.

– Esma sultan! Şimdi adaya kadar beklemek zorunda mıyız? Yoksa parti başladı mı?
– Keyif sizin ayol, parti çoktan başladı. Bak müziğinizi de açıyorum.

Esma elindeki kumanda ile müzik açmış son ses yıkılıyordu tekne. Sesi konuşacaklarımızı duyacak şekilde ayarladı. Çiftler üzerindekileri soyunmaya başladı, bikini, mayolarını giymek için kıyafetlerini çıkartıyorlar, Ferhat bir çifte, mete bir çifte, zeki bir çifte dağılmış aralarında oturuyordu. Sanırım beğenen, beğendiği kişinin yanına geçti. Ama sıkıntı yok burada ki tüm kadınların tadına bakacaktı. Bu sadece başlangıç…

Berkant içkileri getirmiş, herkese sırayla uzatıyordu. Millet yiyişmeye başlamış, matureler bizim genç çocukları soyuyordu. İçkimi yere koydum. Cennet hocayı kucağıma aldım. Kocası sinirli değil zevkle bizi izliyordu. Cennet hocanın belinden kavradım kucağıma oturttum. Yüzü bana bakmıyordu kocasına bakıyordu. Kocası gözlerini iyice açmış bizi izlemeye devam ediyordu. Elbisesini sıyırdım, kollarını kaldırdı yukarıya. O seksi sutyeni, külotu meydana çıkmış, muhteşem fiziği vardı.

Boynunu öpüyor, vücudunu okşuyordum. Cennet hoca tepki vermiyor sadece kucağımda duruyordu. Saçları önüne gelmişti. Elimle saçlarını kenarıya çekip, yüzünü bana çevirdim. Gözlerime bakıyordu. O kadar ateşli bakıyordu ki, dudaklarına yapıştım. İştahla öpüyor emiyordum. Cennet hocada yine tepki yoktu. Yüzüme bakıyordu. İçkimi yudumladım. Cennet hocaya kocası içkisini uzattı, cennet bir dikişte bitirdi bardağı. Eliyle yüzümü kendine çevirdi. Deli gibi öpmeye, dudaklarımı emmeye başladı. Canım acıyordu ama güzel geliyordu. Kocası zevkle bizi izliyordu. Diğer çiftler durmuş kucağımda duran cennet hocanın beni deli gibi öpmesini izliyordu. Kalçalarından tutup ayağa kaldırdım, dudaklarım çok acıyordu. Kalçalarını sıktırdım. Taş gibilerdi, sert vücudu vardı. Koltuğa yatırdım, kocası baş ucuna geldi cennet hocanın külotunu çıkarttı. Adam yüzüme bakıyordu. Terlemiştim, terli suratımla adamın yüzüne bakıyordum adam konuşmaya başladı;

– Sik amını hadi, sok sikini içine.

Cennet hoca konuşmuyor yüzüme bakıyordu. İçkimi uzattı adam. Bende alıp diktim kafama, yüzüm buruşmuştu, cennet eliyle kafamı tutup öpmeye devam etti

Kocası;

– Hadi sok artık, ıslandı orospu senin için.

Adamı dinlemiştim bu sefer, sikimi amına sürtüyordum. Cennet hoca eliyle tuttuğu gibi içine soktu. Gözleri büyümüştü. “ahh” dedi böğürerek, adam karısına tokat attı;

– İnle orospu.

Adamın eline vurdum ne vuruyorsun gibisinden. Adam saçlarını asılıyordu hocanın. Adama olan sinirimi cennetten çıkartıyor, hızlı hızlı sikiyordum. Diğer çiftler birbirini okşuyor, birisi Ferhat’ın sikini ağzına alıyor, diğeri Mete’nin sikini okşuyor, Zeki? Zeki gözlerini kapatmış, kadının ağzına veriyor, kocası Zekinin taşşaklarını avuçluyor, Esma ve bizim kızlar, Berkant’ın sikine 31 çekiyor, birbirleriyle öpüşüyor. Kafamı cennete çevirdim tekrar. Zevkten gözlerini kısmış inliyordu. Adam daha sert sik daha sert sik diyordu. Cennet bağırdı ve kalktı yattığı yerden. Omuzlarımdan tutup geriye yasladı beni, boynumu emerek sikime oturdu. Ama ters oturmuştu? Sikimde zıplarken kocası sutyenini çıkartıp memelerini emiyordu, yanımıza bir çift geldi oturdu, Ferhatta yanımızdaydı. Ferhat sikini Cennet hocanın ağzına soktu. Cennet ferhat’ın sikini ağzına alıyor, kocası memelerini yalıyordu. Cennet sikimden kalktı, Ferhat’a domaldı. Bu sefer Ferhat cennet’in amına girmiş, cennet bana oral seks yapıyordu. Yanımızdaki çiftten kadın dudaklarımı öpüyor, vücudumu yalıyor, kocası kadının götünü yalıyordu.

Bir an çok fena başım döndü. Bir anda çıplak kalmış, tüm bu olup bitenler başımı döndürüyordu.

– Lan! Kaçılın amına koyduklarım başım döndü.

Şortumu giydim teknenin güvertesine çıktım. Çok fena başım dönüyor, gözlerim kararıyordu. Dengemi kaybettim koltuğun üstüne yığıldım. Esma yüzüme su serpiyor, tokatlıyordu. Biraz kendime geldim, kusmaya başladım tekneden kafamı çıkartıp. Esma çıplaktı üstünde hiç bir şey yoktu. Bana sarılıp kafamı göğüslerine yatırdı. Saçlarımı okşuyordu. Altında siyah bir jartiyer vardı. Konuşmaya başladı;

– Tatlım bu manzaraya alışman lazım. Çok şanslısın mı demeliyim, yoksa çok şanssız mı? O senin sapıklığına, cinselliği yaşadığın, aldığın zevke kalmış.

Kafamı kaldırdı;

– Bak içeriye tatlım.

İçerisi brazzers stüdyosu gibi kim kiminle sikişiyor belli değil, cennet hocanın elinde iki yarrak, diğer çiftler bizim çocukların sikinin üstünde, başım dönerek tüm bunları sindirmeye, olaya idrak etmeye çalışıyordum.

– Sen diğerlerinden daha dayanıksız çıktın tatlım. Beni oğluma siktirirken, daha gözü kara sanıyordum seni. Hemen yamuldun. Tatlım bu gördüğün manzara cinselliğin uç noktası oluyor. Şuan sen zirvedesin. Bu zirvenin sonu uçsuz bucaksız bir uçurum. Biliyorsun cinsellikte asla sınır yoktur, zirve vardır. Sen bu zirveye tırmanan, hem de bu yaşta, çok ender birisin, diğer arkadaşlarında öyle. Buna alışacaksın, zevk alacak, çok büyük zevkler vereceksin. Tıpkı cennetin kocasına yaptığın konuşma gibi.

Yüzüme bakıyordu.

– Bak tatlım. Seks içine girip çıkmak değildir, kelimelerle bile insanı boşaltabilirsin. Sen seksi bir deliğe sokmak, o delikten kadının zevk almasını bekleme. O delikle konuş, kadını tahrik et. Herkesin bir zayıf noktası vardır. O noktayı bul, bul ki burada ki insanlar seni tekrar istesin. Bak içeriye, nasıl herkes aç kurt gibi saldırıyor birbirine. Sende zirvenin tadını çıkart ve ne ileriye ne de geriye gitme bundan sonra. Uçurumu izle sadece..

Ne diyor bu karı amına koyayım diye dinlerken hak vermeye başlamıştım. Elimden tutup kaldırdığında tüm o duygularımı, düşüncelerimi o denize bırakmıştım. Artık bende bu zirveye tırmanan bir dağcıydım.

İçeriye öyle bir girdim ki Cennet hocanın amında olan Mete’yi ağzına veren Kocasını gözüm görmedi bile. Cennet’in saçlarından tutup çektim aldım aralarından. Cennet saçını tutuyordu. Çok sıkı kavradım saçlarını, elime doladım çevirdim, yere çömelttim. Sikimi çıkartıp suratına vurdum. Kocası şaşkın gözlerle bana bakıyordu. Kolundan tutup yanıma çektim.

– Otur lan!

Adam yanımıza gelip oturdu karısının ağzına vermemi izliyordu. Tam karısının arkasına geçiyordu kolundan asıldım;

– Bir yere gitmek yok, bugün karını ben sikeceğim, sen orada köpek gibi oturup beni izleyeceksin.

Cennetin saçlarını tuttum sikimi boğazına kadar sokup çıkartıyordum. Öğürüyordu kusacağını anladığımda saçlarından tutup kocasının önüne çektim kafasını, olduğu gibi kocasının üzerine kusmuştu.

– Nasıl adamsın lan sen? Daha orospuna oral seksi öğretmemişsin. Siktir git temizle gel üstünü.

Adam şaşkın ve sinirli gözlerle bana bakıyordu. Cennet hocanın suratına tokat attım.

– Nasıl zevk alıyor musun? Konuşsana orospu.

Saçlarından tutup ittirdim. Yüzün kapak yere düştü. Arkasına geçip kalçalarını tuttum elime tükürüp amına sürdüm elimi.

– Nasılda ıslanmışsın. Nasıl? Kocanın karşısında başka yarrak yemek hoşuna gidiyor mu? hiç öğrencinin yarrağını yedin mi? Konuş orospu.

Kalçalarına çok sert tokat attım. Cennet hocanın canı acımış olmalı kendini ileriye iterek inledi. Belinden tutup tekrar kendime çektim;

– Cevap ver hiç öğrencinin yarrağını yedin mi?

Sikimi amına soktum çok sert sokup çıkartıyordum. Ben sokup çıkarttıkça inliyordu.

http://www.imgim.com/538_1000.jpg

– Hayır yemedim.
– Duymadım?

Kalçalarına çok sert bir tokat daha attım;

– Hiç öğrencimin yarrağını yemedim.

Saçlarından tutup sırt üstü yatırdım. Bacaklarını belime attı amını sikmeye devam ediyordum kocası geldi yanımıza. Ferhat’a seslendim. Ferhat olgun kadını kucağına almış, zıplatıyordu.

– Ferhat! Ferhat! Gel buraya gel, bu gavat zevk almıyor tam. Gel de sok şu orospunun ağzına Mete! Gel sende götüne sok

Adam hayır diyerek karısını çekmeye çalıştı. Adama bir tokat atıp ittirdim.

– Zeki Berkant tutun şu orospu çocuğunu.

Zeki ile Berkant kadınları bırakıp adamın kollarından çekti arkasına yasladı adamı. Zeki adamın kafasını tutuyor bizi izlemesini sağlıyordu. Diğer çiftler bizi izlemeye başladı. Erkekler siklerini okşuyordu.

– Bak şimdi bu gençler nasıl dağıtacak orospunun amını götünü.

Adam konuşmaya başladı;

– Hayır bensiz sikemezsin karımı hayır olmaz hayır!

Bağırıyordu,

– Sus köpek

Cenneti saçlarından tutup ayakları üstünde domalttım. Ferhat kucağına aldı amına soktu sikini. Mete ağzına veriyordu cennet sokak köpeği gibi inlemeye başladı.

– Sen bunun götünü de açamamışsındır. İzle bak nasıl sikiyorum.

Adam üstümüze atlamamak için kendini zor tutuyor, diğer çift;

– Of karımı da böyle sikin lütfen!
– Merak etme dayı, getir karını yanıma…

Adam karısının kolundan tutmuş yanıma getirdi.

– Yala sikimi

Kadın iştahlı bir şekilde ağzına aldı. Bir süre yalattım.

– Şimdi cennet’in götünü yala.

Kadın cennetin göt deliğine diliyle masaj yaparak yalıyor, Ferhat amına sokuyor, mete ağzına vermeye devam ediyordu. Kadının saçlarından çekip dudaklarını öpüyor, dilimi ağzına sokup emiyordum dilini. Kadını çektim kenarıya. Sikimi elime alıp cennetin göt deliğine sokmaya başladım cennet çok yüksek sesle inliyordu. Götüne sikim girdikçe gaz çıkartıyordu, cennet osura osura sikimi içine almıştı. Gözlerinden yaş geliyordu. Saçından tutup git gel yapmaya başladım götüne Ferhat amından çıktı ağzına verdi. Mete geldi yattı kadının altına, amına pompalamaya başladı. Ferhat boşalmak üzereydi. Cennetin sikini yalayan kadına ferhatın yanına gitmesini söyledim. Diğer kadında yanımıza gelmişti. Cennetin kocası deliriyor, zor zapt ediyordu bizim çocuklar. Ferhatın sikini sağdan, soldan yaşlı kadınlar dilliyor, cennet ağzını açıp boşalmasını bekliyordu. Ferhat tüm döllerini kadınların yüzüne eşit miktarda boşaldı. Cennetin ağzına akmıştı dölleri cennete sakın tükürme dedim. Saçlarından tutup çektim. Kocasının önüne getirdim;

– Kocanın ağzına at şimdi tüm dölleri.

Cennet ağzında ki dölleri kocasının suratına tükürdü. Adam iyice delirmişti. Meteye oral seks yapmaya devam ediyordu yaşlı kadınlar. Mete bende geliyorum deyince cenneti metenin sikine dayadım.

– Sakın yutma ağzında tut tüm dölleri.

Mete tüm döllerini cennetin ağzına akıttı.

Cenneti saçından tutup emekletiyor, kocasının önüne getiriyordum. Kocasının önüne geldik

– Aç ulan ağzını!

Adam açmıyor bağırıyordu sadece. Yaşlı kadını çağırdım. Cennetin kocasının sikini ağzına alıp ısırmasını söyledim. İki kadında gelip kalkık olan siki ısırıyordu. Cennetin kocası ağzını açıp bağırmaya başladı. Cennet tüm dölleri kocasının ağzının içine tükürdü. Adamım suratı, ağzı döl olmuştu. Adam kadınların suratına tükürünce, ağzındaki döller kadınların suratına geldi. Cennetin kocasının sikini ısırmayı bıraktılar, yüzlerinde ki dölleri yalıyorlardı. Sikimi cennetin ağzına verdim. Tam boşalacakken ağzından çıkartıp kocasının yüzüne boşaldım.

Kocası resmen ağlıyordu. Cennetin saçından tutup attım kenarıya. Cennetin ağzını diğer kadınlar öpüyor dölleri temizliyordu. Teknenin ortasına gidip haykırdım resmen. Berkant ile zeki adamı bırakmış. Adam oturduğu yerde ağlıyordu. Evet küçük çocuk gibi ağlıyordu. Cenneti kaldırdım ayağa, memelerini emdim. Sarıldım. Adamın karşısına geçtik;

– Nasıl? Zevk aldın mı orospu çocuğu? Karını orospu gibi siktirmek nasıl duygu?

Adam ağlamaya devam ediyordu. Cennet sutyenini ve külotunu giydi, gitti kendine içki kattı bana ve kocasına da getirdi. Adamın suratında hala döllerim vardı. Cennetin eline peçete verdim.

– Sil kocanın yüzündeki dölleri.

Koltuğa geçip oturdum. Esma’nın yüzüne bakıyordum.

– Dışarıda bundan mı bahsediyordun esma sultan?

Kırıtarak yanıma geldi. Önümde diz çöktü, sikimi eline aldı okşuyordu.

– Evet şekerim, tam olarak bundan bahsediyordum.

Diğer kızlar yaşlı amcaların siklerini okşuyor yalıyordu. Bir amca da Nur’un amına sokmuş sikiyordu. Berkant ile Zeki yaşlı kadınların içine gidip seks yapmaya başladılar. Esma sultan sikimi ağzına almaya devam ediyordu.

Adaya gelmiştik artık. Esma hala sikimi yalıyor, amını başka bir adama yalatıyordu. Cennet içkisini içiyordu. Esma ağzından çıkarttı sikimi,

– Hadi adaya!

Millet adaya gidiyor, cennetin kocası karısının koluna girdi. Kolundan çekip aldım adamı;

– Sen diğerleri ile git, karınla özel olarak ben ilgilenecem bugün

Adam yüzüme bakıyor, karısına bakıyordu;

– Yürü lan! Uza…

Adam arkasına bakarak indi tekneden. Cennet yanıma geldi;

– Teşekkür ederim
– Ne için?
– Buna yıllık nefretimi kusturduğun için.
– Ya sen bu psikolojisi bozuk herifle neden evlendin?
– Ailevi sebepler diyelim

Tekneden inmek için yürüyordu, hava serindi üzerine ceketini aldı. Bende ceketimi giyip gittim arkasından;

– Nasıl ailevi sebepler bunlar?
– Çok uzun hikaye boş ver. Ben sana gerçekten teşekkür ederim. O ağzımdan çıkanlar bu zamana kadar biriken nefretimdi. Bu yaşananlardan sonra o kadar rahatladım ki…
– Ya sikicem ama ha, delirecem ulan sizin yüzünüzden. Kime elimi atsam bir masumiyet! Yeter amına koyayım.

Arkamdan kolumu tutup çekti beni kendine, dudaklarımı öpüyordu;

– Kimseyi masum, mazlum görme. Gece yeni başlıyor ve benimle özel olarak ilgileneceğini söyledin. O ilgiden memnun kalmak istiyorum.

Koluma girdi, milleti takip ediyorduk. Gittiğimiz yerde hazır çadırlar, lavabo, duş alacağımız akan bir çeşme vardı. Millet içkileri hazırlıyordu. Ferhat, Mete, Zeki’yi yanıma çağırdım uzaklaştık milleten;

– Beyler bir sıkıntı var mı?

Ferhat;

– Yokta ne bileyim tuhaf hissediyorum.

Zeki;

– Al benden de o kadar hacılar, sikim yanıyo amk alev aldı kafası.

Mete;

– Beyler ben beğendim. Özellikle kuzeyin şu teknedeki davranışı. İçine canavar mı kaçtı lan senin?
– Canavar değilde, gözlerim açıldı.

Zeki;

– Benimde açıldı kuzeyin oğlu iyi ki getirmişsin beni buraya. Cennette gibiyim.

İleriden bir kadın Zekiye el ediyor yanına çağırıyordu;

– Aha benimki sesleniyor ben kaçtım hacı gülleler.

Ferhat;

– Adam akıllandı o kadar am sikince.
– Kim zeki mi? Akıllanmaz o.

Mete;

– Hadi gidelim bizde daha yeni başlıyoruz.

Cennet’in kocası yanıma geliyordu. Bizim çocuklar ateşin yanında kadınlarla sevişiyor, kocaları karılarını okşuyordu. Cennetin kocası yanıma gelip oturdu.

– Genç otur.

Hareketlendim gidiyordum. Bileğimden asıldı;

– Otur genç

Yanına oturmuştum;

– Buyur dayı?
– Bu zamana kadar bir çok zevki yaşadım
– Cennet ile mi?
– Cennetle veya başka kadınla çok zevkler tattım. Ama bugün tattırdığın zevk çok başkaydı. Bu yaşıma kadar tatmadığım bir şeydi bu.
– Teşekkür mü edecen sende amına koyayım?
– Yani aslında teşekkür edecektim ama, bunun bu gece devam etmesini istiyorum.
– Sana bir şey soracam dayı? Ama harbi cevap ver bana. Cennet, karın? Neden evlendi seninle?
– Böyle bir parti de tanıştık biz onunla. Zevklerimiz hemen hemen aynıydı, o nefret etmeyi seviyor ben kıskanmayı. İki zıt kutup bulmuştuk birbirimizi. Ama hiç kimse bugün senin gösterdiğin cesareti gösterip zevklendirmedi bizi. Bundan sonra görüşmek isterim seninle.
– Karının amını götünü çarşı pazara çevirtmeyeceksen bende görüşürüm merak etme.
– Anlaştık. Hadi gidelim o zaman.

Bunca insan, o kadar farklı zevkler içindeydi ki, kadının teki ayakları ile kocasının sikini okşuyor, parmak arasına alıp 31 çektiriyor, adam karısının ayaklarını kokluyor, bir başkası kadının ağzına veriyor, diğeri kadını domaltmış götünden sikiyor. Şu eşinin sikilmesinden zevk alan dayıya çarptı gözüm. Karısı çok güzeldi tam olgun. Fiziği düzgün. Dedim ya pornostarı gibi kadınların hepsi, olgun ama çok sağlamlar. Hani ev kadınına hiç benzemiyorlar. Kadın Zeki’nin sikini ağzına alıyordu. Zeki’yi kenarıya çektim sikimi kadının ağzına verdim. Kocası hemen yanımıza gelip 31 çekmeye başladı;

– Sikeyim mi karını? Bak ne güzel alıyor ağzına. Seviyor başka yarrak yemeyi. Seviyor musun?

Kadın ağzından sikimi çıkarttı;

– Bayılıyorum.
– Kocanı boynuzluyorsun değil mi? O evde yokken siktiriyor musun kendini?
Hem sikimi yalıyor hem konuşuyordu;

– Hem de nasıl, çeşme bozuldu diyorum muslukçuya siktiriyorum. Üst komşumun kocası geliyor o sikiyor.

Adamın suratına döndüm gülüyordum;

– Vay gavat vay, kadını siken sikene birde biz bakalım tadına. Bir sikmedik uçan kuş, birde ben kalmışım karını.

Kadını domalttım. Sikimi amına sokup git gel yapmaya başladım;

– Gavat gel buraya bak karının gözlerine nasıl seviyor başka yarrak yemeyi? Bak nasıl inliyor.

Kadının götüne vurdum kadın;

– Oh sik beni, kocamın sikemediği amcığımı sik, açamadığı göt deliğimi aç
– Sikemiyor mu kocan seni?
– Sikse burada ne işim vardı ki?
– Doyuramıyor değil mi amcığını?
– Doyuramıyor, hemen boşalıyor.
– Sende başka yarrak arıyor, siktiriyorsun kendini boynuzluyorsun değil mi kocanı?
– Evet, o evdeyken komşuya gidiyorum diyorum. Yarrak yiyip geliyorum eve.
– Seni orospu seni, oğlun yaşındakiyle sikiştin mi daha önce?
– Evet, kendi oğlumun arkadaşı sikti mutfakta

Kocasına döndüm;

– Duydun mu gavat? Oğlunun arkadaşı sikmiş karını?

Kadına döndüm tekrar;

– Oğluna vermedin mi?
– Oğlum beğenmiyor beni.
– Neden beğenmiyor, bir çok çocuk annesini sikmeyi ister.
– Çevresinde çok kadın var o yüzden sanırım.
– Sen beğenilmeyecek kadın mısın? Orospu ruhlusun. Ruhunda var değil mi orospuluk?
– Evet. Evde canım sıkılınca sosyal medyada amımı götümü paylaşıyorum. Kocamdan gizli diye. Bu gavatta eve gelince yorumları okuyor.
– Seviyor işte seni, kıskanç olsa paylaşmasa daha mı iyi?
– Evet çok sever karısını, yarrağa doyuruyor, canımın istediği erkeği kendisi bulup getiriyor eve siktiriyor beni.

Tüm döllerimi kadının içine boşalmıştım.

– İçinde kalsın döllerim kocan sikmeye devam etsin seni. Gavat gel buraya sik döllü amını karının.

Adamın sikini yalıyorken bu kadar kalkmamıştı. Konuşmalardan o kadar çok azmış ki, çatır çatır sikiyordu karısını. Kadın inliyordu.

Ateşin yanına gidip uzandım. Herkes çıplaktı bende bir şey giymedim üzerime. Cennet kucağıma çıkmış, sikime amını sürtüyordu;

– Yeni boşaldım orospum, kalkmaz hemen.
– Ben kaldırırım.

Vücudumu yalayarak sikime kadar getirdi kafasını, taşşaklarımı emiyor, diliyle sikimi gezdiriyordu.

Kocası geldi oturdu yanımıza sikini eline alıp 31 çekiyordu. Diğer yaşlı hatun gelmişti yanımıza kocasıyla birlikte, suratıma oturdu amını yalatıyordu. Cennet sikini içine alıyor, kucağımda zıplıyordu. Olgun hatun ile cenneti üst üste aldım. Sırayla amlarına sokuyordum, kocaları yan tarafta bizi izliyordu. Olgunun kocası;

– Karımın da ağzına boşalırmısın? Ağzıma tükürmesini istiyorum.

Kafamı sallayıp onayladım. Cennetin amını sikerken tam boşalacaktım kadın eline aldı sikimi, ağzına götürdü tüm döllerimi ağzına akıttı, daha sonra kalkıp kocasının ağzına bıraktı tüm döllerimi. Midem bulanmıştı artık amına koyduklarım bu nasıl fantezi diyordum. İçki almak için kalktım. Ferhat ile mete kadınları sikiyor, zeki kadının ağzına vermiş içkisini içiyordu. İçkimi aldım Ferhat ile Mete’nin arasına oturdum. Tam o sırada bir dayı geldi yanımıza.

Dayı;

– Gençler karımı ben sikerken, birinizin götümden sikmesini istiyorum.

Ferhat suratıma baktı;

– Bak bu harbiden ananın amı

Mete;

– Ananın amı kuzey

Ben;

– Kuzey mi? Ulan ben mi götümü sikin diyorum adama bak. Karşında ki dayıya söyle

Mete;

– Dayı ananın amı? O nasıl fantezi orospu çocuğu!

Ferhat;

– Aga ben sikmem baştan söyliyeyim.

Ben;

– Bana niye bakıyorsunuz amına koyayım? Benim ilgi alanım kadınlar.

Mete;

– Ben o götü sikerkem. Allah belamı versin sikimi keser denize atarım.

Dayı;

– Ee kim sikecek beni peki?

Gözlerimiz Zeki’ye dönmüştü. Zeki’nin gözlerini bağlamışlar, bir kadın ağzına alıyor, bir kadın Zeki’nin götünü yalıyor. Hep bir ağızdan “zeki!” dedik. Zeki seslendi;

– Hop neredesiniz hacı gülleler? Gelin lan ortam süper uhuuu sikim yanıyo! Kız zilli yalama orayı gıdık alıyorum ahahah!

Ben;

– Zeki sikecek dayı al gel karını.

Ferhat;

– Vay anasını sikeyim bu manzarayı kaçıramam.

Mete;

– Kalk kadın üstümden, izlemem lazım bu atmosferi.

Dayı karısını domaltmış sikiyordu. Sonra kendisi domaldı, karısının amını sikiyor, başka bir adam karısının ağzına veriyordu. Dayı kafasını bana çevirdi;

– Hadi soksun götüme.

Zeki’nin hala gözleri bağlı, kadınların içindeydi. Zeki’nin yanına gittim.

– Zeki gel kanka on numara oyun oynayacağız şimdi.
– Ne oyunu kuzeyin oğlu? Bak zaten sikimden alev çıkıyor.
– Bu son kanka iyice alevlenecek o ama geçecek.
– Merak ettim lan, hadi gidek oynayak pompa, pompa!

Zeki’nin kolundan tuttum adamın arkasına getirdim. Ferhat ile Mete olayı izliyorlardı.

– Zeki şimdi gözlerini hiç açmayacaksın.
– Açamıyorum zaten orospu nasıl bağladıysa…
– Süper, şimdi kadının götünden sikeceksin ama dokunmak yok tamam mı?
– Dokunmadan sikimi nasıl sokcam içine? Deliği nasıl görcem oğlum?

Adamın götüne baktım, kıl yoktu, anlamaz bu diye düşündüm.

– Tamam zeki dokunabilirsin. Hadi başla.

Zeki ellerini açtı, adamın götünü arıyordu, kalçalarını ayırdı adamın. Tam eğilip yalayacaktı. Kolundan tuttum kaldırdım.

– Zeki dur, yalamak yok sok sadece.
– Haa iki dil ataydım ya?

Ferhat ile Mete gülmemek için ağızlarını kapatıyorlardı.

– Yok zeki dil falan atma kardeş, sok sadece.
– Peki hacı gülle. Kız zilli hazır mısın geliyor benim sıpa,

Adamın kalçalarına tokat attı;

– Of ananın amı, bune lan taş gibi göt, kız çok mu fitness yaptın sen? Bu yaşta bu göt ne kütür kütür. Amın nasıldır acaba.

Eliyle amını arıyordu adamın. Zeki’nin elini tuttum.

– Zeki hadi sik şu götü sonra amına bakarsın.
– Tamam amına koyayım bağırma bana!

Zeki sikini çıkarttı adamın götünü zorluyordu,

– Abo hacı gülleler, çok dar bu. Oh acıdı sikim, girmiyor oğlum bu?
– Zorla zeki girer.

Kadın inliyordu, zek**e kadını siktiğini sanıyordu. Halbuki kadın amı yalandığı için inliyor. Ferhat ile Mete gülmeye başladılar elime sus işareti yaptım onlara.

Zeki adamın götüne girmiş sikmeye başlamıştı. Elleriyle kalçalarını ayırmış, pompalıyordu.

Zeki;

– Yok aga amdan da sikmem lazım, götü böyleyse amı nasıldır kim bilir.

Zeki elini adamın sikine doğru attı, oraları yokluyor mıncıklıyordu. Ferhat ile Mete kahkaha atmaya başladı artık durduramıyordum onları. Herkes bize bakıyordu. Zeki adamın sikini mıncıklıyor kafasıyla sağa sola bakıyordu konuşmaya başladı;

– Kuzey! Bu ne kanka? Bıngıl bıngıl bir şey sallanıyor bunun önünde? Alla alla kamış mı tuttum ben?

Ferhat ile Mete yarılıyordu. Ben de kendimi tutamadım kahkaha atmaya başladım, zeki adamın sikini eline almış mıncıklamaya devam ediyordu.

– Kuzeyin oğlu? Traversiti mi siktiriyonuz lan siz bana heh? Bune oğlum bıngıl bıngıl, bak elledikçe büyüyo bu.

Zeki adamı sikmeyi bıraktı, siki içinde bekliyordu. Adamın sesiyle irkildi

Adam;

– Devam et, siksene götümü neden durdun?

Zeki;

– Götünü? Kim sikiyor götünü?
– Sen, hadi durma sok içine
– Ananı sikeyim!

Zeki panikle adamın içinden çıkmış, gözünde bağlı olan bezi çıkartmaya çalışıyordu. Sağa sola deli gibi dönüyordu. Yanına gittim, bezi çözdüm. Gözlerini ovuşturarak, adamın götüne bakıyordu. Sonra eğildi adamın sikine baktı;

– Ananı avradını sikeyim ben bunu mu sikiyordum?

Ferhat ile Mete yerlere yatıyordu gülerken.

Ben;

– Ya zeki nasıl adamsın sen? Kadın dururken adamın götünü siktin?
Zeki eliyle ağzını kapattı mahcup bir tavırla dayının yanına gitti;

– Ya dayı kusura bakma, götünü istemeyerek siktim.
– Sorun değil koçum devam edebilirsin?

Zeki yanıma geldi;

– Deli mi lan bu adam? Yanlışlıkla siktik diyoruz, devam et diyor
– Git devam et sende?
– Kuzeyin oğlu benimde ilgi alanım kadınlar, dayının götü siktik ya tüh gitti erkeklik.
– Sıkıntı yapma zeki, git kadınları sik sende.
– Haklısın kuzeyin oğlu.

Kadınların yanına gitti, kadınlar tekrar gözünü bağlamak istedi. Zeki konuştu;

– Kız zilli, gözümü bağlama, sonra seni kaybedip dayıyı sikiyorum. Bu sefer kuzeyin oğlunu sikerim falan aman ha.

Zekiye bağırdım;

– Zeki!
– Ne var lan? Gözümü bağlıyorsunuz ne siktiğim belli değil amına koyayım.

Kadının kafasını tutup sikini ağzına verdi;

– İyi yala, dayının götünü siktiğimi unuttur bana.

Zeki dayıya dönüp bağırdı;

– Dayı! Çizdik senin kestaneyi, bundan sonra namusumsun ona göre!

Biz kahkaha atıyorduk.

Zil zurna, sarhoş olmuş çadıra girip uyku çektim. Bizim çocuklar devam ediyordu. Sabah gözlerimi açtığımda kollarımda cennet hoca vardı. Çırılçıplak, götünü bana dönmüş, kolumun üstüne yatmış uyuyordu.

Kolumdan çektim cenneti. Kolumu bırakmıyordu, boynunu yanaklarını öptüm. Kalktım ayağa, üzerimi giyindim çadırdan çıktım. Millet uyanmış masa hazırlamışlar kahvaltı yapıyorlardı. Kahvaltıya katıldım. Bitince tekneye geçecek. Geri dönecektik. 1 gün kalmıştık sonuçta. Geceyi burada geçirdik. Kahvaltımı yaptıktan sonra kumsalda yürüyordum. Esma yanıma geldi.

Esma;

– Misafirlerimiz sizden çok memnun kaldı, ve bunu size hediye etmemi söylediler.
– Nedir bu esma sultan?

Elinde oldukça kaba olan bir zarf vardı.

Esma;

– Para şekerim.

Elinden aldım zarfı içine bakıyordum. En son bu kadar parayı arabamı alırken görmüştüm. Zeki ye seslendim.

– Zeki! Koş gel.
– Hop ne oldu hacı gülle?
– Gel kanka gel.

Esma sultan suratıma bakıyordu.

Zeki;
– Geldim hacı gülle söyle.
– Zeki’cim dün yanlışlıkla göt siktin ya.
– Of kuzeyin oğlu hatırlatma kusacam şimdi, evet ne olmuş? Bak yine sik dersen senin götü sikerim farklı götlerin tadına bakmak lazım. Her zaman aynı yemek yenmez değil mi?
– Zeki saçmalamada bir sus amına koyayım. Al şu parayı koy cebine.
– Para mı? Ne parası?

Elimde tuttuğum zarfı uzattım ona. İçini açtı baktı;

– Oha ben bu paraya erkek götü sikmemiş yarrak yaptırırım. Sağ ol kuzeyin oğlu.
– Erkek götü sikmemiş yarrak mı? One lan?

Belinden siyah bir dildo çıkarttı sallıyordu;

– Ameliyatla bunu taktırcam moruk kendime.
– Ananı sikeyim onu nerden buldun?
– Şu karının çantasından aldım. Ştt kız ziilli esma canın mı çekti? Ne bakıyon?

Esma;

– Hadi hazırlanın gideceğiz şekerim.

Zeki;

– Seni gidi seni. Kuzeyin oğlu takarlar mı bunu bana?
– Valla takacakları bir yer var zeki ama. İşlevi olmaz.
– Haa öyle diyorsun, bak şimdi ne yapcam.
– Ne yapcan zeki?

Dildoyu tutup denize attı;

– Balıklar yarrak yesin.

Kafasına tokat attım;

– Yürü amına koyayım ya.

Tekneye bindik gidiyorduk artık. Merve ve Nur uyuyor. Ferhat maturenin dizine yatmış uyuyor. Zeki mature ile öpüşüyor, elleşiyordu. Ben de karşımda oturan cenneti izliyordum. Cennet kocasının penisini okşuyor bana bakıyordu. Sigaramı yaktım güverteye çıktım. Arkama yaslandım ve dedim ki…

– Ne gündü amına koyayım!…

18. BÖLÜM SONU…

DEVAM EDECEK…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ!…

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 13 Ozge Yengem

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 13 Ozge Yengem
Bir süre konuşamadı ve;

-Yok artık ne diyorsun sen Kuzey!
-Uzunca konuşacağız bu konuyu dinlen canım şimdi sen.

Telefonu kapattım, arabamı park edip yürümeye başladım. Cebimden telefonu tekrar çıkartıp Merve’yi aradım;

-Kız nerede otuyorsunuz?
-Sahilde gel oraya heykel var bak yanındayız.
-Tamam, geliyorum.

Tarif ettiği yöne doğru yürümeye başladım, çok kalabalık insanlar üzerime geliyordu. Sahile indikçe kalabalık karşı kaldırımda kaldı. Bizim kızları görmüştüm. Ellerinde bira oturmuş içiyorlardı. Yanlarına gidip oturdum. Yerde duran birasını elime alıp yudumladım.

-Hadi kalkın bara gidelim, çocuklar bekliyor…

Merve ve Nur’u iki koluma taktım yürüyorduk. Bar’ın önüne iyice yaklaşmıştık bir adam geldi yanımıza;

-Selamın aleyküm hacı abi, fiyat ne kadar?

Şaşırdım Merve’nin yüzüne bakıyordum. Merve gülüyordu.

-Af buyur? Neyin fiyatı?

Adam elinde içki şişesi ile kahkaha atıyordu.

-Neyin olacak şu yanındaki fıstıkların kaça bunların geceleği?

Kızları kolumdan çektim ikiside yan tarafıma ittirdim biraz.

-Ha sen beni pezevenk sandın
-Ne var amına koyayım pezevenk değil misin?

Nur’a bakıp güldüm.

-Kız pezevenk’e çok mu benziyorum?

Hayır dercesine tedirgin gözlerle başını sallıyordu. Merve en son pezevenk dediğinde ne olduğunu öğrenmiş kenarıda beni izliyordu.

Adam;

-Hadi amına koyayım çeyizine mi saklayacan kaç para şu oros…

Daha cümlesini bitirmedi şamarı yapıştırdım suratına. Elindeki içkisi ile birlikte yere düşmüş yanağını tutuyordu. Yakasından tutup kaldırdım.

-Sen her kolunda kız olanı pezevenk mi sandın koçum? Bak pezevenk değilim ama o götünü siktirecek çok adam bulurum burada senin pezevenkin olurum. Siktir git lan amına koyduğumun oğlu.

Yakasından kaldırıp fırlattım ileriye doğru. Kızlara kolumu açtım. Koluma girdiler, yolumuza devam ettik bara girdim. Berkant’ı arıyordu gözlerim. Ferhat gelip çekti kolumdan

Ferhat;

-Gel kanka bu taraftayız.

Kızların belinden tutuyordum, masamıza doğru ilerleyip oturduk.

-Beyler hemen konuya giriyorum eve gidip uyuyacağım öldüm kaç gündür uykusuzluktan

Ferhat;

-Söyle kanka dinliyoruz.

-Bakın şimdi haftaya deneme sınavımızdan sonra Berkant’ın annesi teknede büyük bir parti veriyor, baya bildiğin maturelerle grup sex olacak.

Berkant;

-Sadece mature olmayacak, yeni evli çiftte var içlerinde, olgun da.

-Her neyse ne amına koyayım. Kadın sizide aranızda görmek istiyormuş, artık nasıl siktiyseniz, hayran kalmış size

Mete;

-Benim için sorun yok, adam annesini sikerken izlemişim daha kötü ne olabilir.

Berkant;

-Bana diyene bak, annemi sikerken hiç böyle konuşmuyordun

Ferhat;

-Bende gelirim, kambersiz düğün mü olur.

-Kızlar geliyorsunuz değil mi?

Merve ve Nur;

-Tabii şekerim.

-Hadi size iyi eğlenceler o zaman. Görüşürüz yarın okulda.

Ferhat;

-Nereye amına koyayım?

-Uykusuzluktan gebericem oğlum eve gidiyorum. İyi akşamlar amına koduklarım.

Arabama binip gittim eve. Saat 10 olmuş, evdekiler balkonda keyif yapıyordu. Hemen bir duş aldım, babam nargile hazırlamış balkona çıkıp nargilemi içtim, bizimkilerle sohbet ettim.

Gözümden uyku akıyordu artık. İyi geceler dileyip yatağıma girdim saate baktım, 12 olmak üzereydi. Deliksiz uyudum.

Yatağımda bir kıpırtılar oluyordu, rüya gördüğümü sanıyordum, evet rüya olmalıydı ama hatun sikimi çok güzel yalıyordu…
Gözlerimi hafif araladım, pikenin altında birisi vardı, sikimi o yalıyordu. Tabii ya Aysel yengem kim olacaktı ki başka. Pikeyi kaldırdım göz göze geldik;

-Günaydın Kuzey bey, Küçük Kuzey senden önce uyanmış dayanamadım görünce.

Tekrar eğildi sikimi yalamaya devam ediyordu. Sırtıma yaslanıp keyfini çıkartıyor, o profesyonelliğini izliyordum. Çok geçmeden tüm döllerimi ağzına akıtmıştım. Ayağa kalkıp banyoya gitti tükürmek için, ağzını yıkadı geldi oturdu yanıma. Yataktan kenarıya kaydım.

-Rahatladın mı?
-Evet ama sıra bende.

Belinden tutup yatırdım yatağa, altında ki eşofmanı çıkartıp, bacaklarını yalayarak amına kadar geldim. Kulotunu çıkartıp ağzıma soktu, ağzımla külotu yan tarafa attım. Amına yumulup yalamaya başladım. Amı o kadar çok sulanmış ki, ağzımın kenarlarından suyu akıyordu. Kafamı bastırıyor, kısık sesle,

-Yala yengenin amcığını kuzeyim

Diyordu, iyice yaladım. Kapı çaldı. Yengem hemen pikeyi üstüne örttü elimle sus işareti yaptım.

-Kim o?
-Benim paşam hadi okula geç kalacaksın.
-Geliyorum baba.

Yengem boynuma sarılıyor, boynumu öpüyordu.

-Azgın bekleyemedin mi bir dakika
-Hayır yengeni sikmeden bir yere göndermem.

Bacaklarını ayırdı, kalkmış sikimi ağzına aldı tekrar, bir süre yaladıktan sonra domaldı, amını sikiyordum. 10 dakika sonra tekrar kapı çaldı.

-Oğlum hadi ben çıkıyorum geç kalma.

Yengemin amına pompalamayı kestim ama o durmuyor kendi götünü hareket ettirerek sikimi amına sokup çıkartıyordu.

-Tamam baba güle güle.

-Bir rahat bırakmadı ya yengemizi sikiyoruz şurada
-Yengen veriyor amını götünü sana.

Götüne hafifçe tokat attım.

-Başkasına mı verecektin ben dururken.
-Hayır, ben senin orospunum

Bu lafı duyunca şaşırmıştım,

-Benim orospum?
-Evet orospu gibi sik beni, dağıt amımı götümü.

Çok kısık seslerle konuşuyorduk

-Zevk mi alıyorsun kocanı benimle boynuzlamaktan?
-Evet, keşke baştan beri siktirseydim sana, bu kadar yanmazdım.

Yengem yastığa kafasını gömüp inlemeye başladı, sesini kesmeye çalışıyordu. Bacakları titriyordu. O orgazm olurken içine boşaldım.

Bana doğru döndü, dudaklarımı öptü.

-Bugün köye gidiyorum, yalnız bırakma orospu yengeni, başkaları orospusu yapmasın

Dudaklarını öyle bir somurdum ki canı acımış kendini geri çekmişti.

-O orospu başkasına verirse köyde amına sokarım onun
-Sırf amıma sok diye veririm.

Gülüyordu, kapıyı açtı sağına soluna bakıp çıktı odadan. Yan taraftaki odasına girdi. Bende üzerimi giyindim. Dışarıda araba korna çalıyordu. Bizim çocuklar gelmişti. Ferhat ile Mete; balkona çıktım

-Geliyorum bekleyin

Ferhat indi arabadan;

-Kanka okul yok gelme boşuna, sınıfın tekinde kablolar yanmış, Müdüre hanım ilan asmış kapıya bugün ve yarın tatil, sonra hafta sonu zaten.

-Hadi ya e ne yapıyoruz?

-Bilmem sana geldik.

-Oğlum girin içeriye o zaman. Kahvaltı yapalım kumsala gider takılırız, hava süper.

-Olur adamım.
Arkadaşlarıma kapıyı açtım aldım içeriye.

Annem;

-Oğlum yengen taburcu olacak bugün kahvaltını ette hastaneye gidelim.
-Anne sen git ben arkadaşlarla arkandan geleceğim.

Arkadaşlarımı mutfağa soktum, zaten kahvaltı hazırdı oturup bir şeyler yedik.

Mete;

-Geçmiş olsun kardo duyduk yengene olanları.

Ferhat;

-Aynen kanka geçmiş olsun

Ben;

-Oğlum yengeme geçmiş olsun dersiniz gidecez zaten amk.

Mete;

-Kanka senin yengenle aranda bir şey var mı?

Ekmek boğazımda kalmış öksürüyordum. Ferhat sırtıma vurarak;

-Anladık ki varmış

Gülüyorlardı,

-Hayır oğlum ne alaka yok öyle bir şey.

Mete;

-Yeme şimdi bizi amına koyayım

Ben;

-Susun lan annem içeride gitmedi daha, üst katta Aysel yengem var amına koyayım susun.

Annem kapıdan çıkıyordu;

-Geç kalma bak bir saate orada ol.
-Tamam anne görüşürüz.

Mete;

-Oğlum sen demiyor muydun “Berkant’ın annesi gibi annem olsa yan gözle bakardım”

Ben;

-Mete bak kalbini kırarım Özge yengem öyle birisi mi lan ne biçim konuşuyorsun?

Ferhat;

-Oğlum sakin ol öyle bir şey demedi. Allah var Özge yenge çok güzel kadın, hani güzel ya o yüzden

Mete;

-Aynen amk sakin ol beni mi sikecen.

Ben;

-Hayır oğlum yok öyle bir şey saçmalamayın.

Ferhat;

-İyi abi yok diyorsan.

Kahvaltımızı yaptık, yarım saat sonra Aysel yengem yanımıza geldi.

-Ooo afiyet olsun gençler
-Sağ ol yengem gel beraber olsun.
-Sağ ol kuzum çantamı hazırladım.
-Hastaneye gidiyoruz, Özge yengemi alıp gelecez buradasın demi daha yenge?
-Akşama kadar buradayım.
-Tamamdır.

Mete’nin arabasına binip hastaneye gittik içeriye girdiğimde annem yengemin kolundan tutmuş, bir tane de erkek hasta bakıcı koluna girmiş, göğüslerine temas ede ede yengeme dokunuyor, kolundan tutuyordu. Bir hışımla yanına gittim adamı tutup kenarıya çektim, yengemin koluna ben girdim. Adam ne olduğunu şaşırmış el kol hareketi yaptı arkasını döndü gitti. Mete ile Ferhat şuna bak birde aramızda bir şey yok diyor gibi bana bakıyorlardı.

Annem;

-Oğlum adam yardım ediyor, dövseydin birde teşekkürler diyerek?
-Yerim onun yardımını, kimse dokunamaz yengeme.

Yengem gülüyor, tatlı tatlı bana bakıyor göz kırpıyordu. Bir an duraksadı canı acımış adım atamıyordu. Oturamadığı için tekerlekli sandalye ye de bindirmemişler.

Panikledim kolunu sıkıca tuttum;

-Ne oldu?
-Of çok acıyor.

Annemin elinden aldım yengemi, sırtını sıkıca tutup kucakladım. Yengemin başta canı acısa da kucağımda daha rahattı

Annem;

-Oğlum dur ne yapıyorsun canını yakacaksın yengenin
-Asıl böyle yanacak, lafa tutma beni, Mete koş arabanın arka kapısını aç, arka koltukları yatır geliyorum.

Yengem kucağımda annem asansörün kapısını açtı, asansörde insanlar vardı. Dolu diye binemedik yengem gözlerini kısıyor canım acıyor diyordu. 3. Kattaydık. Merdivenlerden inmeye başladım. Hızlı bir şekilde iniyordum, en alt kata indiğimde yengem kucağımda koşarak arabanın yanına gittim. Yengemi yere indirip dinelttim, kadın kazık gibi kalmış bükülemiyordu bile.

-Yenge şimdi yüzün koyun yatıracam seni tamam mı? Mete tut yengemi.
İçeriye gittim yengemin koltuk altlarından ben tuttum, ayaklarından Mete, arabaya soktuk bir şekilde canını acıtmadan yüz üstü yatıyordu. Kapıyı kapattım.

-Mete ben eve gidiyorum, siz taksiyle gelirsiniz annemi de alın

Mete;

-Tamam kanka.

Arabaya bindim, sürmeye başladım yengem yavaş git midem bulanıyor diyordu

-Yenge un çuvalı gibi serilecek kadınmıydın kız sen?

Gülüyordum;

-Güldürme be uyuz canım acıyor.

Mete’nin JEEP sağlammış, sarsmıyor güzelce yengemi eve kadar canını acıtmadan getirmiştim. Kapıyı açtım, ayaklarından tutup çekiyordum yengemi

-Kuzey dur gıdık alıyorum ahaha, dur güldürme canım acıyor bak ahahaha

-Yav ne yaptım? Ayaklarını tutuyorum.

Bileğini tutunca gıdık alıyormuş yeni fark ettim. Bacaklarından tuttum sonra bıraktım?

-Yenge?
-He kuzum?
-Mete de ayaklarından tuttu gıdık almadın? Nerenden tuttu senin?
-Ay kuzey çocuk bacaklarımdan tuttu, sen gibi ayak bileklerimi tutmadı, odun mu taşıyon?
-Haa tamam
-Kıskanç odun, düzgün çek güldürme.

Bacaklarından tutup asıldım aşağıya. Belinden tutup çektim kendime, sikim götüne temas ediyordu.

-Kuzey?
-Efendim yenge?
-Bu haldeyken bile bana kaldırdın mı?
-Neyi? Haaa bak güldürme düşürürüm
-Aman bir daha gitmek istemiyorum hastaneye.

Yengemi kaldırmıştım ayağa, yüzünü bana döndü, tutunmak için boynuma sarılıyordu. Etrafıma baktım, kimse yoktu tam dudağından öptüm Aysel yenge balkondan bize bakıyordu. Seslendi;
-Kız geldin mi sen?

Yengemin dudaklarını bıraktım. Özge yengem kafasını çevirip Aysel yengeme bakıyordu.

-Geldim kuzum
-Bekleyin kapıyı açayım.

Özge Yengem;

-Aferin sana, öpmenin sırasımıydı gördü?

Tekrar dudaklarına yapıştım kendini geri çekti;

-Görsün amk banane
-Deli çocuk

Yüzüme bakıp gülüyordu. Aysel yenge yanımıza geldi. Yengemin kolundan tuttu.

-Yok yenge ben taktiği buldum yatağı hazır mı yengemin?
-Hazır canım.
-Tamam kaç kenarıya. Hop gel bakalım.

Tekrar kucakladım yengemi, üst kata benim odamın yanı, yani Aysel yengenin kaldığı odayı hazırlamışlar, orası daha ferah olduğu için birde ben yakınım. Seslenirse duyarım diye sanırım. Yengemi yere indirip ayağa dinelttim. Aysel yenge yanımızdaydı. Kolundan tutup yatağa yatırdık altına yumuşak ortası boş yastık koyarak.

Aysel yengem bana baktı;

-Yandın Kuzey efendi
-Ne için?
-Özge grip olduğunda bin bir naz yapıyor, şimdi sen düşün.

Özge Yengem;

-Yok be sende Aysel o kadar nazlımıyım ben?
-Valla en bileğini burkmuştun sabaha kadar uyutmadın

Özge yengem gülüyordu. Özge yengemin elini tuttum.

-Olsun ben çekerim onun nazını

Aysel yengem iç çekti

-Bilmez miyim çekersin tabi. Neyse ben gidiyorum taksi çağırdım. Köye gidecem

Özge Yengem;

-Kalsaydın biraz daha keşke.
-Çocuk köyde kuzum yoksa kalırdım. Heh geldi taksi.

Ben;
Yok onlar bizimkilerdir. Taksi ile geleceklerdi. Gidip kapıyı açtım. Annem ile arkadaşlarım gelmişlerdi. Daha sonra arkadan Aysel yengemin çağırdığı taksi geldi Aysel yengeme seslenmek için içeriye girdim:

-Aysel yenge taksin geldi.

Arkadaşlarım bahçeye çıkıp oturmuşlardı. Aysel yengem yanıma geldi;

-Özgenin dudaklarını yediğini görmedim sanma.

Dış kapıyı kapattım, mutfağa çektim yengemi. Dudaklarını emiyor, kalçalarını avuçluyordum.

-Kıskandın mı?
-Hayır, ama o yarrağı en çok ben yiyecem ona göre.

Eliyle sikimi sıktı, dudaklarımı öpüp çıktı kapıdan. Çantasını alıp götürdüm arkasından. Taksinin bagajına koydum geçirdim yengemi. Arkadaşlarımın yanına gittim.

-Hadi kumsala. Getirdiniz değil mi kıyafet.

Ferhat;

-Getirdik kanka.

-Hadi o zaman kalkalım.

Arabadan çantayı aldık, deniz şortlarını giyip tişörtlerini attılar arabaya. Kumsala indik şezlongda güneşleniyor, gelen geçeni izliyorduk.

Ferhat;

-Acaba parti nasıl olacak?

Mete;

-Ama doyacağımız kesin

Ben;

-Aynen öyle dostum.

Bugünde bitmiş, evlerimize dağılacaktık artık. Akşam olmuştu Özge yengem arıyordu;

-Kuzi eve gelsene çok canım sıkıldı…
-Hemen geliyorum canım…

– Beyler hadi acele biraz eve geç kalacam amk

Ferhat;

– Şuna bak amk, yengesi arayınca uçuyor.
Mete;

– Bir tanecik yengesi oğlum uçacak tabi.

Ben;

– Kesin gırgırı amına koyayım gidiyorum ben.

Evin kapısını açıp girdim içeriye, hemen su dökündüm, temiz kıyafetler giyip gittim yengemin odasına. Telefonuyla oynuyor, televizyon bakıyordu;

Beni görünce gözlerinin içi gülüyordu;

– Bir tanem!
– Kuzii hoş geldin gel yanıma çok sıkıldım neden akşama kadar yalnız bıraktın beni?
– Yerim seni, arkadaşlar salmadı
– Arkadaşlarını her gün görüyorsun zaten. Özlememişsin sen beni, sıkıldın mı yoksa?
– Ahaha Aysel yenge şaşırmadı.
– O nedenmiş?
– Naz, niyaz ahey ahey.
– Aşk olsun kuzi
– Olsun tabi, aşksız hayat mı olur

Kapıyı kapatıp kilitledim arkadan.

– Yok artık sakın bir şey yapıcaz deme bak zaten off çok acıyor canım.

Yanına gidip oturdum. Kollarını okşuyor, elini tutuyordum.

– Deliler gibi özledim ama ben seni.

Yüzüme bakıyor, hafif, hafif dudaklarımı öpüyordu.

– Bende çok özledim ama şimdi olmaz.
– Bir şey yapmayacağım ki, seninle uyusam yeter.
– O kadar mı özledin?
– Evet.
– Neremi özledin peki en çok?
– Hiçbir yerini
– Nasıl özlemekmiş peki o?
– Kokunu özledim çünkü

Koynuna soktum kafamı, boynunu öpüyor, kokusunu içime çekiyordum.

– Ohh, şu mis gibi kokuna cenneti serseler vazgeçerim.
– O kadar mı güzel kokuyorum?
– Evet, tarifsiz bir ten kokun var.

Sarılmıştı bana, gözleri doluyor, yutkunuyordu.
– Keşke kocam sen olsaydın kuzey, eminim çok güzel bir evliliğimiz olurdu
– Kısmet, belki bundan sonra.
– Kuzey?
– Efendim canım.
– Sen bana hastanede arayıp bir şey söylemiştin ciddi misin? Sinirle mi çıktı ağzından?
– Ciddiyim. Hani dayımı buradan alıp gittim ya.
– Evet?
– Her şeyi söyledim.
– Nasıl her şeyi söyledin? Ne dedin kuzey dayına?
– Her şeyi işte, seninle olduğumu, seni sevdiğimi her şeyi biliyor.

Panikle yerinden doğruldu, götü acımıştı;

– Of kuzey ne yaptın sen neden böyle bir şey yaptın?
– Hak etti. Ayrıca daha beterini yapacağım ona ve yardımın lazım.
– Hayır Kuzey olmaz yapamam onun gözünün önünde seninle seks yapmak ne kelime?
– Sadece seks yapsak yine iyi, içine boşalıp ona temizletecem o içindeki spermleri
– Kuzey sen delirmişsin olmayacak böyle bir şey.
– Olacak
– Olmayacak yapmam, hayatta yapmam hayır kuzey
– Olacak Özge, seni bu duruma soktu, oda yetmedi kendi karısına; “kime siktirdin amını? Götünü de sikti mi? Zıpladın mı kucağında?” bak deliriyorum hala aklıma geldikçe
– Sakin ol,
– Ona bunu yapacağım Özge, o bunu hak ediyor, lütfen hiç hayır deme
– Ya tamam çok kızgınım ona karşı, aşırı öfkeliyim asla affetmem ama bu çok iğrenç ve delice bir şey
– Onun gözlerinin içine baka baka seni sikeceğim yemin ettim. Sende kabul et bunun acısını seni döverken kendini erkek sandı ya, asıl erkeklik gururunu şimdi kıralım onun. Bakalım nasıl erkekmiş içindeki döllerimi yalayarak nasıl temizleyecek onu izleyip, onu bu kadar küçültmek bile yeter bana gitsin intihar etsin sonra zaten.
– Düşüneceğim.

Yengemin yanına sokuldum, yatağın üstünde sevişiyorduk, saat geç olmuştu, kucağıma alıp oturduğu yerden düzelttim, güzelce yatırdım. Yanına sokuldum, birbirimize yapışmış dudaklarımızı öpüyorduk.

Yengem gözlerini kapatmış uykuya dalmıştı, gözlerimi kırpmadan onu izliyor, nefes alış verişini dinliyordum. Saçlarına ellerimi attım, okşamaya kıyamıyordum. O kadar masum, o kadar güzeldi ki…

Onu izleyerek uykuya dalmıştım. Sabah gözlerimi açtığımda yengem koluma sarılmış, burnumu, dudaklarımı öpüyor, beni izliyordu. Gülümseyerek uyandım.

– Erken uyanmışsın.
– Evet kapının kilitini açta annen girsin içeriye saf aşık.

Saçlarımı okşuyordu. Annem kapıya vuruyordu.

– Özge kızım iyi misin? Alla alla kapı kilitlenmiş açamıyorum.

Yataktan fırladım. Açtım kapının kilidini, kapının arkasına saklandım annem görmesin diye dua ediyordum.

– Kızım neden kilitlendi bu kapı?

Yengem gülüyor, bilmem dercesine dudaklarını büzüyordu. Annem elinde çorba tepsisi ile ilerledi yengeme doğru, usulca sıvıştım kapının arkasından yengeme elimle öpücük gönderdim. Yattığı yerden bana bakıyor, gözlerinin içi dünyaya bunca zaman kör bakıp, yıllar sonra gözlerini açmış gibi bakıyordu bana. Tarif edilemez duygularla kaplı, çok mutluydum.

Babam geldi odama;

– Paşam, dayını hasteneden çıkartmışlar, biletini alıp almanyaya göndereceğim
– Hayır biletini dükkana gidip kazanacak, kendisi gidecek
– Ama paşam aylarca burada olmak zorunda, yengene zarar vermesin?
– Korkmayın bir şey yapamaz, para vermiyorsun bana, kendisi çalışıp biletini alacak, siktir olup gidecek isterse 1 yıl sürsün.

İşime gelirdi, yengem iyileşip, onun gözleri önünde sikmeden hiçbir yere gidemezdi. Üniformamı giydim;

– Hadi hoşçakalın gidiyorum okula.

İlayda arıyordu;

– Aşkım geliyorum çıktın mı evden?
– Kapının önüne iniyorum bir tanem
– Tamam 5 dakikaya oradayım.

Evin önüne çıktım, bir sigara yaktım. Yengem kol bastonuyla balkona çıkmış bana bakıyordu. Bende ona, İlayda geldi yengemin suratı düşmüştü. İlayda sarılıp öpmek istedi, sigara içtiğim için öpüşmedik, onu bahane etmiştim. İlayda direksiyona geçti, yengeme “bu kızdan bıktım” diye yakamı silkiyordum, gülüyordu. El salladım bindim arabaya.

Okula gittik, Melisa ile Zeki sevgili olmuş inanılır gibi değil,

– Ne o kız Melisa yokluktan sıkılıp Zeki ile mi çıkmaya başladın
– -Ay napayım şekerim, erkek yok piyasada olanı da kapıyorlar zaten

İlayda dik dik gözlerle Melisaya bakıyordu.

Zeki;

– Oooo kuzeyin oğlu gelmiş, duydunuz değil mi biz sevgili olduk her gün sevişiyoruz

Melisa;

– Of ya of yemin ederim gerizekalı abi bu çocuk.

Zeki Melisanın ona oral seks yapmasını taklit ediyordu. Ferhat, Mete, Ben kahkaha atıyorduk
Melisa;

– Of İlayda kalk gidelim sınıfa, rezil etti gerizekalı salak aptal ya

Çantasını Zeki’ye vuruyordu.

Zeki;

– Hacılar az orospu değil bu kızda, özellikle kuzeyin oğlunun yanında anlatma bunları diyor birde, yanık bu kız sana, sik bunu bence

Kafasına vurdum;

– Playboy’muyum lan ben? Hem benim sarışınım var.

Zeki;

– Sarışın veriyor mu bari?
– Zeki? Sus istersen
– Hayır vermiyorsa kötü, sen aylardır sevgili ol bir blowjobu esirgesin senden.

Zeki’yi sınıfa kadar koşturdum, hoca hemen arkamızdan geldi. Ama ne hoca, yeni gelmiş deneme sınavı için özel hoca, bize konu tekrarı yaptıracakmış. Hocayı görmeniz lazım, esmer güzeli, kapkara saçları, simsiyah gözleri, esmer yanıksı teni uzun boyu, fit vücudu bizi bizden aldı. Öyle ki sınıftaki diğer erkekler ıslık çalmıştı. Ben hocaya bakıp kaldım;

– Arkadaşım yerine geçebilirsin?
– Ta… tab… tabii hocam,
– Kekeme misin? Kıyamam.

Elini yüzüme getirdi okşuyordu Ferhat’a göz kırpıyordum. İlayda oradan atladı;

– Yok hocam pabuç gibi dili vardır aslında arkadaşımızın, sizi görünce kekeme oluverdi birden
– Hahaha.

Hoca gülüyordu elimi uzattım.

– Siz şimdi kendinizi tanıtacaksınız zaten sınıfa ama özel olarak tanışabiliriz hazır karşı karşıyayken. Ben Kuzey!

Elimi uzattım.

Hoca da elini uzatıp;

– Cennet memnun oldum

Elini tutup çevirdim, hafifçe öptüm. Kısık sesle;

– İsminizi taşıyorsunuz hocam, cennet kadar güzelsiniz…

Hoca artık daha fazla ileriye gitmemi istemeyecek olsa ki kendine çeki düzen verdi;

– Teşekkür ederim yerine geçebilirsin Kuzey

İlayda’nın yanına oturdum ama kalktı başka yere oturdu. Yanıma Zeki geldi oturdu;

Zeki;

– Hacıgülle, bir blowjob’u esirgeyen kızdan hayır gelmez sen Melisaya yürü, o verir hazır
– Zekicim biraz daha konuşmaya devam edersen senin ağzına vericem şimdi.
– Yokluk kötü aga, adam bana kaldırdı. Ben en iyisi götü koruyayım gideyim.

Kendi sırasına geçti.

Hoca Cennet;

– Evet gençler, benim ismim Cennet. Sizi özel olarak sınava hazırlamak için yeni Rehber öğretmeninizim. İzmirliyim, 24 yaşındayım, henüz 1 yıldır öğretmenim. Umarım birlikte bu kısa zamanımızı çok güzel değerlendireceğiz

Elini öperken parmağında yüzük görmüştüm;

– Hocam parmağınızda yüzük gördüm evlimisiniz? Yoksa teş taşı kendiniz mi aldınız?
– Evliyim Kuzey’ciğim

Ferhat’a kafamı dönüp “hayalllerim suya düştü amk” der gibi bakış atmıştım. Ferhat sana fark etmez diye el hareketi yaptı güldüm hocayı dinlemeye devam ediyordum.

– Biliyorsunuz 5 gün sonra deneme sınavınız var, önünde ki hafta sonunu iyi değerlendirin. Deneme sınavı kendinizi sınamak için çok önemli bir sınav. Şimdi test çözebilir, konu tekrarı yapabilirsiniz.

İlayda’ya gel yanıma diye işaret ediyordum gelmiyordu koskoca sırada tek başıma oturuyordum. Hoca sınıf aralarında geziyor, hangi konuya çalışıyoruz ona bakıyordu.

Ben arkama yaslandım, cep telefonumu çıkartıp Özge yengeme mesaj attım;

– Ne yapıyorsun? Ağrın sızın var mı?

Hoca yanıma geldi;

– Kuzey bey sizin çalışmanıza gerek yok sanırım?
– Anlamadım hocam?
– Konu tekrarı yapmak yerine telefon ile oynuyorsun da.
– Ha pardon hocam evde hasta olan birisi varda, nasıl oldu diye merak ettim.
– Hadi ya geçmiş olsun. Ama zaman çok önemli sizin için, lütfen derslerine konsantre ol, olur mu?

Elini omzuma koydu. İlayda sinirden köpürüyor, Mete göz kırpıyordu “hadi gene iyisin gibisinden” hocanın elini tutmak için omzuma elimi attım;

– Teşekkürler hocam, çok düşüncelisiniz.
Hoca elini çekti birden, ilerlemeye başladı Zeki yanıma geldi;

– Kuzeyin oğlu dünyaları siktin, yetmedi sıra hocaya mı geldi?
– Zeki siktir git,
– Adam koydu kafaya beni de sikecek.
– Zeki!

Hoca dönüp bize baktı, zeki yerine oturmuştu. Önüme bir kitap açıp soru çözmeye başlamıştım, ama aklım yengemdeydi. Mesaj da atmamıştı. Zaman geçmiş zil çalmıştı. İlayda’nın yanına gittim.

– Sarışınım
– Sen git esmer bombanın elini öp, sarışın çarpmadan sana.

Gitmişti yanımdan. Ferhat elini omzuma attı;

– Ne kadın ama be! At gibi yemin ederim
Mete;
– Sabah akşam demeden binecen buna
Zeki;
– Kuzeyin oğlu, sikcen mi hocayı?
Ben;
– Zeki. Seni siksem bir farklılık olur mu ki?
Zeki Ferhat’ın yanına yaklaştı;

– Taktı bana amına koyayım.
Ferhat;
– Zeki bir siktir git amına koyayım.

Sınıftan çıktık, kantine iniyorduk. Cennet hocayı kantin sırasında gördüm;

– Hocam?
– Ah buyur kuzey?
– Sizinle özel bir şey konuşmak istiyorum müsait misiniz?
– Tabi kuzey gel oturalım şurada.

İlayda sinirden köpürüyordu. Amacımda onu sinir etmekti zaten.

– Hocam ben şu şu derslerden zorlanıyorum ne yapabilirim? Uzun zamandır sağlıklı ders çalışamıyorum da acaba bildiğiniz özel hoca var mı? Özellikle bu derse yardım edebilecek?
– Özel hoca tanıdığım yok ama istersen ben sana yardımcı olabilirim.
– Çok isterim hocam.
– Tamam o zaman okul çıkışı öğretmenler odasına uğra.
– Çok teşekkür ederim hocam.

Amacım hocaya yürümek değil, gerçekten bu konulardan anlamadığım için yardım istedim. Bir de İlayda’yı kıskandırmak istemiştim. İlayda yanıma geldi suyu suratıma döktü;

– Ne konuştun hocayla fısır, fısır?
– Ya sarışınım bana küstü, ben bu dersleri çalışamıyorum yardım edin dedim.
– Ben sana ne zaman küstüm?
– Sınıftayken?
– Küsmek değildi o bir kere, ben çalıştırırım seni
– Aa olmaz hocaya söz verdim okul çıkışı yanına uğrayacam.
– O zaman bende geliyorum.
– Ama sadece sen gel dedi bana?
– Kuzey parçalarım seni bende gelicem dedim.
– Tamam sarışınım gel.

Okul bitmişti. Telefonuma baktığımda yengem mesaj atmış;

– “Kuzum iyiyim merak etme, ayağa kalkabiliyorum rahat, rahat. Sadece otururken sıkıntı oluyor”

Çok sevinmiştim. Sarışınımı koluma takıp hocanın yanına gittim. Sağ olsun beklemiş orada İlayda ile Bana konu tekrarı yaptı. Unuttuklarımı tekrar hatırlamıştım. Teşekkür edip çıktık okuldan. İlayda bize gidelim ders çalışalım dese de, yengeme koşacaktım ektim. Eve gittim hemen.

Kapıyı çaldım açan yoktu. Anahtarımla girdim içeriye. Annem bahçedeymiş. Mutfaktan gördüm. Yengemin yanına gittim hemen odasında yoktu? Yenge! Diye sesleniyor onu arıyordum ama yoktu. Bahçeye koştum;

– Anne yengemi gördün mü?
– Karşında kuzey.

Kafamı çevirdim yengem ayakta bastonuyla çiçekleri kokluyordu. Yanına gittim;

– Odan da göremeyince merak ettim seni.
– Çok sıkıldım hava almak istedim.
– Kumsala götüreyim mi seni? Deniz havası al.
– İyi de zor yürüyorum?
– Bir şey olmaz açılırsın hem, yürüyüşte yapman lazım.
– Peki hadi gidelim o zaman.

Anneme kumsala gideceğimizi söyledim. Dikkatli olun dedi. Yengemin koluna girdim. Bir kolunda bastonu yavaş, yavaş yürüyorduk. Yolu yarılamıştık ki çok yoruldu;

– Kuzey çok yoruldum
– Gel bakalım o zaman kucağıma.

Yenge mi kucağıma aldım, ilerliyorduk. Arkamdan dayımın sesini duydum;

-Kuzey! Diye bağırıyordu…

16. BÖLÜM SONU

DEVAM EDECEK…

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 12 Ozge Yengem

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 12 Ozge Yengem

Berkant annesinin amına sikini yerleştirip sokmaya başladı, Esma hafif, hafif inliyor, Berkant git gellerini hızlandırıyordu. Ferhat Berkant’ın solunda, ben sağında, Mete ise kadının yanında kameraya çekiyordu görüntüleri. Berkant iyice hızlandı, annesinin bacaklarından tutup kaldırdı, o şekilde sikerken annesi;

-Oh Ferhat harikasın durma daha sert, daha sert

İnlemeleri artmıştı, Ben annesinin sesini tanıyacak gözlerini açacak diye beklerken, Ferhat hiç oralı bile olmadı, sanki bir makine gibi sikiyordu annesinin amını. Yaklaşık yarım saat böyle geçti

Esma;

-Ferhat gözlerimi aç aşkım başım dönüyor, pozisyon değiştirelim.

Ferhat telaşlı bir surat ifadesi ile yüzüme bakıyordu. Berkant’ın kolundan asıldım çıktı annesinin amından. Ağzını bağladığım çaputu çıkarttı;

-Dur amına koyayım yeni başladık…

Esma;

-Ferhat ne oluyor? Bu ses kimin çabuk gözlerimi aç Ferhat…

Ferhat sıçtık amına koyayım dercesine yüzüme bakıyordu.

-Aç amına koyduğumun karısının gözünü…

Berkant’ı kolundan tutup annesinin amına getirdim yine, Berkant elleriyle kadının bacaklarını arayıp buldu, bacaklarını tutup kaldırdı, sikini amına hizalayıp sokmaya başladı.

-Ferhat aç çabuk gözümü ne oluyor kim var odada?

Ferhat elini kadının gözlerine attı, bana bakıyordu. Aç diye işaret ettim. Berkant kendini kaptırmış, hiç umurunda değil sikmeye devam ediyordu. Berkant’ın gözlerini açtım. Gözlerini kamaştırıyor, sikmeye devam ediyordu daha sonra kadının yüzüne baktı ve dondu kaldı siki annesinin amının içindeydi. Esma gözlerini açtığında oda da dört erkek vardı, buna şaşırmadı, oğlunun siki amının içindeydi gözleri yuvadan fırlayacak gibi Berkant’ın yüzüne bakarak;

-Berkant? Oğlum?

Kekeleyerek konuşuyor, ikisi de şokun etkisinde yüzlerine bakıyordu. Berkant’ın sırtına vurdum.

-Siksene oğlum, ne bekliyorsun? Dalyan gibi oğlu var, başka erkeklere siktiriyor, oda yetmiyor, anneni başkası sikiyor, baban 31 çekiyor, evde senin gibi oğlu varken yarrak arıyor orospu sik lan annenin amını. Sen sikemeyip, millet siktikten sonra ne anlamı kaldı? Sikmiyor musun anneni kaçıl amına koyduğum.
Berkant’ın omzundan tutup çektim kenarıya, pantolonumu sıyırdım, sikimi kadının amına hizalayıp sokmaya başladım. Esma hala şoktaydı bir dakika kadar amına gidip gelmeye başlayınca;

Esma;

-Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?

Çığlık atmaya başladı. Elimle ağzını kapattım, amını sikmeye devam ediyordum;

-Şşştt sakin ol orospu, oğlun yaşındaki erkeklerin yarrağını yerken sorun yok, amından çıkarttığın oğlun bu amı sikerken mi çığlık atıyorsun? Onun hakkı yok mu amını sikmeye?

Berkant şok içerisinde annesini sikmemi izliyordu,

-Ne o sustun? Ferhat’ın yada başkasının yarrağı tatlı mı geliyor orospu? Oğlunun yarrağını yerken de inliyordun?

Berkant omzumdan tutup ittirdi beni, kadının amından çıkıp yalpaladım. Pantolonumu yukarıya çekiyordum. Berkant annesinin suratına doğru gitti, saçlarından tutup yüzüne hafif bir tokat attı

Berkant;

-Yala orospu…

Esma Berkant’ın yüzüne bakıyordu

Esma;

-Oğlum delirdin mi sen? Annenim senin çözün ellerimi yoksa çok kötü olacak…

Berkant;

-Ne yapacaksın? Ferhat’ın yarrağını yemeye devam mı edeceksin orospu? Kuzey haklı, ben varken millet neden sikiyor seni? Aç ağzını yala sikimi

Zorla annesini ağzına sikini sokmaya çalışıyor, esma ağzını açmıyor kapatıyordu, Berkant bu sefer gerçek tokat attı annesine;

-Aç dedim orospu, seversin yarrak yalamayı? Babam da seviyor değil mi? Seni siken erkeklerin siki amındayken, ağzına almıyor mu?

Biz bu konuşmaları dinliyorduk. Esma hiç ağlamıyor aksine oğlunun yüzüne bakıyordu Berkant konuşmaya devam etti;

-Annemin amını sikerken de inliyordun seviyorsun değil mi orospuluk yapmayı? Yarrak yemeyi? Hadi al ağzına kaldır sikimi amını sikip doyurayım seni.

Esma ağzını hafifçe araladı, şaşkın gözlerle oğluna bakıyor, oğlu annesinin ağzını sikiyordu,

Berkant;

-Ferhat durma abi orada geç sik orospunun amını sever o grup seks yapmayı
Ferhat şaşkın gözlerle bana bakıyordu. Esmanın amına geçip sikini soktu,

Berkant;

-İzlemesenize amına koyayım gelin katılın, yalayın şunun memelerini. Mete gel şuraya ver kamerayı Kuzey’e

Mete yatağın yanına gitti.

Berkant;

-Çöz orospunun ellerini sikimi eline alarak yalasın.

Mete kadının ellerini çözdü, Esma hayır diyerek itiyordu oğlunu, Berkant annesinin saçlarından tutup kavradı.

Berkant;

-Aç ağzını orospum kaldır sikimi, evde inlerken kaldırıyordun, şimdi ağzına alarak kaldır hadi.

Esma ağzını açtı Berkant tekrar sikmeye başladı annnesinin ağzını. Ferhat ise amını sikiyor, hızlı hızlı git gel yapıyordu. Artık esma inlemeye başlamış, ama çok kısık sesle hafifçe inliyordu.

Berkant;

-Hoşuna gitti demi orospu, oğlunun yarrağı nasıl güzel mi?

Esma konuşmuyor sadece oğlunun yarrağını yalıyordu. Berkant kadının ağzından çıkarttı sikini, amına doğru geçti, Mete memelerini emiyordu, Ferhat baş ucuna gidip ağzına verdi kadının. Esma artık alışmaya başlamıştı, şoku atlatmış üzerinden Ferhat’ın sikini yalamaya başladı, Berkant sikini annesinin amına sokmuş bacaklarını beline atmış, sikiyordu, esmanın inlemeleri git gide arttı. Ferhat’ın sikini ağzından çıkarttı, yatakta ayağa kalkıp doğruldu. Biz onu izliyorduk Berkant’a öyle bir tokat attı ki Berkant deliye dönmüştü. Annesinin saçlarından tutup yüzüne tükürdü;

-Ne oldu orospu? Hatırlıyor musun anne? 1 hafta önce yatak odasında benim yaşlarımda çocukla sikişiyordun, oğlun nerede? Nerede o orospu çocuğu seni izleyip zevk alıyor mu? seni izleyip 31 çekiyor mu? senin oğlun olsam sana başka yarrak aratmam ben sikerdim her gece demiyor muydu? Artık söyle ona onun yarrağını değil oğlunun yarrağını yiyeceksin, hem benim sikim onunkinden büyük bak hissettireceğim sana.

Saçlarından tutup fırlattı yatağa kadın yüz üstü yatmıştı yastığa kafasını gömdü, Berkant belinden tutup kaldırdı, domalttı annesini, amını öyle bir yalıyordu ki hiç am görmemiş gibi

Berkant;

-Ferhat ver ağzına boş kalmasın çok sever birisi amını götünü sikerken yarrak yalamayı

Ferhat kadının yüzünden tutup sikini suratına getirdi, kadın ağzını açmıyordu. Ferhat sikinin dudaklarına sürüyordu, esma ağzını aralayıp almaya, yalamaya başladı. Mete pantolonunu çıkartıp oda kalkmış sikini Esma’nın ağzına dayadı. Esma sırayla yalıyordu yarraklarını, Berkant götünü aralamış annesinin götünü sikiyor, sırtına, kalçalarına tokatlar atıyordu ben ise tüm bu olanları kamera ile kayıt ediyordum.
Bu şekil de devam ettikten sonra Berkant tüm dölleri annesinin amına akıtmıştı, Ferhat geçti götünden sikmeye başladı kadını, Mete ağzına veriyordu. Berkant köşeye geçip çömeldi, ağlıyordu. Yanına gidip elini omzuna attım;

-Kalk salona gidelim içelim biraz.

Ağlayarak pantolonunu yerden aldı, annesine baktı, Esma Ferhat ile Mete’nin arasında tost olmuş sikiliyordu. Yanına gittim;

-Gel Berkant

Pantolonunu giydi, annesine bakıp ağlıyordu, kolundan tuttum salona indirdim. İki bardak içki koydum yanına oturdum sırtına elimi attım;

-Neden ağlıyorsun oğlum la?

-Ben lise 1’e gidiyordum o zamanlar, anneme hiç bu gözle bakmadım, çok düşkündüm. Bizim şirkette müdür olan bir adam vardı, annemden yaklaşık 8 yaş küçük bir adam, okuldan eve geldim halı sahaya gidecektik, içeriye girdim annemin işte olduğunu düşünüyordum. İçeriden inleme seslerini duydum, yatak odasının kapısını açtığımda adamın annemi siktiğini gördüm. Kuzey dünya başıma yıkıldı sandım. Anne? Diyebildim sadece. Çığlık attı, çık dışarıya orospu çocuğu, hayvan saydırmaya başladı, ben kapıda duruyordum. Adam annemin üstünden kalkıp yanıma geldi, adamın yüzüne bakıyordum, bir tokat attı, kolumdan tutup attı beni dışarıya, sokağa çıktım salak salak dolaşıyordum. Akşam babama söyleyecektim bu durumu. Eve tekrar gittim, annem yatak odasında babamla konuşuyordu;
“Berkant gördü bizi, evet bilmiyorum tokat attı ona, tamam ben şimdi Halil’lere gidiyorum akşam geleceksin değil mi? Karısı da orada olacakmış, tamam görüşürüz” apar topar çıktım. Hüngür hüngür ağlıyordum sokakta, babamda biliyor bir şey demiyordu, hatta birlikte gidiyorlardı sikişmeye. O günden sonra anneme bakışım değişti, anne oğul gibi olamadık. Evde istemiyorlardı zaten beni, her gece sabahlara kadar barlarda geziyordum, evde alem yapıyorlardı, bir keresinde eve gittim kafam güzel, annem odasında sikişiyor, babam adamın sikini ağzına alıyordu…

Sözünü kestim.

-Tamam yeter amına koyayım, insan ailesini seçemiyor, sen bunca zaman neden sikmedin anneni de hayat kadınlarına taktın oğlum kafayı?

-Anneme olan öfkemi onlardan çıkartıyordum, annemi nasıl sikmek istiyor, nasıl onun canını yakmak istiyorsam, hayat kadınlarına yapıyordum.

-Berkant? Çık yukarı amına koy annenin, çocuk gibi ağlama, o yediğin tokatı bir daha at orospu annene, ruhu orospu kadının, bundan sonra sike sike köpeğin yap onu.

Berkant içkisini kafasına dikip yukarıya koştu. Peşinden gittim, Ferhat ile Mete kadını sikmeye devam ediyordu. Seslendim;

-Beyler hadi yeter gidiyoruz…

Mete;

-Dur amına koyayım boşalalım…

-Beyler hadi…
Berkant üzerini soyundu, annesini tokatlamaya başladı, Ferhat ile Mete giyiniyordu, Berkant hem annesini sikiyor hem de dövüyordu, kadın çığlıklar atıyor, üzerinden Berkant’ı atmaya çalışıyordu. Ferhat ile Mete giyindi kapıya yanıma geldiler;

-Oğlum kadına zarar vermesin?
-Hayır, köpeğini eğitiyor. Hadi çıkıp içelim…

Kapıyı üzerlerine kapattım. Çıktık evden

Ferhat;

-Kendi evimden kendim çıkıyorum amına koyayım bunlara tahsis ettik.
-Anlatırım beyler, adam aile dramı yaşamış amına koyayım.

Mete;

-Kadın tam orospu ya… Ferhat? Duydun demi abi nasıl sayıklıyor? Ailecek deli galiba bunlar…

Ferhat;

-Aynen, Berkant’ı bile sayıkladı biz onu sikerken

Ben;

-Ne diye sayıkladı?

Mete;

-Annenin amını siksene Berkant, hadi uykumda gel yala amımı bir dünya şey

Ben;

-Orospu hem kendi oğlunu istiyor, hem çocuğa neyse ya hadi araba nerede?

Mete;

-İleride köşeye park ettim

Ferhat;

-Kalsın senin araba benimkiyle gidelim

Ben;

-Yok sen anahtarı üstüne Bırak, Berkant alsın senin arabayı, yarın getirir.

Ferhat;

-İyi madem hadi o zaman…

Arabaya bindik gidiyorduk;

Ferhat;

-Oğlum geri mi dönsek? Kadına zarar verir diye korkuyorum!

Ben;

-Kadına zarar verecek olsa çoktan verirdi. Düşünsene amına koyayım, anneni başka bir erkekle yatakta basıyorsun, annen sana çık orospu çocuğu diyor, sikiştiği adamdan tokat yiyip kapı önüne koyuluyorsun. Eve gidiyorsun annen babanla konuşuyor, grup seks için randevulaşıyor, ve bunların hepsi aynı günde oluyor, 4 sene önce oluyor bunlar. Sen 4 sene de ne kadar kinlenir, neler yaparsın kadına…

Mete;

-Abi çok kötü ya, hayır ensest olan insanları şimdi anlıyorum böyle böyle oluyorlar demek…

Ferhat;

-Oğlum adam annesini orospu gibi sikti lan.

Ben;

-Siker tabi moruk, ben zamanında dedim, “Berkant’ın annesi gibi annem olsa zaten yan gözle bakardım, ama bu durumda olsa sabah akşam babamın gözü önünde sikerdim” Berkant neden bekledi acaba bu zamana kadar.

Ferhat;

-Ben yüz ifadesine şaşırdım, dondu kaldı ya, sen konuştun onunla, Esma’yı sikmeye başladın tuttu attı kenarıya seni, sikmeye başladı annesini.

Ben;

-Psikopat amına koyayım. Yıllardır bu anı bekliyormuş. Salonda konuştuk. Kendini ezdirme git sike sike adam et o sana tapsın dedim.

Mete;

-Vay be adam annesiyle sikişiyor. Nasıl bir gece bu amına koyayım…

Saat gece 3 olmuş, bara gelmiştik. Aklımda yengem vardı, acaba hastane de iyimiydi, babamda aramamış. Geçip oturduk köşeye çocuklarla, konuşuyor içiyorduk

Sabahın 6’sına kadar içtik eğlendik, konuştuk Berkant arıyordu.

-Alo kanka
-Söyle adamım.
-Ferhat’ın arabasını aldım şu sürtüğü eve bırakacam, sabah okula getiririm arabayı.
-Tamamdır dostum bir sorun yok değil mi?
-Her şey yolunda, okulda konuşuruz, görüşürüz dostum
-Tamam bro by.

Telefonu kapatıp cebime koydum.

Ferhat;

-Sabah okul abi benim uykum yok gitmeyelim eve

Mete;

-Aynen abi direk okula geçeriz.

Ben

-O zaman hadi kumsala…

Kumsala gidip oturduk, uzandık, konuştuk. Ben eve gidip şort aldım geldim. Şortlarını giydiler soğuk suya girdik, denizde biraz yüzdük ayılmak için. Saat 7 olmuştu. Şortu çıkarttılar üzerini giyindiler;

Ferhat;

-Mete gel abi eve gidip formaları giyelim Müdüre tatava yapmasın yine

Mete;

-Kuzey görüşürüz okulda…

Ben;

-Tamam kanka.

Ben biraz daha yüzdüm, çıktım kumsala, kıyafetlerimi aldım eve gidiyordum. Cep telefonum çaldı. Arayan babamdı;

-Alo paşam?
-Baba yengem nasıl?
-İyi paşam iyi, ben müdüre hanımı arayacam direk hastaneye gelsene, hem ifade vermen lazımmış, hem yengen seni görmek istiyor.
-Hemen geliyorum baba.

Koşarak eve gittim, duşa girdim çıktım. Giyindim tam kapıdan çıktım Aysel yengem karşımdaydı;

-Kuzum ne bu acele okula mı?
-Hayır yenge hastaneye, sizin bir şeye ihtiyacınız var mı?

Güven abi geldi yanımıza;

-Yok kardeşim, bırakayım istersen seni hastaneye?
-Araba var abi giderim sen yengemle burada kal, o şerefsiz gelir falan, evde bulun.
-Tamam kardeşim. Selam söyle ablama.

Kapıdan çıktım arabama bindim, Hastaneye gidiyordum telefonum çalıyordu İlayda arıyordu;

-Aşkım neredesin gelmedin yine beni almaya?
-Bebeğim yoldayım, hastaneye gidiyorum sen git okula bizim çocuklara da söyle gelmeyecem bugün.
-Bir sorun yok değil mi?
-Yok canım ararım seni hadi öptüm.

Esir aldı amına koyayım her sabah diyordum içimden. Artık sıkılmaya başladım İlayda’dan neyse Üniversiteye gidince koyarsın götüne diye telkin ediyordum kendimi. Hastaneye girdim. Babam kapıda beni bekliyordu. Yanıma polisler geldi birkaç soru sordu, dayım ayılmamış henüz, yatıyormuş hala, sen mi bu hale getirdin vs. dedim aile kavgası yengem anlatmış zaten herşeyi polislere. Polislerde ifademi alıp gittiler. Hemen yengemin odasına koştum açtım kapıyı girdim. Yanında annem oturuyordu. Ben girince çıktı odadan kapattı kapıyı, yengemin yanına gidip oturdum ellerini tuttum.

-Yengem, canım, bir tanem iyi misin?

Yüzüne eğilip alnından öptüm.

Hafifçe ağlıyordu, kollarını açıp sarıldı. İyice sokuldum bende ona.

-İyiyim canım, sen nasılsın? Bir yerine bir şey oldu mu bakayım eline?

Elimi tutmuş bakıyordu, canım acımıyor ama elim şişmişti.

-Elin şişmiş, doktora göster istersen.
-Canım yanmıyor, çok özledim seni

Ağlıyordum, iyice sarıldım ona kokusunu içime çekiyordum.

-Ne zaman gideceğiz eve?
-Akşama taburcu edecekler, sadece hareket edemeyeceğim biraz.
-Oturabiliyor musun?
-Evet, sadece acı giriyor fazla yüklenemiyorum, yürürken acıyor.
-Canım benim

Sımsıkı sarıldım geçtim yanına oturdum annem geldi odaya;

-Anne yengeme iyi baktın mı? Yenge güzel baktı mı sana?
-Deli ya baktı tabi sağ olsun.

Annem;

-Eeşşeğe bak eşşeğe, bakmayacam mı ben kızıma?
-Bakacan tabi, ha anne kardeşin nerede?
-Boyu devrilsin şerefsizin yok öyle kardeşim benim.
-İyi de nerede?
-Burnu, eli kırılmış, ön dişleri dökülmüş tedavi ediyorlar, ameliyat oldu ama burnu yamuk kalacakmış.
-Beter olsun.

Yengemin yüzü gülüyordu, çorba içiriyordu annem.

-Afiyet olsun yenge bundan sonra sıvı mı içeceksin böyle?
-Bir zaman sıvı canım.
-Anladım.

Telefonum çalıyor Berkant arıyordu;

-Alo kardo neredesin?
-İşim var kanka hayırdır?
-Acil bilmem ne kafeye gel, annem ile seni orada bekliyoruz.
-Hemen geliyorum.

Yengemin yanaklarından öptüm, annemi de öptüm

-Ben kaçıyorum bir isteğiniz var mı?
-Yok canım,
-Oğlum eve hazır birşeyler söyleseydin uğraşmasın Aysel yengen
-Tamam anne hadi görüşürüz.

Hastaneden çıktım, Berkant annesi ile benimle ne konuşacak amına koyayım? Diye düşünüyordum. İlayda’yı aradım.

-Alo aşkım ne yapıyorsun?
-Haftaya çok önemli sınavımız var ona hazırlanıyorum, Kuzey bak Üniversite sınavına az bir süre kaldı, lütfen sende işlerden başını kaldır çalışmaya başla, aynı bölümde okumak istiyorum seninle.
-Tamam, yavrum halledeceğim o meseleyi kapatıyorum. İyi çalışmalar
-Sağ ol canım. Öptüm

Kafeye geçtim, Berkant uzaktan el ediyor, masasına çağırıyordu. Geçip oturdum, tokalaştık,

Berkant;

-Kanka ne içersin?
-Bir türk kahvesi alırım.

Sigaramı çıkartıp yaktım.

-Ne konuşacaksınız benimle Esma hanım?

Esma kahvesini yudumladı, sigarasını çıkartıp yaktı. Bir duman aldı ve;

-Sana dünün hesabını sormayacağım, sadece merak ediyorum da; “neden Berkant ile beni birlikte olmak için böyle bir oyun oynadınız?”

Sigaramı içmeye devam ediyordum;

-Ben Berkant’tan intikam almak için seni ona yaptırma düşüncesi ile böyle bir fikir attım ortaya, ama sen yukarıda bizim çocuklarla olurken, oturup Berkant ile konuşunca tüm fikrim değişti. Sen nasıl bir kadınsın? Nasıl bir annesin ya? Tamam cinsel dürtülere engel konulamaz, biliyorum ama bu kadar sapık ruhlu bir kadınsın, neden oğlunu bir engel gibi gördün önünde? O adamın oğluna vurmasına,
Zevkin için oğlunu evden kovmaya nasıl cürret ettin?

-Hiçbir şey bildiğin yok. Berkant üstü kapalı anlatmış olayları sana. Sende kafanda yazıp, çizip Berkant’ı üzerime saldın o gece.

-Nasıldı? Hakkını veriyor değil mi? Başkasına vermene değdi mi bunca zaman kendi oğlun varken?

Esma gülüyordu;

-Bana sapık ruhlu diyene de bak. Başkası için bu olay yanlış olabilir, ama bizim için normal, ben sadece Berkant’ın bana bu gözle baktığını bilmiyordum, bilsem zaten ona da verir, mutlu olmasını, psikolojisinin bu denli bozulmasını istemezdim.

-Kocan?

Berkant;

-Dün Mete bana mail ile tüm videoları gönderdi, annem babamı çağırdı, salonda tv de izledik hep beraber

Ben;

-Nasıl hoşuna gitti mi peki?

Esma;

-Bayıldı, bu zamana kadar hiçbir olay bu kadar zevk vermemiş kendisine, o gece üçlü yaptık.

Ben gülüyordum bu konuşulanlar karşısında, nasıl aileler var amına koyayım diyordum içimden.

Ben;

-Peki sevindim, alan memnun veren memnun peki beni neden çağırdınız buraya?

Esma;

-Haftaya önemli deneme sınavınız var bunu biliyorum, bu sınavdan sonra bir parti vermek istiyorum. Teknede denizin ortasında. Seni ve arkadaşlarını da aramızda görmek istiyorum.

Elini bacaklarımın üzerine attı;

-Sonuçta dün gece sen bir şey yapamadan Berkant girdi araya

Ben;

-Bir dakika anlamadım, şimdi kocan, ben, Ferhat, Mete, ve oğlun bir teknede grup mu yapacağız?

Esma;

-Kendi yakın arkadaşlarımdan kadın olanları da çağıracağım, tabi olgun olmaları sorun olmazsa, eşleri de gelecek. Onlar sadece izleyici.

Ben;

-Tekne hepimizi taşıyacak mı?

Esma;

-Taşır, merak etme sen tamam diyor musun? Arkadaşlarını ayarlayacak mısın? Onu söyle bana.

Ben;

-Konuşmam lazım. Berkant akşam Ferhat’ın yazlığına gidip konuşalım birlikte.

Berkant;

-Olur.

Berkant annesinin omzuna elini atmış öpüyordu.

Ben;

-O zaman akşama görüşürüz ben çocukları toplayayım.

Şaşırmıştım, çok sapık ruhlu bir aileydi, ve fazlası da vardı anlaşılan. Eve gidip duş alacaktım. Ama yemek söylemedim ben eve? Hemen Aysel yengemi aradım.

-Alo yenge ya yemek yaptın mı hazır birşeyler yaptırayım mı?
-Yok kuzum yedik biz, sana da ayırdım yemek yaptım ben.
-Oh iyi yenge
-Aç kalmayız len korkma, bak hele ne diyecem sana.
-Buyur yenge ne diyecen?
-Güven abin Veysel abin ile köye gitti, evde çocuklarla oturuyorum baya da sıkıldım. Baban ve Annen geliyormuş, hani diyorum çocuklara onlar baksa da biz seninle bir denize mi gitsek kuzum?
-Olur yenge ama akşama çıkmam lazım.
-Akşama kalmayız bir suya sok çıkar beni.
-Sadece suya mı sokayım? Başka bir şeyde sokayım mı?

Gülüyordu;

-Denize gidince sokarsın.
-Hazırlan o zaman gelmek üzereyim.
-Tamam, anangil gelir birazdan hazırım zaten.
-Tamam yavrum.

Telefonu kapatıp arabamı sürüyordum. Ama oda ne? Sağda duran kafede oturanlar Merve ile Nur değil mi?

Merve ile Nur’u tanımayanlar. 8. Bölümü okuyabilir 🙂

Aynen onlar arabayı durdurdum hemen gittim yanlarına;

-Ooo kimleri görüyorum.

Merve;

-Kuzey! Nereden çıktın sen?

Boynuma sarılmıştı,

-Kızım eve gidiyordum, yolda gördüm sizi, Nur? Bir hoş geldin yok mu?

Nur;

-Hoş geldin.

Yüzüme baktı ve sarıldı

-Dur kızım yavaş ne oluyor?

Nur;

-Kuzey hastane önünde söylediklerim için çok özür dilerim, numaranı kaybettim ulaşamadım sana. Affet beni inan o sözleri hak eden birisi değilsin sen

-Salla kızım ya unuttum bile. Ne yapıyorsunuz? Nasılsınız?

Sandalyeyi çektim oturdum yanlarına

Merve;

-Aynı be
-Nasıl aynı? Parçalamaya devam mı ediyorlar?

Gülüyordum. Omzuma vurdu

-Hayır be, elletmiyorum oramı.
-Aferin bak akıllanmışsın.
-Sen ne yapıyorsun Nur?
-İşler kesat, boş boş oturuyoruz öyle.
-Hadi ya. Ne diyeceğim haftaya bir teknede parti var, grup olacak evli çiftler vs. gelmek ister misiniz?

Merve;

-Cidden mi? Gidelim nur. Boş boş oturmaktansa değişik bir ortam görürüz.

Nur;

-Bilmem ki. Kuzey sakatlık çıkmaz değil mi?
-Korkma ben varım. Benim olduğum yerde yanlış olmaz. Gelecek misiniz?

Merve;

-Ben okeyim

Nur;

-Bende tamam geliriz numaranı verde kayıt edeyim.

Numaralarımızı verdik bir birimize.

-Ben şimdi eve gitmek zorundayım. Akşama işiniz yoksa, bara gideceğiz bizim ekiple, gelin

Merve;

-O ekipte Berkant ayısı varsa ben yokum
-Korkma Berkant bundan sonra dönüp bakmaz bile sana
-Aaa lafa bak ya ne oldu lan pörsüdüm mü? Çirkinleştim mi?
-Hayır yavrum ya başka manita buldu akşam anlatırım işte ararım sizi alırım.
-Tamam

Öptüm yanaklarından arabama geçip eve gittim. Annemler eve gelmişti. Annemin yanına gittim;

-Hani yengem akşama taburcu olacaktı? O neden gelmedi?
-Oğlum kanaması oldu, gece de tutacaklarmış hastanede. Sizin burada artık işiniz yok sabah gelin dediler gönderdiler bizi.
-Kötü bir şey yok değil mi? Gidiyorum ben hastaneye.

Babam seslendi;

-Paşam almıyorlar içeriye, gitme boşuna sabah gidip alıp geleceğiz zaten.

Aysel yengem geldi elinde ufak bir çantayla;

-Kuzum nereye hani denize gidiyorduk?
-He o var demi, tamam hadi gidelim.

Yengemle kapıdan çıktık, saat henüz akşam 5 sularıydı. Bagaja çantayı koyup bindik arabaya, yengem altına eşofman, üstüne askılı giymişti, içinde sutyen yok. Meme uçları bana bakıyordu, denize gittiğimiz için sanırım rahat giyinmişti.

-Ne güzel kız bacakların öyle süt gibi hiç yanmadın mı sen?
-Nerede yanayım yavrum? Yanan yerim başka biliyorsun hahaha…

Elimi bacaklarına atıp okşuyordum.

-Sabır et denizde sürprizim var sana.
-Hadi bakalım neymiş o sürpriz.
-Söylemem gidince görürsün.

Özge yengemi götürdüğüm kumsala götürdüm Aysel yengemi de. Arabadan indik çantayı elime aldım. Kabine götürüp üstünü değiştirmesi için çantayı eline verdim.

-Kuzey hazır mısın?
-Ne için?
-Geliyorum bak…
Yengem altlı, üstlü bikini giymişti, vücudu o kadar seksi gözüküyordu ki saldırıp yalamak istiyordum o güzel vücudunu,

-Nasıl olmuşum?
-Yenge sen köye gitme buraya taşının.
-Hahah neden kuzum?
-Sen bu vücudu o şalvarın içinde saklıyorsun, ayıp ya.
-Beğendin mi?
-Bayıldım.

Beline sarılıp vücudunu okşadım, boynunu, omuzlarını öptüm. Kollarımdan sıyrılıp suya koştu.

Bende arkasından koşuyordum, suyun içine girdi, fazla ilerlemiyordu.

-Yenge ileriye gidelim.
-Yüzme bilmem ki ben.
-Gel ben tutarım seni korkma.

O güzel vücudunu kollarımın arasına aldım, korkuyor boynuma daha çok sarılıyor, memeleri kollarıma temas ediyordu. O güzel kokusuna dayanamadım dudaklarını öpmeye başladım. Karşılık veriyordu. Kucağıma aldım suyun içinde ilerledik ayaklarımız yerden kesilene kadar. Kucağımdan indirdiğimde su boyunu geçiyordu, kollarımı tutuyor, kendini gevşek bırakmasını söylüyordum bacaklarını belime doladı. Boynuma sarıldı, dudaklarımı öpmeye başladı. Kalçalarını tutup kavradım, bikinisini sıyırıp amını okşuyordum parmaklarım ile, irkildi.

-Ayaklarımız yere değsin, kollarımı senden çekip sikini avuçlayamıyorum.

Ayaklarımız kuma basacak şekilde geriye geldik biraz, ayakları yere değiyordu, şortun içinden sikimi okşamaya başladı. Bende bikini içinden amını parmaklıyor öpüşüyorduk. Bikinisini iyice sıyırdım. Şortumu sıyırıp sikimi çıkarttı, kucağıma iyice çıkıp eliyle sikimi amına sokmaya çalışıyordu. Belinden tuttum, elime sikimi alıp suyun altında amına soktum kısık sesle;

-Ahh çok güzel

Diye inledi, suyun altında hafif git gel yapıyordum sikimi içinde ama rahat olmuyordu tabii, sikim içinde, kucağımda hafifçe zıplıyor, “ohh” diyordu. İyice azmıştım. Amından sikimi çıkarttım. Kucağımda suyun içinden çıkardım yengemi. Bikini ile kumsalda arabama doğru ilerledik,

-Nereye gidiyoruz kuzum?
-Suyun altında sikemiyorum rahat seni, güzel bir yere.

Gülüyordu. Arabaya bindik, ormanlık tepe bir yere götürdüm yengemi, arabayı tenha bir yere çektim. Yengemin oturduğu koltuğu arkaya doğru yatırdım. Yengem sırt üstü uzanıyordu. Arabadan indim, yanına gidip kapıyı açtım. İçeriye girdim, üstüne çıkıp sevişmeye başladım,

Yengemin memelerini öpüyor, amına sokuyordum.

-Çok mu özledin yarrağımı

İnliyordu kısık sesle;

-Evet, parçala yengenin amını hadi sok köküne kadar

Belimden ayaklarıyla kendine çekiyordu. Bu şekilde bir zaman siktikten sonra kucağıma aldım. Ben sırt üstü uzanıyordum. Kucağıma çıkıp saçlarını geriye attı, sikimin üstünde zıplıyor;

-Oh sik yengeni, sok hadi nasıl kayıyor bak içimde sulandı amım sana. Diyor daha sert sikmem için tahrik ediyordu. Sırtım ağrımıştı. Kapıyı açıp, çıktım. Yengemi içeride domalttım, götüne dil atıyor, göt deliğini yalıyordum.

-Oh harikasın kuzum sik o deliği, sok hadi sikini

Götünü sallıyordu. Elime tükürüp, sikimi ıslattım. Göt deliğine dayadım. Hızlı hızlı sokup çıkartmaya başladım. Yengem artık kendinden geçmiş eliyle amını okşuyordu.

-Ne oldu tek yarrak yetmiyor mu amını parmaklıyorsun?
-Yetiyor kuzum, amım yanıyo.

Götünden çıkartıp amına sokmaya başladım, amını siktikten sonra tekrar götünü sikmeye başladım, sıra sıra sokup çıkartıyor inletiyordum Aysel yengemi.

-Oh kuzey ağzıma akıt hepsini, yalayıp yutmak istiyorum.

Domaldığı yerden kalktı, önümde çömeldi. İştahlı bir şekilde sikimi yalıyor, usta porno yıldızları gibi 31 çekerek ağzına alıp çıkartıyor, sikimin kafasında dilini gezdiriyor, boğazına kadar alıp çıkartıyordu. Saçlarından tuttum, sikimi alabildiğince boğazına ittirdim. Yengemin ağzına akıtıyordum tüm döllerimi, boğulacak gibi ses çıkartıyordu. Ben ağzına boşalırken ellerimi tuttu çekmemi istiyordu. Çektim ellerini kafasından. Ağzına boşalırken sikimi ağzında sokup çıkartıyor, okşuyordu. Tüm dölleri ağzına aldı, birazını tükürdü, sonra sikimi tekrar ağzına götürdü. Kalan spermlerimi de yalayıp temizledi.

-Oh ne tatlı.
-Güzel miydi?
-Harika, yengenin ağzını döllemedim demezsin artık.

Taşşakları mı ağzına alıp emiyordu. Telefonum çalmaya başladı. Saat 7 olmuş, bizim çocuklar arıyordu. Kapattım telefonu.

Yengemin ağzından sikimi çıkarttım;

-Hadi gidelim.
-Biraz amımı yala gideriz.

Arabanın koltuğuna oturdu. Kalçasını kapıdan çıkartıp bacaklarını ayırdı. Doymuyordu ateşli orospum. Kafamı amına yumdum yalıyordum zevkten saçlarımı çekiyor, kafamı bastırıyordu. Amını güzelce yaladıktan sonra, elimi amına götürdüm hızlı bir şekilde parmaklamaya başladım. Yengem hafif hafif çığlık atmaya başladı.

-Kuzey işicem kuzey ohh durma kuzey

Yengem böyle inledikçe daha hızlı parmaklamaya başladım. İşemeye başladı, volkan gibi işiyordu, üzerime akıttı tüm çişini. Kafasını geriye atıp inliyordu. Amına yumuldum, tüm sularını yalayıp yuttum.

-Rahatladın mı?
-Oh çok güzeldi hem de nasıl. Hadi gidebiliriz.

Saat 7,30 olmuştu hızlı bir şekilde ve gidip duşa attım kendimi. Yengem arabada giyinmişti. Duşa girdim yıkandım saat 8 olmuş telefonum çalıyordu arayan Berkant’tı.

-Hadi amına koyayım ağaç olduk.
-Tamam siz içkileri söyleyin kızları alıp gelecem 2 tane daha kız bul oradan.
-O kolay amına koyayım hadi gel.

Hemen evden çıktım;

-Ben kaçtım! Diye seslendim eve.

Arabaya bindim. Merve’yi arıyordum;

-Nerdesiniz?
-Barlar sokağında dolaşıyoruz.
-Bilmem ne barına geçin o zaman yoldayım geliyorum. Bizim çocuklar orada.
-Yok sen gel birlikte gireriz.
-Peki madem…

Özge yengemi aradım;

-Alo sarı papatyam nasılsın?
-İyiyim canım, sıkıldım sadece burada oturmaktan.
-Sen bir iyileşte oturtmayacam ben seni.
-İyileşirim. Sende çok dağıtma bekle beni.
-Bekliyorum zaten. Bak ne diyeceğim sana telefonda olmaz ama dayıma bir şey yapmak istiyorum yardımcı olur musun bana?
-Daha ne yapacaksın adama kuzey bırak allah aşkına ne hali varsa görsün.
-Hayır seni onun gözleri önünde siktiğimi görmesini istiyorum…

Yengem donup kalmıştı…

15. BÖLÜM SONU…

DEVAM EDECEK…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ!…

%100 Gerçek Ensest Anilarim Bolum: 9 Ozge Yengem –

%100 Gerçek Ensest Anilarim Bolum: 9 Ozge Yengem –

Arabamla son sürat köye gidiyordum. Cep telefonumu çıkartıp hoparlörü açtım Aysel yengemi arıyordum;

-Alo yenge.
-Kuzum nasılsın?
-İyiyim yenge sen?
-İyi valla napam köydeyim oturuyorum.
-Sıkılmışsındır şimdi sen geleyim de arkadaşlık edeyim sana
-Hahaha gel kuzi
-Yoldayım geliyorum yenge onu haber edeyim dedim. Hem mal gelecekmiymiş, gelmiş mi babam git bir bak dedi.
-Yok gülüm daha gelmedi.
-Aman gelmesin bir kahve içeriz o gelesiye
-La gelsin gene kahve içeriz, hayvanlar aç yem gelecekti onu bekleyip duruyoruz.
-Hahaha çokta seviyo hayvancıklarını.
-Severim. Hadi kapa araba kullanıyon herhal.
-Aynen yenge. Hadi öptüm.
-Bende kuzum.

Telefon susar mı hiç, İlayda arıyordu.

-Efendim aşkım.
-Aşkım okul çıkışı göremedim seni neredesin eve geldim, yengen köye gitti dedi.
-Yavrum haber veremedim sana, köye yem gelecek tırla onu alacam falan işlerim var, kusura bakma haber veremedim.
-Yok sorun değil de keşke beni de alsaydın merak ediyorum çiftliği.
-Söz getiririm ben seni buraya yavrum, trafikteyim kapatmam lazım. Öptüm
-Seni seviyorum.

Keşke götürseydim, köyde hazır koca da yok basında, ben İlayda’yı sikerken yengeme inleme seslerini dinletir kudurturdum, ama köyde tek o yaşamıyor ki of amk ne yapıp edip sikmem, sikemesem de temas kurmam lazımdı yengem ile.

Köye varmıştım. Çiftliğin girişine park ettim arabamı. Yengem hayvanların yanında, eğilip kalkıyor, onlarla ilgileniyordu. Güllü nenem gördü;

-Oy kuzeyim gelmiş, gel hele kuzum gel,
-Güllü nene gelemiyorum ayakkabılar var oralar çamur, yok mu çizme?
-İçeride var kuzum eve gir bak.
-Tamam nene.
Aysel yenge bizi duymuş işine devam ediyordu. Eve gidip çizmeleri geçirdim ayağıma, Aysel yenge hayvanlara su vermek için kova ile su taşıyordu koştum arkasından aldım elinden. Ellerimiz bir birine değiyordu.

-Aman yenge ver ne yapıyorsun?
-Ne yaptım ayol?
-Civciv kadarsın boyun kadar su kovası taşıyorsun ver taşırım ben.
-Olsun kaldırabiliyorum ama.

İstem dışım gülmüştüm.

-Kaldıramıyorsun demedim de. Olsun ver ben kaldırayım biraz da.

Aysel yengenin yüzü kızarmıştı. Birlikte gidip hayvanlara su verdik, tır gelmiş korna basıyordu.

-Cevat dede nerede?
-Çarşıya gitti.

Gidip tırı karşıladım, yemleri içeriye depoya taşıttırıyordum. Bir tane amele yengeme bakıp duruyor, yengemde ona göz ucuyla bakıyordu. Anlam veremedim. Adam her çuval taşıdığında yengemin gözlerinin içine bakıyordu.

-Yenge sen içeriye gitsene.
-Niye kuzey iyiyim burada.
-Git yenge sen hallederim ben.

Yüzü asılmıştı. Hoşuna gidiyordu amına koduğumun karısının, terli terli adamları izlemek. Adamlar malları taşıdı, gönderdim. Yengem içeriden çıktı yanıma geldi.

-Niye içeriye gönderdin beni?
-Adam seni s… yiyecek gibi bakıyordu çünkü o yüzden olabilir mi?
-Aman kuzey benim yenecek yerim mi kalmış. Şu halime bak ahım gitmiş vahım kalmış,

Ellinden tuttum, kendi etrafında bir tur döndürdüm.

-Vay yenge vay, ahın gidip vahın kalmış halin buysa, eski halini düşünemiyorum.

Yüzü gülüyordu.

-Niye la esk**i yengen artık.
-Yok yenge daha sen eskitirsin insanı.
-Öyle mi diyorsun?
-Aynen, baksana güzellik yerinde maşallah, su kovalarını taşıyarak vücudu sertleştirmişsin.

Kollarını sıkıyordum.

-Of be bu pazular bende yok ha.
-Dalga geçme eşşek,
-Acıktım.
-Ay kuzey Cevat
-Ne oldu Cevat’a
-Emzirmedim onu dur bi gidem emzirem.
-Hahaha koş acıktı çocuk.

Yengem gitmişti emzirmeye. Napacam ulan burada ben diyordum kendi kendime güllü nenem seslendi;

-Kuzey! Ey kuzey! Gel kuzum kaldır şu arabayı.

El arabasını taşımamı istiyordu. Ama çok ağırdı amına koyayım taşırken osuracaktım götümden çıkacaktı canım. Zor da olsa taşıyordum ama çamura batana kadar, ayağım kayıp çamura düştüm.

-Ay yavrum kalk bir şeyin var mı?
-Yok nenem ayağım kaydı ya
-Abuuu koş banyoya çıkmaz yoksam bu koku,
-Öfff bune be boka mı düştüm ben çamur değil mi bu?
-Hahahah piyango falan oyna, boka bulandın kuzey efendi. Koş içeriye yengen sıcak suyu ayarlasın sana.
-Of nene of çıkar mı bu koku?
-İyice ovalan, olmadı yengene söyle yardım etsin
-Neye yardım edecek?
-Keselesin güzelce seni çıkmaz oğlum bu koku yoksa.

Koşarak yengeme gittim kese diyordu amına koyayım.

-Yenge! Yenge! Bağırıyordum içeriye.
-He kuzey abooo bu ne hal la offf bok gibi kokuyon.
-He boka düştüm, çabuk sıcak suyu aç suya girecem.
-La kırk yıl keselensen anca çıkar bu koku of dur içeri girme bence ben kovaya su alayım.
-Yenge bekleyemem hava güzel zaten tut şurada hortumu bana.
-Bekle hortumu getireyim of kuzey leş gibi kokuyon la.
-Valla deyip durma sürerim boklu ellerimi üstüne bak, hadi hortum getir.

Yengem içeriye koştu hortumu bağladı çeşmeye, suyu üstüme uzaktan tutuyordu.

-Yenge yaklaşşana kedi çişi gibi su damlıyo üstüme akıt şöyle bol bol,
-Oğlum bu kadar su geliyor ne yapayım?
-Yaklaş uzaktan tutma.

Yengem yanıma yaklaşmış üstüme su tutuyordu. Soyunmaya başladım. İçimde boxerım kalasıya kadar soyundum bahçede, yengem dik dik bana bakıyordu.

-Yenge bana tut suyu nereye tutuyon gözlerimi açamıyom zaten.
-Bekle al şu çeşmeyi sen ben bir yandan kovaya su dolduracam.

Ben hortumla kendimi yıkıyor, şampuan, sabun ne buldum döküyordum. Bir süre sonra Aysel yenge iki kova su ile geldi yanıma paçalarını sıvadı, tası daldırdı kovaya,

-Allah boy vermiş otur şu tahtanın üstüne bakayım.

Tahtanın üzerine oturdum kafama su döktü, eline şampuanı alıp kafamı ovalamaya başladı. Boxer’ın kıyısından sikimin kalktığını hissediyordum. Alıp içeriye sokacaktım ama Aysel yengemin görmesini istercesine bacaklarımı açmıştım, ellerimle kese yapıyordum bacaklarıma, Aysel yenge kafamı yıkadı, sırtıma kese yapıyordu. Sırtımı güzelce keseledi, lifi verdi elime.
-Al bacaklarını kesele güzelce.

Dediği gibi bacaklarıma kese yapıyordum. Onun bana dokunuşları iyice azdırmış, sikim artık iyice kalkmıştı. Ben bacaklarımı keseledikçe sallanıyordum, sikimin kafası boxer’ın yanından çıkmış baya meydandaydı. Yengem kafamı şampuanlarken eli yüzüme gitti.

-Yenge gözümü yaktın.
-Ay pardon kuzum kapat gözünü.

Yüzümü avkuluyor, şampuanı iyice yediriyordu, aklımda acaba “sikimi gördü mü” geçiyordu. Ben bacaklarımı liflemeye devam ediyordum. Suyu aldı döktü yıkadı güzelce,

-Kuzey sert lifle çıkmaz o koku, ver şunu sen bana. Kalk ayağa.

Ayağa kalkınca sikim kazık gibi belli oluyordu hiç önümü kapatma isteği duymadım. Yengem önüme geçmiş, eline lifi almış bacaklarımı sertçe ovuyordu.

-Of yenge acıdı
-E çıkmaz ki bu koku başka.

Ben üstüme su döküyordum.

-Dur dökme bekle keseleyim bir otur uzat bacaklarını.

Tahtaya oturup bacaklarımı uzatınca sikim yine çıktı yan taraftan. Yengem bakmamaya çalışıyor ama gözleri oraya gidiyordu. Sikime bakarak bacaklarımı lifliyordu. Baya bir süre lifledi. Gözleri sikimden kaçmıyordu. Sırtıma geçti, kafama şampuan döküp yıkamaya başladı.

-Yenge?
-He kuzum
-Ya valla çok sağol sende olmasan arınamayacam.
-Ne demek kuzum önemli değil. Ama donunu çıkartıp yıkaman lazım.
-Nasıl burada mı?
-Evet oralarını yıkamadık, ben içeri gidiyom kovaya su doldurmaya sen yıkan güzelce
-E yenge gören olursa?
-Yiğitin malı meydan da olur kuzum görsünler bir şey olmaz hem kim görecek burada
-E peki yenge git sen içeri o zaman
-Tamam bitince seslen.

Yengem içeriye o tatlı küçük götünü sallaya sallaya gidiyordu. İyi hoş boxer’ı çıkartayım da sikim iyice kalkmıştı ki. Oğlum ne düşünüyorsun amacın göstermek değil mi zaten. Çıkarıp ağaca astım boxer’ı kasıklarımı, kalçalarımı iyice keseliyor, yıkanıyordum.

Yengem kapıdan seslendi

-Kuzum yıkadın mı bitti mi?
-Ya yenge arka taraflarımı yıkayamadım hala koku geliyor, elim ulaşmıyor oraya.
-Hadi ya giy donunu geliyom

Boxer’ımı giydim. Yanıma gelmişti.

-Dur ayakta ben yıkayacam arkanı.
Boxer’ımı sıyırdı, kalçalarıma dokunuyor, iyice lifliyordu, bacak aralarımı felan keseledi iyice. Donumu sıyırınca lastiği gevşemiş olacak ki kaydı düştü bacaklarımdan aşağıya. Kalçam yengeme dönüktü. O an panik olmuş gibi ona dönüverdim önümü. Koca sikim gözlerinin önündeydi. Resmen yengemin gözleri büyüdü.

-Abooo bu ne gı böyle.

Ellerimle kapatmaya çalışıyor ama başaramıyordum. Çok kalkmıştı çünkü.

-Yenge pardon ya tamam git sen yıkarım ben.
-Nere gidem la gördüm görecemi, tut elinle öyle ben ovalayam biraz daha.

Canıma minnetti. Ama o kasıklarıma dokundukça sikimi tam kapatamadığım için elleri sikime değiyordu.

-Kocaman la bu?
-Sorma yenge ya
-Niye la ne güzel işte

Yüzü kızarmıştı.

-Yeter gitmiştir koku, kendini yıka biraz da yoruldum içeri gidem üstümü değişeyim ben.
-Tamam yengem çok sağol.

Donumu çıkarıp attım.

-Ha yenge Veysel abinin kıyafetlerinden felan ayarlarmısın bana?
-Aynen ona gidiyom zaten hadi havlu getircem gel.

Ben biraz daha yıkandım. Havlu ile geldi. Belime sardım. Donumu çıkarıp attım oraya. Arkasından gidiyordum. Yatak odasına götürdü beni. Kıyafetler yatağın üzerindeydi. Veysel abi kilolu olmadığı için kıyafetleri bana olacağını düşünüyordum. Boxer hariç hepsi olmuştu.

-Yenge başka don yok mu? Denk gelmedi bu
-Nasıl gelmedi geleyim mi?
-Dur havluyu sarayım belime

Dememe kalmadı kapıyı açıp giriverdi yine sikimi görmüştü.

-Kuzum başka don yok valla hepsi öyle güven abininkiler daha büyük.
-Yenge senin yokmu şort gibi bir şeylerin.
-Yok kuzum ne arasın.
-He daha fantezi şeyler giyiyon yani anladım. Dedim sırıtarak.
-Yok be
-Hadi hadi, tamam donsuz kazım gibi duracam o zaman yaapcak bir şey yok.

Yengem odadan çıktı, dal taşşak sadece eşofmanı giymiştim. Ama sikim olduğu gibi meydandayı. Geçtim içeriye oturdum.

-Üşüdüm ya.
-Hasta olmazsın inşallah.
-İnşallah yenge. Ya valla kusura bakma bir anda döndüm önüne
-Yengemin kuzum ne olacak.

Ne olacak? Bu sözü diyeni sikmiştim diyordum içimden,

-Tabi yenge.
-Ama kuzey çok büyük değil mi yengem o?
-Bilmem başka görmedim ki yenge dedim gülerek.
-Yani bende Veysel abininkinden başka görmedim.
-Oda görebildiğin kadar sanırım.
-Nasıl kuzum?
-Sorun var ya Veysel abide.
-Ha evet.
-Ya yenge sen çok güzel genç kadınsın, Veysel abinin bu durumu sıkmıyor mu canını.
-Yok kuzum alıştım artık. Senin sevgililerin, karın çok şanslı olacak ama bu konuda.
-Yok be yenge
-Niye kuzum?
-Bizde de sıkıntı oluyor.
-Ana bu boyda ne sıkıntısı erken gelme mi?
-Yok yenge öyle değil. Nasıl desem alamıyor kızlar.
-E haklılar ama nasıl alsınlar. Görünce ben bile korktum.
-Yok be yenge o kadar mı?
-He valla o kadar.

Benim bu konuşmalardan sikim yine canlandı, kalkmıştı.

-Baksana eşofman üstünden ne kadar belli oluyor. Kızlar da haklı yani alamamakta. Neyse ben senin kıyafetleri yıkayayım güzelce kurusunlar.

Gidip kıyafetlerimi makinaya attı. 3,4 kez yıkadı onları. Tele astı onu izlerken uykuya dalmıştım, evin önündeki koltukta uyuyordum. Yengem uyandırdı.

-Kuzum kalk esiyor, geç içeriye yat.

Uyku sersemi kalkıp yatağa uzandım. Uyanınca içim tam dalmıyordu. Yengemin beni yıkadığı, keselediği, sikimi gördüğü anı hayal ediyor, sikim iyice kalkıyordu. Yengem yanıma geldi üzerimi örtecekti. Örtüyü üstüme attı, üstüme doğru çekerken eliyle sikime dokundu. Çok rahat hissedebiliyordum. Bacaklarımın üzerine doğru çekti örtüyü, ve eli çarpmış gibi yaparak sikimi sıvazladı. İçimde don olmadığı için çok rahat o parmaklarını sikimde hissediyordum. İçim dalmış uyumuştum.

Gözlerimi açtığımda saat gece 2 olmuştu. Yengem yatak odasında yatmak yerine, karşımda duran çekyatta yatıyor, Cevat yanında ki beşikte uyuyordu. Su içmek için sessizce kalktım. Yengeme baktığımda çok derin uyuyordu. Güllü nenem ile Cevat dede diğer evdelerdi anlaşılan. Ev karanlık, kimseler yoktu. Dışarıda köpek havlama sesleri geliyordu. Mutfaktan suyumu aldım. Yengem sigaramı cüzdanımı ayak ucuna koymuştu. Sigara almak için ayak ucuna gidip eğildim. Üzerinden yorganı düşürmüş, götünü bana doğru domalarak yüzünü duvara dönmüştü. Altında şort ve tişört vardı, demek ki sıcaklarda evde böyle giyiniyordu. Sigaramı aldım yengem iyice domaldı. Dışardan hafif bir ışık, ve gece lambası aydınlatıyordu odayı. Yengemi dürttüm.

-Yenge uyuyor musun?

Ses yoktu. Dürtmek için kalçalarına yakın yerine dokundum. Tepki vermiyordu. Kalçaları o kadar dolgun ve güzeldi ki içimden onları avuçlamak geçiyordu. Üzerine doğru eğildiğim de memeleri dışarıya fırlayacak gibi duruyor, tişörtten taşıyordu. Bembeyaz memeleri vardı. Dokunsam mı dokunmasam mı diye düşünürken zaten evde kimse yoktu uyansa bile en fazla tokat atardı. Veysel abiye söyleyecek hali yoktu ya. Ya söylerse? İçim içimi kemiriyor kendime engel olamıyordum. Göğüslerinde parmaklarımı gezdirdim. Yengem sırt üstü döndü. Ödüm bokuma karıştı, hemen kendimi kapıya attım. Ama uyanmamıştı. Göğüslerini kaşıdı ve sırt üstü uyumaya devam etti. Dışarıya çıkıp sigaramı yaktım. Ne yapıyordum lan ben? Ya uyansa fark etse ne bok yiyecektin? Belki onunda gönlü olur siktirirdi kendini Özge yengen gibi diye düşünüyor, sigaramı içiyordum. İçeriye tekrar döndüğümde şortu iyice sıyrılmış, yukarıya doğru çıkmıştı, içinde kırmızı külotu gözüküyordu bacaklarının arasından. Yanına doğru yaklaştım. Bacaklarını okşadım tepki yoktu, şortu bacağından biraz daha sıyırdım yine tepki yoktu. Sanki bana yardımcı oluyordu. Bir bacağını ayırdı. Şort iyice sıyrılmış külotu daha da belli oluyordu. Cesaretimi toplayıp külotunu sıyırdım yan tarafa. Gözlerime inanamıyordum. Bu amı daha önce kimse sikmemiş miydi? O dudakları, amının yarığı of sabaha kadar seyredebilirdim. Elimi amına götürüp dokunduğumda nemliydi. Islanmış olmalı, çok zevkli duygular içerisinde amında parmaklarımı gezdiriyordum. Yumulup yalamamak için kendimi zor tutuyordum. Dayanamadım. O amı öpmeliydim. Kafamı amına doğru yaklaştırdım. Dilimi çıkartıp gezdirdim hafifçe, ekşimsi bir tadı vardı. Öyle bir irkildi ki bacağı çeneme vurdu. Şok oldum, olduğum yerde duruyordum. Yengem şorta ve külota elini atıp düzeltti ve götünü bana döndü. Uyuyordu yada uyuyor numarası yapıyordu. Yatağıma geçtim. Bunu düşünürken uykuya dalmıştım.

Sabah olmuş Cevat ağlıyordu. Gözümü hafifçe araladım. Yengem memesinin tekini çıkartmış Cevat’ı emziriyordu. Tek gözüm açık onu izliyordum. Arada bana bakıyor gözlerimi kapatıyor, uyuyor numarası yapıyordum. Cevat’ı emzirip salladı beşiğinde tekrar uyuttu. Yengem ayağa kalkıp gerildi, esnedi yanıma gelip oturdu.

-Kuzey, kuzum hadi kalk sabah oldu, uyan kahvaltı yapalım kuzey.

Uyandırmaya çalışıyordu. Derin uykudaymış numarası yapıyor, elimi bacağına atıyordum. Elim bacağındaydı. Çıplak bacaklarına dokunuyordum. Yengem bir süre durdu. Üstümdeki pikeyi sıyırdı. Sikim çadırı kurmuş, ona bakıyordu. Gözümü hiç açmıyordum ne yapıyordu acaba? Üstümden pikeyi sıyırmaya devam etti, tekrar eli sikime değiyordu, ama bu sefer hem kuzey diye sesleniyor, hemde eline alıp sikimi sıkıyor, sertliğini hissediyordu. Bu sefer korkutma sırası bendeydi.

Uykumun arasında gerildim. Hemen elini çekti sikimden dürtmeye başladı.

-Yengem kalk sabah oldu.

Esnerken elim memelerine çarpmıştı. Yumuşacıktı

-Günaydın yengem.
-Günaydın kuzum hadi kalk.
-Yenge benim kıyafetler kurumuş mudur? Kalkmayayım şimdi.
-Yok ıslak daha.
-Hadi ya, tamam git sen içeriye kalkarım ben
-Niye? Haa tamam kuzum

Anlamıştı kalkık sikimle yataktan çıkmyacağımı.

-Güllü nenemler yoktu galiba gece nerede onlar?
-Diğer evde kalıyor onlar. Sabah erkenden afyona gittiler.
-Neden?
-Bizimkiler inekleri beğenmemiş, başka inek bakacaklar.
-Anladım.

Yengem mutfakta bir şeyler hazırlıyor yatağın içinde sikimi avuçlayıp yerleştirmeye çalışıyordum. Ayağa kalktım. Elimi sikime attım, yengem sikime bakıp, tepsiyi yere koydu.

-Yenge bi don olaydı iyiydi.
-Aman kuzum rahat ol kim görecek sen ben varız.
-E senden çekiniyorum zaten.
-Aman yengenim ben senin bir şey olmaz sal gitsin.
-İyi o zaman

Elimden sikimi çekince tüm ihtişamı ile belli oluyordu donumdan. Yengem resmen yutkunuyordu.

-Kuzey bugün çarşıya gidelim mutfak masrafı görelim.
-Tamam yenge benim arabayla gideriz.
-Senin arabayla gidemeyiz park edecek yer bulamazsın, dolmuş kalkıyor. Kahvaltıyı edelim Cevat’ı giydirelim çıkalım. Hem o zamana kıyafetlerin kurur.
-Tamam yengem.

Yengem bağdaş kurmuş oturuyor, arada sofraya eğildikçe memeleri belli oluyordu. Gözlerim memelerine gidiyor, baktığımı fark edince göğüslerini tişört ile kapatıyordu.

Dışarıya çıkıp kıyafetlerime baktım. Bok kokusundan eser kalmamış mis gibi kokuyordu, kurumuştu kıyafetlerim. Yengem yanıma geldi.

-Kurumuş mu kuzum kıyafetler.
-Kurumaz mı mis gibi olmuş canım yengem.

Kucağıma alıp kaldırmıştım. Belinden sımsıkı tutuyor, sikimle göbeğine baskı yapıyordum. Yanaklarından öptüm indirdim yere.

-Ay deli çocuk ya ne demek yengem bir daha boka bulaşma yeter diye gülüyordu.
-Hadi giyinelim de çıkalım sende hazırla Cevat’ı
-Tamam kuzum

Kıyafetlerimi giymek için yengemlerin odasına geçtim, gelir diye ağırdan aldım giyinme faslını ama gelmedi.

-Oh be dal taşşak dolaşmaktan sıkılmıştım.
-Hahaha boşver hava aldı oda.
-Aman yenge almasın utana sıkıla oturdum yanında.
-Aman kuzey, hadi hazırsan çıkalım.

Cevat’ı yengemin kucağından almak için kollarımı uzattım. Bilerek memelerine temas ettim. Değerli okurlar artık Özge yengem den aşinaydım durumlara. Ne çekinme ne utanma aklıma koydum bu taze gelini çatır çatır sikecek yarrağa doyuracaktım. Ama çok zorluyordu namussuz. Cevat kucağımda yengem yanında Pazar arabası elinde dolmuş durağına gittik. Yaklaşık 10 dakika bekledik dolmuş geldi. Çok kalabalıktı.

-Aboooo bu ne yenge binecez mi?
-Gülüm bunlar hep böyle mecbur binecez.
Yengemle dolmuşa bindik. Cevatı kucağımda tutuyordum. Yengem yanımdaydı. Sağ olsun oturan bir abla Cevat’ı kucağına aldı. Yengeme daha da yakın olmuştum amacım belli fortlamaktı. İlerledikçe insanlar biniyor, otobüs çok yavaş hareket ediyordu. Yengemin arkasına yani aramıza bir adam girmişti. Adamdan müsaade isteyip arkama aldım. Yengemin arkasına ben geçtim. Aramızda ip geçecek mesafe yok, sikimi yengeme dayıyordum resmen. Yumuşacık götü vardı. Otobüs yavaş gidiyor, benimde işime geliyordu. Birden ani fren yaptı. Yengemin belinden sıkıca tutup kendime çektim. Sikim iyice sertleşmiş, pantolondan fırlayıp yengemin götüne girecekti sanki.

-Ay kuzum düşüyorduk.
-Yok yenge tutarım ben seni

Belinden tutuyordum artık düşmesin diye. Oda ses etmiyordu. Biraz ilerledikten sonra, sıkıca tutmuyor, hafif gevşeltiyordum kollarımı. Yengem iyice bana yaslanmış götünü bana dayıyordu. Nefes alışverişimi ensesine üflüyordum. Otobüsün içi ve dışarısı o kadar sıcaktı ki. Boynuna doğru üfledim biraz serinler diye. Gıdıklandı boynunu kafasını eğerek kapattı. Kulağına doğru eğildim.

-Gıdık mı aldın?

Evet dercesine başını salladı. Yengemi daha sıkı tutup çektim kendime. Götünü kımıldatıyor, sikime iyice dayanıyordu, bir taraftan da kafasını sağa sola çeviriyor ama her yer insan normal kim ne görecek. Belini tutarken yanlışlıkla olmuş gibi, otobüs fren sıkınca elimi amına doğru attım. Giydiği bol şalvardan amını avuçlamıştım resmen. Elimi tutup çekti yukarıya. Tekrar kulağına yaklaştım.

-Pardon yenge.

Götünü sürekli bana dayıyor, sanki otobüsün hareket etmesinden oluyormuş gibi kımıldatıp duruyordu, azmıştı belliydi yani. Boynuna arada üflüyor, daha da kışkırtıyordum. Önünde başka bir adam vardı. Otobüs durakta durunca tekrar elimi amına attım öyle bir avuçladım ki parmaklarımı içine sokacaktım az daha şalvarın üzerinden yengem hiç ses etmedi, elimi de yukarıya çekmedi. Elim amındaydı, parmaklarımla hafifçe okşuyor, ben okşadıkça sikime götünü yapıştırıyordu. Otobüs bir daha durdu ve iyice yaslandı bana. Bende istiyor artık belli diyerek tekrar avuçladım amını.

-Hadi iniyoruz. Diyerek çekti elimi amının olduğu yerden.

Kollarımdan sıyrılmıştı. Cevat’ı kadının kucağından alıp indim. Hiç konuşmadan ilerledik.

-Yenge bu ne kalabalık keşke arabayla gelseydik.
-Baksana ana baba günü dolmuş bile iki saatte geldi ya park edemezdin, iyi ki dolmuşla geldik.

Bu lafın üstüne anladım hoşuna gitmişti bu ufak temaslar. Sikim kazık gibi pazarda geziyorduk. Yengem bir iç çamaşırı satan satıcının yanında durdu. İncecik ip gibi külotlara bakıyor, dantelli sutyenleri eline alıyordu. Bir tane tanga tarzı bir kırmızı külot aldı eline.

-Hep kırmızı alma beyaz daha çok yakışır, yada siyah

Yüzü kıpkırmızı oldu. Dün gece amına dil attığımın farkındaydı. Sözümü dinledi eli siyah ve beyaz iç çamaşırlarına gidiyordu. Bir tane önü dantelli beyaz külot aldı eline inceliyordu. Yanına yaklaşdım;

-Al bunu.

Hiç konuşmuyor hafif, hafif gülümsüyordu. Sutyenleri ellemeye başladı. Yanına gittim. Yan tarafta duran önü dantelli beyaz sutyeni elime alıp yaklaştırdım yanına.
-Bak bununla daha uyumlu bunu al.
-Baya zevklisin ha Kuzey.
-Tabii, hem sana çok yakışır.

Omzuma tokat attı, hoşuna gidiyordu. İç çamaşırlarını aldı, parasını ben ödedim zaten para harcatmıyordum ona. Bir yere oturup yemek yiyecektik lokanta tarzı bir yere girdik.

-Sen nereden biliyorsun bunları bakayım?
-Neyleri?
-İç çamaşırlarından anlıyorsun, kim bilir kaç tane kızın üstünde gördün.
-Çok diyordum pişkin pişkin gülerek. Ama hiç birine yakışmıyordu giydikleri merak ettim senin üstünde nasıl olur acaba bunlar yenge.
-Aman ne olacak kuzum sıradan iç çamaşırı işte. Yüzü kızarıyordu.
-Yok sıradan değil, telde gördüm de bazı iç çamaşırlarını, Veysel abinin seni boş bırakmaması lazım sen onları giydikçe

İyice utanmış gelen yemeğimizi yiyorduk konuşmuyordu. Ya bariz belliydi kendini siktireceği, yanıyordu amı. Veysel abi kim bilir ne zamandır doyuramadı bunu.

-Hadi gidelim eve artık.
-Gidelim yengem. Cevat’ı sen al, ben Pazar arabasını alayım.

Dolmuş durağına gittik yine tıklım tıklımdı. Yengemle göz göze geldik bindik dolmuşa. Ben yine arkasına geçmiştim. Cevat kucağındaydı.

-Ver sen bana Cevat’ı

Yan taraftan yaşlı teyze aldı bu seferde kucağına. Yer verecek olan yok, çoğu yaşlıydı zaten. Yada yengem gibi çocuklu kadın. Tam yengeme dayamak için hamle yapacakken kendisi yapıştı bana. Otobüs geldiğimiz kadar kalabalık değildi. İlerledikçe dolmaya başladı. Arkaya doğru ilerliyorduk, her adım attığımız da yengem götünü bana sürtüyordu. Artık dayanamıyordum pantolonumun içinde kalkan sikimi düzeltmek için elimi attığımda yengemin götüne değiyordu elim. Yengem hiç bozuntuya vermiyor aksine elime dayanıyordu. Elimi açıp avuçlar gibi tuttum götünü, yengem hiç tepki vermiyor sabit duruyordu. Acaba nereye kadar ilerleyeceğimi mi düşünüyordu. Sıkıntı yok ilerlerdim. Orta parmağımı arkasından amına hizalayıp tamamıyla avuçladım götünü, parmağımla amına baskı yapıyordum altında ki incecik şalvardan resmen amının dudaklarının kabardığını görüyordum. Elini arkasına attı elimi çekmek için, eliyle sikime dokunmuş oldu. Elimi tekrar götüne attım. Bu sefer alttan amını avuçluyor sıktırıyordum. Resmen dizlerinin titrediğini hissediyordum. Kolumu tutuyor ama ellerimi çekmiyor, daha çok bana yanaşıyordu. Bu anın bitmesini hiç istemiyordum. Önünü döndü bana. Yüzüme bakmıyor yere bakıyordu. Yanaştı, yanaştı, elimi önünden amına doğru attım bu sefer. Amını öyle bir avuçlayıp sıkıyordum ki. Gözlerimin içine baktı. Kıpkırmızı olmuştu yengem. Nefes almıyordu resmen. Gülümsedim. Kafasını çevirdi,hafif hareketler ediyor, elimle amını okşatıyordu.

-Geldik hadi inelim.

Ne çabuk geldik amına koyayım ya diyordum içimden. Otobüsten indik, yengem çantayı sürüklüyor, Cevat’ı kucağımda taşıyordum. Eve girdik, Pazar arabasını mutfağa attı. Cevat’ı kucağımdan alırken memelerine sürttü kolum.

-Yengem ben bir çocuğu emzireyim.
-Tamam yenge bende bir sigara içeyim bahçede.

Bahçeye çıkmış, sigaramı yakmıştım. Hayvanlarla ilgilenen insanlar vardı. Tanımıyordum çalışan işçiler olmalıydı. Tam sigaram bitmişti ki yengem seslendi.

-Kuzum ben banyoya giriyorum bebeğe bakalak oluver.
-Tamam yenge geldim.

İçeriye girdiğimde yengem yeni aldığı çamaşırlarını Pazar arabasının üstünden almış, içeride ki banyoya doğru gitti. Bebek uyuyordu oturdum. İçeride ki sesleri dinliyordum. Su sesi geliyor, yatak odasının kapısı kapalıydı. Biraz zaman geçti ama içim içimi yiyordu gidip izlemeliydim yengemi. Kapıyı tıklattım duymadı. Su sesleri geliyordu. Yatak odasına girdim banyo kapısına kulağımı dayadım. Su sesi geliyor ama başka bir ses daha geliyordu. Meraklı gözlerle delikten uzattım kafamı. Hiç bir şey göremiyordum. İzlemeye devam edince yengem tam kapının önüne geçmiş, tabureye oturmuş, bacaklarını ayırmış amını okşuyordu yıkanırken. Çok güzel amı vardı. Memeleri muz gibi, uçları sert dik, incecik vücudu, sikim kazık gibi olmuştu iyice. Şeytan diyor gir içeri çatır çatır sik. Bir süre izlemeye devam ettim yengem görüntüden çıktı, bir yere geçti, elinde salatalık ile geri gelip oturdu. Amınının dudaklarını ayırıp incecik salatalığı sokmaya başladı. Bari kalın alsaydı, deliğini genişletmek istemiyordu sanırım. Japon siki kadar bir salatalığı sokup, çıkartıyor. Gözlerini kapatmış zevkten dudaklarını ısırıyordu. Acaba otobüste amını götünü okşadığım, değdirdiğim için mi yapıyordu? Git gide hızlandı. Sapur supur sesler geliyordu. Ama ben gerizekalı delikten bakarken heyecana gelmiş kafamı kapıya vurmuştum. Elindeki salatalığı hemen kenarıya attı.

-Kuzey sen misin?
-Şey evet yenge
-Ne oldu kuzum?
-Cevat uyanmıştı ağlıyordu da buraya gelince kesildi ağlaması sen yıkan yok bir şey.
-Tamam kuzum çıkıyorum zaten.

Ulan kadının işini yarım bıraktık diyordum içimden. İçeride oturmuş televizyon bakıyordum. Yengem ıslak saçlarıyla çıktı geldi. Altına eşofman, üstüne tişört giymişti. Hemen bebeğin yanına gidip kontrol etti.

-Uyuyor.
-Evet, sen banyodayken huysuzlandı biraz ama uyudu tekrar. Kokunu özledi herhalde yenge.

Kısık sesle gülüyor

-Olabilir.
-Denedin mi aldıklarını?
-Denemedim
-Ya denk gelmezse giyseydin bir.
-Yok ya biliyom bedeni mi denk gelir.
-İstersen dene.
-Sonra denerim. Aç mısın kuzum?
-Yok yengem ama çayını içerim
-Tamam koyayım tüpe kaynasın. Gel sigara içelim.

Bahçeye çıktık sandalyeye oturduk. Sigara uzattım yaktı. Sigaralarımızı içerken sessizliği bozdu.

-Sen boxer giymemişmiydin pazara giderken?
-Giydim yenge? O nereden çıktı?
-Otobüs dolu olunca giymedin sandım da. Hiç giyili gibi değildi.
-Yenge kusura bakma ya o kalabalıkta elim kolum
-Şeyin
-Neyim?
-Elin kolun hariç şeyin de baya çarptı. Otobüste ortada duran direk sandım. Dayandım bende düşmeyeyim diye arkamda seni görünce şaşırdım.
-Hahaha o kadar mı sertleşmiş ya.
-Yani direk sandım ben ondan o kadar dayandım.
-Yok gene sorun değil yengemsin sonuçta
-Aynen yani aklına bir şey gelmesin kuzum
-Yok yenge ne gelecek saçmalama gözünü seveyim. Zaten o kalabalıkta arkanda başkası dursun istemedim o yüzden tuttum seni.
-Bak sen korurmuşta yengesini.
-Tabi yenge sonra başka direğe dayanırsın oda sana dayar allah muhafaza.

Kahkaha atıyordu.

-Doğru dedin en azından tanıdığım, bildiğim direk dayasın

Bunu söylerken kahkaha atıyordu.

-Aynen yenge. Yabancı direktense bilindik direk daha iyi.
-Öyle kuzum. Çay olmuştur. Sen kat iç ben yemek için fasulye ayıklayacam.

Ben çayımı doldurdum, çıktım oturdum bahçeye. Mutfağın penceresinden fasulyeleri yıkarken gözümün içine bakıyordu. Gözümün önünden o manzara gitmiyor, küçücük amına japon siki kadar salatalığı nasıl sokup çıkartıyordu. Gözleri dönüyordu onda bile, sikimi yese zevkten uçardı bu karı.

Telefonum çalmaya başladı. Arayan İlayda;

-Efendim aşkım.
-Canım ne yapıyorsun aramadın hiç.
-Bir tanem iş güç ya arayacak zamanım olmuyor şimdi de çalışıyorum. Konuşalım mı daha sonra.
-Tamam aşkım kolay gelsin. Bu arada Ferhat seni sordu aramış ulaşamamış. Tamam ben ararım onu da sonra.

Hemen Ferhat’ı aradım.

-Alo kanka beni aramışsın.
-Adamım ne yapıyorsun biz kadının numarasını bulduk onu haber vermek için aradım seni.
-Süper şimdi o numarayı at bana. Bu kadının adı ne? Nerede oturuyor biliyormusun
-Kanka kadının adı Esma, konakta bir yerde oturuyor.
-Sen neredesin şuan?
-Konak’a yakın bir yerde oturuyorum
-Süper bekle benden haber.

Kadını aradım;

-Alo esma hanımla mı görüşüyorum?
-Evet buyurun siz kimsiniz?
-Efendim merhaba rahatsız ettim kusura bakmayın. Falanca baknasından arıyorum ismim Kürşat.
-Buyurun Kürşat bey.
-Efendim bankamız da bir karışıklık olmuş, sizin adınıza şu kadar miktarda kredi çekilmiş bunu siz mi çektiniz?
-Hayır ne alaka ben kredi felan çekmedim?
-Bir yanlışlık olduğunu fark etmiştik rica etsem Karşıyaka şubemize gelebilir misiniz?
-Ben şuan alsancakta kuafördeyim ancak yarın gelebilirim.
-Peki efendim sizin aracınız beyaz sedan şu plakalı araç mı?
-Hayır benim aracım üstü açık siyah plakası da şu.
-Efendim karışıklığı düzeltmeye çalışacağız. Lütfen bizden haber bekleyin. Araç bu gözükmüyor parayı çeken kişinin o yüzden sordum.
-Peki Kürşat bey bilgilendirin mutlaka beni. Yarın geleceğim.
-Tabii efendim iyi günler.

Hemen Ferhat’ı aradım.

-Alo Ferhat.
-Efendim kanka.
-Bro kadın alsancakta kuaförde arabası şu plakası şu şimdi gidiyorsun alsancağa bu arabayı arıyorsun. Araban ile git, kadını takip edip müsait bir yerde kadının arabasına çarp.
-Ne saçmalıyon amına koyim?
-Bu dediğimi Mete’ye de anlat ikiniz gidin. Ama araca çarparken Mete araçta olmasın. Hadi amına koyayım ya dediğimi yap yürü git bul arabayı.
-Bir yarrak anlamadım tamam amk
-Bekle anlatıcam işte şimdi arabaya çarpınca diyeceksin ki; “Efendim yanlışlıkla oldu çok özür dilerim tüm masrafları karşılayacağım lütfen sizi korkuttum kendimi affettirmek istiyorum ne zaman müsaitsiniz bir yemek yiyelim böyle kadını yağla balla tamam mı ha birde şık giyin zengin görün iyice, kadın seni görünce canı çeksin”
-Vay amk ulan Kuzey şeytansın ha
-Bak güveniyorum sana yaparsın değil mi?
-Ayıpsın şimdi anladım olayı merak etme her türlü kafalarım kadını.
-Tamam hadi göreyim koçum seni. Beni ara haberdar et durumlardan.

Yengem içeriden seslendi;

-Kuzum bebeği sallarmısın yemek yapıyorum.
-Tabii yenge geldim.

İçeriye girdim. Mis gibi yemek kokuları geliyordu. Beşiği sallayıp Cevat’ı uyutmuştum, yengem yemek hazır olmak üzere ayran çalkalayım mı? Diye sordu saat akşam 8 e geliyordu neredeyse.

-Olur yenge çalkala güzel uyku çekelim

Manzur bir gülümseme vardı yüzünde.

Yengem mutfakta ayranı çalkaladı, sofrayı kurdu. Güzelce yemeğimizi yedik. Çay koymak için mutfağa gitmişti. Su içmek için yanına gittim.

-Yengem pardon bardak alacamda.

Bulalık yıkadığı yerden kenarıya kaçıldı.

-Al kuzum

Yengemin arkasından bardaklığa uzanıp bardak alıyor, bir taraftan o güzel götüne sikimi yaslıyordum. Resmen abanmıştım yengeme. Çeşmeden su doldurup içtim. Telefonum çalıyordu koşarak aldım, dışarıya bahçeye çıktım Ferhat arıyordu;

-Adamım ne yaptın?
-Kanka şuan yemekteyiz.
-Harbi mi diyon la?
-Valla kanka, kapatmam lazım mete dışarıdan kameraya çekiyor herşeyi.
-Helal len iyi akıl ettiniz.
-Hadi kapatıyorum kadın geliyor.

Keyifle sigaramı yaktım içiyordum. Yengem elinde çayla çıktı geldi yanıma.

-Kuzum ne yapıyorsun?
-Ne yapayım yengem arkadaşla konuşuyordum. Ellerine sağlık güzel yemişim, göbek şişti.
-Hahah genç adamsın eritirsin, kızlar rahat bırakmıyor tabii buldular yakışıklı çocuğu,
-Yok be yenge.
-Öyle öyle, çok yakışıklısın kuzum.
-Teşekkür ederim yengem.

Çaylarımızı içiyor böyle konuşuyorduk, konu sürekli bel altına çekilmeye çalışılıyordu, ve bunu yengem yapıyordu.

-Kuzey sürekli kalkık mı?
-Yok yenge.
-E neden sürekli kalkık gibi duruyor.

Anladığım kadarıyla yengem sürekli oraya bakıyor, gözlerini alamıyordu.

-Yok yenge normal hali o, pantolondan öyle duruyordur belki.

Bu tarz konuşmalar ile çaylarımızı içtik, eve girmiştik saat 11 olmuş uyuyacaktık artık. Yorganlara yardım etmek için yengemin yatak odasına gidip yüklükten yorganları aldım. Yengemde yastıkları almak için önüme sokuldu, sürekli götünü sikime dayama çabası içerisindeydi. Bunu da başarıyor, sürekli sürtünüyordu bana. Yatağımı yengem hazırlıyor, ben onun domalmalarını izliyordum,

-Yengem hazır yatağın sokul yat, ben üzerimi değiştireyim.
-Tamam yengem de soyunayım.

Üstümde tişörtüm, altımda boxer ile yatacaktım, yengemi dikizlemek geldi aklıma içine ne giyecek merak ediyordum. Zaman geçiyordu artık. Yarın eve dönecektim dönmeden bir şeyler yapmam gerekiyordu artık. Hazır evde kimse yok…

Kapının deliğine gözlerimi dayadım. Yengem çırılçıplak duruyor, yeni aldığı benim beğendiğim beyaz iç çamaşırlarını içine giyiyor, üstünde ince ip askılı, altında bol Veysel abinin şortlarından giydi kapıya doğru geldi, yatağıma uçtum bir hışımla,

-Hava çok sıcak yenge valla boxer ile yatacam üstüme pike aldım.
-Sorun değil yengem nasıl rahat ediyorsan öyle yat. İyi geceler kuzum çok yorgunum. Bir ilaç içmiş yatmıştı.

Bende pikeyi üstüme alıp yattım. Yengeme ne yapabilirim diye düşünüyor, gözüme uyku girmiyordu, yatakta kıvranıp duruyor, gözlerim yengeme gidiyordu. Götünü bana dönmüş, yüzü duvara dönük uyuyordu. Zor da olsa içim dalmış, uyumuştum. Gece saat 1 olmuş telefonum titriyordu, ona uyandım arayan ferhattı. Dışarıya çıktım konuşmak için;

-Kanka ne yaptınız?
-Kanka kadın evine kahve içmeye davet etti, şuan oraya gideceğiz, Mete den kamerayı aldım kayıt edeceğim her şeyi,
-Helal kanka, Mete takip etsin sizi, videoyu güzel çek senin yüzünü kapatırız, sen kadını güzel sik. Hadi bakayım.

Saat 1,30 oluyor, dışarıda sadece ay ışığı parlıyordu. Yengem gece lambasını yakmamış, önümü zor görüyordum. Gittim lambayı yaktım. Kafamı çevirince yengem üzerinden pikeyi atmış, bacaklarını ayırmış, şortun bolluğundan kasıklarına kadar sıyrılmıştı şort, o dantelli külotu gözüküyor, üstünde ki ip askılısı yukarıya sıyrılmış seksi göğüsleri görünecekti neredeyse, göbeği olduğu gibi meydandaydı.

Yanına yaklaşıp, onun frikik dolu vücudunu izlemeye başladım. Ufak tefek dürtmek için elledim, hiç tepki yoktu. Kafama koydum dün geceden de ileriye gidecektim bugün. Artık gitmeliydim. Yarın öğleden sonra eve gidecektik çünkü…

DEVAM EDECEK…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ!…

sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan kartal escort sakarya escort bayan