Arşiv Şubat 2020

ankara metrosu

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ankara metrosu
Selam hikaye severler.
Yine gercek bir hikayemle sizlerleyim.
mertankara hotmail.com mail adresim.
umarim begenirsiniz.
aracim bakimda oldugundan metro kullanmak zorundaydim. Kizilaydan batikente gitmek icin metroya bindim. İs cikisi oldugundan kalabalikti. Kapi girisindeki demire yaslanip beklerken (kumas pantalon,gomlek vardi uzerimde) metronun hareketi ile demire yasladigim sikime carpan el ile irkildim. Orta yas hafif tombul kisa boylu seyrelmis sacli birisi tutmustu demirden tam sikimin hizasindan. Adam hakliydi tabi o demir tutunmak icin var sonucta. Olayi onemsemeden biraz geri cekildim adam zaten onune bakiyordu. Metro hareket ettiginde geride durmama ragmen tekrar bir temas oldu daha once hic bir erkek sikime bı sekilde dokunmamisti ama garip olan sikimdeki hareketlenmeydi.
daha fazla cekilecek yer yoktu ve olabildigince cekilerek hata oldugunu dusunerek devam ettik yola cok gecmeden bu sefer parmagini uzatarak tekrar sikime dokundu amcabey. Artik bilerek yaptigindan emindim ama sikimde hemen kalkmisti. Garip bir durumdu hem sinirlenmistim ama sikim benden ayri hareket halindeydi. Sanirim sikimin kalkmasi adami dahada cesaretlendirmisti. Ufak dokunuslar siklasmisti adam iyiden iyiye sikimin basini parmagiyla yokluyordu. Rahatsiz olmustum metro da akkopruye gelmisti. İnmeyi dusundum ama gec kalmistim. Adam artik iyice cesaretlenmis iki parmagi ile yokluyordu sikimi inceden. Zonklamaya baslamisti iyice. yüzüne bakmaya calistim ama yere baktigindan bisey goremiyor fakat kelinden bile kipkirmizi oldugu belli oluyordu.bende utanmis ve rahatsiz olmustum iyice
demetevler duraginda artik kapi tarafina gecip metrodan inmistim. Arkama bile bakmadan merdivenlere yonelmistim. İnen sayisi fazla degildi o an arkamdan geldigini hissettim. Metro cikisina geldigimde ozur dilerim arkadas sesiyle iyice korktum. Ne var amca ne istiyosun dedim. Cikmistik artik metrodan benimle yuruyordu yere bakarak.
ilk defa boyle bisey oldu cok hosuma gitti ozur dilerim dedi.
Sikim zonkluyor bi taraftan bi taraftan garip bi duygu ne istiyosun amca dedim.
evim cok yakin bi kahve icelim kimse yok evde dedi.
Hem korku hem heyecan artik dizlerim titriyor ama sikimde bi taraftan zonkluyor olur demistim.
Onunda heyecandan yuruyemedigini farkettim. Gittik birlikte alt kattaki dairesine girdik iceri isigi acmamasini istedim ve ne istedigini sordum.
Agzina almak ve bosaltmak istiyorum dedi. İlk defa boyle biseye cesaret ettigini soyledi kabul ettim artik adamin evine kadar da sikimin sevdasina gelmistim. Salona gectik onumde diz cokup kemeri fermuari acti bokserin ustunden sikimi oksamaya ve inlemeye agzina yuzune surmeye basladi.
Sonra yavasca bokseri indirip kafasini opmeye basladi. Pantalonu cikartip koltuga oturdum. Sikimi agzina sokup bacaklarimi ve sikimi oksamaya basladi.
inanilmaz zevkliydi
arada tasaklarimi dilleyip sikimi sıvazliyor tassagin altina sokmaya calisiyordu dilini. Tek bacagimi omzuna tek bacagimi da koltugun kolcagina koyup isini kolaylastirdim. Simdi once sikimi sonra tasagimi ve sikimi sivazlayarak deligimi dillemeye baslamisti. İsini inanilmaz istekli ve nazik yapiyordu cok fazla dayanamadan kolcağa dogru donerek fiskirdim.
Sonrasinda bu kadar yeter diyerek kacarak uzaklastim evden.
Bu zevki bana tekrar yasatacak ankarali acemi yarrak hastasi varsa bekliyorum. Mertankara hotmail adresim.
sevgiler.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Zeynep Teyze

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Zeynep Teyze
Köyümüz bir sabah bir haberle çalkalandı. Haberin kaynağı bizim evdi. 35 yaşındaki annem komşumuzun 25 yaşındaki oğluyla kaçmıştı. Birlikte kaçtıklarını onları arabaya binerken gören bir köylümüz sayesinde öğrendik. Babam peşlerine düşüp ikisini de bulup öldürmek istedi ama amcalarım araya girip onu bu kararından zor da olsa vazgeçirdiler. Ancak hep birlikte annemin beraber kaçtığı Faruk Abinin evini basıp annesiyle babasına meydan dayağı çektiler. Babası Hamit Amca ve annesi Zeynep Teyzenin suratları tanınmaz hale gelmiş, evlerinin bütün camı çerçevesi aşağı inmişti.

Babam bu haberle perişan olmuştu. 20 yıllık karısının, oğlunun annesinin, bunu yapması onu insan içine çıkamaz hale getirmişti. Köyde herkesin çekindiği sert bir adamdı ama karısının davranışı ona ‘Boynuzlu’ lakabının takılmasına yetmişti. Kimseyle konuşmuyor, ağzını bıçak açmıyordu. Ben de öyleydim. Her yerde utanç içinde başım eğik halde yürüyor, insanlarla konuşmaya utanıyordum.

Sonraki günlerde annemle Faruk Abi arasında uzun zamandır bir şeylerin olduğunu öğrendik. Yeni, birdenbire olan bir ilişki değilmiş bu. Meğer köyde bazılarının bundan haberi bile varmış. Hatta iki yengemin bile bunu bildiğini kendi aralarında yaptığı bir konuşmada duydum. Annemle Faruk Abinin gizli gizli buluştuklarını şahit olduğum konuşmalarında söylediler. Ama annem ilişkisini gizlemeyi başarmıştı bizden. Başkaları öğrenmiş ama babamla ben kör ve sağır kalmıştık. Bunu öğrenmek babamın öfkesini ve nefretini büsbütün artırmıştı.

Dedikodunun, insanların arkasından konuşmanın ve iş çevirmenin gırla gittiği bir köydü bizimkisi. Şimdi de insanların tek konusu biz olmuştuk. Köyde daha önce de çarpık ilişkiler yaşanmıştı. Evli adamların ve kadınların aşk yaşamalarına yabancı sayılmazdık. Hatta en yakın örnek olarak büyük yengemle küçük amcamın bir zamanlar aşk yaşadıklarını biliyordum. Aile arasında sorunlara neden olan bu olayı dışarıya yansıtmadan çözmeye çalışmıştı dedemle babaannem.

Bazı adamların aralarında karılarını değiş tokuş yaptığını da işitmiştim. Birbirlerinin karılarını sikiyorlardı ve hepsi bilinen şeylerdi, ama su yüzüne çıkmadan gizli kapaklı yapılıyordu. Herkes işine gelmediği durumlarda üç maymunu oynuyordu.

Annem köyün en güzel kadınıydı, bütün köylü kadınların ortak düşüncesiydi bu. Babam onu daha çocuk yaşta komşu köyden kaçırmıştı. Beyaz tenli, ela gözlü, uzun boyluydu. Geçirdiği bir hastalık nedeniyle benden başka çocuğu olmamıştı. Bu nedenle diğer çok çocuklu köy kadınları gibi erken yaşta çökmemiş, güzelliğini korumuştu. Ama bu durum deyim yerindeyse babamın ondan nefret etmesine sebep olmuştu. Tek çocuklu olmak yaşadığımız köyde küçük düşürücü bir durummuş gibi algılanıyordu. Annemin akrabalarımız içindeki lakabı dölsüzdü.

Kendimi bildim bileli annemin babamdan dayak ya da hakaret yemediği bir gün yok gibiydi. Ancak buna rağmen babam ikinci bir kadın almayı istememişti hiç. Dedem ve babaannemin tavsiyelerine karşın, “Onun gibi güzelini alamadıktan sonra yeni karı almışım ne faydası var?” diyordu hep…

Birkaç hafta sonraydı. Babam bir köşede sessiz sessiz otururken aniden kalktı, duvardaki av tüfeği ve fişekliği alıp hızla evden çıktı. Nereye gittiğini tahmin ettiğim için hemen amcamları aradım. Babam Faruk Abinin evini basarken amcamlar da geldi. Evden sesler, feryatlar geliyordu. Faruk Abinin annesinin çığlıkları yükseliyordu göğe. Bütün köy halkı evin önünde toplanmıştı.

Derken babam bir elinde tüfek diğer elinde Faruk Abinin annesi Zeynep Teyze olduğu halde evden çıktı. “Madem senin oğlun benim karımı kaçırdı, sen de karını bana vereceksin!” diye bağırıyordu. Kadının elinden sıkı sıkı tutmuş onu peşi sıra sürüklüyordu. Zeynep Teyze salya sümük ağlıyor, babamın elinden kurtulmaya çalışıyor, ama bir şey yapamıyordu. Hamit Amca ise amcalarımın kolları arasında çırpınıp duruyordu. Kızları da feryat figan ağlıyordu.

Köylülerin bakışları arasında babam kadını bizim eve götürdü ve evin alt katındaki ahırda ellerinden kalın direğe bağladı. O akşam dedem ve amcamlar bize gelip uzun uzun konuştular. Babamın kadını eve getirmesinden rahatsız olmuştu dedem. “Senin kadınla ne işin var, o kadınla ne yapacaksın, bizi iyice rezil kepaze edeceksin!” diye çıkıştı babama. Ancak babam çok öfkeliydi. “O benim karımı kaçırdı, ben de onun anasını sikecem!” deyip duruyordu.

Amcalarım ilk başta babama hak veriyordu, ama sonra dedemin tarafını tuttular. “Başımıza iş alırız abi, gönder gitsin bunu. Hem bu karıyla ne işin olacak senin, ahı gitmiş vahı kalmış, gencecik kızları var, alacaksan onlardan birini al!” dediler ağız birliği etmişçesine. Babamsa, “Öyle olacak zaten, berdel yapacam, ama önce bu karının tadına bakacam!” dedi onlara. Çıkarken dedem, “Sinirin yatışacaksa sik bunu, ama burada tutma fazla, gönder gitsin!” dedi babama alçak sesle. Duymayacağımı sanmışlardı ama duymuştum kapı eşiğinden.

Zeynep Teyzeyi çocukluğumdan beri tanıyordum. Bana karşı hep sevecen biri olmuştu. Ancak şimdi aşağıda ellerinden bağlı halde ağlıyor, inliyordu. Kocası Hamit Amcanın ikinci karısıydı. Hamit Amcanın ilk karısı Faruk Abi henüz küçükken ölmüş, o da Zeynep Teyze ile evlenmişti. Ondan da dört kızı olmuştu. Karı koca kendi hallerinde sessiz sakin yaşayan bir aileydiler. Küçük bir tarlaları birkaç da inekleri vardı, durumları iyi sayılmazdı. Babam karısını kaçırmıştı ama Hamit Amca buna karşı bir şeyler yapabilecek cesarette birisi değildi…

Babam da amcamlarım ve dedemle birlikte çıkınca aşağı indim. Zeynep Teyze ellerinden tavandaki kalın kütüğe bağlıydı. Yüzü gözü yediği dayağın etkisiyle morarmış ve şişmişti. İpler bileklerini sıkmış ve kanatmıştı. Beni görünce, “Reşit evladım, Allah rızası için su getir, ne olur yavrum, yandım susuzluktan!” deyince koşarak eve çıktım. Bir sürahi su ve bardakla indim aşağı.

“Ellerimi çöz yavrum, Allahını seviyorsan ellerimi çöz!” dedi gözleri yaşlı halde. “Olmaz Zeynep Teyze. Babamdan izinsiz yapamam. Öldürür beni. Sen suyunu iç, açsan bir şeyler de getireyim ama ellerini çözemem!” dediğimde bir şey demedi. Üç bardak suyunu ellerimle içirdim. Aç olduğunu söyleyince yeniden eve çıkıp büyükçe bir lavaş ekmeğin arasına peynir koyup yanına indim. Dürüm yaptığım ekmeği de ellerimle yedirdim. “Allah razı olsun yavrum, Allah ne muradın varsa versin!” dedi titreyen sesiyle.

En fazla 39-40 yaşında, uzun boylu, yapılı güzel bir kadındı Zeynep Teyze. Beyaz tenli, yeşil gözlüydü, köy kadınlarına pek benzemeyen tipte biriydi. Babamdan yediği dayaktan dolayı başındaki büyük türbanı açılmış, siyah uzun saçları açığa çıkmıştı. Çiçekli basma şalvarla gömlek vardı üstünde. Gömleğinin üst düğmeleri kopmuştu, beyaz koynu ve altındaki beyaz atleti görünüyordu. Şişkin memelerinin çatalı da görünüyordu, ama o anda kadının bunu düşünecek, anlayacak hali yoktu. Eski yeşil lastik ayakkabılar vardı ayağında.

Babamın bana seslendiğini duyunca yukarı çıktım. Ne yaptığımı anlayınca suratıma sert bir tokat attı. “Bir daha o karının yanına inersen seni gebertirim!” diye parmağını sallayarak üzerime gelince, “Tövbe baba, bir daha gitmem, tövbe valla!” dedim geri kaçarak. Annem senelerce babamdan dayak yemişti, arada benim de yediğim olmuştu. Baba dayağının ne olduğunu bildiğim için odama girdim.

Yarım saat kadar geçmişti. Kapıyı açıp baktım içeri. Büyük odanın ışığı yanıyordu ama babam yoktu. Ahırdan sesler geliyordu. İneklerin sesinin arasında babamın bağırışlarını ve Zeynep Teyzenin şiddetli iniltilerini işitince ahıra inen merdivene yöneldim. Basamakları sessizce indim. Ahırın ışığı yanıyordu. Babam Zeynep Teyzenin karşısına geçmiş, ona hakaretler ediyor, yüzüne tokatlar atıp tükürüyordu. Zeynep Teyze ise ağlayarak babama kendisini bırakması için yalvarıyordu. Onların seslerinden rahatsız olan inekler de ses çıkarıp duruyordu.

Babamdan çok korktuğum için ses etmemeye dikkat ederek saman balyalarının arkasında bir yere saklandım. 5 metre ya var ya yoktu aramızda, net olarak görüyordum onları. Babam zavallı kadına işkence ediyor, yüzünü sıkıp saçlarını çekiyor, tokatlar atıyordu ha bire. Bu durum böyle devam edecek sanırken babam birden Zeynep Teyzenin üstündeki çiçekli gömleği yakasından tutarak çekince gömleğin kalan bütün düğmeleri koptu ve cart diye yırtıldı, altındaki beyaz atleti çıktı açığa. Zeynep Teyze yalvarıyor, babama durmasını söylüyor ama babam onu dinlemiyordu.

Babam güçlü elleriyle beyaz atletini de kolayca yırttı Zeynep Teyzenin. Şişkin ve sarkık büyük memeleri birden açığa çıkınca babamın yüzünün şekli değişiverdi. Zeynep Teyze ise yaşadığı utançla yerinde debelenip kurtulmaya çalışıyor, ayaklarını sağa sola savuruyordu. Elleri hayvanları bağladığımız iplerle sıkı sıkıya bağlı olduğundan çözülmesi mümkün değildi. Zeynep Teyzenin debelenip durması yuvarlak ve büyük beyaz memelerinin löpür löpür sallanmasına sebep oluyordu. Memelerinin erik gibi kara ve büyük uçları, koyu pembe kocaman başları vardı.

Babam, “Vay amına koyduğumun orospusu, bunlar ne böyle?” diyerek Zeynep Teyzenin memelerini koca, nasırlı elleriyle vahşice sıktı. Zeynep Teyze delirmiş gibi çırpınırken babam suratına çok sert bir tokat attı. Tokadın sesi bütün ahırı çınlatırken Zeynep Teyze kum torbası gibi sallandı havada. Bayılır gibi olup sesi kısıldı. Derken babam başındaki eski büyük türbanını aldı, rulo haline getirdiği türbanla ağzını sıkıca bağladı. Sonra da Zeynep Teyzenin beli lastikli şalvarını ayaklarından çıkardı. Zeynep Teyze sert tokadın etkisinden çıkamamıştı halen.

Bembeyaz ve kalın bacakları, kalçaları açığa çıkarken gözlerimi kırpmadan karşımdaki manzaraya bakıyordum. Üzerinde kalçalarını ve götünü sıkan paçalı beyaz külotu ve dizlerine gelen kalın siyah çorapları kalmıştı. Babam paçalı külotunu da sıyırdığında kalbim deli gibi atmaya başladı. Zeynep Teyzenin amı karşımdaydı. Hafiften koyulaşmış, ama temiz ve tıraşlıydı amı. Baygın gibiydi ama ara ara kendine gelir gibi olup sallanıyordu yine. Babam ise karşısındaki manzaradan dolayı çok keyifliydi.

Heyecanla Zeynep Teyzenin vücudunu izlerken o da soyunmaya başladı. Saniyeler sonra çıplak kaldı. Kocaman yarağı sertleşmiş, kalkmıştı. Ahırda banyo yapmasına ve annemle sikişmelerine pek çok kez şahit olmuştum, o yüzden babamın yarağı benim için yabancı değildi, ama bugün başka bir durum söz konusuydu.

Koca nasırlı sağ eline tükürüp yarağını sıvazladı Zeynep Teyzenin karşısında. Zavallı kadın başına geleceklerden habersiz öylece duruyordu. Ağzından ara ara anlamsız sözler çıkıyor ve sayıklıyordu. Babam önüne geldi ve Zeynep Teyzenin bacaklarını kavradı, ardından da havaya kaldırdı. Zeynep Teyzenin ayakları yerden kesilmişti şimdi, bağlı olduğu ip ve babamın elleri onu havada tutuyordu. Babamın sallanan yarağının Zeynep Teyzenin kalçalarının arasında gözden kayboluşunu izlerken babamdan yoğun bir inilti ve hırıltı çıktı. Zevke gelmişti. Bu sırada Zeynep Teyzenin iç çeker gibi bir sesle kendine geldiğini gördüm, ama artık çok geçti onun için.

Babamın götü ve kalçaları kasılıp gevşemeye başladı. Olduğu yerde belini ve götünü oynatarak Zeynep Teyzeyi ayakta sikiyordu. Zeynep Teyze ağzında türbanı olduğundan ancak anlamsız sesler çıkartabiliyordu. O sesler de rahatsız olan ineklerin sesleri tarafından bastırılıyordu. Babam sert ve güçlü şekilde abanıyor, Zeynep Teyzenin amına sokup çıkarıyordu yarağını. Her bir köklemesiyle Zeynep Teyze havada sallanıyor, arkaya doğru zıplıyordu, ama babam sıkıca tutmuştu onu bacaklarından ve geriye gitmesine engel oluyordu.

Saniyeler ilerlerken babam ellerini Zeynep Teyzenin dizlerinin arkasından kalçalarına doğru kaydırdı, sonra da götünü avuçladı. Daha net görebilmek için biraz daha sağa doğru kaydım ben de. Babamın kaba ellerinin Zeynep Teyzenin güneş görmemiş, büyük ve yağlı göt yanaklarını sıkmasını nefes almadan izliyordum. Serbest kalan bacakları babam kökledikçe havada sallanıp duruyordu. Aynı şekilde iri memeleri de sallanıyordu. Kadının canhıraş çığlıkları ağzındaki türbanı tarafından engelleniyordu. Gözlerinden sicim gibi yaşlar boşanıyordu bu sırada.

Babamsa halinden çok memnun gibiydi. Annemi de bu şekilde siktiğini görmüştüm yıllar önce. Ama o zaman annemin elleri bağlı değildi. Tavana asılı büyük kancaları sıkı sıkı tutmuştu annem. Kurban keserken hayvanı astığımız kancalardı. Babam kökledikçe annem havada hoplayıp zıplıyor, kancalar gacır gucur sesler çıkarıyordu.

Ancak Zeynep Teyze anneme nazaran daha yapılı ve ağır bir kadın olduğundan babam bir müddet sonra yoruldu. Kendini geri çekerken yarağı da Zeynep Teyzenin amından çıktı. Sonra da ellerini götünden çekip onu yere bıraktı. Zeynep Teyzenin ayakları yerle temas etti ama bu onu sakinleştirmedi elbette. Yine debelenmeye, bağlı olduğu iplerden kurtulmaya çalıştı ama nafile bir çabaydı hepsi.

Babam birkaç saniye sağa sola bakındı, bir şey arıyor gibiydi. Beni görmesinden çekindiğim için başımı eğdim iyice. Yerdeki ot çuvalının üzerinde duran bağ bıçağını gözüne kestirdi. Onunla Zeynep Teyzenin ellerini bağladığı ipleri kesti ancak elleri çözülmüş değildi. Yukarıdan, kütüğe yakın yerden kesmişti ipleri. Zeynep Teyzenin kolundan tuttu ve onu çuvallara doğru itti. Zeynep Teyze kıç üstü yere düşerken benden tarafa döndü yüzü. Gözleri kan çanağına dönmüştü. Salya sümük bir halde ağlıyordu.

Bu sırada babam hemen çaprazımda duran iki saman balyasını üst üste koydu. Sanki onlarla bir yatak yapmaya çalışıyordu. Kendi kendine sesli bir şekilde, “Tamam, böyle daha iyi!” dediğinde gerçekten de bir yatak yaptığını anladım. Ama küçük bir yataktı bu. Yerde duran Zeynep Teyzeyi kolundan tutarak kaldırdı. Kadının çıplak vücudu saman, ot ve hayvan pisliğine bulanmıştı. Ancak bunlar babamı durdurmaya yetmiyordu. Zeynep Teyzeyi omzundan bastırarak saman balyasının üstüne yatırdı. Zeynep Teyze serbest haldeki ayaklarını sağa sola savurup duruyor, babamdan kurtulmaya çalışıyordu, ama babamın elinden kurtuluşu imkansızdı.

Babam, “Dur ulan orospu!” diyerek kadının sol kalçasına şiddetli bir yumruk indirdi. Zeynep Teyzeden derin bir inilti çıktı ağzındaki türbana rağmen. Hareketleri yavaşlarken ayakları da hareketsiz kaldı. Babam her iki ayağını da kaldırdı ve Zeynep Teyzeyi kendine doğru çekti. Halen bağlı olan elleri ise başının yukarısında kalmıştı. Babamın kıllı yarağı büyük ve kalın bir sopa gibi sallanmaya devam ediyordu. Zeynep Teyzenin kaldırdığı bacaklarını geriye attı ve iki yana açtı. Kadının kızarmış amı net şekilde karşımdaydı. Amının kalın ve büyük kahverengi dudakları vardı. Amından çişe benzer bir sıvı akmış ve kasıklarını, kalçalarını ıslatmıştı. Belki de korkudan altına işemişti Zeynep Teyze.

Babam sallanan yarağının kafasına tükürdü başını eğerek. Ağız dolusu tükürük yarağının kafasına denk geldiğinde öne doğru bir iki adım attı. Yarağını Zeynep Teyzenin amına bastırdı. Çaprazımda kaldıklarından yarağının girişini göremedim ama Zeynep Teyzenin debelenmeye başlamasından belki de dibine kadar girdiğini anladım. Ayaktayken tamamen girmeyen babamın yarağı şimdi en dibine kadar Zeynep Teyzenin amındaydı. Babam başını geriye atıp yabani bir hayvan gibi böğürdü. Bu sese inekler de kayıtsız kalmadı. Babamın sesine onlar da karşılık verdiğinde ahırın içi konser salonuna dönüştü kısa bir süre için.

Babam ağır ama kendinden emin hareketlerle Zeynep Teyzenin amına sokup çıkartmaya başladı yarağını. Kadının bacakları havada bir pergel gibi açılmıştı ve babam ayak bileklerinden sıkı sıkı tutuyordu. Dizlerine gelen kalın çorapları debelenmeleri sonucu bileklerine kaymıştı Zeynep Teyzenin. Ayağındaki lastik ayakkabılar ise çoktan düşmüştü yere.

Babamın yavaş hareketleri giderek hızlanmaya başladı. Beli ve götü ileri geri gidip geliyordu durmadan. Zeynep Teyzenin amı balyalar sayesinde tam yarağının hizasına gelmiş, bu da babamın hareketlerini seri bir şekilde hızlandırmasına olanak vermişti. Zeynep Teyze başını sürekli dik tutmaya çalışıp babama bakmaya çalışıyordu. Belki de bakışlarıyla babamı durdurmaya çalışıyordu ama olacak iş değildi bu. İniltileri ise devam ediyordu.

Babamın yarak darbeleri Zeynep Teyzenin geniş kalçalarını ve karnının etlerini titretiyordu sürekli. Memeleri de sağa sola, yukarı aşağı hiç durmadan sallanıp duruyordu. Uzun, beline inen siyah saçları saman balyalarının kenarından sarkmış, sikişin şiddetinden rüzgarlı havadaymış gibi sallanıyordu. Babam kimi zaman hızlanıp kimi zaman yavaşlıyordu, Zeynep Teyzenin kalın bileklerini tutuyor ve havadaki bacaklarını ileri geri oynatıyordu.

Babamın sikiş konusunda deneyimli bir erkek olduğu her halinden belliydi. Daha milli bile olmamıştım ve babamın Zeynep Teyzeyi sikmesini gözlerimi kırpmadan, nefes almadan izliyordum. O güne dek sadece 31 çekmiştim, anneminkini saymazsak am gördüğüm olmamıştı. Bu yüzden yarağım demir gibi olmuştu çoktan. Sağ elimi yarağıma atıp okşamaya başladım, babam gibi ben de zevke gelmiştim çünkü.

Babam bir zaman sonra yavaşladı, yarağını Zeynep Teyzenin amına iyice bastırdı. Boşaldığını sandım ama yanılmıştım. Zeynep Teyzenin ayak bileklerini bırakıp kalçalarını kavradı ve kendine doğru biraz daha çekti. Zeynep Teyze saman balyasının üstünde kaydı, saman balyası ile sadece sırtı temas ediyordu şimdi, beli boştaydı. Havadaki bacaklarını omuzlarına dayadı babam ve bu şekilde sikmeye başladı. Babamın kasıklarının Zeynep Teyzenin amına ve kasıklarına çarpmasından çıkan sesler ahırın içinde çınlıyordu.

Babam gittikçe hızlanıyordu, yarağına motor takılmış gibi yükleniyordu kadının amına. Zeynep Teyze yine başını dik tutmaya çalışıp babama yalvaran gözlerle bakıyor, inliyordu ama bunların tesiri olmuyordu. Koca memelerinin sallanışları daha da hızlanmıştı. Dik tutmaya çalıştığı başı da ileri geri sallanıyordu. Babam kalçalarından sıkıca tutmasa Zeynep Teyze saman balyasının üstünden yere düşecekti.

Sıcak yaz gecesinde ahır hayvanların sıcaklığıyla beraber hamama dönmüştü resmen. Babamın çıplak, kıllı vücudunda ter damlacıkları oluşmuştu. Aynı şekilde Zeynep Teyze de terlemişti. Terli beyaz vücudu parlıyordu arkadan vuran ışığın altında.

Saniyeler birbirini kovalarken babamın boşalmaya yaklaştığını anladım. Kaslı ve kıllı götü, kalçaları durmadan kasılıp gevşiyordu. İnekler yaşananlardan rahatsız olmuş gibi sesler çıkartırken babam da onlar gibi böğürtülü sesler çıkartmaya başladı. Her bir yarak darbesi Zeynep Teyzenin kasıklarında patlıyor, bir davulun sesleri gibi sürekli ‘Şop şop şop şop!’ sesleri kulağıma geliyordu. Zeynep Teyzenin havadaki bacakları durmadan babamın omuzlarına çarpıyordu.

Sonunda babam bir öküz gibi böğürerek Zeynep Teyzenin amına boşaldı. Kendinden geçmiş gibi inliyordu, başını arkaya atmıştı. Birkaç kez yüklendi amına, sanki tek bir döl damlasını bile ziyan etmek istemiyordu. Birkaç saniye o şekilde kaldıktan sonra çıktı Zeynep Teyzenin amından. Kendini geri çekerken tuttuğu bacaklarını da bıraktı. O halde Zeynep Teyze saman balyasının üstünde duramadı, elleri de bağlı olduğundan sol yanı üstüne düştü. Allahtan yerde samanlar vardı, kadının bir yeri kırılabilirdi yoksa. Yine de Zeynep Teyzeden acı bir inilti çıktı.

Babamın döllerle kaplı yarağı yavaş yavaş sertliğini kaybetmeye başlarken yerdeki Zeynep Teyzenin yırtık gömleğiyle sildi. Gömleği kadının üstüne attıktan sonra kendi gömleğinin cebinden sigara paketini aldı ve bir sigara çıkarıp yaktı. Babam sigarasını içerken yere düşen Zeynep Teyze de doğruldu ve kalktı ayağa. Bir şeyler söylemeye çalışıyor ama ağzı bağlı olduğundan ne dediği anlaşılmıyordu.

Babam sigarasını söndürüp Zeynep Teyzenin ağzına bağladığı türbanı çözdü. Kadın o an bir çığlık atacak gibi olunca babam hemen ağzını sıktı. “Sesini çıkartırsan seni de çocuklarını da gebertirim!” diye tehditte bulundu. Babamın yüzü korkunç bir hal almıştı o anda. Sanki dediğini yapacak gibi bir ruh hali vardı üstünde. Birkaç defa tekrarladı aynı sözü ve Zeynep Teyzeden başıyla onay aldıktan sonra da çekti elini ağzından.

Az önce çığlık atacak gibi olan Zeynep Teyze şimdi süt dökmüş kedi gibiydi. Bağlı ellerini kaldırıp, “Ağam, kurban olam bırak gideyim, ben ne ettim sana da beni kirlettin, ne ettim ben sana?” dedi gözleri yaşlı yalvaran bir halde. “Sen etmediysen bile oğlun etti. Ben de intikamımı alıyorum senden!” dedi babam sinirle. Sonra da onu geriye itti.

Ot çuvallarının üstüne attığı kıyafetlerini giyinirken Zeynep Teyze ağlıyordu. Çırılçıplak vücudundan gözlerimi alamıyordum. Dört çocuk doğurmasına, köy hayatının onca ağır iş yüküne rağmen vücudu çok deforme olmamıştı. Temiz ve tıraşlı amının etrafı epey ıslaktı, babamın döl damlaları kasıklarına bulaşmıştı. Beyaz, büyük memeleri kızarmıştı babamın hoyratça sıkmaları sonucu. Kasıklarında ve kalçalarında da kızarıklıklar oluşmuştu. Sırtında saman balyasının izi çıkmıştı çizgi çizgi.

Babam giyindikten sonra yeniden Zeynep Teyzenin ağzını sıktı ve “Bir zaman misafirim olacaksın, senin tadını iyice aldıktan sonra sıra kızlarına gelecek!” deyince Zeynep Teyze başını sallamaya başladı, ancak babama direnecek kuvveti yoktu. Babam elini çektiğinde ağzından derin ama yorgun bir hırıltı çıktı, ağlamaya çalışıyor ama yapamıyordu. “Yapma Ağam, kızlarımdan ne istiyon, onların ne günahı var?” diyordu, ama babam onu dinlemiyordu bile. Zeynep Teyzeyi kalın direğe bağladı önceki gibi.

Ancak Zeynep Teyzenin ağzı açılmıştı ve susacak gibi değildi. Babama yalvarıp duruyordu. Babam yeniden ağzını bağladı bunun üzerine. Sonra da ahırın yanan lambasını söndürüp arka kapıdan dışarı çıktı, kapıyı kapattı. Lamba sönünce içerisi zifiri karanlığa gömüldü. Duvarlardaki tek tük deliklerden ve ahşap kapının aralığından ince çizgiler halinde ışık vuruyordu sadece.

Yerimden kalktım, dizlerim ağrımıştı. Bir müddet gözlerim karanlığa alışana kadar bekledim. Zeynep Teyzeyi seçebiliyordum şimdi o karanlıkta. Çırılçıplak halde, dolgun beyaz vücuduyla deniz feneri gibi aydınlatıyordu içeriyi. Aynı zamanda iniltileri de devam ediyordu. Yarağımın sertliği geçmişti ama boşalacak noktaya gelmiştim. Eve çıkıp 31 çekmekti amacım. Sessiz olmaya çalışarak birkaç adım atmıştım ki ayağım yerdeki bir şeye takılınca düşecek gibi oldum. Çıkan ses sonucu Zeynep Teyzenin iniltileri çoğaldı.

Beni fark etmişti. Geriye dönüp bakınca başıyla beni takip ettiğini fark ettim. Cebimdeki telefonu çıkarıp fenerini açtım. Ona doğru birkaç adım attım. Yaşlı gözleriyle benden yardım istiyordu. Önüne gidince gözleriyle ağzındaki türbanını ve ellerini çözmem için işarette bulundu. Babamdan korktuğum için bunu yapamazdım. “Kusura bakma Zeynep Teyze, babam öldürür beni, yapamam!” dedim onun her işaretine karşılık. Bu sırada çırılçıplak vücuduyla aramda yarım metrelik mesafe vardı. Kadıncağız benden yardım istiyordu, o andaki halini, çıplaklığını unutmuş gibiydi. Telefonun feneri altında hareket ettikçe sallanan memelerini, beyaz karnını, kasıklarını, kalçalarını izliyordum.

Ahırda sadece ikimiz vardık. Babam büyük ihtimalle amcalarımdan birinin evine gitmişti, ne zaman döneceği belli değildi. Milli olma fırsatı ayağıma gelmişti. Beni milli edecek olan da Zeynep Teyzeydi. Kadının bu hali ne kadar üzüntü verici olsa da, ayağıma gelen şansı değerlendirmekten başka yapabileceğim bir şey yoktu…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

İHTİYAR İŞYERİNDE SİKTİ BENİ

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

İHTİYAR İŞYERİNDE SİKTİ BENİ
[b ][/b ]İhtiyarlara olan ilgim iyiden iyiye artmaya başlamıştı.Onlarda beni çeken şey sadık olmaları ve iyi sır tutmalarıydı zannedersem.Sürekli onlarla birlikte olmak ve ateş gibi yanan deliğimi onlara siktirmek hoşuma gidiyordu.Bigün yine netin başında takılırken gay kanalında bi adamla tanıstım baya konustuk 50 yasındaydı ve karısını kaybetmişti yani duldu.Annesiyle beraber kalıyormus.Bu bana diğerlernden farklı geldi çünkü çok samimiydi.Sanırm buldum kendimi siktirecek bi olgun erkek buldum diye düşünmeye basladım. Olgun olmasıda ayrı bi güzeldi benim için.2 hafta konustuk beni sürekli davet ediyordu ve sonunda gitmeye karar verdim.Annesi evde kaldıgı için beni işyerine davet etti ilişkimizi orda yapıcaktık .Neyse günü ve saati kararlaştırıp buluşmaya karar verdik.Ben tabi hazırlandım uzayan kıllarımı temizledim.Külotlu çorabım ,tangam ,sütyenimi içime giydim,peruk ve topuklu terliğimi bi poşete koyup tarif ettiği adrese gittim.Kocaman müthiş ve büyük bi işyeri vardı hayran kalmıstım acıkcası.Neyse tanışma faslından beni içeriye davet etti.Kendine ait odası bile varmıs.odasına gttik biraz muhabbetten sonra dayanamayıp dudagıma yapıstı öpüşürken eli boş durmuyor dar kot pantolonumun arasından götümü ellemeye çalışıyordu.Daha sonra hafif doğruldu pantolonumun düğmelerini tek tek açmaya başladı..Pantolonmu cıkarttı ve külotlu çorabım ve tangamla öylece kaldım..Neyse tekrar öpüşmeye başladık bende bu arada sikini pamuk gibi yeni kremlediğim elerimle okşamaya çalışıyodum. Daha önce camda sikini görmüştüm pek büyük değildi ama yeterdi bana.Bayağı bi öpüştükten sonra bırakmstık artık..Üstümdeki dar bady kıvamındaki tişörtüde cıkarttı südyen ve kilotlu çorap ve tangamla kalmıstım..Bende onun düğmesini açıp pantolonunu ve tişörtünü cıkarttım oda atlet kilot kaldı bu şekilde yaklasık 10 15 dk seviştik..Sevişirken ben onun sikini o da benim tangamın kenarından götümü elliyodu..Artık dayanamadım ve kilodunu indirip iştahlı bi şekilde saksoya basladım..Yaklaşık 2-3 dk sakso çektikten sonra olgun erkeğim dayanamayıp ağzıma bütün menilerini bosalttı. Tadı biraz kötüydü cıkartmak istedim ama yutmamı söyledi bende onu kırmadım ve yuttum..Boşaldıktan sonra artık onunki inmişti.Bi güzel toparlanıp kendimizi temizledikten sonra muhabbete daldık 15-20 dk sürmüştü..Ondan sonra dayanamadım artık deliğimin ateşi sönmeliydi kendimi artık siktirmeliydim.Dayanamayıp tekrar elimi sikine attım okşayarak ,sakso çekerek olgun erkeğimin sikini kaldırdım..Benim için biraz acı ama daha çok zevk zamanıydı. Vazelini getirmişti ben soylemiştim özellikle almasını.Külotlu çorabımın deliğime gelen kısmını ğüçlü elleriyle yırttı .İyice sürdü vazelini deliğime parmaklarıyla bi güzel yoklayarak yedirdi. Sikini dolastırıyodu deliğimin etrafında ben acı hissetmemek için erkeğimin sikini tutmustum kendim sokacaktım.Minik ve seksi tangamı kenara sıyırdım.Dolastrdım biraz deliğimin üzerinde ve artık içimde hissetmem gerektiğini düşündüm..kafasını sokarken acıya dayanamadım ve bıraktım sikini az çek dedim..Dediğimi yaptı biraz daha yağladı biraz genişletelim dedi..Parmagını soktu.Parmagı rahatlıkla girdi 2.de öyle..3.ünü sokmaya calıstı biraz acımıstı ama deliğim baya bi genişlemişti sanrım.Tekrar sikini getirdi .Yavas yavas sik beni kocacım dedim..Delik etrafında dolastırmaya basladı ve birden soktu ben bagırmıstım ama artık içimdeydi gerisi kolaydı gel git yapmaya basladı zevkten deliye döndüm ben.Zevkten çıldırdım 31 çekiyodum bi yandan ben dayanamayıp bosaldım…artık zevk almıyıdum yerini acıya bırakmıstı..1 posta atan adam ise bosalmak bilmiyodu bi türlü..yaklasık 7 8 dk gel git yaptıktan sonra içimde sıcaklık hissettim bosalmıstı müthiş bi duyguydu..2 posta kaymıştı bana msnde 3 posta atıcam demişti..artık sokma cok acıyor dedim tamam dedi..Sakso ile bosaltcaktım ama kalkmıyordu artık..Yaklasık 10 dakika çektim yeni yeni kalkmaya basladı 15 dk saksodan sonraysa oda dayanamadı bosaldı..3. posta olduüğu için pek döl gelmedi onlarıda yuttum..ikimizde yorgun bi şekilde kaldık öylece..benim sikim hafif kalkıktı.o 3 posta attı bense 1 posta atmıstım olgun sevgilim içimdeyken..Erkeğim birden sikimi eline aldı bende seni bosaltıcam dedi..Gerek yok desemde basladı agzına almaya ..5 dk sora fln bende agzına bosaldım halim kalmamıstı 20 dk filan sessizce otruduk sessizliği o bozdu süperdin filan dedi tekrar yapamk isterim dedi.Bende bunu her zaman arzuladığımı söyledim ve toparlanmaya başladım.ayrılırken sikini ve dudaklarını delice tekrar öptüm. Şimdilerde tekrar beni cagırmasını bekliyroum..

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Arkadaşımın İhaneti – 8

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Arkadaşımın İhaneti – 8
https://xhamster.com/stories/arkada-m-n-haneti-7-9737079

Beni sandalyeye oturtup ellerimi arkadan kelepçelediler.Ayaklarımı da sandalyeye bağladılar.Ağzıma da topu tıktılar.Sonra doktor koluma iğne yapmak istedi.Direnmeye çalışıyordum.
Yüzüme okkalı bir tokat yedim.Canım acımıştı.”Uslu dur yoksa senin için çok kötü olur.”dedi.Mecbur kalmıştım.Koluma bir iğne yaptı doktor.Canım pek yanmamıştı.Doktor konuşmaya
başladı.”Bu yaptığım iğne vücudundaki ostrojen seviyesini arttıracak.Memelerin büyüyecek,kılların dökülecek,sesin incelecek.Bir ay boyunca her gün bu iğneyi olacaksın.Değişimine kendin dahi inanamayacaksın.”Neler söylüyordu bu.Benim işkencemin bitmesine 3-4 gün kalmıştı.

Bu sırada beni kiralayan hayvan geldi.”Muhtemelen süren sona ereceği için kurtulacağını düşünüyorsun.Arkadaşından satın aldım seni.Bundan sonra benim malımsın.Aynı zamanda bana 250 bin dolar borçlandın.Bunu ödemelisin.Bunu da götünle ödeyeceksin.”İyice batmayabaşladığımı farkettim.Tek çarem de buydu.Kurtuluş imkanım yoktu.Belki de bambaşka bir kimlikle birisi olmak daha mantıklıydı.Neler düşünüyordum ben öyle.Kendime kızmaya başladım böyle düşündüğüm için.Ama kurtuluşum da yoktu.Bu hormonlar beni kadınsılaştırıyordu.Beni bunları düşünürken yanıma gelip beni tekrar domalmış halde bağladılar.Doktor deliğime bakarak çok genişlemiş bu efendım.Daraltmamız şart.”Yap o zaman.” Doktor gerekli talimatı aldı.Buz tedavisine başladılar.Deliğime buz sürüyorlardı.
İşe yararsa eğer sikip sikip yeniden deliğimi daraltabililerdi.Böylece hiç değer kaybetmezdim.Bu düşünce patronun hoşuna gitmiş beni ise korkutmuştu.Ne yazık ki işe yaramışdeliğim daralmıştı.Bu manzara karşısında iştaha gelen patron “seni şimdi sikeceğim.” diyerek pantolonunu çıkardı.Aletini sıvazlamaya başladı.Hafif büyüdükten sonra deliğime sürtmeye başladı.Ama kesinlikle içime girmiyordu.Bunun beni azdıracağını biliyordu.Amacı da buydu.Girmesini istiyordum artık.İçime giriverdi bir anda.Hızlı hızlı sikmeye başladı.Deliğim daralmış
olması onun işine gelirken bana acı veriyordu.Canım yanıyordu.Ama bu tabiki de umrunda değildi.İçime sıcak sıcak girdiğini hissediyordum.İçim bir tuhaf oluyordu.Sanırım engelleyememem karşı koymamı engelliyordu.İçim bir tuhaf olmuştu.İçime boşalmıştı.O kadar çok boşalmıştı ki deliğimden dölleri sızıyordu.Beni çözüp ellerimi arkadan kelepçeleyerek banyoya götürdüler.”Artık sıcak bir şekilde temizlenmeli ve dinlenmelisin.” demişti beni banyoya götüren.Lavman yapmayı da ihmal etmediler.İçim tertemiz olmuştu.Vücudum da tertemiz oldu.İyice yumuşamıştım.Tanga,sütyen ve jartiyer çorap giydirdiler.Ayaklarıma da topuklu ayakkabı giydirip ayakkabıları ayağımak kilitlediler.Ağzıma da topu tıkarak “iyi uykular.”diyerek odadan çıktılar.

Bu işi şansa bırakmadıklarını gösteriyordu.Kaçamazdım yine.Ben de dinlenmeye ve başıma geleceklere razı olma fikrini benimsemeye karar verdim.Madem ki erkek olamıyordum en kral orospu olmalıydım.Sadece razı olduğum belli olmasa yeterli idi benim için.Bu düşünceler içinde uyumak için yatağa yattım.Ağzımdaki top beni rahatsız ediyordu ve uyumamı geciktiriyordu.Bu kasıtlı yapılmış birşeydi.Topu da çıkaramıyordum.Bu şekilde uyumaya çalıştım.Sonunda uyumuştum…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

grup

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

grup
Mrb arkadaslar tolga ben 29 yaşında esmer 183 byunda 75 kilo özel bir firmada çalışmaktayım size başımdan geçen evli çiftlerle başımdan geçen bir anımı paylaşmak istedim umarım begenirsiniz yine bir gün burada okudugum eşli hikayelerden birine yorum yaptım numaramı bıraktım aradan bir kaç gün sonra geçmiştiki telim çaldı gizli numaran ismi orhanmış eşini siktirmek istedigini söyledi bende neden olmasın dedim kendisinin ve eşinin bunu istedikten sonra ama eşinin biraz tereddütlü ve çekimser oldugunu ifade etti bende onun bir defa konusturursan ben onu ikna ederim dedim tamam dedi ve bir gece saat 11 30 gibi yine telim çaldı arayan orhandı tam sevişirken aramıştı beni sonra eşine verdi biraz çekimserdi ben nasıl seviştigimiiz ona anlatırken orhanda anlattıklarımı oona uyguluyordu gittikce nefes alışverişi değişmişti artık daha rahat konuşmaya başladı ve bagara bagaraboşaldı ogün hiç aramadılar yine ılriki günlerde aradı ama bu kez eşi cıktı tele ılk olarak mrb sikicim nasılsın beni kocamın yanında sikmeye hazırmısın dedi bende herzaman dedim ve ogece yine telde ben anlatım onlar sevişti ama hep eşiyle konuştuk kapattık daha sonra gündüz aradılar ve bulusmak istediklerini söylediler kabul ettim ve beni davet ettiler hafta sonu gittim yanlarına beni orhan aldı ve evlerine gittik kapı acıldıgında gözlerime inanamadım karşımda harika bir kadın duruyordu ama çok heyecanlı oldugu her hareketinden belliydi elini uzatıp eline degdigimde titriyordu ama cok sıcaktı beraberce salona gectık cok guzel yemekler hazırlamıstı yemegımızı falan yedıkten sonra bırseyler ıctık orhan birden hazırmısın aşkım ikimiizn altında inlemeye dedi hazırım aşkım dedi ve ikimizn ortasına oturdu veönce eşini sonra bana dönerek dudaklarıma yapıştı başladık öpüşmeye tüm çekinligini üzerinden atmış bütün şehvetiyle öpüşüyordu b enimle orhan izlemmeyle yetiniyordu ellerim memelrinde dudaklarım dudaklarında sevişiyorduk dudaklarından boynuna ordan memelerine indim uçlarını öpüyor dilimle etrafında daireler çiziyor hafiften ısırıyordum meme uçlarını.daha sonra kendini arkaya ayslayıp bacaklarnı açtı iyice memlerinden göbegine ınerek ordanda bacak arasına indim iyice aralayıp bacakalrını amını öpmeye başladım kabarmış iyice ıslanmıştı amı .yaladıkca adeta sular hızlanıyordu suynun her daamlasını içmeye gayret ediyordum. bu araada ben onu yalarken oda orhanın sikini ağzına almış yalıyor orhan kendinden geçmiş vaziyette inliyordu.ben amını yalarken iyice başımı amına bastırıyor agzımı amına iyice yapıştırıyordu. artık hazırdı sikimi yemege bacakarını araldım sikimin başını amına yerleştirdim ve yavaş yavaş ilerlemeye başladıkca adeta çıldırıyordu sadece sok sok diye bagarı yordu artık hepsi girmiştihızlanmaya baŞladım gıttikce hızlanıyordum.amına her soktugumda bagarıyordu sik aşkım sok sikicim beni yaraga doyur diye inliyordu.sonra ben uzandım o sikimin üstüne oturup zıplamaya basladı o zıplarken bende onun memlerini skıkıyor oksuyordum orhan tekrar yaklaşmış sikini yalatıyordu . yeter birazda ben sikeyim deyip aarkasına geçti o sikerken bende sikimi agzına verdim öyle isteki öyle harika yalıyordki anlatamam. gırtlana kadar sokuyordu. orhana yeter sen herzaman sikiyosun bu gece hhep sikicim emrem siksinm diyodu orhan hiç itiraz etmedi sana suprizim var dedi. arkasını döndü kalçalarını ikiye ayırıp işte bu dediş anlamıstım yalamaya başladım kalcalarını orda göt deliğine indigimde daha heyecanlanarak kalcalarını sallıyordu.dilimle yalayıp yumuşattıktıktan sonra orta parmqagımı sokmaya başladım daha sonra arkasına geçtim kremi hazırlamıştı önce benimkini daha sonra da k endi götüne sürerek hadi sikicim sok dedi başı nı yerleştirip yavas ca ilerlemeye başladım sadece yavaş diyordu ve sonuna kadar sokmaya başladım artık yavas yavas kalcalrıı ileri geri yapıpdu hadi hızlan dediginde ben hızlanmaya basladım her soktugumda daha hızlı bagarıyordu artık alışmıştı götü hızla gidip geliyodum arık onun kac defa boşaldıgını sayamıyodum bende hazırdım artık bende hazırım canım dedıgımde hemen cıkardı ve elıne aldı. basladı yalamaya yalaya yalaya benı agzıyla oyle bir bosalttıkı goguslerıne harikaydı.sarsıla bosaldım ben oturdum bir kenara bu kez orhan devam etti benim açtıgım ordu yoldan o sikiyodu götünden.oda bosaldı sonra banyoda ucumuz yıkanıp temizledndikten sonra tekrar devam ettik bu kez ikimiz aynı anada siktik onuda devamında anlatacagım sabaha kadar hiç uyumadan ara vererek siktikharika bir gece daha yaşamıştık hepimizde mutlu bir şekilde ayrıldık. eger sizde aynı d üşüncede olan çiftler bayanlar aramanızı veya hut eklemenizi beklerim gereck veya sanal sohbette edebiliriz pişman olmayacagınızdan emin olabilirsiniz

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Karı Ve Kocayı Aynı Anda

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Karı Ve Kocayı Aynı Anda
Selam arkadaşlar yeniden huzurunuzdayım Fırat ben 35 yaş ap yim.Yaşadıklarım 5 yıl önceye dayanıyor.Hafta sonu antalyada toplantım vardı bende salı gününden başlayarak ;toplantıdan arda kalan zamanda vaktimi güzel geçirmek için partner aramaya başlamıştım.Toplantılar gündüz oluyor geceleri ise sıkıcı geçiyordu genel anlamda.Chate girip antalyada uygun partnerlerle konuşmaya başladım.4-5 kişiyle konuştum uzunca bir süre.İçlerinden biri benimle aynı yaştaydı.Gizli32p nickli biriydi.Adının onur olduğunu evli olduğunu yüzeysel olarak birbirimize tam detaya girmeden bilgilerimizi veriyorduk.hafta sonu evinin müsait olduğunu ve görüşebileceğimizi söylemesi beni çok mutlu etmişti.O gün 3 saate yakın konuştuktan sonra skype adresimizi verip çıktık.

Toplantı günü gelene dek onurla her karşılaşmamızda yazıştık.Cuma akşamına kadar yazışmalarımız sürdü ve camda gördük sonunda birbirimizi.Onur yakışıklı sayılabilecek tipten biriydi.Yüzü bebek yüzü gibi pürüssüz vücudundada kıl yok denecek kadar azdı.Kamera karşısında ilk başta çekingen olsakda sonradan 2 mizde rahatlamış birbirimize uyum sağlamıştık.Cumartesi otele gelip 1.günü bitirdiğimizde hemen odaya geçip nete girdim.Onura saat 3 ten sonra girerim demiştim ve oda beni bekliyormuş zaten.Onur evinin 2 saat sonra müsait olacağını bir yerde buluşur sonra eve geçeriz istersen deyince bende tabiki kaç gündür bu anın gelmesini bekliyorum yazdım.Bir yer ve saat kararlaştırıp netten çıktık.Hem yol yorgunluğunu atmak hemde temizlenmek için duşa girdim. Odadan çıktığımda daha buluşmamıza az bir zaman kalmıştı.Tarif ettiği cafeye geldiğimde cafe çok kalabalık değildi içeride arkası dönük halde oturan onurun yanına geçip merhaba onur deyince oda merhaba hoşgeldin dedi.Yanına oturup sohbete başladım.

Onur çok sessiz sakin ağzından zorla laf alabildiğim biriydi.Ben artık konuşmaktan yorgun düştüm deyince daha dur bakalım gün yeni başlıyor dedi ve hesabı istedi ve kalktık.Araçla evine doğru giderken ben içecek birşeyler alalım bari dedim ama evde herşey var dedi.Bana tarif ettiği ev güzel bir sitedeydi.Çok geçmeden de eve gelmiştik zaten.Aracı site dışına park edip onur önde ben arkada kapıya kadar geldik.Eve girdiğimde gözlerimi alamadım gerçektende.Çok ince tasarlanmış ve zevke göre döşenmiş bir evdi.Çok zevklisin deyincede eşim saolsun evi o dizayn etti dedi.Eşin yokmu tehlike yoktur falan değilmi dedim oda rahat olmamızı 2 gün eşinin olmayacağını söyleyince dahada rahatlayıp koltuğa oturdum.

Onur ne içersin diye sorduğunda 1 bira alabilirim dedim.Hemen deyip mutfağa gitti.Çok geçmeden onur gelip içeceğimi verdi ve yanıma oturdu.İçerken yine sohbet ediyorduk ama onur tam olarak konuşmuyordu.Birşeyleri gizlediği herhalinden belliydi.Bende bunu belirterek benden çekinmemesini içinden geldiği gibi konuşmasını istedim.Onur yine yok bişey deyip yerinden kalktığı gibi gelip kucağıma oturdu ve dudaklarımdan öpmeye başladı.Öyle sert öpüşüyorduki dudaklarımı resmen ağzının içinde kaybediyor dilimi vantuz gibi çekip bırakıyordu.Bense hiç kıpırdamadan onura ayak uydurmaya çalışıyor ellerimle vücudunu geziyordum.Elimi pantolondan içeri attığımda kendini çekip burda değil dedi ve elimden tutup muhteşem yatak odasına doğru götürmeye başladı.İlk başta eşinin yatağında yapamayacağımı söylesemde onur ben orda yapmak istiyorum deyince birşey diyemedim.

İçeri girdiğimde yeniden hayrete düşmüştüm.Kocaman bir yatak mor rengi duvarlar ve yatağın üstünde tavanı kaplayan bir ayna vardı.Eşin bu işi biliyormuş gerçektende burda baya zevkli dakikalarınız oluyordur dediğimde onurun tebessüm ederek evet güzel oluyor dedi.Ve aynı anda beni yatağa itip üstüme doğru geldi.Yeniden öpüşmeye başladık yanlız bu sefer onur elleriylede hareketlenmeye başladı.Aşağılara doğru geldiğinde penisim olayın heyecanından olsa gerek kazık gibi haldeydi.Burası şimdiden hazır deyip aşağıya doğru yöneldi.Kotumun düğmelerini tek tek çözerek tamamen çıkarttı ve boxerımın üstünden okşamaya, dişlemeye başladı.Çok geçmeden boxerımıda aşağı çekerek tamamen dudaklarına temas ettirmeye başlamasıyla ben kendimden geçmeye başladım.Baya kalınmış deyip hemen yalamaya başladı.Öyle iştahlı yalıyorduki azgınlığı daha burdan belli etmişti kendini.

Onurum saxo çekmesi baya hoşuma gitmişti.Yazışırkende saxo çekmeyi çok sevdiğini bazen sadece saxo çekmek için partner aradığını yazmıştı.Dediği gibide onur dur durak bilmeden güzelce yalıyor beni mest ediyordu.Hiç durmadan yaklaşık 10 dk ya yakındır yalıyordu onur ve artık dayanamıyorum dediğimde ilkini ağzıma istiyorum dedi.Zamanımızın çok olduğunu bildiğimden bende rahattım ve çok geçmeden onurun ağzına spermlerimi bırakmaya başladım.Hiç birini dışına taşırmadan yutuvermişti bile onur.Sonra hadi içeri geçelim biraz daha vakit geçsin dedi.Bende gerek yok ben seni hazırlarken yeniden hazır hale gelir benimkisi diyip onuru çektiğim gibi altıma aldım.Bu sefer ben başladım öpmeye.Bir taraftan öpüşürken bir taraftanda elimle onuru soymaya çalışıyordum.Onur hemen kendini çekti ve konuşacaklarımız var deyip yeniden beni tutup salona götürdü.

Boxerimi giyip mutfağa doğru geçtim dolaptan bir bira alıp onurun yanına döndüm.Onura dönüp evet seni dinliyorum dedim.Onur da bana ben değil eşim anlatacak dediği anda yanımıza doğru mini etek giymiş sarı saçlı bi hatun yürümeye başladı.Ben şaşkınlığımı gizleyemeden kadın gelip yanıma oturdu.Adının yonca ve 28 yaşında olduğunu ve onurun eşi olduğunu evleneli 10 ay olduğunu onurla mecburiyetten ailelerin zoruyla evlendiklerini sex hayatlarının olmadığını hatta boşanma noktasına geldiklerini ama konuşup aralarında anlaştıktan sonra kendilerine uygun 3. bir kişi alarak heyecan kattıklarını falan söyledi.Bende onura dönüp bunu baştan diyebilirdin dedim.Onur ise önce kendisinin görüştüğünü camda gördükten sonrada eşide kabul ederse eve getirip durumu açıkladığını söyledi.Antalyada yaşayan hiç kimseyle olmadıklarını günü birlik yada tatil için gelenlerden seçtiklerini benim 4. kişi olacağımı söylediler.En son 1.5 ay önce yapmış ikiside.Onurun sex durumu çok başarısızmış.Yonca hanım bunu evlendikleri gece görüp o geceyi hiç unutamadığını onurun pasifliğe yatkın olduğunu ve evlenmeden öncede pasif olarak erkeklerle sex yaptığınıda gerdek gecesi ögrenmiş.Penisi sertleşmediğinden eve takma penis dildo şişme erkek gibi şeyler almışlar.Gerçek biri yerine ilk başlarda onlarla tatmin oluyormuş yonca hanımda onurda.

Hafta içide ben onurla yazıştığımı düşünürken yazıştığım kişinin çoğu zaman yonca hanım olduğunu ve yazılarımdan düşüncelerimden dolayı etkilenmiş antalyalı olmamam da benimle görüşmek istemesinin en büyük nedenlerinden biriymiş..Hatta vücut ve penis resimlerimide ,camda görmek fikrinide yonca istemiş.Biraz öncede biz yatak odasındayken de bizi gözetliyormuş.Bi müddet daha karşılıklı konuştuktan sonra yonca yatak odasına gidiyorum dedi.Bende biramı içerken onura nasıl yapacaz bunuda düşündünüzmü peki diye hafif sinirli olarak sordum.Onurda özür dileyerek eşinin mutlu olması için böyle bi şey yaptığını benden kötü hiçbir düşünce almadığı için beni istediklerini söylerken içerden gelen yonca herşeyimizi unutturmuştu.Kıyafetlerini sütyen ve kilotunu çıkartmış üstüne incecik transparan bir gecelik giyinmiş halde yanıma gelerek hadi bizim sıramız dediğinde yoncayı kucakladığım gibi yatak odasına doğru gitmeye koyuldum.Bu anda onura hadi sende deyince yonca beraber değil ayrı ayrı yapıyoruz biz dedi bende ses etmedim.Odaya girdiğimiz gibi yonca kapıyı aralıklı bıraktı anladımki onurun izlemesi için yapıyordu bunu ve yoncayı yatağa yatırmamla öpüşmeye başlamamız bir oldu.

Aynı onur gibi yonca hanımda azgınlıktan kuduruyor olmalıydı.Öyle hevesliydiki acelesi varmışçasına elleriyle penisimi zorluyor arada ellerini sırtımda hissediyordum.Azmış birini çok bekletmek olmaz deyip boxerımı cıkartmamla yoncanın bakışları değişmişti.Oyuncaklarla oynamaktan belliki sıkılmış canlı bir penise muhtaç kalmıştı.Hiçbirşey demeden beni başına doğru çekip penisimi ağzına alıverdi.Bende geceliğini sıyırıp amcığına doğru parmaklarımı götürdüm.Hafif oynamamla zaten yonca ımmm ımmm diyerek kendinden geçmeye başlamıştı.G noktasını bulduğumda da zaten iş çığrığından çıkmış yoncanın inlemeleri odada yankılanıyordu.İşi biliyorsun sen bu gece ne yaşatacaksan hazırım deyip yeniden penisime yumuldu.Ellerimin yerini dilim almalıydı deyip yoncanın üstünden kalktım ve bacaklarını açtığım gibi dilimi o muhteşem haldeki amına gömdüm.Bir yandan elimle g noktasını oynuyor bir yandanda dilimi yuvarlatıp deliğin içinde gezdirip yoncayı deli ediyordum.2 dk olmamıştıki yonca sarsılarak boşaldı.Artık giriş vakti gelmişti.Prezervatifi aletime yerleştirip deliğin üstnde hafif hafif oynamaya başladım.Yeter artık içimde istiyorum diye haykırırken yüklenmemle offff diye haykırması bir oldu.

Hiç boşluk vermeden hızlı hızlı girip çıkmaya devam ettim.Yonca delirmişçesine ellerini belimden tutup her yüklenmemde sanki daha ileri girmem için bana tempo yapıyordu.Arada yukarıya bakarak nasıl girip çıktığımı gördükçe sok sok nolur daha hızlı sok diye söyleniyordu. Ben yoncayı bağırttırarak sikerken onurda iyiden iyiye kapıyı aralamış ordan karısının mutluluğunu gözetliyordu ama tam göremiyordu.Onuru daha iyi görebilsin diye yoncayı 4 yatağın ucuna kadar çekip 4 ayak pozisyonuna getirdim.Yönümüzüde yan döndürdümki onur da bu ziyafete ortak olabilsin.Aletimi tuttuğum gibi önümde hazır bekleyen yoncaya yeniden seri şekilde sokmaya başladım.Yonca çok geçmeden titreyerek 2.kez boşaldı.Amının kayganlaşmasını fırsat bilerek daha hızlı ve daha derine sokmaya başladım.her yüklenişimde şap şap sesi sessizliğimizi bozuyordu.Onura yanımıza gelmesini söylediğimde kabul etmedi bende boşalacağımı ve onurun ağzına boşalmak istediğimi söyleyince hemen geldi.Dediğim gibi tam boşalma anında onuru diz çkötürüp prezervatifi çıkardım ve onurun ağzına tüm döllerimi akıtmaya başladım.

Yonca kendini öne atıp yatağa uzanıverdi.Ama hala titriyordu.Onuruda tutarak yatağa uzandık.Ben yoncanın üstüne yattım onurda eşinin yanına.Onur yoncayı öperek mutlumusun aşkım diye sorunca yoncada halimden belli değilmi diye söyledi.Yoncanın üstünden inerek yanına uzandım.Daha durun sabahlara kadar sizinim ben merak etmeyin bu günü unutamayacağız hiçbirimiz dediğimde yonca bana dönerek şuan hiç şüphem yok bundan eminim dedi.Biraz dinlendikten sonra sıra onurdaydı.Onuru yanıma çağırıp başını penisime yaklaştırdığımda zaten benden bunu beklermişçesine yalamaya yeniden başladı.Bende yoncayla öpüşüyor zevki 2 ye çıkarıyordum.Yonca ben çıkayım diyerek hareketlendiği anda ben kolundan tutup bu sefer beraber olacak madem kapıdan gözetliyorsunuz sonuçta ne olduğunu biliyorsunuz dedim.Rahat olamamaktan korktuklarından bunu istemediklerini söyleyerek az önce sen sikilirken onur son derece rahattı değilmi dediğim an onurda beni tamamlayarak benim için sorun yok dedi.Yoncada tamam ozaman bu sefer böyle deneyelim olmazsa çıkarım deyince ben tekrar yoncayı kendime çekerek merak etme herşey daha güzel olacak deyip dudaklarına yumulmaya başladım.

Onurun yalaması öyle zevkliydiki aletim yeniden kazık gibi hale gelmişti.Bunu oda anlayınca üstümden kalktığı gibi prezervatif ve kayganlaştırıcı getirdi.Prezervatifi yerleştirip hem deliğine hemde aletime sürüp üstüme çıktı.Aletimi tuttuğu gibi deliğin üstüne denk getirerek hafifçe oturup kalkmaya her seferinde biraz daha fazlasını içine almaya başladı.Her oturuşunda biraz sızlanıyor acı çektiği belli oluyordu.O kendince oturup kalkarken bende yoncayı kocasına yüzü gelecek şekilde başımın üstüne getirdim.Ve hemen deliğini yalamaya başladım.Yonca zevki aldıkça başımın üstünde oturup kalkmaya , elleriyle başımı tutup kendine çekmeye başladı.Onuru artık hızlanmış seri halde kalkıp oturmaya başlamıştı.Bu pozisyonda 4-5 dk kadar kaldıktan sonra yoncayı kenara çekip hafif doğruldum onuru belinden tuttuğum gibi yatağa bacak omuzda şekilde yatırdım.Biraz hareketlenmek lazım diyerek girip çıkmaya başladım.Yoncada sırtı bana dönük halde onurun başına oturmş benim başlattığım işi yaptırmaya başlamıştı.Vücudumu ayarlayıp yüklenirken ellerimlede yoncanın amını ve göt deliğini zorluyordum.

Amından zevk almış halde parmağımı göt deliğine getirdiğim yonca kendini öne doğru atarak kaçtı orası yasak bölge dedi.Neden dediğimde daha ön tarafım dağılmadı arkayı ileriye saklayalım deyince ben şuan öyle güzel duruyorki anlatamam deyip yeniden oynamaya başladım.Yoncayı onurun başının üstünden çekiptam penisimin önüne onurun üstüne çektim.En sevdiğim pozisyon yine karşımdaydı.Bir onura bir yoncaya gir çık yaparken yoncanın deliği beni yeniden cezbetti.Aletimi arada hususi deliğine denk gelecek şekilde zorluyor hemen çekip amına sokuyordum.Kayganlaştırıcıyı alıp penisime onur ve yoncanın deliklerine sıktım.Artık daha rahat gir çık yapıyor elimlede o deliği arada zorluyordum.Her temasımda yonca ah çekip yapma diyordu.Tamamen ortama alısmış olan karı kocada öpüşüyor aldıkları zevkin etkisiyle kendilerinden geçiyorlardı.Bir ara onur başını yana çevirerek bana baktı ve sanki yoncanın göt deliğini sikmemi onaylar gibi başını aşağı eğerek bana destek oldu.Bende ne olacaksa olsun diyerek aletimi onurdan çıkarıp yoncanın amına götürdüm.Hepsini çekip yüklenip sokmaya başladım.Bunu yapmamdaki amaç sanki yanlış deliğe itmişim gibi izlenim vermekti.

Dediğimi yapıp penisimi tamamen çıkartıp göt deliğine doğru ayarladım.Parmaklarımla zorlamamdan dolayı delik hafif açılmıştı.Kayganlaştırıcıdan biraz daha sıkıp deliğe yüklenmemle lap diye içine girdim.Yonca ahh diyerek kaçmaya çalışırken ben üstten onurda belinden kavrayıp hareket etmesini engelledi.Sonunda hayalini kurduğum deliğin içindeydim.Hiç hareket etmeden öylece beklerken yoncaya sabret birazdan geçecek ve amından daha çok zevk alacaksın deyince yonca 2 niz planladınız değilmi bunu.Onur hep bunu istemişti zaten dedi.Onurda gülerek hemen yoncanın altından cıkıp yanıma geldi ve deliğini 2 yanağından açarak rahatlatmaya başladı.Artık deliğe yavaşça gir çık yapıyordum.Onurun yaptığıda genişletmeye yaramış olacakki hiç ses etmiyordu yonca.Ben de hızlanarak var gücümle yükleniyor sonra biraz soluklanmak için duruyordum.Yonca zevki almaya başladığı için durduğum her seferinde sok yüklen içime dağıt arkamı diyerek beni gaza getiriyordu.

Onuruda tutup yoncanın yanına aynı 4 ayak pozisyonuna getirdim.Bu sefer yan yana duran 2 delik benimdi.Onur hemen o şekilde durdu ve bende yoncadan çıkıp direk onura girdim.Yonca aldığı zevkten olacak geliyorum diyerek 3.kez boşalıverdi ve busefer gerçekten heryerinin titremesi belli oluyordu. 2 dk birini 2 dk diğerini yapmak benide baya yormuş ve artık boşalmak ister olmuştum.Çok geçmeden de boşalma anım gelmişti zaten.Onurun içindeyken geliyorum dediğim an onur da yoncada yerinden doğrulup önümde diz çöktüler.2 sinin dudakları birbirine değiyordu resmen.Bende tam boşalma anında bir onura doğru bir yoncaya doğru boşalarak 2 sinin ağzınada döllerimi attırdım.Dışarı çıkanlarıda birbirlerini yalayarak yuttular.Yorulmanın etkisiyle yataga doğru uzandım.Yonca hemen üstüme doğru uzandı , onurda yoncanın bacağını yana çekip penisime yumuldu tekrardan aradan.İçinde kalanlarıda emerek çıkarttı ve 3 ümüzde yatağa yığılıp kalmıştık.

Nasıl buldunuz beraber yapınca zor oluyormuymuş diye sorduğumda 2 side mutlu bir halde güzelmiş bu şekilde yapmak dediğin gibi diye beni onayladılar.Beraber duşa girip bişeyler yedik.Yonca her fırsatta kucağıma oturuyor beni azdırıyordu.Evlerinden çıktığımda sabah 8 e gelmek üzereydi ve biz daha gözümüzü kırpmamıştık.Evdeki oyuncaklarıda grubumuza alıp deneyebildiğimiz fantaziyi denedik.Sabah giderken 2 side bana teşekkür etti.Bende her geldiğimde illaki görüşmek isterim deyip kendi mutluluğumu onlara bildirdim.Her gittiğimde olmasada fırsat bulup uygun zamanlarda görüştük.Hatta geçen yıl başka bir evli çiftle tanıştırdılar beni. 2 evli çiftle grup yapmıştık bunuda gelecek sefere anlatayım sizlere.Okuduğunuz için teşekkürler yeniden görüşmek üzere…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Erasmus Fenaa – Türk Kızına Yurt dışında…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Erasmus Fenaa – Türk Kızına Yurt dışında…
Merhaba Arkadaşlar,
Bugün sizlerle bir başka Erasmus anımı paylaşacağım. Bu olay geçen sene kış döneminde yüksek lisans araştırması için gittiğim Avrupa’nın ufak bir ülkesinde başıma geldi.
Uzun bir süredir araştırmama odaklanamamamın sebebinin kafamın araştırmada değil sekste olduğunu fark edince bir gece kulübüne gidip kız kaldırmaya karar verdim. Duşumu alıp hazırlandım ve gece yarısına doğru hem bar hem de kulüp olarak kullanılan bir mekana gittim. Vakit öyle bir vakitti ki millet ne tam olarak partiye bağlamıştı ne de içkilerle ısınma turundaydı. Kimisi içkisini bir kenara bırakmış köşede yiyişiyor kimisi ise toplu halde dans ediyordu. Ben bir bira ısmarlayıp etrafı kesmeye karar verdim fakat uzun süre boşta birini göremeyince başka bir mekana geçmeye karar verdim. Kapıdan tam çıkıyordum ki üzerinde paltosu ve çantasıyla mekana yeni gelmiş sağlam bir hatun gördüm. Hemen ufak bir piçlik yapıp ‘’Ben de seni bekliyordum, nerelerde kaldın?’’ dedim. Kız sesten tam duyamadığı için tekrarlamak zorunda kaldım, duyunca gülerek ‘’Gece yeni başlıyor.’’ dedi. O ağır aksanı duyar duymaz hatunun da Türk olduğunu fark ettim. ‘’Ulan kıza söylesem mi söylemesem mi?’’ derken aklıma ismimi dahi sormadan bütün gece altımda inleyen hatunlar gelince konuşmamaya ve yabancı taklidi yapmaya karar verdim. Kıza ‘’Sana katılabilir miyim?’’ diye sorup onay aldıktan sonra bar tarafına gidip kıza da içki söyledik. Vodka karışımını aldıktan sonra biraz tenha bir köşede, ayakta konuşmaya başladık. Kız ismimi sordu, ‘’Bir önemi var mı?’’ diyerek konuyu geçiştirmeye çalıştım ve ekledim ‘’Kendimi isimlerle ve ülkelerle tanıtmaktan çok kişiliğimle tanıtmayı tercih ediyorum.’’ Kız cevabımı beğendi ve ‘’O halde anonim takılalım. Ben de nereli olduğumu söylemeyeceğim. Ama aksanım nereli olduğumu ele verebilir.’’ dedi. Salağa yatıp ‘’Çıkaramadım açıkçası.’’ dedim. Kız da benim aksanımı çıkaramadığını ama kendi ülkesinden olmadığını belirtti ve o an acayip rahatladım. Muhtemelen benim aksanımı çıkaramamasının sebebi bende aksan falan olmaması. İsim ve ülke işinden kurtulduktan sonra kızla sohbetin dibine vurduk, birkaç içki daha ısmarladık ve birbirimize ısındık. Bu arada kızın vücudunu da iyice gözden geçirme fırsatım oldu. Kızı tam bir çıtırdı, maksimum 20 yaşında olduğu belliydi. Saçlarının aralarına mor ve pembe renkleri iliştirmiş, yaklaşık 1.65 boylarında ve benim neredeyse göğsüme yetişemeyen bir kızdı. Her ne kadar zayıf bir hatun olsa da kalçaları efsaneydi. Birbirimize alıştıktan sonra beklenmedik bir anda ‘’Vücudun harika. Nedenini öğrenebilir miyim?’’ dedim. Yüzü biraz kızardı ama çocukluğundan beri jimnastikle uğraştığını ve zaten burada da spor bölümünde okuduğunu söyledi. Konuşacak pek bir şey kalmayınca iki kadeh viski alıp köşedeki bar taburelerinin olduğu yere geçtik. Ben duvar kenarına geçtim, o da yanıma geçmek için yeltendi ama kalabalıktan kurtulamayınca yanıma bir başkası oturdu. Kız ayakta kalınca belini kavrayıp ‘’Kucağıma gelmeni istiyorum.’’ dedim. Önce çekindi ama sonra üzerime tırmanmaya başladı, tabii boy farkı olunca beceremedi. Yüksek bar taburesinden inip kalçalarını kavrayarak kendimi tabureye onu da kucağıma oturttum, biraz bakıştıktan sonra saçlarıyla oynayıp hatunu öpmeye başladım. Kız elindeki viskiyi masaya bıraktı, üzerimde kıvranmaya ve beni öpmeye başladı. Ben de alttan alttan karşılık verdim. Bir süre sonra kendimi kaptırıp kızın pantolonun içine sağ elimi sokup kızı avuçlamaya başladım. Biraz rahatsız olunca ‘’İstersen başka bir yere geçelim.’’ dedim. Kız: ‘’Rahatsız olmadım, sadece burada yapmak istemiyorum.’’
Ben: ‘’Nerede yapmak istersin?’’
Kız: ‘’Bilmem’’
Ben: ‘’Yurtta mı kalıyorsun?’’
Kız: ‘’Evet ama…’’
Ben: ‘’Ama ne?’’
Kız: ‘’Oda arkadaşıma mesaj atmam gerek’’
Ben: ‘’Bekliyorum.’’
Kız kucağımda oda arkadaşına mesaj atarken kızı avuçlamaya ve boynunu öpmeye devam ettim. Kız resmen yanıyordu. Acaba yurdu siktir edip bana mı götürsem diye düşündüm fakat hemen vazgeçtim. Odada gördüğü bir şeyden Türk olduğumu çok rahat anlayabilirdi. En kötü hostelde sikerim diyerek arkadaşından mesaj gelene kadar hatunu avuçladım. Küçük ama sert kalçaları elime o kadar küçük geliyordu ki bir avuçla değmedik yer bırakmıyordum. Kız resmen akıyordu kucağımda. Birkaç dakika takıldıktan sonra arkadaşından mesaj geldi, yarım saat sonra dışarı çıkabileceğini söyledi. ‘’O halde bu gece sendeyiz.’’ diyerek kızı kucağımdan indirdim. Hazırlanıp dışarı çıktık, bir taksi ile kızın yurduna geldik. Oda kapısını açtı ve arkadaşının odada olmadığını görünce bana sarıldı, göğsümü öpmeye başladı. Tişört üzerinden yeterince öptükten sonra tişörtümü çıkarttırıp vücudumu rastgele öpmeye ve aşağılara inmeye başladı. O kemerimle uğraşırken ben de onu soydum ve ortaya daracık bir amcık çıktı. Açıkçası bu gecenin çılgın geçeceğini anlamıştım. Kız da kemeri açıp benimkini görünce neyle karşı karşıya olacağını anlayacaktı. Kısa bir uğraş sonunda sikimi boxerdan çıkarınca bir anda Türkçe ‘’Siktir, yarrağa bak’’ çekti, gülmemek için kendimi zor tuttum. Ne dediğini sordum, ‘’Sikin fenaymış’’ dedi, güldü. Sünnetli olduğumu görünce ‘’Sünnetsiz olduğunu bilmiyordum.’’ dedi. ‘’Bu gece sünnetsiz olduğumu unutamayacağın kadar sikeceğim seni’’ diyerek pantolonumu çıkarttım ve kızı dizlerinin üstüne oturttum, ağzına vermeye başladım. Benimki daha kendine gelmemişti ama kız durmadan sikimin çok büyük olduğunu söyleyip duruyordu.
Ben: O sikle bu gece senin pestilini çıkaracağım, bunu biliyorsun değil mi?
Kız: Evet, tabii o koca şey buraya girerse. (Amını göstererek)
Ben: Henüz görüp de sokmadığım am yok.
Kız: O holdo osom zor (Ağzına almaya başladı.)
Kız ufakça bir şey olduğundan ağzı da ufaktı ve içine girip çıktıkça beni fena azdırıyordu. Kısa sürede benimki maksimum büyüklüğe geldi ve kızı sert bir şekilde ağzından sikmeye başladım. Kız öğürüp geri çekildikçe ben kafasını setçe tutup boğazına doğru sokmaya başladım. Baktım alamayacak, kızı kucaklayıp yatağa attım, göbek üstü yatırıp amını yalamaya başladım. Hatun o an resmen eridi. Daracık amı sulanmaktan görünmez oldu, suları yatağa doğru akmaya başladı. Baktım inim inim inliyor, sokmaya karar verdim. Bu çekingen orospuyu bağırtmanın vakti geldi de geçiyordu. Benimkini amına dayayınca bu işin acılı olacağını anlamıştım, tabii umurumda değildi, o derece azmıştım. Bir kıyak çekip kızdan krem istedim ve öyle girmeye karar verdim ama bu da o kızı bu gece bağıra bağıra sikilmekten kurtaramayacaktı. Hatunu dört ayak yapıp doggy sikmeye karar verdim, sert başlangıçlar her zaman dominant bir sekste iş görür. Benimkiyle biraz oynayıp kremi sikimde gezdirdim ve sikimi amına dayadım. Kız hemen ‘’Lütfen yavaş gir’’lere başladı, tamam deyip geçiştirdim ama kızı anasından doğduğuna pişman edeceğimi bildiğim için çok da siklemedim. Kız yavaş ol falan derken buna iyice dayadım ve benimkinin başını sertçe girdim. Kız kendini yastığa doğru fırlatıp yastığa gömülü bir şekilde bağırmaya başladı. Maden bağırıyor, bari tamamını yesin diyerek 8-10 santim daha kökledim. Nereden baksan 16-17 santim içerideydim ama daha girilecek 5-6 santim daha vardı. Onları sonraya saklayıp gire çıka sikmeye başladım. Hayatımda bu kadar dar bir am siktiğimi hatırlamıyorum. Soktukça geri tepiyordu resmen ve her zorlayışımda acayip zevk alıyordum. Kızın çığlıklarını duymuyordum bile. O minik ama sert kalçalarını tokatlaya tokatlaya derinlerine giriyor kızı folloş ediyordum. Bir süre sonra benimkini aniden çekip tamamen içine girmeye başladım, kız resmen transa girdi, Türkçe bir şeyler saçmalamaya başladı. Ben kızın o halini görünce ‘’Bu artık alışmıştır diyerek’’ seri köklemeye başladım ama yanılmışım. Kız resmen mosmor kesilmiş bir şekilde benimkini almaya çalışıyor ama beceremiyordu. Tabii ben o azmış halimle acımadan çok sert girip çıkıyordum. Resmen fındık deliğini yumruk büyüklüğüne getirmek için amansızca sokuyordum. O kadar dar bir am sikiyordum ki sikimin yandığını hissedebiliyordum. Boşalmak üzereydim ama henüz erken olduğunu düşünüp yavaş sikmeye başladım. Kızı kaldırıp duvara dayadım ve bacaklarını açıp döşemeye başladım. Bu pozisyonda boşalamayacağımı bildiğim için kızı duvara yapıştırırcasına sikmeye başladım. Yurt odası resmen şap şap sesleriyle yıkılıyordu. Yan odada kim varsa her sokuşumu duyduğuma eminim. Tabii bu beni daha da coşturuyordu. Kız bağırdıkça ben daha da sert giriyordum. Kızın sesi bir süre sonra kesildi. Muhtemelen alışmıştı benim 20+yı almaya. Madem öyle, pozisyon değişsin deyip kızı kucağıma alıp benimkini iyice kökledim. Kızı öyle bir zıplatıyordum ki her zıplamada 20 santim amına girip girip çıkıyordu. Kız öyle bir hale gelmişti ki ben tutmasam düşecekti. Bu pozisyonda yorulana kadar siktikten sonra kızın kendisine gelmesi için götünü sertçe tokatlamaya başladım ve yavaşça siktim. Kızın götünü tokatlaya tokatlaya haşat ettim desem yalan olmaz. Önümde minnacık ama kan kırmızısı o götü gördükçe acayip azıp bu kızı bitirmeye kadar verdim. Kızı dört ayak yapıp seri ve sağlam döşemeye başladım. Kız artık bağırtıların son noktasındaydı. Bu şekil 3-4 dakika siktikten sonra hızlıca içinden çekip yüzüne gözüne hayvan gibi boşaldım. Kız öyle bir haldeydi ki yüzü görünmüyordu. O haliyle ağzına verip benimkini kaldırması emrini verdim. Kız 10 dakika yaladıktan sonra konuşmaya nihayet başladı. ‘’Lütfen bu kadar sert sikme, kaldıramıyorum.’’ ilk cümlesi oldu. ‘’Ben buyum, kabul edersen bu yarrağı yersin, beğenmiyorsan gidebilirim.’’ deyip sikimi ağzımdan çektim ve üzerimi giyinmeye başladım. Emekleyerek bacaklarımdan tutup ‘’Hayır, gitme, sakın gitme.’’ diyerek sikime ulaşmaya çalıştı. ‘’Gitmezsem bana ne verebilirsin ki?’’ deyip bir cevap bekledim. ‘’Her şeyimi, neremi istersen sik ama gitme.’’ dedi. O an bu hatunun neredeyse görünmeyen göt deliği aklıma geldi ve resmen çıldırdım. Bu orospu Türk kızını götten sikmeden bırakmayacaktım. Onun bana onu nasıl sikeceğimi söylemesinin acısını fena çıkaracaktım.

Hatunun görünmeyen göt deliğini nasıl haşat ettiğimi size bir sonraki hikayede aktaracağım.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ataşehir’deki zengin muhasebeci kadın

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ataşehir’deki zengin muhasebeci kadın
Flört sitelerinde kısa süreli ilişki aradığını yazan bir kadınla konuşmaya başladım. Türkiye’de bir kadın lise, üniversite öğrencisi değilse 23-24 lü yaşlardan sonra çoğunlukla ciddi ilişki arar. Elbette ailesi boşanmış, ailesinden birini kaybetmiş, sağlıksız bir ilişk**en çıkmamışsa.

Yaklaşık 8 günlük konuşmadan sonra MSN’de cam açabilmişti. Çok zayıf, sarışın, bakımlı bir kadındı. Halinde hep bir umursamazlık vardı. Uyuşturucu bile kullandığını düşünmüştüm. Sanal görüşmeye devam edersek bir an sonra ilişkimizin kesileceğini düşünerek bir AVM’deki kafede buluşalım diye karar aldık. Haftaiçi gündüz gittiğimizden kafe boştu. Genelde partnerlerimle karşılıklı oturmayı sevmem, kenarlardaki bir kanepeye geçtim, izin alıp yanına oturdum. Elbette mesafeliydim başta, ama konuştukça ve şakalaştıkça temas etmeye başladım. Yaklaşık 1 saat sonra kolumu omzuna atmaya başlamıştım. O da bana gülerken kasıtlı başını omzuma koyuyor, konuşurken yüzünü yüzüme yaklaştırıyordu. Hani kafede çok tenha bir yer olsa dudaklarına bile yumulmayı deneyecektim.

Saatine bakıp “Artık ofise dönmeliyim, mesai bitene kadar toplamam gereken işler var” dedi. “Hadi beraber inelim, akşam Kadıköy’de gezelim. İstersen birşeyler içeriz. Bildiğim güzel mekanlar var” dedim. Bana gülümseyerek “Oldu tüm gün beraber olalım, yavaş aslan parçası” dedi. “Aslan parçası mı?” dedim hayretle ben de . “İyi ki devrem, asker arkadaşım demedin” deyince bozulduğumu düşünerek “Yaaaa şaka yapıyorum, konuşuruz elbette buluşuruz.” dedi.

Ayrılırken buluşmamızdan babasının şirketinde muhasebe ve finansa baktığını, şirket büyük, babada patron olunca öyle free takıldığını öğrenmiştim. Babası meşhur bir sitede ona 2+1 daire almış. “Bekar bekar takılıyorum, yalnızım işte” dedi. Bu da beni gülümsetti elbette.

Şanslıyım ki benim çalıştığım ofis de Ataşehir’e yakın olunca, şirket arabam da var hergün buluşur olduk. Yaklaşık 10 gün sonra bir barda öpüşmelerimiz başladı. Eve davet etmesi için acele edip söz bile söylemedim. Kuralları onun koymasına izin veriyordum.

Tabii bu durum 3 gün sürdü, yine gece barda “Arabam Kadıköy’de kalsın aşkım, sen beni bırak. Bu gece dağıtmak istiyorum” dedi. “Tamam hayatım ben az içeyim” dedim.

Cidden de 2 bira söyledim ki yaklaşık yarım bardağını dudaklarımla ona içirdim. “Kimseyle bunu yaşamadım, harika öpüşüyorsun” dedi. “Hayatında içebileceğin en güzel kadehle içiyorsun” dedim. Mekan biraz boş olsa bir tuvalete sokup onu orada becermek istiyordum. Elimle kanepede götünü elliyordum, kasıtlı elimi bacaklarına atıyordum.

Gece 1-2 civarlarıydı sanırım artık arabaya dönmeye başladık. Akşam aldığı kararı değişmiş, “Aşkım benimkini al site giriş kartı onda. Onla gidelim” dedi. Elini tutsam da düzgün yürüyemediğinden omuzlarından tutarak arabaya gittik Moda’ya doğru. Onun aracıyla gidince ben de kesin onunla kalacaktım. Süper olacaktı.

Önceden bahsetmedim, sunroof lu Audi A3 ü vardı. Anahtarı çantasından alıp onu ön yolcu koltuğuna bindirdim. Kendim geçip ön camları açmadan sunroof u açtım. Gece etraf boş olunca yüzünü çevirip onu öpmeye başladım. Önce göğüslerini okşamaya başladım, sonra da elimi kasıklarına götürdüm. O da karşılıksız bırakmayıp elini pantolonuma götürdü. Benim ufaklık sağ tarafa yatmış, taş gibiydi. “Bak ne yapıyorsun bana, yazık değil mi taş oldu” O ne desin azgınlıkla “Bak öyle tuttuğumu taş ederim.” dedi.

İkimizde azgınlığın tavanına çıkmıştık. Fermuarımı açıp penisimi çıkardım. Elini tutup penisime getirdim. Tüm gece elleşmeler temas külodum penisim mezi ile kayganlaşmıştı. Banu işini bilir şekilde penisimin başını okşamaya başladı. “Aşkım evime gidelim, görürler” dedi. “Gece 2 olmuş aşkım, buralar boş. Olan da arabada ağaçların dibinde bizim gibi sikişiyor. Ben bakıyorum çok azdım, hadi ağzına al. Çok azdım bebeğim” dedim. O güzel kafasıyla yine içgüdü etrafa bakmaya çalıştı. Puslu puslu bakıp görmese de artık bana güvendi.

O zayıf, cılız kadın önce ıslak ıslak dudağıyla kaygan penisimin başını öptü. Yavaşça dudaklarını “O” sakso yapacak şekle getirip sünnetli başını yaladı, az git gel yapıp daha da çok ağzına sokmaya başladı. Gerçekten işi bilen bir fahişeydi, tükürüklü ıslak ıslak dişlerine değdirmeden yapıyordu. Bense hem bu muhteşem manzaraya bakıyor, elimi daldırmış götünü okşuyor, hem de arada caddeyi ön cam ve aynalardan kolaçan ediyordum.

Artık penisimden akan sıvılar, onun tükürükleri pantolonumu ıslatmıştı. Sarhoş olduğundan kökleyerek yalamıyor, oral seksteki “Huppppp, opp, pp” sesler geliyordu. Dayanamayıp elimle boynundan kafasını sikime bastırdım. Gırtlağını sikimin başında hissetmemle kuvvetli öğürdü. Doğruldu hemen öksürük ,öğürme arası sesler çıkararak ağzından sıvılar aktı. “Öööğğğ aşkım kusacağım, midem bulanıyor. Gidelim, yeter” Kısa bir uğraşla torpidoda peçete buldum. Üstün körü donumu çekip fermuarımı bile kapamadan yola düştük.

Siteye gelince kart sayesinde güvenliği hızlıca geçtim. Güvenlikçi camda merakla yine de aracın içine baktı. Bu esnada aşkımın öğürmeleri bitmiş koltuğu yatırmış cenin pozisyonunda yüzü bana dönük uyuyordu, benim bir elimde bacaklarındaydı. Hangi blok öğrenmek için uyandırdım. İsteksizce uyandırıp yukarı götürdüm.

Kafası güzel hemen yatağa gitmek istedi. “Aşkım duş alalım kendine gel hadi” dedim.”Yaaa ben uyumak istiyorum, bananeeee!” dese de koltuğa oturtup güzelce soydum. Bir yandan evi, eşyaları, fotoğrafları inceliyordum. Soğuğa yakın ılık bir suya ayarladım.Bir güzel onu sokmadan kendimi de soyup girdim. Suyun soğukluğuyla “Ayyyy, çok soğuk” diyerek bana sarıldı. Ben de üşüsem de onu bir güzel uyandırdım. Saçını şampuanladım, koltukaltlarımızla banyoya salınan alkol ter karışımı kokuları yok etmek için koltukaltlarını, vajinasını, götünü sabunladım. Bu esnada kalkık sikim onun çıplak tenine değdikçe iyice yukarı kalktı. Ona iyice yaklaşıp sikimi sabunlu bacaklarına sokuyordum. Bacaklarını kapatıp sürtünüyordum. İyice uyanmıştı, sonra sırtını döndürüp sırtını sabunlama bahanesiyle götünden bacaklarının arasına soktum, sürtünmeye başladım. Uykusu açılan aşkım musluğu tutup hafiften domalmaya başladı. Belli ki onun da amı yanıyordu. Götünün yanaklarını elimle sıkıyordum, tam eğilip temizlediğim amını yalayacaktım ki aşkım öğürmeye başladı, duşakabini açıp alafranga tuvalete domalıp eğildi ve istifra etmeye başladı. Durduğu sıra “Aşkım özür dilerim” dedi. Ufaktan başımı kaşıyan, içimden “öfff, püffff” diyen ben de “Aşkım at zehiri, iyice rahatlarsın. Utanma benden” dedim. O kafasını klozete gömmüş, domalmış götünü bozmuyordu. Havadan çıkmamak için arkasına geçtim, domalmış götünü iyice kaldırdım. Banu şokta arkasına baktı, pozisyonu değişmeden “Sapığa bak , hastayım görmüyor musun?” dedi. “Senin gibi seksi bir kız domalmış, ölü görse ölü dirilir tatlı fahişem” dedim. Sikimi elimle tutup vajinasının dudaklarına, götüne değdirmeye başladım.

İstifra eden Banu doğruldu bir eliyle peçete aldı lavaboya dönerken sol eliyle arkasındaki beni yine arkasında tuttu. Ağzını elini yıkamak için yine domaldı. Ben yine sikimi amına yaslamıştım ki, ıslak elleriyle sikimi tutup amına çekti beni. Islak, soğuk elleriyle irkilsem de beni daracık, sıcacık ve kaygan bir am içine almaya başlamıştı. Ben “ohhhhh” diye inlerken o da beni “woooowwww” sesleri ile alıyordu içine. Tekrar tam domaldı, musluk açık ellerini lavaboya yaslamış, tatlı tatlı inliyordu.

İlk postada erken boşalacağımı düşünüyordum ancak alkol benim boşalmamı geciktirir. Zayıf olmasıyla çat çat sesleriyle gidip gelmeye başlamıştım. Balık etli çok seksi bir kadın olmasa da dibine köklerken neredeyse kaldırıp ayaklarını yerden kesiyordum. O da “ufff, boşaldım, ah hadi aşkım, evet hadi” iniltileri ile beni iyice hızlandıyordu. Lavabonun soğuttuğu eliyle taşşaklarımı okşamaya başlayınca “Sen dur boşalacağım yoksa” dedim. “Boşal şıkır şıkır hadi.” dedi iniltilerle. Ama niyetim yoktu, zirvedeydim çevirdim kucağıma aldım. İlk başta lavaboya oturturum demiştim ki hafif olunca kucağımda havada çat çat sikmeye başladım. Onun o narin amından şak şak ses çıkıyordu ki o zirvenin harika hazzı geldi. “Ahhh boşalıyorum” dememle biraz içine akıttım spermlerimi. Kendimi tuttum penisimin başını tutunca hızlıca indirdim onu. Diğer elimle ona diz çöktürüp yüzüne saçına fışkırtarak boşaldım. Lavaboya yerlere dahi gitti. Haykırarak boşalmıştım.

İçeri geçtik, bir müzik kanalı açtım. İçeride şarap buldum birer kadeh doldurdum. Ben kanepeye oturdum, o da dizlerime uzandı. Kafasını çevirip “Bak aşkım ne boyutta, delirttin beni. Uyandırana kadar canım çıktı, bu gece uyku yok” deyip dudaklarını öptüm. O da başının altındaki sikime elini götürüp “Aşkının boyutunu hissettim, belli belli. Biraz dinleneyim” dedi.

Ben kapıyı açmışım Ömercik durur mu, kumsal, mayo seksi tiplerin olduğu bir klipte elimi şortunun altına soktum. Elini sikime getirdim, külodumu indirdim. “Arabada o harika sakson yarım kaldı hadi devam” dedim. “Sonra kahve yaparsan olur, yoksa ağzımın tadını bozmam” dedi. “Kahve, mutfağı göster merak etme” dedim.

Bu kadın zengin baba kızı değil, kaldırım fahişesiydi. Kanepede ben oturdum o doggy ve yüzüstü uzanıp öyle bir blowjob çekti ki; “şap, şup , pppprr”” tanımlayamacağım ne kadar ses varsa yaptı, elektrik süpürgesi gibi çekti, boşaldığımda gözlerime baktı, dolu ağzıyla “Hım?” sesi çıkardı. Yutmak için onay bekler gibiydi, şaşkınlıkla bakıyordum. Benden onay gelmeyeceğini hissedince yuttu, ağzını temizleyip tekrar yutkundu. “Krema tamam, şimdi kahvemi isterim.” dedi.

Bu durumda ne yapabilirdim, menimi yutan bir kadın. Dudaklarını dolu dolu öptüm.

O gece onu orta sehpada misyoner, yatakta pek çok pozisyonda becerdim. Harika bir gece yaşattı bana. Ertesi gün elele Boğaz’da gezdik akşam yine deliler gibi sikiştik.

O dönemler iyiydik ama sonraları benim onun kadar maddi durumumun iyi olmamasını sorun etmeye başladı. Elini cebine atmaz benden beklerdi. Bu gezmelerde, onun takıldığı mekanlara gitmek beni baya zorlamaya başladı.

3-4 ay sonra bu konulardan kaynaklı görüşmemeye başladık. Sonrasında tanıştırdığı arkadaşlarından biri eski sevgilisine döndüğünü söyledi. Ben de aramadım.

O arada intikam için mi benle oldu, ona döndü düşünmedim değil. Zira 6 ay sonra beni tekrar aradı. Buluştuk, bir AVM de son matineye sinemaya gittik. Çıkışta arabada sevişip yine oral seks yaptırdım. Bu defa beni hazza ulaştırıp menilerimi yuttu. Sonra eve gidip bir güzel onu becerdim. Benim intikamım amını, götünü, ağzını, yüzünü her yerini döl yaptım. Ve o dönem iş için şirketin verdiği fotoğraf makinasıyla 6 parça olarak sevişmemizi videoya aldım.

Videonun da etkisiyle baya haşin sikiştik. Aralarda izleyip yine sikiştik.

Onun eski sevgilisine dönmesi ilişkimizi hastalıklı hale getirmişti. “Şu çocuktan intikam almak için yatıyorsun” dedim bir kavgamızda. O da kızıp cinnet geçirerek “Defol, siktir git evimden” diye bağırdı. Daha da aramadım.

Ancak arada videolarımızı açıp izliyorum. Böyle haşin tatlı bir fahişe daha görmedim.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

YENGEMİ SİKTİM[ALINTI]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

YENGEMİ SİKTİM[ALINTI]
Merhaba, ben Trabzon’dan Mesut. 18 yaşında bir gencim. Size yengemi nasıl siktiğimi anlatmak istiyorum. Dayım TIR şöförlüğü yaptığı için evine ayda yılda bir uğrayan bir insan. Seferde olmadığı zamanlarda bile evle pek alakası olmaz. Yengem ise 31 yaşında, sarışın, iri göğüslü, çok büyük kalçalı, güzel ve seksi bir kadın. Dayımla evlendiği ilk günden beri yengem hayallerimi süslemeye başlamıştı. Gizli gizli yengemi azuluyor, hayallerimde yengemi sikiyordum. Az mı yastığı altıma alıp, sanki yengemi siker gibi, yastığa kerkinip boşaldım. Az mı yengemin götünü sikmeyi hayalleyip tuvalette 31 çektim…

Dayım yine seferdeydi. Ailecek yengeme yemeğe gittik. Annemle yengem yemekleri hazırlayıp servis yaptılar ve yedik. Yemekten sonra babamla oturduk tv seyrediyoruz, annemle yengem bulaşıkları yıkadılar ve çay demlediler. Çay içerken de eski günlerden muhabbete girdiler. Ardından fıkralar falan derken, muhabbet döndü dolaştı korkulu öykülere, hikayelere geldi. Cinler periler filan. Babamın bu anlattıklarından yengem bayağı etkilenmişti, korktuğu gözlerinden okunuyordu. Neyse, laf lafı götürürken vakit epeyce geç olmuş, artık kalkma zamanı gelmişti. Babamla dışarıda ayakkabılarımızı giyiyorduk. Yengemin koridorda anneme, korktuğunu ve benim orda yatmam için yalvardığını duydum. Annem “Tabi tabi, yatsın.” dedi, babamın da onaylamasıyla ben yengemde kaldım.

Yengem dayımın pijamalarından birini verdi bana, gittim üzerimi değiştim salona geldim. Yengem de üzerini değişmeye gitmişti ve yatcaktı. Ben ise salonda çekyatın birine uzandım TV seyrediyordum, birazdan yengemin bana hazırladığı odama gidip yatacaktım. Aradan en fazla 20 dakika falan geçmişti yengem salona geldi. Yengemin üstünde gecelik (sütyen takmamış), altında da amının götünün hatlarını belli eden daracık bir eşofman altı vardı. Ne olduğunu sorduğumda, çok korktuğunu ve ikimizin de salonda yatmamızı istediğini söyledi. Bende “Tamam yenge.” dedim. Yastık yorgan getirdik, yengem bir çekyatta ben diğer çekyatta yatıyoruz. Yengem anlatılan hikayeler, cinler ve periler yüzünden kabus görmüş olmalı ki birden uyandı ve “Yanına gelebilirmiyim?” dedi. Bende “Gel tabi yenge.” deyince, benim çekyata geldi, girdi yorganın altına. İkimiz de birbirimizden utanıyorduk, nede olsa o benim yengem idi. Sırt sırta döndük yattık.

Yengemin o büyük kalçası benim kalçama dokunuyordu. Sıcacıktı. Çok geçmeden beni şeytan dürttü, yarrağım kazık gibi oldu, yengemin kalçasına doğru döndüm. Uyuma numarası yaptım ve yengemin beline sarıldım. Yengem yüzünü çevirip bana baktı, beni uyuyor sandı ve yüzünü tekrar öbür tarafa çevirdi. Birkaç dakika sonra elimi biraz daha aşağılara indirerek yengemin kalçasına götürdüm. Uykumda yaptığımı düşündüğünden, yine birşey demedi. Ben uyusam da, uyumasam da yengemin de istendiğini düşündüm, çünkü ne elimi çekiyordu, nede istifini bozuyordu. Bu sefer uykumda konuşuyormuşum yaparak, sanki rüyamda yengemi sikiyormuşum gibi sayıklamaya başladım. Anlaşılan bu yengemin hoşuna gitmemişti, beni uyandırmaya çalıştı. Ben uykudan uyanmış gibi yaptım ve hiçbir şeyin farkında değilmişim gibi “Hayırdır, ne oldu yenge?” dedim.

Yengem “Rüya görüyordun galiba. Uykunda beni sayıklıyordun, hiç yakışıyormu sana!” dedi. Bende “Yenge, altı üstü rüya, nolcak ki? Fakat rüyada bile olsa çok süperdi.” dedim. Yengem “Yaaaa? Öylemi? Neymiş o süper olan?” dedi. Bende “Süper olan sendin, iri göğüslerin, büyük kalçan… Seninle sevişmek süperdi.” dedim. Göğüsleri ve kalçası hakkında söylediklerim yengemin hoşuna gitti ki, gülümseyerek “Dayın göğüslerimi ve kalçamı çok büyük bulur, hiç beğenmez.” dedi. Ben fırastı değerlendirdim hemen, “Olur mu yenge, harika vücudun var…” dedim. Konuşmalarımız seks konusunda ilerledikçe daha da cesaretleniyordum, “Yenge, dayım gelmeyeli çok uzun zaman oldu, seninde canın istiyordur. Benden sır çıkmaz, aramızda kalır.” dedim. Yengem “Ne diyorsun be?” dedi. “Yenge, seni istiyorum.” deyince, yengem “Saçmalama yaa!” deyip azarladı beni. Artık çok geçti, içimi dökmüştüm, ne olacaksa olsun, geri dönüşüm yoktu, atladım yengemin üstüne…

Yengem karşı koymaya çalıştı, bana tokat attı. Fakat nafile, iyice azmıştım, yengemi zorla da olsa sikecektim. Yengem altımdan kurtulmak için çok çırpınıyordu, arada bir de tekme tokat atıyordu bana. Bu durumda yengemi sikemezdim, bende ona bir tokat attım. Galiba tokadı biraz sert atmışım, yengem bayılır gibi oldu, çırpınmaları kesildi. Hemen yengemi kucaklayarak içeri yatak odasına götürdüm, yatağın üstüne yatırdım. Ayaklarından ve ellerinden yatağa iyice bağladım. Yengem kendine gelmiş, ağlıyordu. Salonda koli bandı görmüştüm, getirip ağzını yapıştırdım, bağırmasın diye. Yengemin geceliğini çıkardığımda bembeyaz bir vücudu vardı, kaymak gibi, kafam gibi kocaman göğüsler. Bembeyaz göğüslerini okşamaya ve yalayıp öpmeye başladım. Hiç acele etmiyordum, yengem artık elimde idi, vakit geceyarısı, sabaha daha çok vardı. Kulaklarını emmeye başladım, boynunu yaladım…

Sonra o kalçasına yapışan eşofmanını çıkartınca, beyaz külodu ile kaldı. Yengem artık olan oldu diye hiç birşey yapmıyordu, sadece ağlıyor ve bir deli gibi tavana bakıyordu. Külodunu da indirdiğimde, yengemin kıllı amı karşımdaydı. Aylardır sikilmemekten dudakları birbirine yapışmış daracık amcık. Önce amını okşadım ve amının kıllarıyla oynadım. Sonra amının dudaklarını aralayıp iyice yaladım, parmakladım amını. Dişlerimle amının kıllarını çekiştiriyor, dilimi amının deliğine sokup çıkarıyordum. Yengemin kıpırdamalarından zevk aldığı belli oluyordu. Nihayet amının suyu akmaya başladı, hem de ne akma. Amının sularını yalayıp yutuyordum. Yengemin ağlaması kesilmiş, zevkten inliyor ve birşeyler mırıldanıyordu. Kaş göz işareti ile ağzından bantı sökmemi istiyordu. Bantı söktüğümde yengemin ağzından çıkan ilk söz bana “Şerefsiz!” demek oldu. Hemen dudaklarına yapıştım ve yengemi öpmeye başladım. Yengem de beni öperek karşılık verince çok şaşırmıştım…

Bir süre öpüştükten sonra yengem bana gülümseyerek “Ulan ne haysiyetsizmişsin sen! Ama helal olsun, dayının bile beceremediğini becerdin, amımın suyunu akıttın! Büyüyüpte küçülmüşsün sanki, neler de biliyormuşsun öyle! Devamını da getir, adam gibi sik amımı bari şerefsiz!” dedi. Yengem artık yola gelmişti, kendisini çözmemi istedi, çözdüm. Yengem doğruldu, “Gel buraya şerefsiz!” diyerek benim pijamamı ve külotumu çıkarıp, kazık gibi sert yarrağımı ağzına aldı ve yalamaya, emmeye başladı. Yengemin ağzı fırın gibiydi, ben titremeye başladım, nerdeyse boşalmak üzereydim, “Yenge dur, yavaşşş…” dedim, fakat yengemin durmaya niyeti yoktu, “Ağzıma boşal şerefsiz!” deyip daha hızlı emmeye başladı yarrağımı. En sonunda bağırarak patladım yengemin ağzına. Nasıl döl geldi benden öyle, geldikçe geliyor. Yengemin ağzı, burnu, yüzü, gözü döl oldu hep.

Yengem işi biliyordu, boşaldığım halde yarrağımı emmeye yalamaya devam ediyor, yarrağımın inmesine izin vermiyordu. Yengem sırtüstü yatağa uzandı, bacaklarını ayırdı, yarrağımdan tutarak beni üstüne çekti. Yarrağımın kafasını amının deliğine yerleştirdikten sonra, bacaklarını belime doladı ve “Hadi sik yengenin yarrak hasretiyle yanan amını!” dedi. Yarrağım yengemin su gibi ıslanmış amına kendiliğinden kayıyordu. Ben yarrağımı yarısına kadar çıkarınca, yengem var gücüyle kendine çekiyor, adeta taşaklarımı da o daracık amına sokmak istiyordu. Bu şekilde yaklaşık 5 dakika falan yengemin amını sikmiştim ki, birden yengemin yüz ifadesi değişti ve inlemeye başladı. “Hızlı, daha hızlı sik!” diye bağırdı. Hızlı hızlı sokup çıkarmaya başladım, deli gibi sikiyordum yengemin amını. Birden yengemin amı kasılıp gevşemeye başladı, “Bitirdin beni şerefsiz…” diyerek titredi. Yengem boşalmıştı. 2 – 3 saniye sonra ben de boşaldım. İkimizde burunlarımızdan soluyorduk, yorulmuştuk, her tarafımız yapış yapış olmuştu…

Biraz dinlenip birer sigara içtikten ve kendimize geldikten sonra, birlikte duş aldık. Tekrar geldik yatağa ve hemen öpüşmeye başladık. Hızımızı alamamıştık. 69 pozisyonunda birbirimizi biraz yaladıktan sonra, yengemi domaltıp arkadan amını sikmeye başladım. Amına sokup çıkarırken gözümü yengemin göt deliğinden alamıyordum. Bir an yarrağımı amından çıkarıp götüne sokmak istedim. Yengem hemen döndü ve “Napıyorsun? Orası haram, çok büyük günah!” dedi. Ben de “Diğer yaptıklarımız günah değilmiydi?” diyerek susturdum. Yarrağımın kafasını ve yengemin göt deliğini tükürükle ıslatıp, götüne abandım. Yarrağımı birden haşırt diye götüne kökleyince yengemin bağırmasını duymalıydınız. “Yırttın, parçaladın götümü şerefsiz!” diye haykırıyordu. Yengem bağırdıkça zırladıkça ben daha da azıyordum ve daha da vahşice sikiyordum götünü. Bayağı bir siktim götünü, artık yengemin götü uyuşmuş gibiydi, yarrağım çok rahat girip çıkıyordu. Saatlerce sikebilirdim yengemin götünü. Fakat yengem bir süre sonra “Boşal artık şerefsiz, belim ağrıdı…” deyince döllerimi götünün içine fışkırttım.

Yarrağımı yengemin götünden çıkarmadan, yengeme sarılıp, 66 pozisyonunda uzandık yatağa. Yengemin bana ettiği küfürleri duymalıydınız… Hem bana küfür ediyor hem de yarrağımı götünden çıkarmamı istemiyordu. Yarrağım inip kendiliğinden çıkınca, yengemin götünden osurukla birlikte kanla karışık döllerim akmaya başladı. Yengem bana dönerek dudaklarımdan öptü ve “Sen çok şerefsiz vede adi birisin, fakat artık senden vazgeçemem! Bundan sonra beni yarraksız bırakırsan, seni dayına söyler geberttiririm! Ona göre ayağını denk al!” dedi. Ben de yengemi öptüm ve “Canım yengem, bundan sonra dayım nezaman sefere giderse, senin kocan benim, sen de benim karımsın!” dedim. Yengem çok mutlu olmuştu. Birbirimize sarıldık, huzurlu bir şekilde uyuduk. Sabah kalktığımızda, yengem gerçekten de karım gibiydi, bana muhteşem bir kahvaltı hazırladı, bal, kaymak, tereyağ, süt. Sonra da sikişe devam…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

efendimiz….bl 1

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

efendimiz….bl 1
ilk tanıştığımız zamana döndüm bir anda… Kocamla yeni evli olduğumuz, çocuk olmuyor diye baskıyla ezildiğim, sonunda elimizde kocamın sperm sayısının yetersizliği yazılı bir raporla çaresiz kalakaldığımız zamana…

Tüp bebek, doktor tedavisi gibi şeyler bizim çevremizde asla kabul görmeyen konulardı. Hele elindeki laboratuar mühürlü tahlil sonucuna bile inanmıyordu kocam… Sık sık çocuk yapmayı denediğimiz, her türlü baharatı, bitki ilacını, karışımları denediğimiz halde bir türlü olmuyor, olmuyordu.

Neredeyse her gece diyebileceğim sıklıkta gittiği ve bana pek bahsetmediği toplantılardan birinden dönmüştü konuyu bana ilk açtığında… Gecenin bir yarısı beni karşısına aldı, önce tutuk tutuk, sonra ateşli bir şekilde uzun uzun anlattı.

Bir dergaha mürit olmuş. Efendi hazretleri diye bahsettiği şeyhin mucizelerinden, ne kadar nurlu bir zat olduğundan, en cahilinden en okumuşuna, en fakirinden en zenginine kadar bir sürü müridi olduğundan bahsetti.

“Ben derdimizi Efendi hazretlerine açtım Gül…” dedi sonunda… “Yarın seninle dergaha gidiyoruz. Seni yanına kabul etmeyi uygun gördü. O’nun şefaatiyle çocuk derdimiz kalmayacak.”

Şaşırdım önce… İtiraz ettim, olmaz dedim, kabul etmedim. Tahlil sonucunu çıkarıp gösterdim,

“Nasıl olur böyle bir şey? Tıp bu kağıtta senin çocuğun olmayacak diyor. Senin efendinin duasıyla olacak şey midir?” dedim.

Ne yaptıysam kar etmedi. İtiraz ettikçe öfkelenmeye, kırıcı olmaya başladı. Ben de dirliğimiz bozulmasın, gidelim de görsün hanyayı konyayı diye düşünerek zorlamayla kabul ettim.

“Yalnız hazırlanman lazım Gül… Tertemiz, misler gibi aklanıp paklanman lazım… Ev haliyle koskoca Efendimizin huzuruna çıkamazsın. Yıkanıp kokulanacaksın, allığını rujunu süreceksin, en yeni giysilerini giyeceksin, bayramdır bizim için…”

Ben de bütün dediklerini yaptım içimden kıza kıza… Alt tarafı iki dua okuyacak adam, benim vücut temizliğimle ne alakası var diye düşünsem de, üstümde kıl tüy bırakmadım, kokular kremler sürdüm, makyajımı hafifçe yaptım. Düğünümde giymem için nişan tepsisiyle gelen dantel iç çamaşırlarımı geçirdim. Biraz diz altı, belimin inceliğini, göğüslerimin kabarıklığını ortaya çıkaran parlak bir elbise giydim.

“Çok güzel oldun Gül” dedi kocam gözleri parlayarak, beni baştan aşağıya süzerek… “Efendi hazretleri bu halinle seni mutlaka kabul eder. Hadi gidelim, dergahta bizi bekliyorlar.”

Arabaya binip kocamın Dergah dediği çiftlik evine gittik, kapısından içeriye girdik. Yüksek duvarlarla çevrili bir arazinin ortasında kocaman bir villa… Kapısı açıldı, kocam açanlarla selamlaşıp önde, ben arkasında içeriye girdik.

Üst katta, önünde iki adamın beklediği bir kapı açıldı. Kocam temennalarla, elleri göbeğinde kavuşturulmuş, saygıdan titreyerek, ben merakla etrafıma bakınarak daldık.

İlk gördüğüm şey, Efendinin simsiyah, yakıcı gözleri oldu. Az öncesine kadar bitse de bir an önce, kaçsak diye düşünürken bir anda her şey gidiverdi aklımdan…. Sanki büyülenmiş gibi, o siyah gözlerin cazibesine kapılmış gibiydim.

Neden sonra oturduğu taht benzeri koltukta bağdaş kurduğunu, üzerindeki cübbeyi, bembeyaz sarığını, elindeki kocaman tesbihini görebildim.

Ve siyah gözleri kadar kara kıvırcık sakallarını, kemerli burnunu, dua ile kıpırdanan dudaklarını, tesbihi kavrayan güçlü ellerini… Ve illa o içime işleyen, delen, okşayan bakışları…

Bir zaman derin bir sessizlik oldu ortamda… Sadece Efendi hazretlerinin dua ettiği aşikar, ne dediği belli olmayan mırıldanma sesi vardı.

“Kapıları kapatın” diyen gür sesi yankılandı sonra bir anda… “Bu katta kimse kalmasın.” Adamlarına söylüyordu bunu, kocama da işaret etti, “Sen de bizi aşağıda bekle… Duamız bitene kadar… Tesiri olması için huzur olmak gerek, yoksa hükmü kalmaz ettiğimiz duanın…”

Herkes, kocam dahil, hürmetle geri geri giderek çıktı, kapı arkamızdan kapandı, ben Efendi ile başbaşa kalıverdim bir anda… Loş bir ışık yayılan salonda sadece bizim olduğumuz bölüm biraz aydınlık kalıyordu, diğer her köşe karanlıktı.

Bir kibrit yandı Efendinin elinde, uzun bir çubuğu ateşlediğini gördüm. Önündeki sehpada duran ayaklı kadehi gösterdi tesbihli eliyle…

“Diz çök yavrum. Bu kadehteki okunmuş sudur. Bir nefeste içmen gerekir. Senin derdini biliriz amma, çaresini dermanını bu suyu içince göreceğiz.”

Şaşkın, etkilenmiş, robotumsu adımlarla yaklaştım, koltuğunun önünde diz çöküp sehpadan kadehi aldım, bir dikişte hepsini içtim. Bildiğimiz su gibiydi tadı, biraz garipti.

Efendi bu kez daha yakından bakıyordu bana… İçime işliyordu sanki bakışları, içimde bir şeyler eriyordu sanki… Az önce yaktığı çubuktan kıvrılarak dumanlar çıkıyor, ara sıra nefeslenerek dumanını bana doğru üflüyordu. Yüzüme kadar gelen duman bildiğim sigara dumanı değildi, bambaşka, değişik bir kokusu vardı.

Başımın hafifçe dönmeye başladığını hissediyordum. Sonra da içtiğim su midemi yakmaya başladı sanki… Karnımda minik bir ateşle başladı, sonra kasıklarıma yayıldı o sıcaklık, oralarım kavruluyordu adeta… Elimi apış arama atıp avuçlamamak için kendimi zor tutuyordum. Zonklamaya başlamıştı çünkü…

“Örtünü mantonu çıkar yavrum…” dedi sonunda… “İçtiğin su derdini gösterir oldu bize… İfritler musallat olmuş sana… Okunmuş su içinde yayıldıkça telaşa düştüler şimdi… Ayağa kalk da mantonu çıkar. Yamacıma gel. Okuyup üflemem lazım…”

Öyle derin, öyle buyurgan bir sesi vardı ki… O konuştukça titriyor, sürekli ürperiyordum. İçim alaz alaz yandığı halde tenimin bunca ürpermesinin nedenini çözemiyordum bir türlü… Kocama itiraz ederken burnuna dayadığım tahlil raporu aklıma bile gelmedi bu yüzden…

İtiraz etmeden, büyülenmiş gibi yavaşça kalktım. Başımdaki örtüyü titreyen parmaklarımla çözdüm. Yere bıraktım öylece… Sırtımdaki uzun mantoyu da… Efendinin huzurunda kocamın giydirdiği parlak dar elbiseyle, belime kadar uzanan kumral saçlarımla kalakaldım. Keşke biraz daha kapalı giyinseydim, adama ayıp oldu böyle diye geçirdim içimden…

Parmağının işaretiyle yanına iyice yaklaştım. Ateşi sönmeye yüz tutmuş çubuğundan son bir nefes çekip dumanını bıraktı yine… Onun ağzından çıkan duman benim ciğerlerime doldu.

Offf… Başım öyle bir dönüyordu ki… Utanmasam, çekinmesem Efendi hazretlerinin omuzlarına tutunabilirdim. Onun yerine dizlerim titreyerek, yere yığılmamaya çalışarak hemen önünde dikildim. O koltuğunda oturuyor, bense önünde ayakta bir süre durduk. Yine o dudaklarındaki mırıltıyla durmaksızın bir şeyler okuyordu.

Mırıldanmayı kesti sonra, iki eliyle hafifçe belimi tuttu. Başını iki yana sallayarak nefesini üfledi. Ellerinin temasını hissedince ben de nefesimi koyuverdim. Dudaklarımdan bir inilti çıkıverdi istemsizce…

“Ohhhh…” Ne oluyordu bana böyle, anlayamıyordum. Adamın parmakları ince kumaşlı elbisemin üzerinden tenimi ateş gibi yakıyordu. Gözlerim yarı kapalı, içimde bir ateş, onun parmaklarında bir ateş, kavrularak olacakları bekliyordum sadece…

“Biraz rahatladın değil mi yavrum?” dedi mırıldanmaya ara verip…

Dudaklarımı ısırarak başımı evet anlamında sallayabildim sadece… Rahatlamak sayılmazdı ki bu, karnımdaki ateş daha da artmıştı sanki…

“Rahatladın ama sadece biraz, değil mi? Şimdi üstündeki esvabı çıkaracaksın. Üstünde entari olunca tesiri olmuyor, ifritlere tam ulaşamıyorum. Şu köşedeki divana uzan sonra da… Utanmana gerek yok. Bizim işimiz dua ile… Karanlıkta fani bedeni görmeyiz bile, bizim işimiz sadece içindeki kötülükle… Haydi yavrum…”

Gösterdiği divana doğru yürüdüm yine robot gibi… İçimi kavuran ateşin söneceği umuduyla, rahatlama kaygısıyla… Elbiseyi bir hamlede sıyırıverdim üstümden, üzerimde sadece dantel sütyen ve külot kaldı. Tam uzanırken seslendi yine,

“Ne varsa dedim kadın… Esvap derken ne varsa dedim, hiç bir şey kalmayacak.”

Kocam geldi gözümün önüne, alt katta bekliyordu beni… Evliydim ben… Nikahlı kocam aşağıdaydı. Bense burada yabancı bir erkeğin önünde çırılçıplak kalıyordum. Utanarak, sıkılarak da olsa bir iki kelime mırıldanmaya, sıkıntımı anlatmaya çalıştım,

“Efendim… Kocam…” Elini şöyle bir sallayıverdi havaya, gülümsedi. O tok, buyurgan, içime işleyen sesiyle kısa bir vaaz verdi oracıkta,

“Sakın kocanı aklına bile getirme yavrum… Bugünden sonra sen de katıldığın bu dergahta öğreneceksin ki, kocan da, sen de, diğer herkes de kadın erkek benim talebelerimsiniz. Ben ne dersem o olur. Bu dünyada bana koşulsuz itaat edeceksin ki, diğer dünyada sana şefaat edecek biri olsun. Şimdi… İlk defa geldiğin için bu defalık seni hoş gördük. Dediklerimizi hemen, aynen yapacaksın. Yoksa cehennem seni bekliyor, haberin ola…”

Çaresiz, itiraz etmeden dediğini yaptım. Başım döne döne, edilen dualara, beni gözlerden saklayan karanlığa güvenerek üstümde giysi olarak tek kalan çamaşırlarımı da çıkardım ürpererek… Külodumun ıslaklığını o anda fark ettim. İçimdeki ateşten midir bilmem, kadınlığımdan sular akmış, külodum sırılsıklam olmuştu.

İlk defa kocamdan başka bir erkeğin yanında çırılçıplak kalıyordum. Utanarak, büzülerek divana uzandım emrettiği gibi… Bir elimle göğüslerimi, diğeriyle avret yerimi kapamaya çalışıyordum.

Taht misali koltuğundan kalktı, ağır adımlarla, mırıldanarak yanıma geldi. Ürkerek karanlığın içinde beni göremeyecek olan Efendinin hareketlerini izliyordum. Birden ellerini kaldırıp iki kez çırptı, yankılanan alkış sesiyle başucumda bir lamba yanıverdi.

“Ellerini çek, kollarını iki yana uzat yavrum… Rahmini üflemem lazım, engel olmaması lazım…”

Öyle utanıyordum ki… Koruyuculuğuna güvendiğim karanlık kaybolmuş, lambanın ışığında tamamen gözlerinin önündeydim. Adamın delen bakışları çıplak bedenimde baştan aşağıya dolaşırken tenim ürpererek öylece yatıyordum önünde… Anadan üryan…

Uzun uzun okudu, üfledi, mırıldandı. Tüm bedenimi sıcak nefesiyle üfleyerek dolandı. Her yerim titremeye başladı. Kendime bir türlü hakim olamıyordum. Beynimden her şey silinmiş gibiydi sanki… Sadece içimdeki ateşi duyumsuyordum. Kasıklarımı yakan ateşi…

“Titriyorsun. İfritler telaşa düştü. Çıkmak üzereler… Az kaldı yavrum…” diye beni teskin edercesine mırıldanıyordu arada…

Fakat o davudi sesi titremelerimi arttırmaktan başka bir işe yaramıyordu. Elinin birini karnıma koydu hafifçe… Sıcaklığı deldi geçti sanki… İnleyiverdim.

“Ohhh… Efendim…” Çıplak karnımda elinin, parmaklarının okşarcasına, tüy gibi teması bitirdi beni… Elini sımsıkı tutup kendime iyice bastırmamak, apışarama götürmemek için kendimi zor tutuyordum.

“İçindeki bütün ifritler senden çıkıyor şimdi, elimden akıyor yavrum… Buraların yanıyor değil mi şu anda?” Elini göbeğimden aşağıya indiriyordu Efendi… Tam da istediğim gibi, zevkle kıvrandım,

“Evet efendim…” diyebildim dudaklarımı ısırarak, gözlerim yarı kapalı, içimden yükselen çığlığı bastırmaya çalışarak… “Çok yanıyor hem de…”

İki eli de üstümdeydi şimdi… Biri karnımda iken diğeri kasıklarıma indi yavaş yavaş… Temizleyip pırıl pırıl yaptığım üçgenimin üzerine kapandı parmakları… Büyük bir zevkle kasıldım. Oh, çok güzeldi. Parmaklarının teması ateşimi alıyordu sanki biraz biraz… Parmakları kasıldı, avuçlarının içine aldı fındığımı…

“Şimdi nasıl? İyi geliyor mu? Çıktıklarını hissediyor musun şimdi?” Sıkıp sıkıp bırakıyor, adeta yoğuruyordu. Zevkten bayılacak gibiydim. Kekeliyordum,

“Evet… Çok… İyi geliyor…!”

İçimden çıkan tek şey, Efendimin parmakları okşadıkça akan zevk sularımdı aslında… Ve o parmaklar benim içimden akan su ile ıslanmış vaziyetteydi. Elini kaldırıp yüzüme yaklaştırdı parmaklarını…

Gördüm. Sanki sperm akmış gibi bir sıvı vardı parmaklarını kaplayan… İnanamıyordum. Kocamın altında yatıp, o çocuk olması için üstümde debelenirken içimden böyle sular aktığını bilmezdim oysa…

Kocamın altına yatmak, yapmam gereken bir görevdi o kadar… Oysa bu adam sadece parmaklarını kullanarak beni zevkten zevke sürüklüyor, delirtiyor, kıvrandırıyor, içimden sular çağlamasına sebep oluyordu.

“Görüyor musun ıslaklığı? İçindeki ifritler salıyor bu suyu… Şimdi bu suyu tekrar geldiği yere koymamız lazım… Ancak o zaman rahatlayacaksın yavrum… Benim ellerim ıslak… Sen şimdi şu şalvarın uçkurunu çöz bakalım.”

Cübbesinin yakaları ikiye açılmış, ayağındaki şalvarını bağladığı ibrişim uçkuru gösteriyordu bana… Titreyen ellerimle ipi çözdüm, şalvarın beli gevşedi. Divanın üzerinde diz çöktü, beni de bacaklarımdan tutup kendine çevirdi.

Bacaklarım ikiye ayrılmış, Efendi de arasında duruyordu. Elini tekrar apışıma uzattı, ıslaklığımdan aldı, şalvarının önüne götürdü. Gözlerini benden ayırmıyordu bunları yaparken… Dudakları durmaksızın mırıldanıyordu. İyice yaklaştı sonra… Apışımda onun sıcaklığını, sertliğini hissettim.

Erkeklik organı üçgenime dayanmış vaziyetteydi. İçimde fırtınalar kopuyordu. Hiç bir şey düşünecek halim kalmamış, başım dönüyor, bacaklarım kollarım titriyordu.

Aklımda, beynimde sadece onun kapıma dayanmış erkekliği ve benim kan dolmuş kadınlığım vardı. Onların buluşmasından başka bir şey istemiyor, düşünemiyordum. Hasretle, arzuyla, titreyerek bekledim.

“Biz biliyoruz yavrum… Bize malum oldu. Kocan maalesef çocuk yapamaz, yetersiz… Şimdi… Bunu yaparsak, hem ifritler çıkacak, hem de çocuk sahibi olacaksın. Ama senin rızanla olmalı… Ne dersin kadın? Rızan var mıdır? Yapmamı ister misin?”

Ohh… O anda aklımda ne çocuk meselesi, ne kocam vardı.Dünyayı görecek gözüm yoktu. Sadece ve sadece kapıma dayanan o sıcak sertliğin içime girmesini, yangınımı söndürmesini istiyordum.

“Evet…” diye fısıldayabildim boğukça… Sonra O’ndan bir hareket gelmeyince duymadığını düşünüp yüksek sesle, göz kenarlarımdan yaşlar süzülerek tekrarladım,

“Evet efendim… Rızam vardır. İstiyorum… Çok istiyorum… Yalvarırım…”

Ve bana doğru gelmeye başladı Efendim… Kapımı zorladı, bastırdı, birazı girdi, biraz daha… İçimden akan ifrit sularıyla biraz kayganlaşan erkekliği zor girebiliyordu içime…

Bacaklarımı açabildiğim kadar açtım, girişini kolaylaştırmaya çalıştım. Biçare vajinam kocamın iki parmak genişliğindeki sertliğine alışmıştı. Bu muhteşem büyük organı almakta zorlanıyordu.

“Rahat bırak kendini yavrum… Rahat bırak ki arzumuza nail olalım.”

Elleri kasıklarımda dolanıyordu bunları söylerken… Karnımı okşayarak yukarılara çıktı, göğüslerimi pençeleriyle kavradı. İrice memelerim onun çelik parmaklarının arasında ezilince gözlerim karardı,

“Ahhhh…” diye inledim. “Efendim… Efendim…”

Kuruyan dudaklarımla sürekli inliyor, mırıldanıyordum. Yarısına kadar girdiğinde beynimde şimşekler çaktı.

“Çok dar yavrum… Bizi zorluyor girişin… Uhh… Çok dar…” diye diye bir hamlede yüklendi üstüme…

Bir anda abanınca benim çığlığım Efendimin ıhlamasına karıştı, boynuna sarılıverdim. İçimde sanki kol gibi bir sertlik kasıklarımı delercesine, dibime kadar girmişti. Kocaman başının rahim duvarlarımı zorladığını, yumruk gibi dayandığını hissettim.

Bir an hareketsiz durdu, sonra yavaşça hareket etmeye başladı. O kolum kalınlığındaki erkeklik organı içimi yaka yaka, duvarlarımı esnete esnete gidip geliyordu.

Etimiz birbirine alışmıştı artık… Durmadan akan ifrit sularım onun mübarek aletini kayganlaştırıyor, içime girip çıkışını bir parça kolaylaştırıyordu. Fakat ben yine de altında zorlanıyordum.

“Ohhh… Efendim… Ölüyorum ben…” diyebildim gözlerim zevkten kaymış bir halde… Dayanamaz hale gelmiştim, gerçekten kendimi ölecek gibi hissediyordum.

“Evet yavrum” diye mırıldandı kulak mememde… “Yarım ölüm dedikleri bu… Şu anda sana cenneti gösteriyorum ben… Bana hep itaat edersen, böyle cenneti göreceksin. Oh benim güzel yavrum… Şimdi kocanın veremediğini vereceğim sana… Senin verimli tarlanı sürdüm, hazır hale getirdim. Şimdi senin mümbit topraklarına tohum ekmek üzereyim. Çocuk sahibi olmak üzeresin… Hazır mısın yavrum?”

Hareketleri hızlanmıştı Efendimin… Toprağımı işleyen kazması içime girip çıkıyordu sürekli… Nefesi sıcak sıcak boyunlarımda dolaşıyor, mübarek sakalı gerdanımı, elleri göğüslerimi okşuyordu. Kendimi kaybetmek üzereydim. Sorusuna zorlukla yanıt verebildim,

“Ha… Hazırım efendim… Siz nasıl isterseniz…”

Kollarım efendinin boynuna dolanmıştı. Omuzlarına sıyrılan cübbenin yakasından içeri sokmaya çalıştığım ellerimle kaslı sırtını arada okşuyordum. Üstümde ağırlığını, içimde taş gibi sertliğini hissetmekten mutluydum. Ve o sertliğin içimi, diplerimi okşayarak gidip gelmesi… O korkunç, öldürücü zevk duygusu…

Gözlerim karardı. Dediğim oluyordu galiba… Ölüyordum. Bütün vücudum kasıldı bir anda… Kollarım boynuna kilitlendi, bacaklarım beline… İrice, kocamın bir yıldır yumuşatamadığı memelerim onun geniş göğsünde eziliyordu. Efendim üstümde gidip geldikçe göğsündeki ipek kılları benim memelerimi, parmak gibi kabarmış uçlarını okşuyordu bir yandan…

“Al yavrum…” diye hırladığını duyabildim o baygın halimle… “Bu bizim badelerimiz… Tarlanın tohumları içine akacak şimdi… Ohhh… Al yavrum… Bebeğini al içine… Ohhh… All…”

Ben sara nöbeti gibi kasılmalarla feryatlarla boşalırken efendim de kasıldı bacaklarımın arasında… Haşmetli erkekliğini bir bıçak gibi, mızrak saplar gibi gömdü içime… Sıcak tohumları içimi yakarak tarlama doldu. Bunu hissettiğimde ben kendimden geçtim artık…

Neden sonra kendime gelip gözlerimi açtığımda mübarek insan yine tahtında oturuyor, beni seyrediyordu. Onun giyinikliği karşısında çıplaklığımdan utanarak doğrulmaya çalıştım, elini kaldırıp dur işareti yaptı.

“Bir kaç dakika öyle sırtüstü yat yavrum… Badelerimiz işlerini görsünler, tohumlar toprağına iyice gömülsün, kendi hallerine bırak… Bırak ki, bebeğiniz hasıl olsun.”

Neden sonra kendileri işaret edince çırılçıplak yattığım yerden kalktım. Onun beğeni dolu bakışları altında, çamaşırlarımı yerden topladım, üzerime geçirdim. Giysilerimi sarsak hareketlerle zorlukla giyindim.

El çırpmasıyla yanan lamba sönmüş, salon yine o loş ışığa bürünmüştü. Çağırmasıyla yanına gittim, elini uzattı. Sanırım öpmemi istiyordu. Önünde diz çöktüm, mübarek elini alıp öptüm, başıma götürdüm. Minnetle… Şükranla…

Kalkıp kapıya çıktı, kocama seslenip gelmesini buyurdu. Kocam biraz ürkek, biraz merak dolu bakışlarla girdi salona…

“Haydi koluna gir karının evladım… Artık senin karın da bizim talebemizdir. Bize tabi oldu o da… İfritler karına musallat olmuş, bir kısmını zor çıkardık. Yorgundur, destek ol karına… Evinize gidin, dinlenmesini sağla.”

“Emriniz olur efendim…” dedi kocam…

“Yalnız… Bir kerede olmaz bu iş… Kafi değildir. Çocuğunuz olmasını istiyorsanız yedi gün, yedi akşam bana geleceksiniz. Bu yedi günde karın bana tabi olacak. Söylemem lazım değil herhalde, siz evde ayrı olacaksınız.”

“Emredersiniz efendim… Buyurduğunuz gibi yaparız.”

“Haydi bakalım… Şu zarfı da al, evinin iaşesine kullan. Bize itaatiniz hoşumuza gitti. Bundan sonra bir mertebe daha yükseldiniz, müjde vereyim size…”

Huzurundan çıktık. Arabamıza bindik, eve doğru yola koyulduk. Konuşmuyorduk hiç… Kocama verilen zarf ortamızda, vites kolunun yanında duruyordu. Kolumu kaldıracak halim yoktu ama, açıp baktım, bir hayli yüzlük para…

Dudaklarım titreyerek yola baktım, sonra da kocama… Baş dönmelerim, içimdeki ateş geçmişti artık… Dergahtaki o esrarengiz, mistik, büyülü havanın etkisi biraz kaybolmuştu. Gerçek dünyaya dönmüştüm.

“Ne oldu karıcığım?” diye sordu kocam… Ona baktığımı görmüştü.

“Yukarıda neler olduğundan haberin var mı senin?” dedim.

“Tahmin ediyorum. Hatta biliyorum diyelim. Efendimizin iltifatlarına mazhar oldun sen… Herkese nasip olmaz yavrum. Çok seviniyorum ben, sen de sevin.”

Elimi eteğimin altına götürdüm. Efendisinin içime akıttığı spermleri hala içimden akıyordu küloduma, sıcaklığını hissediyordum. Emniyet kemerini çözüp iyice daldırdım elimi, külodumdaki ıslaklığa… Efendinin bolca, bardak dolusu içime akıttığı sperm kalıntılarını parmağımla aldım. Sonra da çıkarıp kocama o spermleri gösterdim,

“Al sana Efendinin iltifatı… Efendinin koca sikiyle oluk oluk içime akıttığı döller bunlar, Efendinin spermleri… Bundan haberim var mı diyorsun? Nasıl bir kocasın sen? Karını Efendine ikram ediyorsun. Karını yabancı bir erkeğe siktiriyorsun, üstüne bir de para alıyorsun. Pezevenk misin sen?”

Kocam hiç konuşmadan arabayı yol kenarındaki bir boşluğa çekti, durdu. Bana doğru döndü. Gözleri parlıyordu. Aniden, hiç beklemediğim bir anda yanağıma bir tokat patlattı.

“Aptal…!” diye bağırdı bana… Elim attığı tokatın şiddetiyle yanan yanağımda, şaşkın şaşkın ona bakıyordum. “Sakın… Sakın ola bir daha duymayayım o sözleri senden…!”

Hala yanağımda duran ıslak elimi tuttu. Şaşkın bakışlarımın altında dudaklarına götürdü. Islak, spermli parmaklarıma öpücükler kondurdu, hatta uçlarını emdi. Yediğim tokadın acısını unutmuştum, gözlerim fal taşı gibi açılmıştı.

“Efendimizin badeleri bunlar… Bunları bize ihsan ettikçe cennete bir adım daha yaklaşıyoruz biz… Sadece sen yoksun, senin gibi daha niceleri var.”

“Ne? Ne yani? Başka kadınlar da mı var?” Gülümsedi,

“Kadınlar var… Erkekler var… Hatta hatta… Ben de varım. Anlamıyor musun? O bizim için kutsaldır. Onun içimize bıraktıkları bizi cennete götürecek. Ne kadar çok bade alırsak, cennete o kadar yaklaşıyoruz biz..”

Kulaklarıma inanamıyordum. Dinledikçe şaşkınlığım artıyordu. Kocamsa devam ediyordu konuşmasına,

“Evet… Ben de bir kaç kere mutlu oldum sayelerinde… Üst katta gizli odası var. Layık gördüğü talebesiyle o odaya kapanırlar. Ben de bir kaç kere girdim o odaya… Efendimizin muhteşemini emerek içime aldım badelerini… Bir kaç kere de arkama bıraktı.”

“A… Arkana mı? Nasıl?”

“Arkama işte… Senin önünden girdiği gibi bana da arkamdan girdi. Erkeklerin arkasından girer. Kadınlarımızı nasıl isterse, aynı şekilde… Onu emmek anamızın memesinden süt içmek gibidir bizim için… İçimize girmesi de aynı…”

Dönüp kontağı çevirdi, tekrar yola çıkarken,

“Şimdi sesini kes, evde dinlenmene bak. Kendine de iyi bak. Sen ilk geldiğin gün Efendimiz kabul etti seni… Ben altı ay uğraştım o kademeye gelmek için… Şükret, kıymetini bil…”

Eliyle para dolu zarfı işaret etti,

“Bunlar bizim için hiç bir şey… Sadece Efendimiz bizi düşündüğü için veriliyor. Yoksa kimsenin umurunda değil. Zengin talebeleri sürekli getirir bunları… O dergahın yeri, binası bir talebesinin bağışı… Hepimiz elimizden geldiği kadar veririz. Ne kadar bağış yaparsak, o kadar badeleniyoruz. Yoksa senin dediğin kötü anlamda şeyler değil bizim yaptıklarımız… Bu bizim yolumuz… Sen de öğreneceksin, anlayacaksın bizi…”

Evimize geldik. Kocam banyoya gidip biraz sonra geldi. Elimden tutup kaldırdı, beni banyoya götürdü. Ilık su dolu küveti hazırlamış, içine yatırdı beni… Köpüklü sularla bedenimi yıkadı, duruladı, kuruladı. Yine elimden tutup yatak odasına götürdü.

“Haydi biraz uyu, dinlen sevgilim…” dedi alnımı öperken, saçlarımı okşayarak…

“Bundan sonra Efendimizin talebesi olarak yaşayacaksın. Yedi gün yasak dedi, yedi gün bacı kardeş olacağız . Emirleri böyle, hepimiz uymak zorundayız. Yarın için gücünü topla. Efendimizi mutlu etmek zordur, acı verir, biz aciz kullarını yorar. İlk seferinde ben bir hafta oturamadım sancıdan… Haydi biraz uyu…”

O günden sonra emrettiği gibi kocam kendi elleriyle götürdü beni… Yedi gün arka arkaya dergaha, Efendimizin huzuruna gittim. Kocamın bahsettiği gizli odada kabul etti beni… Yedi gün yedi kez mübarek sıvılarını içime bıraktı. Çoğu gün iki, üç defa hatta…

Hatta bazı günler fazladan ağzıma da boşaldı. Kocamın bana hiç yapmadığı bir şeydi bu… Bilmiyordum, cahildim. Muhteşemini nasıl mutlu edeceğimi kendileri gösterdi, öğretti bana…

Dilimi nasıl kullanacağımı, ağzımın içinde nasıl okşayacağımı, badelerinin akması için ağzımın içinde nasıl vantuz gibi emeceğimi, emerken aynı anda parmaklarımla nasıl her yerini okşayacağımı…

Dediklerini aynen uyguladım. Başarıya ulaştığımda Efendimin mübarek sıvılarını yuttum, içime aldım. Bunu yaparken O’nun gözlerindeki memnuniyeti görmek beni de mutlu ediyordu.

Bu arada, buyurduğu gibi bütün bu süreç boyunca kocamla beraber olmaktan men edilmiştim. Efendiden başka bir erkek olmadı hayatımda bir süre… Zaten kocamın dediği gibi, Efendimizi memnun etmek o kadar yorucuydu ki…

Evimize her dönüşümde Efendimizin çalışmalarıyla, mübareğinin darbeleriyle hırpalanan kasıklarım sızlıyordu. Yorgun, sancılı, fakat mutlu bir kadındım.

Takip eden ay adet görmeyince anladım. Misafirimiz geliyordu. Kocam adeta bayram yaptı. Efendimize gittik hemen, karı koca önünde diz çöktük. Daha biz söylemeden,

“Biliyoruz çocuklarım…” dedi. “Vereceğiniz mutlu haber yukarılardan bildirildi bize… Gözünüz aydın, yavrunuz hayırlı olsun.”

Onun hikmeti karşısında soluğumuz kesildi. Kocam atıldı, mübarek ellerini öperek, yüzünü ellerine sürerek, ağlayarak teşekkürler etti Efendimize…

Gerçi şimdi düşünüyorum da, karşıdan mutluluğumuzu görenin, derdimizi bilenin, bizim neye sevindiğimizi bilmemesi imkansızdı. Konunun anlaşılmayacak bir hali yoktu ki…

Dokuz ay sonra oğlumuzu kucağıma aldım. Aynı onu bize verene benziyordu. Siyah saçlar, kara gözler…

“Sanki Efendimizin bir kopyası karıcığım” dedi kocam, mutlulukla bebeği kucağında severken… Doğum sonrası yorgunluğumla güldüm ben de,

“Evet canım… Aynı efendimizin bir sureti… Ne mutlu bize…”

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

porno izle sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan eryaman escort bayan ümraniye escort bayan webmaster forum